Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6561 E. 2024/2942 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
asgari alım taahhüdü↗ alım taahhüdü↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ güven ilişkisi↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ makul süre↗ ihtirazi kayıt↗ haklı sebep↗ akdi faiz↗ imza incelemesi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ mutabakat↗ kâr mahrumiyeti↗ cari hesap↗ kısıtlılık↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ şikayet↗ ikrar↗ cezai şart↗ fesih↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ ihtar↗ taahhütname↗ ihtarname↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/830 E., 2020/50 K.
Taraflar arasındaki kâr kaybı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi ile davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, bayilik sözleşmesine ek olarak imzalanan satış taahhütnamesi uyarınca yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince beyaz ürün, benzin, mazot ve madeni yağ satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı yanın alım taahhütlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, sözleşme süresince satışı yapılamayan eksik ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin son cari hesap üzerinden hesaplanacak tutarın %2'si oranında mahrum kaldığı kârı cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından 15.10.2014 tarihli ihtarname keşide edilerek bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız bir nedenle feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin 45 inci maddesi gereğince bayinin sözleşmeyi süresinden önce fesh etmesi halinde fesih tarihinden sözleşme sonuna kadarki dönem için kâr mahrumiyeti talep hakkının doğduğunu ileri sürerek fesih tarihi olan 15.10.2014 tarihinden bayilik sözleşmesinin sonra ereceği tarih olan 12.01.2017 tarihine kadarki dönemde satmayı taahhüt ettiği toplam miktar üzerinden hesaplanacak kâr mahrumiyeti bedeli için fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000,00 TL ile davalı yanın sözleşme başlangıç tarihinden bayilik sözleşmesinin fesih tarihine kadarki döneme tekabül eden tarih aralığında eksik aldığı ürün nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağının aylık %2 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili şirketin taahhütlerine uymadığı iddiası ile kâr kaybına ilişkin sözleşme süresi içerisinde müvekkili şirkete yönelik herhangi bir çekince ve ihtirazı kayıt öne sürmediğini ve ihtarname göndermediğini, sözleşmenin feshedildiği tarihinden sözleşmenin sona ereceği döneme ilişkin davacının kâr mahrumiyeti ve cezai şart talebinin hukuki temelinin bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin davacı şirketin merkezine görüşme için gittiğini, görüşme sırasında davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirketin yetkilisinin şirket merkezinden ayrılmasına izin vermeyerek hürriyetini kısıtladığını, karakolda darp edildiğini, müvekkilinin sözleşmeyi yaşanan olaylar nedeniyle haklı olarak feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin 46 ncı maddesinde sözleşmenin bayi tarafından tek taraflı feshi halinde, ek protokolle belirlenecek cezai şartın bayi tarafından dağıtıcıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Yargıtayın yerleşmiş kararlarına göre bayilik sözleşmesine dayalı olarak cezai şartın istenebilmesi için her yıl sonunda, bir önceki yıla dair cezai şartın ödenmesi konusunda bayiye ihtirazı kaydın bildirilmesi veya bu hususta bayiye ihtar çekilmesi gerektiği, bunlar yapılmadığı takdirde artık bir önceki yıla ait cezai şartın istenemeyeceği, davacı tarafça davalıya ihtirazı kayıt bildirmediğinden veya davalıya bu hususta ihtar çekmediğinden cezai şartın ödenmesini isteyemeyeceği, davalı, davacı şirketin yöneticilerinin yakınları tarafından darp edildiğinden sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini savunmuşsa da davalı şirket yetkilisinin 14.10.2014 tarihinde taraflar arasındaki protokolü görüşmek amacıyla davacı şirket merkezine gittiği, davalı şirket yetkilisi sözleşme aslını incelemek amacıyla istediği, protokol aslını alan davalı şirket yetkilisinin tartışma esnasında protokolü yırtmaya başladığı, davacı şirket yetkilisinin müdahalesi sonucu protokol aslı elinden alındığı, şikayet üzerine davalı şirket yetkilisi hakkında ceza soruşturması başlatıldığı, yargılama sırasında davalının Akaryakıt Bayilik Sözleşmesini feshetmeden VTM Akaryakıt Petrol Ürünleri Dağıtım San. ve Tic. A.Ş. ile 15.09.2014 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesini imzalayarak 15.10.2014 tarihinde yürürlüğe koyduğu, davalının davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesini feshetmek amacıyla haklı sebep yaratmaya çalıştığı anlaşıldığından davalının bayilik sözleşmesini feshinin haksız olduğu, bayilik sözleşmesinin 45/d maddesinde; sözleşmenin feshi halinde, cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre hesaplanacak kâr mahrumiyetinin bayi tarafından dağıtıcıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin feshi halinde kâr mahrumiyetinin sözleşme sonuna kadar istenemeyeceği, dağıtıcı kâr mahrumiyetini bayiden makul bir süre için isteyebileceği, bilirkişi raporuna göre davacının aynı il sınırları içinde yeni bayi bulabilmek için belirlenen makul süre altı ay olarak belirlendiği ve davacının altı aylık sürede beyaz üründe 63.669,96 TL kâr mahrumiyetinin olduğunun hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle 30.000,00 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık % 2 akdi faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının cezai şart talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme ve taahhütname ile davalının 5 yıl için 10.000 m³ mal almayı taahhüt ettiğinden her yıl için ihtarname gönderilmesinin ve ihtirazı kaydın olmasına gerek olmadığını, davalının süre dolmadan başka bir dağıtım firması ile bayilik sözleşmesi akdetmesinin sözleşmenin esaslı ihlali anlamına geldiğini, davalı şirketin bu eyleminin hiç bir haklı yanının bulunmadığını, ayrıca 20.10.2014 tarihli ihtarname ile davalı bayi tarafından satış taahhüdüne uyulmadığı, taahhütlerin yerine getirilmesi gerektiği, bu nedenle oluşan kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacaklarının tahsili için hukuki yollara başvurulacağı hususunun ihtar edildiğini, cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, en azından son yıl için cezai şartın olması gerektiğini, kâr mahrumiyeti için 6 aylık sürenin esas alınmasının hatalı olduğunu, sözleşmeye göre kalan süre için hesap yapılması gerektiğini, Mahkemece raporda 66.636,56 TL hesaplama yapıldığı halde gerekçe oluşturmadan 30.000,00 TL hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin bu bölgede fesihten sonra yeni bayilik sözleşmesi kurulmadığının EPDK yazısı ile sabit olduğunu, davalının bayilik sözleşmesi henüz sona ermeden başka bir şirketle anlaşma imzaladığını, bu sözleşmenin esaslı ihlali olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca kabul edilmeyen, varlığı ve imzası nizalı olan protokolün hükmün gerekçesine dayanak yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, varlığı iddia edilen protokolün imza incelemesinin yaptırılmadığını, imza incelemesi yapılmadan protokolün geçerli kabul edildiğini, yaşanan olaylar nedeni ile taraflar arasındaki güven ilişkisinin sonra erdiğini ve sonrasında 15.10.2014 tarihinde sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini, tarafların haricen fesih konusunda mutabık kaldığını, bu mutabakatın sonrasında başka bir dağıtım firması ile irtibata geçmenin olağan akışa uygun olduğunu, kâr mahrumiyetinin kabulünün hatalı olduğunu, davaya konu yere 500 metre mesafede davacıya ait taşınmaz bulunduğunu, taşınmazın bugüne kadar müvekkili zarara uğratmak amacıyla keyfi olarak açılmadığını, sözleşmede cezai şart var ise başka bir şey istenemeyeceğini, sözleşmenin dikey dağıtım sözleşmesi olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın tümden reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinden davacının sözleşmeye göre fesihten sonraki döneme ilişkin olarak davalıdan kâr mahrumiyeti talep edebileceği, taraflar arasındaki sözleşme 5 yıllık olup sözleşme ve taahhütname hükümlerinde davalı bayinin bu süre içinde toplam 10.000 m3 beyaz ürün ve 10 ton madeni yağ almayı taahhüt ettiği, taahhütname hükmüne göre bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda 5 yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari hesap fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %2'sinin şirkete cezai şart olarak ödeneceğinin belirtildiğini, davaya konu sözleşmede ve taahhütnamede cezai şart yıllık olarak kararlaştırılmayıp aksine tüm sözleşme süresine ilişkin olarak 5 yıllık bir süre için öngörülmüş alım taahhüdü olduğundan, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi kayda gerek bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince cezai şart talebinde bulunabilmek için her yıl sonunda, bir önceki yıla dair cezai şartın ödenmesi konusunda davalıya ihtirazi kaydın bildirilmesi veya bu hususta davalıya ihtar çekilmesi gerektiği şeklindeki gerekçe ile cezai şart talebinin reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda, fesih tarihine kadar eksik alınan ürünler nedeniyle 184.231,39 TL alacak hesaplandığı, davacı yanın cezai şart talebinin 20.000,00 TL olduğu ve bu miktarın ıslahla artırılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 30.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve 20.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek sözleşmede kararlaştırılan aylık %2 akdi faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının cezai şarta ve kâr mahrumiyetine ilişkin talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, gerek bayilik sözleşmesinde gerekse taahhütnamede yıllık asgari alım taahhüdünün öngörüldüğünün, bu hususun davacı tarafından da ikrar edildiğini, davacının herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan cezai şart talep edemeyeceğini, davacının Konya ve ilçelerinde bir çok bayisi bulunduğunu, davaya konu akaryakıt istasyonuna 500 metre mesafede taşınmazı bulunduğunu, sırf müvekkilinin zarara uğratmak amacıyla kâr mahrumiyeti talebinde bulunulduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kısmen kabul kararına konu meblağın davacıya ihtirazi kayıt belirtilmek suretiyle ödendiğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2765 E. 2022/5006 K.
Ortak:makul süre · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile 15.09.2014 tarihinde 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesini» imzalayarak 15.10.2014 tarihinde yürürlüğe koyduğu, davalının davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesini feshetmek amacıyla «haklı sebep» yaratmaya çalıştığı anlaşıldığından davalının bayilik «sözleşmesini feshinin» haksız olduğu, bayilik sözleşmesinin 45/d maddesinde; sözleşmenin feshi halinde, «cezai şarta» ilaveten «fesih» tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış «taahhüdüne» göre hesaplanacak kâr «mahrumiyetinin» bayi tarafından «dağıtıcıya» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin feshi halinde kâr mahrumiyetinin sözleşme sonuna kadar istenemeyeceği, dağıtıcı kâr mahrumiyetini bayiden makul bir süre için isteyebileceği, bilirkişi raporuna göre davacının aynı il sınırları içinde yeni bayi bulabilmek için belirlenen «makul süre» altı ay olarak belirlendiği ve davacının altı aylık sürede beyaz üründe 63.669,96 TL kâr mahrumiyetinin olduğunun hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle 30.000,00 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık % 2 «akdi faiz» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının cezai şart talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı tutulmasına karar …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ile davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, bayilik sözleşmesine ek olarak imzalanan satış «taahhütnamesi» uyarınca yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince beyaz ürün, benzin, mazot ve madeni yağ satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı yanın «alım taahhütlerini» yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, sözleşme süresince satışı yapılamayan eksik ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin «son» «cari hesap» üzerinden hesaplanacak tutarın %2'si oranında «mahrum» kaldığı kârı «cezai şart» olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından 15.10.2014 tarihli «ihtarname» keşide edilerek bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız bir nedenle feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin 45 inci maddesi gereğince bayinin sözleşmeyi süresinden önce fesh etmesi halinde «fesih» tarihinden sözleşme sonuna kadarki dönem için kâr mahrumiyeti talep hakkının doğduğunu ileri sürerek fesih tarihi olan 15.10.2014 tarihinden bayilik sözleşmesinin sonra ereceği tarih olan 12.01.2017 tarihine kadarki dönemde satmayı taahhüt ettiği toplam miktar üzerinden hesaplanacak kâr mahrumiyeti bedeli için fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000,00 TL ile davalı yanın sözleşme başlangıç tarihinden bayilik sözleşmesinin fesih tarihine kadarki döneme tekabül eden tarih aralığında eksik aldığı ürün nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağının aylık %2 «akdi faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme ve «taahhütname» ile davalının 5 yıl için 10.000 m³ mal almayı taahhüt ettiğinden her yıl için «ihtarname» gönderilmesinin ve ihtirazı «kaydın» olmasına gerek olmadığını, davalının süre dolmadan başka bir «dağıtım» firması ile «bayilik sözleşmesi» akdetmesinin sözleşmenin esaslı ihlali anlamına geldiğini, davalı şirketin bu eyleminin hiç bir haklı yanının bulunmadığını, ayrıca 20.10.2014 tarihli ihtarname ile davalı bayi tarafından satış taahhüdüne uyulmadığı, taahhütlerin yerine getirilmesi gerektiği, bu nedenle oluşan kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» alacaklarının tahsili için hukuki yollara başvurulacağı hususunun «ihtar» edildiğini, cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, en azından «son» yıl için cezai şartın olması gerektiğini, kâr mahrumiyeti için 6 aylık sürenin esas alınmasının hatalı olduğunu, sözleşmeye göre kalan süre için hesap yapılması ge …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
1-Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «kar mahrumiyeti» alacağının tahsiline ilişkindir.
Tarafların arasında 05.08.1998 ve 17.02.1999 tarihli iki ayrı yere ait iki ayrı «bayilik sözleşmesi» imzalanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ariyet · kar mahrumiyeti · havale
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
1-Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «kar mahrumiyeti» alacağının tahsiline ilişkindir.
Davacının «kar mahrumiyetini» yalnızca sözleşmenin feshinden sonraki dönemde makul bir süre için isteyebileceği bozma ilamı ve dosya kapsamı ile anlaşılmış olmakla, fesihten sonraki dönemde mak …
2-Ayrıca, taraflar arasındaki sözleşmeler feshedilmiş olup bu sözleşmelerde, fesihten sonraki döneme yönelik «kar mahrumiyeti» hesabı için özel bir düzenlemenin bulunmaması karşısında, kar mahrumiyeti yalnızca Türk parası olarak istenebileceği, böylece TBK 99. madde uyarınca kar mahrumiyeti alacağına Türk parası üzerinden karar verilmesi gerekirken, gerekçesi belirtilmeksizin yabancı para üzerinden hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5123 E. 2021/5399 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · ihtirazi kayıt · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · cezai şart · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının «cezai şarta» ve kâr «mahrumiyetine» ilişkin talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, gerek «bayilik sözleşmesinde» gerekse «taahhütnamede» yıllık «asgari alım taahhüdünün» öngörüldüğünün, bu hususun davacı tarafından da «ikrar» edildiğini, davacının herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymadan cezai şart talep edemeyeceğini, davacının Konya ve ilçelerinde bir çok bayisi bulunduğunu, davaya konu akaryakıt istasyonuna 500 metre mesafede taşınmazı …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ile davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, bayilik sözleşmesine ek olarak imzalanan satış «taahhütnamesi» uyarınca yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince beyaz ürün, benzin, mazot ve madeni yağ satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı yanın «alım taahhütlerini» yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, sözleşme süresince satışı yapılamayan eksik ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin «son» «cari hesap» üzerinden hesaplanacak tutarın %2'si oranında «mahrum» kaldığı kârı «cezai şart» olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından 15.10.2014 tarihli «ihtarname» keşide edilerek bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız bir nedenle feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin 45 inci maddesi gereğince bayinin sözleşmeyi süresinden önce fesh etmesi halinde «fesih» tarihinden sözleşme sonuna kadarki dönem için kâr mahrumiyeti talep hakkının doğduğunu ileri sürerek fesih tarihi olan 15.10.2014 tarihinden bayilik sözleşmesinin sonra ereceği tarih olan 12.01.2017 tarihine kadarki dönemde satmayı taahhüt ettiği toplam miktar üzerinden hesaplanacak kâr mahrumiyeti bedeli için fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000,00 TL ile davalı yanın sözleşme başlangıç tarihinden bayilik sözleşmesinin fesih tarihine kadarki döneme tekabül eden tarih aralığında eksik aldığı ürün nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağının aylık %2 «akdi faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili şirketin «taahhütlerine» uymadığı iddiası ile kâr «kaybına» ilişkin sözleşme süresi içerisinde müvekkili şirkete yönelik herhangi bir çekince ve «ihtirazı kayıt» öne sürmediğini ve «ihtarname» göndermediğini, sözleşmenin feshedildiği tarihinden sözleşmenin sona ereceği döneme ilişkin davacının kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» talebinin hukuki temelinin bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin davacı «şirketin merkezine» görüşme için gittiğini, görüşme sırasında davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirketin yetkilisinin şirket merkezinden ayrılmasına izin vermeyerek hürriyetini «kısıtladığını», karakolda darp edildiğini, müvekkilinin sözleşmeyi yaşanan olaylar nedeniyle haklı olarak feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaDavacı vekili «bayilik sözleşmesinin haklı feshi» nedeniyle satış destek «primlerinin» iadesini, sözleşme ve «protokol» ihlali nedeniyle «cezai şartın» ve «asgari alım taahhüdünün» ihlali nedeniyle oluşan kâr «kaybının» tahsilini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden yapılan incelemede, davalının mal «alım taahhüdünde» bulunduğu ve bu taahhüde sözleşme süresince uyulmadığı, sözleşme süresince davacı tarafça yeni döneme ilişkin henüz ifaya başlanmadan önce «ihtirazi kayıt» bildirilmeksizin mal alım faturaları düzenlenmiş olduğu, «cezai şart» talebi veya eksik alım «ihtarı» ile ilgili ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin davalıya mal teminine devam edildiği, bu durumda davalıdan cezai şart talep edilemeyeceğine ilişkin haklı bir güven oluşturulduğu, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu ancak davalıdan cezai şart ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği, taraflar arasında görülen 2011/328 esas sayılı itirazın iptali davasında taraflar arasındaki sözleşme ve «protokolde» BP tarafından Rampet ...
Şti.’ye 2.435.000 USD satış teşvik bedelinin ödeneceğinin «taahhüt» altına alındığı, dava konusu satış teşvik bedelinin «intifa hakkı» ile ilgili olduğu hakkında hükme yer verilmediği, bu konuda bir düzenleme bulunmadığı, bu durumun akaryakıt satın alınması ile ilgili «asgari alım taahhüdüne» uyulmaması halinde «cezai şart» ödeneceği düzenlenmekle dengelendiği, satış teşvik «primine» denk cezai şart getirilmekle intifa süresinden bağımsız olarak satış teşvik primi bedelinin kararlaştırıldığının kabulü gerektiği, sözleşme devam ederken taahhüt edilenin altında eksik akaryakıt alımı ile ortaya çıkan «kazanç kaybının» cezai şartla karşılanacağının kabul ve taahhüt edildiği, satış teşvik prim bedelinin eksik kalan satış primi olmak üzere toplam 1.398.300 USD satış teşvik priminin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin haklı feshi · ifaya ekli cezai şart · maddi anlamda kesin hüküm · ifaya ekli ceza · prim iadesi · intifa hakkı · kar mahrumiyeti · prim alacağı
Benzer bu karardaDavalı şirket tarafından imzalanan “Taahhütname” başlıklı belgenin 3. bendindeki hükümde «kar mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de ilgili bent içeriği ve yaptırım itibariyle akaryakıt sözleşmesi ile ilgili olarak yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen sözkonusu hükmün TBK 179/2 (BK 158/2) maddesindeki «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Şti.’ye 2.435.000 USD satış teşvik bedelinin ödeneceğinin «taahhüt» altına alındığı, dava konusu satış teşvik bedelinin «intifa hakkı» ile ilgili olduğu hakkında hükme yer verilmediği, bu konuda bir düzenleme bulunmadığı, bu durumun akaryakıt satın alınması ile ilgili «asgari alım taahhüdüne» uyulmaması halinde «cezai şart» ödeneceği düzenlenmekle dengelendiği, satış teşvik «primine» denk cezai şart getirilmekle intifa süresinden bağımsız olarak satış teşvik primi bedelinin kararlaştırıldığının kabulü gerektiği, sözleşme devam ederken taahhüt edilenin altında eksik akaryakıt alımı ile ortaya çıkan «kazanç kaybının» cezai şartla karşılanacağının kabul ve taahhüt edildiği, satış teşvik prim bedelinin eksik kalan satış primi olmak üzere toplam 1.398.300 USD satış teşvik priminin …
… , davacı ....'nin davalı bayiye, eksik ürün alınmasına rağmen çekincesiz, ihtarsız ürün vermeye devam ettiği, bayide oluşturulan güvene ve TMK 2. maddede düzenlenen «dürüstlük kuralına» aykırı olan «cezai şart» isteme koşullarının da oluşmadığı, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davalıya ürün verildiği, davacı ...'nin teşvik «primlerinin iadesi», cezai şart ve kâr «kaybı» yönündeki talebinin reddinin yerinde olduğu, asıl davada davalı karşı davada davacı bayinin eksik akaryakıt alımına devam ettiği, edimini sözleşmeye uygun yerine getirmeyen davalının davranışları sonucu sözleşmenin feshinde BP'nin haklı sayılmasının yerinde olduğu, karşı davacı bayinin maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığı, birleşen dava açısından taraflar arasındaki «protokolde» ödenmesi öngörülen teşvik priminde KDV’den bahsedilmediği, mahkeme kararıyla satış destek primine «mahsup» edilen 750.000,00 USD'nin KDV «dahil» olarak kabulünün gerektiği, birleşen davada davacı bayinin yaptığı KDV ödemesi içinde 750.000,00 USD'nin faturalaştırılmasıyla oluşan KDV'yi içermesi gerektiği, ba …
Davacı vekili «bayilik sözleşmesinin haklı feshi» nedeniyle satış destek «primlerinin» iadesini, sözleşme ve «protokol» ihlali nedeniyle «cezai şartın» ve «asgari alım taahhüdünün» ihlali nedeniyle oluşan kâr «kaybının» tahsilini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6561 E. , 2024/2942 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/697 Esas, 2022/1058 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/830 E., 2020/50 K.
Taraflar arasındaki kâr kaybı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi ile davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, bayilik sözleşmesine ek olarak imzalanan satış taahhütnamesi uyarınca yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince beyaz ürün, benzin, mazot ve madeni yağ satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı yanın alım taahhütlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, sözleşme süresince satışı yapılamayan eksik ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin son cari hesap üzerinden hesaplanacak tutarın %2'si oranında mahrum kaldığı kârı cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından 15.10.2014 tarihli ihtarname keşide edilerek bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız bir nedenle feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin 45 inci maddesi gereğince bayinin sözleşmeyi süresinden önce fesh etmesi halinde fesih tarihinden sözleşme sonuna kadarki dönem için kâr mahrumiyeti talep hakkının doğduğunu ileri sürerek fesih tarihi olan 15.10.2014 tarihinden bayilik sözleşmesinin sonra ereceği tarih olan 12.01.2017 tarihine kadarki dönemde satmayı taahhüt ettiği toplam miktar üzerinden hesaplanacak kâr mahrumiyeti bedeli için fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000,00 TL ile davalı yanın sözleşme başlangıç tarihinden bayilik sözleşmesinin fesih tarihine kadarki döneme tekabül eden tarih aralığında eksik aldığı ürün nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağının aylık %2 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili şirketin taahhütlerine uymadığı iddiası ile kâr kaybına ilişkin sözleşme süresi içerisinde müvekkili şirkete yönelik herhangi bir çekince ve ihtirazı kayıt öne sürmediğini ve ihtarname göndermediğini, sözleşmenin feshedildiği tarihinden sözleşmenin sona ereceği döneme ilişkin davacının kâr mahrumiyeti ve cezai şart talebinin hukuki temelinin bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin davacı şirketin merkezine görüşme için gittiğini, görüşme sırasında davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirketin yetkilisinin şirket merkezinden ayrılmasına izin vermeyerek hürriyetini kısıtladığını, karakolda darp edildiğini, müvekkilinin sözleşmeyi yaşanan olaylar nedeniyle haklı olarak feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin 46 ncı maddesinde sözleşmenin bayi tarafından tek taraflı feshi halinde, ek protokolle belirlenecek cezai şartın bayi tarafından dağıtıcıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Yargıtayın yerleşmiş kararlarına göre bayilik sözleşmesine dayalı olarak cezai şartın istenebilmesi için her yıl sonunda, bir önceki yıla dair cezai şartın ödenmesi konusunda bayiye ihtirazı kaydın bildirilmesi veya bu hususta bayiye ihtar çekilmesi gerektiği, bunlar yapılmadığı takdirde artık bir önceki yıla ait cezai şartın istenemeyeceği, davacı tarafça davalıya ihtirazı kayıt bildirmediğinden veya davalıya bu hususta ihtar çekmediğinden cezai şartın ödenmesini isteyemeyeceği, davalı, davacı şirketin yöneticilerinin yakınları tarafından darp edildiğinden sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini savunmuşsa da davalı şirket yetkilisinin 14.10.2014 tarihinde taraflar arasındaki protokolü görüşmek amacıyla davacı şirket merkezine gittiği, davalı şirket yetkilisi sözleşme aslını incelemek amacıyla istediği, protokol aslını alan davalı şirket yetkilisinin tartışma esnasında protokolü yırtmaya başladığı, davacı şirket yetkilisinin müdahalesi sonucu protokol aslı elinden alındığı, şikayet üzerine davalı şirket yetkilisi hakkında ceza soruşturması başlatıldığı, yargılama sırasında davalının Akaryakıt Bayilik Sözleşmesini feshetmeden VTM Akaryakıt Petrol Ürünleri Dağıtım San.
ve Tic. A.Ş. ile 15.09.2014 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesini imzalayarak 15.10.2014 tarihinde yürürlüğe koyduğu, davalının davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesini feshetmek amacıyla haklı sebep yaratmaya çalıştığı anlaşıldığından davalının bayilik sözleşmesini feshinin haksız olduğu, bayilik sözleşmesinin 45/d maddesinde; sözleşmenin feshi halinde, cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre hesaplanacak kâr mahrumiyetinin bayi tarafından dağıtıcıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin feshi halinde kâr mahrumiyetinin sözleşme sonuna kadar istenemeyeceği, dağıtıcı kâr mahrumiyetini bayiden makul bir süre için isteyebileceği, bilirkişi raporuna göre davacının aynı il sınırları içinde yeni bayi bulabilmek için belirlenen makul süre altı ay olarak belirlendiği ve davacının altı aylık sürede beyaz üründe 63.669,96 TL kâr mahrumiyetinin olduğunun hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle 30.000,00 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık % 2 akdi faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının cezai şart talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme ve taahhütname ile davalının 5 yıl için 10.000 m³ mal almayı taahhüt ettiğinden her yıl için ihtarname gönderilmesinin ve ihtirazı kaydın olmasına gerek olmadığını, davalının süre dolmadan başka bir dağıtım firması ile bayilik sözleşmesi akdetmesinin sözleşmenin esaslı ihlali anlamına geldiğini, davalı şirketin bu eyleminin hiç bir haklı yanının bulunmadığını, ayrıca 20.10.2014 tarihli ihtarname ile davalı bayi tarafından satış taahhüdüne uyulmadığı, taahhütlerin yerine getirilmesi gerektiği, bu nedenle oluşan kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacaklarının tahsili için hukuki yollara başvurulacağı hususunun ihtar edildiğini, cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, en azından son yıl için cezai şartın olması gerektiğini, kâr mahrumiyeti için 6 aylık sürenin esas alınmasının hatalı olduğunu, sözleşmeye göre kalan süre için hesap yapılması gerektiğini, Mahkemece raporda 66.636,56 TL hesaplama yapıldığı halde gerekçe oluşturmadan 30.000,00 TL hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin bu bölgede fesihten sonra yeni bayilik sözleşmesi kurulmadığının EPDK yazısı ile sabit olduğunu, davalının bayilik sözleşmesi henüz sona ermeden başka bir şirketle anlaşma imzaladığını, bu sözleşmenin esaslı ihlali olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca kabul edilmeyen, varlığı ve imzası nizalı olan protokolün hükmün gerekçesine dayanak yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, varlığı iddia edilen protokolün imza incelemesinin yaptırılmadığını, imza incelemesi yapılmadan protokolün geçerli kabul edildiğini, yaşanan olaylar nedeni ile taraflar arasındaki güven ilişkisinin sonra erdiğini ve sonrasında 15.10.2014 tarihinde sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini, tarafların haricen fesih konusunda mutabık kaldığını, bu mutabakatın sonrasında başka bir dağıtım firması ile irtibata geçmenin olağan akışa uygun olduğunu, kâr mahrumiyetinin kabulünün hatalı olduğunu, davaya konu yere 500 metre mesafede davacıya ait taşınmaz bulunduğunu, taşınmazın bugüne kadar müvekkili zarara uğratmak amacıyla keyfi olarak açılmadığını, sözleşmede cezai şart var ise başka bir şey istenemeyeceğini, sözleşmenin dikey dağıtım sözleşmesi olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın tümden reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinden davacının sözleşmeye göre fesihten sonraki döneme ilişkin olarak davalıdan kâr mahrumiyeti talep edebileceği, taraflar arasındaki sözleşme 5 yıllık olup sözleşme ve taahhütname hükümlerinde davalı bayinin bu süre içinde toplam 10.000 m3 beyaz ürün ve 10 ton madeni yağ almayı taahhüt ettiği, taahhütname hükmüne göre bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda 5 yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari hesap fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %2'sinin şirkete cezai şart olarak ödeneceğinin belirtildiğini, davaya konu sözleşmede ve taahhütnamede cezai şart yıllık olarak kararlaştırılmayıp aksine tüm sözleşme süresine ilişkin olarak 5 yıllık bir süre için öngörülmüş alım taahhüdü olduğundan, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi kayda gerek bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince cezai şart talebinde bulunabilmek için her yıl sonunda, bir önceki yıla dair cezai şartın ödenmesi konusunda davalıya ihtirazi kaydın bildirilmesi veya bu hususta davalıya ihtar çekilmesi gerektiği şeklindeki gerekçe ile cezai şart talebinin reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda, fesih tarihine kadar eksik alınan ürünler nedeniyle 184.231,39 TL alacak hesaplandığı, davacı yanın cezai şart talebinin 20.000,00 TL olduğu ve bu miktarın ıslahla artırılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 30.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve 20.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek sözleşmede kararlaştırılan aylık %2 akdi faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının cezai şarta ve kâr mahrumiyetine ilişkin talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, gerek bayilik sözleşmesinde gerekse taahhütnamede yıllık asgari alım taahhüdünün öngörüldüğünün, bu hususun davacı tarafından da ikrar edildiğini, davacının herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan cezai şart talep edemeyeceğini, davacının Konya ve ilçelerinde bir çok bayisi bulunduğunu, davaya konu akaryakıt istasyonuna 500 metre mesafede taşınmazı bulunduğunu, sırf müvekkilinin zarara uğratmak amacıyla kâr mahrumiyeti talebinde bulunulduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kısmen kabul kararına konu meblağın davacıya ihtirazi kayıt belirtilmek suretiyle ödendiğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039045500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz