İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13190 E. 2012/18873 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karine↗ mutabakat↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ ticari defter kayıtları↗ şikayet↗ yemin↗ ticari defter↗ fatura↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı tarafın yaptığı ödemeler konusunda taraf defterleri arasında mutabakat bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın dava konusu fatura bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davaya konu faturalar açık fatura şeklinde düzenlendiğinden başka bir belge (makbuz) ile bedelinin ödendiği ispatlanmadığı sürece söz konusu fatura bedellerinin ödenmediği yolunda karine bulunduğu, davalı taraf ödeme makbuzları sunmuşsa da bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu makbuzların dava konusu faturaları kapsamadığı, faturalarla gerek tarih ve gerekse miktar olarak örtüşmediği, davalı tarafın ödemeye ilişkin iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, açık faturaların bedellerinin ödenmemiş olduğuna dair karinenin aksini de kanıtlayamadığı, ispat külfeti kendisinde olan davalı taraf yemin deliline dayandığından davacı şirket yetkilisinin dava konusu faturaların temsilcisi olduğu şirket çalışanları tarafından imzalandığı, fatura bedellerinin ödenmediği ve fatura bedelleri toplamı 293.397,67 TL alacaklı olduğuna dair yemin ettiği, davalı şirketin davaya konu faturalar nedeniyle davacıya 293.397,67 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan 236 adet fatura bedelinin tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekilince fatura bedellerinin imzalı makbuzlarla ödendiğinin savunulması üzerine, davacı tarafından ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, davalının elindeki makbuzlarda imzası bulunan Hikmet Arpacıoğlu, Ali Ay Şentürk ve Murat Ufuk Şentürk isimli şahısların şirketlerinde çalışmadığı belirtilmiştir. Davacı şirket adına para tahsil eden kişilerle, davacı şirket yetkilileri hakkında davalı şirketin şikayeti üzerine Mersin C. Başsavcılığı’nın 2010/5260 Soruşturma sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan ceza yargılaması sonucunda, davacı şirket adına makbuz karşılığı para tahsil eden kişilerin, davacı şirket çalışanları olduklarının anlaşılması halinde, doğrudan doğruya bu davanın sonucu da etkileneceğinden, mahkemece gerektiğinde ceza davasının neticesi de beklenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden, kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15974 E. 2012/1274 K.
Ortak:şikayet · fatura · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu faturaların her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, ancak davalı tarafın yaptığı ödemeler konusunda taraf defterleri arasında «mutabakat» bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın dava konusu «fatura» bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davaya konu faturalar açık fatura şeklinde düzenlendiğinden başka bir belge (makbuz) ile bedelinin ödendiği ispatlanmadığı sürece söz konusu fatura bedellerinin ödenmediği yolunda «karine» bulunduğu, davalı taraf ödeme makbuzları sunmuşsa da bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu makbuzların dava konusu faturaları kapsamadığı, faturalarla gerek tarih ve gerekse miktar olarak örtüşmediği, davalı tarafın ödemeye ilişkin iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, açık faturaların bedellerinin ödenmemiş olduğuna dair karinenin aksini de kanıtlayamadığı, «ispat külfeti» kendisinde olan davalı taraf «yemin deliline» dayandığından davacı şirket yetkilisinin dava konusu faturaların «temsilcisi» olduğu şirket çalışanları tarafından imzalandığı, fatura bedellerinin ödenmediği ve fatura bedelleri toplamı 293.397,67 TL alacaklı olduğuna dair yemin ettiği, davalı şirketin davaya konu faturalar nedeniyle davacıya 293.397,67 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «asıl alacak» üzerinden %40 «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Dava taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan 236 adet «fatura» bedelinin tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ile %40 «icra inkar tazminatı» istemine ilişkindir.
Davalı vekilince «fatura» bedellerinin imzalı makbuzlarla ödendiğinin savunulması üzerine, davacı tarafından ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, davalının elindeki makbuzlarda imzası bulunan Hikmet Arpacıoğlu, Ali Ay Şentürk ve Murat Ufuk Şentürk isimli şahısların şirketlerinde çalışmadığı belirtilmiştir.
Benzer bu karardaDava taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan 52 adet «fatura» bedelinin tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ile %40 «icra inkar tazminatı» istemine ilişkindir.
Davalı vekilince «fatura» bedellerinin imzalı makbuzlarla ödendiğini savunulması üzerine, davacı tarafından ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, davalının elindeki makbuzlarda imzası bulunan Hikmet Arpacıoğlu, ... ve ... isimli şahısların şirketlerinde çalışmadığı belirtilmiş, buna karşın davalı tarafça, takibe ve davaya konu edilmeyen 15 adet fatura bedelinin dahi, makbuz mukabili aynı şahıslara ödendiği ileri sürülmüştür.
Mahkemece, bu 15 adet faturaya ilişkin inceleme yapılması gerekirken, başka faturalara ilişkin yapılan bir takım ödemelerin, söz konusu ve tek tek numaraları belirtilen faturalara ilişkin olduğunun kabulü doğru görülmediği gibi, davacı şirket adına para tahsil eden kişilerle, davacı şirket yetkilileri hakkında başka bir firmanın «şikayetiyle» de olsa kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12818 E. 2018/374 K.
Ortak:yemin delili · ticari defter kayıtları · yemin · ticari defter · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu faturaların her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, ancak davalı tarafın yaptığı ödemeler konusunda taraf defterleri arasında «mutabakat» bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın dava konusu «fatura» bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davaya konu faturalar açık fatura şeklinde düzenlendiğinden başka bir belge (makbuz) ile bedelinin ödendiği ispatlanmadığı sürece söz konusu fatura bedellerinin ödenmediği yolunda «karine» bulunduğu, davalı taraf ödeme makbuzları sunmuşsa da bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu makbuzların dava konusu faturaları kapsamadığı, faturalarla gerek tarih ve gerekse miktar olarak örtüşmediği, davalı tarafın ödemeye ilişkin iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, açık faturaların bedellerinin ödenmemiş olduğuna dair karinenin aksini de kanıtlayamadığı, «ispat külfeti» kendisinde olan davalı taraf «yemin deliline» dayandığından davacı şirket yetkilisinin dava konusu faturaların «temsilcisi» olduğu şirket çalışanları tarafından imzalandığı, fatura bedellerinin ödenmediği ve fatura bedelleri toplamı 293.397,67 TL alacaklı olduğuna dair yemin ettiği, davalı şirketin davaya konu faturalar nedeniyle davacıya 293.397,67 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «asıl alacak» üzerinden %40 «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Dava taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan 236 adet «fatura» bedelinin tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ile %40 «icra inkar tazminatı» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… emece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının faturaya dayalı alacakları için takip başlattığı, takibe dayanak faturaların davalının «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ancak borcun ödendiği ve hesapların kapatıldığına dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, 11.293,66 TL'lik asıl alacağı takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca «avans faiz» işletilmek sureti ile takibin devamına, «asıl alacak» 11.293,66 TL'nin %20'si oranın «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, taşıma hizmeti karşılığında düzenlenen faturalara dayalı olarak başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, davalı taraf cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayandığından işbu «davanın konusu» talep yönünden «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yemin delili dikkate alınmadan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklifi · davanın konusu · icra takibine itiraz · avans faizi
Benzer bu kararda2- Dava, taşıma hizmeti karşılığında düzenlenen faturalara dayalı olarak başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, davalı taraf cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayandığından işbu «davanın konusu» talep yönünden «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yemin delili dikkate alınmadan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülm …
… emece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının faturaya dayalı alacakları için takip başlattığı, takibe dayanak faturaların davalının «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ancak borcun ödendiği ve hesapların kapatıldığına dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, 11.293,66 TL'lik asıl alacağı takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca «avans faiz» işletilmek sureti ile takibin devamına, «asıl alacak» 11.293,66 TL'nin %20'si oranın «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Marka hakkına tecavüzün giderilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8791 E. 2023/2994 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · ticaret unvanının terkini · iyiniyet kuralı · ticaret sicili tescili · iyiniyet · münhasırlık · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz
Benzer bu kararda… arka başvurusunun 2011 yılında yapıldığı, davacının tescil tarihinden önce "SAYGIN SİGORTA" markasını kullandığına dair bir delil sunmadığı, bu nedenlerle davalının «ticaret unvanını» kötü niyetle tescil ettirdiğinin kabul edilemeyeceği, davalının «ticaret unvanının terkini» için, davalının bu unvanla uzun süredir yapmış olduğu ticari yatırımları ortadan kaldıracak şekilde tescilinden 7 yıl sonra dava açılması nedeniyle sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca usulen tescil ve «ilan» edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının, «münhasıran» sahibine ait olup, tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceği, davalının ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullandığı, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davacının markasal kullanımı da …
… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile d şirketin “Ali Şentürk Saygın Sigorta Aracılık Hizmetleri” unvanının 15.10.2010 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiği, davalının «ticaret unvanı» kullanımı dışında, "SAYGIN SİGORTA" ibaresini, markasal olarak kullandığının davacı tarafça ispatlanamadığı, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, "SAYGIN SİGORTA" ibaresinin tarafların ticaret unvanında ortak olduğu ve davacı ticaret unvanının 1998 yılında tescil edildiği anlaşılıyorsa da, davacı tüzel kişi «tacir» tarafından, davalı ticaret unvanının tescilinden itibaren altı yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra dava açıldığı, davacının davalının tescilli ticaret unvanından haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, davalının ticaret unvanına sessiz kalınarak, aradan geçen 6 yıllık süreden sonra dava açılmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) nci maddesinde düzenlenen «iyiniyet kuralına» aykırı olduğu, davacının markasının ise davalının ticaret unvanından sonra tescil edildiği, mahkemenin davanın reddi kararı ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun ol …
… 11.06.2012 tarihinden itibaren davacı lehine korunmaya başlandığını, davalının defalarca mail ve telefon ile uyarılmış olmasına rağmen haksız kullanıma ve davacının «marka hakkına tecavüzüne» devam ettiğini, davalı şirketin kartvizitlerinde, internet sitelerinde ve hali hazırda firma adı olarak kullandığı markanın, davacı şirket tarafından tescil edildiğini bildiğini, davalı şirketin, “ALİ ŞENTÜRK SAYGIN SİGORTA” ibareli ismini kullanmaya devam ettiğini, unvanın başına şirket yetkilisinin adını ve soyadını eklemiş olmak marka tecavüzünü meşru kılacak bir isim yaratmadığını, davacının yıllarca verdiği emek sonucu elde etmiş olduğu «müşteri portföyünün» bu haksız kullanım sebebiyle diğer sigorta şirketlerine kaydığını, itibarının zedelendiğini, İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/463 E. sayılı dosyasında benzer bir uyuşmazlıkta davacı lehine karar verildiğini, davacı şirketin 03.02.1998 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiğini, davalının ise davacıdan on yıl sonra 28.09.2007 tarihinde gerçek kişi olarak “Ali Şentürk Sigorta Acenteliği” unvanı ile ticaret siciline tescil edildi …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «marka hakkına tecavüz» ve haksız olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6630 E. 2021/6933 K.
Ortak:asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu faturaların her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, ancak davalı tarafın yaptığı ödemeler konusunda taraf defterleri arasında «mutabakat» bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın dava konusu «fatura» bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davaya konu faturalar açık fatura şeklinde düzenlendiğinden başka bir belge (makbuz) ile bedelinin ödendiği ispatlanmadığı sürece söz konusu fatura bedellerinin ödenmediği yolunda «karine» bulunduğu, davalı taraf ödeme makbuzları sunmuşsa da bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu makbuzların dava konusu faturaları kapsamadığı, faturalarla gerek tarih ve gerekse miktar olarak örtüşmediği, davalı tarafın ödemeye ilişkin iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, açık faturaların bedellerinin ödenmemiş olduğuna dair karinenin aksini de kanıtlayamadığı, «ispat külfeti» kendisinde olan davalı taraf «yemin deliline» dayandığından davacı şirket yetkilisinin dava konusu faturaların «temsilcisi» olduğu şirket çalışanları tarafından imzalandığı, fatura bedellerinin ödenmediği ve fatura bedelleri toplamı 293.397,67 TL alacaklı olduğuna dair yemin ettiği, davalı şirketin davaya konu faturalar nedeniyle davacıya 293.397,67 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «asıl alacak» üzerinden %40 «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Dava taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan 236 adet «fatura» bedelinin tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ile %40 «icra inkar tazminatı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davanın kabulüne itirazın iptaline, 5.293,31 TL üzerinden takibin devamına ve «icra inkar tazminat» isteminin reddine karar verilmiştir.
… rilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. (II) Davacı taraf «çek» asıllarını icra takip dosyasına «ibraz» etmiş olduğundan mahkemece davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren 4.330,00 TL «asıl alacak» üzerinden faiz yürütülerek takibin devamına karar verilmesi gerekirken asıl alacağın fer’ileriyle birlikte toplam 5.293,31 TL alacak üzerinden takibin devamına hük …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek · ibraz
Benzer bu kararda… rilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. (II) Davacı taraf «çek» asıllarını icra takip dosyasına «ibraz» etmiş olduğundan mahkemece davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren 4.330,00 TL «asıl alacak» üzerinden faiz yürütülerek takibin devamına karar verilmesi gerekirken asıl alacağın fer’ileriyle birlikte toplam 5.293,31 TL alacak üzerinden takibin devamına hük …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13190 E. , 2012/18873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/06/2010 tarih ve 2007/487-2010/164 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.11.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalıdan 293.397,67 YTL alacaklı olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını, takibin dayanağının 236 adet fatura olduğunu, davalı şirketçe bir süre kısmi ödeme yapıldıktan sonra ödemelerin kesilmesi üzerine icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu fatura bedellerinin tamamının davacı tarafından tahsil edildiğini, taraflar arasında 541.796,95 TL civarında iş yapılıp davacı tarafça bu miktarda fatura tanzim edildiğini, bu faturaların müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, davacı şirkete toplam 553.934,52 YTL ödeme yapıldığını, müvekkilinin davacı şirketten 12.137,57 YTL alacaklı olduğunu, ödeme makbuzları ve ticari defter kayıtlarından anlaşılacağı üzere müvekkil ile davacı arasında süreklilik arz eden ve sıkça yapılan yüklemeler nedeni ile işin yapılmasının ardından değil işin icabı gereği sürekli ve rutin ödemeler yapıldığını, ödemelerin fatura bedellerini aştığını, fazla tahsil edilen meblağın iadesinin istenmesi üzerine takip yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı tarafın yaptığı ödemeler konusunda taraf defterleri arasında mutabakat bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın dava konusu fatura bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davaya konu faturalar açık fatura şeklinde düzenlendiğinden başka bir belge (makbuz) ile bedelinin ödendiği ispatlanmadığı sürece söz konusu fatura bedellerinin ödenmediği yolunda karine bulunduğu, davalı taraf ödeme makbuzları sunmuşsa da bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu makbuzların dava konusu faturaları kapsamadığı, faturalarla gerek tarih ve gerekse miktar olarak örtüşmediği, davalı tarafın ödemeye ilişkin iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, açık faturaların bedellerinin ödenmemiş olduğuna dair karinenin aksini de kanıtlayamadığı, ispat külfeti kendisinde olan davalı taraf yemin deliline dayandığından davacı şirket yetkilisinin dava konusu faturaların temsilcisi olduğu şirket çalışanları tarafından imzalandığı, fatura bedellerinin ödenmediği ve fatura bedelleri toplamı 293.397,67 TL alacaklı olduğuna dair yemin ettiği, davalı şirketin davaya konu faturalar nedeniyle davacıya 293.397,67 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan 236 adet fatura bedelinin tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekilince fatura bedellerinin imzalı makbuzlarla ödendiğinin savunulması üzerine, davacı tarafından ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, davalının elindeki makbuzlarda imzası bulunan Hikmet Arpacıoğlu, Ali Ay Şentürk ve Murat Ufuk Şentürk isimli şahısların şirketlerinde çalışmadığı belirtilmiştir. Davacı şirket adına para tahsil eden kişilerle, davacı şirket yetkilileri hakkında davalı şirketin şikayeti üzerine Mersin C. Başsavcılığı’nın 2010/5260 Soruşturma sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan ceza yargılaması sonucunda, davacı şirket adına makbuz karşılığı para tahsil eden kişilerin, davacı şirket çalışanları olduklarının anlaşılması halinde, doğrudan doğruya bu davanın sonucu da etkileneceğinden, mahkemece gerektiğinde ceza davasının neticesi de beklenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden, kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekillinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064534100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz