Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3793 E. 2024/6048 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasi atanması↗ temlik bedeli↗ tasarrufun iptali davası↗ korkutma↗ hmk 352↗ tereke temsilcisi↗ kesin hükümsüzlük↗ usulden ret↗ vesayet↗ fiil ehliyeti↗ tereke↗ tasarrufun iptali↗ hisse devri sözleşmesi↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ temlik sözleşmesi↗ delillerin toplanmaması↗ ek mehil↗ hukuki menfaat↗ tanık beyanı↗ sözleşmenin iptali↗ pay devri↗ bedel iadesi↗ vekile tebliğ↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ muvazaa↗ kısıtlılık↗ aktif husumet↗ ara karar↗ hisse devri↗ eş rızası↗ mirasçılık↗ hisse devir sözleşmesi↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ tbk 99↗ iptal davası↗ temlik↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kâr kaybı↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ ihbar↗ kâr payı↗ havale↗ tebligat↗ geçersizlik↗ sulh↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ ibraz↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/245 E., 2019/634 K.
Taraflar arasındaki hisse devir ve temlik sözleşmelerinin iptali, hisse değerinin tespiti ile devir ve temlik bedelinin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tereke temsilcisi vekili ve dahili davacı ... mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dahili davacı ... mirasçıları vekilinin başvurusunun usulden reddine, davacı tereke temsilcisi vekili başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tereke temsilcisi vekili ve dahili davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kısıtlı ...’nın hissedar olduğu ... Örme ve Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil Tic. ve San. A.Ş., ... Mensucat San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş.’deki hisselerinin kötü niyetli olarak kısıtlıyı zarara uğratmak kastıyla devrine neden olan 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve temlik sözleşmelerinin ve buna ilişkin işlemlerin kısıtlının fiil ehliyeti yoksunluğu nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespiti ile söz konusu hisse devir ve temlik sözleşmelerinin iptaline ve söz konusu hisselerin kısıtlı ...'ya iadesine; bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, dava konusu şirketlerdeki hisselerin gerçek değerinin bilirkişi vasıtasıyla tespiti ile kısıtlı ...'nın her bir şirketteki hisselerine karşılık şimdilik ayrı ayrı 25.000,00 TL toplamda 100.000,00 TL hisse devir ve temlik bedelinin davalıdan 07.01.2010 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte tahsiline, davanın, ... Örme ve Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil Tic. ve San. A.Ş., ... Mensucat San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş.ye ihbarına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; devir işleminin gerek davacı ... ve gerekse diğer kardeşlerin muvafakat ve onaylamaları doğrultusunda yapıldığını, sözleşmede bu hususta derkenar ve imzalarının yer aldığını, dava konusu edilen iddialar ve gerekçelerin haksız ve dayanaksız olduğunu, 07.01.2010 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi her ne kadar anne Solmaz ile müvekkili arasında imzalanmış gözükmekte ise de, aslında burada mirasçılar ile anne arasında imzalanmış bir taksim sözleşmesinin bulunduğunu, davacının ve diğer tüm mirasçıların hisse devir ve temlik sözleşmesi içeriğini aynen kabul ettiklerini, davacının anılan sözleşmeye açıkça muvafakat ettiğini ve sözleşmenin doğrudan doğruya bir tarafı bulunduğunu, bu nedenle annenin akıl sağlığı veya temyiz kudretini gerekçe göstererek sözleşmenin geçersizliğini ileri süremeyeceğini, sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin herşeyden önce dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacının ayrıca işlemin muvazaalı olduğunu iddia ettiğini, altında kendi imzası bulunan belgedeki muvazaa iddiasının yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin vasi tayini için mahkemeye müracaat dilekçesinde annenin ayırt etme gücünü kaybettiğinin söylenmediğini, tüm kardeşlerin kendi aralarında 07.01.2010 tarihli taksim sözleşmesi imzaladıklarını, davacı ile müvekkili arasındaki 07.01.2010 tarihli ‘Belgedir’ başlıklı sözleşme ile kurulan hukuki ilişkinin anneden davacıya intikal edecek miras payının ve davacının kendi sahip olduğu hisselerin ve babadan intikal eden hisselerin tamamının müvekkiline satışına ilişkin olduğunu, davacının bu işlemler karşılığında müvekkilinden toplamda 3 milyon lira tahsil ettiğini, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu, kendisinin şirketlerin yönetim kurulu başkan yardımcısı olup anne ...’nın ve şirketlerin durumunu bildiği halde 2010 yılının başında kendi rızası ile hisselerini müvekkili ...’ya devir ve temlik ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın işbu 4 adet hisse devir ve temlik sözleşmesindeki hisselerin davalı ...’ya devreden sözleşmenin ehliyetsizlik nedeniyle iptalinin talep edildiği, 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve temlik sözleşmesinde gerek davacı gerekse diğer kardeşlerin bedelinin davalı ... tarafından ...’ya ödendiğinin kabul edildiği, davacı ...'nın, annesinin imzaladığı hisse devir ve temlik sözleşmesine aynen muvafakat ederek ve hiçbir hak ve talebi olmayacağını beyan ederek, aynı zamanda anneyi tasarrufa ehil gördüğünü de ifade etmiş olmasına rağmen, bu defa annenin tasarrufa ehil olmadığını ileri sürdüğü, davacının bu iddiasının bir taraftan kendisini bağlayan kabulüne aykırı olduğu, öte yandan çelişkili olduğu, bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğu, muvafakat beyanının davacıyı bağladığı, 18.04.2013 tarihli hastane raporunda hisse devir ve temlik sözleşmesi tarihi (07.01.2010) itibariyle annenin hukuki ehliyetinin olup olmadığı tespit edilemediği, davacının işlem tarihinde annenin ehliyetsizliğini ispat külfeti altında bulunduğu ve mevcut delil durumu itibariyle bu külfeti yerine getiremediği, Bakırköy 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/171 E. sayılı dosyasında, davacının mirasçı sıfatıyla tasarrufu yapanın sağ olması sebebiyle tasarrufun iptali davası açmasının dava tarihinde bakılma şartlarının bulunmadığından davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet şartının bulunmaması sebebiyle reddine karar verildiği, davacıların devrin muvazaalı olarak yapıldığına ve bu nedenle geçerli olamayacağına ilişkin iddialarının menkul mal niteliğinde olan anonim şirket payları açısından kabul edilemeyeceği, hisse devir sözleşmesinin tarihi olan 07.01.2010 tarihinden dava tarihine (16.03.2015 ) kadar şirket ile ilgili her türlü işlemin gerçek devir yapılmış gibi sürdürüldüğü, muvazaayı tevsik eder tarzda yazılı belge ibraz edilmediği, davanın mahiyeti gereği tanık beyanlarının tek başına değerlendirilemeyeceği, mahkemenin 11 inci celse ara kararı ile her ne kadar muris ...'nın tedavilerini yaptığı bildirilen Prof.Dr. ...'nin dinlenilmesine karar verilmiş ise de dosyaya sunulan tıbbi evraklar ve medula sistemi kayıtları bir bütün olarak değerlendirildiğinde tanığın dinlenilmesinin dosya esasına bir katkı sağlamayacağı, hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 07.01.2010 tarihinde muris ...'nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalı ile davacı ve diğer mirasçılar arasında yapılan pay devrinin ne şekilde yapıldığının araştırmasında, tüm mirasçılar tarafından hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, tüm yasal işlemlerin yerine getirildiği, davacıların davayı ispat çerçevesinde yeterli delil ibraz edemedikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tereke temsilcisi vekili ve dahili davacı ... mirasçıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı tereke temsilcisi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının muris ... terekesi olduğunu, dolayısıyla "Davacı ... annesinin imzaladığı Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesine aynen muvafakat ederek " denmişse de, öncelikle davacı sıfatında hataya düşüldüğünü, dava dilekçesinin davalı vekiline tebliği üzerine davalı vekilinin 20.04.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde; davacı/ kısıtlı adayının vesayet altına alınması için davayı kendilerinin açtığını ancak ayırt etme gücünü kaybettiğini söylemediklerini beyan etmiş ise de 19.03.2009 tarihli vesayet davasının dava dilekçesinde; "...ilerleyen yaşı ve hastalıklar nedeniyle kendisinde oluşan akıl zayıflığı sebeplerinden ötürü, tüm bu şirketlerdeki işleri, resmi ve gayri resmi kurum ve kuruluşlarda bir takım işleri yürütememektedir. ... " yazmakta olduğunu, vesayet davasının ...'nın akıl zayıflığı iddiası ile açıldığını, bu durumun vesayet davasının dava dilekçesindeki beyan ve davalının imzası ile sabit olduğunu, Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/427 E. sayılı dosyasının; 03.04.2009 tarihli tensip tutanağının 4. maddesinde " Davalı - mahcur adayının sağlık kurulu raporunun temini hususunda ilgili hastaneye sevkinin sağlanması, 03.04.2009 tarihinde Haydarpaşa Numune Hastanesi Başhekimliği'ne sağlık kurulu raporu alınması için müzekkere yazıldığını, bu tarihten sonra dosyada hastaneye sevk ile ilgili bir işlem olmadığını, 27.10.2009 tarihli 1. celseye ... vekili Av. ... hazır bulunmakla duruşma tutanağının 2 nou ara kararında kısıtlı adayının rapor için hastaneye sevkine, 23.02.2010 tarihli 2. celseye gelen olmadığını, duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında vasi adayının hastaneye sevk işlemlerini yerine getirmesi için şerhli tebligat çıkarılmasına, 13.09.2011 tarihli celseye gelen olmadığını, duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında kısıtlı adayının duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır bulundurulması için Emniyet'e müzekkere yazılmasına, 13.09.2011 tarihli celsede davacı ... vekili Avukat ... hazır bulunmakla beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Davacı vekiline son defa kısıtlı adayının adresini bildirmek, İstanbul'a geldiği takdirde rapor sevk yazısını alarak rapor için başvurmak üzere 30 gün mehil verilmesine, adres bildirildiğinde derhal rapor için gerekli sevk işleminin yapılmasına", 30.11.2011 tarihinde Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yazılan sevk yazısının davacı ... vekili Avukat ... tarafından elden alındığı, 01.12.2011 tarihli celsede davacı ... vekilinin hazır olduğu, beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yazılan müzekkerenin beklenmesine", 15.05.2012 tarihli celsede davacı ... vekili Avukat ... hazır bulunmakla beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Davacı vekiline kısıtlı adayına ait rapor hususunda beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmesine, beyanda bulunduktan sonra rapor alınması hususunun duruşma günü beklenmeksizin değerlendirilmesine " karar verildiğini, kısıtlı adayının 2009 yılından 2012 yılına kadar vasi tayini hususunda rapor aldırılmasının huzurdaki dava davalısı/ vesayet davası davacı ... tarafından geciktirildiğini, rapor üzerine 15.01.2013 tarihli karar ile ...'nın vesayet altına alınmasına, kendisine ...'nın vasi olarak atanmasına karar verildiğini, muris ...'nın Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı dosyasından vesayet altına alınması talepli davayı ikame edenin huzurdaki davanın davalısı ... olduğunu, dolayısıyla aynı kişinin 07.01.2010 tarihinde davaya konu hisse devir ve temlik sözleşmelerini kısıtlı olduğunu iddia ettiği kişi ile karşılıklı olarak imzaladıklarını, bu durumda adına dava açılmış bulunan davacı murisin hak ehliyetinin bulunup bulunmadığı meselesinin ortaya çıkmakta olduğunu, davacı murisin hak ehliyetini olmadığını daha önceki bir tarihte iddia eden kişinin iyi niyetli kabul edilmesinin mümkün olmadığını, nitekim açmış olduğu vesayet davası sonucunda ...'nın vesayet altına alındığının da sabit olduğunu, Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı dosya içinde mevcut Psikiyatrist ...'ın 13.03.2009 tarihli raporunda ...'nın demansiyel süreçte olduğunun tespit edildiğini, yine aynı tarihli reçetede ilaç olarak ... ve ... yazıldığının görüldüğünü, ...'ın, beyindeki bazı kimyasallarının etkilerini değiştirerek ruhsal bozuklukların düzeltilmesini sağlayan antipsikotik bir ilaç olduğunu, şizofreni ve ruhsal bozuklukların dengelenmesinde, bipolar bozuklukta, agresif ve yıkıcı davranış bozuklukları ve benzeri hastalıkların tedavisinde kullanıldığını, ...'nın da şizofreni, dış dünyadan kendini soyutlama, garip ve korkutan düşüncelere sahip olma, zihin karışıklıkları ve yeteneklerinin kaybı gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldığını, 2009 yılında uygulanan tedavinin ve dosya içinde mevcut hastane kayıtları ve vesayet dosyası içindeki ilaçlarına bakıldığında davacı kısıtlı/ murisin hisse devirlerinin yapıldığı tarihten önce psikosomotik rahatsızlık içinde bulunduğu ve ayırt etme gücüne sahip olmadığının sabit olduğunu, açıklanmaya çalışıldığı gibi 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre hakkında vesayet davası açılmış kişinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin başka bir araştırmaya gerek kalmaksızın yapılmamış sayılacağını, kural olarak tam ehliyetsizlerin hukuki işlemlerinin hükümsüz olduğunu, kanunun tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemlerin yapılması suretiyle 3. kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını güttüğünü, davalı ...'nın akıl zayıflığı nedeniyle vesayet altına alınması gerektiğini bildirdiği kişi ile yaptığı hisse devir ve temlik sözleşmelerinin hükümsüz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Dahili davacı ... mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, 4 adet hisse devir sözleşmesinin yapıldığı 07.01.2010 tarihinde muris ...’nın ehliyetinin olup olmadığının tespitine ilişkin olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında; hisse devir ve temlik sözleşmesinin imzalandığı 07.01.2010 tarihinde muris ...’nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığını, davalı ile müvekkili ve diğer mirasçılar arasında yapılan pay devrine ilişkin olarak tüm mirasçıların hisse devri sözleşmesinin imzalandığı ve tüm yasal işlemlerin yerine getirildiğini, davacıların davayı ispat için yeterli delil sunmadıklarını belirterek davanın reddine karar verdiğini, mahkemenin davanın reddi yönündeki kararının, usul ve yasaya aykırı olup bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, mahkeme, her ne kadar gerekçeli kararında, “07.01.2010 tarihinde muris ...’nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı” gerekçesine dayanmakta ise de; işbu dosya davalısı ...'nın, davacısı olduğu Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı vesayet davasında, 19.03.2009 tarihli dilekçesinde ... için “ilerleyen yaşı ve hastalıklar nedeni ile kendisinde oluşan akıl zayıflığı sebeplerinden ötürü, tüm bu şirketlerdeki işleri, resmi ve gayriresmi kurum ve kuruluşlarda bir takım işleri yürütememektedir” ifadesini bizzat kullandığını, 15.01.2013 tarihinde ise hastane raporuna binaen Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin, ...’nın vesayet altına alınmasına ve dosya davalısı ...'nın vasi olarak atanmasına karar verdiğini, bahsi geçen Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı vesayet davasının davacısı ve aynı mahkeme kararı ile ...’ya vasi olarak atanan dosya davalısı ...'nın, 07.01.2010 tarihinde davaya konu hise devir ve temlik sözleşmelerini muris ... ile bizzat imzaladığını, yukarıdaki açıklamalar ve dava dosyalarındaki beyan ve kararların Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin gerekçesine dayanak yaptığı “07.01.2010 tarihinde muris ...’nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı” ifadesini açıkça, resmi beyan ve belgeler ile boşa çıkarmakla birlikte dosya davalısı ...'nın da iyi niyetli davranmadığı konusunda açık ve net bir kanı oluşturduğunu, mahkemenin “davacıların davayı ispat için yeterli delil sunmadıkları” gerekçesinin de kabulünün mümkün olmadığını, bahsi geçen Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı vesayet davasındaki 2009 tarihli psikiyatrist raporunda “...’nın demansiyel süreçte olduğunun tespiti ve kendisine ... ve ... ilaçları yazıldığı” hususunun sabit olduğunu, sonuç olarak bu dava dosyasındaki raporlara, hastane kayıtlarında ve ...'ya verilen ilaçlara bakıldığında 07.01.2010 tarihinde davaya konu hisse devir ve temlik sözleşmeleri yapılmadan önce ...'nın psikosomatik rahatsızlık içinde bulunduğu ve Ayırt Etme Gücüne sahip olmadığı hususlarının deliller ile açık ve sabit olduğunu, TBK'nın 15. maddesinin; “kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayrı etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz” şeklinde olduğunu, kural olarak tam ehliyetsizlerin hukuki işlemlerinin hükümsüz olduğunu, kanunun tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kişileri korumak kendi menfaatlerine aykırı işlemlerin yapılması sureti ile 3. kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını güttüğünü, davalı ...'nın akıl zayıflığı nedeni ile vesayet altına alınması gerektiğini bildirdiği ve devamında vasi olarak atandığı kişi ile hisse devir ve temlik sözleşmeleri yaptığını, bu sözleşmelerin geçerli sayılmasının mümkün olmadığını, davacı muris ...’nın 07.01.2010 tarihinde davaya konu hise devir ve temlik sözleşmelerinin imzalanması sırasında ayırt etme gücüne sahip olmadığı hususunun açık olduğunu, bu sebeple de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tereke temsilcisi atanmasıyla mirasçıların davadaki sıfatlarının sona ereceği, davayı takip etme yetkisi tereke temsilcisine ait olduğu, mirasçıların davada takip yetkisinin kalmaması nedeniyle kararı istinaf etme hakları da olmadığı gerekçesi ile dahili davacı ... mirasçılarının istinaf başvurularının HMK'nın 352. maddesi uyarınca usulden reddine, tereke temsilcisinin istinaf başvurusu yönünden; davacı kısıtlı ...’nın, dava dışı ... Örme ve Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil Tic. ve San. A.Ş., ... Mensucat San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş.’deki hisselerini 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve temlik sözleşmesi ile davalıya devrettiği, sözleşmelerde hisse bedellerinin nakden ödendiği/tahsil edildiğinin belirtildiği ve yine sözleşmelerde davacı kısıtlının, davalı dışında diğer mirasçılarının “Yukarıda belirtilen hisse devir ve temlik sözleşmesi muhteviyatını aynen kabul ve muvafakat ediyorum, bu konuda hiçbir hak ve talebim olmayacaktır" şeklinde el yazıları ile isimleri ve yanında imzalarının bulunduğu, davalı vekili tarafından örneği ibraz edilen 07.01.2010 tarihli "Makbuzdur" başlıklı belgede, ...‘nın, hisse devir sözleşmelerine konu şirketlerde annesine ait bulunan hisselerin davalı ...'ya devrine ilişkin 07.01.2010 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi çerçevesinde devir bedellerini anne ...'nın tüm çocuklar arasında bölüştürmesi sonucu payına düşen 694.600,00 TL’yi ...'dan nakden aldığının belirtildiği ve belgenin ... adına imzalı olduğunun görüldüğü, somut uyuşmazlıkta, her ne kadar dava kısıtlı ... adına vasi ... tarafından açılmış ise de, yargılama sırasında kısıtlının vefatı ile mirasçıları davacı sıfatına haiz olduğu ve kısıtlının terekesine temsilci atandığı, dava konusu hisse devir ve temlik sözleşmelerinde, sözleşmenin tarafı olan davalı dışında kısıtlının tüm mirasçılarının hisse devir ve temlik sözleşmesine aynen muvafakat ettikleri ve hiç bir hak ve talepleri olmayacağı beyanı ile imzalarının yer aldığı, mirasçı ... adına imzalı "Makbuzdur" başlıklı belge içeriği ve kısıtlının tüm mirasçılarının davanın tarafı haline geldikleri de dikkate alındığında, kısıtlı mirasçıları tarafından hisse devir ve temlik sözleşmelerinin iptalini talep etmenin çelişkili davranış teşkil edeceği ve çelişkili davranışın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kararın gerekçesinde tereke temsilcisi vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tereke temsilcisi vekili, dahili davacı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı tereke temsilcisi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Dahili davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf taleplerinin usulden reddine dair kararının ve karar gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, terekeye temsilci atanmış olması müvekkillerin taraf sıfatını ortadan kaldırmadığı gibi, müvekkillerin hukuki menfaatinin de devam ettiğini belirterek istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hisse devir ve temlik sözleşmelerinin iptali, bu talep kabul edilmediği takdirde hisse değerinin tespiti ile devir ve temlik bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tereke temsilcisi vekili ve dahili davacı ... mirasçıları vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2187 E. 2013/1945 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı «tereke temsilcisi» vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının muris ... terekesi olduğunu, dolayısıyla "Davacı ... annesinin imzaladığı Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesine aynen «muvafakat» ederek " denmişse de, öncelikle davacı sıfatında hataya düşüldüğünü, dava dilekçesinin davalı «vekiline tebliği» üzerine davalı vekilinin 20.04.2015 «havale» tarihli cevap dilekçesinde; davacı/ «kısıtlı» adayının «vesayet» altına alınması için davayı kendilerinin açtığını ancak ayırt etme gücünü kaybettiğini söylemediklerini beyan etmiş ise de 19.03.2009 tarihli vesayet davasının dav …
" yazmakta olduğunu, «vesayet» davasının ...'nın akıl zayıflığı iddiası ile açıldığını, bu durumun vesayet davasının dava dilekçesindeki beyan ve davalının imzası ile sabit olduğunu, Anadolu 2.
… u tarihten sonra dosyada hastaneye sevk ile ilgili bir işlem olmadığını, 27.10.2009 tarihli 1. celseye ... vekili Av. ... hazır bulunmakla duruşma tutanağının 2 nou «ara» kararında «kısıtlı» adayının rapor için hastaneye sevkine, 23.02.2010 tarihli 2. celseye gelen olmadığını, duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında vasi adayının hastaneye sevk işlemlerini yerine getirmesi için şerhli «tebligat» çıkarılmasına, 13.09.2011 tarihli celseye gelen olmadığını, duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında kısıtlı adayının duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır bulundurulması için Emniyet'e müzekkere yazılmasına, 13.09.2011 tarihli celsede davacı ... vekili Avukat ... hazır bulunmakla beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Davacı vekiline «son» defa kısıtlı adayının adresini bildirmek, İstanbul'a geldiği takdirde rapor sevk yazısını alarak rapor için başvurmak üzere 30 gün «mehil» verilmesine, adres bildirildiğinde derhal rapor için gerekli sevk işleminin yapılmasına", 30.11.2011 tarihinde Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yazılan sevk yazısının davacı ... vekili Avukat ... tarafından elden alındığı, 01.12.2011 tarihli celsede davacı ... vekilinin hazır olduğu, beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yazılan müzekkerenin beklenmesine", 15.05.2012 tarihli celsede davacı ... vekili Avukat ... hazır bulunmakla beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Davacı vekiline kısıtlı adayına ait rapor hususunda beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmesine, beyanda bulunduktan sonra rapor alınması hususunun duruşma günü beklenmeksizin değerlendirilmesine " karar verildiğini, kısıtlı adayının 2009 yılından 2012 yılına kadar vasi tayini hususunda rapor aldırılmasının huzurdaki dava davalısı/ «vesayet» davası davacı ... tarafından geciktirildiğini, rapor üzerine 15.01.2013 tarihli karar ile ...'nın vesayet altına alınmasına, kendisine ...'nın vasi olarak atanması …
Benzer bu karardaTMK'nun 404 vd. maddelerinde «vesayeti» gerektiren haller düzenlenmiş olup, TMK'nın 405. maddesinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği belirtilmiştir.
Yine, TMK'nın 462. maddesinde «vesayet» altına alınan kişi adına dava açılabilmesi için vesayet makamının izninin alınması gerektiği düzenlenmiş olup, dava ancak vasinin alacağı izin belgesi ile açılabilecektir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · hayat sigortası · sigorta sözleşmesi
Benzer bu kararda1- Dava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin 16.07.2009 tarihinden itibaren şizofreni hastası olduğunu, hastalığının halen devam ettiğini ve tedavi görmekte olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşmenin yapılmasında önemli olan bilgiyi davalı sigortacı kurumdan sakladığı ve sözleşme yapıldıktan sonra sakladığı bu bilgiden dolayı maluliyete uğradığı, davalı şirketin «cayma hakkının» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11593 E. 2011/3894 K.
Ortak:vesayet · fiil ehliyeti · kısıtlılık · eş rızası · taraf ehliyeti · ibraz · temsil
İncelediğiniz karardaHolding A.Ş.’deki hisselerinin kötü niyetli olarak «kısıtlıyı» zarara uğratmak kastıyla devrine neden olan 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve «temlik sözleşmelerinin» ve buna ilişkin işlemlerin kısıtlının «fiil ehliyeti» yoksunluğu nedeniyle «kesin hükümsüz» olduğunun tespiti ile söz konusu hisse devir ve temlik «sözleşmelerinin iptaline» ve söz konusu hisselerin kısıtlı ...'ya iadesine; bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, dava konusu şirketlerdeki hisselerin gerçek değerinin bilirkişi vasıtasıyla tespiti ile kısıtlı ...'nın her bir şirketteki hisselerine karşılık şimdilik ayrı ayrı 25.000,00 TL toplamda 100.000,00 TL hisse devir ve «temlik bedelinin» davalıdan 07.01.2010 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte tahsiline, davanın, ...
İstinaf Sebepleri 1.Davacı «tereke temsilcisi» vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının muris ... terekesi olduğunu, dolayısıyla "Davacı ... annesinin imzaladığı Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesine aynen «muvafakat» ederek " denmişse de, öncelikle davacı sıfatında hataya düşüldüğünü, dava dilekçesinin davalı «vekiline tebliği» üzerine davalı vekilinin 20.04.2015 «havale» tarihli cevap dilekçesinde; davacı/ «kısıtlı» adayının «vesayet» altına alınması için davayı kendilerinin açtığını ancak ayırt etme gücünü kaybettiğini söylemediklerini beyan etmiş ise de 19.03.2009 tarihli vesayet davasının dav …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı dosyasından «vesayet» altına alınması talepli davayı ikame edenin huzurdaki davanın davalısı ... olduğunu, dolayısıyla aynı kişinin 07.01.2010 tarihinde davaya konu hisse devir ve «temlik sözleşmelerini» «kısıtlı» olduğunu iddia ettiği kişi ile karşılıklı olarak imzaladıklarını, bu durumda adına dava açılmış bulunan davacı murisin hak «ehliyetinin» bulunup bulunmadığı meselesinin ortaya çıkmakta olduğunu, davacı murisin hak ehliyetini olmadığını daha önceki bir tarihte iddia eden kişinin iyi niyetli kabul edi …
Benzer bu karardaTMK’nın 14. maddesinde ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve «kısıtlıların» «fiil ehliyeti» olmadığı, 16. maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların yasal «temsilcilerinin» «rızası» olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiş olup, «vesayet» altındaki davacının babası bankadaki hesabından vasinin izni olmadan tek başına para çekmeye ehil değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «vesayet» kararının kesinleşme şerhli suretinin «ibraz» edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle «vesayet» altına alındığı ve davacının da babasına vasi atandığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ikrar · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · eksik inceleme · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «vesayet» kararının kesinleşme şerhli suretinin «ibraz» edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle «vesayet» altına alındığı ve davacının da babasına vasi atandığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durumda, davalı banka, «vesayet» altında bulunan kişiye vasinin izni ve refakati olmadan ödemiş olduğu paranın tamamından sorumlu olup, mahkemece bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece davalı ... hakkında 2.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş ise de, bu davalı «vesayet» altında bulunan davacının babasından 5.000,00 TL borç aldığını «ikrar» ettiğine göre ödemeye ilişkin bir delilinin de bulunmadığı göz önüne alınarak 5.000,00 TL’ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17406 E. 2014/6850 K.
Ortak:vesayet · sözleşmenin iptali · kısıtlılık · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaHolding A.Ş.’deki hisselerinin kötü niyetli olarak «kısıtlıyı» zarara uğratmak kastıyla devrine neden olan 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve «temlik sözleşmelerinin» ve buna ilişkin işlemlerin kısıtlının «fiil ehliyeti» yoksunluğu nedeniyle «kesin hükümsüz» olduğunun tespiti ile söz konusu hisse devir ve temlik «sözleşmelerinin iptaline» ve söz konusu hisselerin kısıtlı ...'ya iadesine; bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, dava konusu şirketlerdeki hisselerin gerçek değerinin bilirkişi vasıtasıyla tespiti ile kısıtlı ...'nın her bir şirketteki hisselerine karşılık şimdilik ayrı ayrı 25.000,00 TL toplamda 100.000,00 TL hisse devir ve «temlik bedelinin» davalıdan 07.01.2010 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte tahsiline, davanın, ...
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı dosyasından «vesayet» altına alınması talepli davayı ikame edenin huzurdaki davanın davalısı ... olduğunu, dolayısıyla aynı kişinin 07.01.2010 tarihinde davaya konu hisse devir ve «temlik sözleşmelerini» «kısıtlı» olduğunu iddia ettiği kişi ile karşılıklı olarak imzaladıklarını, bu durumda adına dava açılmış bulunan davacı murisin hak «ehliyetinin» bulunup bulunmadığı meselesinin ortaya çıkmakta olduğunu, davacı murisin hak ehliyetini olmadığını daha önceki bir tarihte iddia eden kişinin iyi niyetli kabul edi …
… uklukta, agresif ve yıkıcı davranış bozuklukları ve benzeri hastalıkların tedavisinde kullanıldığını, ...'nın da şizofreni, dış dünyadan kendini soyutlama, garip ve «korkutan» düşüncelere sahip olma, zihin karışıklıkları ve yeteneklerinin «kaybı» gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldığını, 2009 yılında uygulanan tedavinin ve dosya içinde mevcut hastane kayıtları ve «vesayet» dosyası içindeki ilaçlarına bakıldığında davacı «kısıtlı»/ murisin hisse devirlerinin yapıldığı tarihten önce psikosomotik rahatsızlık içinde bulunduğu ve ayırt etme gücüne sahip olmadığının sabit olduğunu, açıklanmaya çalışıldığı gibi 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre hakkında vesayet davası açılmış kişinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin başka bir araştırmaya gerek kalmaksızın yapılmamış sayılacağını, kural olarak tam «ehliyetsizlerin» hukuki işlemlerinin hükümsüz olduğunu, kanunun tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemlerin yapılması suretiyle 3. kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını güttüğünü, davalı ...'nın akıl zayıflığı nedeniyle vesayet altına alınması gerektiğini bildirdiği kişi ile yaptığı hisse devir ve «temlik sözleşmelerinin» hükümsüz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… te davacı hakkında vasi tayinine ilişkin davanın görülüyor olması ile dava sonucunda davacının söz konusu sözleşme düzenlendiği tarihte ağır özürlü olması nedeniyle «vesayet» altına alınmasına karar verilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının söz konusu sözleşmenin düzenlendiği tarihte ağır özürlü olduğu, bu nedenle sözleşme yapma «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ana «sözleşmesinen iptaline» karar verilmiştir.
Bu halde, davacı «kısıtlının» ayırt etme gücü bulunduğuna göre, mahkemece, «vesayet» davası açılma tarihinin şirket ana sözleşmesinden önce olması esas alınarak, kısıtlama kararı şirket ana sözleşme tarihinden sonra olsa da, davacının sözleşme düzenlendiği tarihte sözleşme yapma «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesi yerinde değildir.
Davacı taraf «ehliyetsizlik» iddiası dışında, davalı ortağın iş ve fikir birliği içinde bulunduğu dava dışı C.D.nin engelli arabası alacağı ve işe sokacağı hususunda telkinlerde bulunarak noterde bir kısım evrakları imzalattırdığı, «hile» yapılarak davacı «kısıtlının» şirket ortağı yapıldığı iddialarında da bulunmuş olmasına rağmen, mahkemece bu iddialar üzerinde hiç durulmamış, bir değerlendirme yapılmamıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hile · iyiniyet · üçüncü kişi · limited şirket · ilan
Benzer bu karardaAyırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmünü haiz olmakla, isteğe bağlı «kısıtlama» kararının «üçüncü kişiler» yönünden sonuç doğurabilmesi için kararın «ilan» edilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.
Dava, «limited şirket» ana «sözleşmesinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TMK'nın 410. maddesinin 2 ve 3. bendi "Kısıtlama, «iyiniyetli» üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez.
Davacı taraf «ehliyetsizlik» iddiası dışında, davalı ortağın iş ve fikir birliği içinde bulunduğu dava dışı C.D.nin engelli arabası alacağı ve işe sokacağı hususunda telkinlerde bulunarak noterde bir kısım evrakları imzalattırdığı, «hile» yapılarak davacı «kısıtlının» şirket ortağı yapıldığı iddialarında da bulunmuş olmasına rağmen, mahkemece bu iddialar üzerinde hiç durulmamış, bir değerlendirme yapılmamıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13488 E. 2012/19189 K.
Ortak:vesayet · sözleşmenin iptali · kısıtlılık · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi · muvafakat · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaHolding A.Ş.’deki hisselerini 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve «temlik sözleşmesi» ile davalıya devrettiği, sözleşmelerde hisse bedellerinin nakden ödendiği/tahsil edildiğinin belirtildiği ve yine sözleşmelerde davacı «kısıtlının», davalı dışında diğer «mirasçılarının» “Yukarıda belirtilen hisse devir ve temlik sözleşmesi muhteviyatını aynen kabul ve «muvafakat» ediyorum, bu konuda hiçbir hak ve talebim olmayacaktır" şeklinde el yazıları ile isimleri ve yanında imzalarının bulunduğu, davalı vekili tarafından örneği «ibraz» edilen 07.01.2010 tarihli "Makbuzdur" başlıklı belgede, ...‘nın, «hisse devir sözleşmelerine» konu şirketlerde annesine ait bulunan hisselerin davalı ...'ya devrine ilişkin 07.01.2010 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi çerçevesinde devir bedellerini anne ...'nın tüm çocuklar arasında bölüştürmesi sonucu payına düşen 694.600,00 TL’yi ...'dan nakden aldığının belirtildiği ve belgenin ... adına imzalı olduğunun görüldüğü, somut uyuşmazlıkta, her ne kadar dava kısıtlı ... adına vasi ... tarafından açılmış ise de, yargılama sırasında kısıtlının vefatı ile mirasçıları davacı sıfatına haiz olduğu ve kısıtlının terekesine «temsilci» atandığı, dava konusu hisse devir ve temlik sözleşmelerinde, sözleşmenin tarafı olan davalı dışında kısıtlının tüm mirasçılarının hisse devir ve temlik sözleşmesine aynen muvafakat ettikleri ve hiç bir hak ve talepleri olmayacağı beyanı ile imzalarının yer aldığı, mirasçı ... adına imzalı "Makbuzdur" başlıklı belge içeriği ve kısıtlının tüm mirasçılarının davanın tarafı haline geldikleri de dikkate alındığında, kısıtlı mirasçıları tarafından hisse devir ve temlik «sözleşmelerinin iptalini» talep etmenin çelişkili davranış teşkil edeceği ve çelişkili davranışın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm «delillerin toplandığı», kararın gerekçesinde «tereke temsilcisi» vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/171 E. sayılı dosyasında, davacının «mirasçı» sıfatıyla tasarrufu yapanın sağ olması sebebiyle «tasarrufun iptali davası» açmasının dava tarihinde bakılma şartlarının bulunmadığından davacı ... tarafından açılan davanın «aktif husumet» şartının bulunmaması sebebiyle reddine karar verildiği, davacıların devrin «muvazaalı» olarak yapıldığına ve bu nedenle geçerli olamayacağına ilişkin iddialarının menkul mal niteliğinde olan «anonim şirket» payları açısından kabul edilemeyeceği, «hisse devir sözleşmesinin» tarihi olan 07.01.2010 tarihinden dava tarihine (16.03.2015 ) kadar şirket ile ilgili her türlü işlemin gerçek devir yapılmış gibi sürdürüldüğü, muvazaayı tevsik eder tarzda yazılı belge «ibraz» edilmediği, davanın mahiyeti gereği «tanık beyanlarının» tek başına değerlendirilemeyeceği, mahkemenin 11 inci celse «ara» kararı ile her ne kadar muris ...'nın tedavilerini yaptığı bildirilen Prof.Dr. ...'nin dinlenilmesine karar verilmiş ise de dosyaya sunulan tıbbi evraklar ve medula sistemi kayıtları bir bütün olarak değerlendirildiğinde tanığın dinlenilmesinin dosya esasına bir katkı sağlamayacağı, hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 07.01.2010 tarihinde muris ...'nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalı ile davacı ve diğer mirasçılar arasında yapılan «pay devrinin» ne şekilde yapıldığının araştırmasında, tüm mirasçılar tarafından hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, tüm yasal işlemlerin yerine getirildiği, davacıların davay …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı «tereke temsilcisi» vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının muris ... terekesi olduğunu, dolayısıyla "Davacı ... annesinin imzaladığı Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesine aynen «muvafakat» ederek " denmişse de, öncelikle davacı sıfatında hataya düşüldüğünü, dava dilekçesinin davalı «vekiline tebliği» üzerine davalı vekilinin 20.04.2015 «havale» tarihli cevap dilekçesinde; davacı/ «kısıtlı» adayının «vesayet» altına alınması için davayı kendilerinin açtığını ancak ayırt etme gücünü kaybettiğini söylemediklerini beyan etmiş ise de 19.03.2009 tarihli vesayet davasının dav …
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · re'sen gözetilme · dava şartı yokluğu · kamu düzeni · limited şirket
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3793 E. , 2024/6048 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1747 Esas, 2023/333 Karar
HÜKÜM
Esastan ve usulden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/245 E., 2019/634 K.
Taraflar arasındaki hisse devir ve temlik sözleşmelerinin iptali, hisse değerinin tespiti ile devir ve temlik bedelinin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tereke temsilcisi vekili ve dahili davacı ... mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dahili davacı ... mirasçıları vekilinin başvurusunun usulden reddine, davacı tereke temsilcisi vekili başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tereke temsilcisi vekili ve dahili davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kısıtlı ...’nın hissedar olduğu ... Örme ve Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil Tic. ve San. A.Ş., ... Mensucat San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş.’deki hisselerinin kötü niyetli olarak kısıtlıyı zarara uğratmak kastıyla devrine neden olan 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve temlik sözleşmelerinin ve buna ilişkin işlemlerin kısıtlının fiil ehliyeti yoksunluğu nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespiti ile söz konusu hisse devir ve temlik sözleşmelerinin iptaline ve söz konusu hisselerin kısıtlı ...'ya iadesine; bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, dava konusu şirketlerdeki hisselerin gerçek değerinin bilirkişi vasıtasıyla tespiti ile kısıtlı ...'nın her bir şirketteki hisselerine karşılık şimdilik ayrı ayrı 25.000,00 TL toplamda 100.000,00 TL hisse devir ve temlik bedelinin davalıdan 07.01.2010 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte tahsiline, davanın, ...
Örme ve Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil Tic. ve San. A.Ş., ... Mensucat San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş.ye ihbarına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; devir işleminin gerek davacı ... ve gerekse diğer kardeşlerin muvafakat ve onaylamaları doğrultusunda yapıldığını, sözleşmede bu hususta derkenar ve imzalarının yer aldığını, dava konusu edilen iddialar ve gerekçelerin haksız ve dayanaksız olduğunu, 07.01.2010 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi her ne kadar anne Solmaz ile müvekkili arasında imzalanmış gözükmekte ise de, aslında burada mirasçılar ile anne arasında imzalanmış bir taksim sözleşmesinin bulunduğunu, davacının ve diğer tüm mirasçıların hisse devir ve temlik sözleşmesi içeriğini aynen kabul ettiklerini, davacının anılan sözleşmeye açıkça muvafakat ettiğini ve sözleşmenin doğrudan doğruya bir tarafı bulunduğunu, bu nedenle annenin akıl sağlığı veya temyiz kudretini gerekçe göstererek sözleşmenin geçersizliğini ileri süremeyeceğini, sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin herşeyden önce dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacının ayrıca işlemin muvazaalı olduğunu iddia ettiğini, altında kendi imzası bulunan belgedeki muvazaa iddiasının yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin vasi tayini için mahkemeye müracaat dilekçesinde annenin ayırt etme gücünü kaybettiğinin söylenmediğini, tüm kardeşlerin kendi aralarında 07.01.2010 tarihli taksim sözleşmesi imzaladıklarını, davacı ile müvekkili arasındaki 07.01.2010 tarihli ‘Belgedir’ başlıklı sözleşme ile kurulan hukuki ilişkinin anneden davacıya intikal edecek miras payının ve davacının kendi sahip olduğu hisselerin ve babadan intikal eden hisselerin tamamının müvekkiline satışına ilişkin olduğunu, davacının bu işlemler karşılığında müvekkilinden toplamda 3 milyon lira tahsil ettiğini, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu, kendisinin şirketlerin yönetim kurulu başkan yardımcısı olup anne ...’nın ve şirketlerin durumunu bildiği halde 2010 yılının başında kendi rızası ile hisselerini müvekkili ...’ya devir ve temlik ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın işbu 4 adet hisse devir ve temlik sözleşmesindeki hisselerin davalı ...’ya devreden sözleşmenin ehliyetsizlik nedeniyle iptalinin talep edildiği, 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve temlik sözleşmesinde gerek davacı gerekse diğer kardeşlerin bedelinin davalı ... tarafından ...’ya ödendiğinin kabul edildiği, davacı ...'nın, annesinin imzaladığı hisse devir ve temlik sözleşmesine aynen muvafakat ederek ve hiçbir hak ve talebi olmayacağını beyan ederek, aynı zamanda anneyi tasarrufa ehil gördüğünü de ifade etmiş olmasına rağmen, bu defa annenin tasarrufa ehil olmadığını ileri sürdüğü, davacının bu iddiasının bir taraftan kendisini bağlayan kabulüne aykırı olduğu, öte yandan çelişkili olduğu, bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğu, muvafakat beyanının davacıyı bağladığı, 18.04.2013 tarihli hastane raporunda hisse devir ve temlik sözleşmesi tarihi (07.01.2010) itibariyle annenin hukuki ehliyetinin olup olmadığı tespit edilemediği, davacının işlem tarihinde annenin ehliyetsizliğini ispat külfeti altında bulunduğu ve mevcut delil durumu itibariyle bu külfeti yerine getiremediği, Bakırköy 17.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/171 E. sayılı dosyasında, davacının mirasçı sıfatıyla tasarrufu yapanın sağ olması sebebiyle tasarrufun iptali davası açmasının dava tarihinde bakılma şartlarının bulunmadığından davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet şartının bulunmaması sebebiyle reddine karar verildiği, davacıların devrin muvazaalı olarak yapıldığına ve bu nedenle geçerli olamayacağına ilişkin iddialarının menkul mal niteliğinde olan anonim şirket payları açısından kabul edilemeyeceği, hisse devir sözleşmesinin tarihi olan 07.01.2010 tarihinden dava tarihine (16.03.2015 ) kadar şirket ile ilgili her türlü işlemin gerçek devir yapılmış gibi sürdürüldüğü, muvazaayı tevsik eder tarzda yazılı belge ibraz edilmediği, davanın mahiyeti gereği tanık beyanlarının tek başına değerlendirilemeyeceği, mahkemenin 11 inci celse ara kararı ile her ne kadar muris ...'nın tedavilerini yaptığı bildirilen Prof.Dr.
...'nin dinlenilmesine karar verilmiş ise de dosyaya sunulan tıbbi evraklar ve medula sistemi kayıtları bir bütün olarak değerlendirildiğinde tanığın dinlenilmesinin dosya esasına bir katkı sağlamayacağı, hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 07.01.2010 tarihinde muris ...'nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalı ile davacı ve diğer mirasçılar arasında yapılan pay devrinin ne şekilde yapıldığının araştırmasında, tüm mirasçılar tarafından hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, tüm yasal işlemlerin yerine getirildiği, davacıların davayı ispat çerçevesinde yeterli delil ibraz edemedikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tereke temsilcisi vekili ve dahili davacı ... mirasçıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı tereke temsilcisi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının muris ... terekesi olduğunu, dolayısıyla "Davacı ... annesinin imzaladığı Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesine aynen muvafakat ederek " denmişse de, öncelikle davacı sıfatında hataya düşüldüğünü, dava dilekçesinin davalı vekiline tebliği üzerine davalı vekilinin 20.04.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde; davacı/ kısıtlı adayının vesayet altına alınması için davayı kendilerinin açtığını ancak ayırt etme gücünü kaybettiğini söylemediklerini beyan etmiş ise de 19.03.2009 tarihli vesayet davasının dava dilekçesinde; "...ilerleyen yaşı ve hastalıklar nedeniyle kendisinde oluşan akıl zayıflığı sebeplerinden ötürü, tüm bu şirketlerdeki işleri, resmi ve gayri resmi kurum ve kuruluşlarda bir takım işleri yürütememektedir.
... " yazmakta olduğunu, vesayet davasının ...'nın akıl zayıflığı iddiası ile açıldığını, bu durumun vesayet davasının dava dilekçesindeki beyan ve davalının imzası ile sabit olduğunu, Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/427 E. sayılı dosyasının;
03. 04.2009 tarihli tensip tutanağının 4. maddesinde " Davalı - mahcur adayının sağlık kurulu raporunun temini hususunda ilgili hastaneye sevkinin sağlanması, 03.04.2009 tarihinde Haydarpaşa Numune Hastanesi Başhekimliği'ne sağlık kurulu raporu alınması için müzekkere yazıldığını, bu tarihten sonra dosyada hastaneye sevk ile ilgili bir işlem olmadığını, 27.10.2009 tarihli 1. celseye ... vekili Av. ... hazır bulunmakla duruşma tutanağının 2 nou ara kararında kısıtlı adayının rapor için hastaneye sevkine, 23.02.2010 tarihli 2. celseye gelen olmadığını, duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında vasi adayının hastaneye sevk işlemlerini yerine getirmesi için şerhli tebligat çıkarılmasına, 13.09.2011 tarihli celseye gelen olmadığını, duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında kısıtlı adayının duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır bulundurulması için Emniyet'e müzekkere yazılmasına, 13.09.2011 tarihli celsede davacı ...
vekili Avukat ... hazır bulunmakla beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Davacı vekiline son defa kısıtlı adayının adresini bildirmek, İstanbul'a geldiği takdirde rapor sevk yazısını alarak rapor için başvurmak üzere 30 gün mehil verilmesine, adres bildirildiğinde derhal rapor için gerekli sevk işleminin yapılmasına", 30.11.2011 tarihinde Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yazılan sevk yazısının davacı ... vekili Avukat ... tarafından elden alındığı, 01.12.2011 tarihli celsede davacı ... vekilinin hazır olduğu, beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yazılan müzekkerenin beklenmesine", 15.05.2012 tarihli celsede davacı ...
vekili Avukat ... hazır bulunmakla beyanı üzerine duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında " Davacı vekiline kısıtlı adayına ait rapor hususunda beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmesine, beyanda bulunduktan sonra rapor alınması hususunun duruşma günü beklenmeksizin değerlendirilmesine " karar verildiğini, kısıtlı adayının 2009 yılından 2012 yılına kadar vasi tayini hususunda rapor aldırılmasının huzurdaki dava davalısı/ vesayet davası davacı ... tarafından geciktirildiğini, rapor üzerine 15.01.2013 tarihli karar ile ...'nın vesayet altına alınmasına, kendisine ...'nın vasi olarak atanmasına karar verildiğini, muris ...'nın Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı dosyasından vesayet altına alınması talepli davayı ikame edenin huzurdaki davanın davalısı ...
olduğunu, dolayısıyla aynı kişinin 07.01.2010 tarihinde davaya konu hisse devir ve temlik sözleşmelerini kısıtlı olduğunu iddia ettiği kişi ile karşılıklı olarak imzaladıklarını, bu durumda adına dava açılmış bulunan davacı murisin hak ehliyetinin bulunup bulunmadığı meselesinin ortaya çıkmakta olduğunu, davacı murisin hak ehliyetini olmadığını daha önceki bir tarihte iddia eden kişinin iyi niyetli kabul edilmesinin mümkün olmadığını, nitekim açmış olduğu vesayet davası sonucunda ...'nın vesayet altına alındığının da sabit olduğunu, Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı dosya içinde mevcut Psikiyatrist ...'ın 13.03.2009 tarihli raporunda ...'nın demansiyel süreçte olduğunun tespit edildiğini, yine aynı tarihli reçetede ilaç olarak ...
ve ... yazıldığının görüldüğünü, ...'ın, beyindeki bazı kimyasallarının etkilerini değiştirerek ruhsal bozuklukların düzeltilmesini sağlayan antipsikotik bir ilaç olduğunu, şizofreni ve ruhsal bozuklukların dengelenmesinde, bipolar bozuklukta, agresif ve yıkıcı davranış bozuklukları ve benzeri hastalıkların tedavisinde kullanıldığını, ...'nın da şizofreni, dış dünyadan kendini soyutlama, garip ve korkutan düşüncelere sahip olma, zihin karışıklıkları ve yeteneklerinin kaybı gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldığını, 2009 yılında uygulanan tedavinin ve dosya içinde mevcut hastane kayıtları ve vesayet dosyası içindeki ilaçlarına bakıldığında davacı kısıtlı/ murisin hisse devirlerinin yapıldığı tarihten önce psikosomotik rahatsızlık içinde bulunduğu ve ayırt etme gücüne sahip olmadığının sabit olduğunu, açıklanmaya çalışıldığı gibi 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre hakkında vesayet davası açılmış kişinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin başka bir araştırmaya gerek kalmaksızın yapılmamış sayılacağını, kural olarak tam ehliyetsizlerin hukuki işlemlerinin hükümsüz olduğunu, kanunun tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemlerin yapılması suretiyle 3.
kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını güttüğünü, davalı ...'nın akıl zayıflığı nedeniyle vesayet altına alınması gerektiğini bildirdiği kişi ile yaptığı hisse devir ve temlik sözleşmelerinin hükümsüz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Dahili davacı ... mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, 4 adet hisse devir sözleşmesinin yapıldığı 07.01.2010 tarihinde muris ...’nın ehliyetinin olup olmadığının tespitine ilişkin olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında; hisse devir ve temlik sözleşmesinin imzalandığı 07.01.2010 tarihinde muris ...’nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığını, davalı ile müvekkili ve diğer mirasçılar arasında yapılan pay devrine ilişkin olarak tüm mirasçıların hisse devri sözleşmesinin imzalandığı ve tüm yasal işlemlerin yerine getirildiğini, davacıların davayı ispat için yeterli delil sunmadıklarını belirterek davanın reddine karar verdiğini, mahkemenin davanın reddi yönündeki kararının, usul ve yasaya aykırı olup bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, mahkeme, her ne kadar gerekçeli kararında, “07.01.2010 tarihinde muris ...’nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı” gerekçesine dayanmakta ise de;
işbu dosya davalısı ...'nın, davacısı olduğu Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı vesayet davasında, 19.03.2009 tarihli dilekçesinde ... için “ilerleyen yaşı ve hastalıklar nedeni ile kendisinde oluşan akıl zayıflığı sebeplerinden ötürü, tüm bu şirketlerdeki işleri, resmi ve gayriresmi kurum ve kuruluşlarda bir takım işleri yürütememektedir” ifadesini bizzat kullandığını, 15.01.2013 tarihinde ise hastane raporuna binaen Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin, ...’nın vesayet altına alınmasına ve dosya davalısı ...'nın vasi olarak atanmasına karar verdiğini, bahsi geçen Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı vesayet davasının davacısı ve aynı mahkeme kararı ile ...’ya vasi olarak atanan dosya davalısı ...'nın, 07.01.2010 tarihinde davaya konu hise devir ve temlik sözleşmelerini muris ...
ile bizzat imzaladığını, yukarıdaki açıklamalar ve dava dosyalarındaki beyan ve kararların Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin gerekçesine dayanak yaptığı “07.01.2010 tarihinde muris ...’nın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı” ifadesini açıkça, resmi beyan ve belgeler ile boşa çıkarmakla birlikte dosya davalısı ...'nın da iyi niyetli davranmadığı konusunda açık ve net bir kanı oluşturduğunu, mahkemenin “davacıların davayı ispat için yeterli delil sunmadıkları” gerekçesinin de kabulünün mümkün olmadığını, bahsi geçen Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/427 E. sayılı vesayet davasındaki 2009 tarihli psikiyatrist raporunda “...’nın demansiyel süreçte olduğunun tespiti ve kendisine ...
ve ... ilaçları yazıldığı” hususunun sabit olduğunu, sonuç olarak bu dava dosyasındaki raporlara, hastane kayıtlarında ve ...'ya verilen ilaçlara bakıldığında 07.01.2010 tarihinde davaya konu hisse devir ve temlik sözleşmeleri yapılmadan önce ...'nın psikosomatik rahatsızlık içinde bulunduğu ve Ayırt Etme Gücüne sahip olmadığı hususlarının deliller ile açık ve sabit olduğunu, TBK'nın 15. maddesinin; “kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayrı etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz” şeklinde olduğunu, kural olarak tam ehliyetsizlerin hukuki işlemlerinin hükümsüz olduğunu, kanunun tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kişileri korumak kendi menfaatlerine aykırı işlemlerin yapılması sureti ile 3.
kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını güttüğünü, davalı ...'nın akıl zayıflığı nedeni ile vesayet altına alınması gerektiğini bildirdiği ve devamında vasi olarak atandığı kişi ile hisse devir ve temlik sözleşmeleri yaptığını, bu sözleşmelerin geçerli sayılmasının mümkün olmadığını, davacı muris ...’nın 07.01.2010 tarihinde davaya konu hise devir ve temlik sözleşmelerinin imzalanması sırasında ayırt etme gücüne sahip olmadığı hususunun açık olduğunu, bu sebeple de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tereke temsilcisi atanmasıyla mirasçıların davadaki sıfatlarının sona ereceği, davayı takip etme yetkisi tereke temsilcisine ait olduğu, mirasçıların davada takip yetkisinin kalmaması nedeniyle kararı istinaf etme hakları da olmadığı gerekçesi ile dahili davacı ... mirasçılarının istinaf başvurularının HMK'nın 352. maddesi uyarınca usulden reddine, tereke temsilcisinin istinaf başvurusu yönünden; davacı kısıtlı ...’nın, dava dışı ... Örme ve Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil Tic. ve San. A.Ş., ... Mensucat San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş.’deki hisselerini 07.01.2010 tarihli 4 adet hisse devir ve temlik sözleşmesi ile davalıya devrettiği, sözleşmelerde hisse bedellerinin nakden ödendiği/tahsil edildiğinin belirtildiği ve yine sözleşmelerde davacı kısıtlının, davalı dışında diğer mirasçılarının “Yukarıda belirtilen hisse devir ve temlik sözleşmesi muhteviyatını aynen kabul ve muvafakat ediyorum, bu konuda hiçbir hak ve talebim olmayacaktır" şeklinde el yazıları ile isimleri ve yanında imzalarının bulunduğu, davalı vekili tarafından örneği ibraz edilen 07.01.2010 tarihli "Makbuzdur" başlıklı belgede, ...‘nın, hisse devir sözleşmelerine konu şirketlerde annesine ait bulunan hisselerin davalı ...'ya devrine ilişkin 07.01.2010 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi çerçevesinde devir bedellerini anne ...'nın tüm çocuklar arasında bölüştürmesi sonucu payına düşen 694.600,00 TL’yi ...'dan nakden aldığının belirtildiği ve belgenin ...
adına imzalı olduğunun görüldüğü, somut uyuşmazlıkta, her ne kadar dava kısıtlı ... adına vasi ... tarafından açılmış ise de, yargılama sırasında kısıtlının vefatı ile mirasçıları davacı sıfatına haiz olduğu ve kısıtlının terekesine temsilci atandığı, dava konusu hisse devir ve temlik sözleşmelerinde, sözleşmenin tarafı olan davalı dışında kısıtlının tüm mirasçılarının hisse devir ve temlik sözleşmesine aynen muvafakat ettikleri ve hiç bir hak ve talepleri olmayacağı beyanı ile imzalarının yer aldığı, mirasçı ... adına imzalı "Makbuzdur" başlıklı belge içeriği ve kısıtlının tüm mirasçılarının davanın tarafı haline geldikleri de dikkate alındığında, kısıtlı mirasçıları tarafından hisse devir ve temlik sözleşmelerinin iptalini talep etmenin çelişkili davranış teşkil edeceği ve çelişkili davranışın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kararın gerekçesinde tereke temsilcisi vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tereke temsilcisi vekili, dahili davacı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı tereke temsilcisi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Dahili davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf taleplerinin usulden reddine dair kararının ve karar gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, terekeye temsilci atanmış olması müvekkillerin taraf sıfatını ortadan kaldırmadığı gibi, müvekkillerin hukuki menfaatinin de devam ettiğini belirterek istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hisse devir ve temlik sözleşmelerinin iptali, bu talep kabul edilmediği takdirde hisse değerinin tespiti ile devir ve temlik bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tereke temsilcisi vekili ve dahili davacı ... mirasçıları vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1070712600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz