İhtiyati haciz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14300 E. 2012/16819 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem şartı↗ genel işlem koşulu↗ i̇i̇k 257↗ emredici hüküm↗ tbk 99↗ ihtiyati haciz↗ kamu düzeni↗ haciz↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin kuralların emredici nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka kredi sözleşmesi uyarınca yapılan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
İstem ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan kredi sözleşmesinin mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir. Bu durumda anılan Kanun'un yürürlüğüne ilişkin 6101 sayılı Kanun'un 4. maddesinin işbu uyuşmazlıkta uygulanması mümkün bulunmadığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine itibar olunamaz. Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda temerrüt, sona erme ve tasfiye söz konusu olmadığından, salt genel işlem şartlarına aykırılık, kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK 257. maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16385 E. 2012/19174 K.
Ortak:genel işlem şartı · genel işlem koşulu · i̇i̇k 257 · emredici hüküm · ihtiyati haciz · kamu düzeni · haciz · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaYürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaYürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığı ve salt «genel işlem şartlarına» aykırılık «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulama koşulları da oluşmadığından mahkemece İİK.
«257». maddedeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde «kefiller» yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddine hükmolunması doğru olmamış kararın bu nedenle ihtiyati haciz isteminde bulunan yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… ece, HMK'nun 320/1 maddesi nazara alınarak dosya üzerinde yapılan incelemede asıl borçlu bakımından talebin kabulü ile TBK'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen, «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte oluduğu, Yürürlük Yasası'nın 2, 3, 4'cü ve 7'ci maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin, ne zaman düzenlenmiş olurlarsa olsunlar, 6098 sayılı TBK'nun hükümlerinin uygulanmasının gerektiği gerekçesiyle «kefiller» bakımından talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefil
Benzer bu kararda… ece, HMK'nun 320/1 maddesi nazara alınarak dosya üzerinde yapılan incelemede asıl borçlu bakımından talebin kabulü ile TBK'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen, «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte oluduğu, Yürürlük Yasası'nın 2, 3, 4'cü ve 7'ci maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin, ne zaman düzenlenmiş olurlarsa olsunlar, 6098 sayılı TBK'nun hükümlerinin uygulanmasının gerektiği gerekçesiyle «kefiller» bakımından talebin reddine karar verilmiştir.
«257». maddedeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde «kefiller» yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddine hükmolunması doğru olmamış kararın bu nedenle ihtiyati haciz isteminde bulunan yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13983 E. 2012/17248 K.
Ortak:genel işlem şartı · genel işlem koşulu · i̇i̇k 257 · emredici hüküm · ihtiyati haciz · kamu düzeni · haciz · ek tasfiye · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaYürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, asıl borçlu ... hakkında talebin kabülüne, «kefiller» ..., İsmail ŞIK ve ... hakkında ise davaya konu banka «kredi sözleşmesinin» banka tarafından önceden hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, bu koşulların açıkça tartışılarak kabul edildiği, taraflara açıkça bilgi verilip bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlanması açısından, yasanın ön gördüğü koşullara uygun bulunmadığı, dolayısıyla kefillerin bu işlem koşullarını kabul ettiklerine ilişkin, TBK’nun 21'ci maddesi kapsamında bir kabulünün de bulunmadığı sözleşmenin «genel işlem koşullarına» aykırı olduğu, TBK'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen, genel işlem koşullarına ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, Yürürlük Yasasının 2, 3, 4'cü ve 7'ci maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin, ne zaman düzenlenmiş olurlarsa olsunlar, 6098 sayılı TBK'nun hükümlerinin uygulanmasının gerektiği ve bu nedenle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak yapılmış sözleşme uyarınca «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından ve salt «genel işlem şartlarına» aykırılık «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulama koşulları da bulunmadığından mahkemece İİK.
«257». maddedeki koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, «kefiller» yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefil
Benzer bu karardaMahkemece, asıl borçlu ... hakkında talebin kabülüne, «kefiller» ..., İsmail ŞIK ve ... hakkında ise davaya konu banka «kredi sözleşmesinin» banka tarafından önceden hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, bu koşulların açıkça tartışılarak kabul edildiği, taraflara açıkça bilgi verilip bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlanması açısından, yasanın ön gördüğü koşullara uygun bulunmadığı, dolayısıyla kefillerin bu işlem koşullarını kabul ettiklerine ilişkin, TBK’nun 21'ci maddesi kapsamında bir kabulünün de bulunmadığı sözleşmenin «genel işlem koşullarına» aykırı olduğu, TBK'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen, genel işlem koşullarına ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, Yürürlük Yasasının 2, 3, 4'cü ve 7'ci maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin, ne zaman düzenlenmiş olurlarsa olsunlar, 6098 sayılı TBK'nun hükümlerinin uygulanmasının gerektiği ve bu nedenle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak yapılmış sözleşme uyarınca «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
«257». maddedeki koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, «kefiller» yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2482 E. 2013/4162 K.
Ortak:genel işlem şartı · genel işlem koşulu · i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · kamu düzeni · haciz · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaYürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstem «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan «kredi sözleşmesinin» mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Benzer bu karardaMahkemece, banka «kredi sözleşmelerinin» önceden tek taraflı hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, kefillerin sözleşmedeki koşulları kabul ettiklerine ve koşulların açıkça kendilerine anlatıldığına dair 6098 Sayılı BK'nun 21. maddesi anlamında bir kabulün bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi sözleşmelerinin 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddeleri uyarınca «genel işlem koşullarına» aykırı olduğu gerekçesiyle, borçlu şirket yönünden «ihtiyati haciz» isteminin kabulüne, borçlu «kefiller» yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından ve salt «genel işlem şartlarına» aykırılık «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi, 7. maddenin uygulama koşulları da bulunmadığından, mahkemece İİK.
«257». maddedeki koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, «kefiller» yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefil
Benzer bu karardaMahkemece, banka «kredi sözleşmelerinin» önceden tek taraflı hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, kefillerin sözleşmedeki koşulları kabul ettiklerine ve koşulların açıkça kendilerine anlatıldığına dair 6098 Sayılı BK'nun 21. maddesi anlamında bir kabulün bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi sözleşmelerinin 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddeleri uyarınca «genel işlem koşullarına» aykırı olduğu gerekçesiyle, borçlu şirket yönünden «ihtiyati haciz» isteminin kabulüne, borçlu «kefiller» yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle borçlu «kefiller» yönünden ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.
«257». maddedeki koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, «kefiller» yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14299 E. 2012/16795 K.
Ortak:genel işlem koşulu · i̇i̇k 257 · emredici hüküm · ihtiyati haciz · haciz · kredi sözleşmesi · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstem «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan «kredi sözleşmesinin» mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davaya konu «kredi sözleşmesinin» banka tarafından önceden hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, koşulların açıkça tartışılarak kabul edildiği ve taraflara sözleşmenin içeriğini öğrenme imkanının sağlandığı hususlarında yasanın öngördüğü koşulların bulunmadığı, kefillerin işlem koşullarını kabul ettiklerine ilişkin TBK'nın 21. maddesi kapsamında bir kabulünün olmadığı, aktedilen sözleşmenin «genel işlem koşullarına» aykırı bulunduğu, TBK'nın 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin kuralların «emredici» nitelik taşıdığı, Yürürlük Yasası'nın 2, 3, 4 ve 7. maddelerinin bir arada yorumlanmasında genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman aktedilmiş olursa olsun uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nın uygulanması gerektiği, TBK'nın 20. maddesine aykırı bir surette yapılan sözleşmeye dayanılarak açılan talebin reddi gerektiği gerekçesiyle «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Yürürlük Kanunu'nun 7 nci maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu olmadığından, mahkemece «ihtiyati haciz» koşullarının oluşup oluşmadığının 2004 sayılı İ.İ.K.'nun «257» ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçelerle istemin reddi kararı verilmesi doğru olmamış ve mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14301 E. 2012/16818 K.
Ortak:genel işlem koşulu · i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · haciz · kredi sözleşmesi · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstem «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan «kredi sözleşmesinin» mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, banka «kredi sözleşmelerinin» önceden tek taraflı hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, kefillerin sözleşmedeki koşulları kabul ettiklerine ve koşulların açıkça kendilerine anlatıldığına dair BK'nun 21. maddesi anlamında bir kabulün bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi sözleşmelerinin 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddeleri uyarınca «genel işlem koşullarına» aykırı olduğu gerekçesiyle «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Yürürlük Kanunu'nun 7'nci maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu olmadığından, mahkemece «ihtiyati haciz» koşullarının oluşup oluşmadığının 2004 sayılı İ.İ.K'nun «257» ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararını bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan sözleşmeler, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış ve kredi de anılan tarihten önce kullandırılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2478 E. 2013/4623 K.
Ortak:genel işlem koşulu · i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · haciz · kredi sözleşmesi · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstem «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan «kredi sözleşmesinin» mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, talebe dayanak banka «kredi sözleşmesinin» banka tarafından önceden hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, bu koşulların açıkça tartışılarak, taraflara açıkça bilgi verilip bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlanması açısından yasanın öngördüğü koşullara uygun bulunmadığı, dolayısıyla kefillerin bu işlem koşullarını kabul ettiklerine ilişkin TBK’nun .... maddesi kapsamından bir kabulün de bulunmadığı açıkça anlaşılmakla sözleşmenin «genel işlem koşullarına» aykırı olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Yürürlük Kanunu'nun 7.maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu olmadığından, mahkemece «ihtiyati haciz» koşullarının oluşup oluşmadığının 2004 sayılı İ.İ.K.'nun «257» ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçelerle istemin reddi kararı verilmesi doğru olmamış ve mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4626 E. 2022/6431 K.
Ortak:emredici hüküm · kamu düzeni · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstem «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan «kredi sözleşmesinin» mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «kefalet sözleşmelerinin» 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 581 ve devamı maddelerinde unsurlarının değiştiği, yeni şekil ve esas şartlarına bağlandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde bu kuralların «emredici» hukuk kurallarından olup «kamu düzenine» ilişkin olduğu ve mevcut dosyalara derhal uygulanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde «kefalet tarihinin» belirtilmesi gerektiği ve kefalet tarihinin «kefil» tarafından el yazısı ile açıkça yazılması gerektiği, bunun kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar murisi ...'ın 19/09/2007 tarihli ve 22/06/2007 tarihli kredi sözleşmeleri nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal şartları oluşmadığından «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince, «kefalet tarihinin» «kefilin» el yazısı ile yazılması hususunun, «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan «emredici» bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olma …
Dava, davalı banka ile dava dışı borçlu arasında akdedilen iki adet «kredi sözleşmesinde», müteveffa ...’ın «kefalet» iradesinin ve imzasının bulunmadığı iddiasına dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet tarihi · geçerlilik şartı · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · derdestlik · kefalet · kötü niyet tazminatı · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «kefalet sözleşmelerinin» 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 581 ve devamı maddelerinde unsurlarının değiştiği, yeni şekil ve esas şartlarına bağlandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde bu kuralların «emredici» hukuk kurallarından olup «kamu düzenine» ilişkin olduğu ve mevcut dosyalara derhal uygulanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde «kefalet tarihinin» belirtilmesi gerektiği ve kefalet tarihinin «kefil» tarafından el yazısı ile açıkça yazılması gerektiği, bunun kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar murisi ...'ın 19/09/2007 tarihli ve 22/06/2007 tarihli kredi sözleşmeleri nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal şartları oluşmadığından «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince, «kefalet tarihinin» «kefilin» el yazısı ile yazılması hususunun, «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan «emredici» bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olma …
Dava konusu 25/06/2007 ve 17/09/2007 tarihli «genel kredi sözleşmelerini», davacı müteveffa ...’ın müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı görülmüştür.
6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde 6098 sayılı TBK'nın «derdest» davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı BK'ya uygun olarak kurulan «kefaletin» «kamu düzenine» aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14300 E. , 2012/16819 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/09/2012 tarih ve 2012/691-2012/692 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, imzalanan banka kredi sözleşmesi uyarınca esas borçlunun Hira Gayrimenkul Konut İnş. ve İnş. Malz. Kozm. San. Tic. Ltd. Şti olduğunu, diğer borçlular ..., ... (Önal), Yüksel Bayrak (Nibat) ve ...'ın kefil ...'ın murisi olduklarını, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin kuralların emredici nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka kredi sözleşmesi uyarınca yapılan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
İstem ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan kredi sözleşmesinin mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir. Bu durumda anılan Kanun'un yürürlüğüne ilişkin 6101 sayılı Kanun'un 4. maddesinin işbu uyuşmazlıkta uygulanması mümkün bulunmadığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine itibar olunamaz. Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda temerrüt, sona erme ve tasfiye söz konusu olmadığından, salt genel işlem şartlarına aykırılık, kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7.
maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK 257. maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda yazılı gerekçelerle, ihtiyati haciz isteminde bulunan vekili temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 22.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064489000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz