Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11593 E. 2011/3894 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vesayet↗ fiil ehliyeti↗ kısıtlılık↗ ikrar↗ eş rızası↗ uyuşmazlık konusu↗ taraf ehliyeti↗ temerrüt faizi↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın vesayet kararının kesinleşme şerhli suretinin ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankanın hatalı ödeme yaptığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle vesayet altına alındığı ve davacının da babasına vasi atandığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, bu karardan davalı bankanın haberdar olup olmadığı ve vesayet altında bulunan davacının babasının hesaptan çektiği paradan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yukarıda yazılı olduğu şekilde davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, gerek davalı banka vekilinin cevap dilekçesinde ve gerekse davalı banka şubesinin göndermiş olduğu yazıda vasi kararının 2006 yılı Kasım ayında banka şubesine verildiği belirtilmiş olup, bu tarih itibariyle davalı bankanın hesap sahibi olan ve vesayet altına alınan davacının babası hakkındaki vesayet kararından haberdar olduğu kuşkusuzdur. Her ne kadar davalı banka vekili, vasi kararının kesinleşmiş suretinin bankaya verilmediğini savunmuş ise de, niteliği gereği bu kararın kesinleşmesi de gerekmemektedir.
TMK’nın 14. maddesinde ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti olmadığı, 16. maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiş olup, vesayet altındaki davacının babası bankadaki hesabından vasinin izni olmadan tek başına para çekmeye ehil değildir. Bu durumda, davalı banka, vesayet altında bulunan kişiye vasinin izni ve refakati olmadan ödemiş olduğu paranın tamamından sorumlu olup, mahkemece bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece davalı ... hakkında 2.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş ise de, bu davalı vesayet altında bulunan davacının babasından 5.000,00 TL borç aldığını ikrar ettiğine göre ödemeye ilişkin bir delilinin de bulunmadığı göz önüne alınarak 5.000,00 TL’ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9521 E. 2013/8513 K.
Ortak:vesayet · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaTMK’nın 14. maddesinde ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve «kısıtlıların» «fiil ehliyeti» olmadığı, 16. maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların yasal «temsilcilerinin» «rızası» olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiş olup, «vesayet» altındaki davacının babası bankadaki hesabından vasinin izni olmadan tek başına para çekmeye ehil değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «vesayet» kararının kesinleşme şerhli suretinin «ibraz» edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle «vesayet» altına alındığı ve davacının da babasına vasi atandığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu kararda4721 sayılı TMK'nın 407/... maddesi uyarınca "Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin «kısıtlanır».
Cezayı yerine getirmekle «görevli» makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine «vasi atanmak» üzere hemen yetkili «vesayet» makamına «bildirmekle yükümlüdür»." Davacı vasi ...'in ....06.2011 tarihinde ... ....
Bu durumda «vesayet» davasının sonucunun beklenip, vasiye «husumete» izin kararı almak suretiyle davacı adına davayı takip imkanı tanınmadan davanın takip edilmesi nedeniyle «açılmamış sayılma» kararı verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasi atanması · bildirim yükümlülüğü · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · infaz · yenileme · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «işlemden kaldırma» kararı verildiği tarihten itibaren ... ay içerisinde «yenilenmeyen» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece «işlemden kaldırma» kararının verildiği tarihten itibaren ... ay içerisinden «yenilenmeyen» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Cezayı yerine getirmekle «görevli» makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine «vasi atanmak» üzere hemen yetkili «vesayet» makamına «bildirmekle yükümlüdür»." Davacı vasi ...'in ....06.2011 tarihinde ... ....
Bu durumda «vesayet» davasının sonucunun beklenip, vasiye «husumete» izin kararı almak suretiyle davacı adına davayı takip imkanı tanınmadan davanın takip edilmesi nedeniyle «açılmamış sayılma» kararı verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13488 E. 2012/19189 K.
Ortak:vesayet · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaTMK’nın 14. maddesinde ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve «kısıtlıların» «fiil ehliyeti» olmadığı, 16. maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların yasal «temsilcilerinin» «rızası» olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiş olup, «vesayet» altındaki davacının babası bankadaki hesabından vasinin izni olmadan tek başına para çekmeye ehil değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «vesayet» kararının kesinleşme şerhli suretinin «ibraz» edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle «vesayet» altına alındığı ve davacının da babasına vasi atandığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · re'sen gözetilme · sözleşmenin iptali · dava şartı yokluğu · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi · muvafakat · kamu düzeni
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11593 E. , 2011/3894 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.05.2009 tarih ve 2008/1179-2009/871 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle vesayet altına alındığını, kendisinin de vasi olarak atandığını, buna ilişkin mahkeme kararının davalı bankaya verildiğini, ancak davalı bankanın vesayet altındaki babasına 6.000,00 TL ödeme yaptığını, diğer davalının ise babasının bu durumundan istifade ederek babasından parayı alarak kendi ihtiyaçları için kullandığını ileri sürerek, 6.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, vesayet altına alınma kararının kesinleşmiş şerhli suretinin ibraz edilmediğini, bu nedenle davacının babasına ait hesaba bloke konulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, vesayet altında alınan babasının bankadan çektiği parasından 5.000,00 TL borç aldığını, taksitle ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın vesayet kararının kesinleşme şerhli suretinin ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankanın hatalı ödeme yaptığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle vesayet altına alındığı ve davacının da babasına vasi atandığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, bu karardan davalı bankanın haberdar olup olmadığı ve vesayet altında bulunan davacının babasının hesaptan çektiği paradan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yukarıda yazılı olduğu şekilde davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, gerek davalı banka vekilinin cevap dilekçesinde ve gerekse davalı banka şubesinin göndermiş olduğu yazıda vasi kararının 2006 yılı Kasım ayında banka şubesine verildiği belirtilmiş olup, bu tarih itibariyle davalı bankanın hesap sahibi olan ve vesayet altına alınan davacının babası hakkındaki vesayet kararından haberdar olduğu kuşkusuzdur.
Her ne kadar davalı banka vekili, vasi kararının kesinleşmiş suretinin bankaya verilmediğini savunmuş ise de, niteliği gereği bu kararın kesinleşmesi de gerekmemektedir.
TMK’nın 14. maddesinde ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti olmadığı, 16. maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiş olup, vesayet altındaki davacının babası bankadaki hesabından vasinin izni olmadan tek başına para çekmeye ehil değildir. Bu durumda, davalı banka, vesayet altında bulunan kişiye vasinin izni ve refakati olmadan ödemiş olduğu paranın tamamından sorumlu olup, mahkemece bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece davalı ... hakkında 2.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş ise de, bu davalı vesayet altında bulunan davacının babasından 5.000,00 TL borç aldığını ikrar ettiğine göre ödemeye ilişkin bir delilinin de bulunmadığı göz önüne alınarak 5.000,00 TL’ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019066300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz