6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hukuki yolların tüketilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8082 E. 2012/9450 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki yolların tüketilmesi kusur karinesi sermaye taahhüdü kusur sorumluluğu ticari işletme müteselsil sorumluluk ispat yükü tmsf kâr payı yönetim kurulu kararı taahhütname kusur eksik inceleme vekalet ücreti e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK — TTK 336TTK 338TTK 359

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin 31/01/2003 tarihinde kurulduğu, sermayesinin (600.000) TL olduğu, ortakların sermaye taahhütlerinin 1/4'ü olan (150.000) TL'nı kasaya naklen ödedikleri, aynı tarihte bu paranın Uzan Grubu şirketlerinden Park Medya A.Ş.'ne aktarıldığı, davacı şirket defterlerine göre 30/04/2003 tarihi itibariyle anılan şirkete bir borcunun bulunmadığı, bu alacağın tahsili için yasal takip yapılmadığı, mevzuatımızda grup şirketlerinin aralarında para alış verişlerini yasaklayan veya sınırlayan bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle yöneticiler ve

denetçiler hakkında dava açılmadan önce asıl borçlu hakkında alacağın takibi için harekete geçilmesi gerektiği, bu takibin semeresiz kalması halinde dava açılabileceği, alacağın tahsili için gereken tüm hukuki yollar tüketilmeden davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, anılan transfer işleminin 2003 yılında, TMSF tarafından bu şirketlere el konulmasının da 2004 yılında gerçekleşmesi karşısında, bu konuda rapor hazırlamaya fırsat bulamayan denetçilerin kusurlu davrandığından söz edilemeyeceği, kasadaki (208,56) TL tutarındaki noksanlık ile ilgili olarak da devir tarihinde davalı eski yönetici ve denetçilerle yapılan bir devir tutanağı veya noter tespitinin bulunmadığı, sonradan düzenlenen kasa sayım tutanağının davalıların sorumluluğunu gerektirecek nitelikte bir hukuki belge olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece davacı şirketin kasa hesabında gözüktüğü halde fiilen mevcut olmadığı iddia edilen (208,56) TL.’na ilişkin olarak açılan davanın reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Ancak dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK.’nun 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir.

Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen diğer kusurlu eylem ise davacı şirketin ortaklarınca ödenen ilk sermaye payı bedelinin, ödeme gücü olmayan Uzan Grubu şirketlerinden Park Medya A.Ş.’ne aktarılmasıdır. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda da davacı şirketin kuruluşu sırasında ortaklarının nakden ödedikleri sermaye taahhütlerinin ¼’ü olan (150.000) TL.’nın, aynı gün Park Medya A.Ş.’ne aktarıldığı tespit edilmiş, ancak bu alacağın tahsili için yasal takip yolları tüketilmediğinden davanın erken açıldığı, mevzuatımızda grup şirketleri arasında para alışverişini yasaklayan bir düzenlemenin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa davacı şirketin ilk kuruluşunda, amaçlarının gerçekleştirilmesi için ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrutusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari taamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, aynı gün başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Üstelik zarar, usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez. Aksi yöndeki mahkeme kabulü doğru değildir.

O halde mahkemece anılan işlem ile zararın gerçekleşmiş olduğu, davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalının sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4384 E. 2013/20147 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13543 E. 2012/12935 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Feragate yetki

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7187 E. 2016/6792 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10171 E. 2014/8779 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Feragate yetki

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6609 E. 2012/6212 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/8082 E.  ,  2012/9450 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2009 tarih ve 2006/763-2009/611 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 29/05/2012 gününde davacı vekilinin müdafadan vazgeçme dilekçeside dikkate alınarak dosyanın duruşmasız incelenmesine karar verildikten ve temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, müvekkilinin ticari faaliyetleri için kullanmaları gereken ilk sermaye apel ödemesini, ödeme gücü bulunmayan Park Medya A.Ş.'ne aktardıklarını, şirket kasa hesabında gözüken (208,56) TL'nın da fiilen mevcut olmadığını ve bu nedenlerle oluşan şirket zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik (10.000) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 24/01/2008 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini (309.393,24) TL'na yükseltmiştir.

Davalı ..., duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamış, diğer davalılar davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin 31/01/2003 tarihinde kurulduğu, sermayesinin (600.000) TL olduğu, ortakların sermaye taahhütlerinin 1/4'ü olan (150.000) TL'nı kasaya naklen ödedikleri, aynı tarihte bu paranın Uzan Grubu şirketlerinden Park Medya A.Ş.'ne aktarıldığı, davacı şirket defterlerine göre 30/04/2003 tarihi itibariyle anılan şirkete bir borcunun bulunmadığı, bu alacağın tahsili için yasal takip yapılmadığı, mevzuatımızda grup şirketlerinin aralarında para alış verişlerini yasaklayan veya sınırlayan bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle yöneticiler ve

denetçiler hakkında dava açılmadan önce asıl borçlu hakkında alacağın takibi için harekete geçilmesi gerektiği, bu takibin semeresiz kalması halinde dava açılabileceği, alacağın tahsili için gereken tüm hukuki yollar tüketilmeden davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, anılan transfer işleminin 2003 yılında, TMSF tarafından bu şirketlere el konulmasının da 2004 yılında gerçekleşmesi karşısında, bu konuda rapor hazırlamaya fırsat bulamayan denetçilerin kusurlu davrandığından söz edilemeyeceği, kasadaki (208,56) TL tutarındaki noksanlık ile ilgili olarak da devir tarihinde davalı eski yönetici ve denetçilerle yapılan bir devir tutanağı veya noter tespitinin bulunmadığı, sonradan düzenlenen kasa sayım tutanağının davalıların sorumluluğunu gerektirecek nitelikte bir hukuki belge olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece davacı şirketin kasa hesabında gözüktüğü halde fiilen mevcut olmadığı iddia edilen (208,56) TL.’na ilişkin olarak açılan davanın reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Ancak dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).

Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK.’nun 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir.

Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen diğer kusurlu eylem ise davacı şirketin ortaklarınca ödenen ilk sermaye payı bedelinin, ödeme gücü olmayan Uzan Grubu şirketlerinden Park Medya A.Ş.’ne aktarılmasıdır. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda da davacı şirketin kuruluşu sırasında ortaklarının nakden ödedikleri sermaye taahhütlerinin ¼’ü olan (150.000) TL.’nın, aynı gün Park Medya A.Ş.’ne aktarıldığı tespit edilmiş, ancak bu alacağın tahsili için yasal takip yolları tüketilmediğinden davanın erken açıldığı, mevzuatımızda grup şirketleri arasında para alışverişini yasaklayan bir düzenlemenin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa davacı şirketin ilk kuruluşunda, amaçlarının gerçekleştirilmesi için ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrutusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari taamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, aynı gün başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Üstelik zarar, usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez. Aksi yöndeki mahkeme kabulü doğru değildir.

O halde mahkemece anılan işlem ile zararın gerçekleşmiş olduğu, davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalının sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058393200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.