6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilikte kâr mahrumiyeti: çekince koşulu ve lisans şartı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2395 E. 2024/5437 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Yıllık asgari alım taahhüdüne aykırılıkta sağlayıcı, taahhüde aykırı davranılan yılı izleyen yılda mal vermeden önce çekince (ihtirazi kayıt veya noter ihtarı) bildirmemişse ve ifaya devam etmişse, borçluda oluşan haklı kanaat ve dürüstlük ilkesi gereği önceki yıla/yıllara ait ceza koşulunu isteyemez; TBK'nın ceza koşuluna ilişkin ilgili hükmü emredici olmadığından taraflar farklı düzenleme yapabilirse de bu, çekince koşulunu ortadan kaldırmaz. Ayrıca sözleşme ve protokolün geçerliliği bayilik lisansı alınması koşuluna bağlanmış olup lisans alınmamış ve bayi başka dağıtıcıların bayisi olmuşsa geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilemez ve buna dayalı kâr kaybı istenemez. Birleştirilen davalar bağımsız kimliklerini koruduğundan, her iki davada da vekille temsil edilen ve lehine ret kararı verilen taraf yararına ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Asgari ürün alım taahhüdüne aykırılıkta ceza koşulu (kâr mahrumiyeti) istenebilmesinin koşulu: çekince (ihtirazi kayıt) → ret

İddia: Davacı, taahhütname gereği sözleşme sonunda toplam bedel üzerinden kâr mahrumiyeti istemesine engel bulunmadığını, ihtarname gönderilmemesinin alacaktan vazgeçme sayılamayacağını, TBK 179 uncu maddenin ikinci fıkrasının emredici olmadığını ve tarafların farklı düzenleme yapabileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Mal alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle ceza koşulu isteminde, yerleşik içtihatlara göre iki hâlde alacaklı ceza koşulunu isteyemez: alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse ya da çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse. Yıllık asgari ürün alımı taahhüdüne yıllar itibarıyla uyulmamışsa, tedarikçinin hem ifayı hem ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşuluyla ilgili çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için şekil şartı öngörülmemiş olup, tedarikçi taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir şerh ile bu koşulu yerine getirebilir. Çekince konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi ifaya devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir; sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası emredici nitelikte olmadığından taraflar sözleşme serbestisi gereği farklı düzenleme yapabilirler (örneğin feshi hâlinde hem cezai şart hem kâr mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler); ancak cezai şart kararlaştırılan hâllerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir kanaat oluşmuşsa, oluşan bu haklı kanaat ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıl veya yıllara ait ceza koşulları talep edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Sözleşmenin lisans alınması koşuluna bağlanmış olması karşısında geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilip edilemeyeceği → ret

Gerekçe: Taahhütnamelerde bayinin yıllık ve sözleşme süresince asgari beyaz ürün almayı, aksi hâlde ton başına belirlenen tutarda kâr mahrumiyeti ödemeyi taahhüt ettiği, bilirkişi incelemesiyle eksik alım yapıldığının tespit edildiği sabittir. Ancak EPDK lisans kayıtlarının sorgulanmasında bayinin her iki istasyon için de dava dışı başka dağıtıcıların bayisi olarak lisans aldığı, davacı adına alınmış bayilik lisansı bulunmadığı, sözleşmenin lisans alınması hâlinde beş yıl süreli olacağının kararlaştırıldığı, akaryakıt satışının yapıldığı yaklaşık bir buçuk yıllık dönemde bayinin başka dağıtıcıların bayisi olduğu, sözleşmenin davalının kusuruyla feshedildiğinin de ileri sürülmediği ve protokolün 9 uncu maddesinde sözleşme ile protokolün lisans alınması koşuluna bağlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilmesi mümkün olmadığından, davacının geçersiz sözleşmelere dayalı asgari ürün satışı taahhüdüne dayanarak kâr kaybı alacağı talep etmesi mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Birleştirilen davalarda davalı vekili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gereği → kabul

İddia: Davalı, davaların birleştirilmesi nedeniyle vekâletnamenin her iki dosyada da işlem görmesi gerektiğini, her iki dava da reddedildiğine göre iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine göre ayrı ayrı açılmış davalar aralarında bağlantı bulunması hâlinde birleştirilerek görülebilir; davaların birleştirilmesi sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurur, başka bir anlatımla birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korur. Bu durumda davalı her iki dava bakımından da vekille temsil edilmiş ve her iki davanın da reddine karar verilmiş olmasına rağmen, birleşen davada davalı vekilinin karar başlığında gösterilmemesi ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Akaryakıt bayiliğinde asgari alım taahhüdüne aykırılıkta ceza koşulu istenebilmesi için aranan çekince koşulunun kapsamını ve şeklini, sözleşmenin lisans şartına bağlanmasının geçerliliğe etkisini ve birleştirilen davalarda ayrı vekâlet ücreti kuralını Yargıtay denetiminden geçmiş biçimde ortaya koyar.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Çekince konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi ifaya devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir (kararda süre miktarı belirtilmemiştir).

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ceza koşulu (cezai şart) kâr mahrumiyeti ihtirazi kayıt (çekince) sözleşme serbestisi dürüstlük kuralı asgari ürün alım taahhüdü bayilik lisansı davaların birleştirilmesi vekâlet ücreti

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 179(2) · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 166

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2799 E. 2023/6263 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6032 E. 2024/2624 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3482 E. 2023/2662 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/1378 E. 2025/2996 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/978 E. 2023/4308 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6561 E. 2024/2942 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/2395 E.  ,  2024/5437 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/722 Esas, 2023/273 Karar

HÜKÜM

Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1264 E., 2018/906 K.,

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1266 E., 2017/2 K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davadaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, davalının düzenlediği ürün alım taahhütnamesi ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD kar mahrumiyeti ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD kar kaybı borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, davalının düzenlediği ürün alım taahhütnamesi ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD kar kaybı borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde Esenyurt bayisi olarak, birleşen davada 24.04.2014 tarihinde Davutpaşa bayisi olarak bayilik sözleşmesi, protokol ve ürün alım taahhütnamesi imzalandığı, ürün alım taahhütnamesine göre, anlaşma süresinin sonunda veya bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik alınan ürünlerin hesaplanacağı, buna göre kar mahrumiyeti bedelinin belirleneceği hükme bağlanmış olup, dava tarihine kadar davacı tarafça bu madde hükmüne göre herhangi bir cezai şart talep edilmediği, taahhüde aykırılık olsa bile davacının aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yılda herhangi bir ihtirazi kayıt göstermeksizin ticari faaliyete devam edildiği, davalıda haklı olarak cezai şartın uygulanmayacağı yönünde ...

oluştuğu, dürüstlük ilkesi, hakkaniyet ilkesi ve kanunun emredici hükümlerine göre davacı tarafça davalıda böyle bir ... oluşturup daha sonrasında kar mahrumiyeti bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taahhütname gereğince müvekkilinin sözleşme sonunda toplam bedel üzerinden kar mahrumiyeti talep etmesine herhangi bir engel bulunmadığını, sözleşme döneminde ve sonrasında ihtarname gönderilmemesinin alacaktan vazgeçildiği şeklinde yorumlanamayacağını, mahkemece karara dayanak gösterilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasının emredici nitelikte olmadığını, bu nedenle uyuşmazlıkta sözleşme ve taahhütname hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tacir olan tarafların, ürün alım taahhüdünün içeriğini kanundaki hükümden farklı şekilde kararlaştırdıklarını, taahhütnamede kar kaybının sözleşmenin ifasıyla birlikte ya da sözleşmenin sona ermesini müteakip talep edebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle davalının eksik alımdan kaynaklanan kar kaybını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin davalı tarafa ihtirazi kayıt bırakacak kadar uzun sürmediğini, bu nedenle müvekkilinden ihtirazi kayıt ileri sürmesinin beklenemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 13.01.2017 tarihinde birleştirildiğini, vekaletnamenin UYAP üzerinden 03.04.2018 tarihinde dosyaya sunulduğunu, birleştirme nedeniyle vekaletnamenin her iki dosya üzerinden işlem görmesi gerektiğini, her iki dava da reddedildiğine göre, iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mal alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olarak Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında, iki halde alacaklının ceza koşulunu isteyemeyeceği; eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, çekince için bir şekil şartının getirilmediği, tedarikçinin, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebileceği, bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebileceği, sonraki yıllarda da aynı kuralın geçerli olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyeceği, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü emredici nitelikte olmadığından, tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecekleri, örneğin sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kâr mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir ...

oluşmuş ise, oluşan bu haklı ... ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği, taraflar arasında asıl dava konusu Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin 24.02.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli; Zeytinburnu ilçesinde bulunana istasyona ilişkin olarak da 24.04.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiği, davalı tarafın Esenyurt ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 4.401 ton, sözleşme süresince ise 17.604 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi; Zeytinburnu ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 5.650 ton, sözleşme süresince ise 22.600 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı bayi tarafından asıl davada 14.718 ton, birleşen davada 19.216 ton eksik alım yapıldığının tespit edildiği,EPDK lisans kayıtlarının sorgulanmasında;

davalı bayi tarafından Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin olarak dava dışı dağıtıcı Kadooğlu Petrolcülük .. AŞ bayisi olarak 21.05.2014 tarihinde, Zeytinburnu ilçesinde bulunan istasyon için ise 02.06.2014 tarihinde dava dışı dağıtıcı Teco Petrolcülük .. A.Ş. bayisi olarak lisans alındığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin hayata geçip geçmediği, 1.9.2015 tarihinden sonra sözleşmenin lisans alınması halinde beş yıl süreli olacağının kararlaştırıldığı halde, davacı adına alınan bayilik lisansı bulunmadığı,davacı tarafça sözleşmenin davalının kusuruyla fesih edildiğinin de ileri sürülmediği ,davalıya akaryakıt satışının yapıldığı yaklaşık 1,5 yıllık süren dönem içerisinde davalının başka dağıtıcıların bayiisi olduğu, ayrıca protokolün 9 uncu maddesinde, sözleşme ve protokolün lisans alınması koşuluna bağlandığı, bu durumda somut olayda taraflar arasında geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilmesi mümkün olmadığı, buna bağlı olarak davacının geçersiz sözleşmelere dayalı asgari ürün satışı taahhüdüne dayalı olarak davalıdan kâr kaybı alacağı talep etmesnin mümkün olmadığı, diğer yandan davacı tarafça aynı tarihte aynı davalıya yönelik olarak asıl ve birleşen davanın açıldığı, mahkemece her iki davanın birleştirilerek birlikte görüldüğü, birleştirme kararından sonraki aşamada davalı vekilince yargılama dosyasına 03.04.2018 tarihinde vekaletname sunulduğu, davalı vekilinin duruşmalara katılarak davalıyı yargılamada temsil ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda her iki davanın da reddine karar verilmesine rağmen, davalı vekilinin birleşen dava bakımından karar başlığında gösterilmediği ve birleşen davada davalı vekili yararına vekâlet ücretine hükmedilmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 166 ncı maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmesi mümkün olup, davaların birleştirilmesi sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğuracağını, başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davaların bağımsız kimliklerini koruduğu, bu durumda davalının her iki dava bakımından da vekil ile temsil edilmiş olmasına ve her iki davanın da reddine karar verilmesine rağmen, birleşen davada davalı vekilinin karar başlığında gösterilmemesi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl ve birleşen dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve satış taahhüdünde öngörülen yıllık asgari ürün satışı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı kar kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064680600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/722 E. 2023/273 K.

Bayilik lisansı olmayan sözleşmede kar kaybı talep edilemez

Gerekçe özeti

Yıllık asgari ürün alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle kar kaybı (cezai şart) talep edilebilmesi için, tedarikçinin takip eden yılda mal vermeden önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi veya ihtarname göndermesi gerekir; çekince konulmadan ifaya uzun süre devam edilmesi, borçluda ceza koşulunun istenmeyeceğine dair haklı bir güven doğurur ve bu durumda önceki yıla ait ceza koşulu talep edilemez. Ayrıca akaryakıt bayilik sözleşmelerinde tarafların EPDK'dan bayilik lisansı almamış olması ve sözleşmenin lisans alınması koşuluna bağlanmış olması halinde, geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilemeyeceğinden, bu geçersiz sözleşmeye dayanarak asgari ürün alım taahhüdü ihlaline dayalı kar kaybı talebinde bulunulamaz. Birleştirilen davalarda, davaların bağımsız kimliklerini koruması nedeniyle, birleşen dava yönünden de davalı vekili lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir; bu eksiklik yeniden yargılamayı gerektirmiyorsa BAM kararı düzelterek kaldırma yoluyla giderir.

Emsal değeri

Karar, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde asgari ürün alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart/kar kaybı talep edilebilmesi için çekince koşulunun aranması gerektiğine ve ayrıca bayilik lisansı bulunmayan sözleşmelerin geçersizliği nedeniyle böyle bir sözleşmeye dayalı kar kaybı talebinin mümkün olmadığına ilişkin ilkeleri somutlaştırması; ayrıca birleştirilen davalarda vekalet ücreti konusunda düzeltme yoluyla karar verilmesi bakımından bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: cezai şart kar mahrumiyeti/kar kaybı çekince (ihtirazi kayıt) asgari ürün alım taahhüdü bayilik lisansı EPDK davaların birleştirilmesi vekalet ücreti

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/722

KARAR NO 2023/273

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/09/2018

NUMARASI 2016/1264 Esas 2018/906 Karar

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul 7. ATM 2016/1266 Esas 2017/2 Karar Sayılı dosyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/02/2023

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, davalının düzenlediği ürün alım taahhütnamesi ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14-USD kar mahrumiyeti ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051-USD kar kaybı borcu doğduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000-USD'nin temerrüt tarihinden itibaren  faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, davalının düzenlediği ürün alım taahhütnamesi ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14-USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030-USD kar kaybı borcu doğduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000-USD'nin temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; asıl davada taraflar arasında 24/02/2014 tarihinde Esenyurt bayisi olarak, birleşen davada 24/04/2014 tarihinde Davutpaşa bayisi olarak bayilik sözleşmesi, protokol ve ürün alım taahhütnamesi imzalandığı, ürün alım taahhütnamesine göre, anlaşma süresinin sonunda veya bir yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik alınan ürünlerin hesaplanacağı, buna göre kar mahrumiyeti bedelinin belirleneceği hükme bağlanmış olup, dava tarihine kadar davacı tarafça bu madde hükmüne göre herhangi bir cezai şart talep edilmediği, taahhüde aykırılık olsa bile davacının aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yılda herhangi bir ihtirazi kayıt göstermeksizin ticari faaliyete devam edildiği, davalıda haklı olarak cezai şartın uygulanmayacağı yönünde güven oluştuğu, dürüstlük ilkesi, hakkaniyet ilkesi ve kanunun emredici hükümlerine göre davacı tarafça davalıda böyle bir güven oluşturup daha sonrasında kar mahrumiyeti bedeli talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacı vekili; taahhütname gereğince müvekkilinin sözleşme sonunda toplam bedel üzerinden kar mahrumiyeti talep etmesine herhangi bir engel bulunmadığını, sözleşme döneminde ve sonrasında ihtarname gönderilmemesinin alacaktan vazgeçildiği şeklinde yorumlanamayacağını, mahkemece karara dayanak gösterilen TBK'nın 179/2 maddesinin emredici nitelikte olmadığını, bu nedenle uyuşmazlıkta sözleşme ve taahhütname hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tacir olan tarafların, ürün alım taahhüdünün içeriğini kanundaki hükümden farklı şekilde kararlaştırdıklarını, taahhütnamede kar kaybının sözleşmenin ifasıyla birlikte ya da sözleşmenin sona ermesini müteakip talep edebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle davalının eksik alımdan kaynaklanan kar kaybını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin davalı tarafa ihtirazi kayıt bırakacak kadar uzun sürmediğini, bu nedenle müvekkilinden ihtirazi kayıt ileri sürmesinin beklenemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili; davanın 13.01.2017 tarihinde birleştirildiğini, vekaletnamenin UYAP üzerinden 03.04.2018 tarihinde dosyaya sunulduğunu, birleştirme nedeniyle vekaletnamenin her iki dosya üzerinden işlem görmesi gerektiğini, her iki dava da reddedildiğine göre, iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak iki dava yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve satış taahhüdünde öngörülen yıllık asgari ürün satışı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı kar kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir. TBK'nın 179/2. maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir". Mal alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olarak Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, iki halde alacaklının ceza koşulunu isteyemeyeceği; eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle  bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, çekince için bir şekil şartının getirilmediği, tedarikçinin, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebileceği, bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, mal vermeye (ifaya) devam  etse  bile  önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebileceği, sonraki yıllarda da aynı kuralın geçerli olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyeceği, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği, TBK’nın 179/2.

maddesi hükmü emredici nitelikte olmadığından, tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecekleri, örneğin sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşmuş ise, oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda; taraflar arasında asıl dava konusu Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin 24.02.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli;

Zeytinburnu ilçesinde bulunana istasyona ilişkin olarak da 24.04.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiği, davalı tarafın Esenyurt ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 4.401 ton, sözleşme süresince ise 17.604 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14-USD kar mahrumiyeti ödemeyi; Zeytinburnu ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 5.650 ton, sözleşme süresince ise 22.600 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14-USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı bayi tarafından asıl davada 14.718 ton, birleşen davada 19.216 ton eksik alım yapıldığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 5. maddesine göre, gerçek veya tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için EPDK'dan lisans alması zorunludur. Yine aynı yönetmeliğin 34/b maddesi gereği, (faaliyeti geçici olarak durdurulan dağıtıcıların bayilerine, faaliyetin durdurulduğu süre ile sınırlı olmak ve dağıtıcı tadili yapılmak koşulu ile akaryakıt satışı hariç olmak üzere) başka dağıtıcıların bayilerine satış yapılması yasaktır. Bu nedenle geçerli bir akaryakıt bayiliğinden söz edebilmek için, bayilik lisansı alınmış olması şarttır. EPDK lisans kayıtlarının sorgulanmasında; davalı bayi tarafından Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin olarak dava dışı dağıtıcı ... AŞ bayisi olarak 21.05.2014 tarihinde, Zeytinburnu ilçesinde bulunan istasyon için ise 02.06.2014 tarihinde dava dışı dağıtıcı ...

AŞ bayisi olarak lisans alındığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin hayata geçip geçmediği ,1.9.2015 tarihinden sonra sözleşmenin lisans alınması halinde beş yıl süreli  olacağının kararlaştırıldığı halde  ,davacı adına  alınan bayilik lisansı bulunmadığı,davacı tarafça sözleşmenin davalının kusuruyla fesih edildiğinin de ileri sürülmediği ,davalıya akaryakıt satışının yapıldığı yaklaşık 1,5 yıllık süren dönem içerisinde davalının başka dağıtıcıların bayiisi olduğu, ayrıca protokolün 9. maddesinde, sözleşme ve protokolün lisans alınması koşuluna bağlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda somut olayda taraflar arasında geçerli bir bayilik sözleşmesinden söz edilmesi mümkün değildir. Buna bağlı olarak davacının geçersiz sözleşmelere dayalı asgari ürün satışı taahhüdüne dayalı olarak davalıdan kar kaybı alacağı talep etmesi mümkün değildir.

Diğer yandan davacı tarafça aynı tarihte aynı davalıya yönelik olarak asıl ve birleşen davanın açıldığı, mahkemece her iki davanın birleştirilerek birlikte görüldüğü, birleştirme kararından sonraki aşamada davalı vekilince yargılama dosyasına 03.04.2018 tarihinde vekaletname sunulduğu, davalı vekilinin duruşmalara katılarak davalıyı yargılamada temsil ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda her iki davanın da reddine karar verilmesine rağmen, davalı vekilinin birleşen dava bakımından karar başlığında gösterilmediği ve birleşen davada davalı vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır. HMK.'nun 166. maddesine göre; ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmesi mümkün olup, davaların birleştirilmesi sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurur.

Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar. Bu durumda davalının her iki dava bakımından da vekil ile temsil edilmiş olmasına ve her iki davanın da reddine karar verilmesine rağmen, birleşen davada davalı vekilinin karar başlığında gösterilmemesi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; birleşen davada davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, ilk derece mahkemesi hükmünün tekrarı ile birleşen davada davalı lehine 2.180-TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2016/1264 Esas 2018/906 Karar sayılı 18/09/2018 tarihli asıl ve birleşen davaya yönelik kararın HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Asıl ve birleşen davanın REDDİNE,"  İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Asıl dava yönünden; alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcından 60,54-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 119,36‬-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,  Davalı lehine 2.180-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,  Birleşen dava yönünden;

alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcından 60,54-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 119,36‬-TL harcın davacıdan alınarak hazineye ödenmesine,Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,  Davalı lehine 2.180-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,  Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 108,80-TL harcın mahsubu ile asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı 125,50-TL olmak üzere bakiye 251-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,  Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/02/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.