İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3441 E. 2024/6597 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ resmi belgede sahtecilik↗ yargılamanın yenilenmesi↗ sahtelik↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ sahtecilik↗ infaz↗ oy yasağı↗ kötü niyet tazminatı↗ yenileme↗ bono↗ kefil↗ kötü niyet↗ görevsizlik kararı↗ iflas↗ kusur↗ dava sebebi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/879 E., 2023/97 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.09.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını, icra takibine konu senedin tehditle imzalatıldığını ileri sürerek senedin ve takibin iptaline, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında 08.11.2019 tarihinde davalı sanık ... hakkında TCK 204/2 md gereğince resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının 24.03.2020 tarihinde, TCK 148/2 md gereğince nitelikli yağma suçundan verilen beraat kararının 27.04.2022 tarihinde kesinleştiği, davaya konu 02.07.2015 keşide tarihli 03.07.2015 vadeli 1.000.000 USD bedelli, borçlusu Kur Borsa Döviz Tic. A.Ş, kefili ... olan bononun sahteliğinin, sahte olduğuna dair maddi olayın varlığının ceza mahkemesi kararı ile kesinleştiği, Mahkemenin bu kesinleşmiş kabul ile bağlı olduğu, bononun sahteliği ceza mahkemesi kararı ile sabit olmakla; davacıların sahte bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti isteminin de kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, senede dayalı başlatılan icra takibinin iptaline ve senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci madde
3. Değerlendirme
1. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında davalı ...'ın resmi belgede sahtecilik ve mağdurun senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya mecbur edilmesi suretiyle yağma suçlarından sanık olarak yargılandığı, üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçundan ceza aldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yağma suçundan ise beraat ettiği ve kararın -işbu temyiz incelemesi tarihi itibariyle- Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanlığı nezdinde 2023/65 E. numarası ile temyiz incelemesi aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
2. Mahkemece davalı ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ve bu ceza mahkemesi kararının hukuk hakimi tarafından bağlayıcı olacağı, yine yağma suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
3. Öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun hukukî niteliği ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 nci maddesinde;
“(1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur (Ek cümle: 18/6/2014-6545/72 md.) . Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
(12) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik: 23/1/2008 – 5728/562 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.
4. Ceza hukukunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tıpkı seçenek yaptırıma çevirme ve erteleme kurumlarında olduğu gibi hükmün ve cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin kurumlardan birisidir. Özellikle ilk defa suç işleyen kimselerin hemen cezalandırılmasını ceza adaleti ile güdülen amaca uygun görmeyen kanun koyucu, verilecek cezanın bireyselleştirilmesinde olduğu gibi, kurulan hükmün açıklanıp açıklanmayacağı konusunda da hâkime takdir yetkisi vermeyi uygun görmüştür. Böylece hâkimin yetkisi arttırılarak, bir şansa daha ihtiyacı olan sanıkların durumlarının hâkim tarafından bir daha değerlendirilmesi imkânı getirilmiştir. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukukî bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahiptir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.02.2008 tarihli ve 2006/6-346 E., 2008/25 K. sayılı kararında da bu husus “Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukukî bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Müessesenin yargılama kanununda düzenlenmiş bulunması da onun karma niteliğini değiştirmez” şeklinde ifade edilmek suretiyle açıkça vurgulanmıştır.
5. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 nci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hukukî niteliği itibariyle durma kararı niteliğinde değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında da vurgulandığı üzere bu karar “koşullu bir düşme kararı” niteliğinde olup, anılan maddede yasa yolu da açıkça itiraz olarak düzenlenmiştir. Koşulların gerçekleşmesi hâlinde CMK’nın 223 üncü maddesinde belirtilen düşme kararı verileceğinden, ancak bu aşamada yani düşme kararı verildiğinde, hükümlere ilişkin yasa yolu olan temyiz yasa yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir. Öte yandan, yargılama sistemimizde temyiz yasa yolu, yalnızca hükümler bakımından kabul edilmiştir. Hükümler ise CMK’nın 223 üncü maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bunlar arasında yer almadıklarından hüküm niteliğinde de değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2009/4-13 E., 2009/12 K. sayılı kararı). Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinde hangi kararların hüküm olduğu açıklanmıştır. Buna göre; "mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararları" hükümdür. Yine "adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları" da yasa yolu bakımından hüküm sayılır. Bunlardan mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine dair hükümlerin uyuşmazlığı sona erdiren, davanın esasını çözen nitelikteki hükümler oldukları konusunda öğretide genel bir kabul bulunmaktadır.
6. Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK’nın 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.05.2011 tarihli ve 2011/4-61 E., 2011/79 K.; 06.10.2009 tarihli ve 2009/4-169 E., 2009/223 K. sayılı kararları). Kaldı ki, CMK'nın 231 nci maddesinin beşinci fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmayacağı açıkça ifade edilmiştir. Böylece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hüküm, belli bir süre sanık hakkında hüküm ifade etmemekte, herhangi bir sonuç doğurmamaktadır. Sanık aynen yargılanan kimsenin durumunda kalmakta ve yapılan yargılama geçici bir süre askıda kalmaktadır. Askı süresi boyunca, yargılanan kimsenin sanık sıfatı devam eder ise de, hiçbir şekilde bu kimse hükümlü sayılamaz. Bu nedenle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kimse, hiçbir haktan yoksun bırakılamaz ve ayrıca bu karara dayanılarak hiçbir hukukî statüden dışarıya çıkarılamaz.
7. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 ncü maddesi gereğince hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Dolayısıyla bir bağlayıcılıktan söz edebilmek için ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir.
8. Somut olayda, davalı ...'ın İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûm olduğu ancak CMK’nın 231 nci maddesinin 5 nci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
9. Yukarıda açıklandığı üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin bir mahkûmiyet kararı değildir. Bu nedenle ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığından bu karar hukuk hâkimini bağlamayacaktır. Aksi düşünüldüğü takdirde beş yıllık deneme süresi içinde bir suç işlendiğinde mahkemece hüküm açıklanacak ve temyiz hakkı doğacak; şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesinin kararının da dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir. Bu durum ise adalete olan ... ve saygıyı zedeleyecektir.
11. Bu durumda, Hukuk Genel Kurulu'nun 01.02.2012 tarihli ve 2011/19-639 E., 2012/30 K., 31.01.2019 tarihli ve 2017/13-681 E., 2019/46 K. sayılı kararları ve Dairemizin 13.11.2012 tarih 2010/12876 E. 2012/18075 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının maddi olgunun belirlenmesi yönünden de hukuk hâkimini bağlamayacağının kabulü gerekir.
12. Yine Mahkemece karar yerinde, davalı hakkında mağdurun senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya mecbur edilmesi suretiyle yağma suçundan açılan kamu davasında verilen beraat kararının 27.04.2022 tarihinde kesinleştiği belirtilmiş ise de dosyada mevcut kesinleşme şerhleri anılan dava dosyasında yargılanan başkaca sanıklara ilişkin olup, davalı ... hakkında verilen beraat kararı temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanlığı'na gönderilmiştir. Dolayısıyla davalı sanık hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğine ilişkin tespit isabetli olmadığı gibi, bu kararın kesinleşmesi beklenmeksizin hüküm tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple de temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
13.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kararın kaldırılması | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1824 E. 2023/6585 K.
Ortak:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · resmi belgede sahtecilik · borçlu olunmadığının tespiti · sahtecilik · infaz · oy yasağı · kötü niyet tazminatı · bono · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAğır Ceza Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında davalı ...'ın «resmi belgede sahtecilik» ve mağdurun senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya mecbur edilmesi suretiyle yağma suçlarından sanık olarak yargılandığı, üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçundan ceza aldığı, «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yağma suçundan ise beraat ettiği ve kararın -işbu temyiz incelemesi tarihi itibariyle- Yargıtay 6.
Mahkemece davalı ... hakkında «resmi belgede sahtecilik» suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ve bu ceza mahkemesi kararının hukuk hakimi tarafından bağlayıcı olacağı, yine yağma suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bunun sonucu olarak, «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» ilişkin kararlar CMK’nın 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması «yasağına» ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyece …
Benzer bu kararda… linin milletvekili olduğu dönemde danışmanlığını yaptığını, bazı yakışıksız davranışları nedeniyle müvekkili tarafından uzaklaştırıldığını, müvekkili aleyhine sahte «bonoya» dayalı takip başlatıldığını, imzanın müvekkiline ait olduğu tespit edilmiş ise de senedin başka işler için altı imzalı olarak verilen boş bir kağıdın «kambiyo senedine» dönüştürülmek suretiyle elde edildiğini, ceza yargılaması devam ederken «derdest» icra takibinden yapılan maaş haczi nedeniyle toplamda 59.792,54 USD tahsilat yapıldığını, kalan dosya bakiyesinin 37.517,15 USD olduğunu, icra dosyasında takip konusu alacağın davalı ...'e «temlik» edildiğini, yaşanan olayların müvekkilinin ruh dünyasında ağır ve onarılmaz «hasara» neden olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin 37.517,15 USD üzerinden borçlu olmadığının tespitine, haksız yere tahsil edilen toplam 59.792,54 USD 'nin tahsil tarihlerinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine, takip sahte senede dayalı olarak yapıldığından ve davalılar haksız ve kötü niyetli olduğundan takip tutarının %40'ı oranında «kötü niyet tazminata» karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...’e «alacağın temlik» edildiği 09.09.2011 tarihi itibariyle açılmış bir ceza davası ya da «menfi tespit davası» olmadığından «muvazaa» iddiasının kabulünün hatalı olduğunu, ayrıca temlikin karşılık içerdiğini, bu müvekkili aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, diğer müvekkili ... yönünden ise hükmün ek karar ile tamamlanarak asıl kararda hükme bağlanmayan «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin doğru olmadığını, Mahkemece ceza davası ve sonucunda verilen kararın hatalı değerlendirildiğini, ceza dosyası kapsamında alınan adli tıp raporunda da müvekkilinin haklılığının tespit edildiğini, ayrıca «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kararının kesinleşmiş bir karar olarak değerlendirilemeyeceğini, «senede karşı senetle ispat kuralının» ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; adil olmayan olağanüstü bir yargılama ile müvekkilleri aleyhine karar verildiğini, ceza mahkemesince «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiğini, «kesin» nitelikte bir karar olmadığı için bu karar gerekçe yapılarak karar verilemeyeceğini, müvekkili ... yönünden dosyada herhangi bir delil olmadığını, bu müvekkilinin ceza davasında sabık olmadığını, «temlik» tarihinde açılmış bir ceza davası veya «menfi tespit davası» bulunmadığını, temlikin «muvazaalı» olmadığını, ivazlı olduğunu, müvekkili lehine vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını, diğer müvekkili ... yönünden ise; zorlama bir hukuki süreç işletildiğini, ek karar ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmadığını, Yargıtay bozma ilamında maddi bir tespit olmadığını, kararda müştekinin/davacının zararının bulunmadığı tespitine müşteki tarafça itiraz edilmediğini, ceza dosyasında alınan tüm bilirkişi raporlarında çoğunluk görüşünün senedin sahte olmadığı şeklinde olduğunu, senede karşı ispatın senetle yapılması gerektiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir milletvekilinin boş kağıt imzalayacağına, kimsenin inanmayacağını, kabul etmemekle birlikte böyle bir durum varsa dahi boş kağıdı imzalayan kişinin senedin iradesine aykırı doldurulduğunu «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiğini, davacının icra dosyasında 15.11.2006 tarihli zabıtta «imza itirazı» olduğunu, imzanın kendisine ait olması halinde dosya borcunu ödeyeceğini beyan ettiğini, imza dışında bir itirazını olmadığını kabul ettiğini, ayrıca icra dosyasına borcu ödeyeceğine dair 22.09.2017 tarihli «muvafakat» talebinin bulunduğunu, borcu kabul ettiğini, 76.638,11 USD’ye «avans faizi» işletilmesinin hatalı olduğunu, 76.638,11 USD'nin tahsil tarihlerinden itibaren kur karşılığı Türk Lirası yönünden avans faizi şeklinde hüküm kurulması gerektiğini …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senede karşı senetle ispat · senetle ispat kuralı · senetle ispat · imzaya itiraz · delil niteliği · kesin delil · menfi tespit davası · alacağın temliki
Benzer bu karardaDavalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...’e «alacağın temlik» edildiği 09.09.2011 tarihi itibariyle açılmış bir ceza davası ya da «menfi tespit davası» olmadığından «muvazaa» iddiasının kabulünün hatalı olduğunu, ayrıca temlikin karşılık içerdiğini, bu müvekkili aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, diğer müvekkili ... yönünden ise hükmün ek karar ile tamamlanarak asıl kararda hükme bağlanmayan «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin doğru olmadığını, Mahkemece ceza davası ve sonucunda verilen kararın hatalı değerlendirildiğini, ceza dosyası kapsamında alınan adli tıp raporunda da müvekkilinin haklılığının tespit edildiğini, ayrıca «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kararının kesinleşmiş bir karar olarak değerlendirilemeyeceğini, «senede karşı senetle ispat kuralının» ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
… arıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ceza mahkemesince tespit edilen ve esasen yüksek mahkeme bozma ilamı ile tespit edilen maddi olguların taraflar arasında «kesin delil niteliği» taşıdığı, «temlik» edene karşı ileri sürülen defilerin temlik alana karşı da ileri sürülebildiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yeterli olduğu, davalı ...’e karşı açılan manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı, «kötüniyet tazminatının» 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin A bendi kapsamında tamamlanmasına ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı ... yönünden «maddi tazminata» ilişkin hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, «menfi tespit» ve «istirdat» istemi yönünden davacının istirdat isteminin, menfi tespit istemini de içerdiği düşünce ve kabulü ile; davacının, Ankara 19.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; adil olmayan olağanüstü bir yargılama ile müvekkilleri aleyhine karar verildiğini, ceza mahkemesince «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiğini, «kesin» nitelikte bir karar olmadığı için bu karar gerekçe yapılarak karar verilemeyeceğini, müvekkili ... yönünden dosyada herhangi bir delil olmadığını, bu müvekkilinin ceza davasında sabık olmadığını, «temlik» tarihinde açılmış bir ceza davası veya «menfi tespit davası» bulunmadığını, temlikin «muvazaalı» olmadığını, ivazlı olduğunu, müvekkili lehine vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını, diğer müvekkili ... yönünden ise; zorlama bir hukuki süreç işletildiğini, ek karar ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmadığını, Yargıtay bozma ilamında maddi bir tespit olmadığını, kararda müştekinin/davacının zararının bulunmadığı tespitine müşteki tarafça itiraz edilmediğini, ceza dosyasında alınan tüm bilirkişi raporlarında çoğunluk görüşünün senedin sahte olmadığı şeklinde olduğunu, senede karşı ispatın senetle yapılması gerektiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir milletvekilinin boş kağıt imzalayacağına, kimsenin inanmayacağını, kabul etmemekle birlikte böyle bir durum varsa dahi boş kağıdı imzalayan kişinin senedin iradesine aykırı doldurulduğunu «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiğini, davacının icra dosyasında 15.11.2006 tarihli zabıtta «imza itirazı» olduğunu, imzanın kendisine ait olması halinde dosya borcunu ödeyeceğini beyan ettiğini, imza dışında bir itirazını olmadığını kabul ettiğini, ayrıca icra dosyasına borcu ödeyeceğine dair 22.09.2017 tarihli «muvafakat» talebinin bulunduğunu, borcu kabul ettiğini, 76.638,11 USD’ye «avans faizi» işletilmesinin hatalı olduğunu, 76.638,11 USD'nin tahsil tarihlerinden itibaren kur karşılığı Türk Lirası yönünden avans faizi şeklinde hüküm kurulması gerektiğini …
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar arasındaki «temlik» işleminin «muvazaalı» olduğu, kaldı ki, takip dosyasının ve dosya konusu «alacağın temlikinin» temlik edene karşı ileri sürülebilecek «def»’ilerin temlik alana karşı ileri sürülmesine engel olmadığı, davalıların müşterek sorumluluğu esasıyla hüküm tesis edilmesi gerekirken, her iki davalı yönünden ayrı ayrı hüküm tesis edilmiş olmasının hatalı olduğunu, USD para birimi üzerinden icra takibine başlanıldığı ve tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden tahsilinin talep edildiğini, USD para birimi üzerinden olan bir alacağın tahsil edilmeye çalışılmasının sonucunda doğacak «istirdat» yükümlülüğünün de USD para birimi üzerinden olması gerektiğini, davalı ... yönünden hükmedilen sorumluluğun da USD olarak tanımlanması ve hüküm altına alınması ger …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11142 E. 2015/934 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7341 E. 2014/15605 K.
Ortak:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · oy yasağı · kusur · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBunun sonucu olarak, «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» ilişkin kararlar CMK’nın 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması «yasağına» ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyece …
Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında davalı ...'ın «resmi belgede sahtecilik» ve mağdurun senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya mecbur edilmesi suretiyle yağma suçlarından sanık olarak yargılandığı, üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçundan ceza aldığı, «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yağma suçundan ise beraat ettiği ve kararın -işbu temyiz incelemesi tarihi itibariyle- Yargıtay 6.
Öncelikle «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kurumunun hukukî niteliği ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da hukuk hakimini bağlamayacağı, madde metninden anlaşılacağı üzere ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerektiği, eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz edilemeyeceği, «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kararının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmadığından bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması «yasağına» ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyeceği, kaldı ki, CMK'nın 231/5. maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmayacağının açıkça ifade edildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı «kesin» bir mahkumiyet anlamında olmadığı ve ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından BK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdürün azli · azil · haklı sebep · dürüstlük kuralı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… davasını ve delillerini ceza dosyasına dayandırmış bulunması karşısında, ceza dosyasında toplanan delillerin tartışılıp, mevcut delillerin işbu dava yönünden davalı «müdürün azli» için «haklı sebep» teşkil ettiğinin ispatına yeterli olup olmadığının değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile davalının müdürlük görevini kötüye kullandığı, davalının TTK'nın 626. maddesindeki özen borcunu yerine getirmediği, şirket menfaatlerini «dürüstlük kuralı» çerçevesinde gözetmediği hususunun sabit olmadığı, böylece TTK'nın 630. maddesinde yazılı müdürlük görevinden «azil» için gerekli koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, 6102 sayılı TTK'nın 630/2. madde ve fıkrası uyarınca davalının haklı nedenle müdürlük görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle TTK'nın 630. maddesinde yazılı müdürlük görevinden «azil» için gerekli koşulların gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5149 E. 2021/6582 K.
Ortak:bono
İncelediğiniz karardaA.Ş, «kefili» ... olan «bononun» «sahteliğinin», sahte olduğuna dair maddi olayın varlığının ceza mahkemesi kararı ile kesinleştiği, Mahkemenin bu kesinleşmiş kabul ile bağlı olduğu, bononun sahteliği ceza mahkemesi kararı ile sabit olmakla; davacıların sahte bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti isteminin de kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu «bononun kambiyo senedi vasfını» haiz olduğu, bu nedenle davacının bonodan dolayı borçlu olmadığını yazılı delillerle ispatlamasının gerektiği, ancak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bono/kambiyo senedi · kambiyo senedi vasfı · bekletici mesele · şikayet · kambiyo senedi · teslim
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu «bononun kambiyo senedi vasfını» haiz olduğu, bu nedenle davacının bonodan dolayı borçlu olmadığını yazılı delillerle ispatlamasının gerektiği, ancak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Mut Asliye Ceza Mahkemesi'nin 25.11.2015 tarihli 2014/585 esas ve 2015/1041 karar sayılı dosyasında, davacı ...'nın «şikayeti» üzerine, belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine «teslim» olunan imzalı ve kısmen boş olan dava konusu bonoyu, verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddiası ile davalı ... h …
Bu durumda TBK'nın 74. maddesi gözetilerek söz konusu ceza davasının sonucunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun m.165/1 hükmü uyarınca «bekletici mesele» yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5529 E. 2024/3022 K.
Ortak:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · bono · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaA.Ş, «kefili» ... olan «bononun» «sahteliğinin», sahte olduğuna dair maddi olayın varlığının ceza mahkemesi kararı ile kesinleştiği, Mahkemenin bu kesinleşmiş kabul ile bağlı olduğu, bononun sahteliği ceza mahkemesi kararı ile sabit olmakla; davacıların sahte bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti isteminin de kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında davalı ...'ın «resmi belgede sahtecilik» ve mağdurun senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya mecbur edilmesi suretiyle yağma suçlarından sanık olarak yargılandığı, üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçundan ceza aldığı, «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yağma suçundan ise beraat ettiği ve kararın -işbu temyiz incelemesi tarihi itibariyle- Yargıtay 6.
Öncelikle «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kurumunun hukukî niteliği ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, «ispat külfetinin» davacı üzerinde olduğu ve «bononun» «bedelsiz» kaldığını ispatlaması gerektiği, bu hususta Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi 2019/288 Esas sayılı dosyası ile görülen ceza davasında davacının dava konusu icra takibi dayanağı olan imzaladığı senedin karşılığının davacı tarafından ödenmiş olduğu kabulüyle işbu dosyada davalı olan sanığın bedelsiz senedi kullanmak suçundan cezalandırıldığı ve kararın kesinleştiği, gerekçeli karar ve kesinleşme şerhleri dosyada mevcut olup Hukuk Mahkemesi olarak Mahkemenin Ceza Mahkemesinin maddi vakıa kabulleri yönünden bağlı olduğu gözetilerek, diğer bir deyişle Ceza Mahkemesindeki senedin karşılığının ödenerek bedelsiz kaldığı yönündeki maddi olay kabulü bu dava açısından «kesin delil niteliği» taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece 08.01.2015 tarih ve 2014/158 E., 2015/10 K. sayılı kararı ile «bononun» «teminat senedi» olduğu, davalının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarih ve 2016/19139 E., 2018/2560 K. sayılı kararıyla, «bono» üzerindeki "m" harfinin bononun malen ahzolunduğu şeklinde yorumlanamayacağı, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, buna göre «delillerin toplanarak» bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delille ispat · delil niteliği · delillerin toplanmaması · kesin delil · teminat senedi · ispat külfeti · bedelsizlik · ispat yükü
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, «ispat külfetinin» davacı üzerinde olduğu ve «bononun» «bedelsiz» kaldığını ispatlaması gerektiği, bu hususta Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi 2019/288 Esas sayılı dosyası ile görülen ceza davasında davacının dava konusu icra takibi dayanağı olan imzaladığı senedin karşılığının davacı tarafından ödenmiş olduğu kabulüyle işbu dosyada davalı olan sanığın bedelsiz senedi kullanmak suçundan cezalandırıldığı ve kararın kesinleştiği, gerekçeli karar ve kesinleşme şerhleri dosyada mevcut olup Hukuk Mahkemesi olarak Mahkemenin Ceza Mahkemesinin maddi vakıa kabulleri yönünden bağlı olduğu gözetilerek, diğer bir deyişle Ceza Mahkemesindeki senedin karşılığının ödenerek bedelsiz kaldığı yönündeki maddi olay kabulü bu dava açısından «kesin delil niteliği» taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarih ve 2016/19139 E., 2018/2560 K. sayılı kararıyla, «bono» üzerindeki "m" harfinin bononun malen ahzolunduğu şeklinde yorumlanamayacağı, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, buna göre «delillerin toplanarak» bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarih ve 2016/19139 E., 2018/2560 K. sayılı bozma ilamında açıkça belirtildiği üzere «bononun» «teminat senedi» olduğunu «ispat yükü» davacıya aittir.
Mahkemece «ispat külfetinin» davacı tarafta olduğu kabul edilmekle ceza yargılamasında senedin karşılığının davacı tarafından ödenmiş olduğunun tespit edildiği, sanığın «bedelsiz» senedi kullanmak suçundan cezalandırıldığı, mahkemenin ceza mahkemesinin maddi vakıa kabulleri yönünden bağlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4480 E. 2017/7291 K.
Ortak:kusur
Benzer bu karardaKarar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı B.K.'nun 53) uyarınca ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, «kusur» ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı açık ise de, ceza hakiminin tespit ettiği maddi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3441 E. , 2024/6597 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/576 Esas, 2023/389 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/879 E., 2023/97 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.09.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını, icra takibine konu senedin tehditle imzalatıldığını ileri sürerek senedin ve takibin iptaline, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında 08.11.2019 tarihinde davalı sanık ... hakkında TCK 204/2 md gereğince resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının 24.03.2020 tarihinde, TCK 148/2 md gereğince nitelikli yağma suçundan verilen beraat kararının 27.04.2022 tarihinde kesinleştiği, davaya konu 02.07.2015 keşide tarihli 03.07.2015 vadeli 1.000.000 USD bedelli, borçlusu Kur Borsa Döviz Tic. A.Ş, kefili ... olan bononun sahteliğinin, sahte olduğuna dair maddi olayın varlığının ceza mahkemesi kararı ile kesinleştiği, Mahkemenin bu kesinleşmiş kabul ile bağlı olduğu, bononun sahteliği ceza mahkemesi kararı ile sabit olmakla;
davacıların sahte bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti isteminin de kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, senede dayalı başlatılan icra takibinin iptaline ve senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci madde
3. Değerlendirme
1. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında davalı ...'ın resmi belgede sahtecilik ve mağdurun senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya mecbur edilmesi suretiyle yağma suçlarından sanık olarak yargılandığı, üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçundan ceza aldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yağma suçundan ise beraat ettiği ve kararın -işbu temyiz incelemesi tarihi itibariyle- Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanlığı nezdinde 2023/65 E. numarası ile temyiz incelemesi aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
2. Mahkemece davalı ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ve bu ceza mahkemesi kararının hukuk hakimi tarafından bağlayıcı olacağı, yine yağma suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
3. Öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun hukukî niteliği ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 nci maddesinde;
“(1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur (Ek cümle: 18/6/2014-6545/72 md.) . Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
(12) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik: 23/1/2008 – 5728/562 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.
4. Ceza hukukunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tıpkı seçenek yaptırıma çevirme ve erteleme kurumlarında olduğu gibi hükmün ve cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin kurumlardan birisidir. Özellikle ilk defa suç işleyen kimselerin hemen cezalandırılmasını ceza adaleti ile güdülen amaca uygun görmeyen kanun koyucu, verilecek cezanın bireyselleştirilmesinde olduğu gibi, kurulan hükmün açıklanıp açıklanmayacağı konusunda da hâkime takdir yetkisi vermeyi uygun görmüştür. Böylece hâkimin yetkisi arttırılarak, bir şansa daha ihtiyacı olan sanıkların durumlarının hâkim tarafından bir daha değerlendirilmesi imkânı getirilmiştir. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukukî bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahiptir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.02.2008 tarihli ve 2006/6-346 E., 2008/25 K. sayılı kararında da bu husus “Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukukî bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Müessesenin yargılama kanununda düzenlenmiş bulunması da onun karma niteliğini değiştirmez” şeklinde ifade edilmek suretiyle açıkça vurgulanmıştır.
5. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 nci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hukukî niteliği itibariyle durma kararı niteliğinde değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında da vurgulandığı üzere bu karar “koşullu bir düşme kararı” niteliğinde olup, anılan maddede yasa yolu da açıkça itiraz olarak düzenlenmiştir. Koşulların gerçekleşmesi hâlinde CMK’nın 223 üncü maddesinde belirtilen düşme kararı verileceğinden, ancak bu aşamada yani düşme kararı verildiğinde, hükümlere ilişkin yasa yolu olan temyiz yasa yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir. Öte yandan, yargılama sistemimizde temyiz yasa yolu, yalnızca hükümler bakımından kabul edilmiştir.
Hükümler ise CMK’nın 223 üncü maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bunlar arasında yer almadıklarından hüküm niteliğinde de değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2009/4-13 E., 2009/12 K. sayılı kararı). Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinde hangi kararların hüküm olduğu açıklanmıştır. Buna göre; "mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararları" hükümdür. Yine "adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları" da yasa yolu bakımından hüküm sayılır. Bunlardan mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine dair hükümlerin uyuşmazlığı sona erdiren, davanın esasını çözen nitelikteki hükümler oldukları konusunda öğretide genel bir kabul bulunmaktadır.
6. Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK’nın 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.05.2011 tarihli ve 2011/4-61 E., 2011/79 K.;
06. 10.2009 tarihli ve 2009/4-169 E., 2009/223 K. sayılı kararları). Kaldı ki, CMK'nın 231 nci maddesinin beşinci fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmayacağı açıkça ifade edilmiştir. Böylece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hüküm, belli bir süre sanık hakkında hüküm ifade etmemekte, herhangi bir sonuç doğurmamaktadır. Sanık aynen yargılanan kimsenin durumunda kalmakta ve yapılan yargılama geçici bir süre askıda kalmaktadır. Askı süresi boyunca, yargılanan kimsenin sanık sıfatı devam eder ise de, hiçbir şekilde bu kimse hükümlü sayılamaz. Bu nedenle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kimse, hiçbir haktan yoksun bırakılamaz ve ayrıca bu karara dayanılarak hiçbir hukukî statüden dışarıya çıkarılamaz.
7. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 ncü maddesi gereğince hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Dolayısıyla bir bağlayıcılıktan söz edebilmek için ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir.
8. Somut olayda, davalı ...'ın İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2017/146 E., 2019/370 K. sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûm olduğu ancak CMK’nın 231 nci maddesinin 5 nci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
9. Yukarıda açıklandığı üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin bir mahkûmiyet kararı değildir. Bu nedenle ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığından bu karar hukuk hâkimini bağlamayacaktır. Aksi düşünüldüğü takdirde beş yıllık deneme süresi içinde bir suç işlendiğinde mahkemece hüküm açıklanacak ve temyiz hakkı doğacak; şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesinin kararının da dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir. Bu durum ise adalete olan ... ve saygıyı zedeleyecektir.
11. Bu durumda, Hukuk Genel Kurulu'nun 01.02.2012 tarihli ve 2011/19-639 E., 2012/30 K., 31.01.2019 tarihli ve 2017/13-681 E., 2019/46 K. sayılı kararları ve Dairemizin 13.11.2012 tarih 2010/12876 E. 2012/18075 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının maddi olgunun belirlenmesi yönünden de hukuk hâkimini bağlamayacağının kabulü gerekir.
12. Yine Mahkemece karar yerinde, davalı hakkında mağdurun senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya mecbur edilmesi suretiyle yağma suçundan açılan kamu davasında verilen beraat kararının 27.04.2022 tarihinde kesinleştiği belirtilmiş ise de dosyada mevcut kesinleşme şerhleri anılan dava dosyasında yargılanan başkaca sanıklara ilişkin olup, davalı ... hakkında verilen beraat kararı temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanlığı'na gönderilmiştir. Dolayısıyla davalı sanık hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğine ilişkin tespit isabetli olmadığı gibi, bu kararın kesinleşmesi beklenmeksizin hüküm tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple de temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
13.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089463500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz