Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2896 E. 2024/4404 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ yargılama giderinden sorumluluk↗ sınırlı ihya↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ ihtarat↗ münfesihlik↗ re'sen terkin↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ başvurma harcı↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ şirket müdürü↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ ihya↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ tasfiye memuru↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ terkin↗ harç↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı idare temsilcisi ve tasfiye memuru vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından ... İnşaat Toprak San. Taah. Ticaret Ltd. Şti. aleyhine Ankara 17. İş Mahkemesinde 2005/139 E. sayılı dava açıldığını, açılan davada Mahkemece Kurum lehine toplam 40.353,85 TL alacağa hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, karar gereğince Kurum alacağının tahsili için adı geçen şirket aleyhinde icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin münfesih sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve hukuki yararı bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş olan ... İnşaat Toprak San. Taah. Ticaret Ltd. Şti.'nin yeniden ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca münfesih olduğunun tespit edildiğini, ihtar ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, terkin işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2021 tarih, 2019/309 E. ve 2021/535 K. sayılı kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında terkin sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca kaydın silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun ihtarat yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, ... İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarih, 2021/2000 E. ve 2022/1342 K. sayılı kararıyla; usul ve kanuna uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 22.02.2023 tarih, 2023/848 E. ve 2023/1031 K. sayılı kararıyla ek tasfiye işlemlerini yapması için tasfiye memuru atanması gereğine ve davacının icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihya istemesine rağmen şirketin tümden ihyasına karar verilmesinin hatalı olduğuna işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulüne, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün .... sicil numarasında kayıtlı olan ... İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi’nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 7 nci ve 547/2 nci maddesi kapsamında Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/150690 E. (Eski Ankara 6. İcra Dairesinin 2009/10376 E.) sayılı dosyasındaki takiple sınırlı olmak üzere ihyasına, ihyasına, şirketin son şirket müdürü olan ...'ün tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi ve tasfiye memuru vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; yasada düzenlenen 5 yıllık sürenin geçtiğini, şirketin yetkili temsilcisine ihtar yapılmadığı bahsiyle yapılan terkinin usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiğini, yasal hasım durumunda bulunduğunu, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Tasfiye memuru vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 7 ve 547/2 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/848 E. 2023/1031 K.
Ortak:yargılama giderinden sorumluluk · ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan ...
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2021 tarih, 2019/309 E. ve 2021/535 K. sayılı kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle …
Benzer bu kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan Şentürk İnşaat Toprak San.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Şentürk İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · derdestlik · üçüncü kişi
Benzer bu kararda2.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
3.Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye işlemlerini yapması için «tasfiye memuru atanmasına» karar verilerek keyfiyetin tescil ve ilânına karar verilmesi zorunludur.
4.Ayrıca şirketin «terkin» tarihi itibariyle «derdest» davasının ve icra takibinin bulunması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince şirketin terkini doğru olmadığı gibi davacının icra takip dosyası ile sınırlı olarak «ihya» istemesine rağmen şirketin tümden ihyasına karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E. 2023/1902 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan ...
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Dairemizin 22.02.2023 tarih, 2023/848 E. ve 2023/1031 K. sayılı kararıyla ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «tasfiye memuru atanması» gereğine ve davacının icra takip dosyası ile sınırlı olarak «ihya» istemesine rağmen şirketin tümden ihyasına karar verilmesinin hatalı olduğuna işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ticaret sicili tescili · derdestlik · hak düşürücü süre · yönetim kurulu kararı · ilan
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin uygulanmış olması sebebiyle geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, “..."nin ihyasına, «ihyanın» «ticaret siciline tescil» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına», dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Dairemizin 22.02.2023 tarih, 2023/848 E. ve 2023/1031 K. sayılı kararıyla ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «tasfiye memuru atanması» gereğine ve davacının icra takip dosyası ile sınırlı olarak «ihya» istemesine rağmen şirketin tümden ihyasına karar verilmesinin hatalı olduğuna işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan ...
Benzer bu kararda… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · maddi hata · sicilden terkin · zayi · yargılama giderleri · derdestlik
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/162 E. 2024/407 K.
Ortak:re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · ihtar · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Dairemizin 22.02.2023 tarih, 2023/848 E. ve 2023/1031 K. sayılı kararıyla ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «tasfiye memuru atanması» gereğine ve davacının icra takip dosyası ile sınırlı olarak «ihya» istemesine rağmen şirketin tümden ihyasına karar verilmesinin hatalı olduğuna işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan ...
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; şirketin bilinen «son» adresine 03.10.2013 tarihinde «tebligat» çıkarıldığını ancak "böyle no yok" «şerhi» ile iade olduğunu, ardından 07.10.2013 tarihinde ise «ihtarın» «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca tebligatın gerçekleştiğini, dava konusu şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi olmadığını, re'«sen terkini» hukuka uygun olan şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığından ek «tasfiye» kararı verilerek «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, ayrıca davalı «yasal hasım» konumunda bulunduğundan aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, diğer yandan ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki davalı sicil müdürlüğünün usulsüz terkin işlemi sebebiyle ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanmadığı halde ilk derece mahkemesince şirketin yanılgılı değerlendirme ile tam ihyasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin kararı kendi içinde çelişkili hale getirecek biçimde dava dosyası ile sınırlı olacak şekilde ihyasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı «temsilcisinin» istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; «terkin» işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, davanın zaman aşımına uğradığını, mahkemece sınırlı olarak «ihya» kararı vermesine rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 547 nci maddesi gereği «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · yargılama giderlerinden sorumluluk · ara karar · cy/cy şerhi · yargılama giderleri · kaldırma ve yeniden hüküm · tebligat · ilan
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; şirketin bilinen «son» adresine 03.10.2013 tarihinde «tebligat» çıkarıldığını ancak "böyle no yok" «şerhi» ile iade olduğunu, ardından 07.10.2013 tarihinde ise «ihtarın» «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca tebligatın gerçekleştiğini, dava konusu şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi olmadığını, re'«sen terkini» hukuka uygun olan şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığından ek «tasfiye» kararı verilerek «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, ayrıca davalı «yasal hasım» konumunda bulunduğundan aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin usulüne uygun olmayan şekilde «terkin» edildiği ve bu sebeple davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Asyalılar İnşaat Taahhüt Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin Ankara 13.
Kararın davalı «temsilcisi» tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; iş mahkemesinde açılan davada verilen «ara» karar ile Asyalılar İnş.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2896 E. , 2024/4404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/617 Esas, 2024/99 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen şirket ihyası davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı idare temsilcisi ve tasfiye memuru vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından ... İnşaat Toprak San. Taah. Ticaret Ltd. Şti. aleyhine Ankara 17. İş Mahkemesinde 2005/139 E. sayılı dava açıldığını, açılan davada Mahkemece Kurum lehine toplam 40.353,85 TL alacağa hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, karar gereğince Kurum alacağının tahsili için adı geçen şirket aleyhinde icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin münfesih sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve hukuki yararı bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş olan ...
İnşaat Toprak San. Taah. Ticaret Ltd. Şti.'nin yeniden ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca münfesih olduğunun tespit edildiğini, ihtar ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, terkin işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2021 tarih, 2019/309 E. ve 2021/535 K. sayılı kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında terkin sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca kaydın silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun ihtarat yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, ...
İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarih, 2021/2000 E. ve 2022/1342 K. sayılı kararıyla; usul ve kanuna uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 22.02.2023 tarih, 2023/848 E. ve 2023/1031 K. sayılı kararıyla ek tasfiye işlemlerini yapması için tasfiye memuru atanması gereğine ve davacının icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihya istemesine rağmen şirketin tümden ihyasına karar verilmesinin hatalı olduğuna işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulüne, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün .... sicil numarasında kayıtlı olan ... İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi’nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 7 nci ve 547/2 nci maddesi kapsamında Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/150690 E. (Eski Ankara 6. İcra Dairesinin 2009/10376 E.) sayılı dosyasındaki takiple sınırlı olmak üzere ihyasına, ihyasına, şirketin son şirket müdürü olan ...'ün tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi ve tasfiye memuru vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; yasada düzenlenen 5 yıllık sürenin geçtiğini, şirketin yetkili temsilcisine ihtar yapılmadığı bahsiyle yapılan terkinin usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiğini, yasal hasım durumunda bulunduğunu, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Tasfiye memuru vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 7 ve 547/2 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı temsilcisi ve tasfiye memuru vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden tasfiye memuru ...'ten alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062558700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz