Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4626 E. 2022/6431 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 583↗ kefalet tarihi↗ geçerlilik şartı↗ kefalet sözleşmesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ emredici hüküm↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ derdestlik↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ kefil↗ kötü niyet↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, kefalet sözleşmelerinin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 581 ve devamı maddelerinde unsurlarının değiştiği, yeni şekil ve esas şartlarına bağlandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde bu kuralların emredici hukuk kurallarından olup kamu düzenine ilişkin olduğu ve mevcut dosyalara derhal uygulanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde kefalet tarihinin belirtilmesi gerektiği ve kefalet tarihinin kefil tarafından el yazısı ile açıkça yazılması gerektiği, bunun kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için geçerlilik şartı olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, kredi sözleşmesi içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar murisi ...'ın 19/09/2007 tarihli ve 22/06/2007 tarihli kredi sözleşmeleri nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka ile dava dışı borçlu arasında akdedilen iki adet kredi sözleşmesinde, müteveffa ...’ın kefalet iradesinin ve imzasının bulunmadığı iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.
Dava konusu 25/06/2007 ve 17/09/2007 tarihli genel kredi sözleşmelerini, davacı müteveffa ...’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür. Mahkemece Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince, kefalet tarihinin kefilin el yazısı ile yazılması hususunun, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartı olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, kredi sözleşmesi içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü kararı doğru görülmemiştir. Genel kredi sözleşmeleri 25/06/2007 ve 17/09/2007 tarihlidir. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484. maddesine uygun olarak kefalet tesis edilmiştir. 6098 sayılı TBK 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesine göre TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan kefaletlere yürürlükten kaldırılan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı kefalet akdi geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde 6098 sayılı TBK'nın derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı BK'ya uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3172 E. 2024/4671 K.
Ortak:kefalet tarihi · geçerlilik şartı · kefalet sözleşmesi · emredici hüküm · müteselsil kefil · derdestlik · kefalet · kötü niyet tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «kefalet sözleşmelerinin» 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 581 ve devamı maddelerinde unsurlarının değiştiği, yeni şekil ve esas şartlarına bağlandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde bu kuralların «emredici» hukuk kurallarından olup «kamu düzenine» ilişkin olduğu ve mevcut dosyalara derhal uygulanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde «kefalet tarihinin» belirtilmesi gerektiği ve kefalet tarihinin «kefil» tarafından el yazısı ile açıkça yazılması gerektiği, bunun kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar murisi ...'ın 19/09/2007 tarihli ve 22/06/2007 tarihli kredi sözleşmeleri nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal şartları oluşmadığından «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince, «kefalet tarihinin» «kefilin» el yazısı ile yazılması hususunun, «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan «emredici» bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olma …
6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde 6098 sayılı TBK'nın «derdest» davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı BK'ya uygun olarak kurulan «kefaletin» «kamu düzenine» aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/465 E. 2018/7493 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17931 E. 2015/954 K.
Ortak:geçerlilik şartı · müteselsil kefil · kefalet · kefil
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «kefalet sözleşmelerinin» 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 581 ve devamı maddelerinde unsurlarının değiştiği, yeni şekil ve esas şartlarına bağlandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde bu kuralların «emredici» hukuk kurallarından olup «kamu düzenine» ilişkin olduğu ve mevcut dosyalara derhal uygulanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde «kefalet tarihinin» belirtilmesi gerektiği ve kefalet tarihinin «kefil» tarafından el yazısı ile açıkça yazılması gerektiği, bunun kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar murisi ...'ın 19/09/2007 tarihli ve 22/06/2007 tarihli kredi sözleşmeleri nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal şartları oluşmadığından «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince, «kefalet tarihinin» «kefilin» el yazısı ile yazılması hususunun, «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan «emredici» bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olma …
Dava konusu 25/06/2007 ve 17/09/2007 tarihli «genel kredi sözleşmelerini», davacı müteveffa ...’ın müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı görülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 ve devamı maddeleri uyarınca «kefalet» için şekil şartları getirildiği, bu şartların «geçerlilik şartı» olup söz konusu sözleşmede bu şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, sözleşmede «müteselsil kefiller» için «muacceliyet» hükmü bulunup bulunmadığı ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd ile 586. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılıp değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd. maddeleri uyarınca «kefalet» için öngörülen şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, kararda yasada belirtilen hangi şartların oluşmadığı hususunda hiçbir açıklama yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 ve devamı maddeleri uyarınca «kefalet» için şekil şartları getirildiği, bu şartların «geçerlilik şartı» olup söz konusu sözleşmede bu şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Mahkemece, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd. maddeleri uyarınca «kefalet» için öngörülen şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, kararda yasada belirtilen hangi şartların oluşmadığı hususunda hiçbir açıklama yapılmamıştır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6182 E. 2021/4784 K.
Ortak:kefalet tarihi · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «kefalet sözleşmelerinin» 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 581 ve devamı maddelerinde unsurlarının değiştiği, yeni şekil ve esas şartlarına bağlandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde bu kuralların «emredici» hukuk kurallarından olup «kamu düzenine» ilişkin olduğu ve mevcut dosyalara derhal uygulanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde «kefalet tarihinin» belirtilmesi gerektiği ve kefalet tarihinin «kefil» tarafından el yazısı ile açıkça yazılması gerektiği, bunun kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar murisi ...'ın 19/09/2007 tarihli ve 22/06/2007 tarihli kredi sözleşmeleri nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal şartları oluşmadığından «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince, «kefalet tarihinin» «kefilin» el yazısı ile yazılması hususunun, «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan «emredici» bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olma …
Dava konusu 25/06/2007 ve 17/09/2007 tarihli «genel kredi sözleşmelerini», davacı müteveffa ...’ın müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı görülmüştür.
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 818 sayılı B.K’da «kefaletin» geçerliliğine ilişkin herhangi bir «şekil şartı» öngörülmemiş iken, 6098 sayılı TBK'nın 583.maddesine göre, geçerli bir kefaletten söz edilebilmesi için, «kefilin» sorumlu olacağı miktarın ve «kefalet tarihinin» açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu, ayrıca kefilin eşinin rızasının alınması gerektiği, takip dayanağı «genel kredi sözleşmesinde» sözleşme limiti yazılı olup, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde imzalanmış olması halinde geçerli olduğu aksi halde TBK’nın 583. maddesinde yazılı şartları taşımadığından dolayı «geçersiz» olduğu, bu husustaki «ispat yükünün» davacıda olduğu, takibin dayanağı olan sözleşmede tarih bulunmadığı, bu boşluğun davalı lehine yorumlanması gerektiği, davacının sözleşmenin TBK’nın yürürlüğünden …
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede «kefil» olan davalının sorumlu olduğu miktarın ve «kefalet tarihinin» yazılı olmaması nedeniyle TBK'nun 583. maddesi veya BK'nın 484. maddesi hükmü gereğince kefaletin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesinin, davaya konu «genel kredi sözleşmesinin» 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde imzalanmış olması halinde davalının «kefaletinin» geçerli olduğuna ilişkin gerekçesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şekil şartı · ispat yükü · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 818 sayılı B.K’da «kefaletin» geçerliliğine ilişkin herhangi bir «şekil şartı» öngörülmemiş iken, 6098 sayılı TBK'nın 583.maddesine göre, geçerli bir kefaletten söz edilebilmesi için, «kefilin» sorumlu olacağı miktarın ve «kefalet tarihinin» açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu, ayrıca kefilin eşinin rızasının alınması gerektiği, takip dayanağı «genel kredi sözleşmesinde» sözleşme limiti yazılı olup, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde imzalanmış olması halinde geçerli olduğu aksi halde TBK’nın 583. maddesinde yazılı şartları taşımadığından dolayı «geçersiz» olduğu, bu husustaki «ispat yükünün» davacıda olduğu, takibin dayanağı olan sözleşmede tarih bulunmadığı, bu boşluğun davalı lehine yorumlanması gerektiği, davacının sözleşmenin TBK’nın yürürlüğünden …
Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince, banka kayıtları üzerinden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, asıl borçluyla imzalanan «genel kredi sözleşmesinin» hangi tarihte banka kayıtlarına işlendiği, kredi sözleşmesi sebebiyle ilgili kurumlara vergi ve bu gibi adlar altında yapılan ödemelerin hangi tarihte yapıldığı, asıl borçluya 23.01.2012 tarihinde kullandırıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmayan kredinin davaya konu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığı hususlarının tespit edilmesi ve bu suretle genel kredi sözleşmesinin hangi tarihte imzalandığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14300 E. 2012/16819 K.
Ortak:emredici hüküm · kamu düzeni · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «kefalet sözleşmelerinin» 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 581 ve devamı maddelerinde unsurlarının değiştiği, yeni şekil ve esas şartlarına bağlandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde bu kuralların «emredici» hukuk kurallarından olup «kamu düzenine» ilişkin olduğu ve mevcut dosyalara derhal uygulanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde «kefalet tarihinin» belirtilmesi gerektiği ve kefalet tarihinin «kefil» tarafından el yazısı ile açıkça yazılması gerektiği, bunun kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar murisi ...'ın 19/09/2007 tarihli ve 22/06/2007 tarihli kredi sözleşmeleri nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal şartları oluşmadığından «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince, «kefalet tarihinin» «kefilin» el yazısı ile yazılması hususunun, «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartı» olduğu, bu hususun kanunda yer alan «emredici» bir düzenleme olduğu, «kredi sözleşmesi» içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olma …
Dava, davalı banka ile dava dışı borçlu arasında akdedilen iki adet «kredi sözleşmesinde», müteveffa ...’ın «kefalet» iradesinin ve imzasının bulunmadığı iddiasına dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstem «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan «kredi sözleşmesinin» mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem şartı · genel işlem koşulu · i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · haciz · ek tasfiye · temerrüt
Benzer bu karardaYürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de olayda «temerrüt», sona erme ve «tasfiye» söz konusu olmadığından, salt «genel işlem şartlarına» aykırılık, «kamu düzeni» ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda 7. maddenin uygulanma koşulları da yer almadığından mahkemece İİK «257». maddeki koşullar oluşup oluşmadığı değerlendirilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen «genel işlem koşullarına» ilişkin kuralların «emredici» nitelikte olması, içeriğinin yasa tarafından doğrudan düzenlenmesi karşısında, 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, “Geçmişe Etkili Olma” kuralını düzenleyen 2., 3., 4. ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin ne zaman akdedilmiş olurlarsa olsunlar 6098 sayılı TBK'nun hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle TBK'nun 20'ci maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak imzalanmış davaya konu banka «kredi sözleşmesi» uyarınca yapılan «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
İstem «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan «kredi sözleşmesinin» mülga 818 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği ve keza kredinin de o zaman verildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4626 E. , 2022/6431 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.03.2021 tarih ve 2014/334 E. - 2021/133 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, alacaklı olduğunu iddia eden bankanın dayandığı 25/06/2007 ve 17/09/2007 tarihli kredi kefalet sözleşmesinde davacının imzasının bulunmadığını, asıl kredi borçlusu olan dava dışı 3. kişinin 2006 yılında kullanılan kredisine kefil olduğunu, bu kredinin de kredi borçlusu tarafından ödendiğini, kredi sözleşmesinin taksit tablosunda davacının imzasının bulunmamasının da davacının yenilenen kredi de kefalet iradesinin ve imzasının bulunmadığına karine olduğunu, davacının ödediği kredi borcundan kaynaklanan alacağın davacıdan cebri icra yolu ile tahsil edilmeye çalışılması karşısında borcunun olmadığının tespitine, kötü niyetli takipte bulunan davalı bankanın alacağın %40'ı oranında kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı bankaları ile asıl borçlu arasındaki kredi ilişkisinde 2 adet toplam 175.000.- TL genel kredi sözleşmesi aktedildiğini, davacının da bu sözleşmeleri müştereken ve müteselsilen borçlu sıfatı ile imzaladığını, bu kredilerin ödenmemesi üzerine doğan riskin tahsili için borçlulara ihtarname gönderildiğini, ancak verilen sürede bankalarının alacağı tahsil edememesi üzerine borçlular hakkında kanuni takibe geçtiklerini savunarak haksız davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, kefalet sözleşmelerinin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 581 ve devamı maddelerinde unsurlarının değiştiği, yeni şekil ve esas şartlarına bağlandığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde bu kuralların emredici hukuk kurallarından olup kamu düzenine ilişkin olduğu ve mevcut dosyalara derhal uygulanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde kefalet tarihinin belirtilmesi gerektiği ve kefalet tarihinin kefil tarafından el yazısı ile açıkça yazılması gerektiği, bunun kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için geçerlilik şartı olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, kredi sözleşmesi içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar murisi ...'ın 19/09/2007 tarihli ve 22/06/2007 tarihli kredi sözleşmeleri nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka ile dava dışı borçlu arasında akdedilen iki adet kredi sözleşmesinde, müteveffa ...’ın kefalet iradesinin ve imzasının bulunmadığı iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.
Dava konusu 25/06/2007 ve 17/09/2007 tarihli genel kredi sözleşmelerini, davacı müteveffa ...’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür. Mahkemece Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi gereğince, kefalet tarihinin kefilin el yazısı ile yazılması hususunun, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartı olduğu, bu hususun kanunda yer alan emredici bir düzenleme olduğu, kredi sözleşmesi içerisinde yer alan davacının imzalı beyanını içeren kısımda kefalet tarihinin açıkça el yazısı ile belirtilmediğinden davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü kararı doğru görülmemiştir. Genel kredi sözleşmeleri 25/06/2007 ve 17/09/2007 tarihlidir. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484.
maddesine uygun olarak kefalet tesis edilmiştir. 6098 sayılı TBK 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesine göre TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan kefaletlere yürürlükten kaldırılan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı kefalet akdi geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7.
maddesinde 6098 sayılı TBK'nın derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı BK'ya uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/863438300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz