Sigorta tazminatının tahsili | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5253 E. 2024/2187 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muafiyet tenzili↗ amortisman↗ sovtaj bedeli↗ poliçe özel şartları↗ sovtaj↗ faiz başlangıç tarihi↗ ticari avans faizi↗ aktif husumet yokluğu↗ lehdar↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ muafiyet↗ depo kararı↗ aktif husumet↗ teminat kapsamı↗ riziko↗ muacceliyet↗ reeskont faizi↗ muvafakat↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ ıslah↗ tacir↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ teminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, poliçe lehdarı DSİ Genel Müdürlüğünün hasarın ödenmesine muvafakatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Sunulan 72337191 sayılı İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesinde DSİ Genel Müdürlüğü sigortalı, davacılar Anılcan- Demars İş Ortaklığı sigorta ettiren olarak gösterilmiş, Açıklamalar ve Özel Koşullar başlığı altında yeniden sigortalı sayımı yapılmış, hem işveren sıfatı ile DSİ Genel Müdürlüğü, hem de müteahhit sıfatı ile davacılar sigortalı olarak belirtilmiş, Lehdar Klozunda ise poliçede lehdarın işveren (idare) olduğu, hasarların idarenin (işverenin) yazılı onayı ile müteahhide ödeneceği düzenlenmiştir. Mahkemece poliçe lehdarı DSİ Genel Müdürlüğü'ne üç kez müzekkere yazılmış, DSİ Genel Müdürlüğü 11. Bölge Müdürlüğü'nce 01.08.2018 tarihinde “Yapılan inceleme neticesinde müzekkereye konu söz konu iş merkez ihaleli olup işte işletmeye alma testleri esnasında suya bağlı olarak, 30 km çelik hat, 4 adet depo, 2 adet terfi istasyonu ve hat üzerindeki sanat yapılarında bulunan vanalarda arızalar meydana gelmiş ve yüklenici tarafından giderilmiştir.” yönünde, 07.12.2018 tarihinde “Söz konusu işte testler esnasında bir takım arızalar meydana gelmiş ve bu arızalar yüklenici tarafından sözleşme gereği giderilmiştir. Arızaların meydana geldiği ekipmanların sahaya nakli öncesi fabrika muayeneleri yapılmış, sahada imalat ve montajları İdare gözetiminde fen ve sanat kurallarına göre uygun şekilde tamamlanmıştır” yönünde cevap verilerek arızaların yüklenici tarafından giderildiği, fen ve sanat kurallarına uygun tamamlandığı belirtilmekle yetinilmiştir. Mahkemece, verilen cevapların muvafakat hususunda yeterli olmadığı belirtilerek yazılan müzekkere ise 15.02.2019 tarihinde “Söz konusu lehdar klozuna istinaden muvafakatamız yoktur” şeklinde cevaplanmıştır. Ancak işbu davaya konu hasar DSİ'nin cevabi yazılarında gösterdiği hasar olup da yüklenici bu hasarı eksiksiz giderdiği taktirde sigorta tazminatını davalı sigortacıdan talep hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir. Yüklenicinin hasarı gidermesine rağmen poliçedeki lehdar klozuna istinaden DSİ'nin sigorta tazminatının davacılara ödenmesi hususunda muvafakat vermemesi 4721 sayılı TMK'nın 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece bu yönde bir inceleme yapılıp DSİ'nin yüklenici tarafından giderildiğini ve fen ve sanat kurallarına uygun şekilde tamamlandığını belirttiği işlerin dava konusu hasarlara ilişkin olup olmadığının tespiti ve sonucuna bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulmasını gerektirmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile DSİ'nin, yüklenici tarafından giderildiğini ve fen ve sanat kurallarına uygun şekilde tamamlandığını belirttiği işlerin dava konusu hasarlara ilişkin olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, raporda, davaya konu edilen Çokal Barajı İçmesuyu 4. Kısım (Eceabat) İsale Hattının yapımı işi dahilinde inşa edilen 2000 m3 kapasiteli su deposunun beton atımı sırasında, hatalı iskele-kalıp sistemi inşasının göçmesi sebebiyle oluşan 03.07.2014 tarihli hasarın poliçe teminatı dahilinde bulunmadığı, kusurlu iskele-kalıp sistemi inşasının göçmesi neticesinde hasar gören diğer kıymetlerin ise teminat kapsamında bulunduğu, poliçe genel ve özel şartları dahilinde ödenebilir hasar miktarının 58.502,64 TL olarak hesaplandığı görüş ve kanaatinin bildirildiği, bilirkişi raporundaki hesaplamaların ve tespitlerin dosyaya ve bozma ilamı kapsamına uygun görülerek hükme esas alındığı, davalı ... şirketinin faiz sorumluluğunun, ihbardan 45 gün sonra muaccel hale geleceği, ihbarın 04.07.2014 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında, davalı şirketin faiz sorumluluğunun 18.08.2014 tarihinde başlayacağı, taraflar tacir olmakla davalının avans faizinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 58.502,64 TL 'nin 18.08.20214 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile müvekkili şirkete ödenmesi gereken poliçe kapsamındaki hasar bedelinin fahiş şekilde düşük hesaplanmış olup, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Yerel Mahkemece, müvekkili şirketlere ödenmesi gereken hasar bedelinin 72.590,00 TL olduğuna dair hüküm kurulması gerekirken hatalı şekilde 58.502,64 TL üzerinden hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini,yerel mahkemece faiz başlangıç tarihi olarak 18.08.2014 tarihine hükmedilmiş olup, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, rizikonun gerçekleştiği 03.07.2014 tarihi olduğundan işletilecek ticari avans faizinin de bu tarihte başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar sigorta ettiren olduklarından kural olarak tazminat talep etme hakları ve dava ehliyetlerinin bulunmadığını, DSİ'nin 07.12.2018 tarihli cevabında yüklenici tarafından onarılan hasarların All Risk kapsamında olmadığı belirtildiğinden muvafakat verilmediğinin anlaşıldığını, DSİ'nin onarıldığını ifade ettiği hasarlar davada iddia olunan hasarlar olmayıp herhangi bir benzerlik arz etmediğini, lehdar klozu uyarınca DSİ'nin muvafakatı olmaması karşısında sözleşmenin aksine yorum yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi kapsamında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3389 E. 2021/2281 K.
Ortak:aktif husumet yokluğu · lehdar · sigorta tazminatı · sigorta ettiren · depo kararı · aktif husumet · muvafakat · husumet yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «sigorta tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, poliçe «lehdarı» DSİ Genel Müdürlüğünün «hasarın» ödenmesine «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Yüklenicinin «hasarı» gidermesine rağmen poliçedeki «lehdar» klozuna istinaden DSİ'nin «sigorta tazminatının» davacılara ödenmesi hususunda «muvafakat» vermemesi 4721 sayılı TMK'nın 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar «sigorta ettiren» olduklarından kural olarak tazminat talep etme hakları ve dava «ehliyetlerinin» bulunmadığını, DSİ'nin 07.12.2018 tarihli cevabında yüklenici tarafından onarılan hasarların All Risk kapsamında olmadığı belirtildiğinden «muvafakat» verilmediğinin anlaşıldığını, DSİ'nin onarıldığını ifade ettiği «hasarlar» davada iddia olunan hasarlar olmayıp herhangi bir benzerlik arz etmediğini, «lehdar» klozu uyarınca DSİ'nin muvafakatı olmaması karşısında sözleşmenin aksine yorum yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, «sigorta tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, poliçe «lehdarı» DSİ Genel Müdürlüğünün «hasarın» ödenmesine «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Şti. ve/veya müteahhitler ve/veya taşeronların” gösterildiği, poliçedeki «lehdar» klozunda, “işbu poliçede lehdar işveren idare olup, «hasarlar» idarenin yazılı onayı ile müteahhite ödenecektir” hükmünün bulunduğu, lehdar işveren DSİ Genel Müdürlüğü'nün tazminatın davacılara ödenmesine «muvafakatinin» bulunmadığını mahkemeye bildirdiği gerekçesiyle «aktif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Yüklenicinin «hasarı» gidermesine rağmen poliçedeki «lehdar» klozuna istinaden DSİ'nin «sigorta tazminatının» davacılara ödenmesi hususunda «muvafakat» vermemesi 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15037 E. 2017/6876 K.
Ortak:lehdar · sigorta tazminatı · sigorta ettiren · aktif husumet · muvafakat · hasar · teminat · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «sigorta tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, poliçe «lehdarı» DSİ Genel Müdürlüğünün «hasarın» ödenmesine «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Yüklenicinin «hasarı» gidermesine rağmen poliçedeki «lehdar» klozuna istinaden DSİ'nin «sigorta tazminatının» davacılara ödenmesi hususunda «muvafakat» vermemesi 4721 sayılı TMK'nın 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar «sigorta ettiren» olduklarından kural olarak tazminat talep etme hakları ve dava «ehliyetlerinin» bulunmadığını, DSİ'nin 07.12.2018 tarihli cevabında yüklenici tarafından onarılan hasarların All Risk kapsamında olmadığı belirtildiğinden «muvafakat» verilmediğinin anlaşıldığını, DSİ'nin onarıldığını ifade ettiği «hasarlar» davada iddia olunan hasarlar olmayıp herhangi bir benzerlik arz etmediğini, «lehdar» klozu uyarınca DSİ'nin muvafakatı olmaması karşısında sözleşmenin aksine yorum yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaO halde, «lehdar» işveren DSİ Genel Müdürlüğü’nün tazminatın davacılara ödenmesine «muvafakatinin» bulunup bulunmadığının belirlenmesi, muvafakatin sağlanması halinde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, davacıların «aktif husumet» sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken bu yön üzerinde durulmadan yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın resen bozulması gerekmiştir.
… işinin davalı tarafça sigortalandığı, genel şartların A.4 maddesinin "h" bendinde plan, proje ve hesap hatasından dolayı sigortalı mallarda meydana gelecek fiziksel «ziya» ve «hasarlar» ile "ı" bendinde malzemenin bozukluğundan, ayıbından veya kusurlu işçilik neticesinde olan hasarların «teminat» dışında bırakıldığı, hasarın tamamen malzeme ve inşadaki eksiklik ve hatadan kaynaklandığı, bu durumda çökme nedeniyle oluşan zararın teminat dışında kaldığı ve za …
Ancak poliçede bulunan Lehdar Klozunda, “işbu poliçede «lehdar» işveren idare olup, «hasarlar» idarenin yazılı onayı ile müteahhite ödenecektir” hükmü bulunmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeden doğan dava · ziya · dahili dava
Benzer bu karardaAncak Sigorta Genel Şartlarının A.4 /ı bendinde malzemenin bozukluğundan, ayıbından veya kusurlu işçilik neticesinde olan «hasarlar» «teminat» dışı bırakılmış ise de; maddenin devamında, ancak bu sebeplerle bozuk olmayan ve ya ayıpsız malzemeler ve hatasız işçilikle doğru inşa edilmiş sigortalı diğer kıymetlerde meydana gelecek «ziya» ve hasarların teminata «dahil» olduğu belirtilmiştir.
… işinin davalı tarafça sigortalandığı, genel şartların A.4 maddesinin "h" bendinde plan, proje ve hesap hatasından dolayı sigortalı mallarda meydana gelecek fiziksel «ziya» ve «hasarlar» ile "ı" bendinde malzemenin bozukluğundan, ayıbından veya kusurlu işçilik neticesinde olan hasarların «teminat» dışında bırakıldığı, hasarın tamamen malzeme ve inşadaki eksiklik ve hatadan kaynaklandığı, bu durumda çökme nedeniyle oluşan zararın teminat dışında kaldığı ve za …
Sigorta «sözleşmesinden doğan» haklar sigortalıya aittir.
Bu durumda mahkemece, «teminata» «dahil» olduğu belirtilen «hasarın» tespiti ve oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4048 E. 2012/4467 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · riziko · muvafakat · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar «sigorta ettiren» olduklarından kural olarak tazminat talep etme hakları ve dava «ehliyetlerinin» bulunmadığını, DSİ'nin 07.12.2018 tarihli cevabında yüklenici tarafından onarılan hasarların All Risk kapsamında olmadığı belirtildiğinden «muvafakat» verilmediğinin anlaşıldığını, DSİ'nin onarıldığını ifade ettiği «hasarlar» davada iddia olunan hasarlar olmayıp herhangi bir benzerlik arz etmediğini, «lehdar» klozu uyarınca DSİ'nin muvafakatı olmaması karşısında sözleşmenin aksine yorum yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, «sigorta tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, poliçe «lehdarı» DSİ Genel Müdürlüğünün «hasarın» ödenmesine «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Yüklenicinin «hasarı» gidermesine rağmen poliçedeki «lehdar» klozuna istinaden DSİ'nin «sigorta tazminatının» davacılara ödenmesi hususunda «muvafakat» vermemesi 4721 sayılı TMK'nın 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu «sigorta sözleşmesinde» davacının «sigorta ettiren», dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, «rizikonun» gerçekleşmesi halinde «sigortadan tazminat» isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya «muvafakat» edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, «sigorta ettirenin» poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının «muvafakati» olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve «sigorta tazminatını» talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının «muvafakati» sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla «sigorta ettiren» davacının da aktif dava «ehliyetinin» olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu «sigorta sözleşmesinde» davacının «sigorta ettiren», dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, «rizikonun» gerçekleşmesi halinde «sigortadan tazminat» isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya «muvafakat» edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ancak dava, inşaat «sigortası sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar davacı vekilince delil listesinin ekinde dava konusu «sigorta sözleşmesinin» fotokopisi sunulmuşsa da, mahkemece poliçenin aslının «sigorta ettiren» davacının elinde olup olmadığı incelenmemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/9653 E. 2007/12603 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · riziko · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar «sigorta ettiren» olduklarından kural olarak tazminat talep etme hakları ve dava «ehliyetlerinin» bulunmadığını, DSİ'nin 07.12.2018 tarihli cevabında yüklenici tarafından onarılan hasarların All Risk kapsamında olmadığı belirtildiğinden «muvafakat» verilmediğinin anlaşıldığını, DSİ'nin onarıldığını ifade ettiği «hasarlar» davada iddia olunan hasarlar olmayıp herhangi bir benzerlik arz etmediğini, «lehdar» klozu uyarınca DSİ'nin muvafakatı olmaması karşısında sözleşmenin aksine yorum yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, «sigorta tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, poliçe «lehdarı» DSİ Genel Müdürlüğünün «hasarın» ödenmesine «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Ancak işbu davaya konu «hasar» DSİ'nin cevabi yazılarında gösterdiği hasar olup da yüklenici bu hasarı eksiksiz giderdiği taktirde «sigorta tazminatını» davalı sigortacıdan talep hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu karardaMal «sigortalarında menfaat» sahibi kavramını düzenleyen TTK'nın 1269. maddesine göre, bir malı muayyen «rizikolara» karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya «rehinli alacaklısı», malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan «acenta», kiracı, «komisyoncu» ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların «kanuni temsilcileri» bu menfaati «sigorta ettirebilirler».
… ma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hak edişleri ödenen imalat kalemlerinin kabulünün yapıldığına veya işveren DSİ tarafından «teslim» alındığına dair bir belgenin olmadığı, «hasara» konu bölümlerin «hak edişlerinin» ödenmesinin bu bölümlerin teslim alınıp kullanıma açıldığı anlamına gelmediği, hak edişlerin avans mahiyetinde ödemeler olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü …
1- Dava, inşaat ali risk «sigorta poliçesine» dayalı alacak isteğine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehinli alacak · sigortalanabilir menfaat · kanuni temsilci · dain-i mürtehin · hak ediş · acente · komisyon · eksik inceleme
Benzer bu karardaMal «sigortalarında menfaat» sahibi kavramını düzenleyen TTK'nın 1269. maddesine göre, bir malı muayyen «rizikolara» karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya «rehinli alacaklısı», malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan «acenta», kiracı, «komisyoncu» ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların «kanuni temsilcileri» bu menfaati «sigorta ettirebilirler».
… ma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hak edişleri ödenen imalat kalemlerinin kabulünün yapıldığına veya işveren DSİ tarafından «teslim» alındığına dair bir belgenin olmadığı, «hasara» konu bölümlerin «hak edişlerinin» ödenmesinin bu bölümlerin teslim alınıp kullanıma açıldığı anlamına gelmediği, hak edişlerin avans mahiyetinde ödemeler olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü …
Somut olayda, poliçe, TTK'nın 1270. maddesi uyarınca başkası nam ve hesabına da yapılmamış, «dain mürtehin» gösterilmemiş, işveren DSİ, sigortalı, müteahhit davacı ise «sigorta ettiren» olarak gösterilmiştir.
O halde, davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmak gerekirken, yazılı olduğu şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2211 E. 2023/6006 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · riziko · taraf ehliyeti · hasar
İncelediğiniz karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar «sigorta ettiren» olduklarından kural olarak tazminat talep etme hakları ve dava «ehliyetlerinin» bulunmadığını, DSİ'nin 07.12.2018 tarihli cevabında yüklenici tarafından onarılan hasarların All Risk kapsamında olmadığı belirtildiğinden «muvafakat» verilmediğinin anlaşıldığını, DSİ'nin onarıldığını ifade ettiği «hasarlar» davada iddia olunan hasarlar olmayıp herhangi bir benzerlik arz etmediğini, «lehdar» klozu uyarınca DSİ'nin muvafakatı olmaması karşısında sözleşmenin aksine yorum yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, «sigorta tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, poliçe «lehdarı» DSİ Genel Müdürlüğünün «hasarın» ödenmesine «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Ancak işbu davaya konu «hasar» DSİ'nin cevabi yazılarında gösterdiği hasar olup da yüklenici bu hasarı eksiksiz giderdiği taktirde «sigorta tazminatını» davalı sigortacıdan talep hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… esinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, «sigorta ettiren» konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi «teslim» etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve «masrafların» da doğal olarak müvekkili «şirketin zararı» kapsamında olduğunu, «rizikonun» gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp «hasar» dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve «müracaat hakkını» kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak …
… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda «sigorta sözleşmesinden doğan» haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa «sigorta tazminatını» ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · müracaat hakkı · sözleşmeden doğan dava · şirket zararı · sigorta sözleşmesi · usulden reddi · dosya masrafı · maddi tazminat
Benzer bu kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda «sigorta sözleşmesinden doğan» haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… esinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, «sigorta ettiren» konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi «teslim» etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve «masrafların» da doğal olarak müvekkili «şirketin zararı» kapsamında olduğunu, «rizikonun» gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp «hasar» dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve «müracaat hakkını» kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sigorta ilişkisinden kaynaklı «maddi tazminat» davasıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5253 E. , 2024/2187 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/227 Esas,2023/405 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin iş ortaklığının yapmakta olduğu Çokal Barajı İçme Suyu 4. Kısım İsale Hattı İşinin inşaat sigorta poliçesi ile davalı tarafından sigortalandığını, meydana gelen hasardan sonra davalının kusurlu imalatların teminat kapsamında değerlendirilemeyeceği kanısına vardığını, oysa iskele sisteminin şartnameye uygun malzeme ve sistemle kurulduğunu, yine davalının enkaz malzemelerin adedi ve miktarında, bazı malzemelerin birim fiyatında indirime giderek eksik miktar çıkardığını, enkazın kaldırılmasında çalışan işçilerin ücretlerinin piyasanın çok altında hesapladığını, haksız amortisman tenzili yaptığını, kereste ve teleskopik dikmeleri sigorta poliçesi kapsamında değerlendirmesi gerekirken teminat dışı bıraktığını, sovtajı yüksek belirlediğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL hasar/zarar bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 72.590,00 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacıların sigorta ettiren, DSİ Genel Müdürlüğünün sigortalı olduğunu, poliçe özel şartlarında hasarların, idarenin yazılı onayı ile müteahhide ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ekspertizin 75.224,00 TL zarar tespit ettiğini, %9.09 oranında eksik sigorta bulunduğunu, muafiyet tenzili ve hasarın eksik sigorta çarpanı ile orantılanması ile davacılara 58.502,64 TL tazminat teklif edildiğini, hasarın ancak öngörülemeyen, beklenmedik ani hadise niteliğinde olması halinde teminat içinde bulunduğunu, iskele çökmesine sebebiyet veren plan-proje hatası, malzeme ayıbı, işçilik hatasının öngörülebilir/ önlenebilir niteliği sebebiyle poliçe kapsamı dışında kaldığını, poliçede bu tür hasarların kapsam harici sayıldığını, plywood malzemenin 2.
el olmasına bağlı olarak amortisman indirimi yapıldığını, sovtaj bedelinin doğru belirlendiğini, davacının fahiş işçi ücreti talep ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 09.05.2019 tarih, 2018/153 E. ve 2019/407 K. sayılı kararı ile poliçede, sigortalının DSİ Genel Müdürlüğü, sigorta ettirenin Anılcan-Demars İş Ortaklığı olarak belirtildiği, sigortalı olarak “işveren sıfatıyla DSİ Genel Müdürlüğü, müteahhit sıfatıyla Anılcan İnş. Tic. Turz. ve San. Ltd. Şti. Demars İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti. ve/veya müteahhitler ve/veya taşeronların” gösterildiği, poliçedeki lehdar klozunda, “işbu poliçede lehdar işveren idare olup, hasarlar idarenin yazılı onayı ile müteahhite ödenecektir” hükmünün bulunduğu, lehdar işveren DSİ Genel Müdürlüğü'nün tazminatın davacılara ödenmesine muvafakatinin bulunmadığını mahkemeye bildirdiği gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 10.03.2021 tarih, 2019/3389 E. ve 2021/2281 K. sayılı kararıyla ''...
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, poliçe lehdarı DSİ Genel Müdürlüğünün hasarın ödenmesine muvafakatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Sunulan 72337191 sayılı İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesinde DSİ Genel Müdürlüğü sigortalı, davacılar Anılcan- Demars İş Ortaklığı sigorta ettiren olarak gösterilmiş, Açıklamalar ve Özel Koşullar başlığı altında yeniden sigortalı sayımı yapılmış, hem işveren sıfatı ile DSİ Genel Müdürlüğü, hem de müteahhit sıfatı ile davacılar sigortalı olarak belirtilmiş, Lehdar Klozunda ise poliçede lehdarın işveren (idare) olduğu, hasarların idarenin (işverenin) yazılı onayı ile müteahhide ödeneceği düzenlenmiştir.
Mahkemece poliçe lehdarı DSİ Genel Müdürlüğü'ne üç kez müzekkere yazılmış, DSİ Genel Müdürlüğü 11. Bölge Müdürlüğü'nce 01.08.2018 tarihinde “Yapılan inceleme neticesinde müzekkereye konu söz konu iş merkez ihaleli olup işte işletmeye alma testleri esnasında suya bağlı olarak, 30 km çelik hat, 4 adet depo, 2 adet terfi istasyonu ve hat üzerindeki sanat yapılarında bulunan vanalarda arızalar meydana gelmiş ve yüklenici tarafından giderilmiştir.” yönünde, 07.12.2018 tarihinde “Söz konusu işte testler esnasında bir takım arızalar meydana gelmiş ve bu arızalar yüklenici tarafından sözleşme gereği giderilmiştir. Arızaların meydana geldiği ekipmanların sahaya nakli öncesi fabrika muayeneleri yapılmış, sahada imalat ve montajları İdare gözetiminde fen ve sanat kurallarına göre uygun şekilde tamamlanmıştır” yönünde cevap verilerek arızaların yüklenici tarafından giderildiği, fen ve sanat kurallarına uygun tamamlandığı belirtilmekle yetinilmiştir.
Mahkemece, verilen cevapların muvafakat hususunda yeterli olmadığı belirtilerek yazılan müzekkere ise 15.02.2019 tarihinde “Söz konusu lehdar klozuna istinaden muvafakatamız yoktur” şeklinde cevaplanmıştır. Ancak işbu davaya konu hasar DSİ'nin cevabi yazılarında gösterdiği hasar olup da yüklenici bu hasarı eksiksiz giderdiği taktirde sigorta tazminatını davalı sigortacıdan talep hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir. Yüklenicinin hasarı gidermesine rağmen poliçedeki lehdar klozuna istinaden DSİ'nin sigorta tazminatının davacılara ödenmesi hususunda muvafakat vermemesi 4721 sayılı TMK'nın 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece bu yönde bir inceleme yapılıp DSİ'nin yüklenici tarafından giderildiğini ve fen ve sanat kurallarına uygun şekilde tamamlandığını belirttiği işlerin dava konusu hasarlara ilişkin olup olmadığının tespiti ve sonucuna bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulmasını gerektirmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile DSİ'nin, yüklenici tarafından giderildiğini ve fen ve sanat kurallarına uygun şekilde tamamlandığını belirttiği işlerin dava konusu hasarlara ilişkin olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, raporda, davaya konu edilen Çokal Barajı İçmesuyu 4. Kısım (Eceabat) İsale Hattının yapımı işi dahilinde inşa edilen 2000 m3 kapasiteli su deposunun beton atımı sırasında, hatalı iskele-kalıp sistemi inşasının göçmesi sebebiyle oluşan 03.07.2014 tarihli hasarın poliçe teminatı dahilinde bulunmadığı, kusurlu iskele-kalıp sistemi inşasının göçmesi neticesinde hasar gören diğer kıymetlerin ise teminat kapsamında bulunduğu, poliçe genel ve özel şartları dahilinde ödenebilir hasar miktarının 58.502,64 TL olarak hesaplandığı görüş ve kanaatinin bildirildiği, bilirkişi raporundaki hesaplamaların ve tespitlerin dosyaya ve bozma ilamı kapsamına uygun görülerek hükme esas alındığı, davalı ...
şirketinin faiz sorumluluğunun, ihbardan 45 gün sonra muaccel hale geleceği, ihbarın 04.07.2014 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında, davalı şirketin faiz sorumluluğunun 18.08.2014 tarihinde başlayacağı, taraflar tacir olmakla davalının avans faizinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 58.502,64 TL 'nin 18.08.20214 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile müvekkili şirkete ödenmesi gereken poliçe kapsamındaki hasar bedelinin fahiş şekilde düşük hesaplanmış olup, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Yerel Mahkemece, müvekkili şirketlere ödenmesi gereken hasar bedelinin 72.590,00 TL olduğuna dair hüküm kurulması gerekirken hatalı şekilde 58.502,64 TL üzerinden hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini,yerel mahkemece faiz başlangıç tarihi olarak 18.08.2014 tarihine hükmedilmiş olup, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, rizikonun gerçekleştiği 03.07.2014 tarihi olduğundan işletilecek ticari avans faizinin de bu tarihte başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar sigorta ettiren olduklarından kural olarak tazminat talep etme hakları ve dava ehliyetlerinin bulunmadığını, DSİ'nin 07.12.2018 tarihli cevabında yüklenici tarafından onarılan hasarların All Risk kapsamında olmadığı belirtildiğinden muvafakat verilmediğinin anlaşıldığını, DSİ'nin onarıldığını ifade ettiği hasarlar davada iddia olunan hasarlar olmayıp herhangi bir benzerlik arz etmediğini, lehdar klozu uyarınca DSİ'nin muvafakatı olmaması karşısında sözleşmenin aksine yorum yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi kapsamında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1082748200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz