Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2238 E. 2012/17515 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hizmet akdi↗ usul ekonomisi↗ özen yükümlülüğü↗ istifa↗ hizmet sözleşmesi↗ reeskont faizi↗ kamu düzeni↗ hukuki yarar↗ maddi ve manevi tazminat↗ görevsizlik kararı↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dinlenilen tanık beyanlarından davalıların davacı şirketin portföyünde bulunan müşterilerle irtibata geçip yeni şirket kurduklarını ve kendileri ile çalışmayı düşünüp düşünmediklerini sorarak fiyat teklifi sundukları, davacı şirketi karalamaya yönelik faaliyette bulunduklarına ilişkin bir beyanda bulunmadıkları, önceden davacı şirkette çalışırken 18.07.2005 ve 31.08.2005 tarihlerinde istifa ederek ayrılan davalılar ... ve ...’nın davacı şirketle aynı alanda faaliyette bulunan davalı şirkette münferit yetkili müdür olarak çalışmaya başladıkları ve davacı şirkette çalışırken tanıdıkları davacı portföyündeki bir kısım müşterileri telefonla arayarak ve bizzat ziyaret ederek davalı şirket için daha iyi imkanlarla poliçe yapmayı teklif ettikleri ve bir kısım davacı müşterileri için poliçe düzenledikleri,bu durumun TTK’nun 56. ve devamı maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğu, önceden davacı şirket portföyünde iken sonradan davalı şirkete geçen müşteriler nedeniyle davacı şirketin 66.983.64 TL maddi zarara uğradığı,davalıların davacı ve ürünlerini karalayıcı yönde bir faaliyet ve beyanlarının bulunmadığı, bu nedenle somut olayda manevi tazminat istem koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların Haksız Rekabetinin tesbiti ve önlenmesine, davacının maddi tazminat isteminin 66.983,64 TL için kabulüne, bu miktara dava tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülerek davalılardan tahsiline, koşulları bakımından oluşmaması nedeniyle davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davalı ... davacı şirkette iş akdine dayalı olarak çalıştığı, daha sonra iş akdini feshettiği dosya kapsamı ile sabittir. Diğer davalı ... ise davalı şirketin kuruluşundan önce davacı şirketten istifa ile ayrılmıştır.
BK'nun 348 nci maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfus etmek hususlarında işçiyle müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasına ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memmuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfusundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar hükmüne sebebiyet verebilecek ise caizdir. İşçi akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memuniyetine dair olan şart batıldır" hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Somut olayda dava, davacı şirkette iş akdi çerçevesinde çalışan davalı ...’nın iş akdi devam ettiği sırada özen yükümlülüğüne aykırı davranışa dayalı eylemlerinin değerlendirilmesi İş Mahkemesinin görevi dahilindedir. Her ne kadar mahkemece, doğrudan uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasası’nın 1 nci maddesi hükmü uyarınca İş Mahkemeleri, İş Yasasına göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Yasası’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların çözülmesi için kurulmuş olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır.
Bu itibarla ve iş akdinin feshinden sonraki eylemler ile daha önceki eylemler arasındaki bağlantı iddiası nedeniyle uyuşmazlığın bütün olarak değerlendirilmesindeki hukuki yarar ve usul ekonomisi hükümleri nazara alınarak mahkemece, davadaki tüm davalılar bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11540 E. 2014/13703 K.
Ortak:hizmet akdi · hizmet sözleşmesi · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Bu itibarla ve iş akdinin feshinden sonraki eylemler ile daha önceki eylemler arasındaki bağlantı iddiası nedeniyle uyuşmazlığın bütün olarak değerlendirilmesindeki «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» hükümleri nazara alınarak mahkemece, davadaki tüm davalılar bakımından «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, BK'nın 444. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağının» asli yükümlülük doğuran bir sözleşme olmayıp, iş akdinden kaynaklı fer'i bir yükümlülük olduğu, rekabet etmeme borcunun iş akdinin sonuçlarından olduğu ve ister iş akdinin devamı süresince isterse iş akdinin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine dair ihtilafların iş ilişkisinden kaynaklandığı, bu itibarla somut uyuşmazlığın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca İş Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle «görevsizlik» nedeniyle dava dilekçesinin «usulden reddine», kararın kesinleştiği tarihten itibaren başvuru halinde dosyanın yetkili ve «görevli» İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · usulden reddi · taahhütname · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, BK'nın 444. maddesinde düzenlenen «rekabet yasağının» asli yükümlülük doğuran bir sözleşme olmayıp, iş akdinden kaynaklı fer'i bir yükümlülük olduğu, rekabet etmeme borcunun iş akdinin sonuçlarından olduğu ve ister iş akdinin devamı süresince isterse iş akdinin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine dair ihtilafların iş ilişkisinden kaynaklandığı, bu itibarla somut uyuşmazlığın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca İş Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle «görevsizlik» nedeniyle dava dilekçesinin «usulden reddine», kararın kesinleştiği tarihten itibaren başvuru halinde dosyanın yetkili ve «görevli» İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça, davalının imzaladığı «taahhütname» ile işten ayrıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde İstanbul ilinde aynı iş ile iştigal eden başka şirkette çalışmamayı kabul ettiğini taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalıştığı ve «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddiasıyla işbu dava açılmıştır.
Oysa, davacı taraf işbu davada davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7464 E. 2014/15007 K.
Ortak:hizmet akdi · istifa · hizmet sözleşmesi · haksız rekabet · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… cı şirketi karalamaya yönelik faaliyette bulunduklarına ilişkin bir beyanda bulunmadıkları, önceden davacı şirkette çalışırken 18.07.2005 ve 31.08.2005 tarihlerinde «istifa» ederek ayrılan davalılar ... ve ...’nın davacı şirketle aynı alanda faaliyette bulunan davalı şirkette münferit yetkili müdür olarak çalışmaya başladıkları ve davacı şirkette çalışırken tanıdıkları davacı portföyündeki bir kısım müşterileri telefonla arayarak ve bizzat ziyaret ederek davalı şirket için daha iyi imkanlarla poliçe yapmayı teklif ettikleri ve bir kısım davacı müşterileri için poliçe düzenledikleri,bu durumun TTK’nun 56. ve devamı maddelerine göre «haksız rekabet» oluşturduğu, önceden davacı şirket portföyünde iken sonradan davalı şirkete geçen müşteriler nedeniyle davacı şirketin 66.983.64 TL maddi zarara uğradığı,davalıların davacı ve ürünlerini karalayıcı yönde bir faaliyet ve beyanlarının bulunmadığı, bu nedenle somut olayda manevi tazminat istem koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların Haksız Rekabetinin tesbiti ve önlenmesine, davacının «maddi tazminat» isteminin 66.983,64 TL için kabulüne, bu miktara dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülerek davalılardan tahsiline, koşulları bakımından oluşmaması nedeniyle davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
1-Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davalı ... davacı şirkette iş akdine dayalı olarak çalıştığı, daha sonra iş akdini feshettiği dosya kapsamı ile sabittir.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte, «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususta değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Davacı, davalının «istifa» ederek kendi adına aynı alanda çalışmak istemesi üzerine geçiş sürecini planlayan centilmenlik sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri ihlal ettiği iddiasıyla iş bu davayı açmıştır.
Oysa, mevcut davada davacı taraf iş akdi devam ederken «haksız rekabet» olduğuna dair iddialarda bulunmadığı gibi, haksız rekabetin iş akdi sona erdikten sonra yapılan centimenlik «sözleşmesine aykırılık» ile doğduğunu kabul etmekte ve «cezai şart» istemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş sırrı · mutlak ticari dava · ticari dava niteliği · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · dava sebebi · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Oysa, mevcut davada davacı taraf iş akdi devam ederken «haksız rekabet» olduğuna dair iddialarda bulunmadığı gibi, haksız rekabetin iş akdi sona erdikten sonra yapılan centimenlik «sözleşmesine aykırılık» ile doğduğunu kabul etmekte ve «cezai şart» istemektedir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı işveren şirket ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli Centilmenlik Anlaşmasından doğan ihtilaflara İş Mahkemeleri bakmakla «görevli» olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin reddine, dosyanın görevli İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan centilmenlik sözleşmesi hükümlerinin ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1270 E. 2015/13764 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · kısıtlılık · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… olarak görev yaparken 11.07.2011 tarihinde işten ayrılmış, bilahare dava dışı ilaç firmasında kurumsal ilişkiler uzmanı olarak göreve başlamış, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» ise davalının herhangi bir nedenle işten ayrılmasından sonra 2 yıl içerisinde ... illerinde davacı firmanın iş dalında çalışamayacağı, aksi halde en «son» aylık brüt maaşın 10 katı tutarında «cezai şart» uygulanacağı hüküm altına alınmış, mahkemece davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kolunun farklı olduğu gere …
Dava, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi kapsamında açılmış «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının somut olarak «rekabet yasağına» aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kollarının farklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı Kanun'un 349. maddesi ise bu «yasağın», ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye girmesini menedecek biçimde zaman, yer ve işin nevi yönünden halin icabına göre uygun bir hudut dahilinde şart edilmiş olması halinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10407 E. 2014/13534 K.
Ortak:hizmet akdi · hizmet sözleşmesi · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Bu itibarla ve iş akdinin feshinden sonraki eylemler ile daha önceki eylemler arasındaki bağlantı iddiası nedeniyle uyuşmazlığın bütün olarak değerlendirilmesindeki «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» hükümleri nazara alınarak mahkemece, davadaki tüm davalılar bakımından «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
… sındaki hizmet akdinden kaynaklanmakta olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesinin iş mahkemelerinin görevini ortadan kaldırmadığı, TTK 4/1-3 maddesinde «işçi işveren ilişkisinin» düzenlemediği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeni ile «usulden reddine», dosyanın talep halinde yasal sürede «görevli» Aydın İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» ile davacı şirkette diyaliz hemşiresi olarak çalışan davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir diyaliz merkezinde çalışmaya baş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş sırrı · işçi-işveren ilişkisi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · oy yasağı · usulden reddi
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» ile davacı şirkette diyaliz hemşiresi olarak çalışan davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir diyaliz merkezinde çalışmaya baş …
… sındaki hizmet akdinden kaynaklanmakta olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesinin iş mahkemelerinin görevini ortadan kaldırmadığı, TTK 4/1-3 maddesinde «işçi işveren ilişkisinin» düzenlemediği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeni ile «usulden reddine», dosyanın talep halinde yasal sürede «görevli» Aydın İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Oysa davada davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6789 E. 2012/9875 K.
Ortak:hizmet akdi · hizmet sözleşmesi · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Bu itibarla ve iş akdinin feshinden sonraki eylemler ile daha önceki eylemler arasındaki bağlantı iddiası nedeniyle uyuşmazlığın bütün olarak değerlendirilmesindeki «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» hükümleri nazara alınarak mahkemece, davadaki tüm davalılar bakımından «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Mahkemece, iş kanunu kapsamında sayılan kişinin, «rekabet yasağı sözleşmesini ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Kadıköy İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş sırrı · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · sözleşmenin ihlali · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · oy yasağı
Benzer bu karardaMahkemece, iş kanunu kapsamında sayılan kişinin, «rekabet yasağı sözleşmesini ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Kadıköy İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
1-Dava, «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili ve ihlale «son» verilmesi ile TTK 58/d maddesi uyarınca maddi, BK 49, TTK 58/e maddesi uyarınca manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalı ...'in davacının yanında çalıştığı, i …
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Oysa davada davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemekte ve bu eylemin durdurulmasını talep etmektedir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5960 E. 2012/9874 K.
Ortak:hizmet akdi · hizmet sözleşmesi · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Bu itibarla ve iş akdinin feshinden sonraki eylemler ile daha önceki eylemler arasındaki bağlantı iddiası nedeniyle uyuşmazlığın bütün olarak değerlendirilmesindeki «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» hükümleri nazara alınarak mahkemece, davadaki tüm davalılar bakımından «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Mahkemece, iş kanunu kapsamında işci sayılan kişinin, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine» kararın kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Bursa İş Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş sırrı · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · sözleşmenin ihlali · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · oy yasağı
Benzer bu karardaMahkemece, iş kanunu kapsamında işci sayılan kişinin, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine» kararın kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Bursa İş Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Dava «rekabet yasağının» ihlalinden kaynaklandığı ileri sürülen maddi ve manevi tazminat ile «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı ile davalı ... ve ... arasında «rekabet yasağı sözleşmesinin» bulunduğu, davalıların iş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağını ihlal ettikleri iddiasıyla bu dava açılmıştır.
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Oysa davada davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemekte ve bu eylemin durdurulmasını talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12093 E. 2010/640 K.
Ortak:hizmet akdi · hizmet sözleşmesi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Dava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili ve ihlale «son» verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalının, davacı ile imzaladığı sözleşme uyarınca "Bursa Satış Bölgesinde Sorumlu Satış Mühendisi" olarak çalıştığı ve 5 yıllık bir çalışma sonrası 21.01.2008 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığı ve yanlar arasında imzalanan sözleşme ile davacının «hizmet akdi» sona erdikten sonra 2 yıl boyunca davacı işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette doğrudan yada dolaylı olarak yer almamayı ve hiçbir şekilde akrabası kanalıyla dahi bir ilişki içinde bulunmamayı «taahhüt» ettiği çekişmesiz olup, davacı, davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren şirkete ortak olduğu ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyl …
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş sırrı · işçi-işveren ilişkisi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · oy yasağı · taahhütname
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili ve ihlale «son» verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalının, davacı ile imzaladığı sözleşme uyarınca "Bursa Satış Bölgesinde Sorumlu Satış Mühendisi" olarak çalıştığı ve 5 yıllık bir çalışma sonrası 21.01.2008 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığı ve yanlar arasında imzalanan sözleşme ile davacının «hizmet akdi» sona erdikten sonra 2 yıl boyunca davacı işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette doğrudan yada dolaylı olarak yer almamayı ve hiçbir şekilde akrabası kanalıyla dahi bir ilişki içinde bulunmamayı «taahhüt» ettiği çekişmesiz olup, davacı, davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren şirkete ortak olduğu ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyl …
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Mahkemece, davanın hizmet akdine ve «işçi-işveren ilişkisine» dayandığı ve bu sebeple davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın Bursa İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Oysa davada davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemekte ve bu eylemin durdurulmasını talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5174 E. 2010/2044 K.
Ortak:reeskont faizi
İncelediğiniz kararda… cı şirketi karalamaya yönelik faaliyette bulunduklarına ilişkin bir beyanda bulunmadıkları, önceden davacı şirkette çalışırken 18.07.2005 ve 31.08.2005 tarihlerinde «istifa» ederek ayrılan davalılar ... ve ...’nın davacı şirketle aynı alanda faaliyette bulunan davalı şirkette münferit yetkili müdür olarak çalışmaya başladıkları ve davacı şirkette çalışırken tanıdıkları davacı portföyündeki bir kısım müşterileri telefonla arayarak ve bizzat ziyaret ederek davalı şirket için daha iyi imkanlarla poliçe yapmayı teklif ettikleri ve bir kısım davacı müşterileri için poliçe düzenledikleri,bu durumun TTK’nun 56. ve devamı maddelerine göre «haksız rekabet» oluşturduğu, önceden davacı şirket portföyünde iken sonradan davalı şirkete geçen müşteriler nedeniyle davacı şirketin 66.983.64 TL maddi zarara uğradığı,davalıların davacı ve ürünlerini karalayıcı yönde bir faaliyet ve beyanlarının bulunmadığı, bu nedenle somut olayda manevi tazminat istem koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların Haksız Rekabetinin tesbiti ve önlenmesine, davacının «maddi tazminat» isteminin 66.983,64 TL için kabulüne, bu miktara dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülerek davalılardan tahsiline, koşulları bakımından oluşmaması nedeniyle davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda3- Davacı vekili dava dilekçesinde, hükmedilecek alacağa «reeskont faizi» uygulanmasını talep etmiş olup, mahkemece davacının faiz konusundaki istemi hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı sözleşmesi · komisyon alacağı · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · olumsuz oy · komisyon · bono
Benzer bu kararda2- Asıl dava, satış «temsilcisi» olan davacının davalıdan «komisyon alacağı» istemine, birleşen dava ise, davalıya ait işyerinden ayrılan davacının «rekabet yasağı sözleşmesine» aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Oysa, Borçlar Kanunu’nun 348 ve devamı maddelerinde «rekabet yasağı» düzenlenmiş olup, anılan maddesinin 1. fıkrasında “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizme …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan 6.640 USD alacaklı olduğu; ancak, «teminat» amaçlı «bono» verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 6.640 USD’nin davalıdan tahsiline, bono iptali isteminin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, birleşen dava yönünden «cezai şarta» ilişkin düzenlemenin çalışma hayatına aykırı olduğu, ahlaka ve hukuka aykırı sözleşme hükümlerinin gerersiz olduğu gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2238 E. , 2012/17515 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/11/2011 tarih ve 2011/10-2011/84 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/11/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av.....ile davalılar vekili Av. .... ve asil davalı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkili şirketin 2000 yılından itibaren Güneş Sigorta A.Ş. acentesi olarak sigorta alanında hizmet verdiğini, .... ..., ...’nın müvekkili şirketin kurulduğu tarihten itibaren davacı şirkette çalıştıklarını, ...'in müvekkili şirkette müdür olarak uzun süre hizmet ettiğini, müvekkili şirketin Haziran 2004 tarihinden itibaren Axa Oyak A.Ş. acenteliği alarak bu şirket acentesi olarak da faaliyete başladığını, ...’in müvekkili şirket ve yetkililer aleyhine personel ve müşteriler nezdinde konuştuğundan haberdar olmayan davacı şirket yetkililerinin ...'in sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi, işleri savsaklaması, iş yerinde huzursuzluk çıkartması üzerine 18.07.2005 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, ...'in işten çıkartılmasından bir ay sonra ...’nın 31.08.2005 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını,davalılar .....
ve .....’in eşleri tarafından davalı Met Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.nin kurulduğunu haricen öğrendiklerini, bir kısım müşterilerine poliçe teklifinde bulunarak TTK’nun 56.mad. ve 57/1-2-8 fıkraları hükümlerine göre haksız rekabette bulunduklarının öğrenildiğini ileri sürerek davalıların haksız rekabetlerinin tespit ve men’ine, haksız rekabet neticesi meydana gelen maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet nedeniyle uğradıkları zararların tespiti ile şimdilik 5.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
11. 05.2011 tarihli ıslah dilekçeyle 269.376.90 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, öncelikle müvekkillerinin davacı şirkette SSK'lı çalışan işçiler olduğunu, sektördeki çalışmalarının davacı şirketten çok öncesine dayandığını, BK.348 ve 349.maddeleri gereğince haksız rekabet yasağına ilişkin olarak bir taahhütte bulunmadıklarını, müvekkillerinin Axa Oyak Sigorta A.Ş.’nin 20.09.2005 tarihinde acentesi olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dinlenilen tanık beyanlarından davalıların davacı şirketin portföyünde bulunan müşterilerle irtibata geçip yeni şirket kurduklarını ve kendileri ile çalışmayı düşünüp düşünmediklerini sorarak fiyat teklifi sundukları, davacı şirketi karalamaya yönelik faaliyette bulunduklarına ilişkin bir beyanda bulunmadıkları, önceden davacı şirkette çalışırken 18.07.2005 ve 31.08.2005 tarihlerinde istifa ederek ayrılan davalılar ... ve ...’nın davacı şirketle aynı alanda faaliyette bulunan davalı şirkette münferit yetkili müdür olarak çalışmaya başladıkları ve davacı şirkette çalışırken tanıdıkları davacı portföyündeki bir kısım müşterileri telefonla arayarak ve bizzat ziyaret ederek davalı şirket için daha iyi imkanlarla poliçe yapmayı teklif ettikleri ve bir kısım davacı müşterileri için poliçe düzenledikleri,bu durumun TTK’nun 56.
ve devamı maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğu, önceden davacı şirket portföyünde iken sonradan davalı şirkete geçen müşteriler nedeniyle davacı şirketin 66.983.64 TL maddi zarara uğradığı,davalıların davacı ve ürünlerini karalayıcı yönde bir faaliyet ve beyanlarının bulunmadığı, bu nedenle somut olayda manevi tazminat istem koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların Haksız Rekabetinin tesbiti ve önlenmesine, davacının maddi tazminat isteminin 66.983,64 TL için kabulüne, bu miktara dava tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülerek davalılardan tahsiline, koşulları bakımından oluşmaması nedeniyle davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davalı ... davacı şirkette iş akdine dayalı olarak çalıştığı, daha sonra iş akdini feshettiği dosya kapsamı ile sabittir. Diğer davalı ... ise davalı şirketin kuruluşundan önce davacı şirketten istifa ile ayrılmıştır.
BK'nun 348 nci maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfus etmek hususlarında işçiyle müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasına ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memmuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfusundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar hükmüne sebebiyet verebilecek ise caizdir. İşçi akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memuniyetine dair olan şart batıldır" hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir.
Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Somut olayda dava, davacı şirkette iş akdi çerçevesinde çalışan davalı ...’nın iş akdi devam ettiği sırada özen yükümlülüğüne aykırı davranışa dayalı eylemlerinin değerlendirilmesi İş Mahkemesinin görevi dahilindedir. Her ne kadar mahkemece, doğrudan uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasası’nın 1 nci maddesi hükmü uyarınca İş Mahkemeleri, İş Yasasına göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Yasası’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların çözülmesi için kurulmuş olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır.
Bu itibarla ve iş akdinin feshinden sonraki eylemler ile daha önceki eylemler arasındaki bağlantı iddiası nedeniyle uyuşmazlığın bütün olarak değerlendirilmesindeki hukuki yarar ve usul ekonomisi hükümleri nazara alınarak mahkemece, davadaki tüm davalılar bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 06/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065097700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz