Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6950 E. 2024/3106 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 6 aylık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ambar tesellüm fişi↗ yetki ilk itirazı↗ ilk itiraz↗ ticari defter incelemesi↗ sevk irsaliyesi↗ kusursuz sorumluluk↗ karine↗ irsaliye↗ yazılı delil↗ satış sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ ikrar↗ hakkaniyet↗ tazminat davası↗ olumsuz oy↗ ispat yükü↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ husumet yokluğu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ ticari defter↗ yetki↗ fatura↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Dörtyol 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla9
SAYISI : 2017/207 E., 2019/578 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın ise husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı sevk irsaliyesi ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak teslim edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumun İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporla da tespit edildiğin, belirterek müvekkilinin uğramış olduğu zararın tespiti ile davalıdan tahsili yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ilk itirazında bulunduğunu, davalı ile davacı arasında mal alım satım ilişkisinin bulunmadığını, davalı şirketin sadece hizmet satışı tohum eleme, temizleme, ilaçlama, boyama gibi hizmetler sunduğunu, davacının zararının tohumun geno tipinden kaynaklanmakta olması durumunda davalının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı sevk irsaliyesi ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak teslim edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumu fark etmesi üzerine İklim Bahçe Şirketi aleyhine Dörtyol 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/207 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını, İklim Bahçenin davayı kabul etmediğini, bu tohumların satım yetkisinin kendisinde olmadığını beyan ettiğini, açılan davada işbu davanın davalısı ...'un tanık olarak dinlendiğini, beyanında tohumları kendisinin sattığını beyan ettiğini, bu durumda zarardan davalı ...'ın sorumlu olduğunu, adil yargılanma açısından işbu dosyanın açılan maddi tazminat davası ile birleştirilmesi gerektiğini belirterek zararın tespit edilerek şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsili yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin ekinde yer alan 21.01.2017 Hatay Akdeniz Taşımacılık Şirketi'nin ambar tesellüm fişi aracılığı ile davalı iklim bahçe tarafından 2 paket olarak 275,00 TL tutarlı fiş düzenlendiği, isim, imza, miktar ve cins bilgisinin yer almadığı, davalı şirket kayıtları üzerinde ticari defterlerin incelenmesi için dosyanın bilirkişiye gönderildiği, usulüne uygun alınan raporlarda davalı şirketin 01.05.2017 tarihli 9251 numaralı fatura ile tohum işleme bedeli olarak 8.000,00 TL değerindeki faturanın davacı tarafından vadesinde ödendiğinin anlaşıldığı, asıl davada tanık olarak dinlenen ...'un beyanı üzerine dava konusu alacak nedeniyle davacı tarafından ...'a karşı da dava yöneltildiği, Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/624 Esas, 2019/103 Karar sayılı dosyası ile işbu dosyanın birleştirildiği, davacının iddia ettiği mal alışverişinin kaynağı olan tohumun miktarı, cinsi, kimden alındığı hususlarının davacı tarafından sunulan delillerle ispatlanamadığından, Tohumculuk Kanunu madde 11 ve devamının uygulama alanının dosyada mevcut olmadığı gerekçesi ile davacı şirket yönünden reddine karar verildiği, birleşen davanın davalısı ... yönünden ise; talimat mahkemesinde tanık olarak alınan beyanları değerlendirildiğinde dava konusu tohumların Niğde'den alınıp, işlenmek üzere davalı şirkete verildiğini, davacı ile mal alışverişi bulunduğu yönünde ikrarının bulunmadığı, davacının tohumların bedelinin PTT banka hesabına yatırdığını, kendisinin de yatırdığı paraların tohumları aldığı Niğde'de ki çiftçilere verdiğini beyan ettiğinin anlaşıldığı, davalı ... ile davacı arasında sadece bu beyanlardan dava konusu alışverişinin ispatlanmasının mümkün olmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği de dikkate alınarak işbu davalı yönünden herhangi bir yazılı delil bulunmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yönünden ispatlanamadığından, davalı ... yönünden ise husumet yokluğu gerekçeleriyle ayrı ayrı reddine karar verildiğini, aşamalarda sunduğumuz deliller davalı şirketin ve diğer davalının iddialarının aksine uzun yıllardır tohumculuk işi ile uğraştıklarının sabit olması, davalı ...'ın tanık sıfatıyla alınan beyanlarında açıkça sorumluluğunu kabul etmesi, bu beyanlarının tohumculuk kanununu 11 inci madde kapsamında kendisine açıkça sorumluluk getirdiği halde mahkemenin bu hususu gözden ırak tutması, diğer davalı yönünden ise müvekkiline gönderilen tohumların ambalajının davalı şirkete ait olması nedeniyle davalı şirketin sırf bu nedenle sorumlu tutulması gerektiği, yine davalı vekilinin tanık Abdullah'ın beyanlarına itirazımız yoktur şeklindeki beyanları olması, bu davalının tohumun müvekkiline ulaştırılmasında payı olduğunun kendi beyanları ile kabul gördüğü, davalı şirketin söz konusu tohumların sadece işlenmesinde rol aldığı iddiasının ise tohumların kendi ambalajı ile ambalajlı olması ile uyuşmadığı. sadece bu işi yapan birinin tohumları kendi ambalajı ile ambalajlamasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği gözetilerek her iki davalının Tohumculuk Kanunu 11 inci madde kapsamında sorumlu olacağı gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından mahkeme hükmünün iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalı İklim Bahçe Şirketi arasında doğrudan bir satış sözleşmesi olmadığı, diğer davalı ...'un da dava konusu tohumları kendisinin satın alarak davacıya gönderdiğini beyan ettiği anlaşılmakla asıl davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun (5553 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin 2 inci fıkrasında davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceğinin düzenlendiği, somut olayda davacının zararı Payas Kaymakamlığı İlçe Tarım Müdürlüğü'nün raporu üzerine 27.04.2017 tarihinde öğrendiği, birleşen davanın ise 6 aylık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 06.07.2018 tarihinde açıldığı, davanın 6 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığından ilk derece mahkemesince bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken anılan gerekçe ile karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; davalı ...'un BAŞAK BAHARAT TOHUM LTD. ŞTİ.'nin kurucu ortağı olduğunu, bu şirketin iştigal konularının her türlü tohum alım satımı üretimi yapmak olduğunu, ürettiği veya üreticilerden temin ettiği tohumları davalı şirkete gönderip pazarladığını, ikisi arasında işbirliği olduğunu, müvekkilinin 13.01.2017 tarihli senedi davalı şirkete vererek tohum bağlantısı yaptığını, şirketin ....'ye ödeme yapılmasını istemesi üzerine A.B. hesabına 5.000,00 TL gönderdiğini, davalı şirketin ise 20.01.027 tarihinde söz konusu tohumları kendi fabrika ambalajı ile kargo vasıtasıyla müvekkile gönderdiğini, müvekkilin üretici
olduğunu, tohum satışı yapan biri olmadığını, davalı şirketin tohum eleme, temizleme vs hizmetleri yaparak mal alım satımı yapmadığını ifade ettiğini, ancak müvekkile ambalajlı tohumları kimin getirdiğinin sorulabileceğini, müvekkil getirdi ise neden ambalajlanacağının, tohum temizleme işleminin bedelinin bu kadar yüksek olmayacağını, ürünler bizzat davalı şirketten alınmasa bile davalı şirketin kanundan doğan sorumluluğunun olduğunu, ürünlerin davalı şirketin ambalajı ile paketlendiğini, bunun bile ürünün davalıdan alındığına karine teşkil ettiğini, yargılama sırasında tanık olarak dinlenen A.B.'nın tohumun kendisinden alındığını ve işlenmek üzere davalı şirkete gönderildiği şeklindeki beyanlarına davalı vekilince itirazımız yoktur şeklinde onay verildiğini, davalı şirket tarafından faturada bazı bilgilerin eksikliğinin müvekkiline yüklenemeyeceğini, müvekkilinin tacir olmadığını, mahkemece tacir olmanın getirdiği olumsuzlukların kendisine sorumluluk olarak yüklenmesinin hatalı olduğunu, birleşen dava yönünden; davalı A.B. tarafından kendisinin bu olaydan sorumluluğunu 22.05.2018 tarihinde ikrar ettiğini, dolayısıyla sürenin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, zarara uğradığının tespitinin süre başlangıcı olarak belirtilmesine karşın zarar verenin kim olduğunun belirli olması halinde zarar tespiti ile sürenin başlamasının hakkaniyetli çözüm olacağının kesin olduğunu, zarar verenin kim olduğunun tespitinden itibaren 6 ay geçmesi halinde ise uzun süre olan 2 yıllık sürenin dikkate alınması gerektiğini, 5553 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğun olduğunu, gönderilen tohumların ambalajlarının davalı şirkete ait olduğunu, bu durumunda tohumları satmadığını veya dağıtmadığını ispat yükünün davalı şirkette olduğunu, Yargıtay kararı uyarınca tohumun satılması veya dağıtılması olayında taraflar arasında sözleşme ilişkinin bulunmasına gerek olmadığını, anılan Kanun maddesi uyarınca sorumluluk getirdiğinden ispat edilmediği gerekçesi ile reddi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5922 E. 2014/7759 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:satım sözleşmesi
Benzer bu karardadava, tohum alım-«satım sözleşmesinden» kaynaklı 5553 sayılı Yasa'nın 11. maddesi uyarınca alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen ilk hüküm Yargıtay 13.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/848 E. 2023/4132 K.
Ortak:sevk irsaliyesi · irsaliye · fatura · teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı «sevk irsaliyesi» ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak «teslim» edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumun İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporl …
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı «sevk irsaliyesi» ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak «teslim» edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumu fark etmesi üzerine İklim Bahçe Şirketi aleyhine Dörtyol 2.
… ESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin ekinde yer alan 21.01.2017 Hatay Akdeniz Taşımacılık Şirketi'nin «ambar tesellüm fişi» aracılığı ile davalı iklim bahçe tarafından 2 paket olarak 275,00 TL tutarlı fiş düzenlendiği, isim, imza, miktar ve cins bilgisinin yer almadığı, davalı şirket kayıtları üzerinde «ticari defterlerin incelenmesi» için dosyanın bilirkişiye gönderildiği, usulüne uygun alınan raporlarda davalı şirketin 01.05.2017 tarihli 9251 numaralı «fatura» ile tohum işleme bedeli olarak 8.000,00 TL değerindeki faturanın davacı tarafından vadesinde ödendiğinin anlaşıldığı, asıl davada tanık olarak dinlenen ...'un beya …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıdan alınacak tohumlara karşılık dört adet çekin verildiğini, tohumların «sevk irsaliyesi» ile birlikte davalı tarafından davacıya «teslim» edildiğini, irsaliyelerin tarihlerinin dava tarihinden sonraki tarihli olduğunu, ancak davacı tarafından davanın da çeklerin tarihi gelmeden açıldığını, bu nedenle çeklerin tarihi gelmeden de malların davalı tarafından teslim edildiğini, tohumların ön inceleme aşamasından önce teslim edildiğini, bu nedenle Mahkemece «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış olmakla birlikte, yargılama sırasında «fatura» konusu çeklerin karşılığı olan tohumların davalı tarafından «teslim» edildiğini, bu nedenle davanın konusuz kaldığını savunmuştur.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan tohum satın aldığını, ancak davalının tohumları «teslim» etmediğini, tohum alım satımı nedeniyle davacı tarafından davalıya toplamda 500.000,00 TL bedelli 4 adet çekin verildiğini, mal teslimi yapılmaması nedeniyle davacı tarafından davalıya verilmiş olan dört adet «çekin bedelsiz» kaldığını ileri sürerek dört adet «çek» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin bedelsizliği · borçlu olunmadığının tespiti · bedelsizlik · yargılama gideri · çek · dosya masrafı · menfi tespit · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan tohum satın aldığını, ancak davalının tohumları «teslim» etmediğini, tohum alım satımı nedeniyle davacı tarafından davalıya toplamda 500.000,00 TL bedelli 4 adet çekin verildiğini, mal teslimi yapılmaması nedeniyle davacı tarafından davalıya verilmiş olan dört adet «çekin bedelsiz» kaldığını ileri sürerek dört adet «çek» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmesini talep etmiştir.
… nda tohum alım satımına konu ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından davalıya verilen çeklerin karşılığı tohumların yargılama sırasında davalı tarafından davacıya «teslim» edildiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmayan durumlarda mahkeme tarafından davanın açıldığı tarihteki haklılık oranına göre «yargılama giderine» hükmedileceği, davacı tarafça davalıdan «vekalet ücreti» ve «masraf» taleplerinin bulunduğunun tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, konusuz kalan davanın esası hakkında kararla birlikte davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhi …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıdan alınacak tohumlara karşılık dört adet çekin verildiğini, tohumların «sevk irsaliyesi» ile birlikte davalı tarafından davacıya «teslim» edildiğini, irsaliyelerin tarihlerinin dava tarihinden sonraki tarihli olduğunu, ancak davacı tarafından davanın da çeklerin tarihi gelmeden açıldığını, bu nedenle çeklerin tarihi gelmeden de malların davalı tarafından teslim edildiğini, tohumların ön inceleme aşamasından önce teslim edildiğini, bu nedenle Mahkemece «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» yönünden bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2678 E. 2024/5144 K.
Ortak:basiretli tacir · husumet yokluğu · tacir · maddi tazminat · husumet · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz kararda… lınan beyanları değerlendirildiğinde dava konusu tohumların Niğde'den alınıp, işlenmek üzere davalı şirkete verildiğini, davacı ile mal alışverişi bulunduğu yönünde «ikrarının» bulunmadığı, davacının tohumların bedelinin PTT banka hesabına yatırdığını, kendisinin de yatırdığı paraların tohumları aldığı Niğde'de ki çiftçilere verdiğini beyan ettiğinin anlaşıldığı, davalı ... ile davacı arasında sadece bu beyanlardan dava konusu alışverişinin ispatlanmasının mümkün olmadığı, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranması gerektiği de dikkate alınarak işbu davalı yönünden herhangi bir «yazılı delil» bulunmadığından davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın ise «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… tinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yönünden ispatlanamadığından, davalı ... yönünden ise «husumet yokluğu» gerekçeleriyle ayrı ayrı reddine karar verildiğini, aşamalarda sunduğumuz deliller davalı şirketin ve diğer davalının iddialarının aksine uzun yıllardır tohumculuk işi ile uğraştıklarının sabit olması, davalı ...'ın tanık sıfatıyla alınan beyanlarında açıkça sorumluluğunu kabul etmesi, bu beyanlarının tohumculuk kanununu 11 inci madde kapsamında kendisine açıkça sorumluluk getirdiği halde mahkemenin bu hususu gözden ırak tutması, diğer davalı yönünden ise müvekkiline gönderilen tohumların ambalajının davalı şirkete ait olması nedeniyle davalı şirketin sırf bu nedenle sorumlu tutulması gerektiği, yine davalı vekilinin tanık Abdullah'ın beyanlarına itirazımız yoktur şeklindeki beyanları olması, bu davalının tohumun müvekkiline ulaştırılmasında «payı» olduğunun kendi beyanları ile kabul gördüğü, davalı şirketin söz konusu tohumların sadece işlenmesinde rol aldığı iddiasının ise tohumların kendi ambalajı ile amba …
Benzer bu karardaII.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet yokluğundan» dolayı reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil şirketin söz konusu tohum satışında herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının ve dava dilekçesinde adı geçen kişilerin tohumlarda gerekli incelemeyi yapmaksızın üretime başlayarak «basiretli tacir» ve çiftçi gibi davranma yükümlülüğüne uymadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bunların zararı, kusurları oranında birbirlerine «rücu» edebileceği, davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, herhâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceği, bu hüküm nedeni ile «ayıp ihbarının» süresinde yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, «basiretli tacir» gibi davranmayanın davalı olduğunu, 5553 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin a fıkrasında analiz yükümlülüğünün davalıya yüklendiğini, davacının kendisine satılan soğan tohumlarını çimlendirme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, satıcının ayıpsız mal satmakla yükümlü olduğunu, davalının ayıplı malları müvekkiline bilerek satmasının dürüstlük ilkesine ve «hakkın kötüye kullanılmasına» da aykırı olduğunu, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «maddi tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı mal · ayıp ihbarı · ayıp · hakkın kötüye kullanılması · rücu · ihbar
Benzer bu kararda… ekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bunların zararı, kusurları oranında birbirlerine «rücu» edebileceği, davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, herhâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceği, bu hüküm nedeni ile «ayıp ihbarının» süresinde yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, «basiretli tacir» gibi davranmayanın davalı olduğunu, 5553 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin a fıkrasında analiz yükümlülüğünün davalıya yüklendiğini, davacının kendisine satılan soğan tohumlarını çimlendirme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, satıcının ayıpsız mal satmakla yükümlü olduğunu, davalının ayıplı malları müvekkiline bilerek satmasının dürüstlük ilkesine ve «hakkın kötüye kullanılmasına» da aykırı olduğunu, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «ayıplı mal» satışından kaynaklanan tazminat talebi istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4465 E. 2019/5051 K.
Ortak:kâr payı
İncelediğiniz kararda… tinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yönünden ispatlanamadığından, davalı ... yönünden ise «husumet yokluğu» gerekçeleriyle ayrı ayrı reddine karar verildiğini, aşamalarda sunduğumuz deliller davalı şirketin ve diğer davalının iddialarının aksine uzun yıllardır tohumculuk işi ile uğraştıklarının sabit olması, davalı ...'ın tanık sıfatıyla alınan beyanlarında açıkça sorumluluğunu kabul etmesi, bu beyanlarının tohumculuk kanununu 11 inci madde kapsamında kendisine açıkça sorumluluk getirdiği halde mahkemenin bu hususu gözden ırak tutması, diğer davalı yönünden ise müvekkiline gönderilen tohumların ambalajının davalı şirkete ait olması nedeniyle davalı şirketin sırf bu nedenle sorumlu tutulması gerektiği, yine davalı vekilinin tanık Abdullah'ın beyanlarına itirazımız yoktur şeklindeki beyanları olması, bu davalının tohumun müvekkiline ulaştırılmasında «payı» olduğunun kendi beyanları ile kabul gördüğü, davalı şirketin söz konusu tohumların sadece işlenmesinde rol aldığı iddiasının ise tohumların kendi ambalajı ile amba …
Benzer bu karardaŞti. arasında tohum «ıslahı» ve üretimi konusunda anlaşma yapıldığı, bu işlemleri gerçekleştirmek amacıyla davacının da ortak olduğu TTAG A.Ş'nin kurulduğu, davalı şirketlerin kiraladıkları ve hazırladıkları ortamda davacının baş danışman olduğu, ekip tarafından davaya konu yeni yetiştirilmiş tohumların üretildiği ancak 5042 sayılı kanun kapsamında tescil edilmiş bir tohum bulunmadığından davacının ıslahçı sıfatını ve haklarını kullanamayacağı, yapılan sözleşme ve içeriğinin genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının üretimine katkıda bulunduğu ve üretilmesini sağladığı tohumların toptan satış değerinin 446.000 TL olup bu meblağın %15' inin davacının sözleşme kapsamında talep edebileceği miktar olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 66.900 TL. nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, ıslahçı «payı» ödenmesi ve tohumların mülkiyetinin verilmesi talebinin reddine, karşı davada ise davacının «sözleşmenin feshi» sonucunu doğuracak herhangi bir eylemli faaliyetinin olmadığı gerekçesi ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · mahsup · ıslah
Benzer bu karardaŞti. arasında tohum «ıslahı» ve üretimi konusunda anlaşma yapıldığı, bu işlemleri gerçekleştirmek amacıyla davacının da ortak olduğu TTAG A.Ş'nin kurulduğu, davalı şirketlerin kiraladıkları ve hazırladıkları ortamda davacının baş danışman olduğu, ekip tarafından davaya konu yeni yetiştirilmiş tohumların üretildiği ancak 5042 sayılı kanun kapsamında tescil edilmiş bir tohum bulunmadığından davacının ıslahçı sıfatını ve haklarını kullanamayacağı, yapılan sözleşme ve içeriğinin genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının üretimine katkıda bulunduğu ve üretilmesini sağladığı tohumların toptan satış değerinin 446.000 TL olup bu meblağın %15' inin davacının sözleşme kapsamında talep edebileceği miktar olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 66.900 TL. nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, ıslahçı «payı» ödenmesi ve tohumların mülkiyetinin verilmesi talebinin reddine, karşı davada ise davacının «sözleşmenin feshi» sonucunu doğuracak herhangi bir eylemli faaliyetinin olmadığı gerekçesi ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… ek miktarın saptanmasında yöntem olarak bir isabetsizlik söz konusu değilse de, sözleşmede davacıya aylık olarak yapılan ödemelerin toplam ödenmesi gereken tutardan «mahsup» edileceği açıkça belirtilmiş olmasına ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda da bu yönde hesaplama yapılmasına karşın, gerekçesi de belirtilmeksizin, bu ö …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2668 E. 2024/1376 K.
Ortak:yetki · fatura · tacir · yetkisizlik kararı · maddi tazminat · teslim · Tazminat
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/207 Esas sayılı dosyası ile «tazminat davası» açtığını, İklim Bahçenin davayı kabul etmediğini, bu tohumların satım «yetkisinin» kendisinde olmadığını beyan ettiğini, açılan davada işbu davanın davalısı ...'un tanık olarak dinlendiğini, beyanında tohumları kendisinin sattığını beyan ettiğini, bu durumda zarardan davalı ...'ın sorumlu olduğunu, adil yargılanma açısından işbu dosyanın açılan «maddi tazminat» davası ile birleştirilmesi gerektiğini belirterek zararın tespit edilerek şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsili yönünde karar verilmesini talep ve dava etmişt …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı «sevk irsaliyesi» ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak «teslim» edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumun İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporl …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «yetki ilk itirazında» bulunduğunu, davalı ile davacı arasında mal alım satım ilişkisinin bulunmadığını, davalı şirketin sadece hizmet satışı tohum eleme, temizleme, ilaçlama, boyama gibi hizmetler sunduğunu, davacının zararının tohumun geno tipinden kaynaklanmakta olması durumunda davalının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, ayıplı olarak satılan tohum fidelerinden kaynaklanan «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6950 E. , 2024/3106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/529 E., 2022/797 K.
HÜKÜM
Kararın kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ Dörtyol 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla9
SAYISI 2017/207 E., 2019/578 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın ise husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı sevk irsaliyesi ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak teslim edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumun İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporla da tespit edildiğin, belirterek müvekkilinin uğramış olduğu zararın tespiti ile davalıdan tahsili yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ilk itirazında bulunduğunu, davalı ile davacı arasında mal alım satım ilişkisinin bulunmadığını, davalı şirketin sadece hizmet satışı tohum eleme, temizleme, ilaçlama, boyama gibi hizmetler sunduğunu, davacının zararının tohumun geno tipinden kaynaklanmakta olması durumunda davalının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 20.01.2017 tarihli 0019245 seri numaralı sevk irsaliyesi ile 1.850 kg CİNE cinsi fasulye tohumu aldığını ancak teslim edilen tohumların kılçıklı ve telminli olan ve ticari değeri olmayan başka bir fasulye türü çıktığını, bu durumu fark etmesi üzerine İklim Bahçe Şirketi aleyhine Dörtyol 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/207 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını, İklim Bahçenin davayı kabul etmediğini, bu tohumların satım yetkisinin kendisinde olmadığını beyan ettiğini, açılan davada işbu davanın davalısı ...'un tanık olarak dinlendiğini, beyanında tohumları kendisinin sattığını beyan ettiğini, bu durumda zarardan davalı ...'ın sorumlu olduğunu, adil yargılanma açısından işbu dosyanın açılan maddi tazminat davası ile birleştirilmesi gerektiğini belirterek zararın tespit edilerek şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsili yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin ekinde yer alan 21.01.2017 Hatay Akdeniz Taşımacılık Şirketi'nin ambar tesellüm fişi aracılığı ile davalı iklim bahçe tarafından 2 paket olarak 275,00 TL tutarlı fiş düzenlendiği, isim, imza, miktar ve cins bilgisinin yer almadığı, davalı şirket kayıtları üzerinde ticari defterlerin incelenmesi için dosyanın bilirkişiye gönderildiği, usulüne uygun alınan raporlarda davalı şirketin 01.05.2017 tarihli 9251 numaralı fatura ile tohum işleme bedeli olarak 8.000,00 TL değerindeki faturanın davacı tarafından vadesinde ödendiğinin anlaşıldığı, asıl davada tanık olarak dinlenen ...'un beyanı üzerine dava konusu alacak nedeniyle davacı tarafından ...'a karşı da dava yöneltildiği, Dörtyol 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/624 Esas, 2019/103 Karar sayılı dosyası ile işbu dosyanın birleştirildiği, davacının iddia ettiği mal alışverişinin kaynağı olan tohumun miktarı, cinsi, kimden alındığı hususlarının davacı tarafından sunulan delillerle ispatlanamadığından, Tohumculuk Kanunu madde 11 ve devamının uygulama alanının dosyada mevcut olmadığı gerekçesi ile davacı şirket yönünden reddine karar verildiği, birleşen davanın davalısı ... yönünden ise; talimat mahkemesinde tanık olarak alınan beyanları değerlendirildiğinde dava konusu tohumların Niğde'den alınıp, işlenmek üzere davalı şirkete verildiğini, davacı ile mal alışverişi bulunduğu yönünde ikrarının bulunmadığı, davacının tohumların bedelinin PTT banka hesabına yatırdığını, kendisinin de yatırdığı paraların tohumları aldığı Niğde'de ki çiftçilere verdiğini beyan ettiğinin anlaşıldığı, davalı ...
ile davacı arasında sadece bu beyanlardan dava konusu alışverişinin ispatlanmasının mümkün olmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği de dikkate alınarak işbu davalı yönünden herhangi bir yazılı delil bulunmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yönünden ispatlanamadığından, davalı ... yönünden ise husumet yokluğu gerekçeleriyle ayrı ayrı reddine karar verildiğini, aşamalarda sunduğumuz deliller davalı şirketin ve diğer davalının iddialarının aksine uzun yıllardır tohumculuk işi ile uğraştıklarının sabit olması, davalı ...'ın tanık sıfatıyla alınan beyanlarında açıkça sorumluluğunu kabul etmesi, bu beyanlarının tohumculuk kanununu 11 inci madde kapsamında kendisine açıkça sorumluluk getirdiği halde mahkemenin bu hususu gözden ırak tutması, diğer davalı yönünden ise müvekkiline gönderilen tohumların ambalajının davalı şirkete ait olması nedeniyle davalı şirketin sırf bu nedenle sorumlu tutulması gerektiği, yine davalı vekilinin tanık Abdullah'ın beyanlarına itirazımız yoktur şeklindeki beyanları olması, bu davalının tohumun müvekkiline ulaştırılmasında payı olduğunun kendi beyanları ile kabul gördüğü, davalı şirketin söz konusu tohumların sadece işlenmesinde rol aldığı iddiasının ise tohumların kendi ambalajı ile ambalajlı olması ile uyuşmadığı.
sadece bu işi yapan birinin tohumları kendi ambalajı ile ambalajlamasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği gözetilerek her iki davalının Tohumculuk Kanunu 11 inci madde kapsamında sorumlu olacağı gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından mahkeme hükmünün iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalı İklim Bahçe Şirketi arasında doğrudan bir satış sözleşmesi olmadığı, diğer davalı ...'un da dava konusu tohumları kendisinin satın alarak davacıya gönderdiğini beyan ettiği anlaşılmakla asıl davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun (5553 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin 2 inci fıkrasında davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceğinin düzenlendiği, somut olayda davacının zararı Payas Kaymakamlığı İlçe Tarım Müdürlüğü'nün raporu üzerine 27.04.2017 tarihinde öğrendiği, birleşen davanın ise 6 aylık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 06.07.2018 tarihinde açıldığı, davanın 6 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığından ilk derece mahkemesince bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken anılan gerekçe ile karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; davalı ...'un BAŞAK BAHARAT TOHUM LTD. ŞTİ.'nin kurucu ortağı olduğunu, bu şirketin iştigal konularının her türlü tohum alım satımı üretimi yapmak olduğunu, ürettiği veya üreticilerden temin ettiği tohumları davalı şirkete gönderip pazarladığını, ikisi arasında işbirliği olduğunu, müvekkilinin 13.01.2017 tarihli senedi davalı şirkete vererek tohum bağlantısı yaptığını, şirketin ....'ye ödeme yapılmasını istemesi üzerine A.B. hesabına 5.000,00 TL gönderdiğini, davalı şirketin ise 20.01.027 tarihinde söz konusu tohumları kendi fabrika ambalajı ile kargo vasıtasıyla müvekkile gönderdiğini, müvekkilin üretici
olduğunu, tohum satışı yapan biri olmadığını, davalı şirketin tohum eleme, temizleme vs hizmetleri yaparak mal alım satımı yapmadığını ifade ettiğini, ancak müvekkile ambalajlı tohumları kimin getirdiğinin sorulabileceğini, müvekkil getirdi ise neden ambalajlanacağının, tohum temizleme işleminin bedelinin bu kadar yüksek olmayacağını, ürünler bizzat davalı şirketten alınmasa bile davalı şirketin kanundan doğan sorumluluğunun olduğunu, ürünlerin davalı şirketin ambalajı ile paketlendiğini, bunun bile ürünün davalıdan alındığına karine teşkil ettiğini, yargılama sırasında tanık olarak dinlenen A.B.'nın tohumun kendisinden alındığını ve işlenmek üzere davalı şirkete gönderildiği şeklindeki beyanlarına davalı vekilince itirazımız yoktur şeklinde onay verildiğini, davalı şirket tarafından faturada bazı bilgilerin eksikliğinin müvekkiline yüklenemeyeceğini, müvekkilinin tacir olmadığını, mahkemece tacir olmanın getirdiği olumsuzlukların kendisine sorumluluk olarak yüklenmesinin hatalı olduğunu, birleşen dava yönünden;
davalı A.B. tarafından kendisinin bu olaydan sorumluluğunu 22.05.2018 tarihinde ikrar ettiğini, dolayısıyla sürenin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, zarara uğradığının tespitinin süre başlangıcı olarak belirtilmesine karşın zarar verenin kim olduğunun belirli olması halinde zarar tespiti ile sürenin başlamasının hakkaniyetli çözüm olacağının kesin olduğunu, zarar verenin kim olduğunun tespitinden itibaren 6 ay geçmesi halinde ise uzun süre olan 2 yıllık sürenin dikkate alınması gerektiğini, 5553 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğun olduğunu, gönderilen tohumların ambalajlarının davalı şirkete ait olduğunu, bu durumunda tohumları satmadığını veya dağıtmadığını ispat yükünün davalı şirkette olduğunu, Yargıtay kararı uyarınca tohumun satılması veya dağıtılması olayında taraflar arasında sözleşme ilişkinin bulunmasına gerek olmadığını, anılan Kanun maddesi uyarınca sorumluluk getirdiğinden ispat edilmediği gerekçesi ile reddi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040669000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz