Çıplak pay devri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4448 E. 2024/878 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çıplak pay devri↗ çıplak pay↗ temlik bedeli↗ zilyetliğin devri↗ sahtelik iddiası↗ muris muvazaası↗ ilmühaber↗ nama yazılı pay↗ pay defterine tescil↗ alacağın devri↗ adli tıp kurumu raporu↗ vesayet↗ pay defterine kayıt↗ aile şirketi↗ teslim tutanağı↗ intifa hakkı↗ zilyetlik↗ pay defteri kaydı↗ temlik sözleşmesi↗ sahtelik↗ bekletici mesele↗ esas sözleşme↗ pay devri↗ yokluk↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ şirketin feshi↗ alacağın temliki↗ tasdik kararı↗ muvazaa↗ sermaye artırımı↗ kısıtlılık↗ bedelsizlik↗ hisse senedi↗ ikrar↗ hisse devri↗ hakkaniyet↗ ciro↗ pay defteri↗ muvafakat↗ temlik↗ sulh hukuk mahkemesi↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ kötü niyet↗ ihtar↗ kâr payı↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ sulh↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/154 E., 2019/553 K.
Taraflar arasındaki tespit ve tescil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davanın davalıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir aile şirketi olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, son yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini, 15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık payının tamamına ilişkin 1.500 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli ihtarname ile durumu bildirip devrin ortaklık pay defterine işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, ilmühaber çıkarılmadığını, anonim şirketlerde çıplak pay devrinin şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca esas sözleşmesini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların geçersiz hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu, ortaklık payı devrinin şirketin muvafakatına bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, Derya Kayadan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin pay defterine tescilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir aile şirketi olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, son yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini,15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık payının tamamına ilişkin 7.050 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli ihtarname ile durumu bildirip devrin ortaklık pay defterine işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, ilmühaber çıkarılmadığını, anonim şirketlerde çıplak pay devrinin şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca esas sözleşmesini 6102 sayılı Kanun'a uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların geçersiz hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu ortaklık payı devrinin şirketin muvafakatına bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, ...'dan devraldığı nama yazılı 7.050 paya karşılık 70.500,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin pay defterine tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; şirketin baba ve oğlunun çalışmaları ile bugüne geldiğini, diğer iki ortağın genel kurul toplantıları hariç şirkete uğramadıklarını, davacının şirkete hiçbir katkı vermediğini, davacının imzaladığı belgeler ve hisse devirleri ile payların oluştuğunu, müvekkili şirket hisselerinin nama yazılı olduğunu, 2013 senesinde payların senede bağlanarak nama yazılı senetlerin çıkarıldığını, tüm ortaklara dağıtıldığını, hisse senetlerinin ciro ile zilyetliğinin devri halinde geçerli bir hisse devrinden söz edilebileceğini, bu yönde bir ibrazın yapılmadığını, bu sebeple pay defterine kaydın işlenmediğini, hisse devrinin gerçek iradeleri yansıtmadığını, bedel alınıp alınmadığının dahi belli olmadığını, devir işlemlerinin muvazaa ve kötü niyet taşıdığını, hisselerini devrettiği iddia edilen ...’nın sürekli sağlık problemleri yaşadığını, kısıtlanması için dava açıldığını, davacının bu durumu fırsat bildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; şirketin baba ve oğlunun çalışmaları ile bugüne geldiğini, diğer iki ortağın genel kurul toplantıları hariç şirkete uğramadıklarını, davacının şirkete hiçbir katkı vermediğini, davacının imzaladığı belgeler ve hisse devirleri ile payların oluştuğunu, müvekkili şirket hisselerinin nama yazılı olduğunu, davacının şirket hisselerinin henüz senede bağlanmadığı beyanının aksine 2013 senesinde payların senede bağlanarak nama yazılı senetlerin çıkarıldığını, tüm ortaklara dağıtıldığını, hisse senetlerinin ciro ile zilyetliğinin devri halinde geçerli bir hisse devrinden söz edilebileceğini, tensip tutanağı ile devir senetlerin ibrazı için davacıya süre verildiği halde bu yönde bir ibrazın yapılmadığını, bu sebeple pay defterine kaydın işlenmediğini, hisse devrinin gerçek iradeleri yansıtmadığını, bedel alınıp alınmadığının dahi belli olmadığını, devir işlemlerinin muvazaa ve kötü niyet taşıdığını, hisselerini devrettiği iddia edilen ...’nın sürekli sağlık problemleri yaşadığını, kısıtlanması için dava açıldığını, davacının bu durumu fırsat bildiğini, hisse sahibi olduğunu ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile devredenin devir tarihinde akıl sağlığının yerinde olduğu, nitekim Sulh Hukuk Mahkemesinde alınan Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca ...'nın akıl sağlığının yerinde görüldüğü, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, asıl dava kapsamında; 23.06.2013 tarihli, 2013/02 numaralı yönetim kurulu kararı ile “şirketin hisse senedinin basılması, basım için matbaa araştırılmasına” oy birliği ile karar verildiği, hisse senedi basım işinin yaptırıldığı, hisse senetlerinin 145 adet basıldığı, ancak şirketin basılan hisse senetlerinin, şirket ortaklarına teslim edildiğine ilişkin dağıtım tablosuna teslim imzalarının alınmadığı, teslimin gerçekleştiğinin pay defteri veya başkaca bir belge ile kayıt altına alınmadığı, şirketin paylarının bastırıldığı ancak şirket ortaklarına dağıtılmadığı, bu sebeple şirketin paylarının senede bağlanmamış (çıplak pay) niteliğinde olduğu, çıplak payların geçerli bir şekilde devredilebilmesi için yazılı temlik beyanının gerektiği, şirket pay defterine kayıt açısından, yönetim kurulunun devrin geçerliliğini inceleyebileceği ve kanuni ve iradi sınırlamaların varlığı halinde devre onay vermeyi reddedebileceği, açıklanan nedenlerle, davacı talebinin yerinde olduğu, birleşen dosya kapsamında; davalı şirketin 2013 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini süresinde yaptırdığı, ortaklar pay defterinde 2013 yılı itibariyle ortaklık paylarının ne kadar olduğunun yazıldığı, şirketin ödenmiş sermaye bakiyesinin 470.000,00 TL olduğu, şirketin, hisse senedi basımı için 23.06.2013 tarihinde yönetim kurulu kararı aldığı, 12.07.2013 tarihli matbaa faturası ve teslim tutanağı ile 144 adet nama yazılı hisse senedi teslim aldığı, şirketin, işbu senetleri ortaklara teslim ettiğine dair herhangi bir teslim tutanağı ibraz edilmediği, şirket ana sözleşmesinde, pay devrinin yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair herhangi bir ibareye yer verilmediği, ayrı bir pay devri sözleşmesinin bulunmadığı, ihtarnamelerde bu yönde beyan olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı ...Ş. tarafından şirket karar ve pay defterine işlenmeyen, davalı şirket ortağı davacı ...'in ...'dan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL'lik sermaye hak ve ortaklık payının tespitine ve davalı şirket pay defterine tesciline, birleşen davanın kabulüne, davalı ... Turizm ve Petrol Ürünleri A.Ş. tarafından şirket karar ve pay defterine işlenmeyen, davalı şirket ortağı davacı ...'in ...'dan devraldığı nama yazılı 7.050 paya karşılık 70.500,00 TL'lik sermaye hak ve ortaklık payının tespitine ve davalı şirket pay defterine tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davalıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; her iki şirketteki devirlerin kötü niyetli olduğunu, davacının hisseleri devrettiği iddia olunan bakıma muhtaç ortağın aczinden istifade ile bir bedel de ödemeden hisselerini elinden almayı ve kötü niyetli işlemlerinde bu hisseleri kullanmayı amaçladığını, uzun yıllardır hastalıkla mücadele eden ...’nın bu hisselerin tamamını devretmesi halinde yoksulluğa düşeceğini, devrin akla ve mantığa aykırılık taşıdığını, davacının devir bedeli için belge sunamadığını, ...’nın vesayet davasında dinlendiğini, ancak bedel alıp almadığını açıklayamadığını, vesayet davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının çelişkili davrandığını, dosyaya yasal unsurları havi bir temliknamenin sunulmadığını, devirlerin serbest irade ile yapılmadığını, Mahkemece dava konusu edilen pay oranlarının yanılgılı tespit edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... ve davacı ... tarafından davalı ...Ş.'ye çekilen Bakırköy 15. Noterliği'nin 15.01.2018 tarih ve 01460 ve 01461 sayılı ihtarnamelerinin 1 ve 2 inci bentlerinde, ...'nın şirketlerdeki hisselerinin tamamını ...'e devrettiğine, ...'in de hisselerin tamamını devir aldığına ilişkin beyanlarının bulunduğu, alacağın temlikinin bir ivaz karşılığında ya da ivazsız yapılabileceği, temlik sözleşmesinde bir temlik bedeli gösterilmemesinin temlikin geçerliliğine engel teşkil etmeyeceği, temlik beyanlarının muhataba çekilen ihtar içinde yer almasının da temlikin geçerliliğini etkilemediği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında talep edilmesi üzerine hazırlanan 22.05.2018 tarihli heyet raporunda adı geçende vesayeti gerektirecek akıl hastalığı ve akıl zayıflığı saptanmadığının belirtildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında 07.06.2018 tarihli celsede dinlenen kısıtlı adayı ...'nın, “hissedarı olduğu şirketten herhangi bir gelir elde etmediğini, Kaya Turizim A.Ş'de sermaye artırımı yapıldığını, sermaye artışı nedeniyle bu meblağı karşılayamayacağı için kendisine ait hisseleri kardeşi ...'e devrettiğini”, 16.10.2018 tarihli celsede ise, iki ayrı şirketteki hissesini kardeşi ...'e devrettiğini beyan ettiği, hisseleri devreden ...’nın her iki şirketteki hisseleri davacıya devrettiğini hakim huzurunda beyan ettiğine göre bu aşamada davalı tarafın sahtelik iddiasının dinlenemeyeceği, 6102 sayılı Kanun’un 499 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında şirketin, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydedeceği ve payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibinin pay defterine yazılamayacağının düzenlendiği, birleşen dosyada alınan 28.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirket ana sözleşmesinde pay devrinin yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair bir kayıt görülmediğinin ifade edildiği, davalının da bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ana sözleşmede böyle bir kayıt olmasa da uygulamada ortaya çıkan maksadın görmezden gelinemeyeceğini söylediği, asıl dava dosyasında ise, Kaya Holding A.Ş. tarafından çekilen ihtarnamede 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesi gereği ve buna uygun olarak esas sözleşmesinde hisselerin devrinin sınılamaya tabi tutulduğu, esas sözleşmenin 14. maddesinde pay devrinin yönetim kurulunun onayına bağlandığının ifade edildiği, ancak 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesinin nama yazılı hisse senetlerine ilişkin olduğu, senede bağlanmamış çıplak paya uygulanamayacağı, bu halde şirketin yönetim kurulunun tek yetkisinin çıplak payın usulüne uygun olarak devredilip devredilmediğini denetlemekten ibaret olduğu, yönetim kurulunun bunun dışında bir sebeple hisse devrine onay vermeyi reddedemeyeceği, senede bağlanmamış çıplak pay alacağın temliki hükümlerine göre usulünce devredildiğine göre bu devrin davalı şirketlerin pay defterine kaydının gerektiği, davalının hisseleri devreden ...'nın 17.12.2019 tarihinde vefat etmesi üzerine hisse devirlerinin geçersizliği ve muris muvazaası nedeniyle açılan davaların bekletici mesele yapılması talep ettiği, sahtelik iddiası bakımından hisseleri devreden ...'nın hakim huzurunda açık beyanının bulunması, muris muvazaası yönünden ise verilecek kararının dava konusu hisselerin davacı adına pay defterine kaydedildikten sonra uygulanacak olması nedeniyle bahsi geçen davaların bekletici mesele yapılmasının sonucu etkilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; her iki şirketteki devirlerin kötü niyetle yapıldığını, davacının, bir yandan şirketleri beğenmediğinden bahisle bir takım bahaneler uydurarak dava üzerine dava açarken ve hatta şirketlerin de feshini dahi talep ederken, bir yandan da tüm bu beyanları ile de çelişik olarak, uzun zamandır içerisine düştüğü hastalıklarla mücadele eden ve bakıma muhtaç halde olan diğer kız kardeş, akabinde vefat eden ...'nın elindeki her iki şirkete de ait tüm şirket hisselerini içerisinde bulunduğu aczinden de istifade ile, bir bedel de ödemeden elinden almayı ve mümkünse işbu haksız ve kötü niyetli işlemlerinde bu hisseleri de kullanmayı amaç edindiğini, ...’nın devir sırasında da uzun yıllardır içerisine düştüğü rahatsızlıklarla mücadele ettiğini, bakıma muhtaç olduğunu, hisselerinin tamamını devretmesi halinde, yokluk ve yoksulluğa düşeceğini, değerli hisselerini sağlıklı bir düşünce ile ve kabul edilebilir bir kararla devretmesinin akla mantığa aykırılık taşıdığını, kendisine hisse devir bedeli ödenmediğini, makbuz sunulmadığını, ... hakkındaki vesayet davasında ilgilinin dinlendiğini, değerli hisselerin bedelsiz alındığının kendi beyanı ile de sabit hale geldiğini, geçmiş yıllara sari olarak kronik hastalıklara muzdarip, bakıma muhtaç halde bulunan hasta bir insanın elinden, kendisini, yokluğa, yoksulluğa düşürecek boyutta ve zayıflığından istifade ile, hiç bir bedel de ödenmeden milyonlar değerinde hisselerinin alınmasının iyi niyetli bir işlem olarak yorumlanamayacağını, vesayet davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, iyi niyete aykırı işlemin usule uygun bile olsa geçerli sayılamayacağını, bu durumda şirket yönetim kurullarının tescil talebini doğru ve yerinde reddettiğini, payların çıplak pay olduğunun kabulü halinde dahi çıplak payların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 183 vd. maddeleri uyarınca alacağın devri/ temliki hükümlerine göre devredilebileceğini, alacağın devrinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına bağlandığını, yazılı olmayan bir temlikin temlik edenin sonradan yapacağı ikrar ve kabul ile geçerli hale gelmeyeceğini, muteber yazılı bir temlik sözleşmesinin sunulamadığını, bu nedenlerle müvekkilinin tescil talebini reddettiğini, noterden gönderilen ihtarnamenin temlik sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, ...’nın beyanlarına itibar edilemeyeceğini, nitekim Sulh Hukuk Mahkemesinin de itibar etmediğini, başka mahkemenin huzurunda ve yetkisinde incelemesi ve yargılaması başlamış bir konuda, o mahkemenin inceleme ve yargılamasının bekletici mesele yapılması gerekirken, o dava hakkında gerekçe kurularak esasa ilişkin hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya, olayın mahiyetine, hakkaniyete aykırı düştüğünü ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, şirket ortaklık payının tespiti ve pay defterine tescili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 183 vd. maddeleri.
3.6102 sayılı Kanun'un 499 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5676 E. 2013/5391 K.
Ortak:çıplak pay · hisse senedi · hisse devri · pay defteri · anonim şirket · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · e-defter
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 15.01.2018 tarih ve 01460 ve 01461 sayılı «ihtarnamelerinin» 1 ve 2 inci bentlerinde, ...'nın şirketlerdeki hisselerinin tamamını ...'e devrettiğine, ...'in de hisselerin tamamını devir aldığına ilişkin beyanlarının bulunduğu, «alacağın temlikinin» bir ivaz karşılığında ya da ivazsız yapılabileceği, «temlik sözleşmesinde» bir «temlik bedeli» gösterilmemesinin temlikin geçerliliğine engel teşkil etmeyeceği, temlik beyanlarının muhataba çekilen «ihtar» içinde yer almasının da temlikin geçerliliğini etkilemediği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında talep edilmesi üzerine hazırlanan 22.05.2018 tarihli heyet raporunda adı geçende «vesayeti» gerektirecek akıl hastalığı ve akıl zayıflığı saptanmadığının belirtildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında 07.06.2018 tarihli celsede dinlenen «kısıtlı» adayı ...'nın, “hissedarı olduğu şirketten herhangi bir gelir elde etmediğini, Kaya Turizim A.Ş'de «sermaye artırımı» yapıldığını, sermaye artışı nedeniyle bu meblağı karşılayamayacağı için kendisine ait hisseleri kardeşi ...'e devrettiğini”, 16.10.2018 tarihli celsede ise, iki ayrı şirketteki hissesini kardeşi ...'e devrettiğini beyan ettiği, hisseleri devreden ...’nın her iki şirketteki hisseleri davacıya devrettiğini hakim huzurunda beyan ettiğine göre bu aşamada davalı tarafın «sahtelik» iddiasının dinlenemeyeceği, 6102 sayılı Kanun’un 499 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında şirketin, senede bağlanmamış pay ve «nama yazılı pay» senedi sahipleriyle, «intifa hakkı» sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, «pay defterine» kaydedeceği ve payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibinin pay defterine yazılamayacağının düzenlendiği, birleşen dosyada alınan 28.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirket ana sözleşmesinde «pay devrinin» yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair bir kayıt görülmediğinin ifade edildiği, davalının da «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde ana sözleşmede böyle bir kayıt olmasa da uygulamada ortaya çıkan maksadın görmezden gelinemeyeceğini söylediği, asıl dava dosyasında ise, Kaya Holding A.Ş. tarafından çekilen ihtarnamede 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesi gereği ve buna uygun olarak «esas sözleşmesinde» hisselerin devrinin sınılamaya tabi tutulduğu, esas sözleşmenin 14. maddesinde pay devrinin yönetim kurulunun onayına bağlandığının ifade edildiği, ancak 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesinin nama yazılı hisse senetlerine ilişkin olduğu, senede bağlanmamış çıplak paya uygulanamayacağı, bu halde şirketin yönetim kurulunun tek «yetkisinin» çıplak payın usulüne uygun olarak devredilip devredilmediğini denetlemekten ibaret olduğu, yönetim kurulunun bunun dışında bir sebeple «hisse devrine» onay vermeyi reddedemeyeceği, senede bağlanmamış «çıplak pay» alacağın temliki hükümlerine göre usulünce devredildiğine göre bu devrin davalı şirketlerin «pay defterine kaydının» gerektiği, davalının hisseleri devreden ...'nın 17.12.2019 tarihinde vefat etmesi üzerine hisse devirlerinin «geçersizliği» ve «muris muvazaası» nedeniyle açılan davaların «bekletici mesele» yapılması talep ettiği, «sahtelik iddiası» bakımından hisseleri devreden ...'nın hakim huzurunda açık beyanının bulunması, muris muvazaası yönünden ise verilecek kararının dava konusu hisselerin davacı adın …
DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir «aile şirketi» olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, «son» yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini, 15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık «payının» tamamına ilişkin 1.500 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli «ihtarname» ile durumu bildirip devrin ortaklık «pay defterine» işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, «ilmühaber» çıkarılmadığını, «anonim şirketlerde» «çıplak pay devrinin» şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca «esas sözleşmesini» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların «geçersiz» hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu, ortaklık payı devrinin şirketin «muvafakatına» bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, Derya Kayadan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin «pay defterine tescilini» talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir «aile şirketi» olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, «son» yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini,15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık «payının» tamamına ilişkin 7.050 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli «ihtarname» ile durumu bildirip devrin ortaklık «pay defterine» işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, «ilmühaber» çıkarılmadığını, «anonim şirketlerde» «çıplak pay devrinin» şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca «esas sözleşmesini» 6102 sayılı Kanun'a uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların «geçersiz» hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu ortaklık payı devrinin şirketin «muvafakatına» bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, ...'dan devraldığı nama yazılı 7.050 paya karşılık 70.500,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin «pay defterine tescilini» talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin nama, «hamiline» «hisse senedi» çıkarmadığı, hisselerin «çıplak pay» niteliğinde bulunduğu, bunların devrinin özel bir şekle tabi olmadığı, davalı şirket yönetim kurulunun devrin «pay defterine» işlenmesine yönelik karar aldığı, ancak karar gereğinin yerine getirmediği, davalı ...'in 450.000 çıplak payını davacıya devrettiği, devrin geçerli olup pay defterine işlenmesi gerektiği, «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescil ve «ilanını» engelleyen hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ...'in paylarını davacıya devrettiğinin tespitine, pay defterine yazılmasına, «ticaret sicile tescil» ve ilanına karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesi ve «ticaret sicilde» «ilanı» istemine ilişkin olup, davacı taraf davalı şirketin ortağı olduğunu, ayrıca davalı ...’nın da hisselerini kendisine devrettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, dosyada mevcut ticaret sicil «kaydına» göre davalı «şirketin merkezi» .../... olmakla, gerek karar tarihinde yürürlükte olan HUMK ...., gerekse temyiz aşamasında yürürlüğe giren HMK’nın 14. maddesi uyarınca şirketle ortakları arasınd …
Asliye Hukuk Mahkemesi’ne «yetkisizlik» kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...-Bozma neden ve şekline göre, davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket merkezi mahkemesi · ticaret sicili tescili · hamil · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin nama, «hamiline» «hisse senedi» çıkarmadığı, hisselerin «çıplak pay» niteliğinde bulunduğu, bunların devrinin özel bir şekle tabi olmadığı, davalı şirket yönetim kurulunun devrin «pay defterine» işlenmesine yönelik karar aldığı, ancak karar gereğinin yerine getirmediği, davalı ...'in 450.000 çıplak payını davacıya devrettiği, devrin geçerli olup pay defterine işlenmesi gerektiği, «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescil ve «ilanını» engelleyen hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ...'in paylarını davacıya devrettiğinin tespitine, pay defterine yazılmasına, «ticaret sicile tescil» ve ilanına karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesi ve «ticaret sicilde» «ilanı» istemine ilişkin olup, davacı taraf davalı şirketin ortağı olduğunu, ayrıca davalı ...’nın da hisselerini kendisine devrettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, dosyada mevcut ticaret sicil «kaydına» göre davalı «şirketin merkezi» .../... olmakla, gerek karar tarihinde yürürlükte olan HUMK ...., gerekse temyiz aşamasında yürürlüğe giren HMK’nın 14. maddesi uyarınca şirketle ortakları arasınd …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10209 E. 2015/6772 K.
Ortak:pay devri · alacağın temliki · hisse senedi · hisse devri · ciro · pay defteri · temlik · anonim şirket
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 15.01.2018 tarih ve 01460 ve 01461 sayılı «ihtarnamelerinin» 1 ve 2 inci bentlerinde, ...'nın şirketlerdeki hisselerinin tamamını ...'e devrettiğine, ...'in de hisselerin tamamını devir aldığına ilişkin beyanlarının bulunduğu, «alacağın temlikinin» bir ivaz karşılığında ya da ivazsız yapılabileceği, «temlik sözleşmesinde» bir «temlik bedeli» gösterilmemesinin temlikin geçerliliğine engel teşkil etmeyeceği, temlik beyanlarının muhataba çekilen «ihtar» içinde yer almasının da temlikin geçerliliğini etkilemediği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında talep edilmesi üzerine hazırlanan 22.05.2018 tarihli heyet raporunda adı geçende «vesayeti» gerektirecek akıl hastalığı ve akıl zayıflığı saptanmadığının belirtildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında 07.06.2018 tarihli celsede dinlenen «kısıtlı» adayı ...'nın, “hissedarı olduğu şirketten herhangi bir gelir elde etmediğini, Kaya Turizim A.Ş'de «sermaye artırımı» yapıldığını, sermaye artışı nedeniyle bu meblağı karşılayamayacağı için kendisine ait hisseleri kardeşi ...'e devrettiğini”, 16.10.2018 tarihli celsede ise, iki ayrı şirketteki hissesini kardeşi ...'e devrettiğini beyan ettiği, hisseleri devreden ...’nın her iki şirketteki hisseleri davacıya devrettiğini hakim huzurunda beyan ettiğine göre bu aşamada davalı tarafın «sahtelik» iddiasının dinlenemeyeceği, 6102 sayılı Kanun’un 499 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında şirketin, senede bağlanmamış pay ve «nama yazılı pay» senedi sahipleriyle, «intifa hakkı» sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, «pay defterine» kaydedeceği ve payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibinin pay defterine yazılamayacağının düzenlendiği, birleşen dosyada alınan 28.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirket ana sözleşmesinde «pay devrinin» yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair bir kayıt görülmediğinin ifade edildiği, davalının da «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde ana sözleşmede böyle bir kayıt olmasa da uygulamada ortaya çıkan maksadın görmezden gelinemeyeceğini söylediği, asıl dava dosyasında ise, Kaya Holding A.Ş. tarafından çekilen ihtarnamede 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesi gereği ve buna uygun olarak «esas sözleşmesinde» hisselerin devrinin sınılamaya tabi tutulduğu, esas sözleşmenin 14. maddesinde pay devrinin yönetim kurulunun onayına bağlandığının ifade edildiği, ancak 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesinin nama yazılı hisse senetlerine ilişkin olduğu, senede bağlanmamış çıplak paya uygulanamayacağı, bu halde şirketin yönetim kurulunun tek «yetkisinin» çıplak payın usulüne uygun olarak devredilip devredilmediğini denetlemekten ibaret olduğu, yönetim kurulunun bunun dışında bir sebeple «hisse devrine» onay vermeyi reddedemeyeceği, senede bağlanmamış «çıplak pay» alacağın temliki hükümlerine göre usulünce devredildiğine göre bu devrin davalı şirketlerin «pay defterine kaydının» gerektiği, davalının hisseleri devreden ...'nın 17.12.2019 tarihinde vefat etmesi üzerine hisse devirlerinin «geçersizliği» ve «muris muvazaası» nedeniyle açılan davaların «bekletici mesele» yapılması talep ettiği, «sahtelik iddiası» bakımından hisseleri devreden ...'nın hakim huzurunda açık beyanının bulunması, muris muvazaası yönünden ise verilecek kararının dava konusu hisselerin davacı adın …
… u uyarınca ...'nın akıl sağlığının yerinde görüldüğü, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, asıl dava kapsamında; 23.06.2013 tarihli, 2013/02 numaralı «yönetim kurulu» kararı ile “şirketin «hisse senedinin» basılması, basım için matbaa araştırılmasına” oy birliği ile karar verildiği, hisse senedi basım işinin yaptırıldığı, hisse senetlerinin 145 adet basıldığı, ancak şirketin basılan hisse senetlerinin, şirket ortaklarına «teslim» edildiğine ilişkin «dağıtım» tablosuna teslim imzalarının alınmadığı, teslimin gerçekleştiğinin «pay defteri» veya başkaca bir belge ile kayıt altına alınmadığı, şirketin paylarının bastırıldığı ancak şirket ortaklarına dağıtılmadığı, bu sebeple şirketin paylarının senede bağlanmamış («çıplak pay») niteliğinde olduğu, çıplak payların geçerli bir şekilde devredilebilmesi için yazılı «temlik» beyanının gerektiği, şirket «pay defterine kayıt» açısından, yönetim kurulunun devrin geçerliliğini inceleyebileceği ve kanuni ve iradi sınırlamaların varlığı halinde devre onay vermeyi reddedebileceği, açıklanan nedenlerle, davacı talebinin yerinde olduğu, birleşen dosya kapsamında; davalı şirketin 2013 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış «tasdiklerini» süresinde yaptırdığı, ortaklar pay defterinde 2013 yılı itibariyle ortaklık paylarının ne kadar olduğunun yazıldığı, şirketin ödenmiş sermaye bakiyesinin 470.000,00 TL olduğu, şirketin, hisse senedi basımı için 23.06.2013 tarihinde yönetim kurulu kararı aldığı, 12.07.2013 tarihli matbaa faturası ve «teslim tutanağı» ile 144 adet nama yazılı hisse senedi teslim aldığı, şirketin, işbu senetleri ortaklara teslim ettiğine dair herhangi bir teslim tutanağı «ibraz» edilmediği, şirket ana sözleşmesinde, «pay devrinin» yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair herhangi bir ibareye yer verilmediği, ayrı bir pay devri sözleşmesinin bulunmadığı, «ihtarnamelerde» bu yönde beyan olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı ...Ş. tarafından şirket karar ve pay defterine işlenmeyen, davalı şirket ortağı davacı ...'in ...'dan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL'lik sermaye hak ve ortaklık «payının» tespitine ve davalı şirket «pay defterine tesciline», birleşen davanın kabulüne, davalı ...
DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir «aile şirketi» olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, «son» yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini, 15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık «payının» tamamına ilişkin 1.500 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli «ihtarname» ile durumu bildirip devrin ortaklık «pay defterine» işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, «ilmühaber» çıkarılmadığını, «anonim şirketlerde» «çıplak pay devrinin» şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca «esas sözleşmesini» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların «geçersiz» hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu, ortaklık payı devrinin şirketin «muvafakatına» bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, Derya Kayadan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin «pay defterine tescilini» talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin basılı nama yazılı «hisse senedi» bulunmadığı, çıplak payın devrinin bastırılmış nama yazılı hisse senedi gibi «ciro» ve «teslim» ile değil, BK’nundaki «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu, davacının, nama yazılı bir hisse senedi «ibraz» etmediği, dava konusu 14.11.2011 tarihli ve 2011/70 karar numaralı «yönetim kurulu» kararında TBK’nun 184. maddesi uyarınca payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanı bulunduğu, alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için bununla çıplak payın devralana geçeceği, «hisse devrinin», yasa ve ana sözleşmeye uygun olarak yapıldığı, davacının, «irade fesadı» hallerine dayanmadığı, hisselerin hata, «hile», «ikrah» yolu ile devredildiği iddia ve ispat edilemediği, «anonim şirkette» çıplak payların devrinin şekle bağlı olmadığı, ispat için yazılı düzenlenmesinde yarar bulunduğu, ortaklık pay senedi çıkarmamış olsa bile çıplak payların da devredilebileceği, «pay devrinin» yazılı olarak yapılması ve şirkette ortak olan diğer yönetim kurulu üyesine yazılı devir yapılması nedeni ile pay devrinin şirket «pay defterine» işlenip işlenmediği hususunun bir önemi kalmadığı, davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» kendi «rızası» ile «istifa» ettiği, hisselerini de kendi rızası ile devrettiği, «hisse devir sözleşmesinin» bu nedenlerle geçerli bulunduğu, dava konusu yönetim kurulu kararlarında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince «hisse devrinin» «geçersizliği» ve devir konusu hisselerin davacıya ait olduğunun tespiti talep edilmiş olmasına göre bu davada verilecek olan hüküm hisseleri devraldığı iddia edilen dava dışı ...’ın hukuki durumunu ve haklarını etkileyecektir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ikrah · irade fesadı · yönetim kurulu üyeliği · istifa · hile · eş rızası · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin basılı nama yazılı «hisse senedi» bulunmadığı, çıplak payın devrinin bastırılmış nama yazılı hisse senedi gibi «ciro» ve «teslim» ile değil, BK’nundaki «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu, davacının, nama yazılı bir hisse senedi «ibraz» etmediği, dava konusu 14.11.2011 tarihli ve 2011/70 karar numaralı «yönetim kurulu» kararında TBK’nun 184. maddesi uyarınca payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanı bulunduğu, alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için bununla çıplak payın devralana geçeceği, «hisse devrinin», yasa ve ana sözleşmeye uygun olarak yapıldığı, davacının, «irade fesadı» hallerine dayanmadığı, hisselerin hata, «hile», «ikrah» yolu ile devredildiği iddia ve ispat edilemediği, «anonim şirkette» çıplak payların devrinin şekle bağlı olmadığı, ispat için yazılı düzenlenmesinde yarar bulunduğu, ortaklık pay senedi çıkarmamış olsa bile çıplak payların da devredilebileceği, «pay devrinin» yazılı olarak yapılması ve şirkette ortak olan diğer yönetim kurulu üyesine yazılı devir yapılması nedeni ile pay devrinin şirket «pay defterine» işlenip işlenmediği hususunun bir önemi kalmadığı, davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» kendi «rızası» ile «istifa» ettiği, hisselerini de kendi rızası ile devrettiği, «hisse devir sözleşmesinin» bu nedenlerle geçerli bulunduğu, dava konusu yönetim kurulu kararlarında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Pay defteri kaydının düzeltilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2404 E. 2017/7533 K.
Ortak:bekletici mesele · hisse devri · pay defteri · anonim şirket · geçersizlik · e-defter
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 15.01.2018 tarih ve 01460 ve 01461 sayılı «ihtarnamelerinin» 1 ve 2 inci bentlerinde, ...'nın şirketlerdeki hisselerinin tamamını ...'e devrettiğine, ...'in de hisselerin tamamını devir aldığına ilişkin beyanlarının bulunduğu, «alacağın temlikinin» bir ivaz karşılığında ya da ivazsız yapılabileceği, «temlik sözleşmesinde» bir «temlik bedeli» gösterilmemesinin temlikin geçerliliğine engel teşkil etmeyeceği, temlik beyanlarının muhataba çekilen «ihtar» içinde yer almasının da temlikin geçerliliğini etkilemediği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında talep edilmesi üzerine hazırlanan 22.05.2018 tarihli heyet raporunda adı geçende «vesayeti» gerektirecek akıl hastalığı ve akıl zayıflığı saptanmadığının belirtildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında 07.06.2018 tarihli celsede dinlenen «kısıtlı» adayı ...'nın, “hissedarı olduğu şirketten herhangi bir gelir elde etmediğini, Kaya Turizim A.Ş'de «sermaye artırımı» yapıldığını, sermaye artışı nedeniyle bu meblağı karşılayamayacağı için kendisine ait hisseleri kardeşi ...'e devrettiğini”, 16.10.2018 tarihli celsede ise, iki ayrı şirketteki hissesini kardeşi ...'e devrettiğini beyan ettiği, hisseleri devreden ...’nın her iki şirketteki hisseleri davacıya devrettiğini hakim huzurunda beyan ettiğine göre bu aşamada davalı tarafın «sahtelik» iddiasının dinlenemeyeceği, 6102 sayılı Kanun’un 499 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında şirketin, senede bağlanmamış pay ve «nama yazılı pay» senedi sahipleriyle, «intifa hakkı» sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, «pay defterine» kaydedeceği ve payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibinin pay defterine yazılamayacağının düzenlendiği, birleşen dosyada alınan 28.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirket ana sözleşmesinde «pay devrinin» yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair bir kayıt görülmediğinin ifade edildiği, davalının da «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde ana sözleşmede böyle bir kayıt olmasa da uygulamada ortaya çıkan maksadın görmezden gelinemeyeceğini söylediği, asıl dava dosyasında ise, Kaya Holding A.Ş. tarafından çekilen ihtarnamede 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesi gereği ve buna uygun olarak «esas sözleşmesinde» hisselerin devrinin sınılamaya tabi tutulduğu, esas sözleşmenin 14. maddesinde pay devrinin yönetim kurulunun onayına bağlandığının ifade edildiği, ancak 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesinin nama yazılı hisse senetlerine ilişkin olduğu, senede bağlanmamış çıplak paya uygulanamayacağı, bu halde şirketin yönetim kurulunun tek «yetkisinin» çıplak payın usulüne uygun olarak devredilip devredilmediğini denetlemekten ibaret olduğu, yönetim kurulunun bunun dışında bir sebeple «hisse devrine» onay vermeyi reddedemeyeceği, senede bağlanmamış «çıplak pay» alacağın temliki hükümlerine göre usulünce devredildiğine göre bu devrin davalı şirketlerin «pay defterine kaydının» gerektiği, davalının hisseleri devreden ...'nın 17.12.2019 tarihinde vefat etmesi üzerine hisse devirlerinin «geçersizliği» ve «muris muvazaası» nedeniyle açılan davaların «bekletici mesele» yapılması talep ettiği, «sahtelik iddiası» bakımından hisseleri devreden ...'nın hakim huzurunda açık beyanının bulunması, muris muvazaası yönünden ise verilecek kararının dava konusu hisselerin davacı adın …
DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir «aile şirketi» olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, «son» yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini, 15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık «payının» tamamına ilişkin 1.500 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli «ihtarname» ile durumu bildirip devrin ortaklık «pay defterine» işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, «ilmühaber» çıkarılmadığını, «anonim şirketlerde» «çıplak pay devrinin» şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca «esas sözleşmesini» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların «geçersiz» hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu, ortaklık payı devrinin şirketin «muvafakatına» bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, Derya Kayadan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin «pay defterine tescilini» talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir «aile şirketi» olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, «son» yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini,15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık «payının» tamamına ilişkin 7.050 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli «ihtarname» ile durumu bildirip devrin ortaklık «pay defterine» işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, «ilmühaber» çıkarılmadığını, «anonim şirketlerde» «çıplak pay devrinin» şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca «esas sözleşmesini» 6102 sayılı Kanun'a uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların «geçersiz» hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu ortaklık payı devrinin şirketin «muvafakatına» bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, ...'dan devraldığı nama yazılı 7.050 paya karşılık 70.500,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin «pay defterine tescilini» talep etmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, «geçersiz» «anonim şirket» «hisse devrine» dayalı «rüçhan hakkı» kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin «pay defterine» davacı adına tescili istemine ilişkin olup, davalılar vekillerince dava konusu olan 18.000 adet hisseye ilişkin sermaye arttırım kararının geçersizliğinin tespiti talebiyle dava açıldığı belirtilerek,...
Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda Sanayi A.Ş'ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket «pay defterine» işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı adına «depo» edilen bedelin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/301 Esas sayılı dosyasıyla görülen bu davanın «bekletici mesele» yapılması talep edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · depo kararı · tespit davası
Benzer bu karardaEnerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda Sanayi A.Ş'ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket «pay defterine» işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı adına «depo» edilen bedelin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
1- Dava, «geçersiz» «anonim şirket» «hisse devrine» dayalı «rüçhan hakkı» kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin «pay defterine» davacı adına tescili istemine ilişkin olup, davalılar vekillerince dava konusu olan 18.000 adet hisseye ilişkin sermaye arttırım kararının geçersizliğinin tespiti talebiyle dava açıldığı belirtilerek,...
Dava konusu olan davalı şirketin 18.000 hissesine ilişkin sermaye arttırım kararının «geçersizliğinin» «tespiti davası» neticesinde verilecek olan karar eldeki 18.000 hissenin iadesi talepli davanın sonucunu etkileyecektir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/510 E. 2021/4467 K.
Ortak:çıplak pay · hisse senedi · pay defteri · e-defter
İncelediğiniz kararda… u uyarınca ...'nın akıl sağlığının yerinde görüldüğü, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, asıl dava kapsamında; 23.06.2013 tarihli, 2013/02 numaralı «yönetim kurulu» kararı ile “şirketin «hisse senedinin» basılması, basım için matbaa araştırılmasına” oy birliği ile karar verildiği, hisse senedi basım işinin yaptırıldığı, hisse senetlerinin 145 adet basıldığı, ancak şirketin basılan hisse senetlerinin, şirket ortaklarına «teslim» edildiğine ilişkin «dağıtım» tablosuna teslim imzalarının alınmadığı, teslimin gerçekleştiğinin «pay defteri» veya başkaca bir belge ile kayıt altına alınmadığı, şirketin paylarının bastırıldığı ancak şirket ortaklarına dağıtılmadığı, bu sebeple şirketin paylarının senede bağlanmamış («çıplak pay») niteliğinde olduğu, çıplak payların geçerli bir şekilde devredilebilmesi için yazılı «temlik» beyanının gerektiği, şirket «pay defterine kayıt» açısından, yönetim kurulunun devrin geçerliliğini inceleyebileceği ve kanuni ve iradi sınırlamaların varlığı halinde devre onay vermeyi reddedebileceği, açıklanan nedenlerle, davacı talebinin yerinde olduğu, birleşen dosya kapsamında; davalı şirketin 2013 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış «tasdiklerini» süresinde yaptırdığı, ortaklar pay defterinde 2013 yılı itibariyle ortaklık paylarının ne kadar olduğunun yazıldığı, şirketin ödenmiş sermaye bakiyesinin 470.000,00 TL olduğu, şirketin, hisse senedi basımı için 23.06.2013 tarihinde yönetim kurulu kararı aldığı, 12.07.2013 tarihli matbaa faturası ve «teslim tutanağı» ile 144 adet nama yazılı hisse senedi teslim aldığı, şirketin, işbu senetleri ortaklara teslim ettiğine dair herhangi bir teslim tutanağı «ibraz» edilmediği, şirket ana sözleşmesinde, «pay devrinin» yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair herhangi bir ibareye yer verilmediği, ayrı bir pay devri sözleşmesinin bulunmadığı, «ihtarnamelerde» bu yönde beyan olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı ...Ş. tarafından şirket karar ve pay defterine işlenmeyen, davalı şirket ortağı davacı ...'in ...'dan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL'lik sermaye hak ve ortaklık «payının» tespitine ve davalı şirket «pay defterine tesciline», birleşen davanın kabulüne, davalı ...
DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir «aile şirketi» olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, «son» yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini, 15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık «payının» tamamına ilişkin 1.500 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli «ihtarname» ile durumu bildirip devrin ortaklık «pay defterine» işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, «ilmühaber» çıkarılmadığını, «anonim şirketlerde» «çıplak pay devrinin» şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca «esas sözleşmesini» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların «geçersiz» hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu, ortaklık payı devrinin şirketin «muvafakatına» bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, Derya Kayadan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin «pay defterine tescilini» talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir «aile şirketi» olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, «son» yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini,15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık «payının» tamamına ilişkin 7.050 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli «ihtarname» ile durumu bildirip devrin ortaklık «pay defterine» işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, «ilmühaber» çıkarılmadığını, «anonim şirketlerde» «çıplak pay devrinin» şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca «esas sözleşmesini» 6102 sayılı Kanun'a uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların «geçersiz» hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu ortaklık payı devrinin şirketin «muvafakatına» bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, ...'dan devraldığı nama yazılı 7.050 paya karşılık 70.500,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin «pay defterine tescilini» talep etmiştir.
Benzer bu kararda… a ve tüm dosya kapsamına göre, davacının elindeki belge şirket yetkilisi olmayan kişilerce düzenlendiğinden belgenin bağlayıcı olmadığı, davacının elindeki belgenin «hamiline» «hisse senedi» niteliği taşımadığı, nama yazılı yada «çıplak pay» olarak düşünüldüğünde ise, «pay defterlerinde» davacının ismine rastlanmaması nedeniyle davalı şirkette ortak olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hamil
Benzer bu kararda… a ve tüm dosya kapsamına göre, davacının elindeki belge şirket yetkilisi olmayan kişilerce düzenlendiğinden belgenin bağlayıcı olmadığı, davacının elindeki belgenin «hamiline» «hisse senedi» niteliği taşımadığı, nama yazılı yada «çıplak pay» olarak düşünüldüğünde ise, «pay defterlerinde» davacının ismine rastlanmaması nedeniyle davalı şirkette ortak olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4392 E. 2015/11374 K.
Ortak:pay defteri kaydı · alacağın temliki · pay defteri · temlik · anonim şirket · cy/cy kaydı · e-defter
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 15.01.2018 tarih ve 01460 ve 01461 sayılı «ihtarnamelerinin» 1 ve 2 inci bentlerinde, ...'nın şirketlerdeki hisselerinin tamamını ...'e devrettiğine, ...'in de hisselerin tamamını devir aldığına ilişkin beyanlarının bulunduğu, «alacağın temlikinin» bir ivaz karşılığında ya da ivazsız yapılabileceği, «temlik sözleşmesinde» bir «temlik bedeli» gösterilmemesinin temlikin geçerliliğine engel teşkil etmeyeceği, temlik beyanlarının muhataba çekilen «ihtar» içinde yer almasının da temlikin geçerliliğini etkilemediği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında talep edilmesi üzerine hazırlanan 22.05.2018 tarihli heyet raporunda adı geçende «vesayeti» gerektirecek akıl hastalığı ve akıl zayıflığı saptanmadığının belirtildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında 07.06.2018 tarihli celsede dinlenen «kısıtlı» adayı ...'nın, “hissedarı olduğu şirketten herhangi bir gelir elde etmediğini, Kaya Turizim A.Ş'de «sermaye artırımı» yapıldığını, sermaye artışı nedeniyle bu meblağı karşılayamayacağı için kendisine ait hisseleri kardeşi ...'e devrettiğini”, 16.10.2018 tarihli celsede ise, iki ayrı şirketteki hissesini kardeşi ...'e devrettiğini beyan ettiği, hisseleri devreden ...’nın her iki şirketteki hisseleri davacıya devrettiğini hakim huzurunda beyan ettiğine göre bu aşamada davalı tarafın «sahtelik» iddiasının dinlenemeyeceği, 6102 sayılı Kanun’un 499 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında şirketin, senede bağlanmamış pay ve «nama yazılı pay» senedi sahipleriyle, «intifa hakkı» sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, «pay defterine» kaydedeceği ve payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibinin pay defterine yazılamayacağının düzenlendiği, birleşen dosyada alınan 28.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirket ana sözleşmesinde «pay devrinin» yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair bir kayıt görülmediğinin ifade edildiği, davalının da «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde ana sözleşmede böyle bir kayıt olmasa da uygulamada ortaya çıkan maksadın görmezden gelinemeyeceğini söylediği, asıl dava dosyasında ise, Kaya Holding A.Ş. tarafından çekilen ihtarnamede 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesi gereği ve buna uygun olarak «esas sözleşmesinde» hisselerin devrinin sınılamaya tabi tutulduğu, esas sözleşmenin 14. maddesinde pay devrinin yönetim kurulunun onayına bağlandığının ifade edildiği, ancak 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesinin nama yazılı hisse senetlerine ilişkin olduğu, senede bağlanmamış çıplak paya uygulanamayacağı, bu halde şirketin yönetim kurulunun tek «yetkisinin» çıplak payın usulüne uygun olarak devredilip devredilmediğini denetlemekten ibaret olduğu, yönetim kurulunun bunun dışında bir sebeple «hisse devrine» onay vermeyi reddedemeyeceği, senede bağlanmamış «çıplak pay» alacağın temliki hükümlerine göre usulünce devredildiğine göre bu devrin davalı şirketlerin «pay defterine kaydının» gerektiği, davalının hisseleri devreden ...'nın 17.12.2019 tarihinde vefat etmesi üzerine hisse devirlerinin «geçersizliği» ve «muris muvazaası» nedeniyle açılan davaların «bekletici mesele» yapılması talep ettiği, «sahtelik iddiası» bakımından hisseleri devreden ...'nın hakim huzurunda açık beyanının bulunması, muris muvazaası yönünden ise verilecek kararının dava konusu hisselerin davacı adın …
… yların oluştuğunu, müvekkili şirket hisselerinin nama yazılı olduğunu, 2013 senesinde payların senede bağlanarak nama yazılı senetlerin çıkarıldığını, tüm ortaklara «dağıtıldığını», hisse senetlerinin «ciro» ile «zilyetliğinin devri» halinde geçerli bir hisse devrinden söz edilebileceğini, bu yönde bir «ibrazın» yapılmadığını, bu sebeple «pay defterine kaydın» işlenmediğini, «hisse devrinin» gerçek iradeleri yansıtmadığını, bedel alınıp alınmadığının dahi belli olmadığını, devir işlemlerinin «muvazaa» ve «kötü niyet» taşıdığını, hisselerini devrettiği iddia edilen ...’nın sürekli sağlık problemleri yaşadığını, «kısıtlanması» için dava açıldığını, davacının bu durumu fırsat bildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… vacının şirket hisselerinin henüz senede bağlanmadığı beyanının aksine 2013 senesinde payların senede bağlanarak nama yazılı senetlerin çıkarıldığını, tüm ortaklara «dağıtıldığını», hisse senetlerinin «ciro» ile «zilyetliğinin devri» halinde geçerli bir hisse devrinden söz edilebileceğini, tensip tutanağı ile devir senetlerin «ibrazı» için davacıya süre verildiği halde bu yönde bir ibrazın yapılmadığını, bu sebeple «pay defterine kaydın» işlenmediğini, «hisse devrinin» gerçek iradeleri yansıtmadığını, bedel alınıp alınmadığının dahi belli olmadığını, devir işlemlerinin «muvazaa» ve «kötü niyet» taşıdığını, hisselerini devrettiği iddia edilen ...’nın sürekli sağlık problemleri yaşadığını, «kısıtlanması» için dava açıldığını, davacının bu durumu fırsat bildiğini, hisse sahibi olduğunu ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaBu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde davacı, «anonim şirket» paylarını «alacağın temliki» hükümlerine göre devralmış ve devir «pay defterine» işlenmiştir.
Çıplak payın devrinde, devrin anonim ortaklığa karşı ileti sürelebilmesi için TTK m.417 uyarınca «pay defterine kaydı» gereklidir.
A..'nin Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde bulunan «kaydına» tescil ve «ilanına» karar verilmiştir Kararı davalı A..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar · ilan
Benzer bu karardaA..'nin Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde bulunan «kaydına» tescil ve «ilanına» karar verilmiştir Kararı davalı A..
Bu durum karşısında davacının paylardan doğan haklarını kullanmasına, devri şirkete karşı ileri sürmesine engel bir durumun kalmaması ve Ticaret Siciline işlenmesinin pay sahibine her hangi bir yararının bulunmaması nedeniyle davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4448 E. , 2024/878 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/838 Esas, 2022/369 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/154 E., 2019/553 K.
Taraflar arasındaki tespit ve tescil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davanın davalıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir aile şirketi olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, son yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini, 15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık payının tamamına ilişkin 1.500 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli ihtarname ile durumu bildirip devrin ortaklık pay defterine işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, ilmühaber çıkarılmadığını, anonim şirketlerde çıplak pay devrinin şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca esas sözleşmesini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların geçersiz hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu, ortaklık payı devrinin şirketin muvafakatına bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, Derya Kayadan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin pay defterine tescilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları baba ve biri erkek ikisi kız üç çocuğun hissedarlığında bir aile şirketi olduğunu, tüm hissedarların eşit ortaklığında uzun süre devam ettiğini, son yıllarda her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık paylarının değiştiğini,15.01.2018 tarihinde şirket hissedarı ...’nın %15 ortaklık payının tamamına ilişkin 7.050 payını davacıya devrettiğini, devreden ve devralanların 15.01.2018 tarihli ihtarname ile durumu bildirip devrin ortaklık pay defterine işlenmesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde talebi reddettiğini, şirket paylarının henüz senede bağlanmadığını, ilmühaber çıkarılmadığını, anonim şirketlerde çıplak pay devrinin şekle tabi olmadığını, davalı şirket, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca esas sözleşmesini 6102 sayılı Kanun'a uyumlu hale getirmediğinden esas sözleşmedeki tüm sınırlamaların geçersiz hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın devredilebileceğinin açıkça öngörüldüğünü, bu kapsamda dava konusu ortaklık payı devrinin şirketin muvafakatına bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin, ...'dan devraldığı nama yazılı 7.050 paya karşılık 70.500,00 TL tutarındaki sermaye hak ve ortaklık payının tespitini, davalı şirketin pay defterine tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; şirketin baba ve oğlunun çalışmaları ile bugüne geldiğini, diğer iki ortağın genel kurul toplantıları hariç şirkete uğramadıklarını, davacının şirkete hiçbir katkı vermediğini, davacının imzaladığı belgeler ve hisse devirleri ile payların oluştuğunu, müvekkili şirket hisselerinin nama yazılı olduğunu, 2013 senesinde payların senede bağlanarak nama yazılı senetlerin çıkarıldığını, tüm ortaklara dağıtıldığını, hisse senetlerinin ciro ile zilyetliğinin devri halinde geçerli bir hisse devrinden söz edilebileceğini, bu yönde bir ibrazın yapılmadığını, bu sebeple pay defterine kaydın işlenmediğini, hisse devrinin gerçek iradeleri yansıtmadığını, bedel alınıp alınmadığının dahi belli olmadığını, devir işlemlerinin muvazaa ve kötü niyet taşıdığını, hisselerini devrettiği iddia edilen ...’nın sürekli sağlık problemleri yaşadığını, kısıtlanması için dava açıldığını, davacının bu durumu fırsat bildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; şirketin baba ve oğlunun çalışmaları ile bugüne geldiğini, diğer iki ortağın genel kurul toplantıları hariç şirkete uğramadıklarını, davacının şirkete hiçbir katkı vermediğini, davacının imzaladığı belgeler ve hisse devirleri ile payların oluştuğunu, müvekkili şirket hisselerinin nama yazılı olduğunu, davacının şirket hisselerinin henüz senede bağlanmadığı beyanının aksine 2013 senesinde payların senede bağlanarak nama yazılı senetlerin çıkarıldığını, tüm ortaklara dağıtıldığını, hisse senetlerinin ciro ile zilyetliğinin devri halinde geçerli bir hisse devrinden söz edilebileceğini, tensip tutanağı ile devir senetlerin ibrazı için davacıya süre verildiği halde bu yönde bir ibrazın yapılmadığını, bu sebeple pay defterine kaydın işlenmediğini, hisse devrinin gerçek iradeleri yansıtmadığını, bedel alınıp alınmadığının dahi belli olmadığını, devir işlemlerinin muvazaa ve kötü niyet taşıdığını, hisselerini devrettiği iddia edilen ...’nın sürekli sağlık problemleri yaşadığını, kısıtlanması için dava açıldığını, davacının bu durumu fırsat bildiğini, hisse sahibi olduğunu ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile devredenin devir tarihinde akıl sağlığının yerinde olduğu, nitekim Sulh Hukuk Mahkemesinde alınan Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca ...'nın akıl sağlığının yerinde görüldüğü, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, asıl dava kapsamında;
23. 06.2013 tarihli, 2013/02 numaralı yönetim kurulu kararı ile “şirketin hisse senedinin basılması, basım için matbaa araştırılmasına” oy birliği ile karar verildiği, hisse senedi basım işinin yaptırıldığı, hisse senetlerinin 145 adet basıldığı, ancak şirketin basılan hisse senetlerinin, şirket ortaklarına teslim edildiğine ilişkin dağıtım tablosuna teslim imzalarının alınmadığı, teslimin gerçekleştiğinin pay defteri veya başkaca bir belge ile kayıt altına alınmadığı, şirketin paylarının bastırıldığı ancak şirket ortaklarına dağıtılmadığı, bu sebeple şirketin paylarının senede bağlanmamış (çıplak pay) niteliğinde olduğu, çıplak payların geçerli bir şekilde devredilebilmesi için yazılı temlik beyanının gerektiği, şirket pay defterine kayıt açısından, yönetim kurulunun devrin geçerliliğini inceleyebileceği ve kanuni ve iradi sınırlamaların varlığı halinde devre onay vermeyi reddedebileceği, açıklanan nedenlerle, davacı talebinin yerinde olduğu, birleşen dosya kapsamında;
davalı şirketin 2013 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini süresinde yaptırdığı, ortaklar pay defterinde 2013 yılı itibariyle ortaklık paylarının ne kadar olduğunun yazıldığı, şirketin ödenmiş sermaye bakiyesinin 470.000,00 TL olduğu, şirketin, hisse senedi basımı için 23.06.2013 tarihinde yönetim kurulu kararı aldığı, 12.07.2013 tarihli matbaa faturası ve teslim tutanağı ile 144 adet nama yazılı hisse senedi teslim aldığı, şirketin, işbu senetleri ortaklara teslim ettiğine dair herhangi bir teslim tutanağı ibraz edilmediği, şirket ana sözleşmesinde, pay devrinin yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair herhangi bir ibareye yer verilmediği, ayrı bir pay devri sözleşmesinin bulunmadığı, ihtarnamelerde bu yönde beyan olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı ...Ş.
tarafından şirket karar ve pay defterine işlenmeyen, davalı şirket ortağı davacı ...'in ...'dan devraldığı nama yazılı 1.500 paya karşılık 15.000,00 TL'lik sermaye hak ve ortaklık payının tespitine ve davalı şirket pay defterine tesciline, birleşen davanın kabulüne, davalı ... Turizm ve Petrol Ürünleri A.Ş. tarafından şirket karar ve pay defterine işlenmeyen, davalı şirket ortağı davacı ...'in ...'dan devraldığı nama yazılı 7.050 paya karşılık 70.500,00 TL'lik sermaye hak ve ortaklık payının tespitine ve davalı şirket pay defterine tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davalıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; her iki şirketteki devirlerin kötü niyetli olduğunu, davacının hisseleri devrettiği iddia olunan bakıma muhtaç ortağın aczinden istifade ile bir bedel de ödemeden hisselerini elinden almayı ve kötü niyetli işlemlerinde bu hisseleri kullanmayı amaçladığını, uzun yıllardır hastalıkla mücadele eden ...’nın bu hisselerin tamamını devretmesi halinde yoksulluğa düşeceğini, devrin akla ve mantığa aykırılık taşıdığını, davacının devir bedeli için belge sunamadığını, ...’nın vesayet davasında dinlendiğini, ancak bedel alıp almadığını açıklayamadığını, vesayet davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının çelişkili davrandığını, dosyaya yasal unsurları havi bir temliknamenin sunulmadığını, devirlerin serbest irade ile yapılmadığını, Mahkemece dava konusu edilen pay oranlarının yanılgılı tespit edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... ve davacı ... tarafından davalı ...Ş.'ye çekilen Bakırköy 15. Noterliği'nin 15.01.2018 tarih ve 01460 ve 01461 sayılı ihtarnamelerinin 1 ve 2 inci bentlerinde, ...'nın şirketlerdeki hisselerinin tamamını ...'e devrettiğine, ...'in de hisselerin tamamını devir aldığına ilişkin beyanlarının bulunduğu, alacağın temlikinin bir ivaz karşılığında ya da ivazsız yapılabileceği, temlik sözleşmesinde bir temlik bedeli gösterilmemesinin temlikin geçerliliğine engel teşkil etmeyeceği, temlik beyanlarının muhataba çekilen ihtar içinde yer almasının da temlikin geçerliliğini etkilemediği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E. sayılı dosyasında talep edilmesi üzerine hazırlanan 22.05.2018 tarihli heyet raporunda adı geçende vesayeti gerektirecek akıl hastalığı ve akıl zayıflığı saptanmadığının belirtildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 E.
sayılı dosyasında 07.06.2018 tarihli celsede dinlenen kısıtlı adayı ...'nın, “hissedarı olduğu şirketten herhangi bir gelir elde etmediğini, Kaya Turizim A.Ş'de sermaye artırımı yapıldığını, sermaye artışı nedeniyle bu meblağı karşılayamayacağı için kendisine ait hisseleri kardeşi ...'e devrettiğini”, 16.10.2018 tarihli celsede ise, iki ayrı şirketteki hissesini kardeşi ...'e devrettiğini beyan ettiği, hisseleri devreden ...’nın her iki şirketteki hisseleri davacıya devrettiğini hakim huzurunda beyan ettiğine göre bu aşamada davalı tarafın sahtelik iddiasının dinlenemeyeceği, 6102 sayılı Kanun’un 499 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında şirketin, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydedeceği ve payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibinin pay defterine yazılamayacağının düzenlendiği, birleşen dosyada alınan 28.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirket ana sözleşmesinde pay devrinin yönetim kurulunun onayına veya başka bir şarta bağlı olduğuna dair bir kayıt görülmediğinin ifade edildiği, davalının da bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ana sözleşmede böyle bir kayıt olmasa da uygulamada ortaya çıkan maksadın görmezden gelinemeyeceğini söylediği, asıl dava dosyasında ise, Kaya Holding A.Ş.
tarafından çekilen ihtarnamede 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesi gereği ve buna uygun olarak esas sözleşmesinde hisselerin devrinin sınılamaya tabi tutulduğu, esas sözleşmenin 14. maddesinde pay devrinin yönetim kurulunun onayına bağlandığının ifade edildiği, ancak 6102 sayılı Kanun’un 492 nci maddesinin nama yazılı hisse senetlerine ilişkin olduğu, senede bağlanmamış çıplak paya uygulanamayacağı, bu halde şirketin yönetim kurulunun tek yetkisinin çıplak payın usulüne uygun olarak devredilip devredilmediğini denetlemekten ibaret olduğu, yönetim kurulunun bunun dışında bir sebeple hisse devrine onay vermeyi reddedemeyeceği, senede bağlanmamış çıplak pay alacağın temliki hükümlerine göre usulünce devredildiğine göre bu devrin davalı şirketlerin pay defterine kaydının gerektiği, davalının hisseleri devreden ...'nın 17.12.2019 tarihinde vefat etmesi üzerine hisse devirlerinin geçersizliği ve muris muvazaası nedeniyle açılan davaların bekletici mesele yapılması talep ettiği, sahtelik iddiası bakımından hisseleri devreden ...'nın hakim huzurunda açık beyanının bulunması, muris muvazaası yönünden ise verilecek kararının dava konusu hisselerin davacı adına pay defterine kaydedildikten sonra uygulanacak olması nedeniyle bahsi geçen davaların bekletici mesele yapılmasının sonucu etkilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; her iki şirketteki devirlerin kötü niyetle yapıldığını, davacının, bir yandan şirketleri beğenmediğinden bahisle bir takım bahaneler uydurarak dava üzerine dava açarken ve hatta şirketlerin de feshini dahi talep ederken, bir yandan da tüm bu beyanları ile de çelişik olarak, uzun zamandır içerisine düştüğü hastalıklarla mücadele eden ve bakıma muhtaç halde olan diğer kız kardeş, akabinde vefat eden ...'nın elindeki her iki şirkete de ait tüm şirket hisselerini içerisinde bulunduğu aczinden de istifade ile, bir bedel de ödemeden elinden almayı ve mümkünse işbu haksız ve kötü niyetli işlemlerinde bu hisseleri de kullanmayı amaç edindiğini, ...’nın devir sırasında da uzun yıllardır içerisine düştüğü rahatsızlıklarla mücadele ettiğini, bakıma muhtaç olduğunu, hisselerinin tamamını devretmesi halinde, yokluk ve yoksulluğa düşeceğini, değerli hisselerini sağlıklı bir düşünce ile ve kabul edilebilir bir kararla devretmesinin akla mantığa aykırılık taşıdığını, kendisine hisse devir bedeli ödenmediğini, makbuz sunulmadığını, ...
hakkındaki vesayet davasında ilgilinin dinlendiğini, değerli hisselerin bedelsiz alındığının kendi beyanı ile de sabit hale geldiğini, geçmiş yıllara sari olarak kronik hastalıklara muzdarip, bakıma muhtaç halde bulunan hasta bir insanın elinden, kendisini, yokluğa, yoksulluğa düşürecek boyutta ve zayıflığından istifade ile, hiç bir bedel de ödenmeden milyonlar değerinde hisselerinin alınmasının iyi niyetli bir işlem olarak yorumlanamayacağını, vesayet davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, iyi niyete aykırı işlemin usule uygun bile olsa geçerli sayılamayacağını, bu durumda şirket yönetim kurullarının tescil talebini doğru ve yerinde reddettiğini, payların çıplak pay olduğunun kabulü halinde dahi çıplak payların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 183 vd.
maddeleri uyarınca alacağın devri/ temliki hükümlerine göre devredilebileceğini, alacağın devrinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına bağlandığını, yazılı olmayan bir temlikin temlik edenin sonradan yapacağı ikrar ve kabul ile geçerli hale gelmeyeceğini, muteber yazılı bir temlik sözleşmesinin sunulamadığını, bu nedenlerle müvekkilinin tescil talebini reddettiğini, noterden gönderilen ihtarnamenin temlik sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, ...’nın beyanlarına itibar edilemeyeceğini, nitekim Sulh Hukuk Mahkemesinin de itibar etmediğini, başka mahkemenin huzurunda ve yetkisinde incelemesi ve yargılaması başlamış bir konuda, o mahkemenin inceleme ve yargılamasının bekletici mesele yapılması gerekirken, o dava hakkında gerekçe kurularak esasa ilişkin hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya, olayın mahiyetine, hakkaniyete aykırı düştüğünü ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, şirket ortaklık payının tespiti ve pay defterine tescili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 183 vd. maddeleri.
3.6102 sayılı Kanun'un 499 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124277200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz