6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/12428 E. 2012/21447 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Zamanaşımı
['818/53']
Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsilat makbuzu istirdat davası sermaye piyasası kanunu tasdik kararı hile pay defteri dolandırıcılık komisyon vade kâr dağıtımı istirdat ortaklık ilişkisi kâr payı ticari defter yetki zamanaşımı ibraz kesin hüküm e-defter görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 53 · SPK · TTK — TTK 329

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin pay defterinde davacıların ortak olarak kayıtlı olmadıkları, ancak buna rağmen davacıların dayandıkları tahsilat makbuzları içeriğine göre davacıların pay senedi almak amacı ile para verdikleri, TTK’nun 329 ve 405. maddelerine göre ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığı, ayrıca hile iddiasının ise bir yıllık hak düşürücü süreden sonra ileri sürüldüğü gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Dosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, davalı şirkete ait ticari defterlerin bulunamadığından incelenemediği, ancak ibraz edilen davalı şirkete ait pay defterinin 1999

yılında tasdik edildiği 142 sayfalık defterin 36 sayfasının dolu olduğu, ortaklar arasında davacının adının bulunmadığı, davalı şirketin defterleri bulunamadığından davacının yatırdığı paranın davacı adına veya şirketin kurucu ortaklarından birisi adına girişi yapılıp yapılmadığının belirlenemediği, davalı şirkete ait muhasebe defterleri de bulunamadığından davacının dayandığı tahsil makbuzlarında belirtilen paraların defterlerde kayıtlı olup olmadığı da belirlenemediği, davacı adının pay defterinde bulunmaması nedeniyle tahsil makbuzundaki bedelin şirketin ilk ihraç ettiği hisselerin alımına ilişkin olmadığı sonucuna varıldığı, davacının dayandığı makbuzların SPK raporlarında belirtilen davalı şirket tarafından toplanan paralar için düzenlenen makbuzlar ile benzerlik arzettiği, bu nedenle davacı tarafından şirkete para yatırıldığının kabul edilebileceği, yine SPK raporlarına göre davalı şirketin para toplamak üzere bir kısım kişilere yetki verdiği, davacının dayandığı tahsilat makbuzunda tahsil eden olarak ismi görünen kişinin komisyon karşılığı şirket adına para toplamada görevlendirilen kişi olduğu belirtilmiştir.

Davalı şirket yöneticileri hakkında teşekkül oluşturmak suretiyle dolandırıcılıktan dolayı Konya 2. ACM’nin 2001/474 Esas sayılı dosyası ile açılan davada mahkemece verilen beraat kararı Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından bir kısım sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kanunu’na ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununa muhalefet amacıyla suç örgütü kurmak olarak nitelendirilerek sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, yapılan yargılama sonucunda mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bilindiği üzere BK'nun 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağı, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporuyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekmektedir.

Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.

Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek ceza dosyasındaki delillerin davacının dayandığı delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının payının yer alıp almadığının belirlenerek davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması ve davacıdan para tahsil eden kişinin davalı ile ilgisinin belirlenmesi gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.'' hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12381 E. 2012/21445 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/53'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12425 E. 2012/21446 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/53'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12449 E. 2012/21448 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/53'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15679 E. 2014/4987 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/53'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12453 E. 2012/21449 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/53'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15377 E. 2014/5008 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/53'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16027 E. 2013/15519 K.

    Ortak: · zamanaşımı ['818/53'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7128 E. 2012/13941 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/53'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/12428 E.  ,  2012/21447 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.04.2012 tarih ve 2011/207-2012/108 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.12.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ...Ş. vekili Av. ... ve davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, istenildiği an geri verileceği ve yüksek faiz vaadi ile davalıların müvekkillerinden 45.000 DM tahsil edildiğini, müvekkillerinin parasını geri almak istediklerinde davalılar tarafından ödeme yapılmadığını, davalı şirketin mevduat toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu, TTK, SPK ve BK maddelerine aykırı olduğunu, bu nedenle müvekkillerine geçerli bir hisse senedi devrinin olmadığının tesbiti ile 45.447,96 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri ayrı ayrı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin pay defterinde davacıların ortak olarak kayıtlı olmadıkları, ancak buna rağmen davacıların dayandıkları tahsilat makbuzları içeriğine göre davacıların pay senedi almak amacı ile para verdikleri, TTK’nun 329 ve 405. maddelerine göre ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığı, ayrıca hile iddiasının ise bir yıllık hak düşürücü süreden sonra ileri sürüldüğü gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Dosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, davalı şirkete ait ticari defterlerin bulunamadığından incelenemediği, ancak ibraz edilen davalı şirkete ait pay defterinin 1999

yılında tasdik edildiği 142 sayfalık defterin 36 sayfasının dolu olduğu, ortaklar arasında davacının adının bulunmadığı, davalı şirketin defterleri bulunamadığından davacının yatırdığı paranın davacı adına veya şirketin kurucu ortaklarından birisi adına girişi yapılıp yapılmadığının belirlenemediği, davalı şirkete ait muhasebe defterleri de bulunamadığından davacının dayandığı tahsil makbuzlarında belirtilen paraların defterlerde kayıtlı olup olmadığı da belirlenemediği, davacı adının pay defterinde bulunmaması nedeniyle tahsil makbuzundaki bedelin şirketin ilk ihraç ettiği hisselerin alımına ilişkin olmadığı sonucuna varıldığı, davacının dayandığı makbuzların SPK raporlarında belirtilen davalı şirket tarafından toplanan paralar için düzenlenen makbuzlar ile benzerlik arzettiği, bu nedenle davacı tarafından şirkete para yatırıldığının kabul edilebileceği, yine SPK raporlarına göre davalı şirketin para toplamak üzere bir kısım kişilere yetki verdiği, davacının dayandığı tahsilat makbuzunda tahsil eden olarak ismi görünen kişinin komisyon karşılığı şirket adına para toplamada görevlendirilen kişi olduğu belirtilmiştir.

Davalı şirket yöneticileri hakkında teşekkül oluşturmak suretiyle dolandırıcılıktan dolayı Konya 2. ACM’nin 2001/474 Esas sayılı dosyası ile açılan davada mahkemece verilen beraat kararı Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından bir kısım sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kanunu’na ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununa muhalefet amacıyla suç örgütü kurmak olarak nitelendirilerek sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, yapılan yargılama sonucunda mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bilindiği üzere BK'nun 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağı, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporuyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekmektedir.

Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.

Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek ceza dosyasındaki delillerin davacının dayandığı delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının payının yer alıp almadığının belirlenerek davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması ve davacıdan para tahsil eden kişinin davalı ile ilgisinin belirlenmesi gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10.

maddesindeki ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.'' hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1067263600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.