Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3762 E. 2023/4618 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hizmet tespiti davası↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ ihya davası↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ tespit davası↗ ihya↗ hak düşürücü süre↗ ihbar↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından terkin işleminin yasada düzenlenen usule göre eksiksiz yapılmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiye ihtar yollanmadığı anlaşılmış ise de, yasada düzenlenen hak düşürücü sürenin dava konu ve sebebi yönünden de uygulanması gerektiği, şirketin 12.08.2014 tarihinde resen silindiği, davanın terkin edilen şirketin alacaklısı tarafından İş Mahkemesinde açılan davadaki alacağın tahsili amacıyla sınırlı olarak açıldığı, dava tarihi olan 14.01.2020 tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin aşılarak davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirkette çalışmış olan müvekkilinin şirket aleyhine İzmir 14. İş Mahkemesinin 2019/250 E. sayılı dosyası ile tespit davası açtığını, davanın halen devam ettiğini, bu davada şirkete tebligat yapılamadığını, şirkete tebligat yapılamadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 52 ve 54 üncü maddeleri hükmünün yerine getirilmesine gerek kalmaksızın şirketin ihyasının gerektiğini, müvekkilinin hizmet tespiti davasını açtığı sırada, davalı şirketin kapanmış olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 12.08.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya davası açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 14.01.2020 tarihinde ihya davası açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacı tarafından hak düşürücü süre içinde ihya davası açılmadığından davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasta reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı ile hak düşürücü süre içerisinde davanın açılıp açılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, , 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile on beşinci fıkrası
3. Değerlendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, Mahkemece 14.01.2020 tarihi itibarıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin aşılarak davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak dosya içeriğine göre, ihyası talep edilen Kurum Orman Ürünleri Kömür Paz. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından davalı sicil müdürlüğünce 18.02.2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ancak şirket yetkililerine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle yapılan terkin işlemi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilmek suretiyle işin esasına girerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozulmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Bedellerin temerrüt faizi ile birlikte
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15548 E. 2013/21949 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, asıl dava yönünden davanın kabulü ile 11.000 USD ve 8.000 EURO’nun «temerrüt faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın reddine ilişkin verilen karar davalı banka vekilinin temyizi üzerine Dairemizce talep aşılarak karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur.
-
Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2186 E. 2023/5916 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · ihtar · limited şirket · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 12.08.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden «resen terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 14.01.2020 tarihinde ihya davası açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacı tarafından hak düşürücü süre içinde ihya davası açılmadığından davanın re …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında «hukuki yararın» bulunup bulunmadığı ile «hak düşürücü süre» içerisinde davanın açılıp açılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
Değerlendirme Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, Mahkemece 14.01.2020 tarihi itibarıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» aşılarak davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSermaye arttırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için «resen terkin» edilen «şirketlerin ihyası» mahkemeden talep edilirken bu şirketlerin sermaye arttırımları için belirlenmiş olan süre dolduğu için ancak ek «tasfiye» amacıyla ihya edilebilmelerinin mümkün olduğunu, Yargıtayca ihya kararı ile bu tip şirketlerin tekrar faaliyetlerine devam edemeyeceklerinin değerlendirildiğini, söz konusu şirkete belirtilen süre içerisinde «münfesih» olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde şirketin ünvanının ticaret sicilinden silineceğini, şirkete ait «malvarlığının» «kaydın» silinme tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceğini ve bunun «kesin» olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu «ihtara» rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 2.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama kapsamında dava dışı şirketin faal olması nedeniyle usulsüz «terkin» kararının kaldırıldığı ve «şirketin ihya» edildiği, dolayısıyla yapılan genel kurul ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının itirazının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ...
Şti.'nin yasal «şekil şartlarına» uyulmadan davalı tarafından resen «sicilden terkin» edildiğini, bu nedenle şirketin ihyasına ilişkin davanın açıldığını ve davanın kabul edilerek şirketin ihyasına karar verildiğini, 25.07.2019 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını ve faaliyetine devam eden şirketin sermayesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) düzenlenen asgari tutara arttırılması ve ...'ın «şirket müdürü» ve «temsilcisi» olarak atanması yönünde genel kurulda karar alındığını ve 25.07.2019 tarih, 2019/01 sayılı bu Genel Kurul Kararının tescili ve ilamı için usulüne uygun bir şekilde 26.07.2019 tarihinde davalıya müracaat edildiğini, ancak genel kurul kararının tescil ve «ilanına» ilişkin taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak taleplerinin reddinin doğru olmadığını ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince itirazın …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği · şekil şartı · malvarlığına ilişkin dava · sermaye artırımı · şirket müdürü · yargılama giderleri · kamu düzeni · kesin hüküm
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talebe konu «limited şirket» genel kurul kararının oy birliği ile alındığı, önemli kararlar arasında sayılan «sermaye artırımına» ilişkin «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin genel kurul kararının 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesine aykırı bir husus içermediği, yine şirketin idaresine ilişkin ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararı ile ana sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesindeki düzenlemeye uygun hale getirildiği ve «kamu düzeni» aykırı bir husus içermediği, davalı müdürlük tarafından yapılan işlemin hatalı olmasına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi uyarınca «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin yasal «şekil şartlarına» uyulmadan davalı tarafından resen «sicilden terkin» edildiğini, bu nedenle şirketin ihyasına ilişkin davanın açıldığını ve davanın kabul edilerek şirketin ihyasına karar verildiğini, 25.07.2019 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını ve faaliyetine devam eden şirketin sermayesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) düzenlenen asgari tutara arttırılması ve ...'ın «şirket müdürü» ve «temsilcisi» olarak atanması yönünde genel kurulda karar alındığını ve 25.07.2019 tarih, 2019/01 sayılı bu Genel Kurul Kararının tescili ve ilamı için usulüne uygun bir şekilde 26.07.2019 tarihinde davalıya müracaat edildiğini, ancak genel kurul kararının tescil ve «ilanına» ilişkin taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak taleplerinin reddinin doğru olmadığını ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince itirazın …
Sermaye arttırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için «resen terkin» edilen «şirketlerin ihyası» mahkemeden talep edilirken bu şirketlerin sermaye arttırımları için belirlenmiş olan süre dolduğu için ancak ek «tasfiye» amacıyla ihya edilebilmelerinin mümkün olduğunu, Yargıtayca ihya kararı ile bu tip şirketlerin tekrar faaliyetlerine devam edemeyeceklerinin değerlendirildiğini, söz konusu şirkete belirtilen süre içerisinde «münfesih» olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde şirketin ünvanının ticaret sicilinden silineceğini, şirkete ait «malvarlığının» «kaydın» silinme tarihinden itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceğini ve bunun «kesin» olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu «ihtara» rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 2.
Davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4776 E. 2019/4624 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3762 E. , 2023/4618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/435 Esas, 2023/658
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/32 E., 2020/229 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Kurum Orman Ürünleri Kömür Paz. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nde çalıştığını, bu şirkete karşı İzmir 14. İş Mahkemesi'nin 2019/250 E. sayılı dosyasında hizmet tespiti davası açtıklarını, şirketin tasfiye sonu sicilden terk edildiğinin anlaşılması üzerine, mahkemece ihya davası açılmak üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; Kurum Orman Ürünleri Kömür Paz. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicil Kayıtlarına Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 04.04.2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihbarda bulundurulduğunu, bu hususun 15.04.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, yasal süresi içerisinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde ticaret sicil kaydının resen silindiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından terkin işleminin yasada düzenlenen usule göre eksiksiz yapılmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiye ihtar yollanmadığı anlaşılmış ise de, yasada düzenlenen hak düşürücü sürenin dava konu ve sebebi yönünden de uygulanması gerektiği, şirketin 12.08.2014 tarihinde resen silindiği, davanın terkin edilen şirketin alacaklısı tarafından İş Mahkemesinde açılan davadaki alacağın tahsili amacıyla sınırlı olarak açıldığı, dava tarihi olan 14.01.2020 tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin aşılarak davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirkette çalışmış olan müvekkilinin şirket aleyhine İzmir 14. İş Mahkemesinin 2019/250 E. sayılı dosyası ile tespit davası açtığını, davanın halen devam ettiğini, bu davada şirkete tebligat yapılamadığını, şirkete tebligat yapılamadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 52 ve 54 üncü maddeleri hükmünün yerine getirilmesine gerek kalmaksızın şirketin ihyasının gerektiğini, müvekkilinin hizmet tespiti davasını açtığı sırada, davalı şirketin kapanmış olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 12.08.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya davası açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 14.01.2020 tarihinde ihya davası açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacı tarafından hak düşürücü süre içinde ihya davası açılmadığından davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasta reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı ile hak düşürücü süre içerisinde davanın açılıp açılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, , 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile on beşinci fıkrası
3. Değerlendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, Mahkemece 14.01.2020 tarihi itibarıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin aşılarak davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak dosya içeriğine göre, ihyası talep edilen Kurum Orman Ürünleri Kömür Paz. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından davalı sicil müdürlüğünce 18.02.2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ancak şirket yetkililerine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle yapılan terkin işlemi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilmek suretiyle işin esasına girerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozulmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/978676400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz