Sözleşmenin devri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4751 E. 2024/6451 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin devri↗ pay devir sözleşmesi↗ limited şirket pay devri↗ resmi şekil↗ mücbir sebep↗ ilk itiraz↗ yönetici sorumluluğu↗ ödeme emri↗ şirket müdürlüğü↗ pay devri↗ i̇i̇k 265↗ malvarlığına ilişkin dava↗ satış sözleşmesi↗ pasif husumet yokluğu↗ şirket zararı↗ basiretli tacir↗ ipotek↗ hisse devir sözleşmesi↗ pasif husumet↗ hak düşürücü süre↗ husumet yokluğu↗ ortaklık ilişkisi↗ feragat↗ limited şirket↗ kâr payı↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ tacir↗ dosya masrafı↗ yasal faiz↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ temsil↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/265 E., 2022/1031 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin %34 hissenin ... ...'e, %33 hissenin ...'ye, %33 hissenin ...'ye ait olduğunu, davacı şirket kurulurken ... ...'e ait arsa üzerine kurulan çiftliğin yine ... ...'ün kendi taşınmazları üzerine ipotek tesis etmesiyle almış olduğu krediler sonrası çiftliğin aktif hale getirildiğini, şirkete ait hayvan çiftliğinin masraflarının tamamını ... ...'ün karşıladığını, diğer iki ortağın hiçbir gidere katılmadığını, şirket yetkilisi tarafından şirkete ait vergi borçlarının ödenmediğini, davalıların 11.12.2017 tarihli satış sözleşmesi ile hisse oranlarının tamamını ... ...'e devrettiğini, ancak davalıların 25.04.2017 tarihinde çiftlikte bulunan büyükbaş hayvanın tamamını, şirkete ait olan demirbaşlar ile birlikte başka bir işletmeye teslim ederek şirketi tamamen boşalttıklarının anlaşıldığını, hayvan satım bedellerinin de şirket hesabına yatırılmamış olduğunu, hibe programından yararlanıldığını, ancak davalıların 25.04.2017 tarihinde bütün hayvanları satmaları sonucunda; “Güneydoğu ve Doğu Anadolu Projesi Kapsamındaki İllerde Kurulacak Damızlık Sığır İşletmesi Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı”na göre hazırlanan taahhütnamenin 12 nci maddesi gereğince; ''Satın alınan makine ve damızlık hayvanları, işletmede bulunan hayvanları mücbir sebepler (rehberde yer alan) dışında 5 (beş) yıl süre ile elden çıkartmayacağımı ve işletmeyi 5 yıl süre ile tam kapasiteli olarak faal halde yürüteceğimi kabul ve taahhüt ederim.'' şeklindeki taahhüdün ihlal edilmiş olduğunu, taahhüdün ihlal edilmesi sonucunda İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ödeme emrinin müvekkiline gönderildiğini ileri sürerek davalılardan alacak olarak şimdilik 10,000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin, müvekkillerinin hisselerini 11.12.2017 tarihli "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" ile ... ...'e devri ile sona erdiğini, ilgili sözleşmede de hisselerin devrinin ve tarafların yükümlülüklerinin açıkça belirtildiğini, iddia olunan alacakların zamanaşımına uğradığını, kuruluş esnasında gerekli tüm masraf ve muhasebe ücretlerinde ... ...'ün herhangi bir katkısının olmadığını, müvekkilleri Aslı Koç ve ... tarafından karşılandığını, yine söz konusu tesis ile ilgili tüm projelerin müvekkilleri tarafından hazırlatılıp, tüm masrafların yapıldığını, kuruluşun akabinde öncelikle mülkiyeti davacıya ait taşınmazı şirket adına davacıdan tapuda resmi şekilde satın aldıklarını, taşınmazın ıslah edildiğini, ... ...'ün herhangi bir katkısının olmadığını, bu kapsamda bedelin karşılanmasını teminen krediler çekildiğini, kuruluş aşamasındaki masrafların tamamının ... ... ve Aslı Koç tarafından yapıldığını, ... ...'ün usulsüz işlemler yaptığını, şirkete hiçbir katkı sağlamadığını, uyuşmazlıklar neticesinde 11.12.2017 tarihli sözleşme ile resmi şekilde hisse payı devri sözleşmesinin gerçekleştirildiğini ve mevcut davalardan karşılıklı feragat edildiğini, iddia edildiği gibi şirketin müvekkilleri tarafından boşaltılması gibi bir durumun mevzu bahis dahi olmadığını, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken ... ...'ün gelinen süreçte hisse devrinden önce ayrıntılı şekilde değerlendirerek resmi olarak devir aldığını, iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, şirket adına yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin tazminat davasının açılabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 612 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendindeki eksikliğin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tamamlanarak dava açılması konusunda alınan 03.03.2021 tarihli genel kurul kararının dosyaya sunulduğu, davacı şirketin, 17.05.2010 tarihinde sicile tescil edildiği, davalıların, davacı şirketteki tüm paylarını 11.12.2017 tarihinde ortak ... ...'e devrederek ayrıldıkları, şirketin tek ortaklı şirket haline gelerek aksi karar alınıncaya kadar şirketi münferiden ... ...'ün temsile yetkili olduğunun ilan edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde 553 üncü ve 560 ıncı maddelerin limited şirketlere de uygulanacağının belirtildiği, 560 ıncı maddede sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkının davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, 553 üncü maddenin yalnız şirket kurucuları, yönetim kurulu üyeleri, yönetici ve tasfiye memurları hakkında açılabilir nitelikte davalara ilişkin olduğu, Şirket ortağı olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan davalı ... ...'nin şirket yetkilisi sıfatıyla hiç görev yapmadığı dikkate alındığında adı geçen davalı hakkında sorumluluk davasının açılmasının mümkün bulunmadığı ve pasif husumet yokluğu halinin varlığının bulunduğu, davalı ... yönünden ise yöneticilik yaptığı dönem ise şirketin kuruluş tarihinden itibaren şirket müdürlüğünün sona erdiğine ilişkin alınan genel kurul karar tarihi olan 12.12.2017 tarihi olması nedeniyle ancak bu dönem için aldığı kararlar ile yaptığı işlem ve eylemler yönünden sorumluluğu söz konusu olacağı, dava dışı ortak ... ...'ün tek ortak olup, bu tarihten itibaren şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu sicil kayıtları ile belli olduğu, şirket yetkilisi olarak atandığı tarih olan 12.12.2017 tarihi itibariyle davaya konu şirket zararını sorumluyu öğrenebileceği ve öğrenmesi gerektiği, davalı tarafça yasal süre içinde cevap dilekçesi ile birlikte zaman aşımı definin dile getirilmiş olması nedeni ile dava tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin sona erdiği, davalı ... ...'ye husumet yöneltilmesi mümkün bulunmasa da husumet yokluğunun davanın esası ile ilgili olup 6100 sayılı Kanun'un 320 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre dava şartları ve ilk itirazlardan sonra hak düşürücü süre ve zamanaşımı konusunda karar verilmesi gerektiğinin düzenlenmesi karşısında davalı Abdulkadır ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle değil her iki davalı yönünden öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı şirketin tek ortağı kalan ... ...'ün, hisse devir sözleşmesi öncesinde basiretli tacir olarak şirketin güncel maddi durumunu, borç-alacak tutarlarını, kredi ödemelerini, malvarlığını yeterince incelemeden davalıların hisselerini devraldıktan sonra, banka kredi borçları ve ilçe tarım müdürlüğünden gelen borç yazıları üzerine bahse konu sözleşmeden dolayı zarara uğratıldığı iddiası ile zararın tazmini istemine ilişkin esasa dair istemlerin de kabulünün mümkün görülmediği, kaldı ki, dosya içerisinde mevcut noter pay devir sözleşmesinde tarafların hak ve yükümlülükleri çok açık bir şekilde belirtildiği, buna göre davalıların hisselerini devralan davadışı şirket ortağının, banka kredi borçları ve tarım kredi kooperatifinden, tarım bakanlığından doğmuş/doğabilecek borçlar nedeniyle hisse devreden davalılardan bir talepte bulunamayacağının açıkça düzenlendiği, mahkemece davanın şirket adına açılmış olmasına göre yapılan nitelendirmede ve davanın reddine yönelik verilen verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirketi zarara uğratan davalılara yönelik alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3.6102 sayılı Kanun'un 560 ncı maddesi. 644 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/86 E. 2016/9708 K.
Ortak:yasal faiz
İncelediğiniz kararda… hissenin ...'ye, %33 hissenin ...'ye ait olduğunu, davacı şirket kurulurken ... ...'e ait arsa üzerine kurulan çiftliğin yine ... ...'ün kendi taşınmazları üzerine «ipotek» tesis etmesiyle almış olduğu krediler sonrası çiftliğin aktif hale getirildiğini, şirkete ait hayvan çiftliğinin «masraflarının» tamamını ... ...'ün karşıladığını, diğer iki ortağın hiçbir gidere katılmadığını, şirket yetkilisi tarafından şirkete ait vergi borçlarının ödenmediğini, davalıların 11.12.2017 tarihli «satış sözleşmesi» ile hisse oranlarının tamamını ... ...'e devrettiğini, ancak davalıların 25.04.2017 tarihinde çiftlikte bulunan büyükbaş hayvanın tamamını, şirkete ait olan demirbaşlar ile birlikte başka bir işletmeye «teslim» ederek şirketi tamamen boşalttıklarının anlaşıldığını, hayvan satım bedellerinin de şirket hesabına yatırılmamış olduğunu, hibe programından yararlanıldığını, ancak davalıların 25.04.2017 tarihinde bütün hayvanları satmaları sonucunda; “Güneydoğu ve Doğu Anadolu Projesi Kapsamındaki İllerde Kurulacak Damızlık Sığır İşletmesi Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı”na göre hazırlanan «taahhütnamenin» 12 nci maddesi gereğince; ''Satın alınan makine ve damızlık hayvanları, işletmede bulunan hayvanları «mücbir sebepler» (rehberde yer alan) dışında 5 (beş) yıl süre ile elden çıkartmayacağımı ve işletmeyi 5 yıl süre ile tam kapasiteli olarak faal halde yürüteceğimi kabul ve taahhüt ederim.'' şeklindeki taahhüdün ihlal edilmiş olduğunu, taahhüdün ihlal edilmesi sonucunda İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan «ödeme emrinin» müvekkiline gönderildiğini ileri sürerek davalılardan alacak olarak şimdilik 10,000,00 TL’nin «yasal faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… i, çiftliğin işletme hakkını devir aldıktan sonra hayvanları alıp götürdüğünü, davalının böylelikle sözleşmeye aykırı davrandığı, davacının haklı nedenle sözleşmeyi «fesih» hakkının bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, taraflar arasındaki noter «sözleşmesinin feshine», davacının hayvan bedellerinin «tazmini talebinin» kabulü ile 50.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazmin talebi · ispat külfeti · sözleşmenin feshi · kira sözleşmesi · iyiniyet · sözleşmeye aykırılık · fesih · dava sebebi
Benzer bu karardaDavacı vekili yargılama aşamasında davalının müvekkilinin «iyiniyetinden» istifade ederek «kira sözleşmesi» yerine devir sözleşmesi yapılmasını sağladığını belirtmiş olup; iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacının TBK'nın 30 vd maddelerinde düzenlenen hata hukuki «sebebine» dayandığı nazara alınarak, bu kapsamda bir değerlendirme yapılarak sonuca varılması gerekirken, mahkemece «sözleşmeye aykırılık» çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… i, çiftliğin işletme hakkını devir aldıktan sonra hayvanları alıp götürdüğünü, davalının böylelikle sözleşmeye aykırı davrandığı, davacının haklı nedenle sözleşmeyi «fesih» hakkının bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, taraflar arasındaki noter «sözleşmesinin feshine», davacının hayvan bedellerinin «tazmini talebinin» kabulü ile 50.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, 45.000 TL'nin üzerinde kalan kısım için alacaklı olduğunu «ispat külfetinin» davacı tarafta olduğu gözetilmeksizin, bu kısmı da kapsayacak şekilde kabul hükmü kurulması doğru olmamış, hükmün davalı lehine bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1651 E. 2021/1218 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı · ispat külfeti · teminat kapsamı · eksik inceleme · teminat
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, sigortalanan hayvanın interfil olması sebebiyle mecburi kesime tabi tutulmasının «sigorta teminatı kapsamındaki» hususlardan olduğu ancak belirtilen durumun poliçenin tanzim tarihinden sonra ortaya çıktığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, bu husustaki «ispat külfeti» sigorta şirketinde olsa da sigorta şirketince bu hususun ispatlanmasının neredeyse imkansız olduğu ve toplanan delillerden hayvanın daha önce doğum yaptığına ilişk …
Mahkemece, resmi belgelerde hayvanın doğum yaptığına ilişkin kayıt bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de ekspertiz raporunda, mahkeme «gerekçesiyle çelişki» oluşturacak şekilde sigortalı hayvanın 14.11.2012 tarihinde doğum yaptığı yazılıdır.
Bu itibarla, mahkemece, ekspertiz raporundaki tespitin gerçeği yansıttığı kabul edilecek olursa doğan yavruya ilişkin bir kayıt olması gerektiği de gözetilerek, sigortalı hayvana ilişkin tüm resmi kayıtlarının dosyaya kazandırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4751 E. , 2024/6451 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1159 Esas, 2023/1066 Karar
HÜKÜM
Esastan ret; davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/265 E., 2022/1031 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin %34 hissenin ... ...'e, %33 hissenin ...'ye, %33 hissenin ...'ye ait olduğunu, davacı şirket kurulurken ... ...'e ait arsa üzerine kurulan çiftliğin yine ... ...'ün kendi taşınmazları üzerine ipotek tesis etmesiyle almış olduğu krediler sonrası çiftliğin aktif hale getirildiğini, şirkete ait hayvan çiftliğinin masraflarının tamamını ... ...'ün karşıladığını, diğer iki ortağın hiçbir gidere katılmadığını, şirket yetkilisi tarafından şirkete ait vergi borçlarının ödenmediğini, davalıların 11.12.2017 tarihli satış sözleşmesi ile hisse oranlarının tamamını ... ...'e devrettiğini, ancak davalıların 25.04.2017 tarihinde çiftlikte bulunan büyükbaş hayvanın tamamını, şirkete ait olan demirbaşlar ile birlikte başka bir işletmeye teslim ederek şirketi tamamen boşalttıklarının anlaşıldığını, hayvan satım bedellerinin de şirket hesabına yatırılmamış olduğunu, hibe programından yararlanıldığını, ancak davalıların 25.04.2017 tarihinde bütün hayvanları satmaları sonucunda;
“Güneydoğu ve Doğu Anadolu Projesi Kapsamındaki İllerde Kurulacak Damızlık Sığır İşletmesi Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı”na göre hazırlanan taahhütnamenin 12 nci maddesi gereğince; ''Satın alınan makine ve damızlık hayvanları, işletmede bulunan hayvanları mücbir sebepler (rehberde yer alan) dışında 5 (beş) yıl süre ile elden çıkartmayacağımı ve işletmeyi 5 yıl süre ile tam kapasiteli olarak faal halde yürüteceğimi kabul ve taahhüt ederim.'' şeklindeki taahhüdün ihlal edilmiş olduğunu, taahhüdün ihlal edilmesi sonucunda İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ödeme emrinin müvekkiline gönderildiğini ileri sürerek davalılardan alacak olarak şimdilik 10,000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin, müvekkillerinin hisselerini 11.12.2017 tarihli "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" ile ... ...'e devri ile sona erdiğini, ilgili sözleşmede de hisselerin devrinin ve tarafların yükümlülüklerinin açıkça belirtildiğini, iddia olunan alacakların zamanaşımına uğradığını, kuruluş esnasında gerekli tüm masraf ve muhasebe ücretlerinde ... ...'ün herhangi bir katkısının olmadığını, müvekkilleri Aslı Koç ve ... tarafından karşılandığını, yine söz konusu tesis ile ilgili tüm projelerin müvekkilleri tarafından hazırlatılıp, tüm masrafların yapıldığını, kuruluşun akabinde öncelikle mülkiyeti davacıya ait taşınmazı şirket adına davacıdan tapuda resmi şekilde satın aldıklarını, taşınmazın ıslah edildiğini, ...
...'ün herhangi bir katkısının olmadığını, bu kapsamda bedelin karşılanmasını teminen krediler çekildiğini, kuruluş aşamasındaki masrafların tamamının ... ... ve Aslı Koç tarafından yapıldığını, ... ...'ün usulsüz işlemler yaptığını, şirkete hiçbir katkı sağlamadığını, uyuşmazlıklar neticesinde 11.12.2017 tarihli sözleşme ile resmi şekilde hisse payı devri sözleşmesinin gerçekleştirildiğini ve mevcut davalardan karşılıklı feragat edildiğini, iddia edildiği gibi şirketin müvekkilleri tarafından boşaltılması gibi bir durumun mevzu bahis dahi olmadığını, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken ... ...'ün gelinen süreçte hisse devrinden önce ayrıntılı şekilde değerlendirerek resmi olarak devir aldığını, iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, şirket adına yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin tazminat davasının açılabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 612 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendindeki eksikliğin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tamamlanarak dava açılması konusunda alınan 03.03.2021 tarihli genel kurul kararının dosyaya sunulduğu, davacı şirketin, 17.05.2010 tarihinde sicile tescil edildiği, davalıların, davacı şirketteki tüm paylarını 11.12.2017 tarihinde ortak ... ...'e devrederek ayrıldıkları, şirketin tek ortaklı şirket haline gelerek aksi karar alınıncaya kadar şirketi münferiden ...
...'ün temsile yetkili olduğunun ilan edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde 553 üncü ve 560 ıncı maddelerin limited şirketlere de uygulanacağının belirtildiği, 560 ıncı maddede sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkının davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, 553 üncü maddenin yalnız şirket kurucuları, yönetim kurulu üyeleri, yönetici ve tasfiye memurları hakkında açılabilir nitelikte davalara ilişkin olduğu, Şirket ortağı olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan davalı ... ...'nin şirket yetkilisi sıfatıyla hiç görev yapmadığı dikkate alındığında adı geçen davalı hakkında sorumluluk davasının açılmasının mümkün bulunmadığı ve pasif husumet yokluğu halinin varlığının bulunduğu, davalı ...
yönünden ise yöneticilik yaptığı dönem ise şirketin kuruluş tarihinden itibaren şirket müdürlüğünün sona erdiğine ilişkin alınan genel kurul karar tarihi olan 12.12.2017 tarihi olması nedeniyle ancak bu dönem için aldığı kararlar ile yaptığı işlem ve eylemler yönünden sorumluluğu söz konusu olacağı, dava dışı ortak ... ...'ün tek ortak olup, bu tarihten itibaren şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu sicil kayıtları ile belli olduğu, şirket yetkilisi olarak atandığı tarih olan 12.12.2017 tarihi itibariyle davaya konu şirket zararını sorumluyu öğrenebileceği ve öğrenmesi gerektiği, davalı tarafça yasal süre içinde cevap dilekçesi ile birlikte zaman aşımı definin dile getirilmiş olması nedeni ile dava tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin sona erdiği, davalı ...
...'ye husumet yöneltilmesi mümkün bulunmasa da husumet yokluğunun davanın esası ile ilgili olup 6100 sayılı Kanun'un 320 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre dava şartları ve ilk itirazlardan sonra hak düşürücü süre ve zamanaşımı konusunda karar verilmesi gerektiğinin düzenlenmesi karşısında davalı Abdulkadır ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle değil her iki davalı yönünden öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı şirketin tek ortağı kalan ... ...'ün, hisse devir sözleşmesi öncesinde basiretli tacir olarak şirketin güncel maddi durumunu, borç-alacak tutarlarını, kredi ödemelerini, malvarlığını yeterince incelemeden davalıların hisselerini devraldıktan sonra, banka kredi borçları ve ilçe tarım müdürlüğünden gelen borç yazıları üzerine bahse konu sözleşmeden dolayı zarara uğratıldığı iddiası ile zararın tazmini istemine ilişkin esasa dair istemlerin de kabulünün mümkün görülmediği, kaldı ki, dosya içerisinde mevcut noter pay devir sözleşmesinde tarafların hak ve yükümlülükleri çok açık bir şekilde belirtildiği, buna göre davalıların hisselerini devralan davadışı şirket ortağının, banka kredi borçları ve tarım kredi kooperatifinden, tarım bakanlığından doğmuş/doğabilecek borçlar nedeniyle hisse devreden davalılardan bir talepte bulunamayacağının açıkça düzenlendiği, mahkemece davanın şirket adına açılmış olmasına göre yapılan nitelendirmede ve davanın reddine yönelik verilen verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirketi zarara uğratan davalılara yönelik alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3.6102 sayılı Kanun'un 560 ncı maddesi. 644 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089262900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz