Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13895 E. 2012/17891 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iade davası↗ ihbar tazminatı↗ kıdem tazminatı↗ muvazaa↗ rücu↗ ihbar↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Ankara İş Mahkemeleri'ne açılan işe iade davalarının yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin davacı şirket ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, aksine ilişkinin muvaazalı olduğu kabul edilerek dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı şirketin işçisi olarak kabul edildiği, ayrıca bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu sebeple muvazaalı olduğu kesinleşen bir işlemin sonradan bir hakka dayanak oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı, yani davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu belirlenen işleme dayanarak rücu talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Davalının 2003-2004 yılları arasında davacıya ait işyerinde aşçılık, garsonluk ve temizlik hizmetleri işini alarak alt işveren olarak dava dışı işçileri çalıştırmış olduğu, daha sonra bu işçilerin işlerine son verilmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Mahkemece, dava dışı işçiler tarafından Ankara İş Mahkemelerinde açılan işe iade davalarında, davacı Botaş ile davalı arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı Botaş’ın işçisi olarak kabul edildiği, kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu tespit edilen işleme dayanılarak rücu talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı ve davalı arasında imzalanan Hizmet Alımları Tip Sözleşmesinin 37. maddesi 1. bendine göre, işçiyi işe alma ve çıkarma dahil İş Kanunu ve diğer yasal mevzuata uygun her türlü işlemlerde yüklenici firmanın yetkili ve sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. bendinde, iş süresi ve sonunda işçinin talep edeceği her türlü hak, tazminat ve alacaklara ilişkin tüm sorumluluğun yüklenici davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı Botaş’ı işveren konumundan çıkarmak için yapılan muvazaa, taraflar arasında sözleşme hükümlerinin uygulanmasında, davacının rücu talebini engelleyici bir etkiye sahip değildir. Bu itibarla, mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13893 E. 2012/21200 K.
Ortak:iade davası · ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · muvazaa · rücu · ihbar · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Ankara İş Mahkemeleri'ne açılan işe «iade davalarının» yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin davacı şirket ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, aksine ilişkinin muvaazalı olduğu kabul edilerek dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı şirketin işçisi olarak kabul edildiği, ayrıca bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu sebeple «muvazaalı» olduğu kesinleşen bir işlemin sonradan bir hakka dayanak oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı, yani davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu belirlenen işleme dayanarak «rücu» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları» ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara İş Mahkemelerine açılan işe «iade davalarının» yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin Botaş A.Ş ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren – alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, aksine ilişkinin «muvazaalı» olduğunu bildirdikleri, dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren Botaş A.Ş. işçisi olarak kabul edildiği, bu sebeple muvazaalı olduğu kesinleşe …
Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları» ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13894 E. 2012/17398 K.
Ortak:iade davası · kıdem tazminatı · muvazaa · ihbar
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Ankara İş Mahkemeleri'ne açılan işe «iade davalarının» yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin davacı şirket ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, aksine ilişkinin muvaazalı olduğu kabul edilerek dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı şirketin işçisi olarak kabul edildiği, ayrıca bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu sebeple «muvazaalı» olduğu kesinleşen bir işlemin sonradan bir hakka dayanak oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı, yani davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu belirlenen işleme dayanarak «rücu» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları» ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, Ankara İş Mahkemelerine açılan işe «iade davalarının» yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin davacı ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren–alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, ilişkinin «muvazaalı» olduğunu kabul ederek dava açan işçileri çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacının işçisi olarak kabul ettikleri, ayrıca verilen bu kararların Yargıtay'ın …
Tacir olan tarafların imzaladıkları sözleşme ile işçilere ödenecek «ihbar» ve «kıdem tazminatlarından» davalının sorumlu olacağı öngörüldüğüne göre, mahkemece «tacirler» arasında imzalanan bu sözleşmenin geçerli olduğu, dava dışı işçi ile davacı arasında öngörülen davadaki gerekçenin bu davada ret gerekçesi olamayacağı gözetilmeden davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet alım sözleşmesi · tacir
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «hizmet alım sözleşmesinden» kaynaklanmaktadır.
Tacir olan tarafların imzaladıkları sözleşme ile işçilere ödenecek «ihbar» ve «kıdem tazminatlarından» davalının sorumlu olacağı öngörüldüğüne göre, mahkemece «tacirler» arasında imzalanan bu sözleşmenin geçerli olduğu, dava dışı işçi ile davacı arasında öngörülen davadaki gerekçenin bu davada ret gerekçesi olamayacağı gözetilmeden davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17176 E. 2013/15147 K.
Ortak:rücu · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Ankara İş Mahkemeleri'ne açılan işe «iade davalarının» yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin davacı şirket ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, aksine ilişkinin muvaazalı olduğu kabul edilerek dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı şirketin işçisi olarak kabul edildiği, ayrıca bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu sebeple «muvazaalı» olduğu kesinleşen bir işlemin sonradan bir hakka dayanak oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı, yani davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu belirlenen işleme dayanarak «rücu» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava dışı işçiler tarafından Ankara İş Mahkemelerinde açılan işe iade davalarında, davacı Botaş ile davalı arasındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğu ve dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı Botaş’ın işçisi olarak kabul edildiği, kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu tespit edilen işleme dayanılarak «rücu» talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacı Botaş’ı işveren konumundan çıkarmak için yapılan «muvazaa», taraflar arasında sözleşme hükümlerinin uygulanmasında, davacının «rücu» talebini engelleyici bir etkiye sahip değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafça «rücu» istenen alacağın, işçinin işin ifası nedeniyle doğmuş bulunan alacakları değil, işçilerin iş akitlerinin Botaş tarafından İş Kanunu'na aykırı şekilde feshedilmiş olması ve Botaş A.Ş'deki işe iadelerinin sağlanmaması nedeniyle doğmuş olan alacakları olup, iş mahkemesince davalının işveren sıfatının bulunmadığı belirtilerek, sadece Botaş işveren kabul edilerek ve işe iade yükümlülüğü Botaş'a yüklenerek hüküm tesis edildiği, bu kararın gereğini «ifa» edecek olan muhatabın Botaş olması sebebiyle, işe iade taleplerini reddederek, işe başlatmayan davacı Botaş'ın bu nedenle ortaya çıkan ve işçilere ödemek zorunda k …
Bu durumda, davacı ve davalı arasında akdedilen Hizmet Alımları Tip Sözleşmesinin «işçilik alacaklarına» ilişkin «rücu» hükümleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçilik alacakları · yargılama giderleri · hizmet sözleşmesi · ifa · geçersizlik · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen işe başlatmama tazminatları, sigorta primleri ile icra takibi sonucu ödenen «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafça «rücu» istenen alacağın, işçinin işin ifası nedeniyle doğmuş bulunan alacakları değil, işçilerin iş akitlerinin Botaş tarafından İş Kanunu'na aykırı şekilde feshedilmiş olması ve Botaş A.Ş'deki işe iadelerinin sağlanmaması nedeniyle doğmuş olan alacakları olup, iş mahkemesince davalının işveren sıfatının bulunmadığı belirtilerek, sadece Botaş işveren kabul edilerek ve işe iade yükümlülüğü Botaş'a yüklenerek hüküm tesis edildiği, bu kararın gereğini «ifa» edecek olan muhatabın Botaş olması sebebiyle, işe iade taleplerini reddederek, işe başlatmayan davacı Botaş'ın bu nedenle ortaya çıkan ve işçilere ödemek zorunda k …
Ancak, dava dışı işçilerle «hizmet sözleşmesini» yapan taraf davalı Cerit Güvenlik ve Sosyal Hizmetleri Ltd.
İş Mahkemesi'nde açtıkları işe iade davalarında da “davalı işveren Cerit Güvenlik ve Sosyal Hizmetleri tarafından yapılan feshin «geçersizliğine» ve davacının BOTAŞ A.Ş'ye işe iadesine...” şeklinde taraflar aleyhine hüküm kurulmuştur.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15167 E. 2011/7651 K.
Ortak:kıdem tazminatı · ihbar · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaDava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları» ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Davalının 2003-2004 yılları arasında davacıya ait işyerinde aşçılık, garsonluk ve temizlik hizmetleri işini alarak alt işveren olarak dava dışı işçileri çalıştırmış olduğu, daha sonra bu işçilerin işlerine «son» verilmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Benzer bu karardaDava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Davalıların 01.02.1998 - 10.03.1999 tarihleri arasında davacıya ait işyerinde temizlik işini alarak alt işveren olarak dava dışı işçileri çalıştırmış olduğu, daha sonra bu işçilerin işlerine «son» verilmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Bu durumda davalının çalıştırdığı işçilere davacı tarafından ödenen «ihbar», kıdem ve yıllık ücretli izin tazminatından davalıların kendi çalıştırdığı süreye isabet eden kısım ile bu kısma isabet eden «yargılama giderlerinden» davacı ile aralarında akdettikleri sözleşme uyarınca sorumlu olduğu nazara alınarak davalıların sorumlu olduğu ihbar, kıdem ve yıllık ücretli izin tazminatı tutarı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibra · yargılama giderleri · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, işçilerin davacıyı «ibra» ettikleri meblağ kadar davalıların sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 27.200,81 TL'nın ödeme tarihi olan 20.11.2006 tarihinden itibaren «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda davalının çalıştırdığı işçilere davacı tarafından ödenen «ihbar», kıdem ve yıllık ücretli izin tazminatından davalıların kendi çalıştırdığı süreye isabet eden kısım ile bu kısma isabet eden «yargılama giderlerinden» davacı ile aralarında akdettikleri sözleşme uyarınca sorumlu olduğu nazara alınarak davalıların sorumlu olduğu ihbar, kıdem ve yıllık ücretli izin tazminatı tutarı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1514 E. 2013/18860 K.
Ortak:muvazaa · rücu · ihbar
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Ankara İş Mahkemeleri'ne açılan işe «iade davalarının» yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin davacı şirket ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, aksine ilişkinin muvaazalı olduğu kabul edilerek dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı şirketin işçisi olarak kabul edildiği, ayrıca bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu sebeple «muvazaalı» olduğu kesinleşen bir işlemin sonradan bir hakka dayanak oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı, yani davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu belirlenen işleme dayanarak «rücu» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava dışı işçiler tarafından Ankara İş Mahkemelerinde açılan işe iade davalarında, davacı Botaş ile davalı arasındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğu ve dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı Botaş’ın işçisi olarak kabul edildiği, kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu tespit edilen işleme dayanılarak «rücu» talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacı Botaş’ı işveren konumundan çıkarmak için yapılan «muvazaa», taraflar arasında sözleşme hükümlerinin uygulanmasında, davacının «rücu» talebini engelleyici bir etkiye sahip değildir.
Benzer bu karardaDavacıyı işveren konumundan çıkarmak için yapılan «muvazaa», taraflar arasında sözleşme hükümlerinin uygulanmasında, davacının «rücu» talebini engelleyici bir etkiye sahip değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, iş mahkemelerinde davacının İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asıl işveren olarak nitelendirildiği, davalılar arasında «organik bağ» bulunduğu ve ihalenin «muvazaalı» olarak yapıldığının kabul edilerek, davalı...
Teknik Ltd. yönünden davanın «husumetten» reddedildiği, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanarak hak iddia edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · rücuan tazminat · kötüniyet tazminatı · tazminat davası · hizmet sözleşmesi · kötüniyet · husumet
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» dosyada bulunmamakla beraber, bilirkişi raporunda idari şartnamenin 14/3. maddesinde «ihbar», kıdem, «kötüniyet tazminatı» ve benzeri tüm yasal yükümlülüklerin yükleniciye ait olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, iş mahkemelerinde davacının İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asıl işveren olarak nitelendirildiği, davalılar arasında «organik bağ» bulunduğu ve ihalenin «muvazaalı» olarak yapıldığının kabul edilerek, davalı...
Teknik Ltd. yönünden davanın «husumetten» reddedildiği, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanarak hak iddia edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, hizmet sözleymesinden kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece, İş Mahkemesinde İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca davacının asıl işveren olarak nitelendirildiği, ihalenin «muvazaalı» olduğu, kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak iddia edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13264 E. 2011/5762 K.
Ortak:kıdem tazminatı · ihbar · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaDava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları» ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Davalının 2003-2004 yılları arasında davacıya ait işyerinde aşçılık, garsonluk ve temizlik hizmetleri işini alarak alt işveren olarak dava dışı işçileri çalıştırmış olduğu, daha sonra bu işçilerin işlerine «son» verilmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Benzer bu karardaDava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Davalıların 01.07.1994-30.08.1995 tarihleri arasında davacıya ait işyerinde temizlik işini alarak alt işveren olarak dava dışı işçileri çalıştırmış olduğu, daha sonra bu işçilerin işlerine «son» verilmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Bu durumda davalıların çalıştırdığı işçilere davacı tarafından ödenen «ihbar», kıdem ve yıllık ücretli izin tazminatından davalıların kendi çalıştırdığı süreye isabet eden kısım ile bu kısma isabet eden «yargılama giderlerinden» davacı ile aralarında akdettikleri sözleşme uyarınca sorumlu olduğu nazara alınarak davalıların sorumlu olduğu ihbar, kıdem ve yıllık ücretli izin tazminatı tutarı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibra · yargılama giderleri · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, işçilerin davacıyı «ibra» ettikleri meblağ kadar davalıların sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.552,73 TL'nın ödeme tarihi olan 20.11.2006 tarihinden itibaren «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda davalıların çalıştırdığı işçilere davacı tarafından ödenen «ihbar», kıdem ve yıllık ücretli izin tazminatından davalıların kendi çalıştırdığı süreye isabet eden kısım ile bu kısma isabet eden «yargılama giderlerinden» davacı ile aralarında akdettikleri sözleşme uyarınca sorumlu olduğu nazara alınarak davalıların sorumlu olduğu ihbar, kıdem ve yıllık ücretli izin tazminatı tutarı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10535 E. 2014/1298 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · rücu · ihbar · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları» ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Ankara İş Mahkemeleri'ne açılan işe «iade davalarının» yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin davacı şirket ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, aksine ilişkinin muvaazalı olduğu kabul edilerek dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı şirketin işçisi olarak kabul edildiği, ayrıca bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu sebeple «muvazaalı» olduğu kesinleşen bir işlemin sonradan bir hakka dayanak oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı, yani davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu belirlenen işleme dayanarak «rücu» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… a, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacıya 25 işçisi vasıtasıyla temizlik hizmeti verdiği, bu işçilerin davacıya karşı «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı» ve yıllık ücretli izin alacağı için iş mahkemesinde dava açtıkları, bu davaların kabul edilerek kesinleştiği, davacının icra kanalıyla ödeme yaptığı, davalının ödemelerin tamamından sorumlu bulunduğu, cezaevi harcından alacaklının sorumlu olduğu, «rücu» edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yıllık ücretli izin hakkından «son» alt işverenin sorumlu olmasının gerekmesine, dava dışı işçilere «ihbar tazminatı» ödenmesine davalının sebep olmasına, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin hakkı alacağının tamamından sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, d …
2- Dava, asıl işveren sıfatıyla işçiye ödenen «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı» ve yıllık ücretli izin hakkı alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rucuan tahsiline ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaDava dışı işçilerin, asıl işveren sıfatıyla davacı aleyhine açtıkları işçilik haklarına ilişkin davaların kabul edildiği, davacı asıl işverenin icra takibi sonucu ödeme yaptığı, «son» işveren davalıdan rücuan tahsili yönünde işbu davayı açtığı hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3741 E. 2013/5047 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · ihbar · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları» ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
Davalının 2003-2004 yılları arasında davacıya ait işyerinde aşçılık, garsonluk ve temizlik hizmetleri işini alarak alt işveren olarak dava dışı işçileri çalıştırmış olduğu, daha sonra bu işçilerin işlerine «son» verilmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Benzer bu kararda… diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, iş akdi feshedilen işçilere davacı tarafından mahkeme kararına dayalı olarak ödenen kıdem ve «ihbar tazminatları» ile fer’ilerinin davalı alt işverenden faiziyle birlikte rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı bir kısım işçilerin davacı ve davalıya karşı açtıkları davalar sonucu verilen mahkeme kararlarına dayalı olarak davacı asıl işverenin «ihbar» ve «kıdem tazminatı» ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır.
Davalının davacı tarafından açılan hizmet ihalesini alması sonucu davacıya ait işyerinde alt işveren olarak dava dışı işçileri çalıştırmış olduğu, daha sonra bir kısım işçinin işlerine «son» verilmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi
Benzer bu kararda… davalının davacıya ait işyerinde çalıştırdığı işçilerle ilgili İş Kanunu’ndan ve diğer kanunlardan doğan tüm sorumlulukların davalıya ait olduğu şartının bulunduğu, «hizmet sözleşmesinin» feshinden doğan tazminattan da bu nedenle davalının sorumlu olması gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 268.597,52 TL’nin yasal faiziyle birlikte daval …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13895 E. , 2012/17891 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/06/2011 tarih ve 2010/475-2011/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili şirkete ait pompa istasyonunda aşçılık, garsonluk ve temizlik hizmetlerinin 2004 yılında görülmesi hakkında sözleşme yapıldığını ve davalı tarafın alt yüklenici olarak sözleşmenin tarafı olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin niteliği itibariyle, alt yüklenici tarafından getirilen işçilerin şirkete karşı açtıkları davalar sonucunda müvekkilinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer alacaklara ilişkin olarak işçilere ödemeler yaptığını, asıl sorumlunun davalı olduğunu ileri sürerek, 62.910, 49 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu işçi alacakları için açılan davaların müvekkili şirket yönünden reddedildiğini, bu nedenle kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava şartı bulunmadığını, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmeye ilişkin muvazaa iddialarının kesinleşmiş mahkeme kararları ile ispatlandığını, davacı şirkette çalışan işçilerin, davacının kendi işçileri olduğunu, sözleşmenin matbu bir sözleşme olduğunu, diğer taşeron firmaların da davaya dahil edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Ankara İş Mahkemeleri'ne açılan işe iade davalarının yapılan yargılamaları neticesinde mahkemelerin davacı şirket ile davalı arasındaki ilişkiyi hukuka uygun bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul etmedikleri, aksine ilişkinin muvaazalı olduğu kabul edilerek dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı şirketin işçisi olarak kabul edildiği, ayrıca bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu sebeple muvazaalı olduğu kesinleşen bir işlemin sonradan bir hakka dayanak oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı, yani davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu belirlenen işleme dayanarak rücu talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı bir kısım işçilerin açtıkları davalar sonucu davacı asıl işverenin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağını ödediği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Davalının 2003-2004 yılları arasında davacıya ait işyerinde aşçılık, garsonluk ve temizlik hizmetleri işini alarak alt işveren olarak dava dışı işçileri çalıştırmış olduğu, daha sonra bu işçilerin işlerine son verilmiş bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Mahkemece, dava dışı işçiler tarafından Ankara İş Mahkemelerinde açılan işe iade davalarında, davacı Botaş ile davalı arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve dava açan işçilerin çalışmaya başladıkları tarihten itibaren davacı Botaş’ın işçisi olarak kabul edildiği, kesinleşmiş mahkeme kararı ile muvazaalı olduğu tespit edilen işleme dayanılarak rücu talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı ve davalı arasında imzalanan Hizmet Alımları Tip Sözleşmesinin 37. maddesi 1. bendine göre, işçiyi işe alma ve çıkarma dahil İş Kanunu ve diğer yasal mevzuata uygun her türlü işlemlerde yüklenici firmanın yetkili ve sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. bendinde, iş süresi ve sonunda işçinin talep edeceği her türlü hak, tazminat ve alacaklara ilişkin tüm sorumluluğun yüklenici davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı Botaş’ı işveren konumundan çıkarmak için yapılan muvazaa, taraflar arasında sözleşme hükümlerinin uygulanmasında, davacının rücu talebini engelleyici bir etkiye sahip değildir. Bu itibarla, mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065263500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz