Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2223 E. 2025/565 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin haklı feshi↗ haklı güven↗ asgari alım taahhüdü↗ teslimde gecikme↗ alım taahhüdü↗ ariyet↗ haklı fesih↗ müspet zarar↗ kar mahrumiyeti↗ taleple bağlılık ilkesi↗ geç teslim↗ süre hesabı↗ sözleşmenin ihlali↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ taleple bağlılık↗ ihtirazi kayıt↗ tanık beyanı↗ rayiç bedel↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ yazılı delil↗ kâr mahrumiyeti↗ bayilik sözleşmesi↗ münhasırlık↗ cezai şart↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ ihtar↗ taahhütname↗ ihtarname↗ cy/cy kaydı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/726 Esas, 2020/270 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı taahhüt ettiği miktarda ürün almaması ve münhasırlık sözleşmesini ihlal etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli ihtarname ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr mahrumiyeti, bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD cezai şart alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, ariyetlerin davacıya teslim edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde rayiç bedeli olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hem akdi ilişkinin tesis amacına, hem de sözleşmenin hükümlerine aykırı hareket ederek müvekkilinin yağ ihtiyacını karşılayamadığını, siparişleri tedarik edemediğini, onarım sürelerinin uzamasına sebep olduğunu, müvekkilince davacıya gönderilen 31 Mart 2015 tarihli e-mailde 3 gün içinde cevap verilmezse sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiğini, ancak yaşanan sıkıntıların çözümüne dair müvekkilinin taleplerine karşı davalının tutumunu aynen devam ettirdiğinden taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin müvekkili tarafından haklı sebeple feshedildiğini, akdin feshi sonrasında 01.05.2015 tarihi itibariyle bu ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak farklı bir marka ve hizmet sağlayıcısı ile çalışılmaya başlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan taahhütname gereği davalının beş yıl içerisinde davacıdan 50 ton ürün satın almayı taahhüt ettiği, davalının taahhütnamede anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600,00 USD tutarında cezai şart ödeyeceğini taahhüt ettiği, davalının 30.892 kg eksik ürün aldığı, sözleşmenin 11. maddesi gereğince davacının 01.04.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmede belirtilen taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğine dair yazılı delil sunmadığı, davalının sözleşmeyi feshetmeden 31 Mart 2015 tarihinde gönderdiği elektronik postanın haklı feshe neden olmayacağı, davalı tanıklarının beyanlarının davalı iddialarını kanıtlamaya yetmediği, davacının eksik ürün alımı ve geç teslim nedeniyle zarara uğradığı, bu zararlarını ve cezai şart alacağı ile ariyet bedellerini davalıdan talep edebileceği, alınan bilirkişi raporuyla tazminat hesap edilmişse de taleple bağlılık ilkesi gereği karar verildiği, talep edilen cezai şartın fahiş olmadığı, davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, davacı tarafça ürün tesliminin yapılmaması, ihtiyaçların karşılanmaması, bunun devamlılık arz etmesi nedeniyle sözleşmenin önce kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunduğu, davalı tarafça davalıya 31.05.2015 tarihli e-mail gönderildiği, cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiği ileri sürülmüş ise de söz konusu e-maile dosya içerisinde rastlanılmadığı, davalının ürün teslimindeki gecikme iddialarına ilişkin davacıya bir ihtar ya da çekince kaydına dair dosyaya delil sunulmadığı, maile cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği savunmasına göre de bundan sonra sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir beyanın da bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilemeyeceği, davalının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde dayandığı e-mailler ile noter ihtarnamesinin sözleşmenin davacı tarafından feshinden sonrasına ilişkin olduğu, davalı tarafın sözleşmenin devamı sırasında münhasırlık şartına aykırı olarak başka bir dağıtım firması ile anlaşması nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı fesih niteliğinde görüldüğü, davalının sözleşmenin haklı feshine bağlanan sonuçlardan davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshi nedeniyle kâr mahrumiyeti, cezai şart ve ariyet bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davalının asgari alım taahhüdünden kaynaklanan tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı ile davalı bayi arasında düzenlenen 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan taahhütnamede "... Petrolleri A Ş. (kısaca "...") iie akdetmiş Olduğumuz 20. 03. 2012 tarihli ... Petrolleri AŞ Standart Madeni Yağ Bayilik Anlaşması (kısaca Anlaşma") çerçevesinde. birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 10 ton ... markalı sentetik yağlar ile gres kısaca "Ürün" veya "Ürünler" olarak anılacaktır) BP'den almayı kabul ve taahhüt ederiz
Satın alma taahhüdümüzü beş yıllık anlaşma suresinin tamamına ... olmak üzere yerine getiremediğimiz takdirde, anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600-USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ederiz…" hükmü kararlaştırılmıştır.
Bu sözleşmelere göre kâr mahrumiyeti (cezai şart) istenilebilmesi için taahhüdünün ihlâl edildiği dönemden sonra ihtirazi kayıt konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerekir. Davacı, önceki dönemlere ait asgari alım taahhüdüne uymamasına rağmen ihtirazi kayıt koymadan yeni mal teslim ederek davalıda haklı bir güven oluşturmuştur. Diğer yandan davacı bayilik sözleşmesini feshettiğinden artık fesihten sonraki dönem için de müspet zarar şeklinde olan kâr mahrumiyetini de talep edemez. Bu durumda yalnızca son yıl için sözleşmenin fesih tarihine kadar olan döneme ilişkin taahhüde yönelik sözleşme maddesinin ihlalinden dolayı cezai şarta karar verilmesi gerekirken tüm sözleşme süresi hesaba alınarak düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2765 E. 2022/5006 K.
Ortak:ariyet · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı «taahhüt» ettiği miktarda ürün almaması ve «münhasırlık» «sözleşmesini ihlal» etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr «mahrumiyeti», bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD «cezai şart» alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, «ariyetlerin» davacıya «teslim» edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde «rayiç bedeli» olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesinin» haklı olarak feshi nedeniyle kâr «mahrumiyeti», «cezai şart» ve «ariyet» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan «taahhütname» gereği davalının beş yıl içerisinde davacıdan 50 ton ürün satın almayı taahhüt ettiği, davalının taahhütnamede anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600,00 USD tutarında «cezai şart» ödeyeceğini taahhüt ettiği, davalının 30.892 kg eksik ürün aldığı, sözleşmenin 11. maddesi gereğince davacının 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile sözleşmede belirtilen taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğine dair «yazılı delil» sunmadığı, davalının sözleşmeyi feshetmeden 31 Mart 2015 tarihinde gönderdiği elektronik postanın haklı feshe neden olmayacağı, davalı «tanıklarının beyanlarının» davalı iddialarını kanıtlamaya yetmediği, davacının eksik ürün alımı ve «geç teslim» nedeniyle zarara uğradığı, bu zararlarını ve cezai şart alacağı ile «ariyet» bedellerini davalıdan talep edebileceği, alınan bilirkişi raporuyla tazminat hesap edilmişse de «taleple bağlılık ilkesi» gereği karar verildiği, talep edilen cezai şartın fahiş olmadığı, davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hü …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
1-Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «kar mahrumiyeti» alacağının tahsiline ilişkindir.
Davacının «kar mahrumiyetini» yalnızca sözleşmenin feshinden sonraki dönemde makul bir süre için isteyebileceği bozma ilamı ve dosya kapsamı ile anlaşılmış olmakla, fesihten sonraki dönemde mak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3854 E. 2021/4390 K.
Ortak:ariyet · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · ihtarname
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı «taahhüt» ettiği miktarda ürün almaması ve «münhasırlık» «sözleşmesini ihlal» etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr «mahrumiyeti», bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD «cezai şart» alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, «ariyetlerin» davacıya «teslim» edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde «rayiç bedeli» olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesinin» haklı olarak feshi nedeniyle kâr «mahrumiyeti», «cezai şart» ve «ariyet» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan «taahhütname» gereği davalının beş yıl içerisinde davacıdan 50 ton ürün satın almayı taahhüt ettiği, davalının taahhütnamede anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600,00 USD tutarında «cezai şart» ödeyeceğini taahhüt ettiği, davalının 30.892 kg eksik ürün aldığı, sözleşmenin 11. maddesi gereğince davacının 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile sözleşmede belirtilen taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğine dair «yazılı delil» sunmadığı, davalının sözleşmeyi feshetmeden 31 Mart 2015 tarihinde gönderdiği elektronik postanın haklı feshe neden olmayacağı, davalı «tanıklarının beyanlarının» davalı iddialarını kanıtlamaya yetmediği, davacının eksik ürün alımı ve «geç teslim» nedeniyle zarara uğradığı, bu zararlarını ve cezai şart alacağı ile «ariyet» bedellerini davalıdan talep edebileceği, alınan bilirkişi raporuyla tazminat hesap edilmişse de «taleple bağlılık ilkesi» gereği karar verildiği, talep edilen cezai şartın fahiş olmadığı, davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hü …
Benzer bu kararda1- Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinden» ötürü talep edilen «cezai şart», «kar mahrumiyeti», «ariyet» bedeli istemlerinden ibarettir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshetmesinden dolayı davacı tarafın talep edebileceği «kar mahrumiyeti» günlük 1.484,70 TL, 6 aylık toplam «kar kaybının» 267.246.- TL, sözleşmenin sonuna kadar olan süre için toplam kar mahrumiyetinin 564.186,00.TL olarak belirlendiği, davacı tarafın dava dilekçesine konu kar mahrumiyeti talebi 20.000.- TL olduğundan talebinin kabulüne karar verildiği, davacının 100.000.USD «cezai şart» alacağı için şimdilik 10.000 USD karşılığı 12.600.-TL talep ettiği, davacı tarafın talebine konu cezai şart miktarının ödenmesinin davalının mahvına sebep olacak miktarda bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 20.000.-TL kar kaybının ve 10.000.USD’nin TL karşılığı olarak 12.600.-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin «cezai şarta» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, 21.12.2015 tarihli bozma ilamında bilirkişiden bu konuda rapor alınarak karar verilmesi gerektiği ve davalının «ticari defter kayıtları» incelenerek bir rapor alınmaksızın cezai şart konusunda indirime gidilmesinin doğru olmadığı belirtilmişse de bozma ilamında cezai şartla ilgili olarak belirtilen hususların mahkemece yerine getirilmediği görülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temerrüt faizi · kar kaybı · faiz başlangıç tarihi · ticari defter kayıtları · kâr kaybı · temerrüt faizi · ticari defter · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshetmesinden dolayı davacı tarafın talep edebileceği «kar mahrumiyeti» günlük 1.484,70 TL, 6 aylık toplam «kar kaybının» 267.246.- TL, sözleşmenin sonuna kadar olan süre için toplam kar mahrumiyetinin 564.186,00.TL olarak belirlendiği, davacı tarafın dava dilekçesine konu kar mahrumiyeti talebi 20.000.- TL olduğundan talebinin kabulüne karar verildiği, davacının 100.000.USD «cezai şart» alacağı için şimdilik 10.000 USD karşılığı 12.600.-TL talep ettiği, davacı tarafın talebine konu cezai şart miktarının ödenmesinin davalının mahvına sebep olacak miktarda bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 20.000.-TL kar kaybının ve 10.000.USD’nin TL karşılığı olarak 12.600.-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin faize ve «faiz başlangıç tarihine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacının dava dilekçesinde «temerrüt» tarihinden itibaren TBK m.117 uyarınca «ticari temerrüt faizi» talep etmiş olduğu görülmüştür.
Taraf vekillerinin «cezai şarta» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, 21.12.2015 tarihli bozma ilamında bilirkişiden bu konuda rapor alınarak karar verilmesi gerektiği ve davalının «ticari defter kayıtları» incelenerek bir rapor alınmaksızın cezai şart konusunda indirime gidilmesinin doğru olmadığı belirtilmişse de bozma ilamında cezai şartla ilgili olarak belirtilen hususların mahkemece yerine getirilmediği görülmüştür.
Davacı vekilinin gönderdiği 12.02.2008 tarihli tarihli «ihtarnamenin» 14.02.2008 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalıya üç günlük süre verildiği, davalının 17.02.2008 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü gözetilmeksizin temerrüt tarihinden itibaren «avans faizi» yerine dava tarihinden «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/485 E. 2023/3944 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · ariyet · ihtirazi kayıt · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı «taahhüt» ettiği miktarda ürün almaması ve «münhasırlık» «sözleşmesini ihlal» etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr «mahrumiyeti», bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD «cezai şart» alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, «ariyetlerin» davacıya «teslim» edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde «rayiç bedeli» olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesinin» haklı olarak feshi nedeniyle kâr «mahrumiyeti», «cezai şart» ve «ariyet» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Bu sözleşmelere göre kâr «mahrumiyeti» («cezai şart») istenilebilmesi için «taahhüdünün» ihlâl edildiği dönemden sonra «ihtirazi kayıt» konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerekir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde madeni yağ «bayilik sözleşmesi» akdedildiği, 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokol» ile sözleşme süresinin 11 yıl olarak tadil edildiği, sözleşme düzenlenirken davacı şirket tarafından davalı tarafa istasyonda kullanılmak üzere klima gaz dolum cihazı, balans makinası, oto servis lifti, kompresör ve yıkama makinasının davalı şirket yetkilisine «teslim» edildiği, sözleşmenin davacı tarafından 10.07.2007 tarihinde feshedildiği, davacının «ihtarnamede» «fesih» «sebebi» olarak temelde iki sebebe dayandığı, bunlardan bir tanesinin davalının yıllık 15 ton «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranışı, diğeri ise davalı şirketin işyerinde mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitte sözleşmeye aykırı olarak davacının ürünleri dışında başka firmaların ürünlerinin de bulundurulması ve satılması olduğu, fesih sebeplerinden birincisi olan eksik ürün alım taahhüdü yönünden yapılan değerlendirmede davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yıllık 15 ton madeni yağ alımı hususunda «asgari alım taahhüdünün» öngörüldüğü, davalının ilk yıldan itibaren söz konusu yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, davacı tarafça da davalının bu alım taahhüdüne uymaması sonrası davalıya yıllık dönemler itibariyle alım taahhüdüne uyması yada eksik kalan alım taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herhangi bir ihtarname, ihbarname çekmediği, yani davacının davalının bu alım taahhüdüne aykırı davranışına 10 yıl süre ile sessiz kalarak davalıda sözleşmenin bu şekilde devam edeceği noktasında bir güven oluşturduğu, bu itibarla davacının bu sebebe dayalı «sözleşme feshinin» haklı olmadığı, ancak davacının ikinci fesih sebebi olarak öngördüğü davalı bayinin işyerinde davacı şirkete ait yağlar dışında rakip firmaların yağlarını bulundurması noktasında ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.maddesinde bayinin davacı dışındaki başka şirketlere ait malları satmama yükümlülüğünü üstlendiği, yaptırılan tespite göre davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı ve bu kapsamda bayinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu ve bayinin sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, «ariyet» olarak davalıya bir takım malzemeler teslim edildiği, sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 11.7.maddesine göre ariyet olarak teslim edilen malzemelerin davacıya iade edilmesi gerektiği, bu noktada feshin haklı yada haksız olmasının da bir öneminin bulunmadığı, davalı tarafça ariyet olarak teslim alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı gözönüne alındığında ariyet olarak teslim edilen makinaların davalıdan alınarak aynen davacıya teslimine karar vermek gerektiği, «cezai şart» alacağı yönünden ise davalı şirketin davacının markası olan yağlar dışında başka firmalara ait yağları da işyerinde bulundurduğu, bu bağlamda sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının sözleşmenin 10.1.maddesine göre cezai şart talebinde bulunabileceği, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca davalı tarafından yıllık asgari 15 ton alım taahhüdünde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalının alım taahhüdüne aykırı davranıldıktan sonra birer yıllık süreler içerisinde alım taahhüdüne aykırı davranıldığı ve belirtilen dönem için kâr mahrumiyeti yada cezai şart istemlerini saklı tuttuğuna yönelik herhangi bir ihtarname bulunmadığı, davacının geçmiş dönem için kâr «kaybı» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ariyet mal teslimine ilişkin talebin kabulüne, davalıya ariyet olarak verilen makinelerin davalı tar …
… dilekçesinde; taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde 10 yıl süreli "Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme süresinin 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokolle» 11 yıl olarak tadil edildiğini, davalı şirketin sözleşme gereği yıllık 15 ton asgari alış «taahhüdünü» yerine getirmediğini, davaya konu işyerinde davacı şirket markası dışında başkaca madeni yağların satış ve teşhirini gerçekleştirmek suretiyle bayilik anlaşmasındaki taahhütlerini ve şartları ihlal ettiğinin Mahkeme dosyasından yapılan tespitle belirlendiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin 10.07.2007 tarihli «ihtarnamesi» ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla «cezai şart» alacağından şimdilik 5.000,00 USD' nin, kâr «mahrumiyeti» alacağı için şimdilik 5.000,00 USD' nin «ihtar» tarihi olan 10.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, davalıya «ariyet» olarak bırakılan demirbaşların davacı şirkete iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde ariyet demirbaşların bedelinden şimdilik 5.000 USD' nin davalıdan tahsili …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton «alım taahhüdüne» uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olan kâr «mahrumiyeti» tazminatını talep edemeyeceği, «son» iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ifaya ekli cezai şart · ürün alım taahhütnamesi · ifaya ekli ceza · icazet · sözleşmenin feshi · ihtiyati tedbir · tüzel kişilik · kâr kaybı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde madeni yağ «bayilik sözleşmesi» akdedildiği, 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokol» ile sözleşme süresinin 11 yıl olarak tadil edildiği, sözleşme düzenlenirken davacı şirket tarafından davalı tarafa istasyonda kullanılmak üzere klima gaz dolum cihazı, balans makinası, oto servis lifti, kompresör ve yıkama makinasının davalı şirket yetkilisine «teslim» edildiği, sözleşmenin davacı tarafından 10.07.2007 tarihinde feshedildiği, davacının «ihtarnamede» «fesih» «sebebi» olarak temelde iki sebebe dayandığı, bunlardan bir tanesinin davalının yıllık 15 ton «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranışı, diğeri ise davalı şirketin işyerinde mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitte sözleşmeye aykırı olarak davacının ürünleri dışında başka firmaların ürünlerinin de bulundurulması ve satılması olduğu, fesih sebeplerinden birincisi olan eksik ürün alım taahhüdü yönünden yapılan değerlendirmede davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yıllık 15 ton madeni yağ alımı hususunda «asgari alım taahhüdünün» öngörüldüğü, davalının ilk yıldan itibaren söz konusu yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, davacı tarafça da davalının bu alım taahhüdüne uymaması sonrası davalıya yıllık dönemler itibariyle alım taahhüdüne uyması yada eksik kalan alım taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herhangi bir ihtarname, ihbarname çekmediği, yani davacının davalının bu alım taahhüdüne aykırı davranışına 10 yıl süre ile sessiz kalarak davalıda sözleşmenin bu şekilde devam edeceği noktasında bir güven oluşturduğu, bu itibarla davacının bu sebebe dayalı «sözleşme feshinin» haklı olmadığı, ancak davacının ikinci fesih sebebi olarak öngördüğü davalı bayinin işyerinde davacı şirkete ait yağlar dışında rakip firmaların yağlarını bulundurması noktasında ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.maddesinde bayinin davacı dışındaki başka şirketlere ait malları satmama yükümlülüğünü üstlendiği, yaptırılan tespite göre davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı ve bu kapsamda bayinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu ve bayinin sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, «ariyet» olarak davalıya bir takım malzemeler teslim edildiği, sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 11.7.maddesine göre ariyet olarak teslim edilen malzemelerin davacıya iade edilmesi gerektiği, bu noktada feshin haklı yada haksız olmasının da bir öneminin bulunmadığı, davalı tarafça ariyet olarak teslim alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı gözönüne alındığında ariyet olarak teslim edilen makinaların davalıdan alınarak aynen davacıya teslimine karar vermek gerektiği, «cezai şart» alacağı yönünden ise davalı şirketin davacının markası olan yağlar dışında başka firmalara ait yağları da işyerinde bulundurduğu, bu bağlamda sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının sözleşmenin 10.1.maddesine göre cezai şart talebinde bulunabileceği, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca davalı tarafından yıllık asgari 15 ton alım taahhüdünde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalının alım taahhüdüne aykırı davranıldıktan sonra birer yıllık süreler içerisinde alım taahhüdüne aykırı davranıldığı ve belirtilen dönem için kâr mahrumiyeti yada cezai şart istemlerini saklı tuttuğuna yönelik herhangi bir ihtarname bulunmadığı, davacının geçmiş dönem için kâr «kaybı» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ariyet mal teslimine ilişkin talebin kabulüne, davalıya ariyet olarak verilen makinelerin davalı tar …
… unlu kalmadıkça kullanmadığını, tespit edilen farklı marka yağların çok cüzi bir kısmının müvekkili tarafından kullanıldığını, asıl tüketicisinin tamamen farklı bir «tüzel kişilik» olduğunu, anılan şirketin başka firmalara verdiği hizmetler nedeniyle bu yağları kullandığını, Rekabet Kurulu kararları uyarınca davacı şirket tarafından sözleşme tadiline ilişkin hiçbir teklifte bulunulmadığını, buna rağmen davacı yanca sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmediğini, ekipmanlar üzerinde «ihtiyati tedbir» kararı ve bu ekipmanların «teslimine» ilişkin anlaşma bulunduğunu, anlaşma uyarınca ekipmanların mahallinde davacı tarafından teslim alınacağını, davacının kötü niyetli olarak bu durumu mahkemeden sakl …
Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince uzun müddet az alım yapılmasına rağmen sözleşmenin sürdürülmesinin sözleşmeye aykırı davranışa «icazet» gösterildiği anlamına gelmediğini, bayilik ilişkisinin sürdürülmesinin ihlalden kaynaklanan hakların talebinden vazgeçildiği anlamını taşımayacağının kabul edildiğini, bu kapsamda eksik alınan miktar üzerinden kâr «kaybı» talebinde bulunulamayacağı gerekçesinin hukuki ve maddi dayanağının bulunmadığını, bir an için müvekkilinin «ihtirazı kayıt» ileri sürmeden ürün ikmali halinde geçmişe dönük kâr kaybı talep edilemeyeceği kabul edilse dahi bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalının en «son» 2005 yılında ürün aldığını, 2006 ve devamı yıllarda ürün almadığını bu nedenle 2005-2006 ve 2007 yıllarındaki eksik alımdan kaynaklı kâr kaybını talep etme hakkını …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton «alım taahhüdüne» uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olan kâr «mahrumiyeti» tazminatını talep edemeyeceği, «son» iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/1378 E. 2025/2996 K.
Ortak:alım taahhüdü · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · münhasırlık · cezai şart · fesih · ihtar · taahhütname
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı «taahhüt» ettiği miktarda ürün almaması ve «münhasırlık» «sözleşmesini ihlal» etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr «mahrumiyeti», bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD «cezai şart» alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, «ariyetlerin» davacıya «teslim» edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde «rayiç bedeli» olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, davacı tarafça ürün «tesliminin» yapılmaması, ihtiyaçların karşılanmaması, bunun devamlılık arz etmesi nedeniyle sözleşmenin önce kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunduğu, davalı tarafça davalıya 31.05.2015 tarihli e-mail gönderildiği, cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiği ileri sürülmüş ise de söz konusu e-maile dosya içerisinde rastlanılmadığı, davalının ürün «teslimindeki gecikme» iddialarına ilişkin davacıya bir «ihtar» ya da çekince «kaydına» dair dosyaya delil sunulmadığı, maile cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği savunmasına göre de bundan sonra sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir beyanın da bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilemeyeceği, davalının «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesi ekinde dayandığı e-mailler ile noter «ihtarnamesinin» sözleşmenin davacı tarafından feshinden sonrasına ilişkin olduğu, davalı tarafın sözleşmenin devamı sırasında «münhasırlık» şartına aykırı olarak başka bir «dağıtım» firması ile anlaşması nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesinin «haklı fesih» niteliğinde görüldüğü, davalının «sözleşmenin haklı feshine» bağlanan sonuçlardan davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz e …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesinin» haklı olarak feshi nedeniyle kâr «mahrumiyeti», «cezai şart» ve «ariyet» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ürün alım taahhütnamesinde» davalının, birinci yıldan başlamak üzere yıllık asgari 3.199 ton beyaz ürünü «münhasıran» davacıdan alacağı, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14,00 USD karşılığı Türk Lirası tutarında kâr «mahrumiyeti» ödeyeceğinin kabul edildiği, yine aynı tarihli «protokolün» 12. maddesinde davacının sözleşmenin hangi hallerde feshi halinde «cezai şart» talep edebileceğinin düzenlendiği, davacının 20.03.2017 tarihli «ihtarname» ile sözleşmeyi feshettiği, ihtarnamede «fesih» gerekçesinin belirtilmediği, bu gibi hallerde sözleşme yürürlükte iken yıllık periyotlar sonunda bir talepte bulunulmadan ürün satılmasına devam edilmesi halinde yalnızca «son» yıla ilişkin talepte bulunulabileceğinin, geçmiş bütün dönem yönünden talepte bulunulmasının iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil edeceğinin kabul edildiği, davacının, davalıya 15.05.2013 tarihinden 15.05.2016 tarihine kadar geçen üç yıllık periyotta herhangi bir «ihtarda» ve talepte bulunmaksızın sözleşmeye devam ettiği, bu nedenle bu yıllara ilişkin olarak «kar kaybı» talep edemeyeceği, «fesih protokolünde» de davalının tüm dönem için kar kaybı ödeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığı, davacının ancak 15.05.2016 ila 20.03.2017 tarihleri arasında 37.321,00 USD kâr mahrumiyeti talep edebileceği, ancak taleple bağlı kalınacağı, «sözleşmenin feshinin» ... tarafından davalının lisansının iptal edilmesi «sebebine» dayandığı ve buna göre protokolün 12. maddesindeki cezai şart talep etme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 1.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek f …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmedeki «cezai şartın» ifaya bağlı bir koşul olduğu, sözleşmenin feshinden önceki üç yıl boyunca davalı tarafından eksik mal alımı yapıldığı, ancak buna rağmen davacının çekince koymaksızın mal tedarikine devam ettiği ve cezai şart talep etmediği, bu suretle önceki yıllara ilişkin cezai şartın istenmeyeceği yönünde davalı nazarında haklı bir kanaat oluşturduğu, davacının sözleşmeyi işbu nedenle feshetmediği gibi herhangi bir «fesih» nedeni de belirtmediği, dava dilekçesinde davalının lisans iptalinin fesih «sebebi» olarak sürüldüğü, ancak bu sebebin de cezai şart sebebi olarak sözleşmede düzenlenmediği, fesih tarihi itibariyle «son» sözleşme yılının da sona ermediği, dolayısıyla bu yıl için de «taahhüdün» gerçekleşmediği iddiasında bulunulamayacağı, davalının akaryakıt bayilik lisansı ... tarafından iptal edilmiş olduğundan fesih yılı itibarıyla taahhüdüne uygun davranması yani taahhüt ettiği miktarda akaryakıt alması mümkün değil ise de, davacı tutum ve davranışı ile taahhüde aykırılık nedeniyle ceza koşulunu talep etmeyeceği yönünde davalıda haklı bir güven oluşturduğundan, fesih yılı için «ceza koşulu» talep etmesinin «dürüstlük kuralı» ile «çelişkili davranma yasağına» aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklı «cezai şart» alacağı ile «ürün alım taahhütnamesine» aykırılık nedeniyle kâr «kaybı» cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fesih protokolü · ürün alım taahhütnamesi · ceza koşulu · akaryakıt bayilik sözleşmesi · çelişkili davranış yasağı · kar kaybı · sözleşmenin feshi · oy yasağı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ürün alım taahhütnamesinde» davalının, birinci yıldan başlamak üzere yıllık asgari 3.199 ton beyaz ürünü «münhasıran» davacıdan alacağı, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14,00 USD karşılığı Türk Lirası tutarında kâr «mahrumiyeti» ödeyeceğinin kabul edildiği, yine aynı tarihli «protokolün» 12. maddesinde davacının sözleşmenin hangi hallerde feshi halinde «cezai şart» talep edebileceğinin düzenlendiği, davacının 20.03.2017 tarihli «ihtarname» ile sözleşmeyi feshettiği, ihtarnamede «fesih» gerekçesinin belirtilmediği, bu gibi hallerde sözleşme yürürlükte iken yıllık periyotlar sonunda bir talepte bulunulmadan ürün satılmasına devam edilmesi halinde yalnızca «son» yıla ilişkin talepte bulunulabileceğinin, geçmiş bütün dönem yönünden talepte bulunulmasının iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil edeceğinin kabul edildiği, davacının, davalıya 15.05.2013 tarihinden 15.05.2016 tarihine kadar geçen üç yıllık periyotta herhangi bir «ihtarda» ve talepte bulunmaksızın sözleşmeye devam ettiği, bu nedenle bu yıllara ilişkin olarak «kar kaybı» talep edemeyeceği, «fesih protokolünde» de davalının tüm dönem için kar kaybı ödeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığı, davacının ancak 15.05.2016 ila 20.03.2017 tarihleri arasında 37.321,00 USD kâr mahrumiyeti talep edebileceği, ancak taleple bağlı kalınacağı, «sözleşmenin feshinin» ... tarafından davalının lisansının iptal edilmesi «sebebine» dayandığı ve buna göre protokolün 12. maddesindeki cezai şart talep etme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 1.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek f …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmedeki «cezai şartın» ifaya bağlı bir koşul olduğu, sözleşmenin feshinden önceki üç yıl boyunca davalı tarafından eksik mal alımı yapıldığı, ancak buna rağmen davacının çekince koymaksızın mal tedarikine devam ettiği ve cezai şart talep etmediği, bu suretle önceki yıllara ilişkin cezai şartın istenmeyeceği yönünde davalı nazarında haklı bir kanaat oluşturduğu, davacının sözleşmeyi işbu nedenle feshetmediği gibi herhangi bir «fesih» nedeni de belirtmediği, dava dilekçesinde davalının lisans iptalinin fesih «sebebi» olarak sürüldüğü, ancak bu sebebin de cezai şart sebebi olarak sözleşmede düzenlenmediği, fesih tarihi itibariyle «son» sözleşme yılının da sona ermediği, dolayısıyla bu yıl için de «taahhüdün» gerçekleşmediği iddiasında bulunulamayacağı, davalının akaryakıt bayilik lisansı ... tarafından iptal edilmiş olduğundan fesih yılı itibarıyla taahhüdüne uygun davranması yani taahhüt ettiği miktarda akaryakıt alması mümkün değil ise de, davacı tutum ve davranışı ile taahhüde aykırılık nedeniyle ceza koşulunu talep etmeyeceği yönünde davalıda haklı bir güven oluşturduğundan, fesih yılı için «ceza koşulu» talep etmesinin «dürüstlük kuralı» ile «çelişkili davranma yasağına» aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklı «cezai şart» alacağı ile «ürün alım taahhütnamesine» aykırılık nedeniyle kâr «kaybı» cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacının diğer taleplerine dayanak olan «ürün alım taahhüdü» başlıklı belgenin incelemesine gelince, işbu belgede «cezai şart» ve kâr «mahrumiyetinin» bayii yükümlülüğü olarak düzenlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince cezai şart kısmına ilişkin verilen hükmün yerinde olduğu ancak; taahhütnamede belirtilen (g) maddesine göre de kâr mahrumiyetinin sözleşme süresi sonunda toplam olarak talep edilebileceği kabul edilmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E. 2021/2265 K.
Ortak:ariyet · bayilik sözleşmesi · teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı «taahhüt» ettiği miktarda ürün almaması ve «münhasırlık» «sözleşmesini ihlal» etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr «mahrumiyeti», bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD «cezai şart» alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, «ariyetlerin» davacıya «teslim» edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde «rayiç bedeli» olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan «taahhütname» gereği davalının beş yıl içerisinde davacıdan 50 ton ürün satın almayı taahhüt ettiği, davalının taahhütnamede anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600,00 USD tutarında «cezai şart» ödeyeceğini taahhüt ettiği, davalının 30.892 kg eksik ürün aldığı, sözleşmenin 11. maddesi gereğince davacının 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile sözleşmede belirtilen taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğine dair «yazılı delil» sunmadığı, davalının sözleşmeyi feshetmeden 31 Mart 2015 tarihinde gönderdiği elektronik postanın haklı feshe neden olmayacağı, davalı «tanıklarının beyanlarının» davalı iddialarını kanıtlamaya yetmediği, davacının eksik ürün alımı ve «geç teslim» nedeniyle zarara uğradığı, bu zararlarını ve cezai şart alacağı ile «ariyet» bedellerini davalıdan talep edebileceği, alınan bilirkişi raporuyla tazminat hesap edilmişse de «taleple bağlılık ilkesi» gereği karar verildiği, talep edilen cezai şartın fahiş olmadığı, davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hü …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesinin» haklı olarak feshi nedeniyle kâr «mahrumiyeti», «cezai şart» ve «ariyet» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
2-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Bayilik Sözleşme ekine bağlı “Ariyet Sözleşmesi”nin 2. maddesi gereğince bayinin malları «teslim» aldığını gösteren listenin bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda bayiye «teslim» edilen Ariyet malzemelerinin mahiyetinin ne olduğu anlaşılamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ticari defter incelemesi · husumet itirazı · ikrar · tüzel kişilik · ticari defter · avans faizi · ibraz
Benzer bu karardaBelediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca davacının «ticari defterleri incelenmiş» olup davalının kayıtlarının da incelenmesi gerekir.
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı kapsamında Kayapa Belediyesi’nin «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ve ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2223 E. , 2025/565 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1964 Esas, 2023/1459 Karar
KARAR Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/726 Esas, 2020/270 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı taahhüt ettiği miktarda ürün almaması ve münhasırlık sözleşmesini ihlal etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli ihtarname ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr mahrumiyeti, bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD cezai şart alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, ariyetlerin davacıya teslim edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde rayiç bedeli olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hem akdi ilişkinin tesis amacına, hem de sözleşmenin hükümlerine aykırı hareket ederek müvekkilinin yağ ihtiyacını karşılayamadığını, siparişleri tedarik edemediğini, onarım sürelerinin uzamasına sebep olduğunu, müvekkilince davacıya gönderilen 31 Mart 2015 tarihli e-mailde 3 gün içinde cevap verilmezse sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiğini, ancak yaşanan sıkıntıların çözümüne dair müvekkilinin taleplerine karşı davalının tutumunu aynen devam ettirdiğinden taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin müvekkili tarafından haklı sebeple feshedildiğini, akdin feshi sonrasında 01.05.2015 tarihi itibariyle bu ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak farklı bir marka ve hizmet sağlayıcısı ile çalışılmaya başlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan taahhütname gereği davalının beş yıl içerisinde davacıdan 50 ton ürün satın almayı taahhüt ettiği, davalının taahhütnamede anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600,00 USD tutarında cezai şart ödeyeceğini taahhüt ettiği, davalının 30.892 kg eksik ürün aldığı, sözleşmenin 11. maddesi gereğince davacının 01.04.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmede belirtilen taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğine dair yazılı delil sunmadığı, davalının sözleşmeyi feshetmeden 31 Mart 2015 tarihinde gönderdiği elektronik postanın haklı feshe neden olmayacağı, davalı tanıklarının beyanlarının davalı iddialarını kanıtlamaya yetmediği, davacının eksik ürün alımı ve geç teslim nedeniyle zarara uğradığı, bu zararlarını ve cezai şart alacağı ile ariyet bedellerini davalıdan talep edebileceği, alınan bilirkişi raporuyla tazminat hesap edilmişse de taleple bağlılık ilkesi gereği karar verildiği, talep edilen cezai şartın fahiş olmadığı, davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, davacı tarafça ürün tesliminin yapılmaması, ihtiyaçların karşılanmaması, bunun devamlılık arz etmesi nedeniyle sözleşmenin önce kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunduğu, davalı tarafça davalıya 31.05.2015 tarihli e-mail gönderildiği, cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiği ileri sürülmüş ise de söz konusu e-maile dosya içerisinde rastlanılmadığı, davalının ürün teslimindeki gecikme iddialarına ilişkin davacıya bir ihtar ya da çekince kaydına dair dosyaya delil sunulmadığı, maile cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği savunmasına göre de bundan sonra sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir beyanın da bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilemeyeceği, davalının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde dayandığı e-mailler ile noter ihtarnamesinin sözleşmenin davacı tarafından feshinden sonrasına ilişkin olduğu, davalı tarafın sözleşmenin devamı sırasında münhasırlık şartına aykırı olarak başka bir dağıtım firması ile anlaşması nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı fesih niteliğinde görüldüğü, davalının sözleşmenin haklı feshine bağlanan sonuçlardan davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshi nedeniyle kâr mahrumiyeti, cezai şart ve ariyet bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davalının asgari alım taahhüdünden kaynaklanan tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı ile davalı bayi arasında düzenlenen 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan taahhütnamede "... Petrolleri A Ş. (kısaca "...") iie akdetmiş Olduğumuz 20.
03. 2012 tarihli ... Petrolleri AŞ Standart Madeni Yağ Bayilik Anlaşması (kısaca Anlaşma") çerçevesinde. birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 10 ton ... markalı sentetik yağlar ile gres kısaca "Ürün" veya "Ürünler" olarak anılacaktır) BP'den almayı kabul ve taahhüt ederiz
Satın alma taahhüdümüzü beş yıllık anlaşma suresinin tamamına ... olmak üzere yerine getiremediğimiz takdirde, anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600-USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ederiz…" hükmü kararlaştırılmıştır.
Bu sözleşmelere göre kâr mahrumiyeti (cezai şart) istenilebilmesi için taahhüdünün ihlâl edildiği dönemden sonra ihtirazi kayıt konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerekir. Davacı, önceki dönemlere ait asgari alım taahhüdüne uymamasına rağmen ihtirazi kayıt koymadan yeni mal teslim ederek davalıda haklı bir güven oluşturmuştur. Diğer yandan davacı bayilik sözleşmesini feshettiğinden artık fesihten sonraki dönem için de müspet zarar şeklinde olan kâr mahrumiyetini de talep edemez. Bu durumda yalnızca son yıl için sözleşmenin fesih tarihine kadar olan döneme ilişkin taahhüde yönelik sözleşme maddesinin ihlalinden dolayı cezai şarta karar verilmesi gerekirken tüm sözleşme süresi hesaba alınarak düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir
VI. SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130657600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz