Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6032 E. 2024/2624 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekincesiz kabul↗ asgari alım taahhüdü↗ ceza koşulu↗ alım taahhüdü↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ gecikme cezası↗ sözleşme serbestisi↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ ihtirazi kayıt↗ emredici hüküm↗ kâr mahrumiyeti↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ ifa↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ feragat↗ taahhütname↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/155 E., 2019/409 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle değişik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında davalı yanca asgari alım taahhüdünde bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr mahrumiyetinden kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53. Noterliğinin 24.08.2016 tarih ve 25268 yevmiye sayılı ihtarnamesinin tebliğinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdü yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kâr mahrumiyeti talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdü yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kâr mahrumiyeti talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdüne aykırı olarak mal almadığı hususunda ihtilaf bulunmadığını, müvekkili tarafından dosya kapsamına sunulan Ankara 53. Noterliğinin 08.09.2014 tarih ve 24315 yevmiye nolu ihtarnamesinin ihtirazi kayıt olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, ihtirazi kayıt yükümlülüğünün sözleşmenin her iki yanı için de geçerli olduğunu, 24.08.2016 tarihli ihtarname sonrasında davalının hiç mal alımı yapmadığı hususunun gözden kaçırıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi için takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesine veya ihtar çekilmesine bağlı olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifasının gerçekleşmesi halinde artık bir önceki yıla ait ceza koşulunun istenilemeyeceği, çekince konulması ve ihtarname çekilmesi durumlarında ceza koşulunun istenebileceğinin kuşkusuz olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabileceği, somut olayda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacının cezai şart talep etme hakkı bulunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin yazıldığı şekilde değiştirilmesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesi kapsamında asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle kâr mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça sözleşmede özel olarak düzenlenmiş olması kaydı ile cezai şart niteliğinde olan kâr kaybını isteyebilir. Alacaklı ifayı, ceza koşulu isteme hakkını saklı tutmadan (çekince, ihtiraz-i kayıt koymadan) kabul edecek olursa ceza koşulundan zımnen feragat etmiş olacaktır. Ceza koşulunu isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt konulması), yenilik doğuran bir irade beyanı olup ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Buna karşılık ceza koşulundan açık feragat ise borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur.
Hemen belirtilmelidir ki 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi emredici nitelikte olmadığından gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş veya sözleşmede ceza koşulu talep edebilmek için ihtiraz-i kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış veyahut da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi ceza koşulu isteme hakkı düşmez.
Davacı taraf taahhütnamedeki asgari alım taahhüdünü yerine getirmeyen davalıya karşı takip eden yıllar bakımından her yıla ilişkin edimin yerine getirilmesi için ihtar çekildiğini veya müteakip teslimleri ihtiraz-i kayıt koyarak yerine getirdiğini ispat etmesi gerekir.
Somut olayda taraflar arasında 05.07.2012-05.07.2017 tarihleri arasını kapsayacak şekilde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşme ile ekindeki taahhütnamede davalının, davacıdan her yıl belli miktarda akaryakıt almayı taahhüt ederek, bu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda cezai şart ödemeyi kabul etmesine rağmen yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, davacının da uzun bir süre ihtirazı kayıt koymadan mal teslimine devam ettiği, ancak davacının Ankara 5. Noterliğince düzenlenen 05.09.2014 günlü ihtarname ile sözleşme ve ekinde imzalanan taahhütname gereğince kâr mahrumiyetini davalıdan talep ettiği, bu şekilde 2015 yılındaki akaryakıt teslimi için ihtirazı kayıt koymak sureti ile bu yıla ilişkin olarak cezai şartı talep etme hakkını kazandığı, yine 24.08.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile de çekince koyduğu, kaldı ki çekince koymaması halinde de davalının son dönemde taahhütten daha fazla miktarda ürün almaması halinde son yıla ait eksik alım nedeni ile cezai şart talebinde bulunabileceği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarih ve 2019/(19)11-775 E. ve 2022/962 K. sayılı ilamı), hal böyle olunca davacının 2015 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak ihtarnamelerden sonraki süreye ait cezai şart niteliğindeki kâr mahrumiyetini talep edebileceği nazara alınarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2799 E. 2023/6263 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · ceza koşulu · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · çekince (ihtirazi kayıt) · ihtirazi kayıt · emredici hüküm · kâr mahrumiyeti · Alacak
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» kapsamında davalı yanca «asgari alım taahhüdünde» bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki «taahhütnamelerde») yer alan "yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası) «ifaya ekli ceza» koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Kanun'un borcun belirlenen zamanda veya yerde «ifa» edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, «ifaya eklenen ceza koşulu» niteliğinde olacağına dair bir «karine» koyduğu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu istemeyeceği, taahhütnamenin 2 nci maddesinde kâr «mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şart düzenlemesi olduğu, somut olayda davalı şirketin başka bir şirketten petrol ürünü aldığı ileri sürülmemiş olması ve ayrıca sair bir ihlal vakıası gerçekleştirdiği ispat edilmemiş olmasına göre 2 nci maddede belirtilen ve hesap yöntemi de açıkça gösterilen cezai şartın istenebileceği gözetilerek davacının sözleşmenin ilk iki yılı içinde herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın mal «teslim» etmek suretiyle davalıda haklı bir güven oluşturarak sözleşmeyi fiili durumda devam etme iradesini ortaya koyduğu, yine «son» dönemde de (2015) ayrıca bir «ihtar» çekmeksizin mal teslimine devam ettiği görülerek mevcut delil durumuna göre davanın tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmüş ise de davayı nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı, davalılardan gerçek kişi «kefil» yönünden 15.07.2013 tarihli «kefaletnamenin» 6093 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi hükmünde belirtilen «müteselsil kefalet» ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi hükmü gereğince de eş «muvafakati» alınmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesinden» bahsedilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru ise de dava konusu olayda davacının talebi cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olup koşullarının oluşmadığının kabulü ile davalı şirket yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, mahkemece gerekçe kısmında davacının talebinin kâr mahrumiyeti olduğu şeklinde nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davalılar vekilinin vekâlet ücreti yönünden istinaf istemlerine gelince; davalı şirket aleyhine açılan davanın cezai şart talep edilemeyeceği sözleşmede belirlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise kefalet akdinin geçerli olmaması gerekçesiyle reddedilmişken karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2 maddesi gereği hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişi yararına ayrı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kald …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ek «taahhütname» gereği, «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan alacağa karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalının da «kefaletinin» geçerli bulunduğunu, «kefalet limitinin» belli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» (sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde») öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtirazi kayıt/çekince · ifaya eklenen ceza koşulu · ürün alım taahhütnamesi · ifaya ekli ceza · müteselsil kefalet · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · karine
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki «taahhütnamelerde») yer alan "yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası) «ifaya ekli ceza» koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Kanun'un borcun belirlenen zamanda veya yerde «ifa» edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, «ifaya eklenen ceza koşulu» niteliğinde olacağına dair bir «karine» koyduğu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu istemeyeceği, taahhütnamenin 2 nci maddesinde kâr «mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şart düzenlemesi olduğu, somut olayda davalı şirketin başka bir şirketten petrol ürünü aldığı ileri sürülmemiş olması ve ayrıca sair bir ihlal vakıası gerçekleştirdiği ispat edilmemiş olmasına göre 2 nci maddede belirtilen ve hesap yöntemi de açıkça gösterilen cezai şartın istenebileceği gözetilerek davacının sözleşmenin ilk iki yılı içinde herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın mal «teslim» etmek suretiyle davalıda haklı bir güven oluşturarak sözleşmeyi fiili durumda devam etme iradesini ortaya koyduğu, yine «son» dönemde de (2015) ayrıca bir «ihtar» çekmeksizin mal teslimine devam ettiği görülerek mevcut delil durumuna göre davanın tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmüş ise de davayı nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı, davalılardan gerçek kişi «kefil» yönünden 15.07.2013 tarihli «kefaletnamenin» 6093 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi hükmünde belirtilen «müteselsil kefalet» ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi hükmü gereğince de eş «muvafakati» alınmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesinden» bahsedilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru ise de dava konusu olayda davacının talebi cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olup koşullarının oluşmadığının kabulü ile davalı şirket yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, mahkemece gerekçe kısmında davacının talebinin kâr mahrumiyeti olduğu şeklinde nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davalılar vekilinin vekâlet ücreti yönünden istinaf istemlerine gelince; davalı şirket aleyhine açılan davanın cezai şart talep edilemeyeceği sözleşmede belirlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise kefalet akdinin geçerli olmaması gerekçesiyle reddedilmişken karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2 maddesi gereği hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişi yararına ayrı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kald …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ek «taahhütname» gereği, «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan alacağa karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalının da «kefaletinin» geçerli bulunduğunu, «kefalet limitinin» belli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket imzalamış olduğu «taahhütnamenin» ikinci maddesi uyarınca yıllık 525 ton beyaz ürün satın almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen, sözleşmenin imzalanmasından sonra dosyada mevcut bilirkişi raporlarında saptandığı üzere yıllık alması gereken miktarda ürün almadığını, kâr «mahrumiyetine» ilişkin taleplerinde borcun gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğunu, davadaki taleplerinin kâr mahrumiyeti olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararında «cezai şart» olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin sözleşme süresi içerisinde davalı tarafa eksik ürün alımı sebebiyle «ihtarname» göndererek, eş değer ifade ile «ihtirazı kayıt (çekince») öne sürerek ürün vermeye devam ettiğini, ihtirazı kayıt (çekince) yükümlülüğünü de yerine getiren davacı müvekkilinin eksik alımlardan kaynaklı kâr mahrumiyetinin, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşme tarihinden dava tarihine kadar ödenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından dava tarihi itibarı ile 3 yıllık sürenin dolmadığı bu nedenle taahhütte belirtilen şekilde kâr «kaybının» talep edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesininde usul ve kanuna aykırı olduğunu, diğer davalının «kefaletinin» de geçerli olduğunu, davanın reddini kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın reddine karar verilmesi halinde davalılar vekili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» (sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde») öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/978 E. 2023/4308 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · çekince (ihtirazi kayıt) · ihtirazi kayıt · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · Alacak
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» kapsamında davalı yanca «asgari alım taahhüdünde» bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesi» kapsamında «asgari alım taahhüdüne» aykırılık nedeniyle kâr «mahrumiyeti» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasında 05.07.2012-05.07.2017 tarihleri arasını kapsayacak şekilde «akaryakıt bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup, sözleşme ile ekindeki «taahhütnamede» davalının, davacıdan her yıl belli miktarda akaryakıt almayı taahhüt ederek, bu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda «cezai şart» ödemeyi kabul etmesine rağmen yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, davacının da uzun bir süre «ihtirazı kayıt» koymadan mal «teslimine» devam ettiği, ancak davacının Ankara 5.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» ve sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde» öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağından kaynaklanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ürün alım taahhütnamesi
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» ve sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde» öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağından kaynaklanmaktadır.
-
Bayilikte kâr mahrumiyeti: çekince koşulu ve lisans şartı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2395 E. 2024/5437 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · sözleşme serbestisi · Alacak
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» kapsamında davalı yanca «asgari alım taahhüdünde» bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… aklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini «ifa» etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, yıllık asgari «ürün alımı taahhüdü» bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce «ceza koşulu» ile ilgili “«çekince” (ihtirazi kayıt») bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir «ihtarname» göndermesi gerektiği, çekince için bir «şekil şartının» getirilmediği, tedarikçinin, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk «fatura» ve «irsaliyeye» koyacağı bir açıklama («şerh») ile bu koşulu yerine getirebileceği, bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya «ihtar» çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme «zamanaşımı» süresi içinde her zaman talep edebileceği, sonraki yıllarda da aynı kuralın geçerli olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyeceği, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» nitelikte olmadığından, tarafların «sözleşme serbestisi» ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecekleri, örneğin «sözleşmenin feshi» halinde hem «cezai şart» hem de kâr «mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir ... oluşmuş ise, oluşan bu haklı ... ve «dürüstlük ilkesi» nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği, taraflar arasında asıl dava konusu Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin 24.02.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli; Zeytinburnu ilçesinde bulunana istasyona ilişkin olarak da 24.04.2014 tarihli ve 01.09.2015 tarihine kadar geçerli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiği, davalı tarafın Esenyurt ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 4.401 ton, sözleşme süresince ise 17.604 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi; Zeytinburnu ilçesindeki istasyona ilişkin olarak imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık asgari 5.650 ton, sözleşme süresince ise 22.600 ton beyaz ürün almayı, aksi halde ton başına 14,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davalı bayi tarafından asıl davada 14.718 ton, birleşen davada 19.216 ton eksik alım yapıldığının tespit edildiği,EPDK lisans kayıtlarının sorgulanmasında; davalı bayi tarafından Esenyurt ilçesinde bulunan istasyona ilişkin olarak dava dışı «dağıtıcı» Kadooğlu Petrolcülük ..
… nde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.02.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 17.604 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.886 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 14.718 ton ürün için 206.051 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ; müvekkili ile davalı arasında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi hususunda 24.04.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve «protokol» akdedildiğini, davalının düzenlediği «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşma süresince 22.600 ton beyaz ürün almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD «kar mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının 3.384 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 19.216 ton ürün için 269.030,00 USD «kar kaybı» borcu doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 1.000,00 USD'nin «temerrüt» tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:davaların birleştirilmesi
Benzer bu kararda… s alınması halinde beş yıl süreli olacağının kararlaştırıldığı halde, davacı adına alınan bayilik lisansı bulunmadığı,davacı tarafça sözleşmenin davalının kusuruyla «fesih» edildiğinin de ileri sürülmediği ,davalıya akaryakıt satışının yapıldığı yaklaşık 1,5 yıllık süren dönem içerisinde davalının başka «dağıtıcıların» bayiisi olduğu, ayrıca «protokolün» 9 uncu maddesinde, sözleşme ve protokolün lisans alınması koşuluna bağlandığı, bu durumda somut olayda taraflar arasında geçerli bir «bayilik sözleşmesinden» söz edilmesi mümkün olmadığı, buna bağlı olarak davacının «geçersiz sözleşmelere» dayalı asgari ürün satışı «taahhüdüne» dayalı olarak davalıdan kâr «kaybı» alacağı talep etmesnin mümkün olmadığı, diğer yandan davacı tarafça aynı tarihte aynı davalıya yönelik olarak asıl ve birleşen davanın açıldığı, mahkemece her iki davanın birleştirilerek birlikte görüldüğü, birleştirme kararından sonraki aşamada davalı vekilince yargılama dosyasına 03.04.2018 tarihinde vekaletname sunulduğu, davalı vekilinin duruşmalara katılarak davalıyı yargılamada «temsil» ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda her iki davanın da reddine karar verilmesine rağmen, davalı vekilinin birleşen dava bakımından karar başlığında gösterilmediği ve birleşen davada davalı vekili yararına vekâlet ücretine hükmedilmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 166 ncı maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmesi mümkün olup, «davaların birleştirilmesi» sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğuracağını, başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davaların bağımsız kimliklerini koruduğu, bu durumda davalının her iki dava bakımından da vekil ile temsil edilmiş olmasına ve her iki davanın da reddine karar verilmesine rağmen, birleşen davada davalı vekilinin karar başlığında gösterilmemesi ve davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Ma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6032 E. , 2024/2624 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1558 Esas, 2022/770 Karar
HÜKÜM
Yeniden esas hakkında kurulan hükümle davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/155 E., 2019/409 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle değişik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında davalı yanca asgari alım taahhüdünde bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr mahrumiyetinden kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53. Noterliğinin 24.08.2016 tarih ve 25268 yevmiye sayılı ihtarnamesinin tebliğinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdü yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kâr mahrumiyeti talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdü yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kâr mahrumiyeti talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşme kapsamında asgari alım taahhüdüne aykırı olarak mal almadığı hususunda ihtilaf bulunmadığını, müvekkili tarafından dosya kapsamına sunulan Ankara 53. Noterliğinin 08.09.2014 tarih ve 24315 yevmiye nolu ihtarnamesinin ihtirazi kayıt olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, ihtirazi kayıt yükümlülüğünün sözleşmenin her iki yanı için de geçerli olduğunu, 24.08.2016 tarihli ihtarname sonrasında davalının hiç mal alımı yapmadığı hususunun gözden kaçırıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi için takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesine veya ihtar çekilmesine bağlı olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifasının gerçekleşmesi halinde artık bir önceki yıla ait ceza koşulunun istenilemeyeceği, çekince konulması ve ihtarname çekilmesi durumlarında ceza koşulunun istenebileceğinin kuşkusuz olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabileceği, somut olayda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacının cezai şart talep etme hakkı bulunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin yazıldığı şekilde değiştirilmesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesi kapsamında asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle kâr mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça sözleşmede özel olarak düzenlenmiş olması kaydı ile cezai şart niteliğinde olan kâr kaybını isteyebilir. Alacaklı ifayı, ceza koşulu isteme hakkını saklı tutmadan (çekince, ihtiraz-i kayıt koymadan) kabul edecek olursa ceza koşulundan zımnen feragat etmiş olacaktır. Ceza koşulunu isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt konulması), yenilik doğuran bir irade beyanı olup ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir.
Buna karşılık ceza koşulundan açık feragat ise borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur.
Hemen belirtilmelidir ki 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi emredici nitelikte olmadığından gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş veya sözleşmede ceza koşulu talep edebilmek için ihtiraz-i kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış veyahut da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi ceza koşulu isteme hakkı düşmez.
Davacı taraf taahhütnamedeki asgari alım taahhüdünü yerine getirmeyen davalıya karşı takip eden yıllar bakımından her yıla ilişkin edimin yerine getirilmesi için ihtar çekildiğini veya müteakip teslimleri ihtiraz-i kayıt koyarak yerine getirdiğini ispat etmesi gerekir.
Somut olayda taraflar arasında 05.07.2012-05.07.2017 tarihleri arasını kapsayacak şekilde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşme ile ekindeki taahhütnamede davalının, davacıdan her yıl belli miktarda akaryakıt almayı taahhüt ederek, bu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda cezai şart ödemeyi kabul etmesine rağmen yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, davacının da uzun bir süre ihtirazı kayıt koymadan mal teslimine devam ettiği, ancak davacının Ankara 5. Noterliğince düzenlenen 05.09.2014 günlü ihtarname ile sözleşme ve ekinde imzalanan taahhütname gereğince kâr mahrumiyetini davalıdan talep ettiği, bu şekilde 2015 yılındaki akaryakıt teslimi için ihtirazı kayıt koymak sureti ile bu yıla ilişkin olarak cezai şartı talep etme hakkını kazandığı, yine 24.08.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile de çekince koyduğu, kaldı ki çekince koymaması halinde de davalının son dönemde taahhütten daha fazla miktarda ürün almaması halinde son yıla ait eksik alım nedeni ile cezai şart talebinde bulunabileceği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarih ve 2019/(19)11-775 E.
ve 2022/962 K. sayılı ilamı), hal böyle olunca davacının 2015 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak ihtarnamelerden sonraki süreye ait cezai şart niteliğindeki kâr mahrumiyetini talep edebileceği nazara alınarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038149400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz