Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8005 E. 2023/2096 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
atk raporu↗ elbirliği mülkiyeti↗ bono/kambiyo senedi↗ adi senet↗ ödeme emrine itiraz↗ zorunlu dava arkadaşlığı↗ fiil ehliyeti↗ kambiyo senedi vasfı↗ tereke↗ aval↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ menfi tespit davası↗ kambiyo senedi↗ eş rızası↗ tespit davası↗ mirasçılık↗ ipotek↗ kefalet↗ muvafakat↗ keşideci↗ bono↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince bononun zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda aval veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava muris ...'in tüm mirasçıları tarafından açılmadığını, ... davacılar arasında yer almadığını, zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, muvafakat olmadan iddianın genişletildiğini, davacılar, önce murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı, sonra kefalette eş rızası bulunmadığı ileri sürüldüğünü, senetle parmak izi nedeniyle aval olarak kabul edilmese bile adi senet olarak kabul edilmesi ve kefaletin geçerli olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan bonoda davacıların murisi olan ...'in aval veren (kefil) olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda keşideci ...'in imzası bulunmakla, bononun kambiyo senedi vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm mirasçılar tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmakla birlikte, menfi tespit talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, menfi tespit davası, tereke üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya muvafakat ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun adi senet olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların murisinin okuma yazma bilmiyor olması, gözlerinin sorunlu olması ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 15 ve 16 ıncı maddelerinin göz ardı edildiğini, dava konusu senedin davacıların kardeşi ... tarafından Ecem Ticaret/...'nun borcuna mahsuben müvekkiline verildiğini, senedin ticari amaçla düzenlendiğini, ...'in ...'ndan kalan bakiye alacağı için de ipotek tesis ettiğini, söz konusu ipotek tesis işleminin davacıların murisi ...'in verdiği vekaletname ile yapıldığını, dolayısıyla senedin tanzim tarihi ile yakın tarihlerde davacıların murisinin akli ve ruhi melekelerinin yerinde olduğunu, davacıların ilk olarak murislerinin akli melekelerinin yerinde olmadığını ileri sürerken, sonradan eş rızası bulunmadığını ileri sürdüklerini ve bu şekilde iddialarını genişlettiklerini, kaldı ki senedin düzenlenme tarihinde murislerinin fiil ehliyetinin bulunduğunun Adlî Tıp Kurumu (ATK) raporu ile de sabit olduğu, ayrıca dava konusu senedin adi senet olduğu düşünülse dahi eş rızasının ticari işlerde aranmayacağını, davacılarca senedin vadesine ve parmak izine itiraz bulunmadığını, davacıların murisi ...'in dava konusu senet nedeniyle kefil olarak borçlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2901 E. 2020/5665 K.
Ortak:aval · menfi tespit davası · kambiyo senedi · tespit davası · keşideci · bono · geçersizlik · menfi tespit · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan «bonoda» davacıların murisi olan ...'in «aval» veren («kefil») olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda «keşideci» ...'in imzası bulunmakla, «bononun kambiyo senedi» vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm «mirasçılar» tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olmakla birlikte, «menfi tespit» talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, «menfi tespit davası», «tereke» üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya «muvafakat» ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun «adi senet» olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle …
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince «bononun» zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda «aval» veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olma …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava muris ...'in tüm «mirasçıları» tarafından açılmadığını, ... davacılar arasında yer almadığını, zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, «muvafakat» olmadan iddianın genişletildiğini, davacılar, önce murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı, sonra «kefalette» eş «rızası» bulunmadığı ileri sürüldüğünü, senetle parmak izi nedeniyle «aval» olarak kabul edilmese bile «adi senet» olarak kabul edilmesi ve kefaletin geçerli olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit davası» olup, dava konusu senette davacıların murisi ... «keşideci», diğer davacı ... «aval» veren, davalı ise «lehtar» durumundadır.
Dava konusu «bonoda» imza bulunmadığından «geçersiz» olup bu durumda davacı «aval» verenin de bono nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır.
Davaya konu «bononun» davacıların murisi «keşideci» ... tarafından parmak izi basılarak davalıya verildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · lehtar · ikrar
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, inkar edilen senetteki parmak izinin borçlu ...'a ait olduğu konusunda davacıların «ikrarı» olup herhangi bir itiraz söz konusu olmadığı, açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacıların bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacılar tarafından bu hususta «yazılı delil» sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Dava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit davası» olup, dava konusu senette davacıların murisi ... «keşideci», diğer davacı ... «aval» veren, davalı ise «lehtar» durumundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2299 E. 2023/5987 K.
Ortak:menfi tespit davası · kambiyo senedi · tespit davası · bono · geçersizlik · menfi tespit · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan «bonoda» davacıların murisi olan ...'in «aval» veren («kefil») olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda «keşideci» ...'in imzası bulunmakla, «bononun kambiyo senedi» vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm «mirasçılar» tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olmakla birlikte, «menfi tespit» talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, «menfi tespit davası», «tereke» üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya «muvafakat» ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun «adi senet» olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle …
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince «bononun» zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda «aval» veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olma …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava, senetten kaynaklanan «menfi tespit davası» olup, senedin tanzim tarihi itibariyle yürülükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688 maddesinde bonoyu tanzim edenin imzasının kambiyo senedinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğunun belirtildiği, mühür ya da parmak izi ile «kambiyo senedinin» düzenlenemeyeceği, poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesinin gerektiği, el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya el ile yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetnamenin kullanılamayacağı, somut olayda, icra takibine konu olan senette davacıların murisi olan ...'in imzası yerine parmak izi bulunduğu, kanunda «bono» üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması belirtilmiş olduğundan «dava konusu» senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, «geçersiz» olduğu, menfi tespit davasında «ispat külfetinin» davalı alacaklıda olduğu davalının davacıların murisinin borçtan sorumlu oldukları yönündeki başkaca herhangi bir delil sunmadığı , davaya konu miktar itibari ile …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senetlerine özgü takip · mal kaçırma · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · ispat külfeti · davanın konusu · kısıtlılık · ispat yükü · vade
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, «davaya konusu» senedin imzalandığı tarihte murisin yaşının 84 olduğu ve senedin «vade» tarihinde 90 yaşında olduğu, senet düzenlenirken tek doktordan rapor alındığı, yine murisin 24.06.2011 tarihinde «kısıtlanmasına» karar verilerek senet alacaklısı davalı ...'in vasi olarak atandığı, senedin 23.10.2014 tarihinde icraya konulduğu, bu tarihte de murisin vasisinin (29.03.2019'dan itibaren) davalının gayriresmi şekilde yaşadığı murisin oğlu İbrahim olduğu, murisin senedin düzenlenme tarihinde murisin kolluk araştırmasına göre borçlanacak bir durumunun olmadığı, zira davalının da SED araştırmasına göre senet miktarını murise verecek ekonomik gücünün olmadığı, «ispat yükünün» davalıda olduğu, fakat davalının alacağını ispatlayamadığı gibi dava konusu senette nakden yazmasına rağmen davalı cevap dilekçesinde davalının kaçarak evlenmesinin nedeni ile kayınpederin davalıya 10 dönüm tarla ve Kozan'da bir ev vaadinde bulunduğu, bu borcu ödemediği, bu sebeple murisin senedi verdiğinin belirtildiği, bu sebeple senedin veriliş (nakden) şekli ile davalı beyanları arasında çelişki oluşmuş olması, murisin hasta ve yaşlılığından faydalanılarak parmak basmak suretiyle düzenlenmiş olan senedin «mal kaçırmak» amacı ile düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; davacıların Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2014/4892 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçilen 19.01.20 …
… ği tarihte devlet hastanesinden akli dengesi yerindedir şeklinde rapor alındığını, bu senedi de muris ölmeden bir yıl önce icraya sunduğunu, murisin de buna ilişkin «tebligatı» iki şahit huzurunda parmak basarak aldığını, bu durumun soruşturma konusu olup müvekkili hakkında «kovuşturmaya yer olmadığına» dair karar verildiğini, murisin gayet aklı başında hareket ederek davaya konu senedi düzenlediğini, aklı başında iken senedin icrasını tebliğ aldığını ve kendisi düzenlediği için bu takibe itiraz etme ihtiyacı duymadığını, mahkemece senedin «mal kaçırmak» amacı ile düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava, senetten kaynaklanan «menfi tespit davası» olup, senedin tanzim tarihi itibariyle yürülükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688 maddesinde bonoyu tanzim edenin imzasının kambiyo senedinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğunun belirtildiği, mühür ya da parmak izi ile «kambiyo senedinin» düzenlenemeyeceği, poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesinin gerektiği, el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya el ile yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetnamenin kullanılamayacağı, somut olayda, icra takibine konu olan senette davacıların murisi olan ...'in imzası yerine parmak izi bulunduğu, kanunda «bono» üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması belirtilmiş olduğundan «dava konusu» senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, «geçersiz» olduğu, menfi tespit davasında «ispat külfetinin» davalı alacaklıda olduğu davalının davacıların murisinin borçtan sorumlu oldukları yönündeki başkaca herhangi bir delil sunmadığı , davaya konu miktar itibari ile …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «kambiyo senetlerine özgü takip» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Kötü niyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3532 E. 2021/745 K.
Ortak:keşideci · bono · menfi tespit
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan «bonoda» davacıların murisi olan ...'in «aval» veren («kefil») olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda «keşideci» ...'in imzası bulunmakla, «bononun kambiyo senedi» vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm «mirasçılar» tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olmakla birlikte, «menfi tespit» talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, «menfi tespit davası», «tereke» üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya «muvafakat» ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun «adi senet» olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle …
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince «bononun» zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda «aval» veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olma …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacı ... yönünden mahkemece verilen 23.07.2015 tarih, 2014/109 esas ve 2015/83 karar sayılı hüküm «aleyhe bozma yasağı» kapsamında kaldığından davacı ... yönünden açılan davanın reddine, davacı ...’ın parmak izi olan dava konusu «bonoda» «keşideci» konumunda olup, dava dilekçesinde açıkca bonodaki borcun 2.700-TL'lik «kısmını kabul» ederek, bu borcun da ödendiğini ileri sürdüğü, davacı ...’ın ödendiğini ileri sürdüğü miktarın HMK’nın 200. maddesinde yer alan «senetle ispat zorunluluğu» kapsamında olduğu, davacı vekiline verilen «kesin süre» içerisinde borcun ödendiğine dair «yazılı delil» sunulmadığından davacı ... yönünden açılan davanın reddine, mahkemece herhangi bir «ihtiyati tedbir» kararı verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Mahkemenin kabulünde olduğu üzere, davacı ödemesini yazılı delille ispatlayamadığından, mahkemece ... yönünden 2.700.- TL’ye yönelik «menfi tespit» isteminin reddine, geriye kalan 11.300.- TL yönünden ise davacı ...’ın menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacı ... yönünden açılan davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe bozma yasağı · senetle ispat zorunluluğu · kısmi kabul · senetle ispat · yazılı delil · usuli kazanılmış hak · kötüniyet tazminatı · ihtiyati tedbir
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacı ... yönünden mahkemece verilen 23.07.2015 tarih, 2014/109 esas ve 2015/83 karar sayılı hüküm «aleyhe bozma yasağı» kapsamında kaldığından davacı ... yönünden açılan davanın reddine, davacı ...’ın parmak izi olan dava konusu «bonoda» «keşideci» konumunda olup, dava dilekçesinde açıkca bonodaki borcun 2.700-TL'lik «kısmını kabul» ederek, bu borcun da ödendiğini ileri sürdüğü, davacı ...’ın ödendiğini ileri sürdüğü miktarın HMK’nın 200. maddesinde yer alan «senetle ispat zorunluluğu» kapsamında olduğu, davacı vekiline verilen «kesin süre» içerisinde borcun ödendiğine dair «yazılı delil» sunulmadığından davacı ... yönünden açılan davanın reddine, mahkemece herhangi bir «ihtiyati tedbir» kararı verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Dairesinin bozma ilamından önceki karara karşı temyiz yoluna başvurmadığından, mahkemece verilen karar bu davacı yönünden davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşturduğundan, davacı ...’ın temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmiştir.
Hukuk Dairesinin 08.05.2017 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere davacının açıkca bonodaki borcun 2.700.- TL’lik «kısmını kabul» ettiğinden, davacının bu miktar bedelin davalıya ödendiğini yazılı delille ispatlaması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8005 E. , 2023/2096 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1214 Esas, 2021/303 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/357 E., 2019/32 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davaya esas teşkil eden bonoda, müvekkillerinin murisleri olan ...'in kefil olarak adının geçtiği, ancak bononun düzenlendiği tarihte murisin akli dengesinin yerinde olmadığı ve bononun imza yerine parmak basılması suretiyle düzenlendiğinden kambiyo senedi vasfı taşımadığı, bononun bu hali ile adi belge niteliğinde olduğu ve eş rızası alınmadığından geçersiz olduğu ileri sürerek bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kambiyo senedi vasfındaki senetlerde kefalete ilişkin eş rızasının aranmayacağını, murisin senette parmak izi bulunmasının yasaya uygun olduğunu, bu hususun ödeme emrine itiraz aşamasında davacılar tarafından ileri sürülmediğini, davacıların davaya esas teşkil eden bonodan kaynaklanan borçtan sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince bononun zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda aval veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava muris ...'in tüm mirasçıları tarafından açılmadığını, ... davacılar arasında yer almadığını, zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, muvafakat olmadan iddianın genişletildiğini, davacılar, önce murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı, sonra kefalette eş rızası bulunmadığı ileri sürüldüğünü, senetle parmak izi nedeniyle aval olarak kabul edilmese bile adi senet olarak kabul edilmesi ve kefaletin geçerli olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan bonoda davacıların murisi olan ...'in aval veren (kefil) olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda keşideci ...'in imzası bulunmakla, bononun kambiyo senedi vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm mirasçılar tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmakla birlikte, menfi tespit talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, menfi tespit davası, tereke üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya muvafakat ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun adi senet olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların murisinin okuma yazma bilmiyor olması, gözlerinin sorunlu olması ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 15 ve 16 ıncı maddelerinin göz ardı edildiğini, dava konusu senedin davacıların kardeşi ... tarafından Ecem Ticaret/...'nun borcuna mahsuben müvekkiline verildiğini, senedin ticari amaçla düzenlendiğini, ...'in ...'ndan kalan bakiye alacağı için de ipotek tesis ettiğini, söz konusu ipotek tesis işleminin davacıların murisi ...'in verdiği vekaletname ile yapıldığını, dolayısıyla senedin tanzim tarihi ile yakın tarihlerde davacıların murisinin akli ve ruhi melekelerinin yerinde olduğunu, davacıların ilk olarak murislerinin akli melekelerinin yerinde olmadığını ileri sürerken, sonradan eş rızası bulunmadığını ileri sürdüklerini ve bu şekilde iddialarını genişlettiklerini, kaldı ki senedin düzenlenme tarihinde murislerinin fiil ehliyetinin bulunduğunun Adlî Tıp Kurumu (ATK) raporu ile de sabit olduğu, ayrıca dava konusu senedin adi senet olduğu düşünülse dahi eş rızasının ticari işlerde aranmayacağını, davacılarca senedin vadesine ve parmak izine itiraz bulunmadığını, davacıların murisi ...'in dava konusu senet nedeniyle kefil olarak borçlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109964700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz