Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2186 E. 2023/5916 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ana sözleşme değişikliği↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ şekil şartı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ sermaye artırımı↗ şirketin ihyası↗ şirket müdürü↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ kamu düzeni↗ ihtar↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/407 E., 2020/447 K.
Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İnş. Taah. Nal. ve Kömür Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin yasal şekil şartlarına uyulmadan davalı tarafından resen sicilden terkin edildiğini, bu nedenle şirketin ihyasına ilişkin davanın açıldığını ve davanın kabul edilerek şirketin ihyasına karar verildiğini, 25.07.2019 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını ve faaliyetine devam eden şirketin sermayesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) düzenlenen asgari tutara arttırılması ve ...'ın şirket müdürü ve temsilcisi olarak atanması yönünde genel kurulda karar alındığını ve 25.07.2019 tarih, 2019/01 sayılı bu Genel Kurul Kararının tescili ve ilamı için usulüne uygun bir şekilde 26.07.2019 tarihinde davalıya müracaat edildiğini, ancak genel kurul kararının tescil ve ilanına ilişkin taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak taleplerinin reddinin doğru olmadığını ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince itirazın kabulü ile usul ve yasalara aykırı ret kararının kaldırılmasını ve 25.07.2019 tarih, 2019/01 sayılı Genel Kurul Kararının tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama kapsamında dava dışı şirketin faal olması nedeniyle usulsüz terkin kararının kaldırıldığı ve şirketin ihya edildiği, dolayısıyla yapılan genel kurul ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının itirazının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ... İnşaat Taah. Nalburiye ve Kömür Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 25.07.2019 tarih ve 2019/01 sayılı Genel Kurul Kararının tescil ve ilanına ilişkin taleplerinin reddine ilişkin davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 25.06.2020 tarihli kararının kaldırılmasına, 25.07.2019 tarih ve 2019/01 sayılı Genel Kurul Kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Sermaye arttırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için resen terkin edilen şirketlerin ihyası mahkemeden talep edilirken bu şirketlerin sermaye arttırımları için belirlenmiş olan süre dolduğu için ancak ek tasfiye amacıyla ihya edilebilmelerinin mümkün olduğunu, Yargıtayca ihya kararı ile bu tip şirketlerin tekrar faaliyetlerine devam edemeyeceklerinin değerlendirildiğini, söz konusu şirkete belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde şirketin ünvanının ticaret sicilinden silineceğini, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceğini ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini,
2. Davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talebe konu limited şirket genel kurul kararının oy birliği ile alındığı, önemli kararlar arasında sayılan sermaye artırımına ilişkin ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararının 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesine aykırı bir husus içermediği, yine şirketin idaresine ilişkin ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararı ile ana sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesindeki düzenlemeye uygun hale getirildiği ve kamu düzeni aykırı bir husus içermediği, davalı müdürlük tarafından yapılan işlemin hatalı olmasına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 326 ve 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 6102 sayılı Kanun'un 32 ve 34 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3762 E. 2023/4618 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · ihtar · limited şirket · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaSermaye arttırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için «resen terkin» edilen «şirketlerin ihyası» mahkemeden talep edilirken bu şirketlerin sermaye arttırımları için belirlenmiş olan süre dolduğu için ancak ek «tasfiye» amacıyla ihya edilebilmelerinin mümkün olduğunu, Yargıtayca ihya kararı ile bu tip şirketlerin tekrar faaliyetlerine devam edemeyeceklerinin değerlendirildiğini, söz konusu şirkete belirtilen süre içerisinde «münfesih» olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde şirketin ünvanının ticaret sicilinden silineceğini, şirkete ait «malvarlığının» «kaydın» silinme tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceğini ve bunun «kesin» olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu «ihtara» rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 2.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama kapsamında dava dışı şirketin faal olması nedeniyle usulsüz «terkin» kararının kaldırıldığı ve «şirketin ihya» edildiği, dolayısıyla yapılan genel kurul ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının itirazının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ...
Şti.'nin yasal «şekil şartlarına» uyulmadan davalı tarafından resen «sicilden terkin» edildiğini, bu nedenle şirketin ihyasına ilişkin davanın açıldığını ve davanın kabul edilerek şirketin ihyasına karar verildiğini, 25.07.2019 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını ve faaliyetine devam eden şirketin sermayesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) düzenlenen asgari tutara arttırılması ve ...'ın «şirket müdürü» ve «temsilcisi» olarak atanması yönünde genel kurulda karar alındığını ve 25.07.2019 tarih, 2019/01 sayılı bu Genel Kurul Kararının tescili ve ilamı için usulüne uygun bir şekilde 26.07.2019 tarihinde davalıya müracaat edildiğini, ancak genel kurul kararının tescil ve «ilanına» ilişkin taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak taleplerinin reddinin doğru olmadığını ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince itirazın …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 12.08.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden «resen terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 14.01.2020 tarihinde ihya davası açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacı tarafından hak düşürücü süre içinde ihya davası açılmadığından davanın re …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında «hukuki yararın» bulunup bulunmadığı ile «hak düşürücü süre» içerisinde davanın açılıp açılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
Değerlendirme Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, Mahkemece 14.01.2020 tarihi itibarıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» aşılarak davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihya davası · tespit davası · hak düşürücü süre · hukuki yarar · tebligat · dava sebebi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından «terkin» işleminin yasada düzenlenen usule göre eksiksiz yapılmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişiye «ihtar» yollanmadığı anlaşılmış ise de, yasada düzenlenen «hak düşürücü sürenin» dava konu ve «sebebi» yönünden de uygulanması gerektiği, şirketin 12.08.2014 tarihinde resen silindiği, davanın terkin edilen şirketin alacaklısı tarafından İş Mahkemesinde açılan davad …
İş Mahkemesinin 2019/250 E. sayılı dosyası ile «tespit davası» açtığını, davanın halen devam ettiğini, bu davada şirkete «tebligat» yapılamadığını, şirkete tebligat yapılamadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 52 ve 54 üncü maddeleri hükmünün yerine getirilmesi …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 12.08.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden «resen terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 14.01.2020 tarihinde ihya davası açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacı tarafından hak düşürücü süre içinde ihya davası açılmadığından davanın re …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında «hukuki yararın» bulunup bulunmadığı ile «hak düşürücü süre» içerisinde davanın açılıp açılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4776 E. 2019/4624 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12230 E. 2014/13761 K.
Ortak:şirketin ihyası · yargılama giderleri · ihya · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaSermaye arttırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için «resen terkin» edilen «şirketlerin ihyası» mahkemeden talep edilirken bu şirketlerin sermaye arttırımları için belirlenmiş olan süre dolduğu için ancak ek «tasfiye» amacıyla ihya edilebilmelerinin mümkün olduğunu, Yargıtayca ihya kararı ile bu tip şirketlerin tekrar faaliyetlerine devam edemeyeceklerinin değerlendirildiğini, söz konusu şirkete belirtilen süre içerisinde «münfesih» olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde şirketin ünvanının ticaret sicilinden silineceğini, şirkete ait «malvarlığının» «kaydın» silinme tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceğini ve bunun «kesin» olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu «ihtara» rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 2.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama kapsamında dava dışı şirketin faal olması nedeniyle usulsüz «terkin» kararının kaldırıldığı ve «şirketin ihya» edildiği, dolayısıyla yapılan genel kurul ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının itirazının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ...
Davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDava, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davalı ... bu davada «yasal hasım» olduğundan «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz.
İş Mahkemesi nezdinde sigorta «tespit davası» açtığı, açılan dava nedeniyle «şirketin ihyası» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ticaret sicilden «kaydı» silinen ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal hasım · tespit davası
Benzer bu karardaİş Mahkemesi nezdinde sigorta «tespit davası» açtığı, açılan dava nedeniyle «şirketin ihyası» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davalı ... bu davada «yasal hasım» olduğundan «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2186 E. , 2023/5916 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2266 Esas, 2021/1682 Karar
DAVA TARİHİ 03.07.2020
HÜKÜM
Esastan ret, davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/407 E., 2020/447 K.
Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İnş. Taah. Nal. ve Kömür Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin yasal şekil şartlarına uyulmadan davalı tarafından resen sicilden terkin edildiğini, bu nedenle şirketin ihyasına ilişkin davanın açıldığını ve davanın kabul edilerek şirketin ihyasına karar verildiğini, 25.07.2019 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını ve faaliyetine devam eden şirketin sermayesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) düzenlenen asgari tutara arttırılması ve ...'ın şirket müdürü ve temsilcisi olarak atanması yönünde genel kurulda karar alındığını ve 25.07.2019 tarih, 2019/01 sayılı bu Genel Kurul Kararının tescili ve ilamı için usulüne uygun bir şekilde 26.07.2019 tarihinde davalıya müracaat edildiğini, ancak genel kurul kararının tescil ve ilanına ilişkin taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak taleplerinin reddinin doğru olmadığını ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince itirazın kabulü ile usul ve yasalara aykırı ret kararının kaldırılmasını ve 25.07.2019 tarih, 2019/01 sayılı Genel Kurul Kararının tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama kapsamında dava dışı şirketin faal olması nedeniyle usulsüz terkin kararının kaldırıldığı ve şirketin ihya edildiği, dolayısıyla yapılan genel kurul ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının itirazının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ... İnşaat Taah. Nalburiye ve Kömür Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 25.07.2019 tarih ve 2019/01 sayılı Genel Kurul Kararının tescil ve ilanına ilişkin taleplerinin reddine ilişkin davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 25.06.2020 tarihli kararının kaldırılmasına, 25.07.2019 tarih ve 2019/01 sayılı Genel Kurul Kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Sermaye arttırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için resen terkin edilen şirketlerin ihyası mahkemeden talep edilirken bu şirketlerin sermaye arttırımları için belirlenmiş olan süre dolduğu için ancak ek tasfiye amacıyla ihya edilebilmelerinin mümkün olduğunu, Yargıtayca ihya kararı ile bu tip şirketlerin tekrar faaliyetlerine devam edemeyeceklerinin değerlendirildiğini, söz konusu şirkete belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde şirketin ünvanının ticaret sicilinden silineceğini, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceğini ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini,
2. Davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talebe konu limited şirket genel kurul kararının oy birliği ile alındığı, önemli kararlar arasında sayılan sermaye artırımına ilişkin ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararının 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesine aykırı bir husus içermediği, yine şirketin idaresine ilişkin ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararı ile ana sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesindeki düzenlemeye uygun hale getirildiği ve kamu düzeni aykırı bir husus içermediği, davalı müdürlük tarafından yapılan işlemin hatalı olmasına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 326 ve 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 6102 sayılı Kanun'un 32 ve 34 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109969900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz