YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2114 E. 2024/4593 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesi↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/199 E., 2017/95 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015/19406 sayılı ve "Dijital Dönüşüm" ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, Markalar Dairesi Başkanlığınca başvurunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, "Dijital Dönüşüm" ibareli slogan markasının ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliklerine sahip olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili tarafından üretildiğini, müvekkilinin marka başvurusunu oluşturan ibareye, tüm Türkiye'de yaygın reklam kampanyaları ve kullanımları ile başlı başına ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin "dijital dönüşüm" markası üzerinde eskiye dayalı kullanımla kazanılmış hakkının olduğunu ileri sürerek 2016-M-2766 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dijital Dönüşüm" ibaresinin herkesin kullanımına açık bir ticari terim olduğu, dolayısıyla marka olabilmenin kaynak gösterme şartını karşılamamakta ve 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan ayırt edicilik kriterini taşımadığı, davacı şirkete ait 2015/19406 sayılı "Dijital Dönüşüm" ibareli başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olma özelliğine haiz olmadığı, dava konusu iptali talep edilen TÜRKPATENT YİDK 2016-M-2766 sayılı kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “Dijital Dönüşüm” ibaresinin herkesin kullanımına açık bir kavram olduğu ve ayırt ediciliğinin olmadığı yönündeki kararın hatalı bulunduğunu, tescili talep edilen “dijital dönüşüm” ibareli markanın tamamıyla müvekkili tarafından yaratıldığını ve bir bütün olarak bakıldığında dijital olma yolunda kaydedilen ilerlemeyi ifade ettiğini, “dijitale doğru evrilme” anlamında algı yaratan, birbirinden farklı kelimelerin bir araya getirilerek anlamlı bir kombinasyon oluşturan “dijital dönüşüm” ibareli slogan markasının, ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliklerine sahip bir marka olup, ilk defa müvekkil tarafından kullanılmaya başlandığını ve müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin dijital dönüşüm ibaresini tekeline alamayacağı ifadesinin hatalı bulunduğunu, başvuru konusu markanın slogan marka olduğu konusunda yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, marka incelenirken markanın bir bütün olarak inceleneceğini ve iki ayırt edici olmayan kelimenin bir araya gelerek ayırt edici bir unsur oluşturabileceğini, bu hususun da kararda göz ardı edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dijital Dönüşüm" ibaresinin, bir kurum, şirket veya yapının, dijital çağa ayak uydurmak için pazarlamasından, iş modellerine, otomasyonundan, organizasyon yapısı ve yönetim şekline kadar her şeyini yeni dünya araçları ile yapmasına verilen genel isim olduğu, bu ibarenin, firmaların dijital zamana uyum sağlamak için teknolojiyi tüm süreçlerinde kullanmaları şeklinde de ifade edilebileceği, dijital zamana uyum sağlama sürecinin, tüm sektörleri kapsadığı ve her hangi bir ürün veya hizmet sektörü ile sınırlı olmadığı, bu itibarla dava konusu başvurunun, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin ortalama tüketicilerince, marka olarak algılanmayacağı ve ayırt ediciliğinin bulunmadığı, kullanım yoluyla dava konusu başvuruya ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; “Dijital Dönüşüm” ibaresinin slogan marka kapsamında değerlendirilmeksizin istinaf incelemesi yapıldığını, müvekkilinin "Dijital Dönüşüm" markası, slogan marka olarak değerlendirilmemiş olup bu tür markalar değerlendirilirken farklı kıstaslara tabi olması gerektiğini, ilk olarak müvekkili tarafından oluşturulan ve kullanılan "Dijital Dönüşüm" markası slogan marka olarak yaratıldığını ve yoğun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini ve müvekkille özdeşleştiğini, sunulan deliller de bu hususu kanıtlamakta ise de bilirkişilerce söz konusu markanın, slogan marka olduğu göz ardı edilerek ticari bir terim olması nedeni ile herkesin kullanımına açık olduğu kararının isabetli olmadığını, müvekkili şirketin "Dijital Dönüşüm" markası talebinin müvekkilinin bu markayı ilk defa kullandığı yargılama aşamasında da belirlenmesine rağmen değerlendirilmediğini, müvekkilinin "Dijital Dönüşüm" slogan markası için 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayanmakta ve kullanımla ayırt edicilik sağladığını,
tamamen müvekkilinin yaratıcı bir ürünü olan ve slogan markası olarak kullanılan ve Türkiye’deki kullanıcılar bazında kendi lehine tanınırlık ve ayırt edicilik kazandırdığı bu markanın tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1238 E. 2023/4996 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… eri kapsadığı ve her hangi bir ürün veya hizmet sektörü ile sınırlı olmadığı, bu itibarla dava konusu başvurunun, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin «ortalama tüketicilerince», marka olarak algılanmayacağı ve «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, kullanım yoluyla dava konusu başvuruya ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasta …
… unun müvekkili tarafından üretildiğini, müvekkilinin marka başvurusunu oluşturan ibareye, tüm Türkiye'de yaygın reklam kampanyaları ve kullanımları ile başlı başına «ayırt edicilik» kazandırdığını, müvekkilinin "dijital dönüşüm" markası üzerinde eskiye dayalı kullanımla kazanılmış hakkının olduğunu ileri sürerek 2016-M-2766 sayılı YİDK kararın …
… ari terim olduğu, dolayısıyla marka olabilmenin kaynak gösterme şartını karşılamamakta ve 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan «ayırt edicilik» kriterini taşımadığı, davacı şirkete ait 2015/19406 sayılı "Dijital Dönüşüm" ibareli başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ka …
Benzer bu kararda… urun "DIGIKENT" ibaresi olduğu, "Dijital Dönüşüm Platformu" ibaresinin tali unsur olarak yer aldığı, markalarda ortak olarak kullanılan "Dijital Dönüşüm" ibaresinin «ayırt ediciliğe» haiz olmadığı, davalıya ait "DIGIKENT Dijital Dönüşüm Platformu" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait tescilli markaların benzer olmadığı, taraf markalarının aynı ve aynı türden malları kapsıyor olsa da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında taraf markalarının «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ve ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "DİGİKENT Dijital Dönüşüm Platformu" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Dijital Dönüşüm" ibareli markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsurunu "DİGİKENT" ibaresi oluşturduğu gibi markalarda ortak olarak yer alan "Dijital Dönüşüm" ibaresinin, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaygın olarak kullanılan ve bu nedenle «ayırt edicilik» taşımayan bir ibare olduğu, söz konusu ibarenin markalarda ortak olarak yer almasının açıklanan nedenlerle iltibasa yol açmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin is …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · iltibas
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "DİGİKENT Dijital Dönüşüm Platformu" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Dijital Dönüşüm" ibareli markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsurunu "DİGİKENT" ibaresi oluşturduğu gibi markalarda ortak olarak yer alan "Dijital Dönüşüm" ibaresinin, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaygın olarak kullanılan ve bu nedenle «ayırt edicilik» taşımayan bir ibare olduğu, söz konusu ibarenin markalarda ortak olarak yer almasının açıklanan nedenlerle iltibasa yol açmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin is …
… dava konusu başvurunun asli unsurunun "digikent" ibaresi olduğu belirtilmiş ise de benzerlik dolayısıyla davalının, müvekkilinin çözüm ortağı olarak algılanmasının, «iltibasın» varlığı için yeterli olduğunu, dava konusu başvuruda yer alan "dijital dönüşüm" ibaresi nedeniyle davalı markasının, müvekkili markalarının yeni versiyonu olarak a …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3860 E. 2024/5963 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… eri kapsadığı ve her hangi bir ürün veya hizmet sektörü ile sınırlı olmadığı, bu itibarla dava konusu başvurunun, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin «ortalama tüketicilerince», marka olarak algılanmayacağı ve «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, kullanım yoluyla dava konusu başvuruya ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasta …
… unun müvekkili tarafından üretildiğini, müvekkilinin marka başvurusunu oluşturan ibareye, tüm Türkiye'de yaygın reklam kampanyaları ve kullanımları ile başlı başına «ayırt edicilik» kazandırdığını, müvekkilinin "dijital dönüşüm" markası üzerinde eskiye dayalı kullanımla kazanılmış hakkının olduğunu ileri sürerek 2016-M-2766 sayılı YİDK kararın …
… ari terim olduğu, dolayısıyla marka olabilmenin kaynak gösterme şartını karşılamamakta ve 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan «ayırt edicilik» kriterini taşımadığı, davacı şirkete ait 2015/19406 sayılı "Dijital Dönüşüm" ibareli başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ka …
Benzer bu karardaDavacının başvuru markasındaki "DÖNÜŞÜM" ibaresinin markaya «ayırt edicilik» özelliği katmadığı gözetildiğinde, markaların bütünsel olarak karşılaştırılmasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede benzerlik bulunduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… . sınıfta ise bir kısım malların çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının YİDK kararı ile reddedildiğini, ancak taraf markaları arasında benzerlik ve «iltibas» ihtimali bulunmadığını, "Dijital" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, ayrıca müvekkilinin önceki markalarından kaynaklı müktesep hakkının bulunduğunu, redde mesnet markanın davalı şirket tarafından kullanılmadığını ileri sürerek «dava konusu» YİDK kararının iptali ile marka başvurusunun tüm emtia yönünden tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «dava konusu» başvuru ile redde mesnet marka arasında benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan "dijital" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» olmadığını, bu nedenle anılan ibarenin «iltibasa» neden olmayacağını, ayrıca redde mesnet markanın ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, müvekkilinin başvurusunda yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, müvekkilini …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · davanın konusu · komisyon · uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · taşıyan · iltibas
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «dava konusu» başvurunun reddedildiği «uyuşmazlık konusu» 9. ve 36. sınıf mal ve hizmetlerin redde mesnet marka kapsamında aynen yer aldığı, dava konusu başvuruda yer alan "Dijital" ve "Kredi" ibarelerinin gerek münferit gerekse de "Dijital Kredi" olarak uyuşmazlık konusu 9. ve 36. sınıf mal ve hizmetler yönünden «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, ayırt ediciliği düşük markaların koruma düzeyinin düşük tutulması gerektiği, dava konusu başvurunun "Dijital Dönüşüm Kredisi" ibaresinden oluştuğu ve başvuruda yer alan "Dönüşüm" ibaresi ile yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, bu durumda dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında işaretler yönünden benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» koşullarının oluşmadığı, ayrıca ilk derece mahkemesince 36. sınıftaki "gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden başvuru markasının tasviri nitelikte bulunması nedeniyle anılan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi uyarınca da tescilinin mümkün olmadığı, mutlak tescil engelinin resen nazara alınması gerektiği, YİDK kararında anılan hizmetler yönünden red gerekçesi farklı olsa da sonucu itibariyle YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle de davanın reddine karar verilmişse de dava konusu başvurunun iltibas nedeniyle kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemiyle açılan işbu davada dava konusu edilen YİDK kararında tartışılmayan hususların dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı, dava dilekçesinde «müktesep hak» iddiasında bulunulmuşsa da davalı Kurum nezdinde bu iddianın ileri sürülmemesi nedeniyle bu iddianın işbu davada dinlenilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, davacı tarafın, marka başvurusunun tescili talebinin reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvuru markası kapsamında olan «uyuşmazlık konusu» 9 ve 36. sınıf mal ve hizmetlerin davalının itirazına dayanak markasında yer alan mal ve hizmetlerle aynı olduğu, taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca benzerlik ve «iltibas» koşullarının oluştuğu, davacının tanınmışlık ve «müktesep hak» iddialarının yerinde bulunmadığı, redde mesnet markanın kullanılmaması nedeniyle davalı Şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının da yerinde olmadığı, ayrıca davacının başvuru markasında yer alan uyuşmazlık konusu 36. sınıftaki "gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri" emtialar açısından ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca tanımlayıcı bulunduğu ve mutlak tescil engelinin resen nazara alınması gerektiği, başvurunun bahsi geçen hizmetler yönünden bu nedenle de reddinin gerektiği, «dava konusu» YİDK kararında bu hizmetler yönünden ret gerekçesi farklı olsa da YİDK kararının sonucu itibariyle isabetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… . sınıfta ise bir kısım malların çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının YİDK kararı ile reddedildiğini, ancak taraf markaları arasında benzerlik ve «iltibas» ihtimali bulunmadığını, "Dijital" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, ayrıca müvekkilinin önceki markalarından kaynaklı müktesep hakkının bulunduğunu, redde mesnet markanın davalı şirket tarafından kullanılmadığını ileri sürerek «dava konusu» YİDK kararının iptali ile marka başvurusunun tüm emtia yönünden tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik ve «iltibas» koşullarının oluştuğunu, davacının «dava konusu» ibare üzerinde müktesep hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/907 E. 2024/4420 K.
Ortak:ayırt edicilik · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… unun müvekkili tarafından üretildiğini, müvekkilinin marka başvurusunu oluşturan ibareye, tüm Türkiye'de yaygın reklam kampanyaları ve kullanımları ile başlı başına «ayırt edicilik» kazandırdığını, müvekkilinin "dijital dönüşüm" markası üzerinde eskiye dayalı kullanımla kazanılmış hakkının olduğunu ileri sürerek 2016-M-2766 sayılı YİDK kararın …
… ari terim olduğu, dolayısıyla marka olabilmenin kaynak gösterme şartını karşılamamakta ve 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan «ayırt edicilik» kriterini taşımadığı, davacı şirkete ait 2015/19406 sayılı "Dijital Dönüşüm" ibareli başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ka …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “Dijital Dönüşüm” ibaresinin herkesin kullanımına açık bir kavram olduğu ve «ayırt ediciliğinin» olmadığı yönündeki kararın hatalı bulunduğunu, tescili talep edilen “dijital dönüşüm” ibareli markanın tamamıyla müvekkili tarafından yaratıldığını ve bir bütün ol …
Benzer bu kararda… nai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa başvurunun «ayırt ediciliğinin» tescili talep edilen mal ve hizmetler açısından değerlendirilmesi gerektiğini, bazı mal ya da hizmetler için ayırt edici bulunan bir işaretin, başka mal ya da hizm …
… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun tescile konu edildiği; motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet «dahil»), taşıtlar için «hırsız» alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları, motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil), taşıtlar için hırsız alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları mal ve hizmetleri bakımından ayırt edici bulunmadığı, aynı zamanda 09-02, 03 / 36-01, 02, 03, 04 / 38-01, 02, 03 / 42-02 / 45-01, 02 / 35-05 [09-02, 09-03)” mal ve hizmetleri için de tanımlayıcı olduğu, dava konusu ibarenin anılan ve hizmetler bakımından kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazandığı iddiasıının ispatlanamadığı, sayılan mal ve hizmetler dışında kalanlar yönünden ise ayırt edici olduğu gibi tanımlayıcı da bulunmadığı gerekçesiyle davan …
… al çağa ayak uydurmalarını sağlamayı amaçladığını ve aynı zamanda sosyal yönü de olan bir markayı ve kampanyayı ifade ettiğini, dava konusu ibarenin kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazandığını belirterek ilk derece mahkemesinin kısmen red kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf başvurusunun reddi · hırsızlık · kaldırma ve yeniden hüküm · dahili dava
Benzer bu kararda… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun tescile konu edildiği; motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet «dahil»), taşıtlar için «hırsız» alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları, motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil), taşıtlar için hırsız alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları mal ve hizmetleri bakımından ayırt edici bulunmadığı, aynı zamanda 09-02, 03 / 36-01, 02, 03, 04 / 38-01, 02, 03 / 42-02 / 45-01, 02 / 35-05 [09-02, 09-03)” mal ve hizmetleri için de tanımlayıcı olduğu, dava konusu ibarenin anılan ve hizmetler bakımından kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazandığı iddiasıının ispatlanamadığı, sayılan mal ve hizmetler dışında kalanlar yönünden ise ayırt edici olduğu gibi tanımlayıcı da bulunmadığı gerekçesiyle davan …
… ma" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereğince somut «ayırt ediciliği» bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği, ayrıca mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu ibarenin aynı Kanun'un 5 nci maddesinin ikinci fıkrası anlamında kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin de ispatlanamadığı, buna göre dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/373 E. 2018/8145 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · e-defter
Benzer bu kararda1- Mahkemece, verilen kararı temyiz eden fer'i müdahil ... vekilinin dilekçesi temyiz «defterine» kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
… lenen 1,95583 dönüşüm oranı üzerinden Euro dönüşüm tutarının 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmek gerekirken «infazda» kuşkuya yol açacak şekilde geçerliliği bulunmayan 70.000,00 DM'ye hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2114 E. , 2024/4593 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1576 Esas, 2023/4 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/199 E., 2017/95 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015/19406 sayılı ve "Dijital Dönüşüm" ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, Markalar Dairesi Başkanlığınca başvurunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, "Dijital Dönüşüm" ibareli slogan markasının ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliklerine sahip olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili tarafından üretildiğini, müvekkilinin marka başvurusunu oluşturan ibareye, tüm Türkiye'de yaygın reklam kampanyaları ve kullanımları ile başlı başına ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin "dijital dönüşüm" markası üzerinde eskiye dayalı kullanımla kazanılmış hakkının olduğunu ileri sürerek 2016-M-2766 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dijital Dönüşüm" ibaresinin herkesin kullanımına açık bir ticari terim olduğu, dolayısıyla marka olabilmenin kaynak gösterme şartını karşılamamakta ve 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan ayırt edicilik kriterini taşımadığı, davacı şirkete ait 2015/19406 sayılı "Dijital Dönüşüm" ibareli başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olma özelliğine haiz olmadığı, dava konusu iptali talep edilen TÜRKPATENT YİDK 2016-M-2766 sayılı kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “Dijital Dönüşüm” ibaresinin herkesin kullanımına açık bir kavram olduğu ve ayırt ediciliğinin olmadığı yönündeki kararın hatalı bulunduğunu, tescili talep edilen “dijital dönüşüm” ibareli markanın tamamıyla müvekkili tarafından yaratıldığını ve bir bütün olarak bakıldığında dijital olma yolunda kaydedilen ilerlemeyi ifade ettiğini, “dijitale doğru evrilme” anlamında algı yaratan, birbirinden farklı kelimelerin bir araya getirilerek anlamlı bir kombinasyon oluşturan “dijital dönüşüm” ibareli slogan markasının, ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliklerine sahip bir marka olup, ilk defa müvekkil tarafından kullanılmaya başlandığını ve müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin dijital dönüşüm ibaresini tekeline alamayacağı ifadesinin hatalı bulunduğunu, başvuru konusu markanın slogan marka olduğu konusunda yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, marka incelenirken markanın bir bütün olarak inceleneceğini ve iki ayırt edici olmayan kelimenin bir araya gelerek ayırt edici bir unsur oluşturabileceğini, bu hususun da kararda göz ardı edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dijital Dönüşüm" ibaresinin, bir kurum, şirket veya yapının, dijital çağa ayak uydurmak için pazarlamasından, iş modellerine, otomasyonundan, organizasyon yapısı ve yönetim şekline kadar her şeyini yeni dünya araçları ile yapmasına verilen genel isim olduğu, bu ibarenin, firmaların dijital zamana uyum sağlamak için teknolojiyi tüm süreçlerinde kullanmaları şeklinde de ifade edilebileceği, dijital zamana uyum sağlama sürecinin, tüm sektörleri kapsadığı ve her hangi bir ürün veya hizmet sektörü ile sınırlı olmadığı, bu itibarla dava konusu başvurunun, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin ortalama tüketicilerince, marka olarak algılanmayacağı ve ayırt ediciliğinin bulunmadığı, kullanım yoluyla dava konusu başvuruya ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; “Dijital Dönüşüm” ibaresinin slogan marka kapsamında değerlendirilmeksizin istinaf incelemesi yapıldığını, müvekkilinin "Dijital Dönüşüm" markası, slogan marka olarak değerlendirilmemiş olup bu tür markalar değerlendirilirken farklı kıstaslara tabi olması gerektiğini, ilk olarak müvekkili tarafından oluşturulan ve kullanılan "Dijital Dönüşüm" markası slogan marka olarak yaratıldığını ve yoğun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini ve müvekkille özdeşleştiğini, sunulan deliller de bu hususu kanıtlamakta ise de bilirkişilerce söz konusu markanın, slogan marka olduğu göz ardı edilerek ticari bir terim olması nedeni ile herkesin kullanımına açık olduğu kararının isabetli olmadığını, müvekkili şirketin "Dijital Dönüşüm" markası talebinin müvekkilinin bu markayı ilk defa kullandığı yargılama aşamasında da belirlenmesine rağmen değerlendirilmediğini, müvekkilinin "Dijital Dönüşüm" slogan markası için 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayanmakta ve kullanımla ayırt edicilik sağladığını,
tamamen müvekkilinin yaratıcı bir ürünü olan ve slogan markası olarak kullanılan ve Türkiye’deki kullanıcılar bazında kendi lehine tanınırlık ve ayırt edicilik kazandırdığı bu markanın tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063977000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz