YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3972 E. 2024/6234 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müktesep hak↗ direnme kararı↗ kazanılmış hak↗ ticaret unvanı↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ harç↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını taşıyan web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına iltibas ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince kötüniyet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, 35/3 ve 35/6 ncı sınıf ürün ve hizmetler için reddettiğini, bunun üzerine başvurunun tümden reddi istemiyle yeniden itirazda bulunduklarını, YİDK tarafından bu itirazın reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira başvurunun müvekkilinin anılan alan adı ve markaları ile iltibasa neden olacağını, ayrıca tanınmışlığı bulunan markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp onların itibar ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2017/M-8000 sayılı kararının iptaline ve dava konusu marka başvurusunun tescili hâlinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda ticaret unvanının ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2017/430 Esas, 2018/241 Karar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak ayırt edicilik kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları taşıyan sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun kötüniyetli olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile satış ve tanıtıma geçilmesinin bir sınai hak doğuracağı, esasen alan adının konusu ibarelerin davacının marka tesciline konu edilmiş bulunması karşısında, anılan alan adını taşıyan web sayfasının davacının markalarının kullanımı niteliğinde olduğu, yani onlardan bağımsız bir hak doğurmasının mümkün olmadığı, aksi düşünülse de yukarıdaki kabuller karşısında davacının alan adı tescilinin de davalı başvurusunun engelleme olanağının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2018/1493 Esas, 2019/1028 Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.10.2020 tarihli ve 2020/177 Esas, 2020/4420 Karar sayılı kararı ile; "...Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından KHK’nın 8/1.b maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleşmediği ve TPMK YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik karar yerinde bulunarak davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı markalarının asıl unsurunu “MAKRO” VE “MACRO” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise “MAKRO TEKNİK FLEX + ŞEKİL” ibarelidir. Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, sessel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması hâlinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir.
Şu halde, aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilerek gerek başvuru markası ve gerekse de itiraza mesnet markalar kapsamında bulunan 35. sınıf hizmetler yönünden bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın mümeyyiz davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.." şeklindeki gerekçeyle karar bozularak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli 2020/379 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2023 tarih, 2021/11-925 E. ve 2023/109 K. sayılı ilâmı ile Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
E. İlk Derece Mahkemesince Hukuk Genel Kurulunun Bozmasına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetlerin tamamının davacı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamında da yer aldığı, 35. sınıf hizmetlerin tamamı yönünden somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas riskinin mevcut olabileceği, davacı yana ait “makro-macro” esas unsurlu markalar ile işbu sınıftaki hizmetlerde karıştırılma riskini ortaya çıkarabileceği, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle TÜRKPATENT YİDK'nın 27.09.2017 tarih ve 2017/M-8000 sayılı kararının davaya konu tüm hizmetler yönünden iptaline ve hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının oluşmadığını, benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, benzerlik değerlendirmesi yapılırken bütünsel izlenim kriterinin göz önünde bulundurulmadığını, müvekkilinin müktesep hak iddiasının değerlendirilmediğini, davaya konu markanın 6, 11, ve 35 inci sınıf yönünden tescilinin talep edildiğini, davacının markalarının 6 ve 11 sınıflarda tescilli olmadığını, mahkeme kararının Yargıtay'ın daha önce verdiği emsal kararlarla çeliştiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/177 E. 2020/4420 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · taşıyan · ayırt edicilik · iltibas · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… arar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile s …
… vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını «taşıyan» web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda «ticaret unvanının» ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE şeklindeki bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, makro ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan web sayfası ile satış …
Karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, sessel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde «iltibasa» sebep olabileceği kabul edilmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7210 E. 2023/1877 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · taşıyan · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… arar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile s …
… vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını «taşıyan» web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda «ticaret unvanının» ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Benzer bu kararda… ısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan «üçüncü kişiler» tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden «olumsuz» etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… en 2016/53278 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 19.10.2017 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı «taşıyan» markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte 10, 20, 24 üncü sınıf hizmetleri içeren "MAKROLAB" ibareli marka tescil başvurusunun «ilanı» üzerine «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak davalı Kurum nezdinde yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafınd …
… i itirazına mesnet markaları ile davalının "MAKROLAB" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mücerretlik · ziya · üçüncü kişi · olumsuz oy · ilan
Benzer bu kararda… ısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan «üçüncü kişiler» tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden «olumsuz» etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… en 2016/53278 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 19.10.2017 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı «taşıyan» markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte 10, 20, 24 üncü sınıf hizmetleri içeren "MAKROLAB" ibareli marka tescil başvurusunun «ilanı» üzerine «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak davalı Kurum nezdinde yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafınd …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1119 E. 2021/520 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… arar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile s …
… vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını «taşıyan» web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda «ticaret unvanının» ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Benzer bu kararda… mesi'nce; davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarının "MACRO/MAKRO" ibarelerinden oluştuğu ve bu ibarenin Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden «ayırt ediciliğinin» oldukça düşük olduğu, koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, bu ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi «iltibas» tehlikesini ortadan kaldıracağı, dava konusu başvuruda da"MAKRO" ibaresinin yanında "TEKNİK PROFILE" ibaresi ile renk ve şekil unsurlarına yer verildiği dikkate alındığında dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "MAKRO/MACRO" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, taraf markaları arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış oldukları kabul edilse dahi 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi uyarınca başvurunun tesciline engel olunamayacağı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılm …
… AKRO TEKNİK PROFILE+ŞEKİL” ibareli marka ile davacının itirazına gerekçe gösterdiği “MAKRO/MACRO” markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b anlamında benzer olmadığı ve «iltibas» tehlikesi bulunmadığı kabul edilmişse de, iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin «ortalama tüketiciler» nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir.
… rakende sektöründe tanınmış marka olduğu ancak başvuru kapsamındaki farklı mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının gerçekleşmediği, başvurunun «kötüniyetli» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3733 E. 2024/6173 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… arar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile s …
… vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını «taşıyan» web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda «ticaret unvanının» ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Benzer bu kararda… üvekkilince yayına yapılan itirazın reddedildiğini, ret kararına karşı yapılan itirazın da YİDK’nın 2019-M-7755 sayılı kararı ile reddedildiğini, taraf markalarının «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» neden olma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin “makro” ve “macro” esas unsurlu markalarının olduğunu, “makrobor” ibareli markada “makro”/“macro” ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından birisi olarak algılanacağını, “makrobor” ibareli markanın iltibas yaratacağını, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanacağını ve «haksız rekabet» oluşturacağını, taraf markalarının kapsadıkları mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin www.macrocenter.com.tr ibareli alan adı ile benzer olduğunu, müvekkilinin macro/makro ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış, tanınmış markalar olduğunu, dava konusu marka başvurusunun «kötüniyetle» yapıldığını ileri sürerek 2019-M-7755 sayılı YİDK kararının iptaline, 2018/48642 numaralı “makrobor” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmes …
… eldiği, davacı markalarında “macro” kelimesini ön plana çıkaran herhangi bir örnek bulunmadığı, "Macro/Makro" ibaresi Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden «ayırt ediciliğinin» oldukça düşük olduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 13.09.2017 tarih 2016/1578 E., 2017/4311 K. sayılı kararında da "macro/makro" ibareli davacı markalarının yüksek ayırt ediciliğinin bulunmadığının benimsendiği, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davalı markasının "MAKROBOR" ibaresinden oluştuğu, ilgili tüketici kesimi nezdinde bir bütün olarak "MAKROBOR" olarak algılanacağı, ilgili tüketici kesiminin, davaya konu "MAKROBOR" ibareli emtia ile karşılaştığında, salt "MAKRO" ibaresinden kaynaklı olarak bu markayı, davacıya ait "MAKRO, MACRO..." ibareli markalarla ilişkilendirmeyeceği, somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, markaları oluşturan işaretlerin; görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları, bu nedenle tanınmışlık iddiasına ilişkin olarak, öncelikle işaretler arasındaki benzerliğinin gerçekleşmesi şartı mevcut olmadığından, tanınmışlık iddiasına ilişkin istemlerin yerinde bulunmadığı, altıncı fıkra hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davalı şirketin «kötüniyetle» hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… konu "Makrobor" ibaresi ile davacının itirazına mesnet gösterdiği markaları arasında, bir bütün olarak yapılan karşılaştırmada, görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunmadığı, zira, davacı markalarında “macro” kelimesini ön plana çıkaran herhangi kullanım bulunmadığı gibi, "Macro/Makro" ibaresinin Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden «ayırt ediciliğinin» oldukça düşük olduğu, davalı şirketin başvurusunun da bir bütün olarak "Makrobor" şeklinde algılanacağı, işaretler arasındaki benzerlik bulunmaması nedeniyle tanınmışlık iddiasına ilişkin istemlerin de yerinde bulunmadığı, altıncı fıkradaki koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davalı şirketin «kötüniyetle» hareket ettiğini gösterir somut olguların da ileri sürülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · haksız rekabet · temsil
Benzer bu kararda2.Davalı şirket «temsilci», davacının «kötüniyetle» “macro/makro” gibi kullanımı oldukça yaygın kelimeleri kendi tekeline almak ister şekilde yaptığı itirazın «hakkaniyete» ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, “macro” kelimesinin YİDK kararında belirtildiği gibi Latince kökenli olup Türkçede “büyük” manasına gelen ve günd …
… üvekkilince yayına yapılan itirazın reddedildiğini, ret kararına karşı yapılan itirazın da YİDK’nın 2019-M-7755 sayılı kararı ile reddedildiğini, taraf markalarının «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» neden olma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin “makro” ve “macro” esas unsurlu markalarının olduğunu, “makrobor” ibareli markada “makro”/“macro” ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından birisi olarak algılanacağını, “makrobor” ibareli markanın iltibas yaratacağını, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanacağını ve «haksız rekabet» oluşturacağını, taraf markalarının kapsadıkları mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin www.macrocenter.com.tr ibareli alan adı ile benzer olduğunu, müvekkilinin macro/makro ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış, tanınmış markalar olduğunu, dava konusu marka başvurusunun «kötüniyetle» yapıldığını ileri sürerek 2019-M-7755 sayılı YİDK kararının iptaline, 2018/48642 numaralı “makrobor” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmes …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3341 E. 2023/7057 K.
Ortak:kötüniyet · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… arar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile s …
… vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını «taşıyan» web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda «ticaret unvanının» ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Benzer bu kararda… maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının başvuru kapsamındaki tüm mallar yönünden ortak olduğunu, markalar arasında en azından «iltibas» ihtimalinin bulunduğunu, dolayısıyla itiraza konu marka başvurusunun, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında reddi gerektiğini, müvekkili şirkete ait “MACRO/MAKRO” ibareli markaların yoğun kullanım ve tanıtım neticesinde «ayırt edicilik» kazanmış ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olup, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların müvekkili yararına oluştuğunu, davalının «kötüniyetli» olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, zira "Macro" ve "Makro" ibarelerinin Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına geldiğinden «ayırt ediciliklerinin» oldukça düşük bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi …
… unduğunu, 2018/73082 numaralı başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın, YİDK'nun 2019-M-4628 sayılı kararı ile kısmen reddedildiğini, oysa başvuru markasının «iltibas» yaratacak, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanacak ve «haksız rekabet» oluşturacak nitelikte olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · hakkaniyet · haksız rekabet
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; "Makro" kelimesinin davacının ürettiği bir kelime olmadığını, evrensel kelimelerin «münhasıran» bir kişinin kullanımına tahsis edilmesinin hukuk ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, itiraz gerekçesi markanın aynı (veya benzer) olmasının veya benzer oldukları yönündeki iddianın, ... başına başvurunun «kötüniyetle» yapıldığı anlamına gelmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… unduğunu, 2018/73082 numaralı başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın, YİDK'nun 2019-M-4628 sayılı kararı ile kısmen reddedildiğini, oysa başvuru markasının «iltibas» yaratacak, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanacak ve «haksız rekabet» oluşturacak nitelikte olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
-
TPMK YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1224 E. 2023/4638 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… arar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile s …
… vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını «taşıyan» web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda «ticaret unvanının» ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Benzer bu kararda… zer nitelikteki “MACROGİBB” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı kuruma başvuruda bulunduğunu, 2017/79219 numaralı başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazının reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu markaların «ortalama tüketici» nezdine «iltibasa» neden olma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu sınıflarda ve başka emtiaları da kapsar şekilde tescilli MAKRO/MACRO ibareli seri markaları bulunduğunu, dava konusu markalarda ortak MAKRO/MACRO ibaresi sebebiyle markaların görsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili şirketin seri markalarından biri gibi algılanacağını, aynı sebeplerle markalar arasında işitsel benzerliğin de bulunduğunu, davacının MAKRO/MACRO, MAKROCENTER, MACROCENTER markalarının herkes tarafından bilinen markalar olduğunu ve “macrogibb” markasının iltibas yaratacağını, davacının tanınmışlığından yararlanacağını ve «haksız rekabet» oluşturacağını, davalı markasının müvekkilinin seri markalarından biri gibi algılanacağını, dava konusu emtia listeleri bakımından da benzerlik bulunduğunu, bu sebeple karıştırılma ihtimalinin doğacağını, yine davalı markası ile davacının www.macrocenter.com.tr ibareli alan adının da benzer olduğunu ancak YİDK kararında bu hususun da yanlış değerlendirildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası gereğince de davacının MAKRO/MACRO ibaresine dayalı haklarının korunması gerektiğini, davacının MAKRO/MACRO ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde «ayırt edicilik» kazanmış, tanınmış markalar olduğunu, davalı markasının tescili halinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında aranan koşullarının gerçekleşme ihtimalinin söz konusu olacağını, «basiretli tacir» gibi davranması kendisinden beklenen davalının müvekkilinin tanınmış MAKRO/MACRO markalarının varlığına karşın “macrogibb” ibareli marka başvurusunu yapmakla kötü …
2.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait markaların «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, davacının itirazına mesnet markaları ile davalının başvurusuna konu ibare arasında «iltibas» bulunmadığını, tanınmış olmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun da "MAKRO / MACRO" ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin, Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden «ayırt ediciliğinin» oldukça düşük bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de, bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar olacağı, diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi «iltibas» tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulünün gerektiği, nitekim bu hususun, Yargıtay 11.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:basiretli tacir · kaldırma ve yeniden hüküm · tacir · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… zer nitelikteki “MACROGİBB” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı kuruma başvuruda bulunduğunu, 2017/79219 numaralı başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazının reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu markaların «ortalama tüketici» nezdine «iltibasa» neden olma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu sınıflarda ve başka emtiaları da kapsar şekilde tescilli MAKRO/MACRO ibareli seri markaları bulunduğunu, dava konusu markalarda ortak MAKRO/MACRO ibaresi sebebiyle markaların görsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili şirketin seri markalarından biri gibi algılanacağını, aynı sebeplerle markalar arasında işitsel benzerliğin de bulunduğunu, davacının MAKRO/MACRO, MAKROCENTER, MACROCENTER markalarının herkes tarafından bilinen markalar olduğunu ve “macrogibb” markasının iltibas yaratacağını, davacının tanınmışlığından yararlanacağını ve «haksız rekabet» oluşturacağını, davalı markasının müvekkilinin seri markalarından biri gibi algılanacağını, dava konusu emtia listeleri bakımından da benzerlik bulunduğunu, bu sebeple karıştırılma ihtimalinin doğacağını, yine davalı markası ile davacının www.macrocenter.com.tr ibareli alan adının da benzer olduğunu ancak YİDK kararında bu hususun da yanlış değerlendirildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası gereğince de davacının MAKRO/MACRO ibaresine dayalı haklarının korunması gerektiğini, davacının MAKRO/MACRO ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde «ayırt edicilik» kazanmış, tanınmış markalar olduğunu, davalı markasının tescili halinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında aranan koşullarının gerçekleşme ihtimalinin söz konusu olacağını, «basiretli tacir» gibi davranması kendisinden beklenen davalının müvekkilinin tanınmış MAKRO/MACRO markalarının varlığına karşın “macrogibb” ibareli marka başvurusunu yapmakla kötü …
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/3972 E. , 2024/6234 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2023/275 Esas, 2023/364 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını taşıyan web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına iltibas ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince kötüniyet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, 35/3 ve 35/6 ncı sınıf ürün ve hizmetler için reddettiğini, bunun üzerine başvurunun tümden reddi istemiyle yeniden itirazda bulunduklarını, YİDK tarafından bu itirazın reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira başvurunun müvekkilinin anılan alan adı ve markaları ile iltibasa neden olacağını, ayrıca tanınmışlığı bulunan markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp onların itibar ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2017/M-8000 sayılı kararının iptaline ve dava konusu marka başvurusunun tescili hâlinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda ticaret unvanının ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2017/430 Esas, 2018/241 Karar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak ayırt edicilik kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları taşıyan sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL;
MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun kötüniyetli olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile satış ve tanıtıma geçilmesinin bir sınai hak doğuracağı, esasen alan adının konusu ibarelerin davacının marka tesciline konu edilmiş bulunması karşısında, anılan alan adını taşıyan web sayfasının davacının markalarının kullanımı niteliğinde olduğu, yani onlardan bağımsız bir hak doğurmasının mümkün olmadığı, aksi düşünülse de yukarıdaki kabuller karşısında davacının alan adı tescilinin de davalı başvurusunun engelleme olanağının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2018/1493 Esas, 2019/1028 Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.10.2020 tarihli ve 2020/177 Esas, 2020/4420 Karar sayılı kararı ile; "...Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından KHK’nın 8/1.b maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleşmediği ve TPMK YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik karar yerinde bulunarak davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı markalarının asıl unsurunu “MAKRO” VE “MACRO” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise “MAKRO TEKNİK FLEX + ŞEKİL” ibarelidir. Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, sessel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması hâlinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir.
Şu halde, aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilerek gerek başvuru markası ve gerekse de itiraza mesnet markalar kapsamında bulunan 35. sınıf hizmetler yönünden bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın mümeyyiz davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.." şeklindeki gerekçeyle karar bozularak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli 2020/379 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2023 tarih, 2021/11-925 E. ve 2023/109 K. sayılı ilâmı ile Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
E. İlk Derece Mahkemesince Hukuk Genel Kurulunun Bozmasına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetlerin tamamının davacı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamında da yer aldığı, 35. sınıf hizmetlerin tamamı yönünden somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas riskinin mevcut olabileceği, davacı yana ait “makro-macro” esas unsurlu markalar ile işbu sınıftaki hizmetlerde karıştırılma riskini ortaya çıkarabileceği, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle TÜRKPATENT YİDK'nın 27.09.2017 tarih ve 2017/M-8000 sayılı kararının davaya konu tüm hizmetler yönünden iptaline ve hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının oluşmadığını, benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, benzerlik değerlendirmesi yapılırken bütünsel izlenim kriterinin göz önünde bulundurulmadığını, müvekkilinin müktesep hak iddiasının değerlendirilmediğini, davaya konu markanın 6, 11, ve 35 inci sınıf yönünden tescilinin talep edildiğini, davacının markalarının 6 ve 11 sınıflarda tescilli olmadığını, mahkeme kararının Yargıtay'ın daha önce verdiği emsal kararlarla çeliştiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1088881500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz