Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7210 E. 2023/1877 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mücerretlik↗ ziya↗ üçüncü kişi↗ olumsuz oy↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/429 E., 2019/345 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin MAKRO SUPERCENTER ibareli 36. sınıf, 99/000295 MAKRO SUPERCENTER ibareli 35, 37, 39, 42 nci sınıf, 99/000296 MOFİNE FOOD MACRO CENTER ibareli 5,8 24, 35, 36, 38 nci sınıf, 2010/46527 MAKRO SUPERCENTER ibareli 35 nci sınıf, 99/001458 MAKRO SUPERCENTER ibareli 3, 21, 28 nci sınıf, 99/000293 SELECTİON MAKRO CENTER ibareli 29, 30, 31 nci sınıf, 99/011019 MAKRO SUPERCENTER ibareli 40 41 inci sınıf, 2004/41535 MAKROBANQUET ibareli 35, 41 inci sınıf, 2009/42372 MAKROBANQUET ibareli 35, 41 inci sınıf, 2009/42373; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN! ibareli 16, 29, 30, 32, 33, 34, 35, 38, 41, 42 nci sınıf, 2010/60282 MAKRONEWS ibareli 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2009/42374 MAKROSTYLE ibareli 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2009/42371 MAKRO CENTER+ŞEKİL ibareli 29, 30, 43 üncü sınıf, 2011/32521 MAKROATELIER ibareli 41 inci sınıf, 2011/32520 COOK BOOK+ŞEKİL ibareli 41 inci sınıf, 2011/32522 MAKRO STATİON+ŞEKİL ibareli 5, 20 ,21, 22, 28, 29, 30, 32, 35, 41, 43 üncü sınıf, 2012/6560 MAKRO RECİPES ibareli 16 ıncı sınıf, 2013/13136 MAKRO SERVİCE ibareli 35 inci sınıf, 2013/13864 MAKRO FRIENDS ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/46615 MAKRO COOKS ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/46630; MAKRO MOOKS+ŞEKİL ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/46608 MAKRO LIFESTYLE ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/46637 MAKROANDMORE ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/43693 MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/43688 MACRO CENTER+ŞEKİL ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 33, 35, 41 inci sınıf, 2014/44564 FINE FOOD ibareli 5, 8, 24, 38 inci sınıf, 2015/18474 MACRO TIPS+ŞEKİL ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/44579 FINE FOOD ibareli 35 inci sınıf, 2015/9794; MACROVİLLE CARD ibareli 29, 30,31, 32, 35, 36, 38, 41 inci sınıf, 2016/22627 MACROPHONE ibareli 35 inci sınıf hizmetleri içeren 2016/53278 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 19.10.2017 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan markalarına iltibas ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte 10, 20, 24 üncü sınıf hizmetleri içeren "MAKROLAB" ibareli marka tescil başvurusunun ilanı üzerine kötüniyet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak davalı Kurum nezdinde yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine dair 2018/M-8054 sayılı kararın iptaline ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sağlık sektöründe tıbbi ve laboratuvar malzemesi ve ürünlerinin üretimi ve satımı yaptığını, markalarının "MAKRO VE LAB" ibareleri ile logodan oluşan, renkleri ihtiva eden bir marka olduğunu, markada geçen "LAB" ibaresinin laboratuvarın İngilizce karşılığı olduğunu, davacı markaları ile benzer olmadığından karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacının perakende ürün satışı konusunda hizmet verdiğini, müvekkilinin ise tıbbi medikal sektöründe hizmet verdiğini, markaların hitap ettikleri tüketici kitlelerinin farklı olduğunu, ayırt edilemeyecek bir benzerlik söz konusu olmadığı için tüketiciler nezdinde de yanılgıya sebep olmayacağını, müvekkili markası ile davacı markalarının farklı sınıflarda tescilli olduklarını, davacının benzer olduğunu iddia ettiği hiçbir markasını 10 uncu sınıfta tescilli olmadığını, aynı sınıfta tescilli olanlar arasında da herhangi bir benzerlik olmadığını, davacı markalarının değil davacının ticaret ünvanı olan "MİGROS" ibaresinin tanınmış marka olduğunu, marka başvurusunda kötüniyetin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak ayırt edicilik kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları taşıyan sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının mücerret bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden olumsuz etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun kötüniyetli olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “MAKROLAB" ibareli marka ile müvekkil şirkete ait MAKRO/MACRO ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait markalarda yer alan ikincil unsurların tanımlayıcı nitelikte olup esas unsurun “MACRO/MAKRO” olduğunu, başvuru markasının da esas unsurunun müvekkili şirket markalarında olduğu gibi MAKRO ibaresi olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taraf markalarının aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olduğunun belirlendiğini, “MAKROLAB” markasının bu haliyle orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, bu işaretler arasında iltibas olduğunu, yerel mahkeme kararının aksine müvekkili şirkete ait “MACRO/MAKRO” ibareli markaların yoğun kullanım ve tanıtım neticesinde ayırt edicilik kazanmış ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olup, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, tanınmış markalarda markanın benzerini seçen ya da kullanan kişinin bu kullanımı ya da seçimi haklı kılacak bir gerekçeyi ortaya koyması gerektiğin, somut olayda dava konusu karara mesnet markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığını, sadece ve sadece müvekkile ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı ile bu ibarenin tescil edilmek istendiğinin tartışmasız olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin “MAKRO” ve “MACRO” esas ibareli itirazına mesnet markaları ile davalının "MAKROLAB" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun kötüniyetli yapıldığının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre iltibas açısından markalar arasında benzerliğin olmasının yeterli olduğunu, karıştırılma ihtimalinde ayrıntılara ilişkin farklar üzerinde değil bütüne ilişkin benzerlikten hareket edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait markalarda yer alan ikincil unsurların tanımlayıcı nitelikte olduğunu, esas unsurun MACRO/MAKRO ibareleri olduğunu, davalının markasındaki "LAB" ibaresinin de tanımlayıcı olduğunu esas unsurunun MAKRO ibaresi olduğunu, davalı markasını gören ortala tüketicinin davalı markasını davacı markalarının uzantısı olduğunu düşünebileceğini, taraf markalarının işitsel, görsel ve kavramsal açıdan iltibasa neden olacak şekilde benzer olduklarını, benzerliğin düşük olduğu kabul edilse dahi emtia benzerliğinin olduğunu, davacı markalarının tescilli olduğu sınıflar içinde davalı markasında olan 20 ve 24 üncü sınıfların olduğunu, MACRO ibaresinin müvekkilinin ait ticaret ünvanını ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra internet sitesindeki alan adını da esas unsuru olduğunu, bu alan adı itibarı ile de benzerlik açısından değerlendirme yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taraf markalarının aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olduğunun belirlendiğini, “MAKROLAB” markasının bu haliyle orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, davacı markaları açısından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının oluştuğunu, tanınmış markalarda markanın benzerini seçen ya da kullanan kişinin bu kullanımı ya da seçimi haklı kılacak bir gerekçeyi ortaya koyması gerektiğini, somut olayda dava konusu karara mesnet markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığını belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı marka başvuruna davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair kararın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/177 E. 2020/4420 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · taşıyan · ayırt edicilik · iltibas · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… ısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan «üçüncü kişiler» tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden «olumsuz» etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… en 2016/53278 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 19.10.2017 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı «taşıyan» markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte 10, 20, 24 üncü sınıf hizmetleri içeren "MAKROLAB" ibareli marka tescil başvurusunun «ilanı» üzerine «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak davalı Kurum nezdinde yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafınd …
… i itirazına mesnet markaları ile davalının "MAKROLAB" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE şeklindeki bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, makro ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan web sayfası ile satış …
Karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, sessel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde «iltibasa» sebep olabileceği kabul edilmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3972 E. 2024/6234 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · taşıyan · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan «üçüncü kişiler» tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden «olumsuz» etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… en 2016/53278 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 19.10.2017 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı «taşıyan» markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte 10, 20, 24 üncü sınıf hizmetleri içeren "MAKROLAB" ibareli marka tescil başvurusunun «ilanı» üzerine «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak davalı Kurum nezdinde yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafınd …
… i itirazına mesnet markaları ile davalının "MAKROLAB" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… arar sayılı kararı ile; davacının markalarının "MACRO" esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, "MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; MOFİNE FOOD MACRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKRO SUPERCENTER; SELECTİON MAKRO CENTER; MAKRO SUPERCENTER; MAKROBANQUET; MAKROBANQUET; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN!; MAKRONEWS; MAKROSTYLE; MAKRO CENTER+ŞEKİL; MAKROATELIER; COOK BOOK+ŞEKİL; MAKRO STATİON+ŞEKİL; MAKRO RECİPES; MAKRO SERVİCE; MAKRO FRIENDS; MAKRO COOKS; MAKRO MOOKS+ŞEKİL; MAKRO LIFESTYLE; MAKROANDMORE; MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL; MACRO CENTER+ŞEKİL; FINE FOOD; MACRO TIPS+ŞEKİL; FINE FOOD; MACROVİLLE CARD; MACROPHONE" şeklinde bütün olarak gerçekleştiği, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının önceki tarihli markaları kapsamında mal ve hizmetlerde marka tescilinde bulunduğu, bu başvurunun davacının markalarına yanaşma amacında olmadığı, "MAKRO" ibaresi ile markalarda yer alan kısmi renk benzerliğinin de karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen ülkemizde yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adı altında oluşturulan internet sayfası ile s …
… vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "MAKRO" ve "MACRO" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerini www.macrocenter.com.tr alan adını «taşıyan» web sayfasında tanıttığını, davalının 11.03.2016 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan alan adı ve markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki 6, 7, 11 ve 35 inci sınıf ürün ve hizmetleri içeren "MAKRO TEKNİK FLEX+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22211 numaralı başvuruya müvekkilince «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, Markalar Dairesinin itirazı kısmen kabul ederek başvuruyu 7, …
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda «ticaret unvanının» ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · direnme kararı · kazanılmış hak · ticaret unvanı
Benzer bu karardaDavalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler yönünden «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan "makro" ifadesinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle «ayırt ediciliğinin» düşük seviyede olduğunu, müvekkili şirketin "MAKRO TEKNİK" ibareli tescilli markaları bulunduğu gibi bu ibarenin aynı zamanda «ticaret unvanının» ayırıcı kısmını oluşturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli 2020/379 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2023 tarih, 2021/11-925 E. ve 2023/109 K. sayılı ilâmı ile Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca benzerlik ve «iltibas» ihtimali bulunmadığını, benzerlik değerlendirmesi yapılırken bütünsel izlenim kriterinin göz önünde bulundurulmadığını, müvekkilinin «müktesep hak» iddiasının değerlendirilmediğini, davaya konu markanın 6, 11, ve 35 inci sınıf yönünden tescilinin talep edildiğini, davacının markalarının 6 ve 11 sınıflarda tesc …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4192 E. 2024/116 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan «üçüncü kişiler» tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden «olumsuz» etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, bu işaretler arasında «iltibas» olduğunu, yerel mahkeme kararının aksine müvekkili şirkete ait “MACRO/MAKRO” ibareli markaların yoğun kullanım ve tanıtım neticesinde «ayırt edicilik» kazanmış ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olup, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, tanınmış markalarda markanı …
… i itirazına mesnet markaları ile davalının "MAKROLAB" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu “makrolight" ibareli marka ile müvekkiline ait makro/macro ibareli seri markalar arasında benzerlik olduğunu, «ortalama tüketici» nezdinde dava konusu markanın da müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, taraf markalarının baskın unsurunun "macro/makro" ibaresi olduğunu, işitsel açıdan benzerlik bulunduğunu, dava konusu marka kapsamındaki tüm mal ve hizmetlerin müvekkilinin mesnet markaları kapsamında bulunduğunu, Mahkeme kararında www.macrocenter.com.tr ibareli ... adı ile başvuru markasının benzer olmaması nedeniyle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasındaki koşulların oluşmadığının belirtilmesinin yerinde olmadığını, aksine müvekkiline ait “macro/makro” ibareli markalar yoğun kullanım ve tanıtım neticesinde «ayırt edicilik» kazanmış ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olup, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların oluştuğunu ileri sürerek İlk Derece Mah …
… retleri arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, "Macro" ve "Makro" ibarelerinin Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden «ayırt ediciliklerinin» oldukça düşük bulunduğu, tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, a …
… iyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen koşulun gerçekleştiğini, “makrolight” ibareli markanın müvekkilinin markaları ile «iltibas» yaratacağını, tanınmışlığından yararlanarak «haksız rekabet» oluşturacağını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız rekabet
Benzer bu kararda… iyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen koşulun gerçekleştiğini, “makrolight” ibareli markanın müvekkilinin markaları ile «iltibas» yaratacağını, tanınmışlığından yararlanarak «haksız rekabet» oluşturacağını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
2 benzer karar daha
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1119 E. 2021/520 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan «üçüncü kişiler» tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden «olumsuz» etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… i itirazına mesnet markaları ile davalının "MAKROLAB" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… en 2016/53278 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 19.10.2017 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı «taşıyan» markalarına «iltibas» ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte 10, 20, 24 üncü sınıf hizmetleri içeren "MAKROLAB" ibareli marka tescil başvurusunun «ilanı» üzerine «kötüniyet», iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak davalı Kurum nezdinde yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafınd …
Benzer bu kararda… mesi'nce; davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarının "MACRO/MAKRO" ibarelerinden oluştuğu ve bu ibarenin Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden «ayırt ediciliğinin» oldukça düşük olduğu, koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, bu ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi «iltibas» tehlikesini ortadan kaldıracağı, dava konusu başvuruda da"MAKRO" ibaresinin yanında "TEKNİK PROFILE" ibaresi ile renk ve şekil unsurlarına yer verildiği dikkate alındığında dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "MAKRO/MACRO" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, taraf markaları arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış oldukları kabul edilse dahi 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi uyarınca başvurunun tesciline engel olunamayacağı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılm …
… AKRO TEKNİK PROFILE+ŞEKİL” ibareli marka ile davacının itirazına gerekçe gösterdiği “MAKRO/MACRO” markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b anlamında benzer olmadığı ve «iltibas» tehlikesi bulunmadığı kabul edilmişse de, iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin «ortalama tüketiciler» nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir.
… rakende sektöründe tanınmış marka olduğu ancak başvuru kapsamındaki farklı mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının gerçekleşmediği, başvurunun «kötüniyetli» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3076 E. 2023/6952 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak «ayırt edicilik» kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları «taşıyan» sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan «üçüncü kişiler» tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden «olumsuz» etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun «kötüniyetli» olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, bu işaretler arasında «iltibas» olduğunu, yerel mahkeme kararının aksine müvekkili şirkete ait “MACRO/MAKRO” ibareli markaların yoğun kullanım ve tanıtım neticesinde «ayırt edicilik» kazanmış ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olup, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, tanınmış markalarda markanı …
… i itirazına mesnet markaları ile davalının "MAKROLAB" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… alan başvuruya müvekkilinin itirazının, 24.10.2018 tarih ve 2018-M-9052 sayılı YİDK kararı yerinde görülmeyerek nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» neden olma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkili şirkete ait tanınmış markanın benzerini …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markalarının «ayırt ediciliği» çok zayıf "MACRO-MAKRO" ibareleri ile oluşturulduğu gözetilerek gerek bütünlük ilkesi, gerekse de yazılış-okunuş ve mana olarak davacı markaları ile davalı markasının birbirine benzemediği ve aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin, bazı davacı markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer olmasına rağmen, taraf markalarının işaretlerinin benzer olmaması ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, "macro center" ibareli markalar tanınmış olsa da temelde davacının "macro center" ibarel …
… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, zira "Macro" ve "Makro" ibarelerinin Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına geldiğinden «ayırt ediciliklerinin» oldukça düşük bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7210 E. , 2023/1877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1644 Esas, 2021/876 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/429 E., 2019/345 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin MAKRO SUPERCENTER ibareli 36. sınıf, 99/000295 MAKRO SUPERCENTER ibareli 35, 37, 39, 42 nci sınıf, 99/000296 MOFİNE FOOD MACRO CENTER ibareli 5,8 24, 35, 36, 38 nci sınıf, 2010/46527 MAKRO SUPERCENTER ibareli 35 nci sınıf, 99/001458 MAKRO SUPERCENTER ibareli 3, 21, 28 nci sınıf, 99/000293 SELECTİON MAKRO CENTER ibareli 29, 30, 31 nci sınıf, 99/011019 MAKRO SUPERCENTER ibareli 40 41 inci sınıf, 2004/41535 MAKROBANQUET ibareli 35, 41 inci sınıf, 2009/42372 MAKROBANQUET ibareli 35, 41 inci sınıf, 2009/42373; MAKRO ONLİNE BİR TIKLA ALIŞVERİŞİ EVİNİZE İNDİRİN! ibareli 16, 29, 30, 32, 33, 34, 35, 38, 41, 42 nci sınıf, 2010/60282 MAKRONEWS ibareli 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2009/42374 MAKROSTYLE ibareli 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2009/42371 MAKRO CENTER+ŞEKİL ibareli 29, 30, 43 üncü sınıf, 2011/32521 MAKROATELIER ibareli 41 inci sınıf, 2011/32520 COOK BOOK+ŞEKİL ibareli 41 inci sınıf, 2011/32522 MAKRO STATİON+ŞEKİL ibareli 5, 20 ,21, 22, 28, 29, 30, 32, 35, 41, 43 üncü sınıf, 2012/6560 MAKRO RECİPES ibareli 16 ıncı sınıf, 2013/13136 MAKRO SERVİCE ibareli 35 inci sınıf, 2013/13864 MAKRO FRIENDS ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/46615 MAKRO COOKS ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/46630;
MAKRO MOOKS+ŞEKİL ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/46608 MAKRO LIFESTYLE ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/46637 MAKROANDMORE ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/43693 MAKRO MORE MACRO CENTER+ŞEKİL ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/43688 MACRO CENTER+ŞEKİL ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 33, 35, 41 inci sınıf, 2014/44564 FINE FOOD ibareli 5, 8, 24, 38 inci sınıf, 2015/18474 MACRO TIPS+ŞEKİL ibareli 16, 18, 21, 24, 29, 30, 31, 35, 41 inci sınıf, 2014/44579 FINE FOOD ibareli 35 inci sınıf, 2015/9794; MACROVİLLE CARD ibareli 29, 30,31, 32, 35, 36, 38, 41 inci sınıf, 2016/22627 MACROPHONE ibareli 35 inci sınıf hizmetleri içeren 2016/53278 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 19.10.2017 tarihinde kelime, okunuş, anlam ve umumî intiba olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan markalarına iltibas ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte 10, 20, 24 üncü sınıf hizmetleri içeren "MAKROLAB" ibareli marka tescil başvurusunun ilanı üzerine kötüniyet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak davalı Kurum nezdinde yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine dair 2018/M-8054 sayılı kararın iptaline ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sağlık sektöründe tıbbi ve laboratuvar malzemesi ve ürünlerinin üretimi ve satımı yaptığını, markalarının "MAKRO VE LAB" ibareleri ile logodan oluşan, renkleri ihtiva eden bir marka olduğunu, markada geçen "LAB" ibaresinin laboratuvarın İngilizce karşılığı olduğunu, davacı markaları ile benzer olmadığından karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacının perakende ürün satışı konusunda hizmet verdiğini, müvekkilinin ise tıbbi medikal sektöründe hizmet verdiğini, markaların hitap ettikleri tüketici kitlelerinin farklı olduğunu, ayırt edilemeyecek bir benzerlik söz konusu olmadığı için tüketiciler nezdinde de yanılgıya sebep olmayacağını, müvekkili markası ile davacı markalarının farklı sınıflarda tescilli olduklarını, davacının benzer olduğunu iddia ettiği hiçbir markasını 10 uncu sınıfta tescilli olmadığını, aynı sınıfta tescilli olanlar arasında da herhangi bir benzerlik olmadığını, davacı markalarının değil davacının ticaret ünvanı olan "MİGROS" ibaresinin tanınmış marka olduğunu, marka başvurusunda kötüniyetin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının markalarının MACRO esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak ayırt edicilik kazandıkları, ancak bunun "büyük, geniş ve uzun" anlamları taşıyan sadece makro ibaresi itibariyle değil, bütün olarak gerçekleştiği; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının -kararda sayılı- markalarıyla davalının "makrolab" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının mücerret bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan MACRO ibaresini markasına koyarken, sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, davacı markalarının da sadece MACRO ibaresinden oluşmadığı, kendisinden önceki tescilli makro ibareli tescillerden olumsuz etkilenmesini engelleyecek ilavelerin yer aldığı, Makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının markasının da sadece MAKRO ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk, kelime ve şekil unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "makrolab" ibareli olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde "makrolab" ibareli işareti gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, iltibas ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar için her bir mal ve hizmet sınıfı itibariyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, TPMK'nın idari süreçteki tespitlerinin yargı makamlarını bağlayıcı etkisinin olmadığı, başvurunun kötüniyetli olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “MAKROLAB" ibareli marka ile müvekkil şirkete ait MAKRO/MACRO ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait markalarda yer alan ikincil unsurların tanımlayıcı nitelikte olup esas unsurun “MACRO/MAKRO” olduğunu, başvuru markasının da esas unsurunun müvekkili şirket markalarında olduğu gibi MAKRO ibaresi olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taraf markalarının aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olduğunun belirlendiğini, “MAKROLAB” markasının bu haliyle orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, bu işaretler arasında iltibas olduğunu, yerel mahkeme kararının aksine müvekkili şirkete ait “MACRO/MAKRO” ibareli markaların yoğun kullanım ve tanıtım neticesinde ayırt edicilik kazanmış ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olup, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, tanınmış markalarda markanın benzerini seçen ya da kullanan kişinin bu kullanımı ya da seçimi haklı kılacak bir gerekçeyi ortaya koyması gerektiğin, somut olayda dava konusu karara mesnet markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığını, sadece ve sadece müvekkile ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı ile bu ibarenin tescil edilmek istendiğinin tartışmasız olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin “MAKRO” ve “MACRO” esas ibareli itirazına mesnet markaları ile davalının "MAKROLAB" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun kötüniyetli yapıldığının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre iltibas açısından markalar arasında benzerliğin olmasının yeterli olduğunu, karıştırılma ihtimalinde ayrıntılara ilişkin farklar üzerinde değil bütüne ilişkin benzerlikten hareket edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait markalarda yer alan ikincil unsurların tanımlayıcı nitelikte olduğunu, esas unsurun MACRO/MAKRO ibareleri olduğunu, davalının markasındaki "LAB" ibaresinin de tanımlayıcı olduğunu esas unsurunun MAKRO ibaresi olduğunu, davalı markasını gören ortala tüketicinin davalı markasını davacı markalarının uzantısı olduğunu düşünebileceğini, taraf markalarının işitsel, görsel ve kavramsal açıdan iltibasa neden olacak şekilde benzer olduklarını, benzerliğin düşük olduğu kabul edilse dahi emtia benzerliğinin olduğunu, davacı markalarının tescilli olduğu sınıflar içinde davalı markasında olan 20 ve 24 üncü sınıfların olduğunu, MACRO ibaresinin müvekkilinin ait ticaret ünvanını ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra internet sitesindeki alan adını da esas unsuru olduğunu, bu alan adı itibarı ile de benzerlik açısından değerlendirme yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taraf markalarının aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olduğunun belirlendiğini, “MAKROLAB” markasının bu haliyle orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, davacı markaları açısından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının oluştuğunu, tanınmış markalarda markanın benzerini seçen ya da kullanan kişinin bu kullanımı ya da seçimi haklı kılacak bir gerekçeyi ortaya koyması gerektiğini, somut olayda dava konusu karara mesnet markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığını belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı marka başvuruna davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair kararın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931236900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz