Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4048 E. 2012/4467 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ aktif dava ehliyeti↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ muvafakat↗ taraf ehliyeti↗ sigorta poliçesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu sigorta sözleşmesinde davacının sigorta ettiren, dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortadan tazminat isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya muvafakat edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, inşaat sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü’nün davaya muvafakatinin olup olmadığı araştırılmış ise de, yapılan inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, sigorta ettirenin poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının muvafakati olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve sigorta tazminatını talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının muvafakati sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla sigorta ettiren davacının da aktif dava ehliyetinin olduğu kabul edilmelidir. TTK.’nun 1446/3. maddesine göre sigortacı, sigorta poliçesi elinde değilse sigorta ettirene, ancak sigortalının muvafakati ile ödeme yapabilir. Her ne kadar davacı vekilince delil listesinin ekinde dava konusu sigorta sözleşmesinin fotokopisi sunulmuşsa da, mahkemece poliçenin aslının sigorta ettiren davacının elinde olup olmadığı incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu sigorta poliçenin aslının sigorta ettiren davacının elinde olup olmadığının tespit edilmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8760 E. 2013/7978 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · muvafakat · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu «sigorta sözleşmesinde» davacının «sigorta ettiren», dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, «rizikonun» gerçekleşmesi halinde «sigortadan tazminat» isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya «muvafakat» edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, «sigorta ettirenin» poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının «muvafakati» olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve «sigorta tazminatını» talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının «muvafakati» sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla «sigorta ettiren» davacının da aktif dava «ehliyetinin» olduğu kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı ...’nun 1446/.... maddesinde, başkası hesabına «sigorta sözleşmelerinin» söz konusu olduğu hallerde «sigorta ettirenin» poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının «muvafakati» olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve «sigorta tazminatını» talep etmeye hakkı bulunduğu belirtilmiştir.
Şube Müdürlüğü olması nedeniyle sigortalının «sigortadan tazminat» talep etme hakkına sahip olmasına rağmen «sigorta ettiren» davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
6762 sayılı ...’nun 1446/.... maddesine göre de sigortacı, «sigorta poliçesi» elinde değilse «sigorta ettirene», ancak sigortalının «muvafakati» ile ödeme yapabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2211 E. 2023/6006 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu «sigorta sözleşmesinde» davacının «sigorta ettiren», dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, «rizikonun» gerçekleşmesi halinde «sigortadan tazminat» isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya «muvafakat» edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, «sigorta ettirenin» poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının «muvafakati» olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve «sigorta tazminatını» talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının «muvafakati» sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla «sigorta ettiren» davacının da aktif dava «ehliyetinin» olduğu kabul edilmelidir.
Benzer bu kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda «sigorta sözleşmesinden doğan» haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… esinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, «sigorta ettiren» konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi «teslim» etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve «masrafların» da doğal olarak müvekkili «şirketin zararı» kapsamında olduğunu, «rizikonun» gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp «hasar» dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve «müracaat hakkını» kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa «sigorta tazminatını» ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · müracaat hakkı · sözleşmeden doğan dava · şirket zararı · usulden reddi · dosya masrafı · maddi tazminat · hasar
Benzer bu kararda… esinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, «sigorta ettiren» konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi «teslim» etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve «masrafların» da doğal olarak müvekkili «şirketin zararı» kapsamında olduğunu, «rizikonun» gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp «hasar» dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve «müracaat hakkını» kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak …
… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda «sigorta sözleşmesinden doğan» haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sigorta ilişkisinden kaynaklı «maddi tazminat» davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/9653 E. 2007/12603 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · riziko · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu «sigorta sözleşmesinde» davacının «sigorta ettiren», dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, «rizikonun» gerçekleşmesi halinde «sigortadan tazminat» isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya «muvafakat» edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, «sigorta ettirenin» poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının «muvafakati» olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve «sigorta tazminatını» talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının «muvafakati» sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla «sigorta ettiren» davacının da aktif dava «ehliyetinin» olduğu kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaMal «sigortalarında menfaat» sahibi kavramını düzenleyen TTK'nın 1269. maddesine göre, bir malı muayyen «rizikolara» karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya «rehinli alacaklısı», malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan «acenta», kiracı, «komisyoncu» ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların «kanuni temsilcileri» bu menfaati «sigorta ettirebilirler».
1- Dava, inşaat ali risk «sigorta poliçesine» dayalı alacak isteğine ilişkindir.
Davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olup olmadığı yargılamanın her aşamasında davalı tarafça ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de re'sen dikkate alınması zorunludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehinli alacak · sigortalanabilir menfaat · kanuni temsilci · dain-i mürtehin · hak ediş · acente · komisyon · hasar
Benzer bu karardaMal «sigortalarında menfaat» sahibi kavramını düzenleyen TTK'nın 1269. maddesine göre, bir malı muayyen «rizikolara» karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya «rehinli alacaklısı», malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan «acenta», kiracı, «komisyoncu» ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların «kanuni temsilcileri» bu menfaati «sigorta ettirebilirler».
… ma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hak edişleri ödenen imalat kalemlerinin kabulünün yapıldığına veya işveren DSİ tarafından «teslim» alındığına dair bir belgenin olmadığı, «hasara» konu bölümlerin «hak edişlerinin» ödenmesinin bu bölümlerin teslim alınıp kullanıma açıldığı anlamına gelmediği, hak edişlerin avans mahiyetinde ödemeler olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü …
Somut olayda, poliçe, TTK'nın 1270. maddesi uyarınca başkası nam ve hesabına da yapılmamış, «dain mürtehin» gösterilmemiş, işveren DSİ, sigortalı, müteahhit davacı ise «sigorta ettiren» olarak gösterilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10534 E. 2014/15673 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davacının dayandığı makbuz asıllarını dosyaya sunmadığı, belge aslı «ibraz» edilmeden fotokopiye dayalı olarak hüküm verilemeyeceği, davacının para yatırdığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4048 E. , 2012/4467 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/12/2009 tarih ve 2008/429-2009/656 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.03.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Batı Iğdır Ovası Sulaması İnşaatı”nın davalı tarafından All Risk Sigortası ile teminat altına alındığını, inşaatın devamı sırasında Aras nehir yatağı seddinin bazı yerlerinde sel nedeniyle zarar meydana geldiğini, zararın poliçe kapsamında olmasına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 100.000.-YTL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçe özel şartı gereğince, kullanıma açılan kısımlar itibariyle inşaat teminatının sona ereceğini, hasar gören kısmında hak edişlerinin ödenmiş ve kullanıma açılmış olması nedeniyle poliçe teminatı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu sigorta sözleşmesinde davacının sigorta ettiren, dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortadan tazminat isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya muvafakat edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, inşaat sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü’nün davaya muvafakatinin olup olmadığı araştırılmış ise de, yapılan inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, sigorta ettirenin poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının muvafakati olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve sigorta tazminatını talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının muvafakati sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla sigorta ettiren davacının da aktif dava ehliyetinin olduğu kabul edilmelidir. TTK.’nun 1446/3. maddesine göre sigortacı, sigorta poliçesi elinde değilse sigorta ettirene, ancak sigortalının muvafakati ile ödeme yapabilir. Her ne kadar davacı vekilince delil listesinin ekinde dava konusu sigorta sözleşmesinin fotokopisi sunulmuşsa da, mahkemece poliçenin aslının sigorta ettiren davacının elinde olup olmadığı incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu sigorta poliçenin aslının sigorta ettiren davacının elinde olup olmadığının tespit edilmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049227500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz