Marka hakkına tecavüzün giderilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8791 E. 2023/2994 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta acenteliği↗ müşteri portföyü↗ ticaret unvanının terkini↗ iyiniyet kuralı↗ ticaret sicili tescili↗ iyiniyet↗ münhasırlık↗ acentelik↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ terkin↗ tacir↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişilerin yapmış oldukları incelemelerde davalının "SAYGIN SİGORTA" ibaresini markasal olarak kullandığına dair bir tespit yapılamadığı, davalının "SAYGIN" esas unsurlu ticari unvanının sicilde 2010 yılından bu yana tescilli olduğu, davacının marka başvurusunun 2011 yılında yapıldığı, davacının tescil tarihinden önce "SAYGIN SİGORTA" markasını kullandığına dair bir delil sunmadığı, bu nedenlerle davalının ticaret unvanını kötü niyetle tescil ettirdiğinin kabul edilemeyeceği, davalının ticaret unvanının terkini için, davalının bu unvanla uzun süredir yapmış olduğu ticari yatırımları ortadan kaldıracak şekilde tescilinden 7 yıl sonra dava açılması nedeniyle sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının, münhasıran sahibine ait olup, tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, davalının ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullandığı, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davacının markasal kullanımı da kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Saygın Sigorta markasının 11.06.2012 tarihinden itibaren davacı lehine korunmaya başlandığını, davalının defalarca mail ve telefon ile uyarılmış olmasına rağmen haksız kullanıma ve davacının marka hakkına tecavüzüne devam ettiğini, davalı şirketin kartvizitlerinde, internet sitelerinde ve hali hazırda firma adı olarak kullandığı markanın, davacı şirket tarafından tescil edildiğini bildiğini, davalı şirketin, “ALİ ŞENTÜRK SAYGIN SİGORTA” ibareli ismini kullanmaya devam ettiğini, unvanın başına şirket yetkilisinin adını ve soyadını eklemiş olmak marka tecavüzünü meşru kılacak bir isim yaratmadığını, davacının yıllarca verdiği emek sonucu elde etmiş olduğu müşteri portföyünün bu haksız kullanım sebebiyle diğer sigorta şirketlerine kaydığını, itibarının zedelendiğini, İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/463 E. sayılı dosyasında benzer bir uyuşmazlıkta davacı lehine karar verildiğini, davacı şirketin 03.02.1998 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, davalının ise davacıdan on yıl sonra 28.09.2007 tarihinde gerçek kişi olarak “Ali Şentürk Sigorta Acenteliği” unvanı ile ticaret siciline tescil edildiğini, 15.10.2010 tarihinde “Ali Şentürk- Sigorta Aracılık Hizmetleri” olarak tescil ettirdiğini, davalının SAYGIN ibaresini kullanmakta kişisel bir faydasının bulunmadığını, davacı şirketin kurucusu olan şahısların soy isimleri “Saygıdeğer” olup, “Saygın” ibaresi de bu soy isimden geldiğini, davacı şirketin 2011 yılında marka başvurusu yaptığını, davalının ise ticaret sicilindeki tescilini 2010 yılında gerçekleştirdiğini, davalının, davacıya ait olan marka tescilinin geç yapılmasından dolayı menfaat sağlamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak, taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile d şirketin “Ali Şentürk Saygın Sigorta Aracılık Hizmetleri” unvanının 15.10.2010 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davalının ticaret unvanı kullanımı dışında, "SAYGIN SİGORTA" ibaresini, markasal olarak kullandığının davacı tarafça ispatlanamadığı, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, "SAYGIN SİGORTA" ibaresinin tarafların ticaret unvanında ortak olduğu ve davacı ticaret unvanının 1998 yılında tescil edildiği anlaşılıyorsa da, davacı tüzel kişi tacir tarafından, davalı ticaret unvanının tescilinden itibaren altı yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra dava açıldığı, davacının davalının tescilli ticaret unvanından haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, davalının ticaret unvanına sessiz kalınarak, aradan geçen 6 yıllık süreden sonra dava açılmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) nci maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralına aykırı olduğu, davacının markasının ise davalının ticaret unvanından sonra tescil edildiği, mahkemenin davanın reddi kararı ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüz ve haksız olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6762 sayılı Kanunun 52 nci maddesi.
3. 4721 sayılı Kanunun 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13406 E. 2010/2712 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13190 E. 2012/18873 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karine · mutabakat · yemin delili · ispat külfeti · ticari defter kayıtları · şikayet · yemin · ticari defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu faturaların her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, ancak davalı tarafın yaptığı ödemeler konusunda taraf defterleri arasında «mutabakat» bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın dava konusu «fatura» bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davaya konu faturalar açık fatura şeklinde düzenlendiğinden başka bir belge (makbuz) ile bedelinin ödendiği ispatlanmadığı sürece söz konusu fatura bedellerinin ödenmediği yolunda «karine» bulunduğu, davalı taraf ödeme makbuzları sunmuşsa da bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu makbuzların dava konusu faturaları kapsamadığı, faturalarla gerek tarih ve gerekse miktar olarak örtüşmediği, davalı tarafın ödemeye ilişkin iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, açık faturaların bedellerinin ödenmemiş olduğuna dair karinenin aksini de kanıtlayamadığı, «ispat külfeti» kendisinde olan davalı taraf «yemin deliline» dayandığından davacı şirket yetkilisinin dava konusu faturaların «temsilcisi» olduğu şirket çalışanları tarafından imzalandığı, fatura bedellerinin ödenmediği ve fatura bedelleri toplamı 293.397,67 TL alacaklı olduğuna dair yemin ettiği, davalı şirketin davaya konu faturalar nedeniyle davacıya 293.397,67 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «asıl alacak» üzerinden %40 «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Davacı şirket adına para tahsil eden kişilerle, davacı şirket yetkilileri hakkında davalı şirketin «şikayeti» üzerine Mersin C.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/848 E. 2023/1031 K.
Ortak:ticaret sicili · terkin
İncelediğiniz kararda… arka başvurusunun 2011 yılında yapıldığı, davacının tescil tarihinden önce "SAYGIN SİGORTA" markasını kullandığına dair bir delil sunmadığı, bu nedenlerle davalının «ticaret unvanını» kötü niyetle tescil ettirdiğinin kabul edilemeyeceği, davalının «ticaret unvanının terkini» için, davalının bu unvanla uzun süredir yapmış olduğu ticari yatırımları ortadan kaldıracak şekilde tescilinden 7 yıl sonra dava açılması nedeniyle sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca usulen tescil ve «ilan» edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının, «münhasıran» sahibine ait olup, tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceği, davalının ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullandığı, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davacının markasal kullanımı da …
… 11.06.2012 tarihinden itibaren davacı lehine korunmaya başlandığını, davalının defalarca mail ve telefon ile uyarılmış olmasına rağmen haksız kullanıma ve davacının «marka hakkına tecavüzüne» devam ettiğini, davalı şirketin kartvizitlerinde, internet sitelerinde ve hali hazırda firma adı olarak kullandığı markanın, davacı şirket tarafından tescil edildiğini bildiğini, davalı şirketin, “ALİ ŞENTÜRK SAYGIN SİGORTA” ibareli ismini kullanmaya devam ettiğini, unvanın başına şirket yetkilisinin adını ve soyadını eklemiş olmak marka tecavüzünü meşru kılacak bir isim yaratmadığını, davacının yıllarca verdiği emek sonucu elde etmiş olduğu «müşteri portföyünün» bu haksız kullanım sebebiyle diğer sigorta şirketlerine kaydığını, itibarının zedelendiğini, İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/463 E. sayılı dosyasında benzer bir uyuşmazlıkta davacı lehine karar verildiğini, davacı şirketin 03.02.1998 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiğini, davalının ise davacıdan on yıl sonra 28.09.2007 tarihinde gerçek kişi olarak “Ali Şentürk Sigorta Acenteliği” unvanı ile ticaret siciline tescil edildi …
… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile d şirketin “Ali Şentürk Saygın Sigorta Aracılık Hizmetleri” unvanının 15.10.2010 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiği, davalının «ticaret unvanı» kullanımı dışında, "SAYGIN SİGORTA" ibaresini, markasal olarak kullandığının davacı tarafça ispatlanamadığı, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, "SAYGIN SİGORTA" ibaresinin tarafların ticaret unvanında ortak olduğu ve davacı ticaret unvanının 1998 yılında tescil edildiği anlaşılıyorsa da, davacı tüzel kişi «tacir» tarafından, davalı ticaret unvanının tescilinden itibaren altı yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra dava açıldığı, davacının davalının tescilli ticaret unvanından haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, davalının ticaret unvanına sessiz kalınarak, aradan geçen 6 yıllık süreden sonra dava açılmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) nci maddesinde düzenlenen «iyiniyet kuralına» aykırı olduğu, davacının markasının ise davalının ticaret unvanından sonra tescil edildiği, mahkemenin davanın reddi kararı ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun ol …
Benzer bu kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan Şentürk İnşaat Toprak San.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Şentürk İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderinden sorumluluk · ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması
Benzer bu kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan Şentürk İnşaat Toprak San.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Şentürk İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; yasada düzenlenen 5 yıllık sürenin geçtiğini, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan «terkinin» usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiğini, «yasal hasım» durumunda bulunduğunu, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, «tasfiye memuru atanması» gerektiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8791 E. , 2023/2994 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/132 Esas, 2021/1792 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECEMAHKEMESİ İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/474 E., 2018/334 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı adına tescilli olan “SAYGIN SİGORTA” markasının tanınmış bir marka olduğunu, markanın davalı tarafından izinsiz olarak kullanıldığını, davalı ile uzun süredir yapılan telefon görüşmelerinden sonuç alınamayınca, dava açma yoluna gidildiğini, davalının haksız kullanıma devam ettiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, müşteri portföyünün marka hakkına tecavüz eden şirketlere kaydığını ve müvekkilinin itibarının zedelendiğini ileri sürerek davalının marka hakkına tecavüzünün tespitine, sonlandırılmasına, Ali Şentürk Saygın Sigorta isminin gerek Ticaret Sicilinden ve iş hayatındaki diğer alanlardan çıkartılmasına, oluşan maddi ve manevi zararların tespit edilerek, 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;
26. 09.2007 tarihinde işletmesini açtığını ve 15.10.2010 yılında unvanını ticaret sicil gazetesinde ilan ettirdiğini; bu tarihten beri “ALİ ŞENTÜRK SAYGIN SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ” ibaresini kullanmakta olduğunu; kendisinden daha sonra bu ibareyi kullanmaya başlayan davacı şirketin, acentelik havuzuna bakarak davalının kullanımını gördüğü halde bir çağrışım veya benzerlik düşüncesi var ise bu ibareyi seçmemesi gerektiğini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, taraf firmaların ikamet ettiği şehirler arasında 800-1000 km kadar bir uzaklık olduğunu, çalışılan bölgelerin farklı olduğunu kullandığı ibarenin “ALİ ŞENTÜRK-SAYGIN SİGORTA” olduğundan davacı markası ile bir benzerlik olmadığını, taraf firmaların büyük çaplı işletmeleri olmayıp bölgesel, dar çevreli işletmeler olduğunu, davacının maddi-manevi bir zararı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişilerin yapmış oldukları incelemelerde davalının "SAYGIN SİGORTA" ibaresini markasal olarak kullandığına dair bir tespit yapılamadığı, davalının "SAYGIN" esas unsurlu ticari unvanının sicilde 2010 yılından bu yana tescilli olduğu, davacının marka başvurusunun 2011 yılında yapıldığı, davacının tescil tarihinden önce "SAYGIN SİGORTA" markasını kullandığına dair bir delil sunmadığı, bu nedenlerle davalının ticaret unvanını kötü niyetle tescil ettirdiğinin kabul edilemeyeceği, davalının ticaret unvanının terkini için, davalının bu unvanla uzun süredir yapmış olduğu ticari yatırımları ortadan kaldıracak şekilde tescilinden 7 yıl sonra dava açılması nedeniyle sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının, münhasıran sahibine ait olup, tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, davalının ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullandığı, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davacının markasal kullanımı da kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Saygın Sigorta markasının 11.06.2012 tarihinden itibaren davacı lehine korunmaya başlandığını, davalının defalarca mail ve telefon ile uyarılmış olmasına rağmen haksız kullanıma ve davacının marka hakkına tecavüzüne devam ettiğini, davalı şirketin kartvizitlerinde, internet sitelerinde ve hali hazırda firma adı olarak kullandığı markanın, davacı şirket tarafından tescil edildiğini bildiğini, davalı şirketin, “ALİ ŞENTÜRK SAYGIN SİGORTA” ibareli ismini kullanmaya devam ettiğini, unvanın başına şirket yetkilisinin adını ve soyadını eklemiş olmak marka tecavüzünü meşru kılacak bir isim yaratmadığını, davacının yıllarca verdiği emek sonucu elde etmiş olduğu müşteri portföyünün bu haksız kullanım sebebiyle diğer sigorta şirketlerine kaydığını, itibarının zedelendiğini, İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/463 E.
sayılı dosyasında benzer bir uyuşmazlıkta davacı lehine karar verildiğini, davacı şirketin 03.02.1998 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, davalının ise davacıdan on yıl sonra 28.09.2007 tarihinde gerçek kişi olarak “Ali Şentürk Sigorta Acenteliği” unvanı ile ticaret siciline tescil edildiğini, 15.10.2010 tarihinde “Ali Şentürk- Sigorta Aracılık Hizmetleri” olarak tescil ettirdiğini, davalının SAYGIN ibaresini kullanmakta kişisel bir faydasının bulunmadığını, davacı şirketin kurucusu olan şahısların soy isimleri “Saygıdeğer” olup, “Saygın” ibaresi de bu soy isimden geldiğini, davacı şirketin 2011 yılında marka başvurusu yaptığını, davalının ise ticaret sicilindeki tescilini 2010 yılında gerçekleştirdiğini, davalının, davacıya ait olan marka tescilinin geç yapılmasından dolayı menfaat sağlamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak, taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile d şirketin “Ali Şentürk Saygın Sigorta Aracılık Hizmetleri” unvanının 15.10.2010 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davalının ticaret unvanı kullanımı dışında, "SAYGIN SİGORTA" ibaresini, markasal olarak kullandığının davacı tarafça ispatlanamadığı, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, "SAYGIN SİGORTA" ibaresinin tarafların ticaret unvanında ortak olduğu ve davacı ticaret unvanının 1998 yılında tescil edildiği anlaşılıyorsa da, davacı tüzel kişi tacir tarafından, davalı ticaret unvanının tescilinden itibaren altı yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra dava açıldığı, davacının davalının tescilli ticaret unvanından haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, davalının ticaret unvanına sessiz kalınarak, aradan geçen 6 yıllık süreden sonra dava açılmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) nci maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralına aykırı olduğu, davacının markasının ise davalının ticaret unvanından sonra tescil edildiği, mahkemenin davanın reddi kararı ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüz ve haksız olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6762 sayılı Kanunun 52 nci maddesi.
3. 4721 sayılı Kanunun 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933128600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz