Azlığın önerdiği yönetim kurulu adayının haklı sebep olmadan reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2418 E. 2024/5017 K. · · İlk derece: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Anonim şirket genel kurul kararının iptali davasını açma hakkı, toplantıya katılıp alınan karara muhalif kalan her pay sahibine pay oranına bakılmaksızın tanınmıştır; davacının tek başına azlık oranına sahip olmaması dava hakkını ortadan kaldırmaz. Esas sözleşmede belirli bir paya sahip azlığa yönetim kuruluna aday önerme hakkı tanınmışsa, önerilen adayın seçilmemesi ancak açıklanmış ve adayın şahsına ilişkin haklı bir sebebe dayanabilir; tek aday gösterilmiş olması, içeriği açıklanmayan soyut haklı sebep iddiası ve başka bir ortağın tutum ve davranışları haklı sebep sayılmaz. Adayın şirket aleyhine açılan davalarda vekillik görevini üstlenmiş olması da tek başına haklı neden oluşturmaz; hak arama yetkisinin kullanılması dürüstlük kuralına aykırı biçimde şirket menfaatiyle çelişir sayılamaz. Bu hâlde azlığın aday önerme hakkını ihlal eden yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararı esas sözleşmeye aykırı olup iptal edilir.
Ele alınan sorunlar
Genel kurul kararının iptali davasını açma hakkının pay oranına bağlı olup olmadığı → ret
İddia: Davalı, davacının dava tarihinde %15'lik hisse oranına tek başına sahip olmadığını, tek başına azınlık konumunda bulunmadığını ve bu barajı aşamayan davacının dava ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kalmıştır; bu nedenle dava açma hakkı bulunmaktadır. İptal davası açma hakkı, pay oranına bakılmaksızın her pay sahibine tanınan bir haktır. Bu itibarla davacının %15 paya sahip olmadığı ve dava açmaya yetkili bulunmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Esas sözleşmeyle azlığa tanınan yönetim kuruluna aday önerme hakkının ihlali ve adayın reddinde haklı sebebin varlığı → kabul
İddia: Davalı, azınlık ortaklarca birden fazla aday gösterilmesi gerektiğini, haklı nedenin varlığı hâlinde gösterilen adayın seçilmemesine olanak tanındığını, gösterilen adayın şirkete karşı açılan davalarda vekillik görevini üstlenmesi nedeniyle menfaat çatışması bulunduğunu ve şirketin işleyişi hakkında bilgi ile tecrübesinin olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Olağanüstü genel kurul tutanağında aday gösterilen kişinin üç nedenle reddedildiği belirtilmiştir: azınlık ortaklarca birden fazla aday gösterilmesi gerektiği hâlde tek üyenin aday gösterilmiş olması; haklı sebep bulunması; bir ortağın yönetim kurulu seçimi mutabakat metnini kabul etmemesi ile şirket ve ortaklar aleyhine davalar ikame edilmesinin şirket menfaatlerine aykırı olması. İlk ret nedeni yerinde değildir. İkinci ret nedeni haklı sebep olarak belirtilmiş, ancak açıklanmamıştır. Üçüncü ret sebebinde ileri sürülen tutum ve davranışlar aday gösterilen kişiye değil başka bir ortağa aittir; o kişinin şahsına yönelik iddialardan dolayı aday gösterilen kişi sorumlu tutulamaz. Sadece vekillik görevinin üstlenilmiş olması haklı neden oluşturmaz; hak arayışında bulunma hak ve yetkisinin dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket menfaati ile çeliştiği söylenemez. İlaveten, gösterilen aday üye seçilmiş olsa dahi genel kurul, haklı sebebin varlığı hâlinde gündemde olmasa bile her zaman yönetim kurulu üyesini azledebilir. Her üç ret sebebi de haklı ve yerinde olmadığından davanın kabulüne ilişkin kararda isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
İptal davası açma hakkının pay oranından bağımsız olması ile esas sözleşmeyle azlığa tanınan aday önerme hakkının ihlalinde haklı sebep ölçütünün somutlaştırılması (adayın şahsına ilişkin, açıklanmış sebep şartı; vekillik görevinin haklı sebep sayılmaması) bakımından bağlayıcı emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Dava açma hakkı / dava ehliyeti: anonim şirket genel kurul kararının iptali davası, toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalan her pay sahibince pay oranına bakılmaksızın açılabilir; azlık oranına sahip olma şartı aranmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ azlık hakları↗ yönetim kurulunda temsil edilme hakkı↗ aday önerme hakkı↗ haklı sebep↗ muhalefet şerhi↗ dürüstlük kuralı↗ yönetim kurulu üyesinin azli↗ esas sözleşmeye aykırılık↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İbra edilmeme kararının iptalinde hukuki yararın ilkesel çerçevesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5361 E. 2024/9065 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · azlık hakları · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «genel kurul kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin iptali talep edilen kararın «yönetim kurulu» üyelerinin seçimine ilişkin olup genel kurulun uhdesinde bulunan bu «yetki» ve kullanışı bakımından kanuna aykırılık bulunmadığı, «esas sözleşmenin» 12 nci maddesinde %15 paya sahip azlığa yönetim kuruluna aday önerme hakkı tanındığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 360 ıncı maddesinde esas sözleşmede öngörülmek şartı ile belirli pay gruplarına özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda «temsil» edilme hakkı tanınmasına olanak sağlandığı, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar ile 6102 sayılı Kanun'un 360 ıncı madde hükmüne istinaden esas sözleşmenin 12 nci maddesinde öngörülen aday önerme hakkının ihlal edilmiş olacağı, azlık tarafından önerilen adayın yönetim kuruluna seçilmemesine dair olağanüstü «toplantı tutanağının» 4.3 üncü maddesinde belirtilen nedenlerin «haklı sebep» teşkil etmeyeceği, «azlık haklarının» ihlali niteliğinde esas «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu gerekçesiyle 21.11.2018 tarihli Pozitif Müzik A.Ş. «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBir kısım kararlarda ise, bir «yönetim kurulu» üyesinin kendisinin «ibra» edilmemesine dair «genel kurul kararının iptali davası» açabilmesi için bu kararın alındığı tarihten itibaren makul bir süre geçtiği hâlde aleyhine «sorumluluk davası» açılmaması gerektiği, aksi hâlde yani bir sorumluluk davası açılması hâlinde, yöneticinin kendisinin ibra edilmemesine dair kararın iptalini istemekte «hukuki yararı» bulunmadığı, zira anılan ibra edilmeme kararının yerinde olup olmadığının, açılmış bulunan bu sorumluluk davasında somut nedenleriyle birlikte incelenip değerlendi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ibra · hukuki yarar · sorumluluk davası · usul ekonomisi
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, «anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemeleri ya da daha önce alınan bir ibra kararının yine genel kurul marifeti ile geri alınması halinin başlı başına iptal davasına konu edilmesi durumunda, yerleşik yargı kararlarına göre davacıların «hukuki yararlarının» bulunmadığı kabul edildiği, hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için yönetim kurulu üyeleri hakkında ayrı bir sorumluluk davasının makul bir süre de açılıp açılmadığının beklenmesi gerektiği, zira yönetim kurulu üyelerinin «görevleri» ile ilgili iş ve işlemlere ilişkin inceleme ve değerlendirmelerin sorumluluk davasında somuta indirgenmek suretiyle ele alınarak sonuca bağlandığı ve «sorumluluk davası» açılmaksızın sırf ibra etmeme yönündeki kararların, ilgililer hakkında herhangi bir hukuksal sonuç meydana getirmediği, somut olayda davacının ibra edilmemesine ve hakkında sorumluluk davası açılmasına dair karar alınmış ise de, davacı yönetim kurulu üyesi hakkında genel kurul kararına dayalı olarak açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı, bu nedenle davacının hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınmaksızın işin esasına girilerek genel kurulda alınan 6 numaralı kararın iptaline karar verilmesinin doğru görülmediği, davacının, genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava açma hakkının bulunduğu, pay oranına bakılmaksızın her pay sahibine tanınan bir hak olduğundan davalı vekilinin davacının %15 paya sahip olmadığı ve dava açmaya yetkili bulunmadığına yönelik «istinaf sebebinin» yerinde görülmediği, genel kurul tutanağının 7. bendinde aday gösterilen davacının, «şirketin zarar» etmesi ve zararın pay sahibi ...
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı, 14.05.2018 günlü «olağan genel kurul» toplantısında «ibra» edilmemesine ve hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin alınan 6 numaralı kararın iptalini istemiş, İlk Derece Mahkemesince bu kararın iptaline karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince davacının bu kararın iptali için dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken hukuki sorun, «yönetim kurulu» üyesinin «ibra» edilmemesi ve hakkında «sorumluluk davası» açılmasına karar verildiği, ancak hakkında sorumluluk davası açılmadığı bir durumda, ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması kararına karşı «iptal davası» açmakta «hukuki yararının» bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bazı kararlarda ise, «sorumluluk davası» açılmasına karar verilmemiş olsa bile «ibra» edilmeme kararının iptali için dava açmakta «hukuki yararın» bulunduğu (Yargıtay 11.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16375 E. 2012/20142 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi · yönetim kurulu üyeliği · yetki · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin genel kurul toplantısı için toplantıya davet kararı almaya yönetim kurulunun yetkili olduğu, «özel denetçi» seçiminin tamamen genel kurulun takdirinde bulunduğu, «yönetim kurulu» ve denetçi seçimi ile TTK’nun 334 ve 335. maddeleri uyarınca yönetim kuruluna «yetki» verilmesinin bilançonun görüşülmesine bağlı olmadığı, bilançonun ertelendiği genel kurulda yönetim kurulu ve denetçi seçilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunmadığı …
… yarınca yönetim kurulunun oluşumunda açıklanan şekilde bir imtiyaz tanınmış olmaktadır.Somut olayda, 19.06.2009 tarihli genel kurul toplantısında beş kişiden oluşan «yönetim kurulu» seçilmiş ancak davacının gösterdiği adayın genel kurulda olmaması ve aday olduğunu gösteren noter onaylı bir belgenin de bulunmaması nedeniyle yönetim kuruluna seçimi yapılmamıştır.Şirket anasözleşmesinin anılan maddesi yönetim kurulunun oluşumunda davacıya imtiyaz sağlamakta olup, bunun kullanılmasını herhangi bir koşula bağlamadığı gibi Türk Ticaret Kanunu’nda da «yönetim kurulu üyeliğine» aday olan kişinin genel kurulda bulunması veya noter onaylı bir belge sunması gerektiği yönünde bir hüküm mevcut değildir.Bu durumda, anasözleşme hükmü uyarınca yö …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12248 E. 2014/6290 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «genel kurul kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1- Davacılar tarafından «yönetim kurulu» üyelerinin seçimine ilişkin 30.12.2011 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararın iptali talep edildiğine göre, bu «genel kurul kararının iptal» edilip edilmemesi şirket ana sözleşmesinin yönetim kurulu seçimine ilişkin 7. maddesinin değiştirilmesi ile ilgili 06.10.2011 tarihli genel kurul kararının iptal edilip edilmemesine bağlıdır.
Davacılar tarafından «yönetim kurulu» seçimine ilişkin ana sözleşmenin 7. maddesinin değiştirilmesi ile ilgili 06.10.2011 tarihli «genel kurul kararının iptali davası» açılıp bu dava «derdest» olduğuna göre, bu davanın neticelenmesi ve kesinleşmesi beklenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme değişikliği · objektif iyi niyet kuralı · ana sözleşme değişikliği · esas sözleşme · pay sahipliği · hakkın kötüye kullanılması · derdestlik · infaz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların genel kurulda imtiyazlı payları kaldıran «ana sözleşme değişikliğine» ve yeni yönetim kurulunun seçimine onay verdikleri, seçilen yeni yönetim kurulunda eski B grubu «pay sahiplerinden» sadece bir üye bulunduğu, davacıların yeni hisse dağılımından sonra aslında B grubuna tadil eden 2007 tarihli «esas sözleşmede» tanınan 2 aday önerme hakkını kullanmayarak değişikliği bu anlamda da kabul ettiği, bu durumda imtiyazları payları kaldıran 24.12.2010 tarihli genel kurul kararının «infazı» için TTK 391 maddesine rağmen ayrıca imtiyazlı paylar genel kurulunun onayının aranmasına gerek olmadığı, 24.12.2010 tarihinde gerçekleştirilen tescil ve «ilan» edilen «esas sözleşme değişikliği» sonrasında yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye veya «objektif iyi niyet kurallarına» istinaden iptali veya «geçersizliğinin» ileri sürülemeyeceği, davacıların bu davranışının M.K.
2. maddesinde düzenlenen «hakkın kötüye kullanımı» «yasağına» aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar tarafından «yönetim kurulu» seçimine ilişkin ana sözleşmenin 7. maddesinin değiştirilmesi ile ilgili 06.10.2011 tarihli «genel kurul kararının iptali davası» açılıp bu dava «derdest» olduğuna göre, bu davanın neticelenmesi ve kesinleşmesi beklenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2418 E. , 2024/5017 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/669 Esas, 2023/57 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/53 E., 2019/1141 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... ve ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 21.11.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile ilgili 4 numaralı maddesinin görüşülmesi kapsamında, şirketin %15'ine sahip pay sahipleri tarafından önerilen yönetim kurulu adayının yönetim kuruluna seçilmesi gerekirken önerdikleri adayın yönetim kuruluna seçilmediğini, azınlık pay sahiplerinin yönetim kurulunda temsil edilmediğini, tüm yönetim kurulu üyelerinin, çoğunluk pay sahibi ortak tarafından belirlendiğini, bu durumun azınlık pay sahiplerinin haklarını tamamen ortadan kaldırdığını iddia ederek 21.11.2018 tarihli Pozitif Müzik A.Ş. olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptali istenen gündem maddesinin, davacı tarafın talebi üzerine gündeme eklendiğini, ilgili madde için olağanüstü genel kurulda alınan kararın, ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmediğini, davacının şirkette azınlık konumunda bulunmadığını, azınlık ortakların bir değil birden fazla aday göstermesi gerektiğini, yani adaylar göstermesi gerektiğinin madde hükmünde açıkça yer aldığını, haklı nedenin varlığı durumunda gösterilen adayın seçilmemesine olanak tanındığını, gösterilen adayın müvekkil şirkete karşı ikame edilen davalarda vekillik görevini üstlenmesi dolayısı ile şirketle arasında menfaat çatışması bulunduğunu, şirketin işleyişi ve konusu hakkında herhangi bir bilgi veya tecrübeye sahip olmayışı gibi haklı nedenlerin varlığı sebebiyle de azınlık ortaklarca aday olarak gösterilen ...'ün seçilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin iptali talep edilen kararın yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olup genel kurulun uhdesinde bulunan bu yetki ve kullanışı bakımından kanuna aykırılık bulunmadığı, esas sözleşmenin 12 nci maddesinde %15 paya sahip azlığa yönetim kuruluna aday önerme hakkı tanındığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 360 ıncı maddesinde esas sözleşmede öngörülmek şartı ile belirli pay gruplarına özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınmasına olanak sağlandığı, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar ile 6102 sayılı Kanun'un 360 ıncı madde hükmüne istinaden esas sözleşmenin 12 nci maddesinde öngörülen aday önerme hakkının ihlal edilmiş olacağı, azlık tarafından önerilen adayın yönetim kuruluna seçilmemesine dair olağanüstü toplantı tutanağının 4.3 üncü maddesinde belirtilen nedenlerin haklı sebep teşkil etmeyeceği, azlık haklarının ihlali niteliğinde esas sözleşmeye aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle 21.11.2018 tarihli Pozitif Müzik A.Ş.
olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun, alınan 4 numaralı kararda yer verilen gerekçeleri ve dolayısıyla haklı nedenleri doğruladığını, Mahkeme tarafından bilirkişi raporunda yer alan tespitlere neden katılınmadığının açıkça ve somut biçimde ortaya konulmadığını, kararın hangi sebeplerle haklı sebep teşkil etmediğine ilişkin herhangi bir gerekçe, inceleme, değerlendirme, tespitte bulunulmadığını, davacının dava tarihinde %15'lik hisse oranına tek başına sahip olmadığını, davacının tek başına azınlık konumunda bulunmadığından tek başına bu %15'lik barajı aşamayan davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, şirketi zarara sokma riski mevcut olması, şirketin işleyişi ve konusu hakkında herhangi bir bilgi veya tecrübeye sahip olmayışı gibi haklı nedenlerin varlığı sebebiyle azınlık ortaklarca aday olarak gösterilen kişinin seçilmediğini, davanın reddi yönünde karar tesis edilmesine esas ve dayanak teşkil edecek olan bilirkişi raporuna karşın yerel Mahkeme tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava açma hakkının bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesine göre pay oranına bakılmaksızın her pay sahibine tanınan bir hak olduğundan davalı vekilinin davacının %15 paya sahip olmadığı ve dava açmaya yetkili bulunmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, olağanüstü genel kurul tutanağının 4. bendinde aday gösterilen kişinin, davalı şirketçe üç nedenle reddedildiği, bunlardan ilkinde, azınlık ortaklarca birden fazla aday gösterilmesi gerektiği halde bir üyenin aday gösterildiğinin, ikincisinde, haklı sebep, üçüncüsünde ise ortaklardan ...'ün yönetim kurulu seçimi mutabakat metnini kabul etmemesi ve hem şirket hem de ortaklar aleyhine davalar ikame edilmesinin şirket menfaatlerine aykırı olup haklı sebebin varlığının kanıtı olduğununun belirtildiği, ilk ret nedeninin yerinde olmadığı, ikinci ret nedeninin haklı sebep olarak belirtilip açıklanmadığı, üçüncü ret sebebinde ise aday gösterilen kişi ...
olmasına rağmen ortak ...'ün yönetim kurulu seçimi mutabakat metnini kabul etmemesi ve hem şirket hem de ortaklar aleyhine davalar ikame edilmesinin şirket menfaatlerine aykırı olup haklı sebebin varlığının kanıtı olduğunun iddia edildiği, ...'ün şahsına yönelik iddialardan dolayı aday gösterilen ...'ün sorumlu tutulamayacağı, sadece vekillik görevinin üstlenilmesinin haklı neden oluşturmayacağı, hak arayışında bulunma hak ve yetkisinin dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket menfaati ile çeliştiğinin söylenemeyeceği, ilaveten gösterilen adayın üye seçilmesi halinde dahi genel kurulun haklı sebebin varlığı halinde gündemde olmasa bile her zaman yönetim kurulu üyesini azledebileceği, her üç ret sebebinin de haklı ve yerinde olmaması nedeni ile davanın kabulüne ilişkin kararda isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060253800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz