İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4666 E. 2024/6256 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihbar şartı↗ ayıp ihbarı↗ yazılı delil başlangıcı↗ cari hesap alacağı↗ delil başlangıcı↗ ayıp↗ irsaliye↗ ticari satım↗ yazılı delil↗ cari hesap↗ ba formu↗ şirket zararı↗ garantörlük↗ ihbar↗ ticari defter↗ iflas↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ temsil↗ teslim↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1344 E., 2020/113 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mevcut ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak cari hesap alacağına istinaden davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın isteminin zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından satılan silikonun, silikon tutma garantisi % 90 olarak verilmesine rağmen bu oranın % 60 seviyesinde kaldığını, bu bağlamda müvekkili şirketin zarara uğradığını, bu nedenlerle davacı tarafa herhangi bir borçları bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında tahakkuk eden ticari ilişki kapsamında davacı tarafın davalıdan takip konusu alacak miktarı kadar alacağı bulunduğu, alacağın dayanağını teşkil eden irsaliyeli faturaların davalı tarafa teslim edildiği, davalının söz konusu faturalarlar ilgili vergi mevzuatı açısından BA - BS formlarının ilgili vergi dairesine bildirmekle kendi ticari defterlerine işlediğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafın kendisine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince süresinde ve usulüne uygun herhangi bir ihbarda bulunmadığı, davalı tarafın alacağın zaman aşımına uğradığına ilişkin itirazının 6102 sayılı Kanun'un 101 inci maddesinde ön görülen 5 yıllık zaman aşımı süresi dolmadığı dikkate alındığında yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davalının zamanaşımı itirazının reddine, davanın kabulüne, davalının Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün 2018/21444 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynı alacak üzerinden devamına, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, hükmedilen alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 68.093,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/5982 E- 2015/15327 K. sayılı karar içeriğinde işaret edildiği üzere, ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması gerektiği, davalı vekilince bu yönde yargılama aşamasında bir kısım watsapp yazışma fotokopileri sunulmuş ise de söz konusu yazışmaların hangi tarihte yapıldığı, hangi tarihteki alınan hangi miktardaki ürünlere ilişkin olduğu belli olmadığı gibi, söz konusu watsapp yazışmalarının davalı şirketi bağlayıcı nitelikte yazışmalar (davalı şirket yetkilisi veya temsilcisi) olduğu da anlaşılamadığı, buna göre davalı yanca sunulu watsapp yazışmalarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 199 uncu maddesi kapsamında belge ve aynı Kanun'un 202 nci maddesi uyarınca delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu sonuca göre davalı yanca ihbar şartının yerine getirildiğinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasının isabetli görüldüğü, davalı vekilinin aksi yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmediği, kaldı ki davalı yanca davacıdan satın alınan kimyasalların % 90 silikon tutma garantisi ile satıldığı iddiasına ilişkin de herhangi bir kanıt sunulmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satıma ilişkin cari hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, mal satımından kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de Whatsapp yazışmalarının belge yada yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafından sunulan Whatsapp yazışmaları delil olarak kabul edilmemişse de; söz konusu yazışmalarda adı geçen Çağdaş isimli kişinin davacı şirket yetkilisi olduğu, 8 Ağustos 2018 tarihli yazışma içeriğinde "son gelen silikonlarda problem olduğunun" belirtildiği ve ürüne ait lot fotoğrafının da gönderildiğinin anlaşıldığı, buna göre söz konusu mallar yönünden ayıp ihbarı yapıldığı kabul edilerek yazışma içeriği mallar yönünden inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2288 E. 2010/4014 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin devri · ihtarname
Benzer bu kararda… rici sebeplere, şirket hisse devir bedelinin 08.11.2005 tarihli sözleşmede nakit olarak kararlaştırılıp bedelin peşin ödendiği belirtilmiş ise de 14.11.2005 tarihli «sözleşmede devrin», bilöbedel yapılacağının kararlaştırılmış olmasına ve tarafların devir esnasında yaptıkları yazışmalar ile karşılıklı olarak gönderdikleri «ihtarnameler» kapsamına göre davacının bedeli ödediğinin mevcut delillerle ispatlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ih …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1566 E. 2023/5196 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · teslim · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… elil olarak kabul edilmemişse de; söz konusu yazışmalarda adı geçen Çağdaş isimli kişinin davacı şirket yetkilisi olduğu, 8 Ağustos 2018 tarihli yazışma içeriğinde "«son» gelen silikonlarda problem olduğunun" belirtildiği ve ürüne ait lot fotoğrafının da gönderildiğinin anlaşıldığı, buna göre söz konusu mallar yönünden «ayıp ihbarı» yapıldığı kabul edilerek yazışma içeriği mallar yönünden inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmam …
Hukuk Dairesi'nin 2015/5982 E- 2015/15327 K. sayılı karar içeriğinde işaret edildiği üzere, «ayıp ihbarının» yazılı olarak yapılması gerektiği, davalı vekilince bu yönde yargılama aşamasında bir kısım watsapp yazışma fotokopileri sunulmuş ise de söz konusu yazışmaların hangi tarihte yapıldığı, hangi tarihteki alınan hangi miktardaki ürünlere ilişkin olduğu belli olmadığı gibi, söz konusu watsapp yazışmalarının davalı şirketi bağlayıcı nitelikte yazışmalar (davalı şirket yetkilisi veya «temsilcisi») olduğu da anlaşılamadığı, buna göre davalı yanca sunulu watsapp yazışmalarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 199 uncu maddesi kapsamında belge ve aynı Kanun'un 202 nci maddesi uyarınca «delil başlangıcı» olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu sonuca göre davalı yanca «ihbar şartının» yerine getirildiğinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasının isabetli görüldüğü, davalı vekilinin aksi yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmediği, kaldı ki davalı yanca davacıdan satın alınan kimyasalların % 90 silikon tutma «garantisi» ile satıldığı iddiasına ilişkin de herhangi bir kanıt sunulmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebini …
İlk Derece Mahkemesince «ayıp ihbarının» süresinde ve usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de Whatsapp yazışmalarının belge yada «yazılı delil başlangıcı» olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalının yasal süre içerisinde hiçbir itiraz ileri sürmediğinin, «ihtirazi kayıt» koymadan ürünün «teslim» alındığının ve aradan bir yıllık süre geçtikten sonra takip başlatıldığının belirtildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin (c) bendindeki sürenin «hak düşürücü süre» olduğunu, süresinde «ayıp ihbarının» yapıldığına ilişkin dayanılan delillerin somut olmadığını, yapılan ihbarın «tacirler arası» ihbar için belirlenen «şekil şartına» uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından süresinde «ayıp ihbarı» yapıldığının ispatlanamadığı, bu nedenle davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ünlerin gümrük tarafından imha edildiğini, davacı vekilinin 31.01.2020 tarihli celsede "whatsapp yazışmalarını yapan A.T.'dir, şirket ortağıdır" diyerek yazışmaları «ikrar» ettiğini, daha sonra davacı şirkete 30.11.2017 tarihli «ihtarname» ile ürünlerin ayıplı olduğu, gümrükte imha edildiği ve buna rağmen ödeme yapılmadığı yönünde ihtarname gönderildiğini ve ödenen bedelin iadesinin istendiğini, davacı şirketin iş bu ihtarnameye cevap dahi vermediğini, mahkeme gerekçesinin kendi içinde çelişkili olduğunu, «ayıp ihbarının» şekle bağlı olmadığını, müvekkilinin ayıp ihbarını Whatsapp yolu ile yaptığını ve ayıp ihbarının yapıldığının davacı tarafça kabul edildiğini, buna rağmen davanın …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı teslim · ilamsız takip · şekil şartı · ihtirazi kayıt · borçlu olunmadığının tespiti · mutabakat · tacirler arası dava · yetki itirazı
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalının yasal süre içerisinde hiçbir itiraz ileri sürmediğinin, «ihtirazi kayıt» koymadan ürünün «teslim» alındığının ve aradan bir yıllık süre geçtikten sonra takip başlatıldığının belirtildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin (c) bendindeki sürenin «hak düşürücü süre» olduğunu, süresinde «ayıp ihbarının» yapıldığına ilişkin dayanılan delillerin somut olmadığını, yapılan ihbarın «tacirler arası» ihbar için belirlenen «şekil şartına» uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari alışveriş gerçekleştiğini, «son» olarak davalıya 10/02/2017 tarihli ve 077103 nolu faturadaki ürünlerin satıldığını, ürünlerin davalı tarafından «teslim» alındığını, yasal süresinde ürün ve faturalara hiçbir itirazın ileri sürülmediğini, aradan bir yıl geçtikten sonra davalı tarafından müvekkili aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2018/40122 Esas sayılı dosyası ile müvekkili tarafından düzenlenen «fatura» dayanak gösterilerek «ilamsız takip» başlatıldığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını, dayanak faturada müvekkilinin satıcı olduğunun açıkça belli olduğunu, takip başlatılan icra dairesinin «yetkisiz» olduğunu, «ihtirazi kayıt» ileri sürülmeden teslim alınan ve aradan bir yıllık sürenin geçmesinden sonra başlatılan takip nedeniyle hiçbir borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin dav …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip dayanağı «fatura» bedelinin davacıya peşin ödendiğini, ancak gümrük kontrollerinde faturada belirtilen malların ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde malların gümrükte imha edilmesi ve ödenen paranın iade edilmesi «mutabakatına» vardıklarını, «muvafakat» ile gümrükte malların imha edildiğini, şirket çalışanı ile irtibata geçilip fotoğrafların gönderildiğini, zararın karşılanacağı mesajının atıldığını, paranın transfer edileceğinin mesajının atıldığını, ancak bugüne kadar hiçbir ödemenin olmadığını, bu yüzden takip başlattıklarını, müvekkiline «teslim» edilmiş başka bir ürün bulunmadığını, davacının takibe itiraz etmediğini, «yetki itirazının» yersiz olduğunu savunarak davanın reddine, davacının %20 oranında «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ayıplı teslim» nedeniyle başlatılan takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» talebine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4666 E. , 2024/6256 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1087 Esas, 2023/1106 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/1344 E., 2020/113 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mevcut ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak cari hesap alacağına istinaden davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın isteminin zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından satılan silikonun, silikon tutma garantisi % 90 olarak verilmesine rağmen bu oranın % 60 seviyesinde kaldığını, bu bağlamda müvekkili şirketin zarara uğradığını, bu nedenlerle davacı tarafa herhangi bir borçları bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında tahakkuk eden ticari ilişki kapsamında davacı tarafın davalıdan takip konusu alacak miktarı kadar alacağı bulunduğu, alacağın dayanağını teşkil eden irsaliyeli faturaların davalı tarafa teslim edildiği, davalının söz konusu faturalarlar ilgili vergi mevzuatı açısından BA - BS formlarının ilgili vergi dairesine bildirmekle kendi ticari defterlerine işlediğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafın kendisine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince süresinde ve usulüne uygun herhangi bir ihbarda bulunmadığı, davalı tarafın alacağın zaman aşımına uğradığına ilişkin itirazının 6102 sayılı Kanun'un 101 inci maddesinde ön görülen 5 yıllık zaman aşımı süresi dolmadığı dikkate alındığında yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davalının zamanaşımı itirazının reddine, davanın kabulüne, davalının Bakırköy 9.
İcra Müdürlüğünün 2018/21444 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynı alacak üzerinden devamına, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, hükmedilen alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 68.093,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/5982 E- 2015/15327 K. sayılı karar içeriğinde işaret edildiği üzere, ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması gerektiği, davalı vekilince bu yönde yargılama aşamasında bir kısım watsapp yazışma fotokopileri sunulmuş ise de söz konusu yazışmaların hangi tarihte yapıldığı, hangi tarihteki alınan hangi miktardaki ürünlere ilişkin olduğu belli olmadığı gibi, söz konusu watsapp yazışmalarının davalı şirketi bağlayıcı nitelikte yazışmalar (davalı şirket yetkilisi veya temsilcisi) olduğu da anlaşılamadığı, buna göre davalı yanca sunulu watsapp yazışmalarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 199 uncu maddesi kapsamında belge ve aynı Kanun'un 202 nci maddesi uyarınca delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu sonuca göre davalı yanca ihbar şartının yerine getirildiğinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasının isabetli görüldüğü, davalı vekilinin aksi yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmediği, kaldı ki davalı yanca davacıdan satın alınan kimyasalların % 90 silikon tutma garantisi ile satıldığı iddiasına ilişkin de herhangi bir kanıt sunulmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satıma ilişkin cari hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, mal satımından kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de Whatsapp yazışmalarının belge yada yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafından sunulan Whatsapp yazışmaları delil olarak kabul edilmemişse de; söz konusu yazışmalarda adı geçen Çağdaş isimli kişinin davacı şirket yetkilisi olduğu, 8 Ağustos 2018 tarihli yazışma içeriğinde "son gelen silikonlarda problem olduğunun" belirtildiği ve ürüne ait lot fotoğrafının da gönderildiğinin anlaşıldığı, buna göre söz konusu mallar yönünden ayıp ihbarı yapıldığı kabul edilerek yazışma içeriği mallar yönünden inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075998500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz