Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15694 E. 2012/20298 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sınırlı sorumluluk ilkesi↗ ikinci alacaklılar toplantısı↗ kayıt kabul davası↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ yargı yolu↗ i̇i̇k 194↗ eda davası↗ sınırlı sorumluluk↗ vekâlet ücreti↗ derdestlik↗ dolandırıcılık↗ tmsf↗ uyuşmazlık konusu↗ hukuki yarar↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ dahili dava↗ temsil↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlık konusu hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden eda davası açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya husumet yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile sınırlı sorumluluk ilkesi olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak görevlendirildiği, bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın yargı yolu yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar […]A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı TMSF vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılar TMSF ve BDDK’na yönelik tüm temyiz itirazlarının, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı TMSF vekilinin aşağıdaki (5) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın iflasına karar verildiği, ikinci alacaklar toplantısının yapıldığı (İİK.194) ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya kayıt kabul davası olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3)Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı ... A.Ş’ne yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar dahil off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalı ...’ın ise, bu bankanın yöneticisi bulunduğunu, TTK’nun 336. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı ... A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ...’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı ... yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği açıktır.
Bu durum karşısında, davalı ... ile davalı ... A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK'nun 53. maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK'nun 321/son maddeleri uyarınca ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4)Davalılardan ..., Müflis İmar Bankası A.Ş’ne BDDK tarafından el konulmasından sonra yönetim kurulu üyesi olarak, daha sonra bankanın 03.07.2003 tarihinde TMSF’ye devri üzerine TMSF tarafından yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak atanan bir kamu görevlisidir. Davalının atandığı ve görev yaptığı dönemde yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunun 24/6. maddesi ve halen yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 127/4-5. maddesi “… kurul veya fon tarafından atanan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri aleyhine görevlerinin ifası sebebiyle açılmış bulunan davalar da atamayı yapan ilgili mercii olan kurum veya fon aleyhine açılmış sayılır ve bu davalarda da husumet ilgili kuruma yöneltilir.” hükmüne haizdir. Bu itibarla mahkemece davalı ...’ın hukuki durumunun açıklanan maddeler dikkate alınarak ve bu kişi aleyhine idari yargı yoluna başvurulamayacağı da gözetilerek değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ... yönünden verilen kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5)Davalılardan TMSF vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince, mahkemece, davalılar BDDK, ... ve TMSF’ye yönelik davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Diğer davalılar hakkındaki davalar farklı gerekçelerle ret edilmiş olmasına rağmen kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalılar yararına tek vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle de davalı TMSF yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tahsil 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15205 E. 2012/13544 K.
Ortak:ikinci alacaklılar toplantısı · kayıt kabul davası · yargı yolu · i̇i̇k 194 · eda davası · derdestlik · dolandırıcılık · hukuki yarar · dava şartı · görev/görevsizlik · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden «eda davası» açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak «görevlendirildiği», bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit …
2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği, «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu ne …
A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ...’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, off shore bankası yönünden yanlızca tespit isteminde bulunulduğu, «eda davası» açma imkanının bulunduğu hallerde tespit isteminde «hukuki yarar» bulunmadığı, Müflis İmar Bankası A.Ş. hakkında açılan dava bakımından davacının ilk önce parasının «havale» edildiği off shore bankasından talepte bulunmasının zorunlu olduğu, bu davalı ve davalı ... yönünden açılan davanın zamansız (erken) açılmış bir dava niteliğinde olduğu, davalılar TMSF, BDDK ve ... aleyhine açılan ve «idari işlem» ve eylemlerden kaynaklanan davaların idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı sebebiyle reddine, müflis banka ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, off shore bankası hakkındaki tespit davasının …
2- Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği, «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılmak gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · havale
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, off shore bankası yönünden yanlızca tespit isteminde bulunulduğu, «eda davası» açma imkanının bulunduğu hallerde tespit isteminde «hukuki yarar» bulunmadığı, Müflis İmar Bankası A.Ş. hakkında açılan dava bakımından davacının ilk önce parasının «havale» edildiği off shore bankasından talepte bulunmasının zorunlu olduğu, bu davalı ve davalı ... yönünden açılan davanın zamansız (erken) açılmış bir dava niteliğinde olduğu, davalılar TMSF, BDDK ve ... aleyhine açılan ve «idari işlem» ve eylemlerden kaynaklanan davaların idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı sebebiyle reddine, müflis banka ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, off shore bankası hakkındaki tespit davasının …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2511 E. 2012/11354 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · ikinci alacaklılar toplantısı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · kayıt kabul davası · i̇i̇k 194 · eda davası · sınırlı sorumluluk · derdestlik · dava şartı · görev/görevsizlik · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden «eda davası» açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak «görevlendirildiği», bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit …
2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği, «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu ne …
Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın «derdest» olduğunu bildirmiştir.
Benzer bu kararda… i olduğu ve işlemleri denetlemenin mahkemenin görevi dışında kaldığı, davalı ...’nin ise bankaya el koymakla beraber ayrı bir yönetim atadığı ve daha sonra bankanın «iflas» ettiği anlaşılmakla ...’ye «husumet» yöneltilemeyeceği, müflis İmar Bankası A.Ş ile ... ve ... hakkında açılan davaların da banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle şirkete husumet yöneltilmesi gerektiği bunun yanında banka aleyhine açılan davanın ise öncelikle alacağın Off Shorre’den tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya husumet yöneltilmesi gerektiği, ayrıca davacının dava dilekçesinin sonuç kısmının 1. ve 2. maddesindeki hususların tek başına «tespit davası» olarak ileri sürülmesinin olanaklı olmadığı, açılacak bir «eda davası» ile ileri sürülebilecek konular olduğu gerekçesiyle Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu hakkında açılan davada mahkemenin «görevsizliğine» ... hakkında davanın husumet nedeniyle reddine, müflis T.İmar Bankası T.A.Ş., ..., ... hakkında açılan davanın ise erken açılmış dava olması nedeniyle reddine, Off …
2- Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği ve «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılmak gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın «derdest» olduğunu bildirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tespit davası · görevsizlik kararı
Benzer bu kararda… i olduğu ve işlemleri denetlemenin mahkemenin görevi dışında kaldığı, davalı ...’nin ise bankaya el koymakla beraber ayrı bir yönetim atadığı ve daha sonra bankanın «iflas» ettiği anlaşılmakla ...’ye «husumet» yöneltilemeyeceği, müflis İmar Bankası A.Ş ile ... ve ... hakkında açılan davaların da banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle şirkete husumet yöneltilmesi gerektiği bunun yanında banka aleyhine açılan davanın ise öncelikle alacağın Off Shorre’den tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya husumet yöneltilmesi gerektiği, ayrıca davacının dava dilekçesinin sonuç kısmının 1. ve 2. maddesindeki hususların tek başına «tespit davası» olarak ileri sürülmesinin olanaklı olmadığı, açılacak bir «eda davası» ile ileri sürülebilecek konular olduğu gerekçesiyle Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu hakkında açılan davada mahkemenin «görevsizliğine» ... hakkında davanın husumet nedeniyle reddine, müflis T.İmar Bankası T.A.Ş., ..., ... hakkında açılan davanın ise erken açılmış dava olması nedeniyle reddine, Off …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14762 E. 2012/2624 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · eda davası · derdestlik · dolandırıcılık · iflas · yönetim kurulu kararı · dahili dava · husumet · dava şartı · görev/görevsizlik · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden «eda davası» açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak «görevlendirildiği», bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit …
… ürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunun 24/6. maddesi ve halen yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 127/4-5. maddesi “… kurul veya fon tarafından atanan «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri aleyhine görevlerinin ifası sebebiyle açılmış bulunan davalar da atamayı yapan ilgili mercii olan kurum veya fon aleyhine açılmış sayılır ve bu davalarda da «husumet» ilgili kuruma yöneltilir.” hükmüne haizdir.
2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği, «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu ne …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile sınırlılık ilkesi ve öncelikle şirkete «husumet» yöneltilmesi gerektiği, banka aleyhine açılan davanın ise öncelikle alacağın Off Shorre’den tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya husumet yöneltilmesi gerektiği, dava dilekçesinin sonuç kısmının 1 ve 2. maddesindeki taleplerin tek başına «tespit davası» olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, açılacak bir «eda davası» ile ileri sürülebilecek hususlar olduğu gerekçesi ile BDDK hakkında açılan davanın mahiyeti ve sıfatı dikkate alınarak mahkememinin «görevsizliğine», TMSF hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Müflis İmar Bankası A.Ş, ... ve ... hakkında açılan davanın erken açılmış dava olması nedeniyle reddine, d …
… ürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunun 24/6. maddesi ve halen yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 127/4-5. maddesi “… kurul veya fon tarafından atanan «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri aleyhine görevlerinin ifası sebebiyle açılmış bulunan davalar da atamayı yapan ilgili mercii olan kurum veya fon aleyhine açılmış sayılır ve bu davalarda da «husumet» ilgili kuruma yöneltilir.” hükmüne haizdir.
A.Ş’ye yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar «dahil» off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflas masası · tespit davası · hak düşürücü süre · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile sınırlılık ilkesi ve öncelikle şirkete «husumet» yöneltilmesi gerektiği, banka aleyhine açılan davanın ise öncelikle alacağın Off Shorre’den tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya husumet yöneltilmesi gerektiği, dava dilekçesinin sonuç kısmının 1 ve 2. maddesindeki taleplerin tek başına «tespit davası» olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, açılacak bir «eda davası» ile ileri sürülebilecek hususlar olduğu gerekçesi ile BDDK hakkında açılan davanın mahiyeti ve sıfatı dikkate alınarak mahkememinin «görevsizliğine», TMSF hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Müflis İmar Bankası A.Ş, ... ve ... hakkında açılan davanın erken açılmış dava olması nedeniyle reddine, d …
İflas İdaresi vekilinin temyiz itirazlarına gelince; İİK.235.maddesi uyarınca davacının davadan önce «iflas» masasına başvurduğu, «iflas masanın» talebi reddettiği ve işbu davanın İİK.
235. maddesinde öngörülen 15 günlük «hak düşürücü sürede» açılmadığı anlaşıldığından bu davalı aleyhine açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmek gerekirken, bu davalı aleyhine açılan davanın erken olduğu gerekçesiyle reddi doğru olmamış Müflis İmar Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın Müflis İmar Bankası A.Ş. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ./...
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15970 E. 2012/14711 K.
Ortak:ikinci alacaklılar toplantısı · kayıt kabul davası · yargı yolu · i̇i̇k 194 · eda davası · derdestlik · dolandırıcılık · hukuki yarar · dava şartı · görev/görevsizlik · Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden «eda davası» açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak «görevlendirildiği», bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit …
2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği, «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu ne …
A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ...’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Benzer bu kararda2-Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği ve «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılmak gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının İmar Bankası Off Shore Limited talebi yönünden, «eda davası» açma imkanı bulunduğu hallerde tespit istemekte «hukuki yararının» bulunmadığı, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.
Yönünden davacının ilk önce paranın «havale» edildiği İmar Bankası Off Shore Limited'e başvurmadan, o banka adına işlem yaptığı savunan bu davalı aleyhine dava açılmasının ve böyle bir davanın bu aşamada dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... yönünden, davalının 4389 sayılı Kanun'un 24/6-3 maddesi gereğince atanmış olmasından dolayı bu kişilerin idari işlemlere dayalı olarak «görevlendirildiği» ve kendisine de bu nedenle talep yöneltildiğinden bu davalı yönünden idari yargının görevli olacağı, davalı ... yönünden İmar Bankası kurucu hissedarlarından olup, banka «tüzel kişiliğinin» de TMSF tarafından el konulması ve davalıya karşı bankadan kaynaklanan alacak taleplerinin müflis banka yönünden verilen aynı gerekçe ile zamansız açılmış dava niteliği taşıdığı, davalı TMSF ve BDDK yönünden bu kurulların idari eylem ve işlemlerinin hukuka uygun yürütülüp, yürütülmediğinin, işlemlerin uygulanmasında zarar doğup doğmadığının tespit edileceği makam adli yargı değil, idari yargı olacağı gerekçesiyle davalı TMSF, BDDK ve ... hakkında açtığı davasının «yargı yolu» yanlışlığı nedeni ile reddine, davalı ...A.Ş. ve ... hakkındaki davanın zamansız açılmış olması nedeni ile reddine, davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik · havale
Benzer bu karardaYönünden davacının ilk önce paranın «havale» edildiği İmar Bankası Off Shore Limited'e başvurmadan, o banka adına işlem yaptığı savunan bu davalı aleyhine dava açılmasının ve böyle bir davanın bu aşamada dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... yönünden, davalının 4389 sayılı Kanun'un 24/6-3 maddesi gereğince atanmış olmasından dolayı bu kişilerin idari işlemlere dayalı olarak «görevlendirildiği» ve kendisine de bu nedenle talep yöneltildiğinden bu davalı yönünden idari yargının görevli olacağı, davalı ... yönünden İmar Bankası kurucu hissedarlarından olup, banka «tüzel kişiliğinin» de TMSF tarafından el konulması ve davalıya karşı bankadan kaynaklanan alacak taleplerinin müflis banka yönünden verilen aynı gerekçe ile zamansız açılmış dava niteliği taşıdığı, davalı TMSF ve BDDK yönünden bu kurulların idari eylem ve işlemlerinin hukuka uygun yürütülüp, yürütülmediğinin, işlemlerin uygulanmasında zarar doğup doğmadığının tespit edileceği makam adli yargı değil, idari yargı olacağı gerekçesiyle davalı TMSF, BDDK ve ... hakkında açtığı davasının «yargı yolu» yanlışlığı nedeni ile reddine, davalı ...A.Ş. ve ... hakkındaki davanın zamansız açılmış olması nedeni ile reddine, davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10861 E. 2012/2353 K.
Ortak:kayıt kabul davası · derdestlik · dolandırıcılık · uyuşmazlık konusu · iflas · dahili dava · i̇i̇k 72/son · görev/görevsizlik · Tahsil
İncelediğiniz kararda2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği, «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu ne …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden «eda davası» açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak «görevlendirildiği», bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit …
A.Ş’ne yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar «dahil» off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müve …
Benzer bu karardaİmar Bankası A.Ş’nin «iflasına» karar verildiği, davacının alacak kayıt isteminin kabul edilmediği, hakkındaki bu davanın «kayıt kabul davası» olarak görüleceği de dikkate alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ...-shore bankası nezdinde açıldığı, bu davalının aczi halinde diğer davalı banka ve sorumlularına karşı başvurulabileceği, anılan davalılara karşı davanın zamansız açıldığı, diğer davalılara karşı açılan davanın alınan idari kararlara dayandığı, bu kararların mahkemece tartışılamayacağı, uyuşmazlığın idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu, off-shore şirketinin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle 100.000 YTL’nin bu davalıdan tahsiline, davalı BDDK ve ... hakkındaki davanın «görevsizlik» nedeniyle, diğer davalılar hakkındaki davanın ise, zamansız açıldığından reddine karar verilmiştir.
… , müvekkilinin parasını gerçekte davalı T.İmar Bankası A.Ş’ye yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar «dahil» off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, dava …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ...-shore bankası nezdinde açıldığı, bu davalının aczi halinde diğer davalı banka ve sorumlularına karşı başvurulabileceği, anılan davalılara karşı davanın zamansız açıldığı, diğer davalılara karşı açılan davanın alınan idari kararlara dayandığı, bu kararların mahkemece tartışılamayacağı, uyuşmazlığın idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu, off-shore şirketinin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle 100.000 YTL’nin bu davalıdan tahsiline, davalı BDDK ve ... hakkındaki davanın «görevsizlik» nedeniyle, diğer davalılar hakkındaki davanın ise, zamansız açıldığından reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4829 E. 2013/14620 K.
Ortak:yargı yolu · hukuki yarar · iflas · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden «eda davası» açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak «görevlendirildiği», bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit …
2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği, «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu ne …
5)Davalılardan TMSF vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince, mahkemece, davalılar BDDK, ... ve TMSF’ye yönelik davanın «yargı yolu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, davalılar Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkındaki davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ...
Bankası Off Shore Limited hakkında tespit davasının «hukuki yarar» yokluğu nedeni ile reddine dair verilen kararın davacı vekili ile davalı ...
A.Ş. «iflas idaresi» vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflas idaresi
Benzer bu karardaA.Ş. «iflas idaresi» vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7957 E. 2013/12141 K.
Ortak:yargı yolu · eda davası · hukuki yarar · iflas · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden «eda davası» açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile «sınırlı sorumluluk ilkesi» olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak «görevlendirildiği», bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit …
2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği, «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu ne …
5)Davalılardan TMSF vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince, mahkemece, davalılar BDDK, ... ve TMSF’ye yönelik davanın «yargı yolu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, ... shore bankası yönünden yalnızca tespit isteminde bulunulduğu, «eda davası» açma imkanının bulunduğu hallerde tespit isteminde «hukuki yarar» bulunmadığı, ......
Bankası A.Ş. hakkında açılan dava bakımından davacının ilk önce parasının «havale» edildiği off shore bankasından talepte bulunmasının zorunlu olduğu, bu davalı ... davalı ... yönünden açılan davanın zamansız (erken) açılmış bir dava niteliğinde olduğu, davalılar TMSF, BDDK ve ... aleyhine açılan ve «idari işlem» ve eylemlerden kaynaklanan davaların idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı sebebiyle reddine, müflis banka ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, off shore bankası hakkındaki tespit davasının «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine dair tesis edilen karar, davacı vekili ile davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · havale
Benzer bu karardaBankası A.Ş. hakkında açılan dava bakımından davacının ilk önce parasının «havale» edildiği off shore bankasından talepte bulunmasının zorunlu olduğu, bu davalı ... davalı ... yönünden açılan davanın zamansız (erken) açılmış bir dava niteliğinde olduğu, davalılar TMSF, BDDK ve ... aleyhine açılan ve «idari işlem» ve eylemlerden kaynaklanan davaların idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı sebebiyle reddine, müflis banka ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, off shore bankası hakkındaki tespit davasının «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine dair tesis edilen karar, davacı vekili ile davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15694 E. , 2012/20298 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.12.2009 tarih ve 2008/359-2009/720 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı ...A.Ş. vekili ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tasarruflarını davalı ... Bankası A.Ş’de açtığı hesaba yatırdığını, ...’e hesap açıldığını bilmediğini, bankanın davalı TMSF’ye devredildiğini, ancak parasının kendisine geri ödenmediğini, davalı yöneticiler ... ve ...’ın sorumluluğunun bulunduğunu, davalı BDDK’nın davalı ... Bankası A.Ş’yi gereği gibi denetleyemediğini, davalı TMSF’nin de hesapları sigorta eden kurum olarak sorumluluğunun olduğunu ileri sürerek, 55.415,29 TL’nın avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı BDDK vekili, kurum aleyhine açılacak davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, müvekkilinin Bankalar Yasası’ndan kaynaklanan yetkileri gereğince İmar Bankası’na el koyduğunu, idari işlem nedeniyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, kendisinin bankaya BDDK tarafından yasa gereği yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, daha sonra genel müdürlük ve yönetim kurulu üyeliğine getirildiğini, 4389 sayılı Bankalar Yasası’nın değişik 24/6 md. gereğince BDDK tarafından atanan görevlilere husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Türk İmar […]A.Ş iflas idaresi vekili, müvekkilinin iflasına karar verildiğini, davacının iflas masasına alacağı için kayıt başvurusunda bulunması gerektiğini, hesabın açıldığı İmar Bankası Off Shore’nin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu ve husumetin ona yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlık konusu hesabın davacının iradesiyle davalı ... bankası nezdinde açıldığı, davacının davalı ... bankası yönünden eda davası açması gerekirken tespit isteminde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığı, davalı banka aleyhine açılan davada ise öncelikle alacağın Off Shore’dan tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya husumet yöneltilmesi gerektiği, davalı ... hakkındaki açılan davada banka ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile sınırlı sorumluluk ilkesi olduğunu ve öncelikle Off Shore şirketine husumetin yöneltilmesi gerektiği, davalılar BDDK ve TMSF’nin işlemlerinin idari kararlara dayandığı, davalı ...’ın ise bu kurumlarca idari işlemlere dayanılarak görevlendirildiği, bu davalılar yönünden uyuşmazlığa idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle, davalılar TMSF, BDDK ve ...
hakkında açılan davanın yargı yolu yanlışlığı nedeniyle reddine, Müflis Türkiye İmar […]A.Ş. ve ... hakkında açılan davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ... açılan tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı TMSF vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılar TMSF ve BDDK’na yönelik tüm temyiz itirazlarının, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı TMSF vekilinin aşağıdaki (5) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın iflasına karar verildiği, ikinci alacaklar toplantısının yapıldığı (İİK.194) ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davalı ... hakkındaki davaya kayıt kabul davası olarak bakılarak bu davalı aleyhine açılan davanın esası ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3)Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı ... A.Ş’ne yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar dahil off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalı ...’ın ise, bu bankanın yöneticisi bulunduğunu, TTK’nun 336. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı ... A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ...’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı ... yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği açıktır.
Bu durum karşısında, davalı ... ile davalı ... A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK'nun 53. maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK'nun 321/son maddeleri uyarınca ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4)Davalılardan ..., Müflis İmar Bankası A.Ş’ne BDDK tarafından el konulmasından sonra yönetim kurulu üyesi olarak, daha sonra bankanın 03.07.2003 tarihinde TMSF’ye devri üzerine TMSF tarafından yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak atanan bir kamu görevlisidir. Davalının atandığı ve görev yaptığı dönemde yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunun 24/6. maddesi ve halen yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 127/4-5. maddesi “… kurul veya fon tarafından atanan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri aleyhine görevlerinin ifası sebebiyle açılmış bulunan davalar da atamayı yapan ilgili mercii olan kurum veya fon aleyhine açılmış sayılır ve bu davalarda da husumet ilgili kuruma yöneltilir.” hükmüne haizdir.
Bu itibarla mahkemece davalı ...’ın hukuki durumunun açıklanan maddeler dikkate alınarak ve bu kişi aleyhine idari yargı yoluna başvurulamayacağı da gözetilerek değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ... yönünden verilen kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5)Davalılardan TMSF vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince, mahkemece, davalılar BDDK, ... ve TMSF’ye yönelik davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Diğer davalılar hakkındaki davalar farklı gerekçelerle ret edilmiş olmasına rağmen kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalılar yararına tek vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle de davalı TMSF yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılar TMSF ve BDDK'ya yönelik tüm temyiz itirazları, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Müflis İmar Bankası A.Ş. yönünden yaptığı temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... yönünden yaptığı temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ... yönünden yaptığı temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına, (5) nolu bentte açıklanan nedenle mümeyyiz davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı TMSF yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066580100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz