Anonim şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4076 E. 2024/6917 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirketin feshi↗ haklı sebeple fesih↗ ayrılma akçesi↗ bilgi alma hakkı↗ organsızlık↗ ortaklıktan çıkma↗ haklı sebep↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ istifa↗ menfi tespit davası↗ bedelsizlik↗ şirket zararı↗ tespit davası↗ derdestlik↗ olumsuz oy↗ fesih↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ kusur↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1511 E., 2020/147 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kurucu ortağı olduğu davalı şirkette %20 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin eğitim kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilin asıl mesleğinin mimarlık olduğunu, diğer kurucu ortakların ise öğretmen olduklarını, 16.11.2018 tarihine kadar yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttüğünü ve bu tarih itibariyle istifa ettiğini, şirket ortakları arasında şiddetli geçimsizlik ve husumet olduğunu, karşılıklı ... duygusunun yitirildiğini, davalı şirketin faaliyet gösterdiği binanın tadilat işlerini, müvekkilin kendi şirketi aracılığı ile yaptığını, şirketin finansman yapısını düzeltmek için şahsi parasından şirkete borç verdiğini, müvekkilinin eğitimci vasfı olmaması nedeni ile şirketi ticari tecrübesi ile yönetmeye çalıştığını, ancak hiçbir ticari tecrübesi olmayan, sadece öğretmen vasfı bulunan diğer ortakların, buna karşı çıkan tavırları ile kendisini sürekli dışladıklarını, müvekkilinin şirketin yöneticisi olmasına rağmen hangi öğrenciden ne tahsilat yapıldığı ve tahsilatların nerelere ödendiği, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında bir bilgi edinemediğini, bilgi alma hakkının sürekli engellendiğini, öyle ki aidat yatıran öğrenci velilerin paraları özellikle diğer ortaklar tarafından tahsil edilmiş resmi muhasabe kayıtlarına geçirilmediğini ileri sürerek haklı sebeplerle ortaklıktan çıkmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine, olmadığı takdirde davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa etmeden önceki dönemde müvekkili şirketin temsil ve ilzama yetkisine sahip yetkilisi olduğunu, davacının şirketi zararlandırıcı işlemleri nedeniyle yönetim kurulunun toplanması için harekete geçildiği esnada davacının istifa ederek şirketi organsız bıraktığını, şirketin borca batık hale gelmesinde kusurlu olduğunu, borçlarını düzenli olarak ödeyen öğrenci velilerinin senetlerinin kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak bedelsiz senetleri takibe koyduğunu, bu nedenle hakkında savcılık soruşturmasının bulunduğunu, senetler nedeniyle menfi tespit davalarının açıldığını, davacının kendi eylemleri nedeniyle şirketi zora soktuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki karşılıklı davalar ve dinlenen tanık beyanlarından; davacı ile davalı şirketin diğer ortakları arasında şirket menfaati için birlikte hareket etme iradesinin ortadan kalktığı, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı, şirketin zararda olması nedeniyle davacının ayrılma akçesi isteyemeyeceği de gözönüne alındığında davacının şirket ortaklığından ayrılmasının şirkete herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, bilakis şirketin işleyişini hızlandıracağı anlaşılmış olup, davacı aleyhine açılan davaların ve soruşturmanın sonucunun da bu davaya bir etkisi olmayacağından davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, şirketin gayri faal olup şirketin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle ayrılma akçesi talebinin reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketlerde feshi düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 pay sahibinin, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme fesih yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına ya da uygun düşen bir çözüme karar verebileceği şeklinde düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen haklı sebeple fesih davasının esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aradığı, bunlardan ilkinin haklı bir sebebin varlığı, diğerinin ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları gerektiği, davacının şirkette %20 oranında hisseye sahip olduğu dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiği, haklı sebebin varlığının davanın diğer şartı olduğu, haklı sebep yoksa Hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremeyeceği, davacının kurucu ortaklarından olduğu davalı şirketin ilk dönem yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü, yöneticiliği döneminde bilgisi haricinde diğer şirket ortaklarının öğrenci velilerinden tahsilat yaptığı, bu tahsilatların muhasebeye bildirilmediği gibi nerelerde harcandığı, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında kendisine bilgi verilmediği iddia edilerek bu nedenler haklı neden olarak ileri sürülmüşse de; bu iddianın kanıtlanamadığı gibi davacının kötü yönetiminden dolayı şirketin zarara uğradığının iddia edildiği, bu kapsamda davacı hakkında yönetici olduğu dönemde usulsüz olarak öğrenci velilerinin alınan senetleri kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak bedelsiz senetleri takibe koymaktan dolayı yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve derdest menfi tespit davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği, bu nedenlerle 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi gereğince şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığından ispat edilemeyen davanın redddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin feshi için haklı sebeplerinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, haklı sebeplerle şirketin feshi olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı ve şirketin zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına, ayrılma akçesi talebi yönünden ise reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge adliye mahkemesince davacı hakkında yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve derdest menfi tespit davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği, şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesince, haklı sebeplerin bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacı aleyhine açılmış olan derdest davaların sonucu beklenip, ona göre davacının haklı sebebi olup olmadığı, kusuru bulunup bulunmadığı, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5390 E. 2024/1850 K.
Ortak:istifa · olumsuz oy
İncelediğiniz kararda… ğitim kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilin asıl mesleğinin mimarlık olduğunu, diğer kurucu ortakların ise öğretmen olduklarını, 16.11.2018 tarihine kadar «yönetim kurulu» başkanlığı görevini yürüttüğünü ve bu tarih itibariyle «istifa» ettiğini, şirket ortakları arasında şiddetli geçimsizlik ve «husumet» olduğunu, karşılıklı ... duygusunun yitirildiğini, davalı şirketin faaliyet gösterdiği binanın tadilat işlerini, müvekkilin kendi şirketi aracılığı ile yaptığını, şirketin finansman yapısını düzeltmek için şahsi parasından şirkete borç verdiğini, müvekkilinin eğitimci vasfı olmaması nedeni ile şirketi ticari tecrübesi ile yönetmeye çalıştığını, ancak hiçbir ticari tecrübesi olmayan, sadece öğretmen vasfı bulunan diğer ortakların, buna karşı çıkan tavırları ile kendisini sürekli dışladıklarını, müvekkilinin şirketin yöneticisi olmasına rağmen hangi öğrenciden ne tahsilat yapıldığı ve tahsilatların nerelere ödendiği, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında bir bilgi edinemediğini, «bilgi alma hakkının» sürekli engellendiğini, öyle ki aidat yatıran öğrenci velilerin paraları özellikle diğer ortaklar tarafından tahsil edilmiş resmi muhasabe kayıtlarına geçirilmediğini ileri sürerek haklı sebeplerle ortaklıktan çıkmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine, olmadığı takdirde davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının «istifa» etmeden önceki dönemde müvekkili şirketin «temsil» ve ilzama «yetkisine» sahip yetkilisi olduğunu, davacının şirketi zararlandırıcı işlemleri nedeniyle yönetim kurulunun toplanması için harekete geçildiği esnada davacının istifa ederek şirketi «organsız» bıraktığını, şirketin borca batık hale gelmesinde kusurlu olduğunu, borçlarını düzenli olarak ödeyen öğrenci velilerinin senetlerinin kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak «bedelsiz» senetleri takibe koyduğunu, bu nedenle hakkında savcılık soruşturmasının bulunduğunu, senetler nedeniyle «menfi tespit davalarının» açıldığını, davacının kendi eylemleri nedeniyle şirketi zora soktuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… enfaati için birlikte hareket etme iradesinin ortadan kalktığı, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı, «şirketin zararda» olması nedeniyle davacının «ayrılma akçesi» isteyemeyeceği de gözönüne alındığında davacının şirket ortaklığından ayrılmasının şirkete herhangi bir «olumsuz» etkisinin olmayacağı, bilakis şirketin işleyişini hızlandıracağı anlaşılmış olup, davacı aleyhine açılan davaların ve soruşturmanın sonucunun da bu davaya bir etkisi olmayacağından davacının şirket «ortaklığından çıkma» talebinin kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, şirketin gayri faal olup şirketin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle ayrılma akçesi t …
Benzer bu kararda… ündüz Bakım Evi'nin sahibi ve işletmecisi olduğunu, davalının ise müvekkiline ait kurumda daha önce İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığını, 2019 yılı içerisinde «istifa» ederek aynı muhitte ve aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere Anbeba Preschool isimli iş yerini açtığını, işbu davanın konusunun davalının rakip kuruluş olarak rekabet ortamını zedeleyici, «dürüstlük kuralına» aykırı davranış ve eylemleri olduğunu, kuruluş aşamasında davalı okuluna kayıt olan öğrencilerinin neredeyse tamamının, müvekkili okulunda kayıtlı öğrencilerden oluştuğunu, aynı durumun öğretmen ve çalışan kadrosu açısından da geçerli bulunduğunu, bu durumun önceden planlanmış ve programlanmış şekilde müvekkiline zarar verme niyetiyle yapıldığının anlaşıldığını, sürekli yalan ve yanıltıcı bilgilerle müvekkiline ait kuruma kayıt yaptırmak isteyen velilerde kurum aleyhine algı yaratılmaya çalışıldığını, velileri yönlendirmek amacıyla, kurumda çalışmış olmaları sebebiyle gerçek durumu bildikleri halde, mutfakta kullanılan malzemelerin kalitesiz olduğu, ikindi kahvaltısı için verilen yiyeceklerin bayat bulunduğu, öğrencilerin resmi kayıtlarının yapılmadığı, çalışan öğretmenlerin niteliksiz olduğu, maaşları ödenmediği için öğretmenlerin verimli çalışmadığı gibi gerçek dışı bilgilerin davalı eliyle yayıldığını, müvekkiline ait iş yerinde çalışan öğretmen ve diğer personeli etkilemek amacıyla, daha yüksek maaş verecekleri yönünde haberler göndererek ve müvekkilinin «dahil» olmadığı gerçek dışı diyaloglar yansıtılarak dedikodu düzeyindeki ifadelerle öğretmen-personel-işveren arasındaki huzur ve güven ortamını zedelediğini, öğretmenleri işi bırakmaya yönlendirdiğini, halihazırda müvekkiline ait iş yerinde çalışan personel ile ilgili velilere bizimle çalışacak şeklinde reklam yapıldığını, bahsi geçen ilgili çalışanın, müvekkiline ait kurumdan 2-3 aylık reklam sürecinden sonra istifa ettiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin kurum içerisinde yapmayı planladığı etkinlik ve faaliyetlerin bir şekilde davalı tarafça öğrenildiğini ve aynı gün ya da öncesinde aynı etkinlik ve faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ileri sürerek «haksız rekabet» fiillerinin tespitine, önlenmesine ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının gerçeğe aykırı bilgilerle, müvekkiline ait kurumu «kötüleyerek» müvekkilinin öğrenci/veli sayısını düşürmeye çalışmasının, kendi kurumunun tercih edilmesini sağlamak için müvekkile iftira etmesinin rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davalının aleni olarak müvekkiline ait kurumu kötülediğini, «olumsuz» bir algı yarattığını, «tanık beyanlarının» söz konusu iddialarını açıkça desteklediğini, bildirdikleri üçüncü tanığa davetiye çıkartılmadığını ve beyanının alınmadığını, neden beyanı alınmadığına dair bir g …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüleme · tanık beyanı · ek prim · dürüstlük kuralı · kamu düzeni · ilan · haksız rekabet · dahili dava
Benzer bu kararda… ündüz Bakım Evi'nin sahibi ve işletmecisi olduğunu, davalının ise müvekkiline ait kurumda daha önce İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığını, 2019 yılı içerisinde «istifa» ederek aynı muhitte ve aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere Anbeba Preschool isimli iş yerini açtığını, işbu davanın konusunun davalının rakip kuruluş olarak rekabet ortamını zedeleyici, «dürüstlük kuralına» aykırı davranış ve eylemleri olduğunu, kuruluş aşamasında davalı okuluna kayıt olan öğrencilerinin neredeyse tamamının, müvekkili okulunda kayıtlı öğrencilerden oluştuğunu, aynı durumun öğretmen ve çalışan kadrosu açısından da geçerli bulunduğunu, bu durumun önceden planlanmış ve programlanmış şekilde müvekkiline zarar verme niyetiyle yapıldığının anlaşıldığını, sürekli yalan ve yanıltıcı bilgilerle müvekkiline ait kuruma kayıt yaptırmak isteyen velilerde kurum aleyhine algı yaratılmaya çalışıldığını, velileri yönlendirmek amacıyla, kurumda çalışmış olmaları sebebiyle gerçek durumu bildikleri halde, mutfakta kullanılan malzemelerin kalitesiz olduğu, ikindi kahvaltısı için verilen yiyeceklerin bayat bulunduğu, öğrencilerin resmi kayıtlarının yapılmadığı, çalışan öğretmenlerin niteliksiz olduğu, maaşları ödenmediği için öğretmenlerin verimli çalışmadığı gibi gerçek dışı bilgilerin davalı eliyle yayıldığını, müvekkiline ait iş yerinde çalışan öğretmen ve diğer personeli etkilemek amacıyla, daha yüksek maaş verecekleri yönünde haberler göndererek ve müvekkilinin «dahil» olmadığı gerçek dışı diyaloglar yansıtılarak dedikodu düzeyindeki ifadelerle öğretmen-personel-işveren arasındaki huzur ve güven ortamını zedelediğini, öğretmenleri işi bırakmaya yönlendirdiğini, halihazırda müvekkiline ait iş yerinde çalışan personel ile ilgili velilere bizimle çalışacak şeklinde reklam yapıldığını, bahsi geçen ilgili çalışanın, müvekkiline ait kurumdan 2-3 aylık reklam sürecinden sonra istifa ettiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin kurum içerisinde yapmayı planladığı etkinlik ve faaliyetlerin bir şekilde davalı tarafça öğrenildiğini ve aynı gün ya da öncesinde aynı etkinlik ve faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ileri sürerek «haksız rekabet» fiillerinin tespitine, önlenmesine ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup reddinin gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında «haksız rekabet» teşkil edecek bir durum bulunmadığını, müvekkilinin sigorta «primlerinin» uzun süre yatırılmadığını, «son» dönemde de eksik primler yatırıldığını, aynı zamanda müvekkiline karşı mobbing uygulandığını, öğretmenin yapmaması gereken işleri yapmak zorunda bırakıldığı için m …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında davalının «haksız rekabete» yol açan bir eyleminin ispat edilemediği, tek başına davacı yanında çalışan öğretmenlerin bazılarının ve davacı tarafta bulunan öğrencilerin davalının işyerine geçmelerinin haksız rekabetin varlığını göstermeyeceği, davacının işyerinde çalışan öğretmenlerin davalının işyerinde çalışmaya başlaması ve öğrencilerin davalının işyerine geçmesinin davalının haksız bir müdahalesiyle olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, «tanık beyanlarının» bu duruma açıklık getiremediği, bu durumda herkesin istediği yerde görev yapmasında ve çocuklarını okula göndermelerinde serbest olduğu, başkalarının eyleminden do …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının gerçeğe aykırı bilgilerle, müvekkiline ait kurumu «kötüleyerek» müvekkilinin öğrenci/veli sayısını düşürmeye çalışmasının, kendi kurumunun tercih edilmesini sağlamak için müvekkile iftira etmesinin rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davalının aleni olarak müvekkiline ait kurumu kötülediğini, «olumsuz» bir algı yarattığını, «tanık beyanlarının» söz konusu iddialarını açıkça desteklediğini, bildirdikleri üçüncü tanığa davetiye çıkartılmadığını ve beyanının alınmadığını, neden beyanı alınmadığına dair bir g …
-
Manevi tazminat | Maddi manevi tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3033 E. 2024/5467 K.
Ortak:olumsuz oy · kusur
İncelediğiniz kararda… enfaati için birlikte hareket etme iradesinin ortadan kalktığı, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı, «şirketin zararda» olması nedeniyle davacının «ayrılma akçesi» isteyemeyeceği de gözönüne alındığında davacının şirket ortaklığından ayrılmasının şirkete herhangi bir «olumsuz» etkisinin olmayacağı, bilakis şirketin işleyişini hızlandıracağı anlaşılmış olup, davacı aleyhine açılan davaların ve soruşturmanın sonucunun da bu davaya bir etkisi olmayacağından davacının şirket «ortaklığından çıkma» talebinin kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, şirketin gayri faal olup şirketin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle ayrılma akçesi t …
Bölge adliye mahkemesince, haklı sebeplerin bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacı aleyhine açılmış olan «derdest» davaların sonucu beklenip, ona göre davacının haklı «sebebi» olup olmadığı, «kusuru» bulunup bulunmadığı, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… kadrolarında olacağına dair erken kayıt dönemi olan 15.02.2021 tarihinde davalı şirket tarafından sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunulduğunu, bu eylemlerin «haksız rekabet» teşkil ettiğini, ayrıca söz konusu reklam faaliyeti sebebiyle, okula kayıt yaptırmayı düşünen velilerden bir kısmının da kayıt yaptırmaktan vazgeçtiklerini, davacı şirkete ait okul idaresinin halen öğrenim görmekte olan öğrencilere ve velilerine karşı zor durumda kaldığını, Mehtap Öğretmenin okuldan ayrılacağının kısa süre içerisinde tüm okul içerisinde ve veliler arasında yayıldığını, bu durumun erken kayıt yaptıran veliler arasında da tartışma konusu haline geldiğini, bütün bu «olumsuzlukları» okul idaresinin tek başına göğüslemeye çalıştığını, bu sırada büyük üzüntü ve sıkıntılar yaşandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
… alep ettikleri, bu durumda kayıtların iptaline henüz anlaşma sağlanmamış bir öğretmen ile çalışılacağı iddiası ile velileri yönlendirerek kayıt alan davacının kendi «kusuru» ile sebep olduğu, kimsenin kendi kusuruna dayanamayacağı, kayıt iptalleri nedeni ile davacının oluştuğunu iddia ettiği maddi, manevi zararlardan bu koşullar altınd …
… mesi devam eden öğretmenle gizlice görüşerek, bir takım vaatlerde bulunduğu ve öğretmeni müvekkili işyerinden koparmasının haksız olduğunu, davacı şirketle sözleşme «yenilenmesi» için hiçbir görüşme yapılmadan, sözleşmesinin devam ettiği süre içerisinde «sadakat yükümlülüğüne» aykırı olarak doğrudan bir başka okulla anlaşma yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla zarara esas olan ana «kusurun», davalı şirketin, davacı şirkette sözleşmesi devam eden öğretmenle erken kayıt döneminden önce gizlice görüşülmesi ve anlaşma sağlanması olduğunu, kusurlu tarafın davalı şirket ve dava dışı öğretmen olduğunu, davacı şirketin erken kayıt döneminde velilere okulu tanıtırken, kayıt tarihinde halen sözleşmesi devam eden ve okul idaresi tarafından sözleşmesi uzatılmak istenen öğretmenin tanıtılmasının gayet doğal olduğunu, bu doğrultuda dava dilekçesinde, taraflarınca davalının «haksız rekabet» teşkil eden eylemi neticesinde elde etmesi mümkün görülen menfaatinin de tazminat olarak hüküm altına alınması talep edilmiş iken bu konuda gerekçeli kararda hiçbir değerlendirme ve tespitte bulunulmadığını, manevi tazminat talebinin neden reddedildiği konusunda hiçbir açıklama yapılmadığını, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin açıkça davacı şirketin haklarına yönelik bir saldırı olduğu, bu doğrultuda davacı şirketin «kişilik haklarının» zedelendiği ve itibar «kaybı» yaşadığı ve manevi zarara uğradığını, dava konusu ile birebir emsal nitelikteki Yargıtay kararları olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:irade sakatlığı · sadakat yükümlülüğü · hizmet akdi · kişilik hakları · dürüstlük kuralı · yenileme · kâr kaybı · haksız rekabet
Benzer bu kararda… mesi devam eden öğretmenle gizlice görüşerek, bir takım vaatlerde bulunduğu ve öğretmeni müvekkili işyerinden koparmasının haksız olduğunu, davacı şirketle sözleşme «yenilenmesi» için hiçbir görüşme yapılmadan, sözleşmesinin devam ettiği süre içerisinde «sadakat yükümlülüğüne» aykırı olarak doğrudan bir başka okulla anlaşma yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla zarara esas olan ana «kusurun», davalı şirketin, davacı şirkette sözleşmesi devam eden öğretmenle erken kayıt döneminden önce gizlice görüşülmesi ve anlaşma sağlanması olduğunu, kusurlu tarafın davalı şirket ve dava dışı öğretmen olduğunu, davacı şirketin erken kayıt döneminde velilere okulu tanıtırken, kayıt tarihinde halen sözleşmesi devam eden ve okul idaresi tarafından sözleşmesi uzatılmak istenen öğretmenin tanıtılmasının gayet doğal olduğunu, bu doğrultuda dava dilekçesinde, taraflarınca davalının «haksız rekabet» teşkil eden eylemi neticesinde elde etmesi mümkün görülen menfaatinin de tazminat olarak hüküm altına alınması talep edilmiş iken bu konuda gerekçeli kararda hiçbir değerlendirme ve tespitte bulunulmadığını, manevi tazminat talebinin neden reddedildiği konusunda hiçbir açıklama yapılmadığını, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin açıkça davacı şirketin haklarına yönelik bir saldırı olduğu, bu doğrultuda davacı şirketin «kişilik haklarının» zedelendiği ve itibar «kaybı» yaşadığı ve manevi zarara uğradığını, dava konusu ile birebir emsal nitelikteki Yargıtay kararları olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü i …
… elilerin yalnızca davacı kurumun yanıltıcı ve gerçekleştiremeyecekleri vaatleri ve abartılı övgüleri üzerine kayıt yaptırdıklarını, davacının yanıltıcı, aldatıcı ve «irade sakatlayıcı» reklamlarından duydukları güvensizlik, geri dönüş alamama, ilgisizlik nedeni ile de kayıttan vazgeçtiklerini beyan ettiklerini, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu uyarınca öğretmenlerin «hizmet akdinin» bir yılın sonunda sona erdiğini kaldı ki davacının iş akdi sona erecek bir öğretmenden bahisle velileri kaydetmiş olmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… kadrolarında olacağına dair erken kayıt dönemi olan 15.02.2021 tarihinde davalı şirket tarafından sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunulduğunu, bu eylemlerin «haksız rekabet» teşkil ettiğini, ayrıca söz konusu reklam faaliyeti sebebiyle, okula kayıt yaptırmayı düşünen velilerden bir kısmının da kayıt yaptırmaktan vazgeçtiklerini, davacı şirkete ait okul idaresinin halen öğrenim görmekte olan öğrencilere ve velilerine karşı zor durumda kaldığını, Mehtap Öğretmenin okuldan ayrılacağının kısa süre içerisinde tüm okul içerisinde ve veliler arasında yayıldığını, bu durumun erken kayıt yaptıran veliler arasında da tartışma konusu haline geldiğini, bütün bu «olumsuzlukları» okul idaresinin tek başına göğüslemeye çalıştığını, bu sırada büyük üzüntü ve sıkıntılar yaşandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «haksız rekabet» nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Haksız rekabetin tespiti | Tazminat | Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6633 E. 2023/1240 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı · oy yasağı · haksız rekabet
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «rekabet yasağına» ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığı, aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, dava dışı öğretmenin, öğrenciler davalının okuluna kayıtlarını yaptırdıktan sonra davalının okulunda çalışmaya başladığı, dinlenen öğrenci velilerinin beyanlarından kendi istekleriyle ve yaşadıkları sorunlar nedeniyle davacının okuldan öğrencilerin kayıtlarını aldırdıkları, dava dışı öğretmenin veya davalı tarafın herhangi bir yönlendirmesine maruz kalmadıkları, «haksız rekabet» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… dilemeyeceğini, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendini ihlal ederek «haksız rekabet yasağını» çiğnediğini, müvekkili nezdinde çalışan öğretmeni ve öğrencileri ayartarak kayıtlarını kendi okuluna aldırarak müvekkilini bilirkişi raporlarında belirtilen tutard …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «haksız rekabetin» tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6711 E. 2018/681 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… ğitim kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilin asıl mesleğinin mimarlık olduğunu, diğer kurucu ortakların ise öğretmen olduklarını, 16.11.2018 tarihine kadar «yönetim kurulu» başkanlığı görevini yürüttüğünü ve bu tarih itibariyle «istifa» ettiğini, şirket ortakları arasında şiddetli geçimsizlik ve «husumet» olduğunu, karşılıklı ... duygusunun yitirildiğini, davalı şirketin faaliyet gösterdiği binanın tadilat işlerini, müvekkilin kendi şirketi aracılığı ile yaptığını, şirketin finansman yapısını düzeltmek için şahsi parasından şirkete borç verdiğini, müvekkilinin eğitimci vasfı olmaması nedeni ile şirketi ticari tecrübesi ile yönetmeye çalıştığını, ancak hiçbir ticari tecrübesi olmayan, sadece öğretmen vasfı bulunan diğer ortakların, buna karşı çıkan tavırları ile kendisini sürekli dışladıklarını, müvekkilinin şirketin yöneticisi olmasına rağmen hangi öğrenciden ne tahsilat yapıldığı ve tahsilatların nerelere ödendiği, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında bir bilgi edinemediğini, «bilgi alma hakkının» sürekli engellendiğini, öyle ki aidat yatıran öğrenci velilerin paraları özellikle diğer ortaklar tarafından tahsil edilmiş resmi muhasabe kayıtlarına geçirilmediğini ileri sürerek haklı sebeplerle ortaklıktan çıkmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine, olmadığı takdirde davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde feshi» düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 pay sahibinin, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme «fesih» yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına ya da uygun düşen bir çözüme karar verebileceği şeklinde düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen «haklı sebeple fesih» davasının esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aradığı, bunlardan ilkinin haklı bir «sebebin» varlığı, diğerinin ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları gerektiği, davacının şirkette %20 oranında hisseye sahip olduğu dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiği, haklı sebebin varlığının davanın diğer şartı olduğu, «haklı sebep» yoksa Hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremeyeceği, davacının kurucu ortaklarından olduğu davalı şirketin ilk dönem «yönetim kurulu» başkanlığını yürüttüğü, yöneticiliği döneminde bilgisi haricinde diğer şirket ortaklarının öğrenci velilerinden tahsilat yaptığı, bu tahsilatların muhasebeye bildirilmediği gibi nerelerde harcandığı, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında kendisine bilgi verilmediği iddia edilerek bu nedenler haklı neden olarak ileri sürülmüşse de; bu iddianın kanıtlanamadığı gibi davacının kötü yönetiminden dolayı «şirketin zarara» uğradığının iddia edildiği, bu kapsamda davacı hakkında yönetici olduğu dönemde usulsüz olarak öğrenci velilerinin alınan senetleri kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak «bedelsiz» senetleri takibe koymaktan dolayı yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve «derdest» «menfi tespit» davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğ …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet bedeli · taşıma sözleşmesi
Benzer bu kararda2- Dava, öğrenci ve öğretmen taşıma «hizmet bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 2010-2011 eğitim öğretim yılı için yapılmış herhangi bir sözleşme olmayıp, davacı ile Okul Aile Birliği Komisyonu arasında 28/08/2007 tarih ve 26627 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmelik'in 7. maddesine uygun olarak akdedilen 21/07/2010 tarihli sözleşme ile daha sonra Yönetmelik'in 7/3 maddesi kapsamında öğrenci velileri ile ayrı ayrı yapılmış «taşıma sözleşmeleri» bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4076 E. , 2024/6917 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/942 Esas, 2023/691 Karar
HÜKÜM
Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/1511 E., 2020/147 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kurucu ortağı olduğu davalı şirkette %20 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin eğitim kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilin asıl mesleğinin mimarlık olduğunu, diğer kurucu ortakların ise öğretmen olduklarını, 16.11.2018 tarihine kadar yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttüğünü ve bu tarih itibariyle istifa ettiğini, şirket ortakları arasında şiddetli geçimsizlik ve husumet olduğunu, karşılıklı ... duygusunun yitirildiğini, davalı şirketin faaliyet gösterdiği binanın tadilat işlerini, müvekkilin kendi şirketi aracılığı ile yaptığını, şirketin finansman yapısını düzeltmek için şahsi parasından şirkete borç verdiğini, müvekkilinin eğitimci vasfı olmaması nedeni ile şirketi ticari tecrübesi ile yönetmeye çalıştığını, ancak hiçbir ticari tecrübesi olmayan, sadece öğretmen vasfı bulunan diğer ortakların, buna karşı çıkan tavırları ile kendisini sürekli dışladıklarını, müvekkilinin şirketin yöneticisi olmasına rağmen hangi öğrenciden ne tahsilat yapıldığı ve tahsilatların nerelere ödendiği, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında bir bilgi edinemediğini, bilgi alma hakkının sürekli engellendiğini, öyle ki aidat yatıran öğrenci velilerin paraları özellikle diğer ortaklar tarafından tahsil edilmiş resmi muhasabe kayıtlarına geçirilmediğini ileri sürerek haklı sebeplerle ortaklıktan çıkmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine, olmadığı takdirde davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa etmeden önceki dönemde müvekkili şirketin temsil ve ilzama yetkisine sahip yetkilisi olduğunu, davacının şirketi zararlandırıcı işlemleri nedeniyle yönetim kurulunun toplanması için harekete geçildiği esnada davacının istifa ederek şirketi organsız bıraktığını, şirketin borca batık hale gelmesinde kusurlu olduğunu, borçlarını düzenli olarak ödeyen öğrenci velilerinin senetlerinin kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak bedelsiz senetleri takibe koyduğunu, bu nedenle hakkında savcılık soruşturmasının bulunduğunu, senetler nedeniyle menfi tespit davalarının açıldığını, davacının kendi eylemleri nedeniyle şirketi zora soktuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki karşılıklı davalar ve dinlenen tanık beyanlarından; davacı ile davalı şirketin diğer ortakları arasında şirket menfaati için birlikte hareket etme iradesinin ortadan kalktığı, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı, şirketin zararda olması nedeniyle davacının ayrılma akçesi isteyemeyeceği de gözönüne alındığında davacının şirket ortaklığından ayrılmasının şirkete herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, bilakis şirketin işleyişini hızlandıracağı anlaşılmış olup, davacı aleyhine açılan davaların ve soruşturmanın sonucunun da bu davaya bir etkisi olmayacağından davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, şirketin gayri faal olup şirketin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle ayrılma akçesi talebinin reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketlerde feshi düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 pay sahibinin, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme fesih yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına ya da uygun düşen bir çözüme karar verebileceği şeklinde düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen haklı sebeple fesih davasının esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aradığı, bunlardan ilkinin haklı bir sebebin varlığı, diğerinin ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları gerektiği, davacının şirkette %20 oranında hisseye sahip olduğu dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiği, haklı sebebin varlığının davanın diğer şartı olduğu, haklı sebep yoksa Hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremeyeceği, davacının kurucu ortaklarından olduğu davalı şirketin ilk dönem yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü, yöneticiliği döneminde bilgisi haricinde diğer şirket ortaklarının öğrenci velilerinden tahsilat yaptığı, bu tahsilatların muhasebeye bildirilmediği gibi nerelerde harcandığı, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında kendisine bilgi verilmediği iddia edilerek bu nedenler haklı neden olarak ileri sürülmüşse de;
bu iddianın kanıtlanamadığı gibi davacının kötü yönetiminden dolayı şirketin zarara uğradığının iddia edildiği, bu kapsamda davacı hakkında yönetici olduğu dönemde usulsüz olarak öğrenci velilerinin alınan senetleri kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak bedelsiz senetleri takibe koymaktan dolayı yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve derdest menfi tespit davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği, bu nedenlerle 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi gereğince şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığından ispat edilemeyen davanın redddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin feshi için haklı sebeplerinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, haklı sebeplerle şirketin feshi olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı ve şirketin zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına, ayrılma akçesi talebi yönünden ise reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge adliye mahkemesince davacı hakkında yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve derdest menfi tespit davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği, şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, haklı sebeplerin bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacı aleyhine açılmış olan derdest davaların sonucu beklenip, ona göre davacının haklı sebebi olup olmadığı, kusuru bulunup bulunmadığı, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1095282000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz