Menfi tespit | Menfi tespit | Takibin durdurulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1720 E. 2024/4161 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo takibi↗ kambiyo vasfı↗ rehin sözleşmesi↗ avalist↗ takibin durdurulması↗ kefalet sözleşmesi↗ teminat senedi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ tahsilde tekerrür↗ rehin↗ müteselsil kefil↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ kazanılmış hak↗ genel kredi sözleşmesi↗ garantörlük↗ mahsup↗ bono↗ vade↗ kefil↗ feragat↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1397 E., 2017/591 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşma istemi olmaksızın katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.05.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkillerinin ... Hazır Yemek Ziyafet Hizmetleri Gıda San. ve Tic. A.Ş. unvanlı şirkete hissedar olduklarını, araç alımı için banka tarafından gerekli kredi sözleşmesinde ortakların da kefaletinin aranması nedeniyle 30.03.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) ve araç taşıt rehin sözleşmesi imzaladıklarını, garanti olması adına sözleşmeye ek olarak ilk bakışta senet olduğu anlaşılmayan 04.02.2012 düzenleme tarihli 170.000,00 TL tutarlı vadesi boş senedin müvekkillerine avalist olarak imzalatıldığını, bankanın şirketten 400.000,00 TL tutarında senet de aldığını, her ikisinin de vadesinin 08.05.2014 olduğunu, şirket tarafından yapılan ödemelerin öncelikle avalist olarak imza atılan 170.000,00 TL tutarlı senetten mahsubu gerekirken ilk senet tarihinden başlamak üzere yapılan ödemelerin 1.5 yıl sonra düzenlenmiş 2. senetten mahsubunun yapıldığını, şirket tarafından müvekkillerin avalist olarak sorumlu oldukları 170.000,00 TL'nin zaten ödenmiş olmasına rağmen alacağın tahsil imkanını artırmak üzere kötü niyetli şekilde hükümsüz senedin yeniden icraya konulamayacağını ileri sürerek takip dosyasında söz konusu bedelden ötürü borçlu olunmadığının tespitiyle tedbiren takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili, davacıların dava konusuna dayanak teşkil eden GKS'yi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını ve ayrıca borçlunun vadesinde ödendiğinde borçtan düşmek üzere bonolar verdiğini, bu bonolardan birine davacıların avalist olarak imza attıklarını, vadesi gelmesine rağmen ödenmemesi üzerine takip başlattıklarını, bonolar teminat senedi olmayıp kambiyo vasfı taşıdığını dava dışı borçlu ile banka arasındaki kredi ilişkisi ve yapılan ödemelerin kredi borcuna mahsuben yapıldığını, davacıların avalist oldukları limitler kadar borçtan sorumlu olmaya devam edeceklerini, davacıların kefillikten kurtulmaya ilişkin haklarından da önceden feragat ettiklerini, sundukları hesap özetlerinde de kefil sıfatıyla ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2017 tarihli ve 2014/1397 E., 2017/591 K. sayılı kararıyla; davacıların 30.03.2012 tarihli GKS kapsamında dava dışı borçlu şirketin 170.000,00 TL'yi aşkın bakiye alacak miktarının mevcudiyeti, davacıların sözleşme ile bağlantılı ve avalist olarak imza attıkları senet nedeniyle 170.000,00 TL limiti oranında sorumluluklarının devam ettiği, her iki senedin tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla bakiye borcun tasfiyesi için takip yapılmasına engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının esastan reddine ve alacağın %20'si oranında davacı borçluların tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2017/5962 E., 2020/1767 K. sayılı kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun)100 üncü maddeye göre kısmi ödemede bulunulması halinde "... Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir." düzenlemesine göre borçlu şirketin yaptığı ödemenin öncelikle davacıların avalist olduğu senede mahsup edilmesini talep etme hakları bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 07.06.2022 tarih, 2020/8109 E. ve 2022/4579 K. sayılı kararıyla İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2014/16110 sayılı dosyasında takibe konu senetlerden 170.000,00 TL bedelli senette davacıların avalist sıfatıyla imzaları bulunmasına rağmen 400.000,00 TL bedelli senette davacıların imzalarının bulunmadığı, bu durumda, takibin kredi sözleşmesi ve eki olan kefalet sözleşmesine dayalı takip olmadığı da dikkate alındığında, takibe konu 400.000,00 TL bedelli senet yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru bulunmadığı belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 170.000,00 TL bedelli senette ise davacıların avalist sıfatıyla imzaları bulunduğundan, bu senet yönünden davacıların menfi tespit talebinin reddine, 400.000,00 TL bedelli senette davacıların imzalarının bulunmadığı gözetilerek, bu senet yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 170.000,00 TL bedelli senedin tamamen ödendiğini, müvekkillerinin davalıya borçlu bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takibinde davacıların 170.000,00 TL'lik senetten borçlu olduklarının açıkça belirtildiğini, 400.000,00 TL bedelli senet ile ilgili olarak dava açmakta hukuki yaralarının olmadığını, bozma ilamının hatalı bulunduğunu, yargılamada usul ve yasaya ilişkin hatalar bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo takibine konu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Takibin durdurulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8109 E. 2022/4579 K.
Ortak:kambiyo takibi · avalist · kefalet sözleşmesi · borçlu olunmadığının tespiti · tahsilde tekerrür · rehin · kefalet · mahsup · Menfi tespit, Menfi tespit | Takibin durdurulması
İncelediğiniz karardaA.Ş. unvanlı şirkete hissedar olduklarını, araç alımı için banka tarafından gerekli «kredi sözleşmesinde» ortakların da «kefaletinin» aranması nedeniyle 30.03.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) ve araç taşıt «rehin sözleşmesi» imzaladıklarını, «garanti» olması adına sözleşmeye ek olarak ilk bakışta senet olduğu anlaşılmayan 04.02.2012 düzenleme tarihli 170.000,00 TL tutarlı «vadesi» boş senedin müvekkillerine «avalist» olarak imzalatıldığını, bankanın şirketten 400.000,00 TL tutarında senet de aldığını, her ikisinin de vadesinin 08.05.2014 olduğunu, şirket tarafından yapılan ödemelerin öncelikle avalist olarak imza atılan 170.000,00 TL tutarlı senetten mahsubu gerekirken ilk senet tarihinden başlamak üzere yapılan ödemelerin 1.5 yıl sonra düzenlenmiş 2. senetten mahsubunun yapıldığını, şirket tarafından müvekkillerin avalist olarak sorumlu oldukları 170.000,00 TL'nin zaten ödenmiş olmasına rağmen alacağın tahsil imkanını artırmak üzere kötü niyetli şekilde hükümsüz senedin yeniden icraya konulamayacağını ileri sürerek takip dosyasında söz konusu bedelden ötürü «borçlu olunmadığının tespitiyle» tedbiren «takibin durdurulmasına» karar verilmesini talep etmiştir II.
Alacaklı, alacağın bir kısmı için «kefalet», «rehin» veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma «mahsup» etme hakkına sahip değildir." düzenlemesine göre borçlu şirketin yaptığı ödemenin öncelikle davacıların «avalist» olduğu senede mahsup edilmesini talep etme hakları bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında farklı gerekçe ile davanın reddine kar …
İcra Müdürlüğünün 2014/16110 sayılı dosyasında takibe konu senetlerden 170.000,00 TL bedelli senette davacıların «avalist» sıfatıyla imzaları bulunmasına rağmen 400.000,00 TL bedelli senette davacıların imzalarının bulunmadığı, bu durumda, takibin «kredi sözleşmesi» ve eki olan «kefalet sözleşmesine» dayalı takip olmadığı da dikkate alındığında, takibe konu 400.000,00 TL bedelli senet yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerekirk …
Benzer bu karardaAlacaklı, alacağın bir kısmı için «kefalet», «rehin» veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma «mahsup» etme hakkına sahip değildir." düzenlemesine göre borçlu şirketin yaptığı ödemenin öncelikle davacıların «avalist» olduğu senede mahsup edilmesini talep etme hakları bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında farklı gerekçe ile davanın reddine kar …
… ların 30/03/2012 tarihli GKS kapsamında dava dışı borçlu şirketin 170.000.- TL'yi aşkın bakiye alacak miktarının mevcudiyeti, davacıların sözleşme ile bağlantılı ve «avalist» olarak imza attıkları senet nedeniyle 170.000.- TL limiti oranında sorumluluklarının devam ettiği, her iki senedin «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla bakiye borcun tasfiyesi için takip yapılmasına engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle «menfi tespit» davasının esastan reddine ve alacağın %20'si oranında davacı borçluların tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, «kambiyo takibine» konu senetler nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/468 E. 2014/1777 K.
Ortak:avalist · bono
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili, davacıların dava konusuna dayanak teşkil eden GKS'yi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıklarını ve ayrıca borçlunun vadesinde ödendiğinde borçtan düşmek üzere «bonolar» verdiğini, bu bonolardan birine davacıların «avalist» olarak imza attıklarını, «vadesi» gelmesine rağmen ödenmemesi üzerine takip başlattıklarını, bonolar «teminat senedi» olmayıp «kambiyo vasfı» taşıdığını dava dışı borçlu ile banka arasındaki kredi ilişkisi ve yapılan ödemelerin kredi borcuna mahsuben yapıldığını, davacıların avalist oldukları limitler kadar borçtan sorumlu olmaya devam edeceklerini, davacıların kefillikten kurtulmaya ilişkin haklarından da önceden «feragat» ettiklerini, sundukları hesap özetlerinde de kefil sıfatıyla ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş. unvanlı şirkete hissedar olduklarını, araç alımı için banka tarafından gerekli «kredi sözleşmesinde» ortakların da «kefaletinin» aranması nedeniyle 30.03.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) ve araç taşıt «rehin sözleşmesi» imzaladıklarını, «garanti» olması adına sözleşmeye ek olarak ilk bakışta senet olduğu anlaşılmayan 04.02.2012 düzenleme tarihli 170.000,00 TL tutarlı «vadesi» boş senedin müvekkillerine «avalist» olarak imzalatıldığını, bankanın şirketten 400.000,00 TL tutarında senet de aldığını, her ikisinin de vadesinin 08.05.2014 olduğunu, şirket tarafından yapılan ödemelerin öncelikle avalist olarak imza atılan 170.000,00 TL tutarlı senetten mahsubu gerekirken ilk senet tarihinden başlamak üzere yapılan ödemelerin 1.5 yıl sonra düzenlenmiş 2. senetten mahsubunun yapıldığını, şirket tarafından müvekkillerin avalist olarak sorumlu oldukları 170.000,00 TL'nin zaten ödenmiş olmasına rağmen alacağın tahsil imkanını artırmak üzere kötü niyetli şekilde hükümsüz senedin yeniden icraya konulamayacağını ileri sürerek takip dosyasında söz konusu bedelden ötürü «borçlu olunmadığının tespitiyle» tedbiren «takibin durdurulmasına» karar verilmesini talep etmiştir II.
… arın 30.03.2012 tarihli GKS kapsamında dava dışı borçlu şirketin 170.000,00 TL'yi aşkın bakiye alacak miktarının mevcudiyeti, davacıların sözleşme ile bağlantılı ve «avalist» olarak imza attıkları senet nedeniyle 170.000,00 TL limiti oranında sorumluluklarının devam ettiği, her iki senedin «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla bakiye borcun tasfiyesi için takip yapılmasına engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle «menfi tespit» davasının esastan reddine ve alacağın %20'si oranında davacı borçluların tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» kararın «yetki» yönünden itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile istemin reddine karar verilmiş ise de, istemin dayanağı «bononun» «keşideci» ve «lehdarı» «tacir» olup bunlar bakımından yapılan «yetki sözleşmesi» HMK 17. maddedine göre geçerli ise de tacir olmayan «avalist» bakımından geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığından talep dayanağı senetteki yetki sözleşmesine istinaden mahkemenin itiraz eden avalistler yönünden yetkili ol …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · lehdar · ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati haciz · keşideci · yetki · haciz · tacir
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» kararın «yetki» yönünden itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile istemin reddine karar verilmiş ise de, istemin dayanağı «bononun» «keşideci» ve «lehdarı» «tacir» olup bunlar bakımından yapılan «yetki sözleşmesi» HMK 17. maddedine göre geçerli ise de tacir olmayan «avalist» bakımından geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığından talep dayanağı senetteki yetki sözleşmesine istinaden mahkemenin itiraz eden avalistler yönünden yetkili ol …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, talebe konu senetteki «yetki sözleşmesine» göre mahkemenin yetkili olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati hacze itiraz» edenler vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3080 E. 2012/4765 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne, «sözleşmenin iptaline», davacının bu sözleşme kapsamında borçlu bulunmadığının tespitine, 3.170 TL'nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte iadesine, davalıya verilen çeklerin iptaline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5008 E. 2013/4883 K.
Ortak:vekalet ücreti
Benzer bu kararda… larının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre, davanın kabul edilen kısmı üzerinden davacı lehine 140,40 TL «vekalet ücretine» karar verilmesi gerekirken, 40,40 TL «vekalet ücreti takdiri» doğru görülmemiş ve hükmün açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri
Benzer bu kararda… larının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre, davanın kabul edilen kısmı üzerinden davacı lehine 140,40 TL «vekalet ücretine» karar verilmesi gerekirken, 40,40 TL «vekalet ücreti takdiri» doğru görülmemiş ve hükmün açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4125 E. 2021/5055 K.
Ortak:avalist · borçlu olunmadığının tespiti · bono
İncelediğiniz karardaA.Ş. unvanlı şirkete hissedar olduklarını, araç alımı için banka tarafından gerekli «kredi sözleşmesinde» ortakların da «kefaletinin» aranması nedeniyle 30.03.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) ve araç taşıt «rehin sözleşmesi» imzaladıklarını, «garanti» olması adına sözleşmeye ek olarak ilk bakışta senet olduğu anlaşılmayan 04.02.2012 düzenleme tarihli 170.000,00 TL tutarlı «vadesi» boş senedin müvekkillerine «avalist» olarak imzalatıldığını, bankanın şirketten 400.000,00 TL tutarında senet de aldığını, her ikisinin de vadesinin 08.05.2014 olduğunu, şirket tarafından yapılan ödemelerin öncelikle avalist olarak imza atılan 170.000,00 TL tutarlı senetten mahsubu gerekirken ilk senet tarihinden başlamak üzere yapılan ödemelerin 1.5 yıl sonra düzenlenmiş 2. senetten mahsubunun yapıldığını, şirket tarafından müvekkillerin avalist olarak sorumlu oldukları 170.000,00 TL'nin zaten ödenmiş olmasına rağmen alacağın tahsil imkanını artırmak üzere kötü niyetli şekilde hükümsüz senedin yeniden icraya konulamayacağını ileri sürerek takip dosyasında söz konusu bedelden ötürü «borçlu olunmadığının tespitiyle» tedbiren «takibin durdurulmasına» karar verilmesini talep etmiştir II.
CEVAP Davalı vekili, davacıların dava konusuna dayanak teşkil eden GKS'yi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıklarını ve ayrıca borçlunun vadesinde ödendiğinde borçtan düşmek üzere «bonolar» verdiğini, bu bonolardan birine davacıların «avalist» olarak imza attıklarını, «vadesi» gelmesine rağmen ödenmemesi üzerine takip başlattıklarını, bonolar «teminat senedi» olmayıp «kambiyo vasfı» taşıdığını dava dışı borçlu ile banka arasındaki kredi ilişkisi ve yapılan ödemelerin kredi borcuna mahsuben yapıldığını, davacıların avalist oldukları limitler kadar borçtan sorumlu olmaya devam edeceklerini, davacıların kefillikten kurtulmaya ilişkin haklarından da önceden «feragat» ettiklerini, sundukları hesap özetlerinde de kefil sıfatıyla ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
… arın 30.03.2012 tarihli GKS kapsamında dava dışı borçlu şirketin 170.000,00 TL'yi aşkın bakiye alacak miktarının mevcudiyeti, davacıların sözleşme ile bağlantılı ve «avalist» olarak imza attıkları senet nedeniyle 170.000,00 TL limiti oranında sorumluluklarının devam ettiği, her iki senedin «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla bakiye borcun tasfiyesi için takip yapılmasına engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle «menfi tespit» davasının esastan reddine ve alacağın %20'si oranında davacı borçluların tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı ... tarafından düzenlenip, davalıya verilen senetle ilgili, davalının cevap dilekçesinde de «ikrar» ettiği üzere taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisinin mevcut olmadığı, her ne kadar davalı senedin kooperatif borcu için verildiğini savunsa da takip tarihi itibariyle kooperatifte başkanlık görevi bulunmadığı, yine takibi kendi adına başlattığı, kendisinin de borçlu ile herhangi bir «temel borç ilişkisi» olmadığı göz önüne alındığında davacı ...'ın açtığı davanın kabulü gerektiği,yine senette «avalist» olarak imzası bulunan davacı ... bakımından ise TTK'nın 702/2. maddesi gereğince avalistin «bononun» «şekle aykırılık» dışındaki sebepler nedeniyle borçlu olmadığını ileri süremeyeceği göz önüne alındığında ... bakımından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın kabulüne, davacı ... yönünden davanın reddine, Bademli Köy Sulama Kooperatifinin dosyada sıfatı olmadığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2-Dava, takip konusu yapılan senet sebebiyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Takip ve dava konusu senette davalılardan ... «lehdar» olarak yer almakta olup takip de adı geçen tarafından «keşideci» ve «avaliste» karşı yapılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şekle aykırılık · temel borç ilişkisi · lehdar · ikrar · keşideci · karar verilmesine yer olmadığına · temsil
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı ... tarafından düzenlenip, davalıya verilen senetle ilgili, davalının cevap dilekçesinde de «ikrar» ettiği üzere taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisinin mevcut olmadığı, her ne kadar davalı senedin kooperatif borcu için verildiğini savunsa da takip tarihi itibariyle kooperatifte başkanlık görevi bulunmadığı, yine takibi kendi adına başlattığı, kendisinin de borçlu ile herhangi bir «temel borç ilişkisi» olmadığı göz önüne alındığında davacı ...'ın açtığı davanın kabulü gerektiği,yine senette «avalist» olarak imzası bulunan davacı ... bakımından ise TTK'nın 702/2. maddesi gereğince avalistin «bononun» «şekle aykırılık» dışındaki sebepler nedeniyle borçlu olmadığını ileri süremeyeceği göz önüne alındığında ... bakımından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın kabulüne, davacı ... yönünden davanın reddine, Bademli Köy Sulama Kooperatifinin dosyada sıfatı olmadığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Takip ve dava konusu senette davalılardan ... «lehdar» olarak yer almakta olup takip de adı geçen tarafından «keşideci» ve «avaliste» karşı yapılmıştır.
Davalı ... vekili 05.01.2016 tarihli celsede de davacıların ...’e şahsi borcu olmadığını, davalının o dönem kooperatif başkanı olması sebebiyle kooperatifi «temsilen» senette «lehdar» olarak yer aldığını beyan ederek davalının herhangi bir alacağının olmadığını, senedin dava dışı kooperatife vekaleten lehdar kısmına davalı isminin yazıldığını belirtmiştir.
Ancak yargılama sırasında davalı «lehdar» ... vekili 27.07.2015 tarihli dilekçesi ile davacıların S.S.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1720 E. , 2024/4161 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1352 Esas, 2022/2171 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul, kısmen ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/1397 E., 2017/591 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşma istemi olmaksızın katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.05.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkillerinin ... Hazır Yemek Ziyafet Hizmetleri Gıda San. ve Tic. A.Ş. unvanlı şirkete hissedar olduklarını, araç alımı için banka tarafından gerekli kredi sözleşmesinde ortakların da kefaletinin aranması nedeniyle 30.03.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) ve araç taşıt rehin sözleşmesi imzaladıklarını, garanti olması adına sözleşmeye ek olarak ilk bakışta senet olduğu anlaşılmayan 04.02.2012 düzenleme tarihli 170.000,00 TL tutarlı vadesi boş senedin müvekkillerine avalist olarak imzalatıldığını, bankanın şirketten 400.000,00 TL tutarında senet de aldığını, her ikisinin de vadesinin 08.05.2014 olduğunu, şirket tarafından yapılan ödemelerin öncelikle avalist olarak imza atılan 170.000,00 TL tutarlı senetten mahsubu gerekirken ilk senet tarihinden başlamak üzere yapılan ödemelerin 1.5 yıl sonra düzenlenmiş 2.
senetten mahsubunun yapıldığını, şirket tarafından müvekkillerin avalist olarak sorumlu oldukları 170.000,00 TL'nin zaten ödenmiş olmasına rağmen alacağın tahsil imkanını artırmak üzere kötü niyetli şekilde hükümsüz senedin yeniden icraya konulamayacağını ileri sürerek takip dosyasında söz konusu bedelden ötürü borçlu olunmadığının tespitiyle tedbiren takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili, davacıların dava konusuna dayanak teşkil eden GKS'yi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını ve ayrıca borçlunun vadesinde ödendiğinde borçtan düşmek üzere bonolar verdiğini, bu bonolardan birine davacıların avalist olarak imza attıklarını, vadesi gelmesine rağmen ödenmemesi üzerine takip başlattıklarını, bonolar teminat senedi olmayıp kambiyo vasfı taşıdığını dava dışı borçlu ile banka arasındaki kredi ilişkisi ve yapılan ödemelerin kredi borcuna mahsuben yapıldığını, davacıların avalist oldukları limitler kadar borçtan sorumlu olmaya devam edeceklerini, davacıların kefillikten kurtulmaya ilişkin haklarından da önceden feragat ettiklerini, sundukları hesap özetlerinde de kefil sıfatıyla ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2017 tarihli ve 2014/1397 E., 2017/591 K. sayılı kararıyla; davacıların 30.03.2012 tarihli GKS kapsamında dava dışı borçlu şirketin 170.000,00 TL'yi aşkın bakiye alacak miktarının mevcudiyeti, davacıların sözleşme ile bağlantılı ve avalist olarak imza attıkları senet nedeniyle 170.000,00 TL limiti oranında sorumluluklarının devam ettiği, her iki senedin tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla bakiye borcun tasfiyesi için takip yapılmasına engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının esastan reddine ve alacağın %20'si oranında davacı borçluların tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2017/5962 E., 2020/1767 K. sayılı kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun)100 üncü maddeye göre kısmi ödemede bulunulması halinde "... Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir." düzenlemesine göre borçlu şirketin yaptığı ödemenin öncelikle davacıların avalist olduğu senede mahsup edilmesini talep etme hakları bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 07.06.2022 tarih, 2020/8109 E. ve 2022/4579 K. sayılı kararıyla İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2014/16110 sayılı dosyasında takibe konu senetlerden 170.000,00 TL bedelli senette davacıların avalist sıfatıyla imzaları bulunmasına rağmen 400.000,00 TL bedelli senette davacıların imzalarının bulunmadığı, bu durumda, takibin kredi sözleşmesi ve eki olan kefalet sözleşmesine dayalı takip olmadığı da dikkate alındığında, takibe konu 400.000,00 TL bedelli senet yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru bulunmadığı belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 170.000,00 TL bedelli senette ise davacıların avalist sıfatıyla imzaları bulunduğundan, bu senet yönünden davacıların menfi tespit talebinin reddine, 400.000,00 TL bedelli senette davacıların imzalarının bulunmadığı gözetilerek, bu senet yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 170.000,00 TL bedelli senedin tamamen ödendiğini, müvekkillerinin davalıya borçlu bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takibinde davacıların 170.000,00 TL'lik senetten borçlu olduklarının açıkça belirtildiğini, 400.000,00 TL bedelli senet ile ilgili olarak dava açmakta hukuki yaralarının olmadığını, bozma ilamının hatalı bulunduğunu, yargılamada usul ve yasaya ilişkin hatalar bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo takibine konu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060247900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz