Bayilikte kâr mahrumiyeti: çekince koşulu ve lisans şartı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2395 E. 2024/5437 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yıllık asgari alım taahhüdüne aykırılıkta sağlayıcı, taahhüde aykırı davranılan yılı izleyen yılda mal vermeden önce çekince (ihtirazi kayıt veya noter ihtarı) bildirmemişse ve ifaya devam etmişse, borçluda oluşan haklı kanaat ve dürüstlük ilkesi gereği önceki yıla/yıllara ait ceza koşulunu isteyemez; TBK'nın ceza koşuluna ilişkin ilgili hükmü emredici olmadığından taraflar farklı düzenleme yapabilirse de bu, çekince koşulunu ortadan kaldırmaz. Ayrıca sözleşme ve protokolün geçerliliği bayilik lisansı alınması koşuluna bağlanmış olup lisans alınmamış ve bayi başka dağıtıcıların bayisi olmuşsa geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilemez ve buna dayalı kâr kaybı istenemez. Birleştirilen davalar bağımsız kimliklerini koruduğundan, her iki davada da vekille temsil edilen ve lehine ret kararı verilen taraf yararına ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Asgari ürün alım taahhüdüne aykırılıkta ceza koşulu (kâr mahrumiyeti) istenebilmesinin koşulu: çekince (ihtirazi kayıt) → ret
İddia: Davacı, taahhütname gereği sözleşme sonunda toplam bedel üzerinden kâr mahrumiyeti istemesine engel bulunmadığını, ihtarname gönderilmemesinin alacaktan vazgeçme sayılamayacağını, TBK 179 uncu maddenin ikinci fıkrasının emredici olmadığını ve tarafların farklı düzenleme yapabileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Mal alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle ceza koşulu isteminde, yerleşik içtihatlara göre iki hâlde alacaklı ceza koşulunu isteyemez: alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse ya da çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse. Yıllık asgari ürün alımı taahhüdüne yıllar itibarıyla uyulmamışsa, tedarikçinin hem ifayı hem ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşuluyla ilgili çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için şekil şartı öngörülmemiş olup, tedarikçi taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir şerh ile bu koşulu yerine getirebilir. Çekince konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi ifaya devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir; sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası emredici nitelikte olmadığından taraflar sözleşme serbestisi gereği farklı düzenleme yapabilirler (örneğin feshi hâlinde hem cezai şart hem kâr mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler); ancak cezai şart kararlaştırılan hâllerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir kanaat oluşmuşsa, oluşan bu haklı kanaat ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıl veya yıllara ait ceza koşulları talep edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Sözleşmenin lisans alınması koşuluna bağlanmış olması karşısında geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilip edilemeyeceği → ret
Gerekçe: Taahhütnamelerde bayinin yıllık ve sözleşme süresince asgari beyaz ürün almayı, aksi hâlde ton başına belirlenen tutarda kâr mahrumiyeti ödemeyi taahhüt ettiği, bilirkişi incelemesiyle eksik alım yapıldığının tespit edildiği sabittir. Ancak EPDK lisans kayıtlarının sorgulanmasında bayinin her iki istasyon için de dava dışı başka dağıtıcıların bayisi olarak lisans aldığı, davacı adına alınmış bayilik lisansı bulunmadığı, sözleşmenin lisans alınması hâlinde beş yıl süreli olacağının kararlaştırıldığı, akaryakıt satışının yapıldığı yaklaşık bir buçuk yıllık dönemde bayinin başka dağıtıcıların bayisi olduğu, sözleşmenin davalının kusuruyla feshedildiğinin de ileri sürülmediği ve protokolün 9 uncu maddesinde sözleşme ile protokolün lisans alınması koşuluna bağlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilmesi mümkün olmadığından, davacının geçersiz sözleşmelere dayalı asgari ürün satışı taahhüdüne dayanarak kâr kaybı alacağı talep etmesi mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Birleştirilen davalarda davalı vekili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gereği → kabul
İddia: Davalı, davaların birleştirilmesi nedeniyle vekâletnamenin her iki dosyada da işlem görmesi gerektiğini, her iki dava da reddedildiğine göre iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine göre ayrı ayrı açılmış davalar aralarında bağlantı bulunması hâlinde birleştirilerek görülebilir; davaların birleştirilmesi sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurur, başka bir anlatımla birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korur. Bu durumda davalı her iki dava bakımından da vekille temsil edilmiş ve her iki davanın da reddine karar verilmiş olmasına rağmen, birleşen davada davalı vekilinin karar başlığında gösterilmemesi ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Akaryakıt bayiliğinde asgari alım taahhüdüne aykırılıkta ceza koşulu istenebilmesi için aranan çekince koşulunun kapsamını ve şeklini, sözleşmenin lisans şartına bağlanmasının geçerliliğe etkisini ve birleştirilen davalarda ayrı vekâlet ücreti kuralını Yargıtay denetiminden geçmiş biçimde ortaya koyar.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Çekince konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi ifaya devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir (kararda süre miktarı belirtilmemiştir).
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ceza koşulu (cezai şart)↗ kâr mahrumiyeti↗ ihtirazi kayıt (çekince)↗ sözleşme serbestisi↗ dürüstlük kuralı↗ asgari ürün alım taahhüdü↗ bayilik lisansı↗ davaların birleştirilmesi↗ vekâlet ücreti↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2799 E. 2023/6263 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · Alacak
İncelediğiniz kararda… nde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde Esenyurt bayisi olarak, birleşen davada 24.04.2014 tarihinde Davutpaşa bayisi olarak «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, ürün alım taahhütnamesine göre, anlaşma süresinin sonunda veya bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik alınan ürünlerin hesaplanacağı, buna göre «kar mahrumiyeti» bedelinin belirleneceği hükme bağlanmış olup, dava tarihine kadar davacı tarafça bu madde hükmüne göre herhangi bir «cezai şart» talep edilmediği, taahhüde aykırılık olsa bile davacının aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yılda herhangi bir «ihtirazi kayıt» göstermeksizin ticari faaliyete devam edildiği, davalıda haklı olarak cezai şartın uygulanmayacağı yönünde ... oluştuğu, «dürüstlük ilkesi», «hakkaniyet» ilkesi ve kanunun «emredici» hükümlerine göre davacı tarafça davalıda böyle bir ... oluşturup daha sonrasında kar mahrumiyeti bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl ve bir …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin üç yıl için 1,575 ton beyaz ürün alınmasını «taahhüt» ettiği dava tarihi itibariyle üç yıllık sürenin dolmadığı kâr «mahrumiyeti» talep edilemeyeceği, diğer davalı yönünden ise «kefaletin» geçerli olmadığı, kefalet ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı gibi eş onayının da alınmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ek «taahhütname» gereği, «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan alacağa karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalının da «kefaletinin» geçerli bulunduğunu, «kefalet limitinin» belli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki «taahhütnamelerde») yer alan "yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası) «ifaya ekli ceza» koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Kanun'un borcun belirlenen zamanda veya yerde «ifa» edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, «ifaya eklenen ceza koşulu» niteliğinde olacağına dair bir «karine» koyduğu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu istemeyeceği, taahhütnamenin 2 nci maddesinde kâr «mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şart düzenlemesi olduğu, somut olayda davalı şirketin başka bir şirketten petrol ürünü aldığı ileri sürülmemiş olması ve ayrıca sair bir ihlal vakıası gerçekleştirdiği ispat edilmemiş olmasına göre 2 nci maddede belirtilen ve hesap yöntemi de açıkça gösterilen cezai şartın istenebileceği gözetilerek davacının sözleşmenin ilk iki yılı içinde herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın mal «teslim» etmek suretiyle davalıda haklı bir güven oluşturarak sözleşmeyi fiili durumda devam etme iradesini ortaya koyduğu, yine «son» dönemde de (2015) ayrıca bir «ihtar» çekmeksizin mal teslimine devam ettiği görülerek mevcut delil durumuna göre davanın tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmüş ise de davayı nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı, davalılardan gerçek kişi «kefil» yönünden 15.07.2013 tarihli «kefaletnamenin» 6093 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi hükmünde belirtilen «müteselsil kefalet» ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi hükmü gereğince de eş «muvafakati» alınmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesinden» bahsedilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru ise de dava konusu olayda davacının talebi cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olup koşullarının oluşmadığının kabulü ile davalı şirket yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, mahkemece gerekçe kısmında davacının talebinin kâr mahrumiyeti olduğu şeklinde nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davalılar vekilinin vekâlet ücreti yönünden istinaf istemlerine gelince; davalı şirket aleyhine açılan davanın cezai şart talep edilemeyeceği sözleşmede belirlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise kefalet akdinin geçerli olmaması gerekçesiyle reddedilmişken karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2 maddesi gereği hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişi yararına ayrı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kald …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtirazi kayıt/çekince · ifaya eklenen ceza koşulu · ürün alım taahhütnamesi · asgari alım taahhüdü · ifaya ekli ceza · ceza koşulu · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki «taahhütnamelerde») yer alan "yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası) «ifaya ekli ceza» koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Kanun'un borcun belirlenen zamanda veya yerde «ifa» edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, «ifaya eklenen ceza koşulu» niteliğinde olacağına dair bir «karine» koyduğu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu istemeyeceği, taahhütnamenin 2 nci maddesinde kâr «mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şart düzenlemesi olduğu, somut olayda davalı şirketin başka bir şirketten petrol ürünü aldığı ileri sürülmemiş olması ve ayrıca sair bir ihlal vakıası gerçekleştirdiği ispat edilmemiş olmasına göre 2 nci maddede belirtilen ve hesap yöntemi de açıkça gösterilen cezai şartın istenebileceği gözetilerek davacının sözleşmenin ilk iki yılı içinde herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın mal «teslim» etmek suretiyle davalıda haklı bir güven oluşturarak sözleşmeyi fiili durumda devam etme iradesini ortaya koyduğu, yine «son» dönemde de (2015) ayrıca bir «ihtar» çekmeksizin mal teslimine devam ettiği görülerek mevcut delil durumuna göre davanın tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmüş ise de davayı nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı, davalılardan gerçek kişi «kefil» yönünden 15.07.2013 tarihli «kefaletnamenin» 6093 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi hükmünde belirtilen «müteselsil kefalet» ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi hükmü gereğince de eş «muvafakati» alınmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesinden» bahsedilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru ise de dava konusu olayda davacının talebi cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olup koşullarının oluşmadığının kabulü ile davalı şirket yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, mahkemece gerekçe kısmında davacının talebinin kâr mahrumiyeti olduğu şeklinde nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davalılar vekilinin vekâlet ücreti yönünden istinaf istemlerine gelince; davalı şirket aleyhine açılan davanın cezai şart talep edilemeyeceği sözleşmede belirlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise kefalet akdinin geçerli olmaması gerekçesiyle reddedilmişken karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2 maddesi gereği hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişi yararına ayrı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kald …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» (sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde») öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ek «taahhütname» gereği, «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan alacağa karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalının da «kefaletinin» geçerli bulunduğunu, «kefalet limitinin» belli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket imzalamış olduğu «taahhütnamenin» ikinci maddesi uyarınca yıllık 525 ton beyaz ürün satın almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen, sözleşmenin imzalanmasından sonra dosyada mevcut bilirkişi raporlarında saptandığı üzere yıllık alması gereken miktarda ürün almadığını, kâr «mahrumiyetine» ilişkin taleplerinde borcun gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğunu, davadaki taleplerinin kâr mahrumiyeti olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararında «cezai şart» olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin sözleşme süresi içerisinde davalı tarafa eksik ürün alımı sebebiyle «ihtarname» göndererek, eş değer ifade ile «ihtirazı kayıt (çekince») öne sürerek ürün vermeye devam ettiğini, ihtirazı kayıt (çekince) yükümlülüğünü de yerine getiren davacı müvekkilinin eksik alımlardan kaynaklı kâr mahrumiyetinin, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşme tarihinden dava tarihine kadar ödenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından dava tarihi itibarı ile 3 yıllık sürenin dolmadığı bu nedenle taahhütte belirtilen şekilde kâr «kaybının» talep edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesininde usul ve kanuna aykırı olduğunu, diğer davalının «kefaletinin» de geçerli olduğunu, davanın reddini kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın reddine karar verilmesi halinde davalılar vekili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6032 E. 2024/2624 K.
Ortak:sözleşme serbestisi · kâr mahrumiyeti · Alacak
İncelediğiniz kararda… aklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini «ifa» etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, yıllık asgari «ürün alımı taahhüdü» bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce «ceza koşulu» ile ilgili “«çekince” (ihtirazi kayıt») bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir «ihtarname» göndermesi gerektiği, çekince için bir «şekil şartının» getirilmediği, tedarikçinin, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk «fatura» ve «irsaliyeye» koyacağı bir açıklama («şerh») ile bu koşulu yerine getirebileceği, bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya «ihtar» çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme «zamanaşımı» süresi içinde her zaman talep edebileceği, sonraki yıllarda da aynı kuralın geçerli olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyeceği, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» nitelikte olmadığından, tarafların «sözleşme serbestisi» ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecekleri, örneğin «sözleşmenin feshi» halinde hem «cezai şart» hem de kâr «mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir ... oluşmuş ise, oluşan bu haklı ... ve «dürüstlük ilkesi» nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği, taraflar arasında asıl dava konusu Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin 24.02.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli; Zeytinburnu ilçesinde bulunana istasyona ilişkin olarak da 24.04.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiği, davalı tarafın Esenyurt ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 4.401 ton, sözleşme süresince ise 17.604 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi; Zeytinburnu ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 5.650 ton, sözleşme süresince ise 22.600 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davalı bayi tarafından asıl davada 14.718 ton, birleşen davada 19.216 ton eksik alım yapıldığının tespit edildiği,EPDK lisans kayıtlarının sorgulanmasında; davalı bayi tarafından Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin olarak dava dışı «dağıtıcı» Kadooğlu Petrolcülük ..
… nde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» kapsamında davalı yanca «asgari alım taahhüdünde» bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekincesiz kabul · asgari alım taahhüdü · ceza koşulu · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · gecikme cezası · çekince (ihtirazi kayıt) · ihtirazi kayıt
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» kapsamında davalı yanca «asgari alım taahhüdünde» bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdüne» aykırı olarak mal almadığı hususunda ihtilaf bulunmadığını, müvekkili tarafından dosya kapsamına sunulan Ankara 53.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3482 E. 2023/2662 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · Alacak
İncelediğiniz kararda… nde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde Esenyurt bayisi olarak, birleşen davada 24.04.2014 tarihinde Davutpaşa bayisi olarak «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, ürün alım taahhütnamesine göre, anlaşma süresinin sonunda veya bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik alınan ürünlerin hesaplanacağı, buna göre «kar mahrumiyeti» bedelinin belirleneceği hükme bağlanmış olup, dava tarihine kadar davacı tarafça bu madde hükmüne göre herhangi bir «cezai şart» talep edilmediği, taahhüde aykırılık olsa bile davacının aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yılda herhangi bir «ihtirazi kayıt» göstermeksizin ticari faaliyete devam edildiği, davalıda haklı olarak cezai şartın uygulanmayacağı yönünde ... oluştuğu, «dürüstlük ilkesi», «hakkaniyet» ilkesi ve kanunun «emredici» hükümlerine göre davacı tarafça davalıda böyle bir ... oluşturup daha sonrasında kar mahrumiyeti bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl ve bir …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı bayii arasında 24.04.2014 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşmeye ek olarak düzenlenen «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere davalı bayinin 4.176 ton otogaz almayı, eksik kalan miktar için ton başına 20,00 USD tutarında kâr «mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının toplam 728 ton ürün alımında bulunduğunu, eksik alınan 3.448 ton ürün için 68.955,00 USD kâr «kaybının» doğduğunu ileri sürerek kâr mahrumiyeti alacağından şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmının, «temerrüt» tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2018/1516 E. ve 2020/95 K. sayılı kararıyla; alınan bilirkişi raporu sonucunda, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 24.04.2014 tarihli olduğu, ancak ilk faturanın 28.05.2014 tarihli olduğu, dava konusu sözleşmenin ilk alımdan itibaren 5 yıl süreli olarak imzalandığı, bu tarihten dava tarihine kadar üç dönem geçtiği, ilk dönem için davacının «ihtirazi kayıt» koymadan davalıya ifada bulunmaya devam ettiği, davanın ise üçüncü dönem sona ermeden açıldığı, bu nedenle davacıya yalnızca ikinci döneme ilişkin kâr «mahrumiyetinin» hesaplanarak verilmesi gerekeceği, buna göre, «taahhüt» edilen yıllık 1.044 kg ile alınan toplam 117.637 kg arasındaki farkın 926.363 kg olduğu, bu farkın 20,00 USD ile çarpımı sonucunda 18.527,26 USD «cezai şart» alacağının hesaplandığı, ancak davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000,00 USD alacağa hükmedilmesinin gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 1.000,00 USD alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… ; Dairemizin 21.09.2021 tarihli, 2020/3229 E. ve 2021/5630 K. sayılı ve ilamında ifaya başlanmadan bir çekince ileri sürüldüğü belirlenmediğinden eksik alıma dayalı «cezai şart» talep edilemeyeceğine işaret ediliğini, sözleşme kapsamındaki birinci ve ikinci dönemin tamamlanmadığını, bu dönemlere ilişkin hesabın hatalı olduğunu, dava tarihinde çekince konulmuş bir «kar mahrumiyeti» «ihtarı» olmadığından «muaccel» olmuş bir alacağı da bulunmadığını, davanın reddi kararının doğru olduğundan kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ürün alım taahhütnamesi · asgari alım taahhüdü · ceza koşulu · alım taahhüdü · kar mahrumiyeti · ihtirazi kayıt · emredici hüküm · sözleşmenin feshi
Benzer bu kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında işaret edildiği gibi taraflara arasında devam eden bayilik ilişkisi içinde yıllık «asgari alım taahhütlerinin» bayi tarafından yerine getirilmemesine rağmen, bayilik veren herhangi bir çekince koymadan ticari ilişkiye devam etmişse, yani «ceza koşulu» alacağını saklı tutmadan yeni dönemde ifaya devam etmişse, artık önceki döneme ilişkin ceza koşulunu isteyemeyeceği, tarafların bunun aksini kararlaştırmalarına engel «emredici» bir düzenleme olmadığı, sözleşmede birinci ve ikinci bir yılık dönemin tamamlanmış olduğundan, bu dönem için davacının ceza koşulu alacağının bulunduğu, üçüncü bir yıllık dönem için davacının «cezai şart» alacağının henüz doğmadığı, buna göre davacının ilk bir yıllık dönem için 8.677,70 USD, ikinci bir yıllık dönem için 18.527,26 USD olmak üzere, toplam 27.204,96 US …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı bayii arasında 24.04.2014 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşmeye ek olarak düzenlenen «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere davalı bayinin 4.176 ton otogaz almayı, eksik kalan miktar için ton başına 20,00 USD tutarında kâr «mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının toplam 728 ton ürün alımında bulunduğunu, eksik alınan 3.448 ton ürün için 68.955,00 USD kâr «kaybının» doğduğunu ileri sürerek kâr mahrumiyeti alacağından şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmının, «temerrüt» tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… li, 2020/4521 E. ve 2021/7202 K. sayılı kararıyla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz itirazları ise taraflar arasında akdedilen «bayilik sözleşmesine» ek olarak akdedilen «ürün alım taahhütnamesinin» (g) bendinde, davacının eksik alıma dayalı «cezai şart» alacağını yıl sonunda veya toplam olarak sözleşme süresinin sonunda isteyebileceği belirlendiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre bu cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi «kayda» gerek bulunmadığı, davalının ilk akaryakıtı alım tarihi olarak kabul edilen 28.05.2014 tarihinden dava tarihine kadar tamamlanmış birer yıllık süreler göz önünde b …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğine dair delil bulunmadığını, müvekkilinin «taahhüdünün» sözleşme süresinin sonuna ilişkin olduğundan davanın bu nedenle reddi gerektiğini, ayrıca taahhüdün yıllık alıma göre belirlendiğini, dönemsel «alım taahhüdünün» yerine getirilmemesi durumunda davacının müvekkili şirkete herhangi bir bildirim yapmaksızın ürün tedarikine devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilm …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/1378 E. 2025/2996 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · dürüstlük kuralı · Alacak
İncelediğiniz kararda… nde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde Esenyurt bayisi olarak, birleşen davada 24.04.2014 tarihinde Davutpaşa bayisi olarak «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, ürün alım taahhütnamesine göre, anlaşma süresinin sonunda veya bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik alınan ürünlerin hesaplanacağı, buna göre «kar mahrumiyeti» bedelinin belirleneceği hükme bağlanmış olup, dava tarihine kadar davacı tarafça bu madde hükmüne göre herhangi bir «cezai şart» talep edilmediği, taahhüde aykırılık olsa bile davacının aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yılda herhangi bir «ihtirazi kayıt» göstermeksizin ticari faaliyete devam edildiği, davalıda haklı olarak cezai şartın uygulanmayacağı yönünde ... oluştuğu, «dürüstlük ilkesi», «hakkaniyet» ilkesi ve kanunun «emredici» hükümlerine göre davacı tarafça davalıda böyle bir ... oluşturup daha sonrasında kar mahrumiyeti bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl ve bir …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ürün alım taahhütnamesinde» davalının, birinci yıldan başlamak üzere yıllık asgari 3.199 ton beyaz ürünü «münhasıran» davacıdan alacağı, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14,00 USD karşılığı Türk Lirası tutarında kâr «mahrumiyeti» ödeyeceğinin kabul edildiği, yine aynı tarihli «protokolün» 12. maddesinde davacının sözleşmenin hangi hallerde feshi halinde «cezai şart» talep edebileceğinin düzenlendiği, davacının 20.03.2017 tarihli «ihtarname» ile sözleşmeyi feshettiği, ihtarnamede «fesih» gerekçesinin belirtilmediği, bu gibi hallerde sözleşme yürürlükte iken yıllık periyotlar sonunda bir talepte bulunulmadan ürün satılmasına devam edilmesi halinde yalnızca «son» yıla ilişkin talepte bulunulabileceğinin, geçmiş bütün dönem yönünden talepte bulunulmasının iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil edeceğinin kabul edildiği, davacının, davalıya 15.05.2013 tarihinden 15.05.2016 tarihine kadar geçen üç yıllık periyotta herhangi bir «ihtarda» ve talepte bulunmaksızın sözleşmeye devam ettiği, bu nedenle bu yıllara ilişkin olarak «kar kaybı» talep edemeyeceği, «fesih protokolünde» de davalının tüm dönem için kar kaybı ödeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığı, davacının ancak 15.05.2016 ila 20.03.2017 tarihleri arasında 37.321,00 USD kâr mahrumiyeti talep edebileceği, ancak taleple bağlı kalınacağı, «sözleşmenin feshinin» ... tarafından davalının lisansının iptal edilmesi «sebebine» dayandığı ve buna göre protokolün 12. maddesindeki cezai şart talep etme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 1.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek f …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmedeki «cezai şartın» ifaya bağlı bir koşul olduğu, sözleşmenin feshinden önceki üç yıl boyunca davalı tarafından eksik mal alımı yapıldığı, ancak buna rağmen davacının çekince koymaksızın mal tedarikine devam ettiği ve cezai şart talep etmediği, bu suretle önceki yıllara ilişkin cezai şartın istenmeyeceği yönünde davalı nazarında haklı bir kanaat oluşturduğu, davacının sözleşmeyi işbu nedenle feshetmediği gibi herhangi bir «fesih» nedeni de belirtmediği, dava dilekçesinde davalının lisans iptalinin fesih «sebebi» olarak sürüldüğü, ancak bu sebebin de cezai şart sebebi olarak sözleşmede düzenlenmediği, fesih tarihi itibariyle «son» sözleşme yılının da sona ermediği, dolayısıyla bu yıl için de «taahhüdün» gerçekleşmediği iddiasında bulunulamayacağı, davalının akaryakıt bayilik lisansı ... tarafından iptal edilmiş olduğundan fesih yılı itibarıyla taahhüdüne uygun davranması yani taahhüt ettiği miktarda akaryakıt alması mümkün değil ise de, davacı tutum ve davranışı ile taahhüde aykırılık nedeniyle ceza koşulunu talep etmeyeceği yönünde davalıda haklı bir güven oluşturduğundan, fesih yılı için «ceza koşulu» talep etmesinin «dürüstlük kuralı» ile «çelişkili davranma yasağına» aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının diğer taleplerine dayanak olan «ürün alım taahhüdü» başlıklı belgenin incelemesine gelince, işbu belgede «cezai şart» ve kâr «mahrumiyetinin» bayii yükümlülüğü olarak düzenlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince cezai şart kısmına ilişkin verilen hükmün yerinde olduğu ancak; taahhütnamede belirtilen (g) maddesine göre de kâr mahrumiyetinin sözleşme süresi sonunda toplam olarak talep edilebileceği kabul edilmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:fesih protokolü · ürün alım taahhütnamesi · ceza koşulu · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · çelişkili davranış yasağı · kar kaybı · sözleşmenin feshi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ürün alım taahhütnamesinde» davalının, birinci yıldan başlamak üzere yıllık asgari 3.199 ton beyaz ürünü «münhasıran» davacıdan alacağı, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14,00 USD karşılığı Türk Lirası tutarında kâr «mahrumiyeti» ödeyeceğinin kabul edildiği, yine aynı tarihli «protokolün» 12. maddesinde davacının sözleşmenin hangi hallerde feshi halinde «cezai şart» talep edebileceğinin düzenlendiği, davacının 20.03.2017 tarihli «ihtarname» ile sözleşmeyi feshettiği, ihtarnamede «fesih» gerekçesinin belirtilmediği, bu gibi hallerde sözleşme yürürlükte iken yıllık periyotlar sonunda bir talepte bulunulmadan ürün satılmasına devam edilmesi halinde yalnızca «son» yıla ilişkin talepte bulunulabileceğinin, geçmiş bütün dönem yönünden talepte bulunulmasının iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil edeceğinin kabul edildiği, davacının, davalıya 15.05.2013 tarihinden 15.05.2016 tarihine kadar geçen üç yıllık periyotta herhangi bir «ihtarda» ve talepte bulunmaksızın sözleşmeye devam ettiği, bu nedenle bu yıllara ilişkin olarak «kar kaybı» talep edemeyeceği, «fesih protokolünde» de davalının tüm dönem için kar kaybı ödeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığı, davacının ancak 15.05.2016 ila 20.03.2017 tarihleri arasında 37.321,00 USD kâr mahrumiyeti talep edebileceği, ancak taleple bağlı kalınacağı, «sözleşmenin feshinin» ... tarafından davalının lisansının iptal edilmesi «sebebine» dayandığı ve buna göre protokolün 12. maddesindeki cezai şart talep etme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 1.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek f …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklı «cezai şart» alacağı ile «ürün alım taahhütnamesine» aykırılık nedeniyle kâr «kaybı» cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmedeki «cezai şartın» ifaya bağlı bir koşul olduğu, sözleşmenin feshinden önceki üç yıl boyunca davalı tarafından eksik mal alımı yapıldığı, ancak buna rağmen davacının çekince koymaksızın mal tedarikine devam ettiği ve cezai şart talep etmediği, bu suretle önceki yıllara ilişkin cezai şartın istenmeyeceği yönünde davalı nazarında haklı bir kanaat oluşturduğu, davacının sözleşmeyi işbu nedenle feshetmediği gibi herhangi bir «fesih» nedeni de belirtmediği, dava dilekçesinde davalının lisans iptalinin fesih «sebebi» olarak sürüldüğü, ancak bu sebebin de cezai şart sebebi olarak sözleşmede düzenlenmediği, fesih tarihi itibariyle «son» sözleşme yılının da sona ermediği, dolayısıyla bu yıl için de «taahhüdün» gerçekleşmediği iddiasında bulunulamayacağı, davalının akaryakıt bayilik lisansı ... tarafından iptal edilmiş olduğundan fesih yılı itibarıyla taahhüdüne uygun davranması yani taahhüt ettiği miktarda akaryakıt alması mümkün değil ise de, davacı tutum ve davranışı ile taahhüde aykırılık nedeniyle ceza koşulunu talep etmeyeceği yönünde davalıda haklı bir güven oluşturduğundan, fesih yılı için «ceza koşulu» talep etmesinin «dürüstlük kuralı» ile «çelişkili davranma yasağına» aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının diğer taleplerine dayanak olan «ürün alım taahhüdü» başlıklı belgenin incelemesine gelince, işbu belgede «cezai şart» ve kâr «mahrumiyetinin» bayii yükümlülüğü olarak düzenlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince cezai şart kısmına ilişkin verilen hükmün yerinde olduğu ancak; taahhütnamede belirtilen (g) maddesine göre de kâr mahrumiyetinin sözleşme süresi sonunda toplam olarak talep edilebileceği kabul edilmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/978 E. 2023/4308 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · Alacak
İncelediğiniz kararda… nde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde Esenyurt bayisi olarak, birleşen davada 24.04.2014 tarihinde Davutpaşa bayisi olarak «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, ürün alım taahhütnamesine göre, anlaşma süresinin sonunda veya bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik alınan ürünlerin hesaplanacağı, buna göre «kar mahrumiyeti» bedelinin belirleneceği hükme bağlanmış olup, dava tarihine kadar davacı tarafça bu madde hükmüne göre herhangi bir «cezai şart» talep edilmediği, taahhüde aykırılık olsa bile davacının aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yılda herhangi bir «ihtirazi kayıt» göstermeksizin ticari faaliyete devam edildiği, davalıda haklı olarak cezai şartın uygulanmayacağı yönünde ... oluştuğu, «dürüstlük ilkesi», «hakkaniyet» ilkesi ve kanunun «emredici» hükümlerine göre davacı tarafça davalıda böyle bir ... oluşturup daha sonrasında kar mahrumiyeti bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl ve bir …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ürün alım taahhütnamesi · asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · bayilik sözleşmesi · cezai şart · taahhütname
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» ve sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde» öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağından kaynaklanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6561 E. 2024/2942 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · Alacak
İncelediğiniz kararda… nde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde Esenyurt bayisi olarak, birleşen davada 24.04.2014 tarihinde Davutpaşa bayisi olarak «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, ürün alım taahhütnamesine göre, anlaşma süresinin sonunda veya bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik alınan ürünlerin hesaplanacağı, buna göre «kar mahrumiyeti» bedelinin belirleneceği hükme bağlanmış olup, dava tarihine kadar davacı tarafça bu madde hükmüne göre herhangi bir «cezai şart» talep edilmediği, taahhüde aykırılık olsa bile davacının aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yılda herhangi bir «ihtirazi kayıt» göstermeksizin ticari faaliyete devam edildiği, davalıda haklı olarak cezai şartın uygulanmayacağı yönünde ... oluştuğu, «dürüstlük ilkesi», «hakkaniyet» ilkesi ve kanunun «emredici» hükümlerine göre davacı tarafça davalıda böyle bir ... oluşturup daha sonrasında kar mahrumiyeti bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl ve bir …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ile davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, bayilik sözleşmesine ek olarak imzalanan satış «taahhütnamesi» uyarınca yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince beyaz ürün, benzin, mazot ve madeni yağ satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı yanın «alım taahhütlerini» yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, sözleşme süresince satışı yapılamayan eksik ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin «son» «cari hesap» üzerinden hesaplanacak tutarın %2'si oranında «mahrum» kaldığı kârı «cezai şart» olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından 15.10.2014 tarihli «ihtarname» keşide edilerek bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız bir nedenle feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin 45 inci maddesi gereğince bayinin sözleşmeyi süresinden önce fesh etmesi halinde «fesih» tarihinden sözleşme sonuna kadarki dönem için kâr mahrumiyeti talep hakkının doğduğunu ileri sürerek fesih tarihi olan 15.10.2014 tarihinden bayilik sözleşmesinin sonra ereceği tarih olan 12.01.2017 tarihine kadarki dönemde satmayı taahhüt ettiği toplam miktar üzerinden hesaplanacak kâr mahrumiyeti bedeli için fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000,00 TL ile davalı yanın sözleşme başlangıç tarihinden bayilik sözleşmesinin fesih tarihine kadarki döneme tekabül eden tarih aralığında eksik aldığı ürün nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağının aylık %2 «akdi faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili şirketin «taahhütlerine» uymadığı iddiası ile kâr «kaybına» ilişkin sözleşme süresi içerisinde müvekkili şirkete yönelik herhangi bir çekince ve «ihtirazı kayıt» öne sürmediğini ve «ihtarname» göndermediğini, sözleşmenin feshedildiği tarihinden sözleşmenin sona ereceği döneme ilişkin davacının kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» talebinin hukuki temelinin bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin davacı «şirketin merkezine» görüşme için gittiğini, görüşme sırasında davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirketin yetkilisinin şirket merkezinden ayrılmasına izin vermeyerek hürriyetini «kısıtladığını», karakolda darp edildiğini, müvekkilinin sözleşmeyi yaşanan olaylar nedeniyle haklı olarak feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
A.Ş. ile 15.09.2014 tarihinde 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesini» imzalayarak 15.10.2014 tarihinde yürürlüğe koyduğu, davalının davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesini feshetmek amacıyla «haklı sebep» yaratmaya çalıştığı anlaşıldığından davalının bayilik «sözleşmesini feshinin» haksız olduğu, bayilik sözleşmesinin 45/d maddesinde; sözleşmenin feshi halinde, «cezai şarta» ilaveten «fesih» tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış «taahhüdüne» göre hesaplanacak kâr «mahrumiyetinin» bayi tarafından «dağıtıcıya» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin feshi halinde kâr mahrumiyetinin sözleşme sonuna kadar istenemeyeceği, dağıtıcı kâr mahrumiyetini bayiden makul bir süre için isteyebileceği, bilirkişi raporuna göre davacının aynı il sınırları içinde yeni bayi bulabilmek için belirlenen «makul süre» altı ay olarak belirlendiği ve davacının altı aylık sürede beyaz üründe 63.669,96 TL kâr mahrumiyetinin olduğunun hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle 30.000,00 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık % 2 «akdi faiz» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının cezai şart talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı tutulmasına karar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · güven ilişkisi · makul süre · ihtirazi kayıt · haklı sebep · akdi faiz
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ile davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, bayilik sözleşmesine ek olarak imzalanan satış «taahhütnamesi» uyarınca yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince beyaz ürün, benzin, mazot ve madeni yağ satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı yanın «alım taahhütlerini» yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, sözleşme süresince satışı yapılamayan eksik ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin «son» «cari hesap» üzerinden hesaplanacak tutarın %2'si oranında «mahrum» kaldığı kârı «cezai şart» olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından 15.10.2014 tarihli «ihtarname» keşide edilerek bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız bir nedenle feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin 45 inci maddesi gereğince bayinin sözleşmeyi süresinden önce fesh etmesi halinde «fesih» tarihinden sözleşme sonuna kadarki dönem için kâr mahrumiyeti talep hakkının doğduğunu ileri sürerek fesih tarihi olan 15.10.2014 tarihinden bayilik sözleşmesinin sonra ereceği tarih olan 12.01.2017 tarihine kadarki dönemde satmayı taahhüt ettiği toplam miktar üzerinden hesaplanacak kâr mahrumiyeti bedeli için fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000,00 TL ile davalı yanın sözleşme başlangıç tarihinden bayilik sözleşmesinin fesih tarihine kadarki döneme tekabül eden tarih aralığında eksik aldığı ürün nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağının aylık %2 «akdi faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş. ile 15.09.2014 tarihinde 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesini» imzalayarak 15.10.2014 tarihinde yürürlüğe koyduğu, davalının davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesini feshetmek amacıyla «haklı sebep» yaratmaya çalıştığı anlaşıldığından davalının bayilik «sözleşmesini feshinin» haksız olduğu, bayilik sözleşmesinin 45/d maddesinde; sözleşmenin feshi halinde, «cezai şarta» ilaveten «fesih» tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış «taahhüdüne» göre hesaplanacak kâr «mahrumiyetinin» bayi tarafından «dağıtıcıya» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin feshi halinde kâr mahrumiyetinin sözleşme sonuna kadar istenemeyeceği, dağıtıcı kâr mahrumiyetini bayiden makul bir süre için isteyebileceği, bilirkişi raporuna göre davacının aynı il sınırları içinde yeni bayi bulabilmek için belirlenen «makul süre» altı ay olarak belirlendiği ve davacının altı aylık sürede beyaz üründe 63.669,96 TL kâr mahrumiyetinin olduğunun hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle 30.000,00 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık % 2 «akdi faiz» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının cezai şart talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı tutulmasına karar …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının «cezai şarta» ve kâr «mahrumiyetine» ilişkin talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, gerek «bayilik sözleşmesinde» gerekse «taahhütnamede» yıllık «asgari alım taahhüdünün» öngörüldüğünün, bu hususun davacı tarafından da «ikrar» edildiğini, davacının herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymadan cezai şart talep edemeyeceğini, davacının Konya ve ilçelerinde bir çok bayisi bulunduğunu, davaya konu akaryakıt istasyonuna 500 metre mesafede taşınmazı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinden davacının sözleşmeye göre fesihten sonraki döneme ilişkin olarak davalıdan kâr «mahrumiyeti» talep edebileceği, taraflar arasındaki sözleşme 5 yıllık olup sözleşme ve «taahhütname» hükümlerinde davalı bayinin bu süre içinde toplam 10.000 m3 beyaz ürün ve 10 ton madeni yağ almayı taahhüt ettiği, taahhütname hükmüne göre bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda 5 yılda eksik alınan ürün bedelinin «son» «cari hesap» fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %2'sinin şirkete «cezai şart» olarak ödeneceğinin belirtildiğini, davaya konu sözleşmede ve taahhütnamede cezai şart yıllık olarak kararlaştırılmayıp aksine tüm sözleşme süresine ilişkin olarak 5 yıllık bir süre için öngörülmüş «alım taahhüdü» olduğundan, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi «kayda» gerek bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince cezai şart talebinde bulunabilmek için her yıl sonunda, bir önceki yıla dair cezai şartın ödenmesi konusunda davalıya ihtirazi kaydın bildirilmesi veya bu hususta davalıya «ihtar» çekilmesi gerektiği şeklindeki gerekçe ile cezai şart talebinin reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda, «fesih» tarihine kadar eksik alınan ürünler nedeniyle 184.231,39 TL alacak hesaplandığı, davacı yanın cezai şart talebinin 20.000,00 TL olduğu ve bu miktarın ıslahla artırılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 30.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve 20.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek sözleşmede kararlaştırılan aylık %2 «akdi faiz» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2395 E. , 2024/5437 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/722 Esas, 2023/273 Karar
HÜKÜM
Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/1264 E., 2018/906 K.,
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1266 E., 2017/2 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davadaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, davalının düzenlediği ürün alım taahhütnamesi ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD kar mahrumiyeti ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD kar kaybı borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, davalının düzenlediği ürün alım taahhütnamesi ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD kar kaybı borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde Esenyurt bayisi olarak, birleşen davada 24.04.2014 tarihinde Davutpaşa bayisi olarak bayilik sözleşmesi, protokol ve ürün alım taahhütnamesi imzalandığı, ürün alım taahhütnamesine göre, anlaşma süresinin sonunda veya bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik alınan ürünlerin hesaplanacağı, buna göre kar mahrumiyeti bedelinin belirleneceği hükme bağlanmış olup, dava tarihine kadar davacı tarafça bu madde hükmüne göre herhangi bir cezai şart talep edilmediği, taahhüde aykırılık olsa bile davacının aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yılda herhangi bir ihtirazi kayıt göstermeksizin ticari faaliyete devam edildiği, davalıda haklı olarak cezai şartın uygulanmayacağı yönünde ...
oluştuğu, dürüstlük ilkesi, hakkaniyet ilkesi ve kanunun emredici hükümlerine göre davacı tarafça davalıda böyle bir ... oluşturup daha sonrasında kar mahrumiyeti bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taahhütname gereğince müvekkilinin sözleşme sonunda toplam bedel üzerinden kar mahrumiyeti talep etmesine herhangi bir engel bulunmadığını, sözleşme döneminde ve sonrasında ihtarname gönderilmemesinin alacaktan vazgeçildiği şeklinde yorumlanamayacağını, mahkemece karara dayanak gösterilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasının emredici nitelikte olmadığını, bu nedenle uyuşmazlıkta sözleşme ve taahhütname hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tacir olan tarafların, ürün alım taahhüdünün içeriğini kanundaki hükümden farklı şekilde kararlaştırdıklarını, taahhütnamede kar kaybının sözleşmenin ifasıyla birlikte ya da sözleşmenin sona ermesini müteakip talep edebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle davalının eksik alımdan kaynaklanan kar kaybını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin davalı tarafa ihtirazi kayıt bırakacak kadar uzun sürmediğini, bu nedenle müvekkilinden ihtirazi kayıt ileri sürmesinin beklenemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 13.01.2017 tarihinde birleştirildiğini, vekaletnamenin UYAP üzerinden 03.04.2018 tarihinde dosyaya sunulduğunu, birleştirme nedeniyle vekaletnamenin her iki dosya üzerinden işlem görmesi gerektiğini, her iki dava da reddedildiğine göre, iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mal alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olarak Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında, iki halde alacaklının ceza koşulunu isteyemeyeceği; eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, çekince için bir şekil şartının getirilmediği, tedarikçinin, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebileceği, bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebileceği, sonraki yıllarda da aynı kuralın geçerli olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyeceği, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü emredici nitelikte olmadığından, tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecekleri, örneğin sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kâr mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir ...
oluşmuş ise, oluşan bu haklı ... ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği, taraflar arasında asıl dava konusu Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin 24.02.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli; Zeytinburnu ilçesinde bulunana istasyona ilişkin olarak da 24.04.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiği, davalı tarafın Esenyurt ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 4.401 ton, sözleşme süresince ise 17.604 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi; Zeytinburnu ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 5.650 ton, sözleşme süresince ise 22.600 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı bayi tarafından asıl davada 14.718 ton, birleşen davada 19.216 ton eksik alım yapıldığının tespit edildiği,EPDK lisans kayıtlarının sorgulanmasında;
davalı bayi tarafından Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin olarak dava dışı dağıtıcı Kadooğlu Petrolcülük .. AŞ bayisi olarak 21.05.2014 tarihinde, Zeytinburnu ilçesinde bulunan istasyon için ise 02.06.2014 tarihinde dava dışı dağıtıcı Teco Petrolcülük .. A.Ş. bayisi olarak lisans alındığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin hayata geçip geçmediği, 1.9.2015 tarihinden sonra sözleşmenin lisans alınması halinde beş yıl süreli olacağının kararlaştırıldığı halde, davacı adına alınan bayilik lisansı bulunmadığı,davacı tarafça sözleşmenin davalının kusuruyla fesih edildiğinin de ileri sürülmediği ,davalıya akaryakıt satışının yapıldığı yaklaşık 1,5 yıllık süren dönem içerisinde davalının başka dağıtıcıların bayiisi olduğu, ayrıca protokolün 9 uncu maddesinde, sözleşme ve protokolün lisans alınması koşuluna bağlandığı, bu durumda somut olayda taraflar arasında geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilmesi mümkün olmadığı, buna bağlı olarak davacının geçersiz sözleşmelere dayalı asgari ürün satışı taahhüdüne dayalı olarak davalıdan kâr kaybı alacağı talep etmesnin mümkün olmadığı, diğer yandan davacı tarafça aynı tarihte aynı davalıya yönelik olarak asıl ve birleşen davanın açıldığı, mahkemece her iki davanın birleştirilerek birlikte görüldüğü, birleştirme kararından sonraki aşamada davalı vekilince yargılama dosyasına 03.04.2018 tarihinde vekaletname sunulduğu, davalı vekilinin duruşmalara katılarak davalıyı yargılamada temsil ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda her iki davanın da reddine karar verilmesine rağmen, davalı vekilinin birleşen dava bakımından karar başlığında gösterilmediği ve birleşen davada davalı vekili yararına vekâlet ücretine hükmedilmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 166 ncı maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmesi mümkün olup, davaların birleştirilmesi sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğuracağını, başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davaların bağımsız kimliklerini koruduğu, bu durumda davalının her iki dava bakımından da vekil ile temsil edilmiş olmasına ve her iki davanın da reddine karar verilmesine rağmen, birleşen davada davalı vekilinin karar başlığında gösterilmemesi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve satış taahhüdünde öngörülen yıllık asgari ürün satışı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı kar kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064680600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz