İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2288 E. 2010/4014 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin devri↗ ihtarname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, şirket hisse devir bedelinin 08.11.2005 tarihli sözleşmede nakit olarak kararlaştırılıp bedelin peşin ödendiği belirtilmiş ise de 14.11.2005 tarihli sözleşmede devrin, bilöbedel yapılacağının kararlaştırılmış olmasına ve tarafların devir esnasında yaptıkları yazışmalar ile karşılıklı olarak gönderdikleri ihtarnameler kapsamına göre davacının bedeli ödediğinin mevcut delillerle ispatlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12788 E. 2013/22333 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı ihbar · ihbar süresi · geç teslim · taşıyıcı · ihbar · kötüniyet · ibraz · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «yazılı ihbarının» «ihbar süresi» geçtikten sonra 24.02.2010 tarihinde yapıldığı, «taşıyıcının» «kötüniyetinin» iddia ve ispat olunmadığı, hak düşürücü süreden sonra yapılan ihbarın dava hakkı vermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içeren 20.12.2010 tarihli dilekçesinde müvekkili tarafından 12.02.2010 tarihinde e-posta ile davalıya yazılı bildirimde bulunulduğunu belirterek e-posta yazışmalarını «ibraz» etmiş, davalı taraf ise bu yazışmalarla ilgili hiçbir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Varşova Konvansiyonu’na göre gecikme halinde oluşan zarar nedeni ile «taşıyıcı» aleyhine dava açılabilmesi için öncelikle «ihbar süresi» içinde yazılı bir ihbarın yapılması gerektiği, davacının yaptığı «yazılı ihbarın» 24.02.2010 tarihinde ihbar süresi geçtikten sonra gönderildiği, taşıyıcının «kötüniyetinin» iddia ve ispat olunmadığını, hak düşürücü süreden sonra yapılan ihbarın dava hakkı vermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «geç teslimden» doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı vekili tarafından «ibraz» edilen e-posta yazışmalarının Varşova Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde yazılı bildirim kabul edilip edilemeyeceği konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/579 E. 2010/7192 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:protokol
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki «protokol» uyarınca davaya konu hesaba uygulanacak faiz oranının % 5 olduğu, 01/01/1996- 31/10/1996 tarihleri arasında bu faiz oranının uygulandığı, hesabın Kamu Ortak Hesabı …
Bu nedenle iç yazışmada belirtilen ve taraflar arasındaki «protokoller» uyarınca davaya konu hesaba uygulanacak faiz oranlarına karşılık gelecek şekilde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının taraf delilleri ve gerekirse banka kayıtları incelenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2288 E. , 2010/4014 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.09.2007 gün ve 2006/464-2007/560 sayılı kararı bozan Daire’nin 15.12.2009 gün ve 2008/3648-2009/12981 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 08.11.2005 tarihinde Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi yapıldığını, devir bedelinin davalıya ödendiğini ve tarafların birbirlerini ibra ettiğini ancak devrin şirket pay defterine işlenmediğini, müvekkilinin hisse devri karşılığı davalıya ödediği 27.000 YTL’nin tahsili için yapılan takibe yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, şirket hisse devir bedelinin 08.11.2005 tarihli sözleşmede nakit olarak kararlaştırılıp bedelin peşin ödendiği belirtilmiş ise de 14.11.2005 tarihli sözleşmede devrin, bilöbedel yapılacağının kararlaştırılmış olmasına ve tarafların devir esnasında yaptıkları yazışmalar ile karşılıklı olarak gönderdikleri ihtarnameler kapsamına göre davacının bedeli ödediğinin mevcut delillerle ispatlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 09.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017357200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz