YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/907 E. 2024/4420 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf başvurusunun reddi↗ hırsızlık↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/146 E., 2020/174 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/34745 sayılı “DİJİTAL KORUMA” ibareli marka başvurusunun dava konusu YİDK kararıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa başvurunun ayırt ediciliğinin tescili talep edilen mal ve hizmetler açısından değerlendirilmesi gerektiğini, bazı mal ya da hizmetler için ayırt edici bulunan bir işaretin, başka mal ya da hizmetler için bu niteliğe sahip olmayabileceğini, markanın tek tek kelime unsurlarının değil bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, buna göre dava konusu “DİJİTAL KORUMA” ibaresinin, teknolojik gelişmenin çok hızlı yaşandığı günümüzde tüketicilere yönelik kampanyanın slogan markası olduğunu, aldatıcı ve yanıltıcı olmayan, duygu sömürüsüne yeltenmeyen, hitap ettiği müşteri çevresini istismar etmeyen marka sloganları hakkında tescil kararı verilebileceğini ve bu durumun marka hukukuna aykırılık teşkil etmediğini, müvekkilinin marka başvurusunun da bu özelliklere sahip olduğunu, dava konusu ibarenin bütün Türkiye’de yaygın reklam kampanyaları ve kullanım ile başlı başına ayırt edicilik kazandığını, dava konusu ibarenin tanımlayıcı da bulunmadığını ileri sürerek 2019-M-6641 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; “DİJİTAL KORUMA” ibaresinin ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, başvurunun bir bütün olarak markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini, anılan ibarenin kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği iddialarının da dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun tescile konu edildiği; motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil), taşıtlar için hırsız alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları, motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil), taşıtlar için hırsız alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları mal ve hizmetleri bakımından ayırt edici bulunmadığı, aynı zamanda 09-02, 03 / 36-01, 02, 03, 04 / 38-01, 02, 03 / 42-02 / 45-01, 02 / 35-05 [09-02, 09-03)” mal ve hizmetleri için de tanımlayıcı olduğu, dava konusu ibarenin anılan ve hizmetler bakımından kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddiasıının ispatlanamadığı, sayılan mal ve hizmetler dışında kalanlar yönünden ise ayırt edici olduğu gibi tanımlayıcı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava konusu ibarenin tanımlayıcı olduğu kabul edilen mal ve hizmet gruplarının hiç birisinin içerisinde "dijital" veya "koruma" ibarelerinin yer almadığını, dolayısıyla dava konusu "dijital koruma" sloganının tanımlayıcı bulunmadığını, dava konusu ibarenin tescili istenen tüm ve mal hizmetler bakımından ayırt edici olduğunu, anılan ibarenin slogan markası olup esnafların bu kampanya çerçevesinde dijital çağa ayak uydurmalarını sağlamayı amaçladığını ve aynı zamanda sosyal yönü de olan bir markayı ve kampanyayı ifade ettiğini, dava konusu ibarenin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını belirterek ilk derece mahkemesinin kısmen red kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; “dijital koruma” ibaresinin ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, başvurunun bir bütün olarak, markanın asli işlevi olan, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini, davacının kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasının da ispatlanmadığını, mahkemece alınan 27.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili Kurum kararının isabetli şekilde değerlendirildiğini buna rağmen hükme esas alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "Dijital Koruma" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği, ayrıca mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu ibarenin aynı Kanun'un 5 nci maddesinin ikinci fıkrası anlamında kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin de ispatlanamadığı, buna göre dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanımlayıcı olduğu tespit edilen mal ve hizmet gruplarının hiçbirisinin içerisinde “dijital” ya da “koruma” ibarelerinin yer almadığını, dolayısıyla “dijital koruma“ sloganının tanımlayıcı olmaktan uzak olduğunu, ayırt etme gücü olan ”digital koruma” sloganının kullanımla daha da ayırt edicilik kazanacağını, slogan olan marka başvurusunun somut ve soyut ayırt ediciliğinin bulunduğunu, marka olma özelliğine sahip olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının marka başvurusunun mutlak nedenlerle reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2114 E. 2024/4593 K.
Ortak:ayırt edicilik · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… nai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa başvurunun «ayırt ediciliğinin» tescili talep edilen mal ve hizmetler açısından değerlendirilmesi gerektiğini, bazı mal ya da hizmetler için ayırt edici bulunan bir işaretin, başka mal ya da hizm …
… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun tescile konu edildiği; motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet «dahil»), taşıtlar için «hırsız» alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları, motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil), taşıtlar için hırsız alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları mal ve hizmetleri bakımından ayırt edici bulunmadığı, aynı zamanda 09-02, 03 / 36-01, 02, 03, 04 / 38-01, 02, 03 / 42-02 / 45-01, 02 / 35-05 [09-02, 09-03)” mal ve hizmetleri için de tanımlayıcı olduğu, dava konusu ibarenin anılan ve hizmetler bakımından kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazandığı iddiasıının ispatlanamadığı, sayılan mal ve hizmetler dışında kalanlar yönünden ise ayırt edici olduğu gibi tanımlayıcı da bulunmadığı gerekçesiyle davan …
… al çağa ayak uydurmalarını sağlamayı amaçladığını ve aynı zamanda sosyal yönü de olan bir markayı ve kampanyayı ifade ettiğini, dava konusu ibarenin kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazandığını belirterek ilk derece mahkemesinin kısmen red kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… unun müvekkili tarafından üretildiğini, müvekkilinin marka başvurusunu oluşturan ibareye, tüm Türkiye'de yaygın reklam kampanyaları ve kullanımları ile başlı başına «ayırt edicilik» kazandırdığını, müvekkilinin "dijital dönüşüm" markası üzerinde eskiye dayalı kullanımla kazanılmış hakkının olduğunu ileri sürerek 2016-M-2766 sayılı YİDK kararın …
… ari terim olduğu, dolayısıyla marka olabilmenin kaynak gösterme şartını karşılamamakta ve 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde aranan «ayırt edicilik» kriterini taşımadığı, davacı şirkete ait 2015/19406 sayılı "Dijital Dönüşüm" ibareli başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ka …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “Dijital Dönüşüm” ibaresinin herkesin kullanımına açık bir kavram olduğu ve «ayırt ediciliğinin» olmadığı yönündeki kararın hatalı bulunduğunu, tescili talep edilen “dijital dönüşüm” ibareli markanın tamamıyla müvekkili tarafından yaratıldığını ve bir bütün ol …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi · ortalama tüketici
Benzer bu kararda… eri kapsadığı ve her hangi bir ürün veya hizmet sektörü ile sınırlı olmadığı, bu itibarla dava konusu başvurunun, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin «ortalama tüketicilerince», marka olarak algılanmayacağı ve «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, kullanım yoluyla dava konusu başvuruya ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasta …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; “Dijital Dönüşüm” ibaresinin slogan marka kapsamında değerlendirilmeksizin «istinaf incelemesi» yapıldığını, müvekkilinin "Dijital Dönüşüm" markası, slogan marka olarak değerlendirilmemiş olup bu tür markalar değerlendirilirken farklı kıstaslara tabi olması gerektiğini, ilk olarak müvekkili tarafından oluşturulan ve kullanılan "Dijital Dönüşüm" markası slogan marka olarak yaratıldığını ve yoğun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini ve müvekkille özdeşleştiğini, sunulan deliller de bu hususu kanıtlamakta ise de bilirkişilerce söz konusu markanın, slogan marka olduğu göz ardı edilerek ticari bir terim olması nedeni ile herkesin kullanımına açık olduğu kararının isabetli olmadığını, müvekkili şirketin "Dijital Dönüşüm" markası talebinin müvekkilinin bu markayı ilk defa kullandığı yargılama aşamasında da belirlenmesine rağmen değerlendirilmediğini, müvekkilinin "Dijital Dönüşüm" slogan markası için 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayanmakta ve kullanımla «ayırt edicilik» sağladığını, tamamen müvekkilinin yaratıcı bir ürünü olan ve slogan markası olarak kullanılan ve Türkiye’deki kullanıcılar bazında kendi lehine tanınırlık ve ayırt …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/907 E. , 2024/4420 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1690 Esas, 2022/1447 Karar
HÜKÜM
Yeniden hüküm kurularak davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/146 E., 2020/174 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/34745 sayılı “DİJİTAL KORUMA” ibareli marka başvurusunun dava konusu YİDK kararıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa başvurunun ayırt ediciliğinin tescili talep edilen mal ve hizmetler açısından değerlendirilmesi gerektiğini, bazı mal ya da hizmetler için ayırt edici bulunan bir işaretin, başka mal ya da hizmetler için bu niteliğe sahip olmayabileceğini, markanın tek tek kelime unsurlarının değil bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, buna göre dava konusu “DİJİTAL KORUMA” ibaresinin, teknolojik gelişmenin çok hızlı yaşandığı günümüzde tüketicilere yönelik kampanyanın slogan markası olduğunu, aldatıcı ve yanıltıcı olmayan, duygu sömürüsüne yeltenmeyen, hitap ettiği müşteri çevresini istismar etmeyen marka sloganları hakkında tescil kararı verilebileceğini ve bu durumun marka hukukuna aykırılık teşkil etmediğini, müvekkilinin marka başvurusunun da bu özelliklere sahip olduğunu, dava konusu ibarenin bütün Türkiye’de yaygın reklam kampanyaları ve kullanım ile başlı başına ayırt edicilik kazandığını, dava konusu ibarenin tanımlayıcı da bulunmadığını ileri sürerek 2019-M-6641 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; “DİJİTAL KORUMA” ibaresinin ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, başvurunun bir bütün olarak markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini, anılan ibarenin kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği iddialarının da dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun tescile konu edildiği; motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil), taşıtlar için hırsız alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları, motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil), taşıtlar için hırsız alarmları, deniz taşıtları, hava taşıtları mal ve hizmetleri bakımından ayırt edici bulunmadığı, aynı zamanda 09-02, 03 / 36-01, 02, 03, 04 / 38-01, 02, 03 / 42-02 / 45-01, 02 / 35-05 [09-02, 09-03)” mal ve hizmetleri için de tanımlayıcı olduğu, dava konusu ibarenin anılan ve hizmetler bakımından kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddiasıının ispatlanamadığı, sayılan mal ve hizmetler dışında kalanlar yönünden ise ayırt edici olduğu gibi tanımlayıcı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava konusu ibarenin tanımlayıcı olduğu kabul edilen mal ve hizmet gruplarının hiç birisinin içerisinde "dijital" veya "koruma" ibarelerinin yer almadığını, dolayısıyla dava konusu "dijital koruma" sloganının tanımlayıcı bulunmadığını, dava konusu ibarenin tescili istenen tüm ve mal hizmetler bakımından ayırt edici olduğunu, anılan ibarenin slogan markası olup esnafların bu kampanya çerçevesinde dijital çağa ayak uydurmalarını sağlamayı amaçladığını ve aynı zamanda sosyal yönü de olan bir markayı ve kampanyayı ifade ettiğini, dava konusu ibarenin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını belirterek ilk derece mahkemesinin kısmen red kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; “dijital koruma” ibaresinin ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, başvurunun bir bütün olarak, markanın asli işlevi olan, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini, davacının kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasının da ispatlanmadığını, mahkemece alınan 27.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili Kurum kararının isabetli şekilde değerlendirildiğini buna rağmen hükme esas alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "Dijital Koruma" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği, ayrıca mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu ibarenin aynı Kanun'un 5 nci maddesinin ikinci fıkrası anlamında kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin de ispatlanamadığı, buna göre dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanımlayıcı olduğu tespit edilen mal ve hizmet gruplarının hiçbirisinin içerisinde “dijital” ya da “koruma” ibarelerinin yer almadığını, dolayısıyla “dijital koruma“ sloganının tanımlayıcı olmaktan uzak olduğunu, ayırt etme gücü olan ”digital koruma” sloganının kullanımla daha da ayırt edicilik kazanacağını, slogan olan marka başvurusunun somut ve soyut ayırt ediciliğinin bulunduğunu, marka olma özelliğine sahip olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının marka başvurusunun mutlak nedenlerle reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060990400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz