Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/485 E. 2023/3944 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifaya ekli cezai şart↗ ürün alım taahhütnamesi↗ asgari alım taahhüdü↗ ifaya ekli ceza↗ alım taahhüdü↗ ariyet↗ rekabet kurulu kararı↗ ihtirazi kayıt↗ icazet↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ ihtiyati tedbir↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ kâr kaybı↗ protokol↗ ihtar↗ esastan ret↗ taahhütname↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/328 E., 2018/1196 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde 10 yıl süreli "Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme süresinin 19.07.2002 tarihinde imzalanan protokolle 11 yıl olarak tadil edildiğini, davalı şirketin sözleşme gereği yıllık 15 ton asgari alış taahhüdünü yerine getirmediğini, davaya konu işyerinde davacı şirket markası dışında başkaca madeni yağların satış ve teşhirini gerçekleştirmek suretiyle bayilik anlaşmasındaki taahhütlerini ve şartları ihlal ettiğinin Mahkeme dosyasından yapılan tespitle belirlendiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin 10.07.2007 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla cezai şart alacağından şimdilik 5.000,00 USD' nin, kâr mahrumiyeti alacağı için şimdilik 5.000,00 USD' nin ihtar tarihi olan 10.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, davalıya ariyet olarak bırakılan demirbaşların davacı şirkete iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde ariyet demirbaşların bedelinden şimdilik 5.000 USD' nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının markasından başka markaların madeni yağlarını zorunlu kalmadıkça kullanmadığını, tespit edilen farklı marka yağların çok cüzi bir kısmının müvekkili tarafından kullanıldığını, asıl tüketicisinin tamamen farklı bir tüzel kişilik olduğunu, anılan şirketin başka firmalara verdiği hizmetler nedeniyle bu yağları kullandığını, Rekabet Kurulu kararları uyarınca davacı şirket tarafından sözleşme tadiline ilişkin hiçbir teklifte bulunulmadığını, buna rağmen davacı yanca sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmediğini, ekipmanlar üzerinde ihtiyati tedbir kararı ve bu ekipmanların teslimine ilişkin anlaşma bulunduğunu, anlaşma uyarınca ekipmanların mahallinde davacı tarafından teslim alınacağını, davacının kötü niyetli olarak bu durumu mahkemeden sakladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde madeni yağ bayilik sözleşmesi akdedildiği, 19.07.2002 tarihinde imzalanan protokol ile sözleşme süresinin 11 yıl olarak tadil edildiği, sözleşme düzenlenirken davacı şirket tarafından davalı tarafa istasyonda kullanılmak üzere klima gaz dolum cihazı, balans makinası, oto servis lifti, kompresör ve yıkama makinasının davalı şirket yetkilisine teslim edildiği, sözleşmenin davacı tarafından 10.07.2007 tarihinde feshedildiği, davacının ihtarnamede fesih sebebi olarak temelde iki sebebe dayandığı, bunlardan bir tanesinin davalının yıllık 15 ton ürün alımı taahhüdüne aykırı davranışı, diğeri ise davalı şirketin işyerinde mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitte sözleşmeye aykırı olarak davacının ürünleri dışında başka firmaların ürünlerinin de bulundurulması ve satılması olduğu, fesih sebeplerinden birincisi olan eksik ürün alım taahhüdü yönünden yapılan değerlendirmede davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yıllık 15 ton madeni yağ alımı hususunda asgari alım taahhüdünün öngörüldüğü, davalının ilk yıldan itibaren söz konusu yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, davacı tarafça da davalının bu alım taahhüdüne uymaması sonrası davalıya yıllık dönemler itibariyle alım taahhüdüne uyması yada eksik kalan alım taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herhangi bir ihtarname, ihbarname çekmediği, yani davacının davalının bu alım taahhüdüne aykırı davranışına 10 yıl süre ile sessiz kalarak davalıda sözleşmenin bu şekilde devam edeceği noktasında bir güven oluşturduğu, bu itibarla davacının bu sebebe dayalı sözleşme feshinin haklı olmadığı, ancak davacının ikinci fesih sebebi olarak öngördüğü davalı bayinin işyerinde davacı şirkete ait yağlar dışında rakip firmaların yağlarını bulundurması noktasında ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.maddesinde bayinin davacı dışındaki başka şirketlere ait malları satmama yükümlülüğünü üstlendiği, yaptırılan tespite göre davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı ve bu kapsamda bayinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu ve bayinin sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, ariyet olarak davalıya bir takım malzemeler teslim edildiği, sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 11.7.maddesine göre ariyet olarak teslim edilen malzemelerin davacıya iade edilmesi gerektiği, bu noktada feshin haklı yada haksız olmasının da bir öneminin bulunmadığı, davalı tarafça ariyet olarak teslim alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı gözönüne alındığında ariyet olarak teslim edilen makinaların davalıdan alınarak aynen davacıya teslimine karar vermek gerektiği, cezai şart alacağı yönünden ise davalı şirketin davacının markası olan yağlar dışında başka firmalara ait yağları da işyerinde bulundurduğu, bu bağlamda sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının sözleşmenin 10.1.maddesine göre cezai şart talebinde bulunabileceği, kâr mahrumiyeti talebi yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca davalı tarafından yıllık asgari 15 ton alım taahhüdünde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalının alım taahhüdüne aykırı davranıldıktan sonra birer yıllık süreler içerisinde alım taahhüdüne aykırı davranıldığı ve belirtilen dönem için kâr mahrumiyeti yada cezai şart istemlerini saklı tuttuğuna yönelik herhangi bir ihtarname bulunmadığı, davacının geçmiş dönem için kâr kaybı talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ariyet mal teslimine ilişkin talebin kabulüne, davalıya ariyet olarak verilen makinelerin davalı taraftan alınarak davacıya aynen iadesine, 5.000,00 USD cezai şartın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, kâr mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kâr mahrumiyetine ilişkin talebin reddine dair kararın istinaf edildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince uzun müddet az alım yapılmasına rağmen sözleşmenin sürdürülmesinin sözleşmeye aykırı davranışa icazet gösterildiği anlamına gelmediğini, bayilik ilişkisinin sürdürülmesinin ihlalden kaynaklanan hakların talebinden vazgeçildiği anlamını taşımayacağının kabul edildiğini, bu kapsamda eksik alınan miktar üzerinden kâr kaybı talebinde bulunulamayacağı gerekçesinin hukuki ve maddi dayanağının bulunmadığını, bir an için müvekkilinin ihtirazı kayıt ileri sürmeden ürün ikmali halinde geçmişe dönük kâr kaybı talep edilemeyeceği kabul edilse dahi bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalının en son 2005 yılında ürün aldığını, 2006 ve devamı yıllarda ürün almadığını bu nedenle 2005-2006 ve 2007 yıllarındaki eksik alımdan kaynaklı kâr kaybını talep etme hakkının bulunduğunu belirterek mahkeme kararının kâr kaybına dayalı tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılarak, davanın bu kalem yönünden de kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının ifaya ekli cezai şart niteliğinde olan kâr mahrumiyeti tazminatını talep edemeyeceği, son iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir ihtarda bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle kâr mahrumiyeti ile cezai şart istemiyle, davacı tarafından davalıya ariyet verilen ekipmanların iadesi, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2765 E. 2022/5006 K.
Ortak:ariyet · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde madeni yağ «bayilik sözleşmesi» akdedildiği, 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokol» ile sözleşme süresinin 11 yıl olarak tadil edildiği, sözleşme düzenlenirken davacı şirket tarafından davalı tarafa istasyonda kullanılmak üzere klima gaz dolum cihazı, balans makinası, oto servis lifti, kompresör ve yıkama makinasının davalı şirket yetkilisine «teslim» edildiği, sözleşmenin davacı tarafından 10.07.2007 tarihinde feshedildiği, davacının «ihtarnamede» «fesih» «sebebi» olarak temelde iki sebebe dayandığı, bunlardan bir tanesinin davalının yıllık 15 ton «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranışı, diğeri ise davalı şirketin işyerinde mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitte sözleşmeye aykırı olarak davacının ürünleri dışında başka firmaların ürünlerinin de bulundurulması ve satılması olduğu, fesih sebeplerinden birincisi olan eksik ürün alım taahhüdü yönünden yapılan değerlendirmede davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yıllık 15 ton madeni yağ alımı hususunda «asgari alım taahhüdünün» öngörüldüğü, davalının ilk yıldan itibaren söz konusu yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, davacı tarafça da davalının bu alım taahhüdüne uymaması sonrası davalıya yıllık dönemler itibariyle alım taahhüdüne uyması yada eksik kalan alım taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herhangi bir ihtarname, ihbarname çekmediği, yani davacının davalının bu alım taahhüdüne aykırı davranışına 10 yıl süre ile sessiz kalarak davalıda sözleşmenin bu şekilde devam edeceği noktasında bir güven oluşturduğu, bu itibarla davacının bu sebebe dayalı «sözleşme feshinin» haklı olmadığı, ancak davacının ikinci fesih sebebi olarak öngördüğü davalı bayinin işyerinde davacı şirkete ait yağlar dışında rakip firmaların yağlarını bulundurması noktasında ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.maddesinde bayinin davacı dışındaki başka şirketlere ait malları satmama yükümlülüğünü üstlendiği, yaptırılan tespite göre davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı ve bu kapsamda bayinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu ve bayinin sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, «ariyet» olarak davalıya bir takım malzemeler teslim edildiği, sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 11.7.maddesine göre ariyet olarak teslim edilen malzemelerin davacıya iade edilmesi gerektiği, bu noktada feshin haklı yada haksız olmasının da bir öneminin bulunmadığı, davalı tarafça ariyet olarak teslim alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı gözönüne alındığında ariyet olarak teslim edilen makinaların davalıdan alınarak aynen davacıya teslimine karar vermek gerektiği, «cezai şart» alacağı yönünden ise davalı şirketin davacının markası olan yağlar dışında başka firmalara ait yağları da işyerinde bulundurduğu, bu bağlamda sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının sözleşmenin 10.1.maddesine göre cezai şart talebinde bulunabileceği, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca davalı tarafından yıllık asgari 15 ton alım taahhüdünde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalının alım taahhüdüne aykırı davranıldıktan sonra birer yıllık süreler içerisinde alım taahhüdüne aykırı davranıldığı ve belirtilen dönem için kâr mahrumiyeti yada cezai şart istemlerini saklı tuttuğuna yönelik herhangi bir ihtarname bulunmadığı, davacının geçmiş dönem için kâr «kaybı» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ariyet mal teslimine ilişkin talebin kabulüne, davalıya ariyet olarak verilen makinelerin davalı tar …
… dilekçesinde; taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde 10 yıl süreli "Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme süresinin 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokolle» 11 yıl olarak tadil edildiğini, davalı şirketin sözleşme gereği yıllık 15 ton asgari alış «taahhüdünü» yerine getirmediğini, davaya konu işyerinde davacı şirket markası dışında başkaca madeni yağların satış ve teşhirini gerçekleştirmek suretiyle bayilik anlaşmasındaki taahhütlerini ve şartları ihlal ettiğinin Mahkeme dosyasından yapılan tespitle belirlendiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin 10.07.2007 tarihli «ihtarnamesi» ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla «cezai şart» alacağından şimdilik 5.000,00 USD' nin, kâr «mahrumiyeti» alacağı için şimdilik 5.000,00 USD' nin «ihtar» tarihi olan 10.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, davalıya «ariyet» olarak bırakılan demirbaşların davacı şirkete iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde ariyet demirbaşların bedelinden şimdilik 5.000 USD' nin davalıdan tahsili …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bayilik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle kâr «mahrumiyeti» ile «cezai şart» istemiyle, davacı tarafından davalıya «ariyet» verilen ekipmanların iadesi, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
1-Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «kar mahrumiyeti» alacağının tahsiline ilişkindir.
Tarafların arasında 05.08.1998 ve 17.02.1999 tarihli iki ayrı yere ait iki ayrı «bayilik sözleşmesi» imzalanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kar mahrumiyeti · havale
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
1-Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «kar mahrumiyeti» alacağının tahsiline ilişkindir.
Davacının «kar mahrumiyetini» yalnızca sözleşmenin feshinden sonraki dönemde makul bir süre için isteyebileceği bozma ilamı ve dosya kapsamı ile anlaşılmış olmakla, fesihten sonraki dönemde mak …
2-Ayrıca, taraflar arasındaki sözleşmeler feshedilmiş olup bu sözleşmelerde, fesihten sonraki döneme yönelik «kar mahrumiyeti» hesabı için özel bir düzenlemenin bulunmaması karşısında, kar mahrumiyeti yalnızca Türk parası olarak istenebileceği, böylece TBK 99. madde uyarınca kar mahrumiyeti alacağına Türk parası üzerinden karar verilmesi gerekirken, gerekçesi belirtilmeksizin yabancı para üzerinden hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
-
Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2223 E. 2025/565 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · ariyet · ihtirazi kayıt · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde madeni yağ «bayilik sözleşmesi» akdedildiği, 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokol» ile sözleşme süresinin 11 yıl olarak tadil edildiği, sözleşme düzenlenirken davacı şirket tarafından davalı tarafa istasyonda kullanılmak üzere klima gaz dolum cihazı, balans makinası, oto servis lifti, kompresör ve yıkama makinasının davalı şirket yetkilisine «teslim» edildiği, sözleşmenin davacı tarafından 10.07.2007 tarihinde feshedildiği, davacının «ihtarnamede» «fesih» «sebebi» olarak temelde iki sebebe dayandığı, bunlardan bir tanesinin davalının yıllık 15 ton «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranışı, diğeri ise davalı şirketin işyerinde mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitte sözleşmeye aykırı olarak davacının ürünleri dışında başka firmaların ürünlerinin de bulundurulması ve satılması olduğu, fesih sebeplerinden birincisi olan eksik ürün alım taahhüdü yönünden yapılan değerlendirmede davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yıllık 15 ton madeni yağ alımı hususunda «asgari alım taahhüdünün» öngörüldüğü, davalının ilk yıldan itibaren söz konusu yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, davacı tarafça da davalının bu alım taahhüdüne uymaması sonrası davalıya yıllık dönemler itibariyle alım taahhüdüne uyması yada eksik kalan alım taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herhangi bir ihtarname, ihbarname çekmediği, yani davacının davalının bu alım taahhüdüne aykırı davranışına 10 yıl süre ile sessiz kalarak davalıda sözleşmenin bu şekilde devam edeceği noktasında bir güven oluşturduğu, bu itibarla davacının bu sebebe dayalı «sözleşme feshinin» haklı olmadığı, ancak davacının ikinci fesih sebebi olarak öngördüğü davalı bayinin işyerinde davacı şirkete ait yağlar dışında rakip firmaların yağlarını bulundurması noktasında ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.maddesinde bayinin davacı dışındaki başka şirketlere ait malları satmama yükümlülüğünü üstlendiği, yaptırılan tespite göre davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı ve bu kapsamda bayinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu ve bayinin sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, «ariyet» olarak davalıya bir takım malzemeler teslim edildiği, sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 11.7.maddesine göre ariyet olarak teslim edilen malzemelerin davacıya iade edilmesi gerektiği, bu noktada feshin haklı yada haksız olmasının da bir öneminin bulunmadığı, davalı tarafça ariyet olarak teslim alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı gözönüne alındığında ariyet olarak teslim edilen makinaların davalıdan alınarak aynen davacıya teslimine karar vermek gerektiği, «cezai şart» alacağı yönünden ise davalı şirketin davacının markası olan yağlar dışında başka firmalara ait yağları da işyerinde bulundurduğu, bu bağlamda sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının sözleşmenin 10.1.maddesine göre cezai şart talebinde bulunabileceği, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca davalı tarafından yıllık asgari 15 ton alım taahhüdünde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalının alım taahhüdüne aykırı davranıldıktan sonra birer yıllık süreler içerisinde alım taahhüdüne aykırı davranıldığı ve belirtilen dönem için kâr mahrumiyeti yada cezai şart istemlerini saklı tuttuğuna yönelik herhangi bir ihtarname bulunmadığı, davacının geçmiş dönem için kâr «kaybı» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ariyet mal teslimine ilişkin talebin kabulüne, davalıya ariyet olarak verilen makinelerin davalı tar …
… dilekçesinde; taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde 10 yıl süreli "Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme süresinin 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokolle» 11 yıl olarak tadil edildiğini, davalı şirketin sözleşme gereği yıllık 15 ton asgari alış «taahhüdünü» yerine getirmediğini, davaya konu işyerinde davacı şirket markası dışında başkaca madeni yağların satış ve teşhirini gerçekleştirmek suretiyle bayilik anlaşmasındaki taahhütlerini ve şartları ihlal ettiğinin Mahkeme dosyasından yapılan tespitle belirlendiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin 10.07.2007 tarihli «ihtarnamesi» ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla «cezai şart» alacağından şimdilik 5.000,00 USD' nin, kâr «mahrumiyeti» alacağı için şimdilik 5.000,00 USD' nin «ihtar» tarihi olan 10.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, davalıya «ariyet» olarak bırakılan demirbaşların davacı şirkete iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde ariyet demirbaşların bedelinden şimdilik 5.000 USD' nin davalıdan tahsili …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton «alım taahhüdüne» uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olan kâr «mahrumiyeti» tazminatını talep edemeyeceği, «son» iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı «taahhüt» ettiği miktarda ürün almaması ve «münhasırlık» «sözleşmesini ihlal» etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr «mahrumiyeti», bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD «cezai şart» alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, «ariyetlerin» davacıya «teslim» edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde «rayiç bedeli» olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesinin» haklı olarak feshi nedeniyle kâr «mahrumiyeti», «cezai şart» ve «ariyet» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Bu sözleşmelere göre kâr «mahrumiyeti» («cezai şart») istenilebilmesi için «taahhüdünün» ihlâl edildiği dönemden sonra «ihtirazi kayıt» konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin haklı feshi · teslimde gecikme · haklı fesih · müspet zarar · kar mahrumiyeti · taleple bağlılık ilkesi · geç teslim · süre hesabı
Benzer bu karardaİSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, davacı tarafça ürün «tesliminin» yapılmaması, ihtiyaçların karşılanmaması, bunun devamlılık arz etmesi nedeniyle sözleşmenin önce kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunduğu, davalı tarafça davalıya 31.05.2015 tarihli e-mail gönderildiği, cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiği ileri sürülmüş ise de söz konusu e-maile dosya içerisinde rastlanılmadığı, davalının ürün «teslimindeki gecikme» iddialarına ilişkin davacıya bir «ihtar» ya da çekince «kaydına» dair dosyaya delil sunulmadığı, maile cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği savunmasına göre de bundan sonra sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir beyanın da bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilemeyeceği, davalının «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesi ekinde dayandığı e-mailler ile noter «ihtarnamesinin» sözleşmenin davacı tarafından feshinden sonrasına ilişkin olduğu, davalı tarafın sözleşmenin devamı sırasında «münhasırlık» şartına aykırı olarak başka bir «dağıtım» firması ile anlaşması nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesinin «haklı fesih» niteliğinde görüldüğü, davalının «sözleşmenin haklı feshine» bağlanan sonuçlardan davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz e …
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan «taahhütname» gereği davalının beş yıl içerisinde davacıdan 50 ton ürün satın almayı taahhüt ettiği, davalının taahhütnamede anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600,00 USD tutarında «cezai şart» ödeyeceğini taahhüt ettiği, davalının 30.892 kg eksik ürün aldığı, sözleşmenin 11. maddesi gereğince davacının 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile sözleşmede belirtilen taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğine dair «yazılı delil» sunmadığı, davalının sözleşmeyi feshetmeden 31 Mart 2015 tarihinde gönderdiği elektronik postanın haklı feshe neden olmayacağı, davalı «tanıklarının beyanlarının» davalı iddialarını kanıtlamaya yetmediği, davacının eksik ürün alımı ve «geç teslim» nedeniyle zarara uğradığı, bu zararlarını ve cezai şart alacağı ile «ariyet» bedellerini davalıdan talep edebileceği, alınan bilirkişi raporuyla tazminat hesap edilmişse de «taleple bağlılık ilkesi» gereği karar verildiği, talep edilen cezai şartın fahiş olmadığı, davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hü …
… üğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 10 ton ... markalı sentetik yağlar ile gres kısaca "Ürün" veya "Ürünler" olarak anılacaktır) BP'den almayı kabul ve «taahhüt» ederiz Satın alma taahhüdümüzü beş yıllık anlaşma suresinin tamamına ... olmak üzere yerine getiremediğimiz takdirde, anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 1.600-USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında «kar mahrumiyetini» ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ederiz…" hükmü kararlaştırılmıştır.
Diğer yandan davacı «bayilik sözleşmesini» feshettiğinden artık fesihten sonraki dönem için de «müspet zarar» şeklinde olan kâr «mahrumiyetini» de talep edemez.
-
Münhasırlık içeren bayilik hükmü ve cezai şartın geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3072 E. 2024/5187 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart
İncelediğiniz kararda… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton «alım taahhüdüne» uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olan kâr «mahrumiyeti» tazminatını talep edemeyeceği, «son» iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… liğ, 2005/4 sayılı Tebliğ olup Tebliğ'in 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Tebliğin motorlu taşıtların yedek parçalarının alımı, satımı veya yeniden satımı konulu «dikey anlaşmaları» kapsaması, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar yedek parça olarak kabul edildiğinden, taraflar arasındaki madeni yağ «bayilik sözleşmesinin» de Tebliğ kapsamında kaldığı, taraflar arasındaki sözleşme 4/2 maddesinde, bayinin Opet dışındaki kaynaklardan temin edilmiş ürün ve mal bulundurmamayı ve ürünleri başka kaynaklardan satın almamayı bu hususun sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunu ve bu hükme aykırı davranışların Opet'e sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkını verdiğini kabul ve «taahhüt» ettiği, bu maddenin Tebliğ'in 3 üncü maddesinde düzenlenen «rekabet etmeme yükümlülüğü» kapsamında kaldığı, rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, taraflar arasındaki «münhasıran» davacının ürünlerinin satışını öngören sözleşmenin 4/2 nci maddesinin «geçersiz» olduğu ve münhasırlık koşuluna bağlı olarak öngörülen «cezai şart» hükmünün de geçersiz kabul edildiği, bu madde gereğince davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin haklı olmadığı, 30.000,00 USD cezai şart isteminin reddi gerekirken bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekili 02.07.2015 tarihli dilekçesi ile tebliğe ilişkin olarak Rekabet Kurumunun 2007 yılı Mart ayında verdiği kararlarla madeni yağ «dağıtım» anlaşmalarını adeta Tebliğin kapsamından çıkardığını ileri sürmüşse de başka teşebbüsler açısından verilen bireysel «muafiyet» kararlarının davacı açısından her hangi bir sonuç doğurmadığı, davacının da dava konusu madeni yağ sözleşmesi/sözleşmeleri bakımından Kurul'a bireysel muafiyet kararı başvurusunda bulunduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi Rekabet Kurulu kararları kapsamında yapılmış araştırmada da davacının (Opet/Opet Fuchs) taraf olduğu her hangi bir bireysel muafiyet kararı olmadığı, davacının «kar mahrumiyeti» olarak adlandırdığı talep, akaryakıt alımında tonaj ihlali nedeniyle talep edilen «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olup Taahhütnamenin, Tebliğ 3 üncü madesinin birinci fıkrasında "alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30’undan fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir yükümlülük" şeklinde ifadesini bulmuş olan rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı ve bunun sonucu olarak da 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, davacı şirketin %30 sınırını dikkate almadan davalı bayiye ihlali halinde sonucu cezai şart olan bir yükümlülük yüklediği, Rekabet Kurumunca yayımlanmış olan 2005/4 sayılı Tebliğin Açıklanmasına Dair Kılavuzun 11. sayfasında da, Tebliğ'in dağıtıcıları veya yetkili servisleri, aynı ilgili pazara ait yedek parça alımlarının %30’dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya dolaylı yükümlülükleri yasakladığının belirtildiği, davaya konu taraflar arasındaki taahhütnamenin geçersiz olduğu ve bu taahhütnamede öngörülen cezai şart hükmü hükümsüz bulunduğundan istenemeyeceğinin kabulü gerektiği, geçerli bir şekilde öngörülmeyen cezai şart hükmüne dayalı olarak davalılardan tahsili istenilen 102.000,00 USD cezai şart isteminin reddine karar verilmek gerekirken bu kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne; «sözleşmenin ihlali» ve «alım taahhüdünün» (tonaj) ihlali nedenine dayalı cezai şart taleplerinin reddine, «ariyet» emtia bedeli 16.543,60 TL nin 24.05.2013 (dava) tarihinden itibaren «reeskont faizi» işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, «cari hesap alacağı» ödendiğinden bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dikey anlaşma · rekabet etmeme yükümlülüğü · münhasırlık
Benzer bu kararda… liğ, 2005/4 sayılı Tebliğ olup Tebliğ'in 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Tebliğin motorlu taşıtların yedek parçalarının alımı, satımı veya yeniden satımı konulu «dikey anlaşmaları» kapsaması, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar yedek parça olarak kabul edildiğinden, taraflar arasındaki madeni yağ «bayilik sözleşmesinin» de Tebliğ kapsamında kaldığı, taraflar arasındaki sözleşme 4/2 maddesinde, bayinin Opet dışındaki kaynaklardan temin edilmiş ürün ve mal bulundurmamayı ve ürünleri başka kaynaklardan satın almamayı bu hususun sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunu ve bu hükme aykırı davranışların Opet'e sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkını verdiğini kabul ve «taahhüt» ettiği, bu maddenin Tebliğ'in 3 üncü maddesinde düzenlenen «rekabet etmeme yükümlülüğü» kapsamında kaldığı, rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, taraflar arasındaki «münhasıran» davacının ürünlerinin satışını öngören sözleşmenin 4/2 nci maddesinin «geçersiz» olduğu ve münhasırlık koşuluna bağlı olarak öngörülen «cezai şart» hükmünün de geçersiz kabul edildiği, bu madde gereğince davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin haklı olmadığı, 30.000,00 USD cezai şart isteminin reddi gerekirken bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekili 02.07.2015 tarihli dilekçesi ile tebliğe ilişkin olarak Rekabet Kurumunun 2007 yılı Mart ayında verdiği kararlarla madeni yağ «dağıtım» anlaşmalarını adeta Tebliğin kapsamından çıkardığını ileri sürmüşse de başka teşebbüsler açısından verilen bireysel «muafiyet» kararlarının davacı açısından her hangi bir sonuç doğurmadığı, davacının da dava konusu madeni yağ sözleşmesi/sözleşmeleri bakımından Kurul'a bireysel muafiyet kararı başvurusunda bulunduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi Rekabet Kurulu kararları kapsamında yapılmış araştırmada da davacının (Opet/Opet Fuchs) taraf olduğu her hangi bir bireysel muafiyet kararı olmadığı, davacının «kar mahrumiyeti» olarak adlandırdığı talep, akaryakıt alımında tonaj ihlali nedeniyle talep edilen «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olup Taahhütnamenin, Tebliğ 3 üncü madesinin birinci fıkrasında "alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30’undan fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir yükümlülük" şeklinde ifadesini bulmuş olan rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı ve bunun sonucu olarak da 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, davacı şirketin %30 sınırını dikkate almadan davalı bayiye ihlali halinde sonucu cezai şart olan bir yükümlülük yüklediği, Rekabet Kurumunca yayımlanmış olan 2005/4 sayılı Tebliğin Açıklanmasına Dair Kılavuzun 11. sayfasında da, Tebliğ'in dağıtıcıları veya yetkili servisleri, aynı ilgili pazara ait yedek parça alımlarının %30’dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya dolaylı yükümlülükleri yasakladığının belirtildiği, davaya konu taraflar arasındaki taahhütnamenin geçersiz olduğu ve bu taahhütnamede öngörülen cezai şart hükmü hükümsüz bulunduğundan istenemeyeceğinin kabulü gerektiği, geçerli bir şekilde öngörülmeyen cezai şart hükmüne dayalı olarak davalılardan tahsili istenilen 102.000,00 USD cezai şart isteminin reddine karar verilmek gerekirken bu kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne; «sözleşmenin ihlali» ve «alım taahhüdünün» (tonaj) ihlali nedenine dayalı cezai şart taleplerinin reddine, «ariyet» emtia bedeli 16.543,60 TL nin 24.05.2013 (dava) tarihinden itibaren «reeskont faizi» işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, «cari hesap alacağı» ödendiğinden bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… vacının yazılı izni ve onayı alınmadan yetkili servise dönüştürüldüğünü ve davacı markası dışında başka firma yağlarının bulunduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin «münhasırlık» hükümlerine aykırılık teşkil eden bu eylem sebebiyle sözleşmenin 8 inci maddesi kapsamında davalılardan 30.000,00 USD karşılığı 55.203,00 TL «cezai şart» talepleri bulunduğunu, süreç içinde davalının yükümlülüklerine riayet etmesi için «ihtarname» gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını ve sonuçda davalının «kusuru» sebebiyle sözleşmenin ifası imkansız hale geldiğinden feshedildiğini ileri sürerek 6.731,30 TL «cari hesap» borcunun, 16.543,60 TL «ariyet» olarak verilen emtia bedelinin, 102.000,00 USD karşılığı 187.680,00 TL «kar mahrumiyetinin» 30.000,00 USD cezai şart karşılığı 55.203,00 TL toplam «266».157,90 TL tazminatının, 55.203,00 TL’lik kısmının davalılardan müteselsilen tahsili ile kalan kısmın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini, «fesih» tarihi olan 20.03.2013 tarihinden itibaren «reeskont faizi» işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bu durumda servis terimi bu yerleri de kapsar." hükmünü ihtiva ettiği, davacının müvekkili şirkete 29.12.2005 tarihinde noterden gönderdiği «ihtar» ile sözleşmelerde yer alan «rekabet etmeme yükümlülüğü» anlamına gelebilecek olan ibarelerin uygulanamayacağını, bu bağlamda Opet dışındaki kaynaklardan temin edilen motor yağlarının satın alınması veya satılmasının önünde herhangi bir engelin bulunmadığı, bu yükümlülüğün ihlali halinde uygulanması öngörülen cezai şartların diğer haller saklı kalmak üzere «geçersiz» hale geldiği, Rekabet Kurumu’nun 2005/4 sayılı tebliğ uyarınca «sözleşmeden doğan» madeni yağ «alım taahhütlerini» azami olarak bir önceki takvim yılındaki toplam muadil ürün alımlarının %30'una tekabül edebilecek oranda tedarik hakkının müvekkiline verildiği şeklinde ifadeleri …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3492 E. 2020/5577 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · ariyet · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih · kâr kaybı · Tazminat
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde madeni yağ «bayilik sözleşmesi» akdedildiği, 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokol» ile sözleşme süresinin 11 yıl olarak tadil edildiği, sözleşme düzenlenirken davacı şirket tarafından davalı tarafa istasyonda kullanılmak üzere klima gaz dolum cihazı, balans makinası, oto servis lifti, kompresör ve yıkama makinasının davalı şirket yetkilisine «teslim» edildiği, sözleşmenin davacı tarafından 10.07.2007 tarihinde feshedildiği, davacının «ihtarnamede» «fesih» «sebebi» olarak temelde iki sebebe dayandığı, bunlardan bir tanesinin davalının yıllık 15 ton «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranışı, diğeri ise davalı şirketin işyerinde mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitte sözleşmeye aykırı olarak davacının ürünleri dışında başka firmaların ürünlerinin de bulundurulması ve satılması olduğu, fesih sebeplerinden birincisi olan eksik ürün alım taahhüdü yönünden yapılan değerlendirmede davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yıllık 15 ton madeni yağ alımı hususunda «asgari alım taahhüdünün» öngörüldüğü, davalının ilk yıldan itibaren söz konusu yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, davacı tarafça da davalının bu alım taahhüdüne uymaması sonrası davalıya yıllık dönemler itibariyle alım taahhüdüne uyması yada eksik kalan alım taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herhangi bir ihtarname, ihbarname çekmediği, yani davacının davalının bu alım taahhüdüne aykırı davranışına 10 yıl süre ile sessiz kalarak davalıda sözleşmenin bu şekilde devam edeceği noktasında bir güven oluşturduğu, bu itibarla davacının bu sebebe dayalı «sözleşme feshinin» haklı olmadığı, ancak davacının ikinci fesih sebebi olarak öngördüğü davalı bayinin işyerinde davacı şirkete ait yağlar dışında rakip firmaların yağlarını bulundurması noktasında ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.maddesinde bayinin davacı dışındaki başka şirketlere ait malları satmama yükümlülüğünü üstlendiği, yaptırılan tespite göre davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı ve bu kapsamda bayinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu ve bayinin sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, «ariyet» olarak davalıya bir takım malzemeler teslim edildiği, sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 11.7.maddesine göre ariyet olarak teslim edilen malzemelerin davacıya iade edilmesi gerektiği, bu noktada feshin haklı yada haksız olmasının da bir öneminin bulunmadığı, davalı tarafça ariyet olarak teslim alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı gözönüne alındığında ariyet olarak teslim edilen makinaların davalıdan alınarak aynen davacıya teslimine karar vermek gerektiği, «cezai şart» alacağı yönünden ise davalı şirketin davacının markası olan yağlar dışında başka firmalara ait yağları da işyerinde bulundurduğu, bu bağlamda sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının sözleşmenin 10.1.maddesine göre cezai şart talebinde bulunabileceği, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca davalı tarafından yıllık asgari 15 ton alım taahhüdünde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalının alım taahhüdüne aykırı davranıldıktan sonra birer yıllık süreler içerisinde alım taahhüdüne aykırı davranıldığı ve belirtilen dönem için kâr mahrumiyeti yada cezai şart istemlerini saklı tuttuğuna yönelik herhangi bir ihtarname bulunmadığı, davacının geçmiş dönem için kâr «kaybı» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ariyet mal teslimine ilişkin talebin kabulüne, davalıya ariyet olarak verilen makinelerin davalı tar …
… dilekçesinde; taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde 10 yıl süreli "Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme süresinin 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokolle» 11 yıl olarak tadil edildiğini, davalı şirketin sözleşme gereği yıllık 15 ton asgari alış «taahhüdünü» yerine getirmediğini, davaya konu işyerinde davacı şirket markası dışında başkaca madeni yağların satış ve teşhirini gerçekleştirmek suretiyle bayilik anlaşmasındaki taahhütlerini ve şartları ihlal ettiğinin Mahkeme dosyasından yapılan tespitle belirlendiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin 10.07.2007 tarihli «ihtarnamesi» ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla «cezai şart» alacağından şimdilik 5.000,00 USD' nin, kâr «mahrumiyeti» alacağı için şimdilik 5.000,00 USD' nin «ihtar» tarihi olan 10.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, davalıya «ariyet» olarak bırakılan demirbaşların davacı şirkete iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde ariyet demirbaşların bedelinden şimdilik 5.000 USD' nin davalıdan tahsili …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton «alım taahhüdüne» uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olan kâr «mahrumiyeti» tazminatını talep edemeyeceği, «son» iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca «fesih» halinde kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» isteneceğine ilişkin sözleşmenin 9.maddesi hükmü üzerinde de durulup, yeterince tartışılmamıştır.
2-Taraflar arasındaki sözleşme bitiminin tarihine 1 yıl kala feshedilmiş olup, «fesih» tarihi ile sona erme tarihi arasındaki sürede «mahrum kalınan» kar hesaplattırılıp bu konuda bir karar verilmesi gerekirken fesih tarihinden önceki dönemleri de kapsayacak biçimde «kar kaybı» hesabı yaptırılarak yazılı şeklide hüküm kurulması taraflar arasındaki sözleşme hükmüne uygun düşmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle …
… öre, davalı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekilinin temyizi yönünden, davacı vekili fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak «ariyet» olarak verilen demirbaşların iadesi ve 5.000 USD «cezai şart» alacağının tahsili talepler yanında 5.000 USD kâr «mahrumiyetinin» tahsilini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme devri · kar mahrumiyeti · mahrum kalınan kâr · kar kaybı · faiz başlangıç tarihi · yoksun kalınan kâr · muafiyet · olumsuz oy
Benzer bu kararda2-Taraflar arasındaki sözleşme bitiminin tarihine 1 yıl kala feshedilmiş olup, «fesih» tarihi ile sona erme tarihi arasındaki sürede «mahrum kalınan» kar hesaplattırılıp bu konuda bir karar verilmesi gerekirken fesih tarihinden önceki dönemleri de kapsayacak biçimde «kar kaybı» hesabı yaptırılarak yazılı şeklide hüküm kurulması taraflar arasındaki sözleşme hükmüne uygun düşmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle …
3-Ayrıca davacının davası, «ariyet» olarak verilen malların iadesi, «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» alacağının tahsili olup, bunlar hakkında mahkemece verilen önceki kararlar kısmen onanmadığı halde davacının ariyetlerin iadesi ve cezai şart talepleri hakkında olumlu-«olumsuz» hüküm kurulmaması doğru olmamış, bu nedenle de hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen davacı şirkete verilmesine, davacının sair istemlerinin reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 15.02.2010 tarihli ve 2009/3947 esas ve 2010/1523 karar sayılı ilamıyla; “Davacı Petrol Ofisi A.Ş. davalı ile aralarında imzalanmış bulunan Bayilik Sözleşmesinin asgari alıma ilişkin «taahhüdünü» ve izinsiz «işletme devri» yapılamayacağına dair sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini iddia ederek, tazminat talep etmiştir.
Rekabet Kurulunun sözleşme sürelerinin 5 yıldan fazla olamayacağı, aksi takdirde «muafiyetten» yararlanamayacaklarına ilişkin kararları, sözleşmenin sona ermesine 5 yıldan az süre kaldığı için somut olayda ve dava konusu sözleşme yönünden uygulanamaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/485 E. , 2023/3944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1301 Esas, 2021/1196 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/328 E., 2018/1196 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde 10 yıl süreli "Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme süresinin 19.07.2002 tarihinde imzalanan protokolle 11 yıl olarak tadil edildiğini, davalı şirketin sözleşme gereği yıllık 15 ton asgari alış taahhüdünü yerine getirmediğini, davaya konu işyerinde davacı şirket markası dışında başkaca madeni yağların satış ve teşhirini gerçekleştirmek suretiyle bayilik anlaşmasındaki taahhütlerini ve şartları ihlal ettiğinin Mahkeme dosyasından yapılan tespitle belirlendiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin 10.07.2007 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla cezai şart alacağından şimdilik 5.000,00 USD' nin, kâr mahrumiyeti alacağı için şimdilik 5.000,00 USD' nin ihtar tarihi olan 10.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, davalıya ariyet olarak bırakılan demirbaşların davacı şirkete iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde ariyet demirbaşların bedelinden şimdilik 5.000 USD' nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının markasından başka markaların madeni yağlarını zorunlu kalmadıkça kullanmadığını, tespit edilen farklı marka yağların çok cüzi bir kısmının müvekkili tarafından kullanıldığını, asıl tüketicisinin tamamen farklı bir tüzel kişilik olduğunu, anılan şirketin başka firmalara verdiği hizmetler nedeniyle bu yağları kullandığını, Rekabet Kurulu kararları uyarınca davacı şirket tarafından sözleşme tadiline ilişkin hiçbir teklifte bulunulmadığını, buna rağmen davacı yanca sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmediğini, ekipmanlar üzerinde ihtiyati tedbir kararı ve bu ekipmanların teslimine ilişkin anlaşma bulunduğunu, anlaşma uyarınca ekipmanların mahallinde davacı tarafından teslim alınacağını, davacının kötü niyetli olarak bu durumu mahkemeden sakladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde madeni yağ bayilik sözleşmesi akdedildiği, 19.07.2002 tarihinde imzalanan protokol ile sözleşme süresinin 11 yıl olarak tadil edildiği, sözleşme düzenlenirken davacı şirket tarafından davalı tarafa istasyonda kullanılmak üzere klima gaz dolum cihazı, balans makinası, oto servis lifti, kompresör ve yıkama makinasının davalı şirket yetkilisine teslim edildiği, sözleşmenin davacı tarafından 10.07.2007 tarihinde feshedildiği, davacının ihtarnamede fesih sebebi olarak temelde iki sebebe dayandığı, bunlardan bir tanesinin davalının yıllık 15 ton ürün alımı taahhüdüne aykırı davranışı, diğeri ise davalı şirketin işyerinde mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitte sözleşmeye aykırı olarak davacının ürünleri dışında başka firmaların ürünlerinin de bulundurulması ve satılması olduğu, fesih sebeplerinden birincisi olan eksik ürün alım taahhüdü yönünden yapılan değerlendirmede davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yıllık 15 ton madeni yağ alımı hususunda asgari alım taahhüdünün öngörüldüğü, davalının ilk yıldan itibaren söz konusu yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, davacı tarafça da davalının bu alım taahhüdüne uymaması sonrası davalıya yıllık dönemler itibariyle alım taahhüdüne uyması yada eksik kalan alım taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herhangi bir ihtarname, ihbarname çekmediği, yani davacının davalının bu alım taahhüdüne aykırı davranışına 10 yıl süre ile sessiz kalarak davalıda sözleşmenin bu şekilde devam edeceği noktasında bir güven oluşturduğu, bu itibarla davacının bu sebebe dayalı sözleşme feshinin haklı olmadığı, ancak davacının ikinci fesih sebebi olarak öngördüğü davalı bayinin işyerinde davacı şirkete ait yağlar dışında rakip firmaların yağlarını bulundurması noktasında ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.maddesinde bayinin davacı dışındaki başka şirketlere ait malları satmama yükümlülüğünü üstlendiği, yaptırılan tespite göre davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı ve bu kapsamda bayinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu ve bayinin sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, ariyet olarak davalıya bir takım malzemeler teslim edildiği, sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 11.7.maddesine göre ariyet olarak teslim edilen malzemelerin davacıya iade edilmesi gerektiği, bu noktada feshin haklı yada haksız olmasının da bir öneminin bulunmadığı, davalı tarafça ariyet olarak teslim alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı gözönüne alındığında ariyet olarak teslim edilen makinaların davalıdan alınarak aynen davacıya teslimine karar vermek gerektiği, cezai şart alacağı yönünden ise davalı şirketin davacının markası olan yağlar dışında başka firmalara ait yağları da işyerinde bulundurduğu, bu bağlamda sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının sözleşmenin 10.1.maddesine göre cezai şart talebinde bulunabileceği, kâr mahrumiyeti talebi yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca davalı tarafından yıllık asgari 15 ton alım taahhüdünde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalının alım taahhüdüne aykırı davranıldıktan sonra birer yıllık süreler içerisinde alım taahhüdüne aykırı davranıldığı ve belirtilen dönem için kâr mahrumiyeti yada cezai şart istemlerini saklı tuttuğuna yönelik herhangi bir ihtarname bulunmadığı, davacının geçmiş dönem için kâr kaybı talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ariyet mal teslimine ilişkin talebin kabulüne, davalıya ariyet olarak verilen makinelerin davalı taraftan alınarak davacıya aynen iadesine, 5.000,00 USD cezai şartın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, kâr mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kâr mahrumiyetine ilişkin talebin reddine dair kararın istinaf edildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince uzun müddet az alım yapılmasına rağmen sözleşmenin sürdürülmesinin sözleşmeye aykırı davranışa icazet gösterildiği anlamına gelmediğini, bayilik ilişkisinin sürdürülmesinin ihlalden kaynaklanan hakların talebinden vazgeçildiği anlamını taşımayacağının kabul edildiğini, bu kapsamda eksik alınan miktar üzerinden kâr kaybı talebinde bulunulamayacağı gerekçesinin hukuki ve maddi dayanağının bulunmadığını, bir an için müvekkilinin ihtirazı kayıt ileri sürmeden ürün ikmali halinde geçmişe dönük kâr kaybı talep edilemeyeceği kabul edilse dahi bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalının en son 2005 yılında ürün aldığını, 2006 ve devamı yıllarda ürün almadığını bu nedenle 2005-2006 ve 2007 yıllarındaki eksik alımdan kaynaklı kâr kaybını talep etme hakkının bulunduğunu belirterek mahkeme kararının kâr kaybına dayalı tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılarak, davanın bu kalem yönünden de kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının ifaya ekli cezai şart niteliğinde olan kâr mahrumiyeti tazminatını talep edemeyeceği, son iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir ihtarda bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle kâr mahrumiyeti ile cezai şart istemiyle, davacı tarafından davalıya ariyet verilen ekipmanların iadesi, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933340300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz