Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2678 E. 2024/5144 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıplı mal↗ ayıp ihbarı↗ ayıp↗ hakkın kötüye kullanılması↗ basiretli tacir↗ rücu↗ husumet yokluğu↗ ihbar↗ esastan ret↗ tacir↗ maddi tazminat↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zile Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2021/449 E., 2022/745 K.
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin satın aldığı soğan tohumlarından müşterilerine sattığını ancak müşterilerinin tarlalarına ektikleri soğan tohumunun bitmediğini, müvekkil şirketin müşterilerinin müvekkilden zararlarının giderilmesini istediğini, müvekkil şirkete davalı tarafından satılan Başak Marka soğan tohumunun Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü Samsun Tohum Sertifikasyon Test Müdürlüğü’ne gönderildiğini ve 18.06.2021 tarihli tohumluk analiz raporunda tohumun çimlenmediğinin tespit edildiğini, müvekkil şirket tarafından değişik iş dosyası ile satış yaptığı müşterilerinin tarlalarında meydana zarar ve zarar miktarının tespitinin talep edildiği ve bilirkişi raporunda toplam 581.509,73 TL zararın tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından mahkemece yapılan tespite göre müşterilerine ödemeler yapıldığını ileri sürerek 581.509,73 TL’nin, 05.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğundan dolayı reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil şirketin söz konusu tohum satışında herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının ve dava dilekçesinde adı geçen kişilerin tohumlarda gerekli incelemeyi yapmaksızın üretime başlayarak basiretli tacir ve çiftçi gibi davranma yükümlülüğüne uymadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ettiği ve satılanı kabul etmiş sayıldığı, davalı tarafından 04.03.2021 tarihinde analiz etmesi gerektiği beyan edilmesine rağmen bu tarihten yaklaşık üç ay sonra tohumu analiz ettirdiği ve analiz ettirmeden önce tohumları dava dışı üçüncü kişilere sattığı, dava dışı üçüncü kişilere satıştan önce soğan tohumunun belirli koşullarda saklanıp saklanılmadığının belli olmadığı, dava dışı üçüncü kişilerin bir kısmının belirtilen tarihlerde soğan ekimi yapmadığı da dikkate alındığında davacının üçüncü kişilerin zararlarını giderirken de çok yüksek meblağlarda bedelleri elden ödemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayıbın davalıya süresinde bildirilmediği, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun (5553 sayılı Kanun) 11 inci maddesi gereğince fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bunların zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebileceği, davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, herhâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceği, bu hüküm nedeni ile ayıp ihbarının süresinde yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, basiretli tacir gibi davranmayanın davalı olduğunu, 5553 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin a fıkrasında analiz yükümlülüğünün davalıya yüklendiğini, davacının kendisine satılan soğan tohumlarını çimlendirme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, satıcının ayıpsız mal satmakla yükümlü olduğunu, davalının ayıplı malları müvekkiline bilerek satmasının dürüstlük ilkesine ve hakkın kötüye kullanılmasına da aykırı olduğunu, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın davacıya yasal prosedüre uygun olmayan, ayıplı ürün satıldığının ve bu durumun alıcıların zararına sebebiyet verdiğinin ispat edilemediği, bu doğrultuda yerel mahkeme tarafından verilen davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı mal satışından kaynaklanan tazminat talebi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5922 E. 2014/7759 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:satım sözleşmesi
Benzer bu karardadava, tohum alım-«satım sözleşmesinden» kaynaklı 5553 sayılı Yasa'nın 11. maddesi uyarınca alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen ilk hüküm Yargıtay 13.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6950 E. 2024/3106 K.
Ortak:basiretli tacir · husumet yokluğu · tacir · maddi tazminat · husumet · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaII.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet yokluğundan» dolayı reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil şirketin söz konusu tohum satışında herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının ve dava dilekçesinde adı geçen kişilerin tohumlarda gerekli incelemeyi yapmaksızın üretime başlayarak «basiretli tacir» ve çiftçi gibi davranma yükümlülüğüne uymadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bunların zararı, kusurları oranında birbirlerine «rücu» edebileceği, davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, herhâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceği, bu hüküm nedeni ile «ayıp ihbarının» süresinde yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, «basiretli tacir» gibi davranmayanın davalı olduğunu, 5553 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin a fıkrasında analiz yükümlülüğünün davalıya yüklendiğini, davacının kendisine satılan soğan tohumlarını çimlendirme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, satıcının ayıpsız mal satmakla yükümlü olduğunu, davalının ayıplı malları müvekkiline bilerek satmasının dürüstlük ilkesine ve «hakkın kötüye kullanılmasına» da aykırı olduğunu, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «maddi tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lınan beyanları değerlendirildiğinde dava konusu tohumların Niğde'den alınıp, işlenmek üzere davalı şirkete verildiğini, davacı ile mal alışverişi bulunduğu yönünde «ikrarının» bulunmadığı, davacının tohumların bedelinin PTT banka hesabına yatırdığını, kendisinin de yatırdığı paraların tohumları aldığı Niğde'de ki çiftçilere verdiğini beyan ettiğinin anlaşıldığı, davalı ... ile davacı arasında sadece bu beyanlardan dava konusu alışverişinin ispatlanmasının mümkün olmadığı, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranması gerektiği de dikkate alınarak işbu davalı yönünden herhangi bir «yazılı delil» bulunmadığından davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın ise «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… tinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yönünden ispatlanamadığından, davalı ... yönünden ise «husumet yokluğu» gerekçeleriyle ayrı ayrı reddine karar verildiğini, aşamalarda sunduğumuz deliller davalı şirketin ve diğer davalının iddialarının aksine uzun yıllardır tohumculuk işi ile uğraştıklarının sabit olması, davalı ...'ın tanık sıfatıyla alınan beyanlarında açıkça sorumluluğunu kabul etmesi, bu beyanlarının tohumculuk kanununu 11 inci madde kapsamında kendisine açıkça sorumluluk getirdiği halde mahkemenin bu hususu gözden ırak tutması, diğer davalı yönünden ise müvekkiline gönderilen tohumların ambalajının davalı şirkete ait olması nedeniyle davalı şirketin sırf bu nedenle sorumlu tutulması gerektiği, yine davalı vekilinin tanık Abdullah'ın beyanlarına itirazımız yoktur şeklindeki beyanları olması, bu davalının tohumun müvekkiline ulaştırılmasında «payı» olduğunun kendi beyanları ile kabul gördüğü, davalı şirketin söz konusu tohumların sadece işlenmesinde rol aldığı iddiasının ise tohumların kendi ambalajı ile amba …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ambar tesellüm fişi · yetki ilk itirazı · ilk itiraz · ticari defter incelemesi · sevk irsaliyesi · kusursuz sorumluluk · karine · irsaliye
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı «sevk irsaliyesi» ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak «teslim» edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumun İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporl …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «yetki ilk itirazında» bulunduğunu, davalı ile davacı arasında mal alım satım ilişkisinin bulunmadığını, davalı şirketin sadece hizmet satışı tohum eleme, temizleme, ilaçlama, boyama gibi hizmetler sunduğunu, davacının zararının tohumun geno tipinden kaynaklanmakta olması durumunda davalının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı «sevk irsaliyesi» ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak «teslim» edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumu fark etmesi üzerine İklim Bahçe Şirketi aleyhine Dörtyol 2.
… ESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin ekinde yer alan 21.01.2017 Hatay Akdeniz Taşımacılık Şirketi'nin «ambar tesellüm fişi» aracılığı ile davalı iklim bahçe tarafından 2 paket olarak 275,00 TL tutarlı fiş düzenlendiği, isim, imza, miktar ve cins bilgisinin yer almadığı, davalı şirket kayıtları üzerinde «ticari defterlerin incelenmesi» için dosyanın bilirkişiye gönderildiği, usulüne uygun alınan raporlarda davalı şirketin 01.05.2017 tarihli 9251 numaralı «fatura» ile tohum işleme bedeli olarak 8.000,00 TL değerindeki faturanın davacı tarafından vadesinde ödendiğinin anlaşıldığı, asıl davada tanık olarak dinlenen ...'un beya …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/848 E. 2023/4132 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin bedelsizliği · sevk irsaliyesi · borçlu olunmadığının tespiti · irsaliye · bedelsizlik · yargılama gideri · fatura · çek
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan tohum satın aldığını, ancak davalının tohumları «teslim» etmediğini, tohum alım satımı nedeniyle davacı tarafından davalıya toplamda 500.000,00 TL bedelli 4 adet çekin verildiğini, mal teslimi yapılmaması nedeniyle davacı tarafından davalıya verilmiş olan dört adet «çekin bedelsiz» kaldığını ileri sürerek dört adet «çek» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıdan alınacak tohumlara karşılık dört adet çekin verildiğini, tohumların «sevk irsaliyesi» ile birlikte davalı tarafından davacıya «teslim» edildiğini, irsaliyelerin tarihlerinin dava tarihinden sonraki tarihli olduğunu, ancak davacı tarafından davanın da çeklerin tarihi gelmeden açıldığını, bu nedenle çeklerin tarihi gelmeden de malların davalı tarafından teslim edildiğini, tohumların ön inceleme aşamasından önce teslim edildiğini, bu nedenle Mahkemece «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış olmakla birlikte, yargılama sırasında «fatura» konusu çeklerin karşılığı olan tohumların davalı tarafından «teslim» edildiğini, bu nedenle davanın konusuz kaldığını savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sürerken davalı vekilinin «ibraz» ettiği dilekçe ile alım satıma konu tohumların davalı tarafından davacıya «teslim» edildiğinin bildirildiği, davacı vekilinin duruşmadaki beyanında ise dava konusu çeklere karşılık verilecek malların dava tarihinden sonra davalı tarafından teslim edildiğinin belirtildiğini, taraflar arasında tohum alım satımına konu ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından davalıya verilen çeklerin karşılığı olan tohumların yargılama sırasında davalı tarafından davacıya teslim edildiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, bu durumda esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinin gerektiği, davalı tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8967 E. 2014/15636 K.
Ortak:tacir
İncelediğiniz karardaII.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet yokluğundan» dolayı reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil şirketin söz konusu tohum satışında herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının ve dava dilekçesinde adı geçen kişilerin tohumlarda gerekli incelemeyi yapmaksızın üretime başlayarak «basiretli tacir» ve çiftçi gibi davranma yükümlülüğüne uymadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… rirken de çok yüksek meblağlarda bedelleri elden ödemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayıbın davalıya süresinde bildirilmediği, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bunların zararı, kusurları oranında birbirlerine «rücu» edebileceği, davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, herhâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceği, bu hüküm nedeni ile «ayıp ihbarının» süresinde yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, «basiretli tacir» gibi davranmayanın davalı olduğunu, 5553 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin a fıkrasında analiz yükümlülüğünün davalıya yüklendiğini, davacının kendisine satılan soğan tohumlarını çimlendirme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, satıcının ayıpsız mal satmakla yükümlü olduğunu, davalının ayıplı malları müvekkiline bilerek satmasının dürüstlük ilkesine ve «hakkın kötüye kullanılmasına» da aykırı olduğunu, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… afik kazasının oluş şekli itibarı ile sürücünün kasti veya kaza ile sonuçlanması mutlak olan bir hareketinden doğmayıp taksirli eyleminden kaynaklandığı, bu durumda «taşıyıcının» akde aykırı hareketinin neticesi olarak istenebilecek tazminatın TTK 785. maddesine göre «zayi» olan soğan tohumunun değeri ile sınırlı olduğu, davalı kargo şirketince tutulan 10/01/2012 tarih 3971018 seri nolu «hasar» tespit formunda 25 koliden ibaret 300 adet paketten oluşan emtianın bir adet paketin patlamış olup içeriğinin döküldüğü tutanak altına alındığı görülmüş ise de gerek yapılan «keşif» gerekse davacı yanca sunulan fotoğraflardan birden çok kolinin açıldığı ve hasara uğradığının anlaşıldığı, gönderinin «teslim» edildiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında «tacir» olan taşıyıcı firmanın gönderinin korunması ve zararın azaltılması için TTK'nın 790. maddesinde öngörülen tedbirlerden hiçbirini almayıp, gönderiyi deposunda muhafaza etmiş olduğu, bu durumda emtianın kısmen hasara uğradığı yönünde ki davalı yan beyanlarına ve emtianın niteliği ve üretimde kullanılacak olması ve raf ömrü gözetilerek 48 paket soğan tohumunun zayi olmaması için BK 92 maddesi gereği gerekli tedbirleri almayan davalı yan itirazları dikkate alınmayarak bilirkişi raporuna da bu noktada itibar olunmadığı, kazaya karışmış ve tohum olarak kullanılacak gönderinin gönderen ve alıcı tarafından bu durumda kabul edilmemesinin hukuki ve olağan olup taşıyıcının, gönderinin tam ziyaından sorumlu olduğu, davacı yan gönderinin bedelini dosyaya mübrez «fatura» ile ispat etmiş, bu durum İl Tarım Müdürlüğü yazısı ile de desteklenmekle fiili teslim yükümlülüğünü usulünce yerine getirmeyen taşıyıcı aleyhine tazminat koşullar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · trafik kazası · keşif · zayi · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · fatura · taşıyan
Benzer bu kararda… afik kazasının oluş şekli itibarı ile sürücünün kasti veya kaza ile sonuçlanması mutlak olan bir hareketinden doğmayıp taksirli eyleminden kaynaklandığı, bu durumda «taşıyıcının» akde aykırı hareketinin neticesi olarak istenebilecek tazminatın TTK 785. maddesine göre «zayi» olan soğan tohumunun değeri ile sınırlı olduğu, davalı kargo şirketince tutulan 10/01/2012 tarih 3971018 seri nolu «hasar» tespit formunda 25 koliden ibaret 300 adet paketten oluşan emtianın bir adet paketin patlamış olup içeriğinin döküldüğü tutanak altına alındığı görülmüş ise de gerek yapılan «keşif» gerekse davacı yanca sunulan fotoğraflardan birden çok kolinin açıldığı ve hasara uğradığının anlaşıldığı, gönderinin «teslim» edildiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında «tacir» olan taşıyıcı firmanın gönderinin korunması ve zararın azaltılması için TTK'nın 790. maddesinde öngörülen tedbirlerden hiçbirini almayıp, gönderiyi deposunda muhafaza etmiş olduğu, bu durumda emtianın kısmen hasara uğradığı yönünde ki davalı yan beyanlarına ve emtianın niteliği ve üretimde kullanılacak olması ve raf ömrü gözetilerek 48 paket soğan tohumunun zayi olmaması için BK 92 maddesi gereği gerekli tedbirleri almayan davalı yan itirazları dikkate alınmayarak bilirkişi raporuna da bu noktada itibar olunmadığı, kazaya karışmış ve tohum olarak kullanılacak gönderinin gönderen ve alıcı tarafından bu durumda kabul edilmemesinin hukuki ve olağan olup taşıyıcının, gönderinin tam ziyaından sorumlu olduğu, davacı yan gönderinin bedelini dosyaya mübrez «fatura» ile ispat etmiş, bu durum İl Tarım Müdürlüğü yazısı ile de desteklenmekle fiili teslim yükümlülüğünü usulünce yerine getirmeyen taşıyıcı aleyhine tazminat koşullar …
Ancak; «keşif» sonrası alınan 02/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda «hasar» nedeni olarak 5 kalem halinde, «trafik kazası» esnasında çarpışmanın etkisiyle kolilerin etrafa saçılması ve patlaması, kaza sırasında veya sonrasında bazı kolilerin su veya başka sıvılarla temas etmesiyle amba …
… mahkemece; taşıma konusunda uzman bilirkişinin de aralarında bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, soğan tohumlarının ne kadarının kaza nedeniyle , ne kadarının «taşıyanın» muhafaza ve bakım «kusuru» nedeniyle hasarlandığı hususunda rapor alınması, ayrıca davacının da malları zamanında «teslim» almaması nedeniyle zararın oluşmasına sebebiyet verip vermediği, «müterafik kusuru» olup olmadığı hususunun da rapor ile birlikte değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile hüküm vermeye yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2678 E. , 2024/5144 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/65 Esas, 2023/205 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Zile Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2021/449 E., 2022/745 K.
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin satın aldığı soğan tohumlarından müşterilerine sattığını ancak müşterilerinin tarlalarına ektikleri soğan tohumunun bitmediğini, müvekkil şirketin müşterilerinin müvekkilden zararlarının giderilmesini istediğini, müvekkil şirkete davalı tarafından satılan Başak Marka soğan tohumunun Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü Samsun Tohum Sertifikasyon Test Müdürlüğü’ne gönderildiğini ve 18.06.2021 tarihli tohumluk analiz raporunda tohumun çimlenmediğinin tespit edildiğini, müvekkil şirket tarafından değişik iş dosyası ile satış yaptığı müşterilerinin tarlalarında meydana zarar ve zarar miktarının tespitinin talep edildiği ve bilirkişi raporunda toplam 581.509,73 TL zararın tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından mahkemece yapılan tespite göre müşterilerine ödemeler yapıldığını ileri sürerek 581.509,73 TL’nin, 05.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğundan dolayı reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil şirketin söz konusu tohum satışında herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının ve dava dilekçesinde adı geçen kişilerin tohumlarda gerekli incelemeyi yapmaksızın üretime başlayarak basiretli tacir ve çiftçi gibi davranma yükümlülüğüne uymadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ettiği ve satılanı kabul etmiş sayıldığı, davalı tarafından 04.03.2021 tarihinde analiz etmesi gerektiği beyan edilmesine rağmen bu tarihten yaklaşık üç ay sonra tohumu analiz ettirdiği ve analiz ettirmeden önce tohumları dava dışı üçüncü kişilere sattığı, dava dışı üçüncü kişilere satıştan önce soğan tohumunun belirli koşullarda saklanıp saklanılmadığının belli olmadığı, dava dışı üçüncü kişilerin bir kısmının belirtilen tarihlerde soğan ekimi yapmadığı da dikkate alındığında davacının üçüncü kişilerin zararlarını giderirken de çok yüksek meblağlarda bedelleri elden ödemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayıbın davalıya süresinde bildirilmediği, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun (5553 sayılı Kanun) 11 inci maddesi gereğince fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bunların zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebileceği, davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, herhâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceği, bu hüküm nedeni ile ayıp ihbarının süresinde yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, basiretli tacir gibi davranmayanın davalı olduğunu, 5553 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin a fıkrasında analiz yükümlülüğünün davalıya yüklendiğini, davacının kendisine satılan soğan tohumlarını çimlendirme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, satıcının ayıpsız mal satmakla yükümlü olduğunu, davalının ayıplı malları müvekkiline bilerek satmasının dürüstlük ilkesine ve hakkın kötüye kullanılmasına da aykırı olduğunu, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın davacıya yasal prosedüre uygun olmayan, ayıplı ürün satıldığının ve bu durumun alıcıların zararına sebebiyet verdiğinin ispat edilemediği, bu doğrultuda yerel mahkeme tarafından verilen davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı mal satışından kaynaklanan tazminat talebi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064498600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz