Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2211 E. 2023/6006 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava açma ehliyeti↗ müracaat hakkı↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ gerçek zarar↗ sözleşmeden doğan dava↗ şirket zararı↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda sigorta sözleşmesinden doğan haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, sigorta ettiren konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi teslim etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve masrafların da doğal olarak müvekkili şirketin zararı kapsamında olduğunu, rizikonun gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp hasar dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve müracaat hakkını kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak her zaman sözleşmeye dayalı dava açabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa sigorta tazminatını ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sigorta ilişkisinden kaynaklı maddi tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 1454 üncü maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1481 E. 2017/4617 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · sözleşmeden doğan dava · sigorta sözleşmesi · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda «sigorta sözleşmesinden doğan» haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… esinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, «sigorta ettiren» konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi «teslim» etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve «masrafların» da doğal olarak müvekkili «şirketin zararı» kapsamında olduğunu, «rizikonun» gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp «hasar» dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve «müracaat hakkını» kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa «sigorta tazminatını» ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda «sigorta ettiren» davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunup bulunmadığının tespiti açısından «sigorta poliçesi» hükümleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1454. maddesinin değerlendirilerek bir sonuca varılması ve buna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında tanzim edilen inşaat all risk «sigorta poliçesiy1e» sigortalanan... - ...
İçme Suyu Tesisleri kapsamındaki tünelde 26/04/2015 tarihinde meydana gelen çökme nedeniyle oluşan «hasarın» karşılanması istemiyle sigorta şirketine yapılan başvurunun belirlenen hasar tazmin bedelinin «muafiyet» tutarının altında kaldığı belirtilerek reddedildiğini, oluşan hasar tutarının 1.715.806,38 TL olduğunu, eksper tarafından 77.864,75 TL hasar tespit edildiğini, 1.715.806,38 TL üzerinden tenzil edilecek muafiyet sonrası hesaplanacak 937.941,63 TL nin ödenmesi talebinde bulunulduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince talebin kısmen kabulüne 374.342,00 TL tazminatın tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğini, verilen kararın hukuka uygun olmadığını ileri sürerek itiraza konu «hakem» heyeti kararının kaldırılarak, tazminat talebinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:başkası lehine sigorta · açık muvafakat · muafiyet · aktif husumet · hakem kararı · muvafakat · komisyon · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaDavalı vekili, «uyuşmazlık konusu» «hasar» poliçede belirlenen «muafiyet» limiti altında kaldığından davalı ... şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının yerinde bulunmadığını savunarak, «hakem» heyeti kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonunca tazminat talep etme hakkının sigortalı durumda bulunan DSİ Genel Müdürlüğüne ait olduğu, başvurunun işleme alınmasının Genel Müdürlüğün «açık muvafakati» ile gerçekleştirilebileceği ve bu muvafakatin ilgili «komisyona» ulaştırılması gerektiği belirtilerek, poliçe kapsamında söz konusu işin sigortalı denetiminde yaptırıldığı, işin yüklenicisi tarafından «hasar» tespiti talep edilebileceği, hasar dosyası açtırılabileceği, tazminat talebinde bulunulabileceği ve tazminat talebinin firmaya ödenebileceğinin açıkça belirtildiği …
İçme Suyu Tesisleri kapsamındaki tünelde 26/04/2015 tarihinde meydana gelen çökme nedeniyle oluşan «hasarın» karşılanması istemiyle sigorta şirketine yapılan başvurunun belirlenen hasar tazmin bedelinin «muafiyet» tutarının altında kaldığı belirtilerek reddedildiğini, oluşan hasar tutarının 1.715.806,38 TL olduğunu, eksper tarafından 77.864,75 TL hasar tespit edildiğini, 1.715.806,38 TL üzerinden tenzil edilecek muafiyet sonrası hesaplanacak 937.941,63 TL nin ödenmesi talebinde bulunulduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince talebin kısmen kabulüne 374.342,00 TL tazminatın tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğini, verilen kararın hukuka uygun olmadığını ileri sürerek itiraza konu «hakem» heyeti kararının kaldırılarak, tazminat talebinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti ile İtiraz Hakem Heyeti kararlarına konu sigorta «başkası lehine sigortadır».
-
Sigorta poliçesine dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13639 E. 2017/4091 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · sözleşmeden doğan dava · sigorta sözleşmesi · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda «sigorta sözleşmesinden doğan» haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… esinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, «sigorta ettiren» konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi «teslim» etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve «masrafların» da doğal olarak müvekkili «şirketin zararı» kapsamında olduğunu, «rizikonun» gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp «hasar» dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve «müracaat hakkını» kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa «sigorta tazminatını» ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda «sigorta ettiren» davacının aktif dava «ehliyeti» değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Dava, montaj all risk «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Şti. ise «sigorta ettiren», sigortalı ise dava dışı ... iş ortaklığıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:başkası lehine sigorta · alacağın temliki · hakem kararı · muvafakat · temlik
Benzer bu karardaO halde, sigortalı tarafından «hakem» heyetine sunulan «muvafakat» başlıklı yazının dava dışı sigortalının «alacağını temlik» niteliğinde olmadığından hukuken «sigorta ettirene» talep ve dava hakkını kazandırdığından söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu sigorta «başkası lehine sigorta» olup; Davacı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7291 E. 2017/2992 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · sözleşmeden doğan dava · sigorta sözleşmesi · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda «sigorta sözleşmesinden doğan» haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… esinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, «sigorta ettiren» konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi «teslim» etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve «masrafların» da doğal olarak müvekkili «şirketin zararı» kapsamında olduğunu, «rizikonun» gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp «hasar» dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve «müracaat hakkını» kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa «sigorta tazminatını» ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda «sigorta ettiren» davacının aktif dava «ehliyeti» değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Dava, Sigorta leasing all risk «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu sigorta «başkası lehine sigorta» olup; davacı ... ise «sigorta ettiren», sigortalı ise dava dışı .
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:başkası lehine sigorta · alacağın temliki · tahkim · hakem kararı · muvafakat · temlik
Benzer bu karardaO halde, sigortalı tarafından «hakem» heyetine sunulan 27.10.2014 tarihli «muvafakat» başlıklı yazının dava dışı sigortalının «alacağını temlik» niteliğinde olmadığından hukuken «sigorta ettirene» talep ve dava hakkını kazandırdığından söz edilemez.
Davacının «tahkime» başvurusu üzerine sigortalının «muvafakatinin» alınması gerektiği belirtilmiş, davacı kendisine verilen süre içerisinde eksikliği tamamlamıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu sigorta «başkası lehine sigorta» olup; davacı ... ise «sigorta ettiren», sigortalı ise dava dışı .
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4048 E. 2012/4467 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda «sigorta sözleşmesinden doğan» haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… esinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, «sigorta ettiren» konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi «teslim» etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve «masrafların» da doğal olarak müvekkili «şirketin zararı» kapsamında olduğunu, «rizikonun» gerçekleşmesiyle davalı ... şirketine gerekli müracaatları yapıp «hasar» dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve «müracaat hakkını» kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa «sigorta tazminatını» ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu «sigorta sözleşmesinde» davacının «sigorta ettiren», dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, «rizikonun» gerçekleşmesi halinde «sigortadan tazminat» isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya «muvafakat» edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, «sigorta ettirenin» poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının «muvafakati» olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve «sigorta tazminatını» talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının «muvafakati» sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla «sigorta ettiren» davacının da aktif dava «ehliyetinin» olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemize ait 09.10.2007 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu «sigorta sözleşmesinde» davacının «sigorta ettiren», dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'nün sigortalı konumunda olup, «rizikonun» gerçekleşmesi halinde «sigortadan tazminat» isteme hakkının sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğü'nün de işbu davaya «muvafakat» edilmediğini bildirdiği, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için sigortalı DSİ Genel Müdürlüğü’nün davaya «muvafakatinin» olup olmadığı araştırılmış ise de, yapılan inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Zira TTK.’nun 1446/2. maddesinde, «sigorta ettirenin» poliçe elinde bulunmak koşuluyla, sigortalının «muvafakati» olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve «sigorta tazminatını» talep etmeye hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
Bu durumda her ne kadar Dairemiz bozması sonrasında ihale makamının «muvafakati» sağlanamamış ise de, poliçe elinde bulunmak koşuluyla «sigorta ettiren» davacının da aktif dava «ehliyetinin» olduğu kabul edilmelidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2211 E. , 2023/6006 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile Devlet Su İşleri Kayseri 12. Bölge Müdürlüğü arasında Nevşehir ili Derinkuyu ilçesinde bulunan derenin ıslahı işi için 10.01.2018 tarihinde 1.635.065,50 TL bedelli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden müvekkili firma tarafından 15.01.2018 tarihinde işe başlandığını, müvekkil firma işe başlamadan önce 12.01.2018 tarihinde o zaman T-Sigorta (Turkland Sigorta A.Ş.) ticaret ünvanı altında faaliyet gösteren davalı ile İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi akdettiğini, bu sözleşme ile yüklenilen işlerin yapımı esnasında 08.05.2018, 13.05.2018 ve 13.06.2018 tarihlerindeki aşırı yağış sonucu 3 adet sel olayının müvekkili çalışma sahasında meydana geldiğini, bu nedenle müvekkilinin maddi açıdan önemli bir zarara uğradığını, taraflar arasında arabuluculuk süreci sonucunda herhangi bir anlaşmaya varılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...
şirketinden sigorta poliçesi limitleri dahilinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; İnşaat Sigortası Genel Şartları'nın C.10 maddesinde belirtilen iki yıllık zaman aşımı dolduktan sonra dava açıldığını, davacının zarar iddiasına konu bedel belirli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, sigorta poliçesinde sigortalının DSİ olması neticesinde davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartı bulunduğunu, davacı tarafça yazılı bildirimlerin yerine getirilmediğini, dava konusu olayda kusur tespiti ve gerçek zararın hesaplanması gerektiğini, işçi maliyetlerinin zarar olarak kabul edilemeyeceğini, en fazla poliçe limitince sorumlu olunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda sigorta sözleşmesinden doğan haklardan sigortalı olan DSİ'nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, sigorta ettiren konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi teslim etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve masrafların da doğal olarak müvekkili şirketin zararı kapsamında olduğunu, rizikonun gerçekleşmesiyle davalı ...
şirketine gerekli müracaatları yapıp hasar dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve müracaat hakkını kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak her zaman sözleşmeye dayalı dava açabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa sigorta tazminatını ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sigorta ilişkisinden kaynaklı maddi tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 1454 üncü maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/963635300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz