6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sorumluluk davası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/406 E. 2012/21285 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sorumluluk davası ibraname davanın konusu ibra şirket zararı kötü niyet tazminatı protokol kötü niyet feragat yönetim kurulu kararı temsil

Atıf yapılan mevzuat: HMK · HUMK — HUMK 39 · TTK — TTK 336TTK 341

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen sözleşme, protokol ve ibranamenin sadece taraflar arasındaki davalar için geçerli olmayıp, işbu dava için de uygulanacağı, bu durumda anılan düzenlemeler ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın sona erdiği, davacı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olan yönetim kurulu başkanının davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirketi de bağlayacağı, bu durumda davacının davalıdan hiçbir hak ve alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin ise koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı şirketin eski ortağı ve yöneticisi olan davalının yöneticilik görevini yaptığı sırada aldığı ve iade etmediği iş avansı ile yaptığı belgesiz harcamalar nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davanın açıklanan niteliğine ve istenen alacaklara göre, davalı eski yönetici aleyhine açılan işbu davanın konusu olan alacaklar ancak TTK’nun 336 ve devamı maddeleri ile 342. maddesinde düzenlenen yöneticilerin ve müdürün sorumluluğuna esas olabilecek hususlardır.Yöneticiler hakkında şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla sorumluluk davası açılabilmesi için öncelikle TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurul tarafından karar alınması gerekmektedir.Yöneticilerin ibrası veya haklarında sorumluluk davası açılmasına karar vermeye yetkili tek organ şirket genel kurulu olup, bu yetkilerin başka bir kişi veya organa devri veya genel kurul dışında başka bir kişi veya organ tarafından kullanılması mümkün değildir.Somut olayda ise davacı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından yapılan işlemlerin şirketi bağlayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de geçerli şekilde alınmış bir genel kurul kararına dayalı olmadan şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olsa bile yönetim kurulu başkanının şirket yöneticisini şirketle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı ibra etme yetkisi mevcut değildir.Bu nedenle, mahkemenin anılan gerekçesi yerinde olmadığı gibi davacı şirket hükme dayanak yapılan feragat ve ibranın bu dava ile ilgili olmadığını, bu davaya konu zararın sonradan tespit edildiğini ileri sürmüştür.Genel kurul tarafından verilen ibra kararının geçerli bir ibranın sonucunu doğurabilmesi için bile ibranın dayanağı olan bilgi, belge ve kayıtların doğru olması ve ibraya konu hususta genel kurulun doğru olarak bilgilendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde genel kurul yanlış bilgilendirilerek, yanıltılarak veya karara etkili olabilecek hususlar gizlenerek elde edilmiş bir ibra kararı dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.Bu itibarla, öncelikle mahkemece davaya devam edilebilmesi için davalı hakkında işbu davanın dayanağını oluşturan icra takibi ile davaya yönelik olarak TTK’nun 341.maddesinde öngörülen genel kurul kararının alınması ve bu karara dayalı olarak denetçiler tarafından verilecek vekaletname ile davanın yürütülmesi amacıyla davacıya HUMK’nun 39 ve 40, HMK’nun ise 54. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmesi, anılan eksiklikler giderildiği takdirde davalı hakkındaki davaya devam edilerek uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Bedellerin temerrüt faizi ile birlikte

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3998 E. 2013/5355 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7117 E. 2011/249 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ibraz süresi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/972 E. 2013/3713 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Toplantı tutanağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6496 E. 2010/2359 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sorumluluk davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2218 E. 2010/8465 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12356 E. 2010/7245 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/406 E.  ,  2012/21285 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.06.2010 tarih ve 2009/287-2010/375 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.12.2012 günü hazır bulunan davacı Şirket Temsilcisi ....ve Şirket vekili Av. ........ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette “Genel Müdür/CEO” sıfatıyla görev yapmakta iken 05.02.2008 tarihinde müvekkili şirket ile ilişiğinin kesildiğini, davalının iş akdinin feshinden sonra şirket kayıtlarında yapılan incelemelerde bir çok belgesiz harcama yaptığı ve üzerinde kalan iş avansını iade etmediğinin anlaşıldığını, müvekkilinin söz konusu alacağının tahsili amacıyla icra takibine geçtiğini ancak davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile 71.868,00 Euro karşılığı 150.204,12 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketin ortağı ve yöneticisi iken davacı ile aralarında uyuşmazlık çıktığını, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlığın 10.09.2008 tarihinde imzalanan protokol, ibraname ve hisse devir sözleşmeleri ile sona erdirildiğini, davacının bu kabul, feragat ve ibralara rağmen müvekkili aleyhine icra takibine geçmesi ve dava açmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli olup, haksız yere zenginleşmeyi hedeflediğini savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen sözleşme, protokol ve ibranamenin sadece taraflar arasındaki davalar için geçerli olmayıp, işbu dava için de uygulanacağı, bu durumda anılan düzenlemeler ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın sona erdiği, davacı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olan yönetim kurulu başkanının davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirketi de bağlayacağı, bu durumda davacının davalıdan hiçbir hak ve alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin ise koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı şirketin eski ortağı ve yöneticisi olan davalının yöneticilik görevini yaptığı sırada aldığı ve iade etmediği iş avansı ile yaptığı belgesiz harcamalar nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davanın açıklanan niteliğine ve istenen alacaklara göre, davalı eski yönetici aleyhine açılan işbu davanın konusu olan alacaklar ancak TTK’nun 336 ve devamı maddeleri ile 342. maddesinde düzenlenen yöneticilerin ve müdürün sorumluluğuna esas olabilecek hususlardır.Yöneticiler hakkında şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla sorumluluk davası açılabilmesi için öncelikle TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurul tarafından karar alınması gerekmektedir.Yöneticilerin ibrası veya haklarında sorumluluk davası açılmasına karar vermeye yetkili tek organ şirket genel kurulu olup, bu yetkilerin başka bir kişi veya organa devri veya genel kurul dışında başka bir kişi veya organ tarafından kullanılması mümkün değildir.Somut olayda ise davacı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından yapılan işlemlerin şirketi bağlayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de geçerli şekilde alınmış bir genel kurul kararına dayalı olmadan şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olsa bile yönetim kurulu başkanının şirket yöneticisini şirketle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı ibra etme yetkisi mevcut değildir.Bu nedenle, mahkemenin anılan gerekçesi yerinde olmadığı gibi davacı şirket hükme dayanak yapılan feragat ve ibranın bu dava ile ilgili olmadığını, bu davaya konu zararın sonradan tespit edildiğini ileri sürmüştür.Genel kurul tarafından verilen ibra kararının geçerli bir ibranın sonucunu doğurabilmesi için bile ibranın dayanağı olan bilgi, belge ve kayıtların doğru olması ve ibraya konu hususta genel kurulun doğru olarak bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Aksi takdirde genel kurul yanlış bilgilendirilerek, yanıltılarak veya karara etkili olabilecek hususlar gizlenerek elde edilmiş bir ibra kararı dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.Bu itibarla, öncelikle mahkemece davaya devam edilebilmesi için davalı hakkında işbu davanın dayanağını oluşturan icra takibi ile davaya yönelik olarak TTK’nun 341.maddesinde öngörülen genel kurul kararının alınması ve bu karara dayalı olarak denetçiler tarafından verilecek vekaletname ile davanın yürütülmesi amacıyla davacıya HUMK’nun 39 ve 40, HMK’nun ise 54. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmesi, anılan eksiklikler giderildiği takdirde davalı hakkındaki davaya devam edilerek uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1067248400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.