Pay devrinin tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3922 E. 2024/5983 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '8 günlük', 'kanun': ['6102/34']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay devrinin tescili↗ esas sermaye payının devri↗ ilgili sıfatı↗ 6183 sayılı kanun↗ esas sermaye payı↗ limited şirket pay devri↗ limited şirket hisse devri↗ ticaret sicili tescil ve ilan↗ ortaklık sıfatı↗ şirket müdürlüğü↗ yasal hasım↗ pay devri↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ ticaret sicili tescili↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ hisse devri↗ pay defteri↗ derdestlik↗ hisse devir sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ taahhütname↗ terkin↗ harç↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/349 E., 2022/435 K.
Taraflar arasındaki ortaklık sıfatının ve müdürlüğün sona erdiğinin tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların ... Hırdavat ve Yapı Malz. İnş. Taah. Teks. İç ve Dış Tic. Paz. San. Ltd. Şti. nezdindeki paylarının tamamını davalı ...'a devrederek 19.01.2017 ortaklıktan çekildiklerini, mezkur devrin 19.01.2017 tarih ve 2017/1 numaralı Ortaklar Kurulu Kararı ile hisse devri sonucu şirketin mevcut 2.000 payının tamamının ...'a devredildiğini, şirketi temsil ve ilzama yetkili müdürü olarak ...'ın atandığını, şirket merkezinin Alsancak Mah. 2201. Sk. No:40/A Etimesgut/ANKARA olduğunu ve tüm bu hususların tescil ve ilan edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, ancak bahsi geçen devrin ve müdürlük sıfatının şirket paylarının tümünü devralan ve yeni şirket yetkilisi olan ... tarafından Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirilmemesiyle müvekkillerinin pay sahipliği ve müvekkili ...'un şirket yetkilisi olma sıfatının ticaret sicili, vergi dairesi ve sair kurumlarda aktif olarak görünmekte olduğunu, müvekkillerin pay devrinin tescil edilmediğini vergi dairesi tarafından re'sen yapılan vergi incelemesi neticesinde öğrendiklerini, devirden sonra tescil işlemini gerçekleştirmeyen davalı ...'ın devir tarihinden sonra yaptığı usulsüz ve hukuka aykırı işlemler nedeniyle tanzim edilen vergi inceleme raporu ile müvekkili aleyhine Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/11 E. sayılı dosyasında 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) muhalefet isnadıyla ceza dosyası derdest edildiğini ve müvekkillerinin vergi dairesince tanzim edilen birçok aleyhe işleme maruz kalmış olduklarını, dava konusu olayda müvekkilleri tarafından, limited şirketteki payları yasaya uygun olarak davalıya devredilip, ortaklar kurulu kararı ile onaylandıktan sonra ortaklık sıfatı ve müvekkili ... yönünden şirket müdürlüğü sıfatının ortadan kalktığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları mahfuz olmak kaydıyla müvekkillerinin daha evvel davalı ...'a devrettiği paylara ilişkin pay devrinin ve ...'ın şirket müdürü sıfatının devir tarihi olan 19.01.2017 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sicil müdürlüğünde kayıtlı bulunan ... Hırdavat ve Yapı Malzemeleri İnşaat Taahhüt Tekstil İç ve Dış Ticaret Pazarlama Sanayi Limited Şirketi'nde ortak olan ..., ... ve ...'un ...'a hissesini devrettiğine ilişkin davacılar tarafından 17.06.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, başvuruyla birlikte ..., ... ve ...'un 19.01.2017 tarihinde Ankara 57. Noterliği'nin 19.01.2017 tarihli 2685 yevmiye no.lu hisse devir sözleşmesiyle sahibi olduğu şirket hisselerinin tamamını ...'a devrettiğini ve Genel kurulun 19.01.2017 tarihinde aldığı kararla bu devrin onayladığını bildirdiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği madde 22 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 598 inci maddesi gereğince gerçekleşen hisse devrinin ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisi şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğunu, ... ve ...'un mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmiş evraklarla birlikte Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurup tescilini gerçekleştirmesi gerekmekte olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini ve davacı şirket müdürü olarak gereken özeni göstermediğini, hisse devri tescilinin gerçekleştirilmemesindeki hukuki sorumluluğun tamamen ona ait olduğunu, davacının davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalı şirketin ortakları olduğu, Ankara 57. Noterliğinin 19.01.2017 tarih ve 02685 yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile paylarını davalı ...'a devir ettikleri, davacıların hisse devirlerinin 6102 sayılı Kanun'un 595 inci hükümlerine uygun olduğu, devir tarihi itibariyle ortaklıkları ve müdürlük sıfatlarının sona erdiği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30 gün içerisinde başvurunun yapılmaması halinde ayrılan ortağın bu başvuruyu yapabileceği gerekçesiyle davalı ... sicilinin başvurunun reddi kararının hukuka uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22 nci maddesi gereğince hisse devrinin ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisinin şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğundan mevzuat hükümlerine uygun hazırlanan evraklarla müdürlüğe başvurduklarında tescil zaten gerçekleştirileceğinden eldeki davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacıların mevzuat hükümlerine uygunluk arz eden hisse devri evraklarının sunmamaları nedeniyle tescilin gerçekleştirilmediğini, zira davacıların 17.06.2020 tarihli başvuru dilekçesi ekinde pay devri sözleşmesinin ve genel kurul kararının aslının ve hisse devrinin işlendiği pay defteri sayfasının noter onaylı suretinin ibraz edilmediğini, ...'ın imzasının sicil dosyasında kayıtlı olmadığının, gerekli harç için harcın ödenmediğini, davalı idare yasal hasım olması nedeniyle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilince davalı ... Sicil Müdürlüğüne 17.06.2020 tarihli dilekçe ile adlarının sicilden silinmesi ve davacı ...'un şirket yetkilisi sıfatının sicilden terkin edilerek başvuruya konu devir işleminin sicile tescil edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından 26.05.2021 tarihli yazı ile bahse konu hisse devir işleminin re'sen tescil ve ilan edilmesi söz konusu olmadığından dolayı şirket adresine ve şirket hisselerine devralan ...'a yazılan davet yazılarının bila tebliği olduğu ve bahse konu hisse devri için herhangi bir başvurunun bulunmadığının bildirildiği, böylelikle tescil işleminin tamamlanmadığı, dava ise 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirlenen 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde 02.06.2021 tarihinde açıldığı,Ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince şirket ortağının ise ilgili sıfatı bulunmadığı, buna göre davacıların müdürlüğün sona erdiğinin tesciline ilişkin talep yönünden işbu davada aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığından mahkemece davacıların müdürlüğün sona erdiğini teciline ilişkin talep yönünden ilgili sıfatına sahip olmadıklarından işbu davayı açamayacaklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın bu talep yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, ancak davacıların pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede ise; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında esas sermaye paylarının geçişinin tescili için şirket müdürlerinin süresi içinde ilgili müdürlüğe başvuruda bulunmaması halinde ayrılan ortağın, esas sermaye payının devrine ilişkin noter onaylı devir sözleşmesini ibraz etmek kaydıyla, bu paylarla ilgili olarak adının sicilden silinmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, her ne kadar davacılar vekili tarafından 17.06.2020 tarihli dilekçe ile davalıya pay devrinin tescili hususunda başvuruda bulunulduğu ve dilekçe ekinde limited şirket pay devri sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararının yer aldığı yazılmış ise de söz konusu belgelerin asıllarının veya noter onaylı devir sözleşmelerinin davalı sicile ibraz edildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf itirazlarının kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talebin esastan reddine, müdürlük yetkisinin bulunmadığına tescil ve ilanına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda 19.01.2017'de pay sahibi olan üç davacının, paylarının tamamını davalı ...'a devretmek üzere devir sözleşmesi akdettikleri, böylelikle şirketin paylarının %100'ünün tek ortak davalı olacak şekilde ...'a devredilmesi sözleşme akdedildiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığının tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin 16.02.2022 tarihli duruşmasında davalı ...'ın da şirketi devraldığını beyan ettiğini, gerek taraflar arasında gerek ise istinaf incelemesinde şirketin devrinin gerçekleştiğine ilişkin olarak herhangi bir muaraza bulunmadığını, hukuka uygun devir prosedürü mukabilinde müdürlük ve ortaklık sıfatından yoksun olduklarından ilgili sıfatının aranmasının bu dosya bakımından uygun olmadığını, kaldı ki hukuki anlamda zarara uğradıklarından ilgili olmadığından bahisle aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığına yönelik karar vermenin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2008 tarih, 2007/1265 E. ve 2008/2831 K. sayılı ilamı kapsamında pay devri yapılsa dahi müdürlük sıfatının devrine dair bir karar alınmadan müvekkillerin müdürlük sıfatlarının sona ermeyeceği ve kanunda belirtilen muhtelif sorumluluklara ilişkin yükümlülüklerinin devam edeceğinin de izahtan vareste olduğunu, pay devrinin yanında, şirket ortaklar kurulu kararında belirtilen müvekkillerin müdürlük sıfatının sona ererek şirket müdürünün ...'a ait olduğuna dair karar tescil edilmeden müvekkilin bu mesuliyetlerinin ortadan kalkmayacağını, halen ticaret sicil kayıtlarında müdürlük sıfatı devam eden ve birçok cezai ve idari müeyyide ile karşılaşan müvekkillerin müdürlük sıfatını ...'a devrettiklerinin tescilini istemekte hukuki yararlarının ve aktif dava ehliyetlerinin bulunduğunu, müdürlük sıfatı sona ... müvekkillerin müdürlük sıfatının sona erdiğine ve şirket müdürünün ortaklar kurulu kararında belirtildiği üzere ... olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; limited şirket hisse devrinin ve müdürlük sıfatının sona erdiğinin tespitiyle ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 28, 34, 38, 595 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 ve 103 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararının tescil ve ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2709 E. 2024/5317 K.
Ortak:limited şirket pay devri · limited şirket hisse devri · şirket müdürlüğü · yasal hasım · pay devri · pay sahipliği · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2020/11 E. sayılı dosyasında 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) muhalefet isnadıyla ceza dosyası «derdest» edildiğini ve müvekkillerinin vergi dairesince tanzim edilen birçok aleyhe işleme maruz kalmış olduklarını, dava konusu olayda müvekkilleri tarafından, «limited şirketteki» payları yasaya uygun olarak davalıya devredilip, «ortaklar kurulu» kararı ile onaylandıktan sonra «ortaklık sıfatı» ve müvekkili ... yönünden «şirket müdürlüğü» sıfatının ortadan kalktığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları mahfuz olmak kaydıyla müvekkillerinin daha evvel davalı ...'a devrettiği paylara ilişkin «pay devrinin» ve ...'ın «şirket müdürü» sıfatının devir tarihi olan 19.01.2017 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere tescil ve «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sicil Müdürlüğüne 17.06.2020 tarihli dilekçe ile adlarının sicilden silinmesi ve davacı ...'un şirket yetkilisi sıfatının «sicilden terkin» edilerek başvuruya konu devir işleminin sicile tescil edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından 26.05.2021 tarihli yazı ile bahse konu hisse devir işleminin re'sen tescil ve «ilan» edilmesi söz konusu olmadığından dolayı şirket adresine ve şirket hisselerine devralan ...'a yazılan davet yazılarının bila tebliği olduğu ve bahse konu «hisse devri» için herhangi bir başvurunun bulunmadığının bildirildiği, böylelikle tescil işleminin tamamlanmadığı, dava ise 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirlenen 8 günlük «hak düşürücü süre» içerisinde 02.06.2021 tarihinde açıldığı,Ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince şirket ortağının ise «ilgili sıfatı» bulunmadığı, buna göre davacıların müdürlüğün sona erdiğinin tesciline ilişkin talep yönünden işbu davada aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığından mahkemece davacıların müdürlüğün sona erdiğini teciline ilişkin talep yönünden ilgili sıfatına sahip olmadıklarından işbu davayı açamayacaklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın bu talep yönünden «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, ancak davacıların «pay devrinin tescil» ve ilanına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede ise; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında esas sermaye paylarının geçişinin tescili için «şirket müdürlerinin» süresi içinde ilgili müdürlüğe başvuruda bulunmaması halinde ayrılan ortağın, «esas sermaye payının devrine» ilişkin noter onaylı devir sözleşmesini «ibraz» etmek kaydıyla, bu paylarla ilgili olarak adının sicilden silinmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, her ne kadar davacılar vekili tarafından 17.06.2020 tarihli dilekçe ile davalıya pay devrinin tescili hususunda başvuruda bulunulduğu ve dilekçe ekinde «limited şirket pay devri» sözleşmesi ve «ortaklar kurulu» kararının yer aldığı yazılmış ise de söz konusu belgelerin asıllarının veya noter onaylı devir sözleşmelerinin davalı sicile ibraz edildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf itirazlarının kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talebin esastan reddine, müdürlük «yetkisinin» bulunmadığına tescil ve ilanına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir.
No:40/A Etimesgut/ANKARA olduğunu ve tüm bu hususların tescil ve «ilan» edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, ancak bahsi geçen devrin ve müdürlük sıfatının şirket paylarının tümünü devralan ve yeni şirket yetkilisi olan ... tarafından Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirilmemesiyle müvekkillerinin «pay sahipliği» ve müvekkili ...'un şirket yetkilisi olma sıfatının «ticaret sicili», vergi dairesi ve sair kurumlarda aktif olarak görünmekte olduğunu, müvekkillerin «pay devrinin tescil» edilmediğini vergi dairesi tarafından re'sen yapılan vergi incelemesi neticesinde öğrendiklerini, devirden sonra tescil işlemini gerçekleştirmeyen davalı ...'ın de …
Benzer bu karardaNoterliğinin 22.02.2019 tarihli «hisse devir sözleşmesinde», davacıya ait davalı şirketteki 100 payını birleşen dosya davalısına 10.000,00 TL bedel karşılığı hissenin bütün aktif ve pasifiyle devrettiği ve devir bedelinin nakden ve tamamen ödendiğinin bildirildiği, şirket ortaklar kurulunun 22.02.2019 tarih ve 2019/1 sayılı kararı ile, «hisse devrinin» şirket «pay defterine» işlenmesine, davacının «şirket müdürlüğünün» sona ermesine, hisse devri neticesinde şirketin tek «pay sahipli» olarak devam etmesine karar verildiği, «pay devri» sonrası davacının 14.02.2020 tarihli dilekçesi ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurarak adının ticaret sicilinden silinmesini ve gerekli tescil işleminin yapılarak «ilanını» talep ettiği, cevabi yazıda tescil işlemleri için internet adresindeki belgeler ile müdürlüğe başvurması gerektiğinin belirtildiğini, «limited şirket hisse devrinin» tespiti ile tescil ve ilanına ilişkin istemli davalarda davalı ...
… nde; davacının davalı şirketin tek ortak ve yetkilisi olduğunu, davacının 14.02.2020 tarihli başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde şirket ana sözleşmesinde «hisse devrine» ilişkin bir hüküm bulunmadığının tespit edildiğini, hisse devri işleminin geçerli olabilmesi için gereken şartların tespiti bakımından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, «limited şirketlerde hisse devrinin» anılan Kanun’un 595 inci maddesinde düzenlendiğini, ikinci fıkrasına göre, hisse devrine ilişkin noterden devir sözleşmesi yapıldıktan sonra devrin genel kurulda onaylanması gerektiğini, devrin bu onayla geçerli hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 593 ve 594 üncü maddeleri hükümleri gereği de, bu devrin «pay defterine» işlenmesi gerektiğini, bu doğrultuda hisse devrinin tescili için davalı şirkete tescile davet yazısı gönderdiklerini, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci ve 6102 sayılı Kanun’un 598 inci maddesi hükümleri gereğince hisse devrinin şirketin mevcut müdürü davacı tarafından talep edilebileceğini, davacının mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmiş evraklarla birlikte başvurup tescilini gerçekleştirmesi gerektiğini, davacının «şirket müdürü» olarak gereken özeni göstermediğini, hisse devri tescilinin gerçekleştirilmemesindeki hukuki sorumluluk tamamen ona ait olduğunu, davayı açmasında «hukuki yararının» bulunmadığını, hisse devrine ilişkin alınan genel kurul kararının tescili halinde tek ortak değişmiş olacağından ve ortaklardan biri yetkili olmayacağından Kanunun «emredici» hükümlerine aykırılık oluşturacağını, sicil müdürünün tescil için aranan şartları incelemekle yükümlü bulunduğunu, «zorunlu hasım» olduklarından taraflarına «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» yükletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirketlerde pay devrinin» üç aşamalı olduğunu, devir sözleşmesinin noterde yapılması, ortaklar kurulunun devre «muvafakatının» alınması, devrin «pay defterinin tescil» edilmesi gerektiğini, davalı şirkete pay defterinin «ibrazı» konulu «tebligata» rağmen pay defterinin ibraz edilmediği, Ankara 25.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine tescil · zorunlu hasım · kanuni temsilci · pay devir sözleşmesi · emredici hüküm · ihya · muvafakat · feragat
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü temyiz dilekçesinde özetle; taraflarına «husumet» yöneltilen davada Müdürlüklerinin yasal hasımlığının bulunmadığını, «ticaret sicil müdürlüklerinin» yalnızca tescile dair verilen kararlara karşı 8 gün içerisinde açılan itiraz davalarında ve «terkin» edilmiş şirkete karşı açılan ek «tasfiye»/ «ihya» konulu davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, ortada ne bir itiraz davasının varlığının görüldüğünü, ne de terkin edilmiş şirkete karşı açılan bir ihya davasının tespit edildiğini, davacının talebini dava konusu edemeyeceğini, «hisse devri»/ «yetki» azlinin tescilini gerçekleştirmesinin yolunu dava yoluyla değil Müdürlüklerine usulüne uygun evraklara başvurmak suretiyle yapabileceğini, bu husustaki talep ret ve tebliğ ettiğinde sicil müdürlüğünün söz konusu kararına karşı mevzuatta belirtilen usule uygun olarak itiraz davası açabileceğini, ancak davacının mevzuata uygunluk «taşıyan» evrakları sunmadığını, eğer usulünce evrak temini ve başvuru yapılsaydı Müdürlüklerinin zaten tescili gerçekleştireceğini, davacının «hukuki yararının» bulunmadığını, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22 nci maddesi ve 6102 sayılı Kanun’un 598 inci maddesi gereğince gerçekleşen hisse devrinin tescilini talep etme yetkisi şirketin mevcut müdürü olan davacıya ait olduğunu, hisse devrine ilişkin alınan genel kurul kararının tescili halinde tek ortak değişeceğinden ve ortaklardan biri yetkili olmayacağından «emredici» hükümlere aykırılık oluşturacağı, dava konusu genel kurul kararının 6102 sayılı Kanun’un 623 üncü maddesi uyarınca tescil edilemeyeceğini, ortaklardan birinin mutlaka yetkili olarak atanması gerektiğini, davacının ortaklardan birinin müdür olarak atandığı genel kurul kararının olduğunu, bu kararın «pay defterine» işlendiğini, notere onaylattırılmadığını. söz konusu karara ulaşamadığını belirttiğini, yetkili atamasının pay defterine neden ve nasıl işleneceğinin anlaşılamadığını, şirket dosyasının incelenmesi neticesinde de böyle bir karara rastlanmadığını, davacının da bu kararı sunamadığını, hisse devrinin harca tabi tutulduğunu, tahsil edilmeden tescil edilemeyeceğini, zorunlu hasım müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Şti.'nde bulunan hisselerinin tamamının Ankara 25.Noterliğinin 22.02.2019 tarih ve 03476 sayılı «pay devir sözleşmesi» ile devredilmesi ile «kanuni temsilcilik» görevinin sona erdiğine ilişkin 22.02.2019 tarihli genel kurul kararının ticaret sicilinde tescil ve «ilan» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti.'nde bulunan hisselerinin tamamının Ankara 25.Noterliğinin 22.02.2019 tarih ve 03476 sayılı «pay devir sözleşmesi» ile devredilmesi ile «kanuni temsilcilik» görevinin sona erdiğine ilişkin 22.02.2019 tarihli genel kurul kararının ticaret sicilinde tescil ve «ilan» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… nde; davacının davalı şirketin tek ortak ve yetkilisi olduğunu, davacının 14.02.2020 tarihli başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde şirket ana sözleşmesinde «hisse devrine» ilişkin bir hüküm bulunmadığının tespit edildiğini, hisse devri işleminin geçerli olabilmesi için gereken şartların tespiti bakımından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, «limited şirketlerde hisse devrinin» anılan Kanun’un 595 inci maddesinde düzenlendiğini, ikinci fıkrasına göre, hisse devrine ilişkin noterden devir sözleşmesi yapıldıktan sonra devrin genel kurulda onaylanması gerektiğini, devrin bu onayla geçerli hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’un 593 ve 594 üncü maddeleri hükümleri gereği de, bu devrin «pay defterine» işlenmesi gerektiğini, bu doğrultuda hisse devrinin tescili için davalı şirkete tescile davet yazısı gönderdiklerini, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci ve 6102 sayılı Kanun’un 598 inci maddesi hükümleri gereğince hisse devrinin şirketin mevcut müdürü davacı tarafından talep edilebileceğini, davacının mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmiş evraklarla birlikte başvurup tescilini gerçekleştirmesi gerektiğini, davacının «şirket müdürü» olarak gereken özeni göstermediğini, hisse devri tescilinin gerçekleştirilmemesindeki hukuki sorumluluk tamamen ona ait olduğunu, davayı açmasında «hukuki yararının» bulunmadığını, hisse devrine ilişkin alınan genel kurul kararının tescili halinde tek ortak değişmiş olacağından ve ortaklardan biri yetkili olmayacağından Kanunun «emredici» hükümlerine aykırılık oluşturacağını, sicil müdürünün tescil için aranan şartları incelemekle yükümlü bulunduğunu, «zorunlu hasım» olduklarından taraflarına «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» yükletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11993 E. 2018/3579 K.
Ortak:limited şirket hisse devri · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · hisse devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğüne 17.06.2020 tarihli dilekçe ile adlarının sicilden silinmesi ve davacı ...'un şirket yetkilisi sıfatının «sicilden terkin» edilerek başvuruya konu devir işleminin sicile tescil edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından 26.05.2021 tarihli yazı ile bahse konu hisse devir işleminin re'sen tescil ve «ilan» edilmesi söz konusu olmadığından dolayı şirket adresine ve şirket hisselerine devralan ...'a yazılan davet yazılarının bila tebliği olduğu ve bahse konu «hisse devri» için herhangi bir başvurunun bulunmadığının bildirildiği, böylelikle tescil işleminin tamamlanmadığı, dava ise 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirlenen 8 günlük «hak düşürücü süre» içerisinde 02.06.2021 tarihinde açıldığı,Ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince şirket ortağının ise «ilgili sıfatı» bulunmadığı, buna göre davacıların müdürlüğün sona erdiğinin tesciline ilişkin talep yönünden işbu davada aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığından mahkemece davacıların müdürlüğün sona erdiğini teciline ilişkin talep yönünden ilgili sıfatına sahip olmadıklarından işbu davayı açamayacaklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın bu talep yönünden «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, ancak davacıların «pay devrinin tescil» ve ilanına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede ise; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında esas sermaye paylarının geçişinin tescili için «şirket müdürlerinin» süresi içinde ilgili müdürlüğe başvuruda bulunmaması halinde ayrılan ortağın, «esas sermaye payının devrine» ilişkin noter onaylı devir sözleşmesini «ibraz» etmek kaydıyla, bu paylarla ilgili olarak adının sicilden silinmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, her ne kadar davacılar vekili tarafından 17.06.2020 tarihli dilekçe ile davalıya pay devrinin tescili hususunda başvuruda bulunulduğu ve dilekçe ekinde «limited şirket pay devri» sözleşmesi ve «ortaklar kurulu» kararının yer aldığı yazılmış ise de söz konusu belgelerin asıllarının veya noter onaylı devir sözleşmelerinin davalı sicile ibraz edildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf itirazlarının kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talebin esastan reddine, müdürlük «yetkisinin» bulunmadığına tescil ve ilanına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir.
Noterliği'nin 19.01.2017 tarihli 2685 yevmiye no.lu «hisse devir sözleşmesiyle» sahibi olduğu şirket hisselerinin tamamını ...'a devrettiğini ve Genel kurulun 19.01.2017 tarihinde aldığı kararla bu devrin onayladığını bildirdiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği madde 22 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 598 inci maddesi gereğince gerçekleşen «hisse devrinin» ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisi şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğunu, ... ve ...'un mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmiş evraklarla birlikte Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurup tescilini gerçekleştirmesi gerekmekte olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini ve davacı «şirket müdürü» olarak gereken özeni göstermediğini, hisse devri tescilinin gerçekleştirilmemesindeki hukuki sorumluluğun tamamen ona ait olduğunu, davacının davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; «limited şirket hisse devrinin» ve müdürlük sıfatının sona erdiğinin tespitiyle «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» ilişkindir.
Benzer bu karardaDevir tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nin 520. maddesi uyarınca; «limited şirketlerde hisse devrinin» gerçekleşmesi için ilk olarak, «hisse devir sözleşmesinin» yazılı olması ve imzaların Noter tarafından «tasdik» edilmesi, ikinci olarak, devir işleminin Ortaklar Kurulu kararıyla kabul edilmesi ve «son» olarak «pay defterine» işlenmesi gerekir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nin 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortağın adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, Yasa'nın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» olmadığı, hukuki yarar olmasının dava şartı olduğu, dava şartının bulunmaması gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «limited şirkette hisse devrinin» tespiti, sicile tescili ve «ilanı» istemlerine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · tasdik kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDevir tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nin 520. maddesi uyarınca; «limited şirketlerde hisse devrinin» gerçekleşmesi için ilk olarak, «hisse devir sözleşmesinin» yazılı olması ve imzaların Noter tarafından «tasdik» edilmesi, ikinci olarak, devir işleminin Ortaklar Kurulu kararıyla kabul edilmesi ve «son» olarak «pay defterine» işlenmesi gerekir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «idari işlem» niteliğinde olan «ticaret siciline tescil» işlemi için mahkemece hüküm kurulamayacak olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5337 E. 2024/1659 K.
Ortak:şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · hisse devri · pay defteri · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · ticaret sicili · dava şartı
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğüne 17.06.2020 tarihli dilekçe ile adlarının sicilden silinmesi ve davacı ...'un şirket yetkilisi sıfatının «sicilden terkin» edilerek başvuruya konu devir işleminin sicile tescil edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından 26.05.2021 tarihli yazı ile bahse konu hisse devir işleminin re'sen tescil ve «ilan» edilmesi söz konusu olmadığından dolayı şirket adresine ve şirket hisselerine devralan ...'a yazılan davet yazılarının bila tebliği olduğu ve bahse konu «hisse devri» için herhangi bir başvurunun bulunmadığının bildirildiği, böylelikle tescil işleminin tamamlanmadığı, dava ise 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirlenen 8 günlük «hak düşürücü süre» içerisinde 02.06.2021 tarihinde açıldığı,Ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince şirket ortağının ise «ilgili sıfatı» bulunmadığı, buna göre davacıların müdürlüğün sona erdiğinin tesciline ilişkin talep yönünden işbu davada aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığından mahkemece davacıların müdürlüğün sona erdiğini teciline ilişkin talep yönünden ilgili sıfatına sahip olmadıklarından işbu davayı açamayacaklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın bu talep yönünden «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, ancak davacıların «pay devrinin tescil» ve ilanına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede ise; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında esas sermaye paylarının geçişinin tescili için «şirket müdürlerinin» süresi içinde ilgili müdürlüğe başvuruda bulunmaması halinde ayrılan ortağın, «esas sermaye payının devrine» ilişkin noter onaylı devir sözleşmesini «ibraz» etmek kaydıyla, bu paylarla ilgili olarak adının sicilden silinmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, her ne kadar davacılar vekili tarafından 17.06.2020 tarihli dilekçe ile davalıya pay devrinin tescili hususunda başvuruda bulunulduğu ve dilekçe ekinde «limited şirket pay devri» sözleşmesi ve «ortaklar kurulu» kararının yer aldığı yazılmış ise de söz konusu belgelerin asıllarının veya noter onaylı devir sözleşmelerinin davalı sicile ibraz edildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf itirazlarının kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talebin esastan reddine, müdürlük «yetkisinin» bulunmadığına tescil ve ilanına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/11 E. sayılı dosyasında 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) muhalefet isnadıyla ceza dosyası «derdest» edildiğini ve müvekkillerinin vergi dairesince tanzim edilen birçok aleyhe işleme maruz kalmış olduklarını, dava konusu olayda müvekkilleri tarafından, «limited şirketteki» payları yasaya uygun olarak davalıya devredilip, «ortaklar kurulu» kararı ile onaylandıktan sonra «ortaklık sıfatı» ve müvekkili ... yönünden «şirket müdürlüğü» sıfatının ortadan kalktığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları mahfuz olmak kaydıyla müvekkillerinin daha evvel davalı ...'a devrettiği paylara ilişkin «pay devrinin» ve ...'ın «şirket müdürü» sıfatının devir tarihi olan 19.01.2017 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere tescil ve «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Noterliği'nin 19.01.2017 tarihli 2685 yevmiye no.lu «hisse devir sözleşmesiyle» sahibi olduğu şirket hisselerinin tamamını ...'a devrettiğini ve Genel kurulun 19.01.2017 tarihinde aldığı kararla bu devrin onayladığını bildirdiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği madde 22 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 598 inci maddesi gereğince gerçekleşen «hisse devrinin» ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisi şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğunu, ... ve ...'un mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmiş evraklarla birlikte Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurup tescilini gerçekleştirmesi gerekmekte olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini ve davacı «şirket müdürü» olarak gereken özeni göstermediğini, hisse devri tescilinin gerçekleştirilmemesindeki hukuki sorumluluğun tamamen ona ait olduğunu, davacının davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirketteki» hissesine noterden devreden davacının, «hisse devrinin» onaylandığına dair «ortaklar kurulu» kararı sunmadığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesine göre hisse devrinin tescili için şirkete başvuru yaptığına dair bir delil de sunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği anılan Kanun'un bu hükmüne göre, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararı» olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu, dava şartının bulunmaması halinde davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerektiği, (Yargıtay 11.
… 19.10.2015 tarihinde Pazar Noterliğinde düzenlenen 06113 yevmiye numaralı işlemle bu hisselerinin tamamını davalı ...'a devrettiğini, ancak davalı ...'ın söz konusu «hisse devrinin» davalı şirket kayıtlarına intikal ettirip «ticaret siciline» bildirmediğini, söz konusu tescilin yapılmadığından davacının davalı şirketle ilişkisi kesilmediğini, bu nedenle bir takım sorunlarının söz konusu olduğunu, davalı …
Hukuk Dairesinin 2015/4058 E., 2015/10985 K. sayılı kararı) somut uyuşmazlık bakımından «hisse devrinin» onaylandığına dair «ortaklar kurulu» kararı sunulmadığı gibi hisse devrinin tescili için şirkete yapılan bir başvuru da bulunmadığından ortaklar genel kurulunun onayından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:isticvap · limited şirket ortaklığı · delillerin toplanmaması · tanık beyanı · tebligat · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… zar Noterliğinin 19.10.2015 tarih ve 06113 yevmiye numaralı işlemiyle davalı şirket üzerindeki hisselerinin tamamının davalı ...'a devrettiğini, devir sözleşmesinin «son» cümlesinde özetle davalının şirket hisselerinin 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesinde belirtilen hak ve koşullarının bulunmadığını bilerek devraldığını, devir sözleşmesini davalı şirkete «ibraz» ederek Ticaret Sicili Müdürlüğünde ve ilgili diğer kurumlarda kayıt ve tescil ettirmeyi sağlayacağını kabul ve «taahhüt» ettiğini, noter işlemi neticesinde davacının söz konusu devri hisse «pay defterine» işlettiğini ve bu hususta ortaklar genel kurulu kararının da alınmış olduğunu, söz konusu kararın Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarına işlenmemesi sonucunda davacı tarafça şirket yetkililerine ulaşılmaya çalıştığını ancak şirketin kapatıldığını öğrendiğini, bunun üzerine davacının 27.10.2017 tarihli dilekçesi ile Ticaret Sicili Müdürlüğüne başvurarak tescil işleminin yapılıp yapılmadığını öğrenmek üzere başvuruya verilen cevapta tescil işleminin yapılmadığını ve şirket yetkililerince gerekli belgelerle birlikte başvuru yapılması gerektiğini öğrendiğini, şirket yetkililerine ve şirket belgelerine ulaşılamaması nedeniyle mahkemeye başvurduklarını, İlk Derece Mahkemesinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35 inci maddesine göre şirkete tebliğ yaptığını ve bu «tebligatı» yeterli görerek, «eksik inceleme» sonucunda karar verdiğini, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın Ticaret Sicili Müdürlüğünden gerekli belgelerin celp edilmemesi, şirketin fiziki durumunun tespit edilmemesi, şirket ve yetkililerinin durumları hakkında araştırma ve «isticvap» yapılmaması, «tanık beyanlarının» alınmaması ve «delillerin toplanmamış» olması sebebiyle eksik ve hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Davacının «limited şirket ortaklığından» ayrıldığının tescili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3922 E. , 2024/5983 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1415 Esas, 2023/406 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/349 E., 2022/435 K.
Taraflar arasındaki ortaklık sıfatının ve müdürlüğün sona erdiğinin tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların ... Hırdavat ve Yapı Malz. İnş. Taah. Teks. İç ve Dış Tic. Paz. San. Ltd. Şti. nezdindeki paylarının tamamını davalı ...'a devrederek 19.01.2017 ortaklıktan çekildiklerini, mezkur devrin 19.01.2017 tarih ve 2017/1 numaralı Ortaklar Kurulu Kararı ile hisse devri sonucu şirketin mevcut 2.000 payının tamamının ...'a devredildiğini, şirketi temsil ve ilzama yetkili müdürü olarak ...'ın atandığını, şirket merkezinin Alsancak Mah. 2201. Sk. No:40/A Etimesgut/ANKARA olduğunu ve tüm bu hususların tescil ve ilan edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, ancak bahsi geçen devrin ve müdürlük sıfatının şirket paylarının tümünü devralan ve yeni şirket yetkilisi olan ...
tarafından Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirilmemesiyle müvekkillerinin pay sahipliği ve müvekkili ...'un şirket yetkilisi olma sıfatının ticaret sicili, vergi dairesi ve sair kurumlarda aktif olarak görünmekte olduğunu, müvekkillerin pay devrinin tescil edilmediğini vergi dairesi tarafından re'sen yapılan vergi incelemesi neticesinde öğrendiklerini, devirden sonra tescil işlemini gerçekleştirmeyen davalı ...'ın devir tarihinden sonra yaptığı usulsüz ve hukuka aykırı işlemler nedeniyle tanzim edilen vergi inceleme raporu ile müvekkili aleyhine Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/11 E. sayılı dosyasında 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) muhalefet isnadıyla ceza dosyası derdest edildiğini ve müvekkillerinin vergi dairesince tanzim edilen birçok aleyhe işleme maruz kalmış olduklarını, dava konusu olayda müvekkilleri tarafından, limited şirketteki payları yasaya uygun olarak davalıya devredilip, ortaklar kurulu kararı ile onaylandıktan sonra ortaklık sıfatı ve müvekkili ...
yönünden şirket müdürlüğü sıfatının ortadan kalktığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları mahfuz olmak kaydıyla müvekkillerinin daha evvel davalı ...'a devrettiği paylara ilişkin pay devrinin ve ...'ın şirket müdürü sıfatının devir tarihi olan 19.01.2017 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sicil müdürlüğünde kayıtlı bulunan ... Hırdavat ve Yapı Malzemeleri İnşaat Taahhüt Tekstil İç ve Dış Ticaret Pazarlama Sanayi Limited Şirketi'nde ortak olan ..., ... ve ...'un ...'a hissesini devrettiğine ilişkin davacılar tarafından 17.06.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, başvuruyla birlikte ..., ... ve ...'un 19.01.2017 tarihinde Ankara 57. Noterliği'nin 19.01.2017 tarihli 2685 yevmiye no.lu hisse devir sözleşmesiyle sahibi olduğu şirket hisselerinin tamamını ...'a devrettiğini ve Genel kurulun 19.01.2017 tarihinde aldığı kararla bu devrin onayladığını bildirdiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği madde 22 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 598 inci maddesi gereğince gerçekleşen hisse devrinin ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisi şirketin mevcut müdürü olan ...
ve ...'da olduğunu, ... ve ...'un mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmiş evraklarla birlikte Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurup tescilini gerçekleştirmesi gerekmekte olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini ve davacı şirket müdürü olarak gereken özeni göstermediğini, hisse devri tescilinin gerçekleştirilmemesindeki hukuki sorumluluğun tamamen ona ait olduğunu, davacının davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalı şirketin ortakları olduğu, Ankara 57. Noterliğinin 19.01.2017 tarih ve 02685 yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile paylarını davalı ...'a devir ettikleri, davacıların hisse devirlerinin 6102 sayılı Kanun'un 595 inci hükümlerine uygun olduğu, devir tarihi itibariyle ortaklıkları ve müdürlük sıfatlarının sona erdiği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30 gün içerisinde başvurunun yapılmaması halinde ayrılan ortağın bu başvuruyu yapabileceği gerekçesiyle davalı ... sicilinin başvurunun reddi kararının hukuka uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22 nci maddesi gereğince hisse devrinin ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisinin şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğundan mevzuat hükümlerine uygun hazırlanan evraklarla müdürlüğe başvurduklarında tescil zaten gerçekleştirileceğinden eldeki davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacıların mevzuat hükümlerine uygunluk arz eden hisse devri evraklarının sunmamaları nedeniyle tescilin gerçekleştirilmediğini, zira davacıların 17.06.2020 tarihli başvuru dilekçesi ekinde pay devri sözleşmesinin ve genel kurul kararının aslının ve hisse devrinin işlendiği pay defteri sayfasının noter onaylı suretinin ibraz edilmediğini, ...'ın imzasının sicil dosyasında kayıtlı olmadığının, gerekli harç için harcın ödenmediğini, davalı idare yasal hasım olması nedeniyle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilince davalı ... Sicil Müdürlüğüne 17.06.2020 tarihli dilekçe ile adlarının sicilden silinmesi ve davacı ...'un şirket yetkilisi sıfatının sicilden terkin edilerek başvuruya konu devir işleminin sicile tescil edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından 26.05.2021 tarihli yazı ile bahse konu hisse devir işleminin re'sen tescil ve ilan edilmesi söz konusu olmadığından dolayı şirket adresine ve şirket hisselerine devralan ...'a yazılan davet yazılarının bila tebliği olduğu ve bahse konu hisse devri için herhangi bir başvurunun bulunmadığının bildirildiği, böylelikle tescil işleminin tamamlanmadığı, dava ise 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirlenen 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde 02.06.2021 tarihinde açıldığı,Ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince şirket ortağının ise ilgili sıfatı bulunmadığı, buna göre davacıların müdürlüğün sona erdiğinin tesciline ilişkin talep yönünden işbu davada aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığından mahkemece davacıların müdürlüğün sona erdiğini teciline ilişkin talep yönünden ilgili sıfatına sahip olmadıklarından işbu davayı açamayacaklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın bu talep yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, ancak davacıların pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında esas sermaye paylarının geçişinin tescili için şirket müdürlerinin süresi içinde ilgili müdürlüğe başvuruda bulunmaması halinde ayrılan ortağın, esas sermaye payının devrine ilişkin noter onaylı devir sözleşmesini ibraz etmek kaydıyla, bu paylarla ilgili olarak adının sicilden silinmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, her ne kadar davacılar vekili tarafından 17.06.2020 tarihli dilekçe ile davalıya pay devrinin tescili hususunda başvuruda bulunulduğu ve dilekçe ekinde limited şirket pay devri sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararının yer aldığı yazılmış ise de söz konusu belgelerin asıllarının veya noter onaylı devir sözleşmelerinin davalı sicile ibraz edildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf itirazlarının kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talebin esastan reddine, müdürlük yetkisinin bulunmadığına tescil ve ilanına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda 19.01.2017'de pay sahibi olan üç davacının, paylarının tamamını davalı ...'a devretmek üzere devir sözleşmesi akdettikleri, böylelikle şirketin paylarının %100'ünün tek ortak davalı olacak şekilde ...'a devredilmesi sözleşme akdedildiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığının tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin 16.02.2022 tarihli duruşmasında davalı ...'ın da şirketi devraldığını beyan ettiğini, gerek taraflar arasında gerek ise istinaf incelemesinde şirketin devrinin gerçekleştiğine ilişkin olarak herhangi bir muaraza bulunmadığını, hukuka uygun devir prosedürü mukabilinde müdürlük ve ortaklık sıfatından yoksun olduklarından ilgili sıfatının aranmasının bu dosya bakımından uygun olmadığını, kaldı ki hukuki anlamda zarara uğradıklarından ilgili olmadığından bahisle aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığına yönelik karar vermenin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 10.03.2008 tarih, 2007/1265 E. ve 2008/2831 K. sayılı ilamı kapsamında pay devri yapılsa dahi müdürlük sıfatının devrine dair bir karar alınmadan müvekkillerin müdürlük sıfatlarının sona ermeyeceği ve kanunda belirtilen muhtelif sorumluluklara ilişkin yükümlülüklerinin devam edeceğinin de izahtan vareste olduğunu, pay devrinin yanında, şirket ortaklar kurulu kararında belirtilen müvekkillerin müdürlük sıfatının sona ererek şirket müdürünün ...'a ait olduğuna dair karar tescil edilmeden müvekkilin bu mesuliyetlerinin ortadan kalkmayacağını, halen ticaret sicil kayıtlarında müdürlük sıfatı devam eden ve birçok cezai ve idari müeyyide ile karşılaşan müvekkillerin müdürlük sıfatını ...'a devrettiklerinin tescilini istemekte hukuki yararlarının ve aktif dava ehliyetlerinin bulunduğunu, müdürlük sıfatı sona ...
müvekkillerin müdürlük sıfatının sona erdiğine ve şirket müdürünün ortaklar kurulu kararında belirtildiği üzere ... olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; limited şirket hisse devrinin ve müdürlük sıfatının sona erdiğinin tespitiyle ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 28, 34, 38, 595 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 ve 103 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075747300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz