Ortağın rekabet yasağı: esas sözleşmede yoksa yasak yoktur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4011 E. 2024/6051 K. · · İlk derece: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirket ortağı, esas sözleşmede rekabet yasağı öngörülmedikçe ve şirket müdürü sıfatını taşımadıkça rekabet yasağına tabi değildir; iş sözleşmesinde rekabet yasağı bulunmayan çalışanların ayrılıp aynı sektörde başka bir şirkete ortak olmaları ve bir kısım müşterinin bu şirkete geçmesi, kullanıldığı ileri sürülen ticari sırların neler olduğu ve ne şekilde kullanıldığı ispatlanmadıkça haksız rekabet oluşturmaz. Şirkete yöneltilen haksız rekabet nedeniyle dava hakkı şirkete ait olduğundan, ortağın kendi adına açtığı davada aktif husumet ehliyeti bulunmaz.
Ele alınan sorunlar
Şirkete yöneltilen haksız rekabet iddiasında şirket ortağının aktif husumet ehliyeti → ret
İddia: Davacı gerçek kişi, davalıların eylemleri nedeniyle kendi adına da manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Gerekçe: Haksız rekabet nedenine dayalı davada dava hakkı, haksız eyleme maruz kalan şirkete aittir. Şirket ortağının, şirkete yöneltilen haksız rekabet iddiası bakımından kendi adına dava açma hakkı bulunmadığından aktif husumet ehliyeti yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Limited şirket ortağının rekabet yasağına tabi olup olmadığı → ret
İddia: Davacılar, davalı ortağın 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesindeki emredici hükümlere aykırı davrandığını, ortaklık ilişkisi sürerken aynı faaliyet alanında şirket kurduğunu ve aynı Kanun'un 626 ncı maddesi gereğince yoksun kalınan kâr dahil zararı tazmin etmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesi uyarınca ortağın rekabet yasağına tabi tutulabilmesi, şirket esas sözleşmesinde böyle bir yasağın öngörülmüş olmasına bağlıdır; somut olayda esas sözleşmede ortağa rekabet yasağı öngörülmemiştir. Aynı Kanun'un 626 ncı maddesi ise şirket müdür ve yöneticileri için getirilmiş bir düzenleme olup, davalı ortak şirket müdürü değildir. Bu nedenle davalı ortak bakımından rekabet yasağı bulunmamaktadır; ortaklıktan fiilen ayrıldıktan sonra kendisiyle birlikte işten ayrılan çalışanlarla aynı faaliyet kolunda şirket kurması başlı başına haksız rekabet teşkil etmez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Çalışanların ayrılıp aynı sektörde şirkete ortak olmasının ve müşteri geçişinin haksız rekabet sayılıp sayılmayacağı → ret
İddia: Davacılar, iş sözleşmeleri devam ederken müvekkil şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olan çalışanların eyleminin kanuna ve iyiniyete aykırı olduğunu, müşteri kayıpları nedeniyle zararlarının sürdüğünü ileri sürmüştür.
Gerekçe: İş sözleşmelerinde rekabet yasağı bulunmayan çalışanların işten ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkete ortak olmaları başlı başına haksız rekabet teşkil etmez. Bir kısım müşterinin davacı şirketle iş ilişkisini sonlandırıp davalı şirketle çalışmaya başlamış olması da tek başına yeterli değildir; müşterilerin bu ayrılığının davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinden kaynaklandığı kanıtlanamamıştır. Ticari sır kullanımına dayanılıyorsa kullanılan ticari sırların neler olduğu ile müşteri portföyündeki müşterilerle ticari ilişki kurulurken bunların nasıl ve ne şekilde kullanıldığı ispatlanmalıdır; bu iddialar ispat edilememiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Limited şirket ortağının rekabet yasağının esas sözleşme şartına bağlı olması, 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin yalnız müdür ve yöneticilere uygulanması ve şirkete yönelik haksız rekabette ortağın aktif husumet ehliyetinin bulunmaması yönlerinden emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bu tespitler bağlayıcı içtihat niteliğindedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Haksız rekabet nedeniyle dava hakkı haksız eyleme maruz kalan şirkete ait olduğundan, şirket ortağının kendi adına açtığı davada aktif husumet ehliyeti bulunmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet↗ rekabet yasağı↗ aktif husumet ehliyeti↗ ticari sır↗ müşteri portföyü↗ ispat yükü↗ limited şirket ortağı↗ şirket müdürü↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabet | Men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13511 E. 2010/5079 K.
Ortak:rekabet yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… belirtilen kararı ile davacı şirketin eski çalışanları olan davalıların davacı şirketten ayrılarak davalı şirkette çalışmalarının ve ortak olmalarının başlı başına «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davacının davalı şirkete geçen çalışanlarının, davacı şirket ile iş sözleşmeleri devam ederken, davacı şirketin «ticari sır» ve «müşteri portföyünü» kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının haksız ... teşkil ettiğini iddia etmiş ise de, bu iddialarını ispat edemediğini, yine davalıların, kullandığı ticari sırların neler olduğu ve davacı tarafın müşteri portföyündeki müşterilerle ticari ilişki kurulması sırasında bunların nasıl ve ne şekilde kullanıldığının ispatı gerektiği, salt davacı tarafın müşterileri ile ticari ilişki kurması haksız rekabete sebep olmayacağı,davalı gerçek kişilerin davacı şirketin faaliyetlerini bilmesi ve faaliyet alanında bilgi sahibi olması, bu konuda çevre edinmesi, davalı gerçek kişilerin edindiği bu bilgi, tecrübelerini kullanmasınında kendi geleceği açısından gerekli olduğu, davalıların kendilerine iş kurması ve bu alanda faaliyet göstermesi de haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, davalılardan ...'ın davacı şirkette 5.000,00 TL değerinde «payı» olduğu, davacının iddia ettiği haksız rekabet iddialarının sübut olmadığı, ayrıca davalının «rekabet yasağına» tabi olduğunu gösterir bir belgenin veya delilin dosyaya sunulmadığı, davacı ... ...'ün şirket ortağı olup tazminatın kendisine ödenmesini istediğinden, açılan davada «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın davacı şirket in maddi ve manevi tazminat talebi yönünden esastan reddine, davacı ...'ün manevi tazminat talebi yönünden «aktif husumet yokluğundan» esastan reddine karar verilmiştir.
… çalışmaya başladıklarının belirlendiği, davacılar tarafından davalı ...'ın davacı şirket ortaklığından ayrılmadan aynı faaliyet kolunda başka bir şirket kurduğu ve «rekabet yasağına» aykırı davranarak «haksız rekabet» teşkil eden eylemleri nedeni ile zarar gördükleri iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» ortağa rekabet yasağı öngörülmediği, anılan Kanun'un 626 ncı maddesi «şirket müdür» ve yöneticileri için getirilmiş bir düzenleme olup ...'ın şirket müdürü olmadığı, bu nedenle rekabet yasağı bulunmadığı, davacı şirketten meydana gelen darp olayı …
Taraflar arasındaki «haksız rekabetin» tespiti, «maddi manevi tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı şirket yönünden davanın esastan reddine, davacı ... yönünden davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların «haksız rekabette» bulunduklarının, maddi ve manevi zarara neden olduklarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» men’i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı gerçek kişilerin müvekkili şirkette önceden çalıştıklarını, «rekabet yasağı» ve portföy muhafaza etme sözleşmesini imzaladıklarını, işten hemen ayrılmaları sonrası aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduklarını, müvekkilinin müşteri çevresinin ele geçirildiğini, ticari sırlarının kullanıldığını ileri sürmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acenteliği · sözleşmenin ihlali · acentelik · oy yasağı · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaDavalı gerçek kişilerin, davacı şirkete çalıştıkları, «rekabet yasağına» ilişkin «ibraz» edilen sözleşmeleri imzaladıkları ve işten ayrıldıktan hemen sonra davalı şirketi kurdukları, bu şirketin de «sigorta acenteliği» yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacı taraf, davalı gerçek kişilerin müvekkili şirkette önceden çalıştıklarını, «rekabet yasağı» ve portföy muhafaza etme sözleşmesini imzaladıklarını, işten hemen ayrılmaları sonrası aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduklarını, müvekkilinin müşteri çevresinin ele geçirildiğini, ticari sırlarının kullanıldığını ileri sürmüştür.
Dosyaya davalı gerçek kişiler ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme örneklerini «ibraz» etmiştir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki rekabet yapma «sözleşmesinin ihlal» edilerek davalıların «haksız rekabette» bulunduklarını ileri sürmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5200 E. 2019/6509 K.
Ortak:şirket müdürü
İncelediğiniz kararda… ı dosyası ile yargılama yapıldığını, davacı ...'in olay gecesi müşterilerine davalı gerçek kişiler ile davacı şirketin bağının kesildiğini, bu kişilerin görevlerine «son» verildiğine ilişkin mail attığını, davalı ...'ın davacı «şirketin müdürü» olmadığını, ana sözleşmede «rekabet yasağı» öngörülmediğini, diğer davalı gerçek kişilerin eyleminin ise «çalışma hürriyeti» kapsamında kaldığını, davacının dilekçesinde bahsedilen müşterilerin kendi istekleri ile davalı ile çalıştığını, manevi tazminat talebinin ise yersiz ve mesnetsiz …
… çalışmaya başladıklarının belirlendiği, davacılar tarafından davalı ...'ın davacı şirket ortaklığından ayrılmadan aynı faaliyet kolunda başka bir şirket kurduğu ve «rekabet yasağına» aykırı davranarak «haksız rekabet» teşkil eden eylemleri nedeni ile zarar gördükleri iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» ortağa rekabet yasağı öngörülmediği, anılan Kanun'un 626 ncı maddesi «şirket müdür» ve yöneticileri için getirilmiş bir düzenleme olup ...'ın şirket müdürü olmadığı, bu nedenle rekabet yasağı bulunmadığı, davacı şirketten meydana gelen darp olayı …
Benzer bu kararda… müdürlük görevinin devamı sırasında yaptığı hatalı işlemlerden dolayı müdürlük görevinden alındığı, ortak olduğu dönem içerisinde şirket genel kurulunca alınmış kâr «payı dağıtımına» ilişkin karar olmadığından davacının kâr payı talebinde bulunamayacağı, davacının şirketteki sıfatı itibariyle şirket ortağı ve «şirket müdürü» olarak görev yaptığı, şirket müdürü olarak yaptığı bu tür hizmetlerinden dolayı zaten kendisine ücret ödenmekte olup kazandırdığı müşterilerden dolayı «portföy tazminatı» talep edemeyeceği, diğer taleplerinin ise toplanan delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı ... ... yönünden açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:portföy tazminatı · kâr payı dağıtımı · vekalet ücreti takdiri · kâr dağıtımı · feragat · kâr payı · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… müdürlük görevinin devamı sırasında yaptığı hatalı işlemlerden dolayı müdürlük görevinden alındığı, ortak olduğu dönem içerisinde şirket genel kurulunca alınmış kâr «payı dağıtımına» ilişkin karar olmadığından davacının kâr payı talebinde bulunamayacağı, davacının şirketteki sıfatı itibariyle şirket ortağı ve «şirket müdürü» olarak görev yaptığı, şirket müdürü olarak yaptığı bu tür hizmetlerinden dolayı zaten kendisine ücret ödenmekte olup kazandırdığı müşterilerden dolayı «portföy tazminatı» talep edemeyeceği, diğer taleplerinin ise toplanan delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı ... ... yönünden açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş ancak davalı şirket vekili lehine tek «vekalet ücretine» hükmedilmiş olup reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından davalı şirket lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken anılan davalı lehine tek «vekalet ücretinin takdiri» doğru olmayıp kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzel …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4011 E. , 2024/6051 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1006 Esas, 2023/666 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/72 E., 2019/73 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, maddi manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı şirket yönünden davanın esastan reddine, davacı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın davacı şirketin eski ortağı olduğunu, davacı şirket ile aynı faaliyet konu ve alanında davalı şirketi kurduğunu, müvekkil şirkette senelerdir çalışan diğer davalıları da yanına aldığını, müvekkilinin ticari sırlarını ve müşteri portföyünü kullandıklarını, aynı faaliyet konusuna sahip olduklarını, müvekkil şirkete çok yakın bir yerde konumlandığını, bu durumun davalıların müvekkili şirketin namını kullanarak mevcut müşterileri yakın bir adres olan davalı şirkete çekme çabalarının bir ürünü olduğunu, haksız rekabete girdiklerini, ortaklık ilişkisi devam ettiği sırada şirketi kurduğundan eylemin haksız olduğunu,limited şirket ortaklarının bağlılık yükümlülüğü olduğunu, diğer davalı gerçek kişilerin ise iş sözleşmesi devam ederken davalı şirkete ortak olduklarını, müvekkili şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının kanuna ve iyiniyete aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin şirket müşterilerin müvekkil şirket ile iş ilişkisine son verdiğini, müvekkillerinin büyük zarara uğradığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat, davacı ...
adına 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ün aktif dava ehliyeti, davalı şirketin ise pasif husumet ehliyeti olmadığını, davanın sadece davalı ...'a karşı açılabileceğini, davalılar ... ve ...'in ise davacı şirkete iş akdi ile bağlı olmaları nedeniyle bu kişilere karşı husumet yokluğu nedeni ile dava açılamayacağını, çıkan kavgada davacı ...'ün ve kardeşi ...'ın davalı ...'ı darp ettiğini, kavgayı ayırmaya çalışan diğer davalıların da tartaklanarak iş yerinden zorla çıkarıldığını, bu olaya ilişkin olarak İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinde 2014/805 E. sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, davacı ...'in olay gecesi müşterilerine davalı gerçek kişiler ile davacı şirketin bağının kesildiğini, bu kişilerin görevlerine son verildiğine ilişkin mail attığını, davalı ...'ın davacı şirketin müdürü olmadığını, ana sözleşmede rekabet yasağı öngörülmediğini, diğer davalı gerçek kişilerin eyleminin ise çalışma hürriyeti kapsamında kaldığını, davacının dilekçesinde bahsedilen müşterilerin kendi istekleri ile davalı ile çalıştığını, manevi tazminat talebinin ise yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin eski çalışanları olan davalıların davacı şirketten ayrılarak davalı şirkette çalışmalarının ve ortak olmalarının başlı başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davacının davalı şirkete geçen çalışanlarının, davacı şirket ile iş sözleşmeleri devam ederken, davacı şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının haksız ... teşkil ettiğini iddia etmiş ise de, bu iddialarını ispat edemediğini, yine davalıların, kullandığı ticari sırların neler olduğu ve davacı tarafın müşteri portföyündeki müşterilerle ticari ilişki kurulması sırasında bunların nasıl ve ne şekilde kullanıldığının ispatı gerektiği, salt davacı tarafın müşterileri ile ticari ilişki kurması haksız rekabete sebep olmayacağı,davalı gerçek kişilerin davacı şirketin faaliyetlerini bilmesi ve faaliyet alanında bilgi sahibi olması, bu konuda çevre edinmesi, davalı gerçek kişilerin edindiği bu bilgi, tecrübelerini kullanmasınında kendi geleceği açısından gerekli olduğu, davalıların kendilerine iş kurması ve bu alanda faaliyet göstermesi de haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, davalılardan ...'ın davacı şirkette 5.000,00 TL değerinde payı olduğu, davacının iddia ettiği haksız rekabet iddialarının sübut olmadığı, ayrıca davalının rekabet yasağına tabi olduğunu gösterir bir belgenin veya delilin dosyaya sunulmadığı, davacı ...
...'ün şirket ortağı olup tazminatın kendisine ödenmesini istediğinden, açılan davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın davacı şirket in maddi ve manevi tazminat talebi yönünden esastan reddine, davacı ...'ün manevi tazminat talebi yönünden aktif husumet yokluğundan esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 613 üncü maddesinde belirtilen emredici hükümlere aykırı davranışlarda bulunarak müşterilerini kaybeden müvekkil şirketin zararının halen devam ettiğini, müvekkil şirketin eski çalışanları olan ... ve ...’nun; müvekkil şirket ile iş sözleşmeleri devam ederken müvekkil şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının;kanuna ve iyiniyete aykırı haksız ... teşkil ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesi gereğince davalıların müvekkil şirketin yoksun kaldığı karı dahil zararını tazmin etmeleri gerektiğini, davalıların kasten gerçekleştirdikleri eylemleri nedeniyle ayrıca BK madde 49 gereği davalılardan manevi tazminat talebi bulunduğunu, maddi-manevi zararın ve yoksun kalınan karın tazmini zorunlu bir hal almışken bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan ve haksız rekabetin kaynağı bizzat yasa olmasına rağmen belge sunulmadığı gerekçesi ile davanın reddinın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin 05.11.2007 tarihinde kurulduğu, şirket müdürünün davacı ... olduğu, davalı şirketin ise davalılar tarafından 23.01.2014 tarihinde kurulduğunun ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, şirkete yöneltilen haksız rekabet nedenine dayalı davada davacı şirket ortağının dava açma hakkı bulunmadığı, dava hakkı haksız eyleme maruz kalan şirkete ait olduğundan davacı ortak ... Göşgün'nün aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/805 E. sayılı dosyası kapsamında 14.01.2014 tarihinde davacı ... ile davalı ... arasında çıkan kavgada davalının davacının kardeşi tarafından darp edilmesi nedeniyle şirketten o tarihte şirket çalışanı olan ...
ve ...'nun da işten ayrıldığı, dosyaya sunulan maillere göre davacı tarafından davalıların şirket ile ilişkilerinin kalmadığının müşterilere de bildirildiği, işlerini davalılar ile yürüten bir kısım davacı şirket müşterilerinin davacı şirket ile iş ilişkilerini sonlandırarak davalı şirket ile çalışmaya başladıklarının belirlendiği, davacılar tarafından davalı ...'ın davacı şirket ortaklığından ayrılmadan aynı faaliyet kolunda başka bir şirket kurduğu ve rekabet yasağına aykırı davranarak haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeni ile zarar gördükleri iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesi uyarınca şirket esas sözleşmesinde ortağa rekabet yasağı öngörülmediği, anılan Kanun'un 626 ncı maddesi şirket müdür ve yöneticileri için getirilmiş bir düzenleme olup ...'ın şirket müdürü olmadığı, bu nedenle rekabet yasağı bulunmadığı, davacı şirketten meydana gelen darp olayı nedeniyle fiilen ayrıldıktan sonra davalı şirketi kendisi ile birlikte işten ayrılan çalışanlar ile birlikte kurduğu, bu eylemin başlıbaşına haksız rekabet teşkil etmediği, birtakım müşterilerin davacı ile iş ilişkisini sonlandırdığı anlaşılmakta ise de davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle ayrıldıklarının kanıtlanamadığı, davacı şirket çalışanları davalılar ...
ve ...’nun iş sözleşmelerinde rekabet yasağı bulunmadığı,haksız rekabet sayılabilecek bir eylemde bulundukları ileri sürüldüğü ancak kanıtlanamadığı, işçinin işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkete ortak olmasının haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 613, 626 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1083583200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz