Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2299 E. 2023/5987 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senetlerine özgü takip↗ mal kaçırma↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ menfi tespit davası↗ ispat külfeti↗ davanın konusu↗ kısıtlılık↗ kambiyo senedi↗ tespit davası↗ ispat yükü↗ bono↗ vade↗ tebligat↗ geçersizlik↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konusu senedin imzalandığı tarihte murisin yaşının 84 olduğu ve senedin vade tarihinde 90 yaşında olduğu, senet düzenlenirken tek doktordan rapor alındığı, yine murisin 24.06.2011 tarihinde kısıtlanmasına karar verilerek senet alacaklısı davalı ...'in vasi olarak atandığı, senedin 23.10.2014 tarihinde icraya konulduğu, bu tarihte de murisin vasisinin (29.03.2019'dan itibaren) davalının gayriresmi şekilde yaşadığı murisin oğlu İbrahim olduğu, murisin senedin düzenlenme tarihinde murisin kolluk araştırmasına göre borçlanacak bir durumunun olmadığı, zira davalının da SED araştırmasına göre senet miktarını murise verecek ekonomik gücünün olmadığı, ispat yükünün davalıda olduğu, fakat davalının alacağını ispatlayamadığı gibi dava konusu senette nakden yazmasına rağmen davalı cevap dilekçesinde davalının kaçarak evlenmesinin nedeni ile kayınpederin davalıya 10 dönüm tarla ve Kozan'da bir ev vaadinde bulunduğu, bu borcu ödemediği, bu sebeple murisin senedi verdiğinin belirtildiği, bu sebeple senedin veriliş (nakden) şekli ile davalı beyanları arasında çelişki oluşmuş olması, murisin hasta ve yaşlılığından faydalanılarak parmak basmak suretiyle düzenlenmiş olan senedin mal kaçırmak amacı ile düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; davacıların Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2014/4892 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçilen 19.01.2006 düzenleme tarihli, 02.02.2012 vade tarihli, 250.000,00.TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; murisin akli melekelerine ilişkin belge bulunmadığını, murisin davalıya borçlu olduğunun tanık beyanları ile de ispat edildiğini, davacı tarafından parmak izinin murise ait olmadığını iddia ettiğini ancak daha sonra bu iddiasından vazgeçtiğini, senetteki parmak izinin murise ait olduğunu, senedin tanzim edildiği tarihte devlet hastanesinden akli dengesi yerindedir şeklinde rapor alındığını, bu senedi de muris ölmeden bir yıl önce icraya sunduğunu, murisin de buna ilişkin tebligatı iki şahit huzurunda parmak basarak aldığını, bu durumun soruşturma konusu olup müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, murisin gayet aklı başında hareket ederek davaya konu senedi düzenlediğini, aklı başında iken senedin icrasını tebliğ aldığını ve kendisi düzenlediği için bu takibe itiraz etme ihtiyacı duymadığını, mahkemece senedin mal kaçırmak amacı ile düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava, senetten kaynaklanan menfi tespit davası olup, senedin tanzim tarihi itibariyle yürülükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688 maddesinde bonoyu tanzim edenin imzasının kambiyo senedinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğunun belirtildiği, mühür ya da parmak izi ile kambiyo senedinin düzenlenemeyeceği, poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesinin gerektiği, el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya el ile yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetnamenin kullanılamayacağı, somut olayda, icra takibine konu olan senette davacıların murisi olan ...'in imzası yerine parmak izi bulunduğu, kanunda bono üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması belirtilmiş olduğundan dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, geçersiz olduğu, menfi tespit davasında ispat külfetinin davalı alacaklıda olduğu davalının davacıların murisinin borçtan sorumlu oldukları yönündeki başkaca herhangi bir delil sunmadığı , davaya konu miktar itibari ile alacağın tanık ile ispatlanması mümkün olmadığı mahkemece, davalının alacağı ispatlayamadığı bu nedenle davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine özgü takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 688 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8005 E. 2023/2096 K.
Ortak:menfi tespit davası · kambiyo senedi · tespit davası · bono · geçersizlik · menfi tespit · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava, senetten kaynaklanan «menfi tespit davası» olup, senedin tanzim tarihi itibariyle yürülükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688 maddesinde bonoyu tanzim edenin imzasının kambiyo senedinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğunun belirtildiği, mühür ya da parmak izi ile «kambiyo senedinin» düzenlenemeyeceği, poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesinin gerektiği, el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya el ile yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetnamenin kullanılamayacağı, somut olayda, icra takibine konu olan senette davacıların murisi olan ...'in imzası yerine parmak izi bulunduğu, kanunda «bono» üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması belirtilmiş olduğundan «dava konusu» senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, «geçersiz» olduğu, menfi tespit davasında «ispat külfetinin» davalı alacaklıda olduğu davalının davacıların murisinin borçtan sorumlu oldukları yönündeki başkaca herhangi bir delil sunmadığı , davaya konu miktar itibari ile …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan «bonoda» davacıların murisi olan ...'in «aval» veren («kefil») olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda «keşideci» ...'in imzası bulunmakla, «bononun kambiyo senedi» vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm «mirasçılar» tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olmakla birlikte, «menfi tespit» talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, «menfi tespit davası», «tereke» üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya «muvafakat» ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun «adi senet» olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle …
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince «bononun» zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda «aval» veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olma …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · bono/kambiyo senedi · adi senet · fiil ehliyeti · tereke · aval · eş rızası · mirasçılık
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan «bonoda» davacıların murisi olan ...'in «aval» veren («kefil») olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda «keşideci» ...'in imzası bulunmakla, «bononun kambiyo senedi» vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm «mirasçılar» tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olmakla birlikte, «menfi tespit» talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, «menfi tespit davası», «tereke» üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya «muvafakat» ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun «adi senet» olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava muris ...'in tüm «mirasçıları» tarafından açılmadığını, ... davacılar arasında yer almadığını, zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, «muvafakat» olmadan iddianın genişletildiğini, davacılar, önce murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı, sonra «kefalette» eş «rızası» bulunmadığı ileri sürüldüğünü, senetle parmak izi nedeniyle «aval» olarak kabul edilmese bile «adi senet» olarak kabul edilmesi ve kefaletin geçerli olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… eşi ... tarafından Ecem Ticaret/...'nun borcuna mahsuben müvekkiline verildiğini, senedin ticari amaçla düzenlendiğini, ...'in ...'ndan kalan bakiye alacağı için de «ipotek» tesis ettiğini, söz konusu ipotek tesis işleminin davacıların murisi ...'in verdiği vekaletname ile yapıldığını, dolayısıyla senedin tanzim tarihi ile yakın tarihlerde davacıların murisinin akli ve ruhi melekelerinin yerinde olduğunu, davacıların ilk olarak murislerinin akli melekelerinin yerinde olmadığını ileri sürerken, sonradan eş «rızası» bulunmadığını ileri sürdüklerini ve bu şekilde iddialarını genişlettiklerini, kaldı ki senedin düzenlenme tarihinde murislerinin «fiil ehliyetinin» bulunduğunun Adlî Tıp Kurumu (ATK) raporu ile de sabit olduğu, ayrıca dava konusu senedin «adi senet» olduğu düşünülse dahi eş rızasının ticari işlerde aranmayacağını, davacılarca senedin vadesine ve parmak izine itiraz bulunmadığını, davacıların murisi ...'in dava konusu senet nedeniyle «kefil» olarak borçlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince «bononun» zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda «aval» veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olma …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2901 E. 2020/5665 K.
Ortak:menfi tespit davası · kambiyo senedi · tespit davası · bono · geçersizlik · menfi tespit · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava, senetten kaynaklanan «menfi tespit davası» olup, senedin tanzim tarihi itibariyle yürülükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688 maddesinde bonoyu tanzim edenin imzasının kambiyo senedinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğunun belirtildiği, mühür ya da parmak izi ile «kambiyo senedinin» düzenlenemeyeceği, poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesinin gerektiği, el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya el ile yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetnamenin kullanılamayacağı, somut olayda, icra takibine konu olan senette davacıların murisi olan ...'in imzası yerine parmak izi bulunduğu, kanunda «bono» üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması belirtilmiş olduğundan «dava konusu» senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, «geçersiz» olduğu, menfi tespit davasında «ispat külfetinin» davalı alacaklıda olduğu davalının davacıların murisinin borçtan sorumlu oldukları yönündeki başkaca herhangi bir delil sunmadığı , davaya konu miktar itibari ile …
Benzer bu karardaDava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit davası» olup, dava konusu senette davacıların murisi ... «keşideci», diğer davacı ... «aval» veren, davalı ise «lehtar» durumundadır.
TTK'nın 776. maddesi g bendine göre «bono» üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması gerektiği belirtilmiş olması dikkate alındığında dava konusu bononun kambiyo vasfında olmadığı, «geçersiz» olduğu görülmektedir.
Dava konusu «bonoda» imza bulunmadığından «geçersiz» olup bu durumda davacı «aval» verenin de bono nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aval · yazılı delil · lehtar · ikrar · keşideci
Benzer bu karardaDava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit davası» olup, dava konusu senette davacıların murisi ... «keşideci», diğer davacı ... «aval» veren, davalı ise «lehtar» durumundadır.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, inkar edilen senetteki parmak izinin borçlu ...'a ait olduğu konusunda davacıların «ikrarı» olup herhangi bir itiraz söz konusu olmadığı, açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacıların bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacılar tarafından bu hususta «yazılı delil» sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Davaya konu «bononun» davacıların murisi «keşideci» ... tarafından parmak izi basılarak davalıya verildiği anlaşılmaktadır.
Davacılardan ... «aval» veren olup sadece dava konusu «bonoda» şekli noksanlıklardan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep edebilecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2299 E. , 2023/5987 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, muris ...'in senedin tanzim tarihinde 84, vade tarihinde 90 yaşında olduğunu, böyle bir borçlanmaya ihtiyacının olmadığını, yaşı itibari ile borçlanma bilincinin de olmadığını, alacaklı gözüken ...'in murisin oğlu İbrahim Şahin ile evlilik dışı birlikte yaşadığını, ...'in murise vasi tayin edilmiş ve murisin kısıtlanmasına karar verilmiş olduğunu, böylece davalının bakım parası aldığını, bu sırada dava konusu senedin tanzim ettirilmiş olduğunu, bu sırada senedin vadesi geçtiği halde icra takip işlemi yapılmadığını, İbrahim Şahin'in murise vasi tayin edilmesinden sonra icra takibine geçildiğini ve icra dosyasından çıkartılan ödeme emrine İbrahim Şahin'in itiraz etmeyerek takibin kesinleşmiş olduğunu, bunların davalının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davalı ile muris arasında hiçbir alacak borç ilişkisinin olamayacağını, murisin yaşının ilerlemesi sebebiyle davalının hile ve desise ile ona borç yüklenmiş olduğunu, bu nedenlerle Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2014/4892 Esas sayılı dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili ile muris ...'in oğlu İbrahim Şahin'in kaçarak evlenmiş olduklarını, bu evlilik sonrasında taraflar arasında çıkan husumet nedeniyle aileler arasında toplantı yapılarak çözümlemeye çalışılmış olduğunu, bu toplantı sırasında 10 dönüm tarla ile Kozan'da bir dairenin davalı müvekkiline verileceği hususunun kararlaştırılmış olduğunu, malların bedeline denk gelen iş bu söz konusu senedin düzenlendiğini, senetteki parmak izinin kayınvalidesine ait olduğunu, senedin tanzim edildiği tarihte devlet hastanesinden akli dengesi yerindedir şeklinde rapor alındığını, murisin gayet aklı başında hareket ederek iş bu davaya konu senedi düzenlediğini, aklı başında iken senedin icrasını tebliğ aldığını ve kendisi düzenlediği için bu takibe itiraz etme ihtiyacı duymadığını, bu nedenlerle öncelikle davanın görevsizlik nedeni ile usulden ve esastan reddine, davanın reddi neticesinde karşı taraf davacı borçlunun %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konusu senedin imzalandığı tarihte murisin yaşının 84 olduğu ve senedin vade tarihinde 90 yaşında olduğu, senet düzenlenirken tek doktordan rapor alındığı, yine murisin 24.06.2011 tarihinde kısıtlanmasına karar verilerek senet alacaklısı davalı ...'in vasi olarak atandığı, senedin 23.10.2014 tarihinde icraya konulduğu, bu tarihte de murisin vasisinin (29.03.2019'dan itibaren) davalının gayriresmi şekilde yaşadığı murisin oğlu İbrahim olduğu, murisin senedin düzenlenme tarihinde murisin kolluk araştırmasına göre borçlanacak bir durumunun olmadığı, zira davalının da SED araştırmasına göre senet miktarını murise verecek ekonomik gücünün olmadığı, ispat yükünün davalıda olduğu, fakat davalının alacağını ispatlayamadığı gibi dava konusu senette nakden yazmasına rağmen davalı cevap dilekçesinde davalının kaçarak evlenmesinin nedeni ile kayınpederin davalıya 10 dönüm tarla ve Kozan'da bir ev vaadinde bulunduğu, bu borcu ödemediği, bu sebeple murisin senedi verdiğinin belirtildiği, bu sebeple senedin veriliş (nakden) şekli ile davalı beyanları arasında çelişki oluşmuş olması, murisin hasta ve yaşlılığından faydalanılarak parmak basmak suretiyle düzenlenmiş olan senedin mal kaçırmak amacı ile düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile;
davacıların Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2014/4892 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçilen 19.01.2006 düzenleme tarihli, 02.02.2012 vade tarihli, 250.000,00.TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; murisin akli melekelerine ilişkin belge bulunmadığını, murisin davalıya borçlu olduğunun tanık beyanları ile de ispat edildiğini, davacı tarafından parmak izinin murise ait olmadığını iddia ettiğini ancak daha sonra bu iddiasından vazgeçtiğini, senetteki parmak izinin murise ait olduğunu, senedin tanzim edildiği tarihte devlet hastanesinden akli dengesi yerindedir şeklinde rapor alındığını, bu senedi de muris ölmeden bir yıl önce icraya sunduğunu, murisin de buna ilişkin tebligatı iki şahit huzurunda parmak basarak aldığını, bu durumun soruşturma konusu olup müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, murisin gayet aklı başında hareket ederek davaya konu senedi düzenlediğini, aklı başında iken senedin icrasını tebliğ aldığını ve kendisi düzenlediği için bu takibe itiraz etme ihtiyacı duymadığını, mahkemece senedin mal kaçırmak amacı ile düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava, senetten kaynaklanan menfi tespit davası olup, senedin tanzim tarihi itibariyle yürülükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688 maddesinde bonoyu tanzim edenin imzasının kambiyo senedinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğunun belirtildiği, mühür ya da parmak izi ile kambiyo senedinin düzenlenemeyeceği, poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesinin gerektiği, el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya el ile yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetnamenin kullanılamayacağı, somut olayda, icra takibine konu olan senette davacıların murisi olan ...'in imzası yerine parmak izi bulunduğu, kanunda bono üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması belirtilmiş olduğundan dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, geçersiz olduğu, menfi tespit davasında ispat külfetinin davalı alacaklıda olduğu davalının davacıların murisinin borçtan sorumlu oldukları yönündeki başkaca herhangi bir delil sunmadığı , davaya konu miktar itibari ile alacağın tanık ile ispatlanması mümkün olmadığı mahkemece, davalının alacağı ispatlayamadığı bu nedenle davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine özgü takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 688 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981856500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz