Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5200 E. 2019/6509 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
portföy tazminatı↗ kâr payı dağıtımı↗ vekalet ücreti takdiri↗ şirket müdürü↗ kâr dağıtımı↗ feragat↗ kâr payı↗ maddi ve manevi tazminat↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının iddialarını ispatlayamadığı, şirket ortaklığından hisselerini devrederek ayrıldığı, ayrıca müdürlük görevinin devamı sırasında yaptığı hatalı işlemlerden dolayı müdürlük görevinden alındığı, ortak olduğu dönem içerisinde şirket genel kurulunca alınmış kâr payı dağıtımına ilişkin karar olmadığından davacının kâr payı talebinde bulunamayacağı, davacının şirketteki sıfatı itibariyle şirket ortağı ve şirket müdürü olarak görev yaptığı, şirket müdürü olarak yaptığı bu tür hizmetlerinden dolayı zaten kendisine ücret ödenmekte olup kazandırdığı müşterilerden dolayı portföy tazminatı talep edemeyeceği, diğer taleplerinin ise toplanan delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı ... ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş ancak davalı şirket vekili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmiş olup reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından davalı şirket lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken anılan davalı lehine tek vekalet ücretinin takdiri doğru olmayıp kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7476 E. 2011/525 K.
Ortak:portföy tazminatı
İncelediğiniz kararda… müdürlük görevinin devamı sırasında yaptığı hatalı işlemlerden dolayı müdürlük görevinden alındığı, ortak olduğu dönem içerisinde şirket genel kurulunca alınmış kâr «payı dağıtımına» ilişkin karar olmadığından davacının kâr payı talebinde bulunamayacağı, davacının şirketteki sıfatı itibariyle şirket ortağı ve «şirket müdürü» olarak görev yaptığı, şirket müdürü olarak yaptığı bu tür hizmetlerinden dolayı zaten kendisine ücret ödenmekte olup kazandırdığı müşterilerden dolayı «portföy tazminatı» talep edemeyeceği, diğer taleplerinin ise toplanan delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı ... ... yönünden açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, 15.02.2001 tarihli «münhasır» «temsilcilik» sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve «portföy tazminatının» davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · görevsizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaDava, 15.02.2001 tarihli «münhasır» «temsilcilik» sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve «portföy tazminatının» davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, davaya konu uyuşmazlığın ticaret mahkemesinin görevinde olması nedeniyle mahkemece yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1418 E. 2019/447 K.
Ortak:vekalet ücreti takdiri · vekalet ücreti · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş ancak davalı şirket vekili lehine tek «vekalet ücretine» hükmedilmiş olup reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından davalı şirket lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken anılan davalı lehine tek «vekalet ücretinin takdiri» doğru olmayıp kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzel …
Benzer bu karardaBu hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekillerince mahkeme gerekçesine yönelik bir temyizde bulunulmayıp sadece «vekalet ücretinin takdirine» ilişkin hükmün hatalı bulunduğu bildirilerek temyiz isteminde bulunulmuş ve hüküm davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu suretle, mahkemece oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek «zamanaşımı def»’inin reddi ile esasa girilip inceleme ve değerlendirme yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus nazara alınmaksızın yazılı şekilde davanın …
… ğa ilişkin olup davanın açıldığı tarih ve zarara neden olduğu iddia edilen işlemlerin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ... hükümlerine göre «zamanaşımının» değerlendirilmesi gerektiği, zarara neden olduğu iddia edilen en «son» işlem tarihinin 27/05/1998 tarihi olduğu, davalı ...'nın bankadaki genel müdürlük görevinden ayrıldığı, .../07/1999 ve diğer davalı ...'ın da şube müdürlüğü görevi …
Bankası A.Ş. eski genel müdürü ve şube müdürü olan davalıların bankacılık mevzuatına aykırı biçimde kredi kullandırdıkları iddiasına dayalı «sorumluluk davası» olup, mahkemenin .../.../2011 tarihli ilamı ile yazılı gerekçelerle davalıların sorumluluk koşullarının oluşmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/439 E. 2018/5750 K.
Ortak:şirket müdürü
İncelediğiniz kararda… müdürlük görevinin devamı sırasında yaptığı hatalı işlemlerden dolayı müdürlük görevinden alındığı, ortak olduğu dönem içerisinde şirket genel kurulunca alınmış kâr «payı dağıtımına» ilişkin karar olmadığından davacının kâr payı talebinde bulunamayacağı, davacının şirketteki sıfatı itibariyle şirket ortağı ve «şirket müdürü» olarak görev yaptığı, şirket müdürü olarak yaptığı bu tür hizmetlerinden dolayı zaten kendisine ücret ödenmekte olup kazandırdığı müşterilerden dolayı «portföy tazminatı» talep edemeyeceği, diğer taleplerinin ise toplanan delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı ... ... yönünden açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda34. maddesine göre ... kararlarına karşı ancak ilgililerin mahkemeye itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22. maddesine göre, «tacirin» tüzel kişi olması halinde ilgilinin onun yetkili organları veya «temsilcileri» olduğu, «şirket müdürü» olan ve «istifa» eden davacının, müdürlük görevinden ayrıldığını tescil ettirmenin yönetim kurulunun görevinde olduğu, davacının dava tarihi itibariyle şirket ortağı yada temsilcisi olmadığı, bu nedenle taraf ve dava «ehliyeti» bulunmadığı, davacının müdürlük görevinden ayrıldığının tescil ve ilanında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-d düzenlenen taraf ve dava ehliyeti ile 114/1-h maddesinde düzenlenen hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» HMK 115/... gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istifa · dava şartı yokluğu · taraf ehliyeti · usulden reddi · hukuki yarar · tacir · temsil
Benzer bu kararda34. maddesine göre ... kararlarına karşı ancak ilgililerin mahkemeye itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22. maddesine göre, «tacirin» tüzel kişi olması halinde ilgilinin onun yetkili organları veya «temsilcileri» olduğu, «şirket müdürü» olan ve «istifa» eden davacının, müdürlük görevinden ayrıldığını tescil ettirmenin yönetim kurulunun görevinde olduğu, davacının dava tarihi itibariyle şirket ortağı yada temsilcisi olmadığı, bu nedenle taraf ve dava «ehliyeti» bulunmadığı, davacının müdürlük görevinden ayrıldığının tescil ve ilanında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-d düzenlenen taraf ve dava ehliyeti ile 114/1-h maddesinde düzenlenen hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» HMK 115/... gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… psamda önce ceza uygulayıp ardından ....02.2016 tarihli yazı ile re'sen tescil kararı için mahkemeye başvurmuş olmasına ve bu nedenle de davacının bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5200 E. , 2019/6509 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/02/2014 tarih ve 2010/407-2014/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı olup mevcut durumu öncesinde %49,9 hisse sahibi olduğunu, üçüncü kişilerle olan ihtilaflar nedeniyle diğer ortağın talebi üzerine hisselerini sonradan geri almak üzere, inançlı olarak davalı ... ...’e devrettiğini, şirkette çalışan statüsüne geçerek taraflar arasında imzalanan 14.08.2007 tarihli protokol gereği müdür olarak çalışmalarına devam ettiğini, ancak davalıların hisse iadesi yapmadığını, protokol hükümlerine uygun hareket etmediklerini, müvekkilinin ortaklıktan doğan haklarını engellediklerini, kar payı alamadığını, müvekkilinin davalı şirketi tesis için tasfiye ettiği eski şirketine ait müşteri portföyünün davalı şirket tarafından ele geçirildiğini, müvekkilinin aylık ücretinin tam olarak ödenmediğini, müdürlük sıfatı elinden alınarak işine son verildiğini, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin 2005 yılından bu yana alamadığı kar payı için 3.000,00 TL, müşteri portföyü için 6.000,00 TL, protokole göre ödenmesi gereken ücretler bakımından 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 manevi tazminatın her bir alacağın doğumundan itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili; husumet ve takas itirazında bulunarak davacının şirkete borcunun bulunduğunu, müvekkilinin Alman menşeli Leopold Volz Beteiligungs und V. Geselschaft MBH unvanlı şirketin ürettiği “Volz” marka ürünlerin ülkemizdeki tek satıcısı olduğunu, öncesinde tek satıcının davacının eski şirketi olduğunu ancak aldığı ürün bedelini ödeyememesi nedeniyle 216.160,91 Euro borçlandığını, bu nedenle davacının ve Alman menşeli Volz şirketi ile ortaklaşa müvekkili şirketi kurarak davacının eski şirket borçlarının kurulan yeni şirkete aktarıldığını, davacının münferit imza ile temsilci olarak 322.503,44 TL borçtan kurtulduğunu, davacının müvekkilini yıllarca yönettiğini, davacının müşteri portföyüne ihtiyacın olmadığını, davacının kendi isteği ile paraya ihtiyacı olduğundan hisselerini satmayı teklif ettiğini, bu teklifin kabul edildiğini, zira davacının şirketi iyi yönetemeyip borç altına soktuğunu, alınan ilke kararları uygulayamadığını, şahsi borcundan dolayı şirkete haciz geldiğini, hisse devir sözleşmesi ile davacının hisselerinin Alman menşeli şirkete ve diğer davalıya devredildiğini, bedelinin davacının banka hesabına gönderildiğini, inançlı işlemin bulunmadığını, 14.08.2007 tarihli protokolün taraflar arasında değil Alman menşeli Volz şirketi, davacı ve dava dışı şahısla imzalandığını, protokol koşullarının gerçekleşmesi halinde davacıya aynı hisselerin satılacağının kararlaştırıldığını, davacının protokol hükümlerine uymadığını, hisse devri sonrasında da davacının Alman menşeli Volz şirketinin güvenini sarstığını, Alman şirketine olan borcun 400.000 Euroya ulaştığını, başka firmalara borçlandığını, şirkete giren üç adet çekten birini şahsi işlerinde harcadığını, diğer ikisinin bulunamadığını ve bu konuda açıklamada yapmadığını, davacının müvekkiline şahsi borcunun arttığını, diğer ortak Alman menşeli Volz şirketine bilgi vermeksizin krediler kullandığını, şirkette yapılan denetimde davacının hataları tespit edilerek kararlar alındığını ve yeni müdür atandığını, davacıya satış müdürü olarak görevine devam etmesi teklifi yapıldığını ancak davacının kabul etmeyerek karşılıklı mutabakat sonucu işten ayrıldığını, tazminatlarının ödendiğini, davacının ayrılması sonrasında şirketin kâra geçerek borçlarını büyük oranda ödediğini, davacının ortak olduğu dönemde kâr dağıtılmadığını, şirketin zarar ettiğini, davacının ihtirazi kayıtsız hisseleri satması sonrasında hissedar olmadığından kar payı talep edemeyeceğini, davacının maaş ödemelerinde müdür olduğu dönemde yetkili olduğunu, maaşını alamadığına dair iddialarının bu nedenle yerinde olmadığını, işten ayrıldıktan sonra da yeni şirket kurduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının iddialarını ispatlayamadığı, şirket ortaklığından hisselerini devrederek ayrıldığı, ayrıca müdürlük görevinin devamı sırasında yaptığı hatalı işlemlerden dolayı müdürlük görevinden alındığı, ortak olduğu dönem içerisinde şirket genel kurulunca alınmış kâr payı dağıtımına ilişkin karar olmadığından davacının kâr payı talebinde bulunamayacağı, davacının şirketteki sıfatı itibariyle şirket ortağı ve şirket müdürü olarak görev yaptığı, şirket müdürü olarak yaptığı bu tür hizmetlerinden dolayı zaten kendisine ücret ödenmekte olup kazandırdığı müşterilerden dolayı portföy tazminatı talep edemeyeceği, diğer taleplerinin ise toplanan delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı ...
... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş ancak davalı şirket vekili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmiş olup reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından davalı şirket lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken anılan davalı lehine tek vekalet ücretinin takdiri doğru olmayıp kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hüküm fıkrasının 5. numaralı bendinin hüküm fıkrasından tamamen çıkarılarak yerine “Davalı ... Müh. Ltd. Şti. kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. ve 12. maddeleri uyarınca reddedilen 10.000,00 TL maddi tazminat talebi bakımından 1.500,00 TL, reddedilen 1.000,00 TL manevi tazminat talebi bakımından ise 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Müh. Ltd. Şti.’ne
verilmesine,” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle davalı şirket yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, 21/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/550278800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz