Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/848 E. 2023/1031 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ yargılama giderinden sorumluluk↗ sınırlı ihya↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ ihtarat↗ münfesihlik↗ re'sen terkin↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ derdestlik↗ ihya↗ üçüncü kişi↗ tasfiye memuru↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/309 E., 2021/535 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından Şentürk İnşaat Toprak San. Taah. Ticaret Ltd. Şti. aleyhine Ankara 17. İş Mahkemesinde 2005/139 E. sayılı dava açıldığını, açılan davada Mahkemece Kurum lehine toplam 40.353,85 TL alacağa hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, karar gereğince Kurum alacağının tahsili için adı geçen şirket aleyhinde icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin münfesih sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve hukuki yararı bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş olan Şentürk İnşaat Toprak San. Taah. Ticaret Ltd. Şti.'nin yeniden ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca münfesih olduğunun tespit edildiğini, ihtar ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, terkin işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında terkin sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca kaydın silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun ihtarat yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Şentürk İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; yasada düzenlenen 5 yıllık sürenin geçtiğini, şirketin yetkili temsilcisine ihtar yapılmadığı bahsiyle yapılan terkinin usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiğini, yasal hasım durumunda bulunduğunu, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, tasfiye memuru atanması gerektiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
3.Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye işlemlerini yapması için tasfiye memuru atanmasına karar verilerek keyfiyetin tescil ve ilânına karar verilmesi zorunludur.
4.Ayrıca şirketin terkin tarihi itibariyle derdest davasının ve icra takibinin bulunması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince şirketin terkini doğru olmadığı gibi davacının icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihya istemesine rağmen şirketin tümden ihyasına karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2896 E. 2024/4404 K.
Ortak:yargılama giderinden sorumluluk · ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan Şentürk İnşaat Toprak San.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Şentürk İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan ...
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2021 tarih, 2019/309 E. ve 2021/535 K. sayılı kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · kazanılmış hak · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİcra Dairesinin 2009/10376 E.) sayılı dosyasındaki takiple sınırlı olmak üzere ihyasına, ihyasına, şirketin «son» «şirket müdürü» olan ...'ün «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E. 2023/1902 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan Şentürk İnşaat Toprak San.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; yasada düzenlenen 5 yıllık sürenin geçtiğini, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan «terkinin» usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiğini, «yasal hasım» durumunda bulunduğunu, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, «tasfiye memuru atanması» gerektiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ticaret sicili tescili · hak düşürücü süre · yönetim kurulu kararı · ilan
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin uygulanmış olması sebebiyle geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, “..."nin ihyasına, «ihyanın» «ticaret siciline tescil» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına», dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · derdestlik · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… de icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin «münfesih» sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve «hukuki yararı» bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilmiş olan Şentürk İnşaat Toprak San.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; yasada düzenlenen 5 yıllık sürenin geçtiğini, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan «terkinin» usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiğini, «yasal hasım» durumunda bulunduğunu, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, «tasfiye memuru atanması» gerektiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · maddi hata · zayi · yargılama giderleri · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı asıl temyiz dilekçesinde özetle; davanın «terkin» edilmiş şirket tarafından açıldığını ve davacının taraf «ehliyetini» haiz olmadığını ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · üçüncü kişi · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda3.Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye işlemlerini yapması için «tasfiye memuru atanmasına» karar verilerek keyfiyetin tescil ve ilânına karar verilmesi zorunludur.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «münfesih» olduğunun tespit edildiğini, «ihtar» ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, «terkin» işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; yasada düzenlenen 5 yıllık sürenin geçtiğini, şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı bahsiyle yapılan «terkinin» usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiğini, «yasal hasım» durumunda bulunduğunu, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, «tasfiye memuru atanması» gerektiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · rücuen tahsil · yargılama giderleri · alacak davası · kaldırma ve yeniden hüküm · tebligat · yetki
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/848 E. , 2023/1031 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2000 Esas, 2022/1342 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/309 E., 2021/535 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından Şentürk İnşaat Toprak San. Taah. Ticaret Ltd. Şti. aleyhine Ankara 17. İş Mahkemesinde 2005/139 E. sayılı dava açıldığını, açılan davada Mahkemece Kurum lehine toplam 40.353,85 TL alacağa hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, karar gereğince Kurum alacağının tahsili için adı geçen şirket aleyhinde icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre re'sen ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davacı Kurum alacağının şirketin münfesih sayıldığı 28.01.2014 tarihinden önce doğduğunu, davacı Kurumun davayı açmakta haklı nedenlere dayandığını ve hukuki yararı bulunduğunu ileri sürerek 28.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş olan Şentürk İnşaat Toprak San.
Taah. Ticaret Ltd. Şti.'nin yeniden ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca münfesih olduğunun tespit edildiğini, ihtar ve 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 28.01.2014 tarihinde ilân edildiğini, terkin işleminin Müdürlükçe usulüne uygun yapıldığını, şirketin davalarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında terkin sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca kaydın silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun ihtarat yapıldığının da ispatlanamadığı, bu hâliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Şentürk İnşaat Toprak Sanayi Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; yasada düzenlenen 5 yıllık sürenin geçtiğini, şirketin yetkili temsilcisine ihtar yapılmadığı bahsiyle yapılan terkinin usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiğini, yasal hasım durumunda bulunduğunu, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, tasfiye memuru atanması gerektiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
3.Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye işlemlerini yapması için tasfiye memuru atanmasına karar verilerek keyfiyetin tescil ve ilânına karar verilmesi zorunludur.
4.Ayrıca şirketin terkin tarihi itibariyle derdest davasının ve icra takibinin bulunması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince şirketin terkini doğru olmadığı gibi davacının icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihya istemesine rağmen şirketin tümden ihyasına karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalının bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/930849500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz