Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15959 E. 2012/7910 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aciz vesikası↗ haksız eylem↗ tmsf↗ havale↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ yetkisizlik kararı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden, dava dışı vekilin vekaletnamedeki yetkisine dayanarak yurt dışındaki Off shore bankasına yapılan havale işlemi nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dosya yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı zararının paranın Efektifbank Off Shore Ltd. Şti'nden tahsil edilemeyeceğinin sabit olması ile doğacağının ve bu itibarla da davanın zamanaşımı süresi dolmadan açılmış bulunmasına göre davalı TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı taraf davada diğer iddialarının yanında Sümerbank A.Ş.'nin Kozyatağı Şubesi'nde bulunan mevduatının talimatı olmadan fiktif işlemlerle Efektifbank Off Shore Ltd. Şti. hesaplarına intikal etmiş gösterildiğini, bu şirketin paravan bir şirket olduğunu, paranın gerçekte Sümerbank'ta kaldığını hiçbir şekilde Off Shore bankasına gönderilmediğini, davalı Banka görevlilerinin yaptığı yönlendirme ve telkinlerin haksız eylem mahiyetinde olduğunu da ileri sürmüş ve her ne kadar Dairemizce emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda Türkiye'de mevduatın bulunduğu bankalar ile bunların yönetici ve çalışanlarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için hesap sahibinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolunda kararlar verilmiş ise de, aradan geçen sürede Kıbrıs'ta kurulduğu belirtilen Off Shore bankasının yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olması sebebiyle bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu, bankanın alacakları karşılayacak bir mal varlığının bulunmadığı ve benzer durumda bulunan bir çok hesap sahibinin aciz vesikası aldığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının alacağını icra yoluyla tahsil etme imkanının bulunmadığı anlaşıldığı gibi, Dairemizin 2005/2234 E, 2006/3410 K ve 03.04.2005 tarihli ilamının (3) no'lu bendi de kabule göre bir bozma olması sebebiyle bu yöndeki bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış bir usulü müktesep hakkın varlığından söz edilemeyeceğinden mahkemece davanın erken açılmadığının kabulüyle uyuşmazlığın esasına girilip, bilirkişiler tesbiti değerlendirilip İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/55 Esas sayılı dosyasının akibeti de araştırılarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken asıl davanın erken açıldığından bahisle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4179 E. 2011/2849 K.
Ortak:aciz vesikası · havale · görevli mahkeme · Alacak
İncelediğiniz kararda… ş gösterildiğini, bu şirketin paravan bir şirket olduğunu, paranın gerçekte Sümerbank'ta kaldığını hiçbir şekilde Off Shore bankasına gönderilmediğini, davalı Banka «görevlilerinin» yaptığı yönlendirme ve telkinlerin «haksız eylem» mahiyetinde olduğunu da ileri sürmüş ve her ne kadar Dairemizce emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda Türkiye'de mevduatın bulunduğu bankalar ile bunların yönetici ve çalışanlarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için hesap sahibinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolunda kararlar verilmiş ise de, aradan geçen sürede Kıbrıs'ta kurulduğu belirtilen Off Shore bankasının yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olması sebebiyle bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu, bankanın alacakları karşılayacak bir mal varlığının bulunmadığı ve benzer durumda bulunan bir çok hesap sahibinin «aciz vesikası» aldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden, dava dışı vekilin vekaletnamedeki «yetkisine» dayanarak yurt dışındaki Off shore bankasına yapılan «havale» işlemi nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dosya yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayan davacının parasının, anılan hesaba «havale» edilmesi aşamasında davalı banka «görevlilerinin» telkin ve yönlendirmelerinin, davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının ve özellikle Sümerbank A.Ş. eski yöneticilerinin yargılandıkları dosyada karar örneği bulunan ve Dairemize gelen emsal dosyalardan da bilinen İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/55 esas sayılı ceza davasının akibeti araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken, anılan hususlar hiç tartışılmadan yazılı olduğu şekilde davanın kabul edilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ve «borcu üstlenen» TMSF yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Demirli Şubesi'nde bulunan mevduatın davalı banka «görevlilerince» yapılan yönlendirme ve telkinlerle Efektifbank Off-Shore Ltd. adlı paravan bankaya ait off-shore hesaba aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Keza, off-shore banka hakkında davacılar ve başka alacaklılarca da «aciz vesikası» alındığı Dairemize gelen emsal dosyalardan anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaKararı, «borcu üstlenen» TMSF ve davalı ING Bank A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
… elini yatırmamış olmasından dolayı bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu Banka'nın en «son» sunmuş olduğu mali raporunda yapılan incelemede KKTC Merkez Bankası'nda her hangi bir hesabı olmadığı, menkul ve gayrimenkul mal olarak ise sadece 411 Amerikan Dol …
Bu durum karşısında mahkemece, off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayan davacının parasının, anılan hesaba «havale» edilmesi aşamasında davalı banka «görevlilerinin» telkin ve yönlendirmelerinin, davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının ve özellikle Sümerbank A.Ş. eski yöneticilerinin yargılandıkları dosyada karar örneği bulunan ve Dairemize gelen emsal dosyalardan da bilinen İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/55 esas sayılı ceza davasının akibeti araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken, anılan hususlar hiç tartışılmadan yazılı olduğu şekilde davanın kabul edilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ve «borcu üstlenen» TMSF yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3562 E. 2013/20024 K.
Ortak:aciz vesikası · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaŞti'nden tahsil edilemeyeceğinin sabit olması ile doğacağının ve bu itibarla da davanın «zamanaşımı» süresi dolmadan açılmış bulunmasına göre davalı TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
… ş gösterildiğini, bu şirketin paravan bir şirket olduğunu, paranın gerçekte Sümerbank'ta kaldığını hiçbir şekilde Off Shore bankasına gönderilmediğini, davalı Banka «görevlilerinin» yaptığı yönlendirme ve telkinlerin «haksız eylem» mahiyetinde olduğunu da ileri sürmüş ve her ne kadar Dairemizce emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda Türkiye'de mevduatın bulunduğu bankalar ile bunların yönetici ve çalışanlarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için hesap sahibinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolunda kararlar verilmiş ise de, aradan geçen sürede Kıbrıs'ta kurulduğu belirtilen Off Shore bankasının yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olması sebebiyle bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu, bankanın alacakları karşılayacak bir mal varlığının bulunmadığı ve benzer durumda bulunan bir çok hesap sahibinin «aciz vesikası» aldığı anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda… tifbank Off-Shore Ltd'den istemde bulunmalarının gerektiği, ancak buradan paranın tahsil edilme imkanının bulunmadığı, bu şirkete karşı başlatılan icra takiplerinin «aciz vesikasına» bağlanarak semeresiz kaldığı, dolayısıyla davacıların davalı Banka'dan talepte bulunabilecekleri, Off-Shore bankasına yatırılan paranın fiilen Kıbrıs'a gönderilmeyip Sümerbank'ın «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak kullandırıldığı, bir «güven kurumu» olan davalı Banka'nın davacıyı Off-Shore bankasına yönlendirmesi nedeniyle oluşan zarardan sorumlu bulunduğu, her ne kadar davacılara kısmen ödemede bulunulduğu savunulmuş ise de dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin kararın «infazı» aşamasında gözetileceği gerekçesiyle birleşen davanın «feragat» nedeni ile reddine, asıl davanın ise kabulüne, 29.000 USD'nin «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline, alacağın 1.000 USD'lik bölümüne dava tarihinden, 28.000 USD'lik kısmına ise «ıslah» tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz işletilmesine karar verilmiştir.
… K’nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, «feri müdahil» vekilinin tüm, «borcu üstlenen» TMSF vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak · güven kurumu · borcun üstlenilmesi · feri müdahil · infaz · feragat · ıslah
Benzer bu kararda… tifbank Off-Shore Ltd'den istemde bulunmalarının gerektiği, ancak buradan paranın tahsil edilme imkanının bulunmadığı, bu şirkete karşı başlatılan icra takiplerinin «aciz vesikasına» bağlanarak semeresiz kaldığı, dolayısıyla davacıların davalı Banka'dan talepte bulunabilecekleri, Off-Shore bankasına yatırılan paranın fiilen Kıbrıs'a gönderilmeyip Sümerbank'ın «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak kullandırıldığı, bir «güven kurumu» olan davalı Banka'nın davacıyı Off-Shore bankasına yönlendirmesi nedeniyle oluşan zarardan sorumlu bulunduğu, her ne kadar davacılara kısmen ödemede bulunulduğu savunulmuş ise de dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin kararın «infazı» aşamasında gözetileceği gerekçesiyle birleşen davanın «feragat» nedeni ile reddine, asıl davanın ise kabulüne, 29.000 USD'nin «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline, alacağın 1.000 USD'lik bölümüne dava tarihinden, 28.000 USD'lik kısmına ise «ıslah» tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, «borcu üstlenen» TMSF vekili ile «feri müdahil» ... vekili temyiz etmiştir.
… K’nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, «feri müdahil» vekilinin tüm, «borcu üstlenen» TMSF vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, borcun davalı TMSF tarafından üstlenilmesine ve TMSF’nin de 5411 sayılı Kanun'un 140'ıncı maddesi uyarınca harçtan muaf olmasına rağmen yazılı şekilde davalı Banka'dan «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF'nin harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve hükmün bu yönden bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6676 E. 2010/2608 K.
Ortak:aciz vesikası · havale · görevli mahkeme · Alacak
İncelediğiniz kararda… ş gösterildiğini, bu şirketin paravan bir şirket olduğunu, paranın gerçekte Sümerbank'ta kaldığını hiçbir şekilde Off Shore bankasına gönderilmediğini, davalı Banka «görevlilerinin» yaptığı yönlendirme ve telkinlerin «haksız eylem» mahiyetinde olduğunu da ileri sürmüş ve her ne kadar Dairemizce emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda Türkiye'de mevduatın bulunduğu bankalar ile bunların yönetici ve çalışanlarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için hesap sahibinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolunda kararlar verilmiş ise de, aradan geçen sürede Kıbrıs'ta kurulduğu belirtilen Off Shore bankasının yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olması sebebiyle bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu, bankanın alacakları karşılayacak bir mal varlığının bulunmadığı ve benzer durumda bulunan bir çok hesap sahibinin «aciz vesikası» aldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden, dava dışı vekilin vekaletnamedeki «yetkisine» dayanarak yurt dışındaki Off shore bankasına yapılan «havale» işlemi nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dosya yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını anılan Offshore Ltd.’nden tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında,ceza ilamının akibeti araştırılarak,sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi,davacının off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayan parasının, anılan hesaba «havale» edilmesi aşamasında davalı banka «görevlilerinin» telkin ve yönlendirmelerinin, davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının özellikle değerlendirilmesi gerekirken,bu olgular üzerinde durulmadan ve «erken açılan» davada verilen gerekçelerin tekrarına dayalı gerekçeler ile sonuca gidilmesi,o davada dayanılan maddi vakıa, paranın davalı uhdesinde olduğuna yönelik iken, işbu davanın davalının çalışanlarının yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açıldığının gözden kaçırılması sonucu «eksik inceleme» ile davanın reddedilmiş olması hatalı olmuş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının verdiği vekaletnamede yurt içi yada dışı ayrımı yapılmadan bankacılık ve «havale» işlemleri yapmaya yetkili kılınan ...'ın talimatı ile paranın off shore hesabına aktarıldığı, talimata uygun hareket eden davalının «kusuru» ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Keza, off-shore banka hakkında başka alacaklılarca da «aciz vesikası» alındığı dosyada mevcut aciz vesikaları ile sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · ilamsız icra takibi · maddi hata · dolandırıcılık · kusur · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… lacaklarını icra yoluyla tahsil etme imkanlarının bulunmadığının açıkça ortaya çıkması karşısında, davacının dayandığı Efektifbank Off-Shore Ltd.aleyhine başlattığı «ilamsız icra takibi» sırasında aldığı «aciz vesikasının» icra mahkemesince iptaline ilişkin karar temyiz üzerine onanarak kesinleşmiş ise de,bu karar anılan şirketin mal varlığının bulunmadığı olgusunu kaldıracak nitelikte bir karar olmayıp,takip hukuku bakımından sonuç doğurur ise de bu alacak davasına konu alacağı kaldıracak bir etki yapması mümkün değildir.Sümerbank A.Ş eski yöneticilerinin yargılandıkları dosya içinde bulunan İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesince “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan verilen ve temyizde olduğu dosya kapsamından anlaşılan ceza ilamında yöneticiler tarafından davacı ve onun durumundaki diğer offshore hesabı açtıranların …
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını anılan Offshore Ltd.’nden tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında,ceza ilamının akibeti araştırılarak,sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi,davacının off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayan parasının, anılan hesaba «havale» edilmesi aşamasında davalı banka «görevlilerinin» telkin ve yönlendirmelerinin, davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının özellikle değerlendirilmesi gerekirken,bu olgular üzerinde durulmadan ve «erken açılan» davada verilen gerekçelerin tekrarına dayalı gerekçeler ile sonuca gidilmesi,o davada dayanılan maddi vakıa, paranın davalı uhdesinde olduğuna yönelik iken, işbu davanın davalının çalışanlarının yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açıldığının gözden kaçırılması sonucu «eksik inceleme» ile davanın reddedilmiş olması hatalı olmuş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının verdiği vekaletnamede yurt içi yada dışı ayrımı yapılmadan bankacılık ve «havale» işlemleri yapmaya yetkili kılınan ...'ın talimatı ile paranın off shore hesabına aktarıldığı, talimata uygun hareket eden davalının «kusuru» ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının vekil kıldığı kişinin davacının avukatı değil babası olup,avukatı olduğuna dair gerekçe bölümünün «maddi hataya» dayalı olduğunun kabulü gerekmesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2330 E. 2011/309 K.
Ortak:aciz vesikası · havale · görevli mahkeme · Alacak
İncelediğiniz kararda… ş gösterildiğini, bu şirketin paravan bir şirket olduğunu, paranın gerçekte Sümerbank'ta kaldığını hiçbir şekilde Off Shore bankasına gönderilmediğini, davalı Banka «görevlilerinin» yaptığı yönlendirme ve telkinlerin «haksız eylem» mahiyetinde olduğunu da ileri sürmüş ve her ne kadar Dairemizce emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda Türkiye'de mevduatın bulunduğu bankalar ile bunların yönetici ve çalışanlarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için hesap sahibinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolunda kararlar verilmiş ise de, aradan geçen sürede Kıbrıs'ta kurulduğu belirtilen Off Shore bankasının yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olması sebebiyle bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu, bankanın alacakları karşılayacak bir mal varlığının bulunmadığı ve benzer durumda bulunan bir çok hesap sahibinin «aciz vesikası» aldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden, dava dışı vekilin vekaletnamedeki «yetkisine» dayanarak yurt dışındaki Off shore bankasına yapılan «havale» işlemi nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dosya yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacınınalacağını anılan Offshore Ltd.’nden tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza ilamının akibeti araştırılarak, sonuçlarının BK'nun 53.maddesi kapsamında değerlendirilmesi, davacının off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayan parasının, anılan hesaba «havale» edilmesi aşamasında davalı banka «görevlilerinin» hileli davranışlarının, telkin ve yönlendirmelerinin ve davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının özellikle değerlendirilmesi gerekirken, bu olgular üzerinde durulmadan ve «erken açılan» davada verilen gerekçelerin tekrarına dayalı gerekçeler ile sonuca gidilmesi, o davada dayanılan maddi vakıa, paranın davalı uhdesinde olduğuna yönelik iken, işbu davanın davalının çalışanlarının yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açıldığının gözden kaçırılması sonucu «eksik inceleme» ile davanın reddedilmiş olması hatalı olmuş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… aleyhine açılan önceki davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedildiği, dava dışı Efektif bank Off Shore Ltd. hakkında ise başlatılan takip sırasında borç ödemeden «aciz vesikası» alındığı,davalının yöneticilerinin ceza mahkemesinde mahkum oldukları, davalı yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleriyle paranın Efektifbank Off Shore Ltd. adlı paravan banka adına Sümerbank A.Ş.'de açılan hesaba «havale» edildiği ve Garipoğlu Grubuna verilen usulsüz kredilerle paranın tüketildiği, davalının parayı gerçekte yurt dışına havale etmediği, davalı ile Efektifbank Off Shore Ltd. arasında «organik bağ» bulunduğu,bankalara olan güven ve «vekalet görevinin kötüye kullanıldığı» iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Keza, off-shore banka hakkında başka alacaklılarca da «aciz vesikası» alındığı emsal dava dosyalarında mevcut aciz vesikaları ile de sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet görevinin kötüye kullanılması · erken açılan dava · imza inkarı · organik bağ · kesinleşen ilam · ilamsız icra takibi · dolandırıcılık · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının verdiği talimatı ile paranın dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.nin hesabına aktarıldığı hususunun «kesinleşen ilam» ile daha önce belirlendiği, «ıslah» dilekçesindeki «imza inkarına» bu nedenle itibar edilmediği, talimata uygun hareket eden davalının «kusuru» ve sorumluluğunun bulunmadığı, Efektifbank Off Shore Ltd. nin ayrı bir «tüzel kişiliğinin» bulunduğu ve onun verdiği zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı, aksi yönde görüş bildiren bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın re …
… aleyhine açılan önceki davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedildiği, dava dışı Efektif bank Off Shore Ltd. hakkında ise başlatılan takip sırasında borç ödemeden «aciz vesikası» alındığı,davalının yöneticilerinin ceza mahkemesinde mahkum oldukları, davalı yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleriyle paranın Efektifbank Off Shore Ltd. adlı paravan banka adına Sümerbank A.Ş.'de açılan hesaba «havale» edildiği ve Garipoğlu Grubuna verilen usulsüz kredilerle paranın tüketildiği, davalının parayı gerçekte yurt dışına havale etmediği, davalı ile Efektifbank Off Shore Ltd. arasında «organik bağ» bulunduğu,bankalara olan güven ve «vekalet görevinin kötüye kullanıldığı» iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bu durumda, davacının alacaklarını icra yoluyla tahsil etme imkanlarının bulunmadığının açıkça ortaya çıkmış olup,esasen davacının Efektifbank Off-Shore Ltd. aleyhine başlattığı «ilamsız icra takibi» sırasında aldığı «aciz vesikasının» iptali istemi icra mahkemesince reddedilmiştir.
… rbank A.Ş. eski yöneticilerinin yargılandıkları dosya içinde bulunan İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesince “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan verilen ve temyizde olduğu dosya kapsamından anlaşılan ceza ilamında yöneticiler tarafından davacı ve onun durumundaki diğer offshore hesabı açtıranların …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1767 E. 2010/12979 K.
Ortak:aciz vesikası · havale · görevli mahkeme · Alacak
İncelediğiniz kararda… ş gösterildiğini, bu şirketin paravan bir şirket olduğunu, paranın gerçekte Sümerbank'ta kaldığını hiçbir şekilde Off Shore bankasına gönderilmediğini, davalı Banka «görevlilerinin» yaptığı yönlendirme ve telkinlerin «haksız eylem» mahiyetinde olduğunu da ileri sürmüş ve her ne kadar Dairemizce emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda Türkiye'de mevduatın bulunduğu bankalar ile bunların yönetici ve çalışanlarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için hesap sahibinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolunda kararlar verilmiş ise de, aradan geçen sürede Kıbrıs'ta kurulduğu belirtilen Off Shore bankasının yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olması sebebiyle bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu, bankanın alacakları karşılayacak bir mal varlığının bulunmadığı ve benzer durumda bulunan bir çok hesap sahibinin «aciz vesikası» aldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden, dava dışı vekilin vekaletnamedeki «yetkisine» dayanarak yurt dışındaki Off shore bankasına yapılan «havale» işlemi nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dosya yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda karşısında mahkemece, off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayan davacının parasının, anılan hesaba «havale» edilmesi aşamasında davalı banka «görevlilerinin» telkin ve yönlendirmelerinin, davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının ve özellikle Sümerbank …
… duatın davacı asilin imzaladığı talimata istinaden, talimata ve doldurduğu hesap açtırma bilgi formuna istinaden dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd’nin hesaplarına «havale» edildiği ve Efektifbank yetkilisinin imzasını «taşıyan» hesap cüzdanının davacıya verildiği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı bankanın talimat gereğini yerine getirdiği, davacı tarafın “paranın davalı bank …
Davacı tarafından Efektifbank Off-Shore Ltd. aleyhine başlatılan icra takibinde İstanbul 7.İcra Müdürlüğü tarafından 12.10.2006 tarihli «aciz vesikası» verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… duatın davacı asilin imzaladığı talimata istinaden, talimata ve doldurduğu hesap açtırma bilgi formuna istinaden dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd’nin hesaplarına «havale» edildiği ve Efektifbank yetkilisinin imzasını «taşıyan» hesap cüzdanının davacıya verildiği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı bankanın talimat gereğini yerine getirdiği, davacı tarafın “paranın davalı bank …
Bankanın en «son» sunmuş olduğu mali raporunda yapılan incelemede KKTC Merkez Bankası'nda her hangi bir hesabı olmadığı, menkul ve gayrimenkul mal olarak ise sadece 411 Amerikan Doları değerinde bir demirbaşı olduğu görülmüştür.” denilmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1764 E. 2010/12906 K.
Ortak:aciz vesikası · havale · görevli mahkeme · Alacak
İncelediğiniz kararda… ş gösterildiğini, bu şirketin paravan bir şirket olduğunu, paranın gerçekte Sümerbank'ta kaldığını hiçbir şekilde Off Shore bankasına gönderilmediğini, davalı Banka «görevlilerinin» yaptığı yönlendirme ve telkinlerin «haksız eylem» mahiyetinde olduğunu da ileri sürmüş ve her ne kadar Dairemizce emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda Türkiye'de mevduatın bulunduğu bankalar ile bunların yönetici ve çalışanlarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için hesap sahibinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolunda kararlar verilmiş ise de, aradan geçen sürede Kıbrıs'ta kurulduğu belirtilen Off Shore bankasının yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olması sebebiyle bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu, bankanın alacakları karşılayacak bir mal varlığının bulunmadığı ve benzer durumda bulunan bir çok hesap sahibinin «aciz vesikası» aldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden, dava dışı vekilin vekaletnamedeki «yetkisine» dayanarak yurt dışındaki Off shore bankasına yapılan «havale» işlemi nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dosya yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını anılan Offshore Ltd.’nden tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza ilamının akibeti araştırılarak, sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi,davacının off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayanparasının, anılan hesaba «havale» edilmesi aşamasında davalı banka «görevlilerinin» telkin ve yönlendirmelerinin, davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının özellikle değerlendirilmesi gerekirken,bu olgular üzerinde durulmadan ve «erken açılan» davada verilen gerekçelerin tekrarına dayalı gerekçeler ile sonuca gidilmesi,o davada dayanılan maddi vakıa, paranın davalı uhdesinde olduğuna yönelik iken, işbu davanın davalının çalışanlarının yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açıldığının gözden kaçırılması sonucu «eksik inceleme» ile davanın reddedilmiş olması hatalı olmuş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Denizli Şubesi'nde davacı tarafından açılan hesaba yatırılan paranın, davacıya boş olarak imzalatılan fotokopi belgelerin «havale» talimatı olarak doldurulması suretiyle Efektifbank Off-Shore Ltd. adlı paravan bankaya aktarıldığı, banka yöneticilerinin ceza mahkemesinde mahkum oldukları, gerçekte paranın yurt dışına aktarılmadığının belirlendiği, davacının parayı aktarma iradesinin bulunmadığı iddiasına dayalı alacak davasından ibarettir.
Keza, off-shore banka hakkında başka alacaklılarca da «aciz vesikası» alındığı emsal dava dosyalarında mevcut aciz vesikaları ile de sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · borcun üstlenilmesi · ilamsız icra takibi · dolandırıcılık · kusur · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacının alacağını anılan Offshore Ltd.’nden tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza ilamının akibeti araştırılarak, sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi,davacının off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayanparasının, anılan hesaba «havale» edilmesi aşamasında davalı banka «görevlilerinin» telkin ve yönlendirmelerinin, davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının özellikle değerlendirilmesi gerekirken,bu olgular üzerinde durulmadan ve «erken açılan» davada verilen gerekçelerin tekrarına dayalı gerekçeler ile sonuca gidilmesi,o davada dayanılan maddi vakıa, paranın davalı uhdesinde olduğuna yönelik iken, işbu davanın davalının çalışanlarının yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açıldığının gözden kaçırılması sonucu «eksik inceleme» ile davanın reddedilmiş olması hatalı olmuş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının verdiği talimat ile paranın dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.nin hesabına aktarıldığı ve hesap cüzdanının davacıya verildiği, talimata uygun hareket eden davalının «kusuru» ve sorumluluğunun bulunmadığı, gerçekte paranın davalı bankadan çıkmadığına yönelik iddiaya ve bu yönde görüş bildiren bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107. ve 140.maddeleri ile TMSF Yönetmeliği ve Fon Yönetim Kurulu’nun kararına istinaden davalının borç ve yükümlülükleri, davadan önce TMSF tarafından üstlenilmiş olup, TMSF bu sıfatla davaya yanıt vermiş ve mahkemece de, TMSF'na karar başlığında davalı safında «borcu üstlenen» sıfatıyla gösterilmiştir. ...
AŞ.nin karar başlığında davalı olarak gösterilmesi gerektiğine,«borcu üstlenmenin» iç ilişkiyi ilgilendireceğine ve ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15959 E. , 2012/7910 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23/06/2010 tarih ve 2010/228-2010/355 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde açılmış bulunan vadeli döviz mevduat hesabındaki parasının müvekkilinin hiçbir talep ve talimatı olmadan Efektifbank Off Shore Ltd.Şti. adlı bankanın hesabına aktarıldığını, yapılan bu işleme muvafakatinin olmadığını, parasının ödenmesi için davalıya uyarıda bulunmasına rağmen davalının ödemediğini ileri sürerek, asıl davada müvekkili tarafından Sümerbank A.Ş.’nin Kozyatağı Şubesi'ne yatırılan 10.000 USD alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 USD’nın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise müvekkiline ait mevduatın Sümerbank yetkilileri tarafından müvekkilin iradesi dışında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde faaliyette bulunan Efektifbank Off Shore Ltd.Şti.’ne havale edildiğini, davalı banka nezdindeki alacağının banka cüzdanı ve banka kayıtları ile sabit olduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.001,00 TL tutarındaki alacağın davalı bankadan tahsiline ve alacaklarının davalı bankadan tahsilinin mümkün olup olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Oyakbank A.Ş. (TMSF) vekili, davacının parasının müvekkili banka aracılığı ile Efektifbank Off Shore Ltd. Şti.’ne gönderildiğini bildiğini, davacının istediği paranın müvekkili bankanın hesaplarında bulunmadığını, paranın Efektif Off Shore Ltd.Şti hesaplarında olduğunu, müvekkilinin kendi hesabında bulunmayan bir paradan dolayı sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden, dava dışı vekilin vekaletnamedeki yetkisine dayanarak yurt dışındaki Off shore bankasına yapılan havale işlemi nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dosya yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı zararının paranın Efektifbank Off Shore Ltd. Şti'nden tahsil edilemeyeceğinin sabit olması ile doğacağının ve bu itibarla da davanın zamanaşımı süresi dolmadan açılmış bulunmasına göre davalı TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı taraf davada diğer iddialarının yanında Sümerbank A.Ş.'nin Kozyatağı Şubesi'nde bulunan mevduatının talimatı olmadan fiktif işlemlerle Efektifbank Off Shore Ltd. Şti. hesaplarına intikal etmiş gösterildiğini, bu şirketin paravan bir şirket olduğunu, paranın gerçekte Sümerbank'ta kaldığını hiçbir şekilde Off Shore bankasına gönderilmediğini, davalı Banka görevlilerinin yaptığı yönlendirme ve telkinlerin haksız eylem mahiyetinde olduğunu da ileri sürmüş ve her ne kadar Dairemizce emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda Türkiye'de mevduatın bulunduğu bankalar ile bunların yönetici ve çalışanlarının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için hesap sahibinin öncelikle Off Shore bankasına başvurması yolunda kararlar verilmiş ise de, aradan geçen sürede Kıbrıs'ta kurulduğu belirtilen Off Shore bankasının yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olması sebebiyle bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak duyurulduğu, bankanın alacakları karşılayacak bir mal varlığının bulunmadığı ve benzer durumda bulunan bir çok hesap sahibinin aciz vesikası aldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda davacının alacağını icra yoluyla tahsil etme imkanının bulunmadığı anlaşıldığı gibi, Dairemizin 2005/2234 E, 2006/3410 K ve 03.04.2005 tarihli ilamının (3) no'lu bendi de kabule göre bir bozma olması sebebiyle bu yöndeki bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış bir usulü müktesep hakkın varlığından söz edilemeyeceğinden mahkemece davanın erken açılmadığının kabulüyle uyuşmazlığın esasına girilip, bilirkişiler tesbiti değerlendirilip İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/55 Esas sayılı dosyasının akibeti de araştırılarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken asıl davanın erken açıldığından bahisle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, kararın (2) nolu bendde açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058695100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz