6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6609 E. 2012/6212 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki yolların tüketilmesi aydınlatma yükümlülüğü kasa açığı nispi vekalet ücreti kusur sorumluluğu ispat külfeti illiyet bağı maktu vekalet ücreti şirket zararı tmsf anonim şirket yönetim kurulu kararı kusur eksik inceleme dahili dava vekalet ücreti i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK · Bankacılık K. · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, TMSF tarafından 14.2.2004 tarihinde şirket yönetimine el konulduğu sırada eski yöneticilerle TMSF tarafından atananlar arasında bir devir tutanağı noter tespiti v.s gibi bir belgenin bulunmadığı, 14.2.2004 tarihinde meydana geldiği ileri sürülen kasa açığı için davacının dayandığı 4.7.2005 tarihli denetim kurulu raporunun muhasebe ilkeleri gereğince kasa hesabının günlük hareketler içeren bir hesap olması ve buna ilişkin tespitlerinde günlük bazda yapılması kuralı gereğince hukuki geçerliliğinin bulunmadığı,anonim şirket yönetici ve denetcilerin sorumluluğuna gidebilmek

için öncelikle şirketin uğradığı zararın somut bir şekilde ortaya konulması ve illiyet bağının bulunması gerektiği, davacı şirket ile dava dışı grup şirketler arasında para transferinin yapıldığı, mevzuatımızda grup şirketlerin aralarında para alış verişlerini yasaklayan veya sınırlayan bir düzenlemenin bulunmadığı, davacı şirketin dahil olduğu grup içerisinde bulunan bir başka firmaya borç vermesi nedeni ile kanuna aykırı bir eylem de bulunduğunun iddia edilemeyeceği, para transferinin ne amaçla yapıldığının açıklığa kavuşmadığı, yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu hakkında yani dava dışı şirket hakkında borcun takibi için harekete geçilmesi gerektiği,bunun semeresiz kalması halinde ancak yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyeleri hakkında dava açılabileceği, alacağın tahsil olunması için gereken tüm hukuki yollar tüketilmden ve bu durum gereği gibi tevsik edilmeden davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği,ayrıca zarar verici işlem olduğu iddia edilen para transferinin 2003 yılı ortalarında gerçekleşmesi bu şirketlere ise 2004 yılında TMSF tarafından el konulması karşısında denetcinin rapor hazırlamasına fırsat kalmadan denetçilerin şirketteki görevlerinin son bulması nedeni ile denetçilerin kusurlu davrandığından da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kasa açığına ilişen temyiz itirazların yerinde görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki benttlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davacının eski yönetim, denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, mahkemece, yukarıdaki özettenden de anlaşılacağı üzere benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, davacı tarafça işletmenin kaynakları davacı şirketin ticari amaçları doğrutusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken ticari taamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle ortakların ilk sermaye apel ödemesini ödeme gücü bulunmayan dava dışı Park Medya A.Ş ne aktarılarak şirketin aktiflerinin azalmasına neden oldukları iddia edilmiş olup, mahkemenin kabulünün aksine bu olgunun şirket zararı olarak kabul edilmesi için yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu dava dışı şirket hakkında borcun takibi için harekete geçilmesinin ve bunun semeresiz kalmasının, başka bir ifade ile alacağın tahsil olunması için gereken tüm hukuki yolların tüketilmesinin davalıların sorumluluğuna gidilemesinin önşartı olarak kabulü olanaklı değildir.

Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın aydınlatılması yükümlülüğü çerçevesinde yukarıda anılan iddianın öncelikle davacı için bir zarar olup olmadığı varsa miktarının denetlenebilir bir şekilde gerektiğinde bilirkişi kurulu marifeti ile kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması, eğer bu hususun şirket için bir zarar kalemi olarak kabulü halinde bu bağlamada oluşan şirket zararından, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK.nun 336 vd maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde oluşan zarardan sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş,kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3-Öte yandan, davacı şirketin 23.01.2003 tarihinde kurulması ve TTK.nun 359 ncu maddesi hükmü karşısında kabulün aksine denetim kurulu üyesi veya üyeleri sadece yıl sonlarında yönetim kurulunun yıl içindeki etkinliği hakkında denetim kurulu raporu hazırlayan kimseler olmadığı, esasen denetim görevine ilişkin kontrol ve uyarı sorumluluğunun süreklilik arzettiği mahkemece gözardı edilerek davalı denetim kurulu üyesi hakkındaki davanın yazılı gerekçeyle reddedilmesi de keza doğru bulunmamıştır.

4-Kabule göre de, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekalet ücreti maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Hukuki yolların tüketilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12600 E. 2012/18233 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16271 E. 2012/16422 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hukuki yolların tüketilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2955 E. 2013/9659 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Hukuki yolların tüketilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12602 E. 2012/18959 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.

    Ortak: · Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4384 E. 2013/20147 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/6609 E.  ,  2012/6212 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2009 tarih ve 2006/764-2009/612 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı TMSF (Temlik Alan) ..... ile ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketin kasa hesabında ve muhasebe kayıtlarında gözükmekle birlikte fiilen mevcut olmayan 140.606,87 TL 'nin gerekli takip yapılmayarak zarara dönüşmesinden ve "Sayım ve Tesellüm Noksanları Hesabına " atılması nedeni sorumlu olduklarını ve işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrutusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken ticari taamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak ortakların ilk sermaye apel ödemesini ödeme gücü bulunmayan uzan grubuna dahil olan Park Medya A.Ş ne aktararak şirketin aktiflerinin azalmasına neden olduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 24.1.2008 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiştir.

Davalılar vekileri ve bir kısım davalı davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, TMSF tarafından 14.2.2004 tarihinde şirket yönetimine el konulduğu sırada eski yöneticilerle TMSF tarafından atananlar arasında bir devir tutanağı noter tespiti v.s gibi bir belgenin bulunmadığı, 14.2.2004 tarihinde meydana geldiği ileri sürülen kasa açığı için davacının dayandığı 4.7.2005 tarihli denetim kurulu raporunun muhasebe ilkeleri gereğince kasa hesabının günlük hareketler içeren bir hesap olması ve buna ilişkin tespitlerinde günlük bazda yapılması kuralı gereğince hukuki geçerliliğinin bulunmadığı,anonim şirket yönetici ve denetcilerin sorumluluğuna gidebilmek

için öncelikle şirketin uğradığı zararın somut bir şekilde ortaya konulması ve illiyet bağının bulunması gerektiği, davacı şirket ile dava dışı grup şirketler arasında para transferinin yapıldığı, mevzuatımızda grup şirketlerin aralarında para alış verişlerini yasaklayan veya sınırlayan bir düzenlemenin bulunmadığı, davacı şirketin dahil olduğu grup içerisinde bulunan bir başka firmaya borç vermesi nedeni ile kanuna aykırı bir eylem de bulunduğunun iddia edilemeyeceği, para transferinin ne amaçla yapıldığının açıklığa kavuşmadığı, yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu hakkında yani dava dışı şirket hakkında borcun takibi için harekete geçilmesi gerektiği,bunun semeresiz kalması halinde ancak yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyeleri hakkında dava açılabileceği, alacağın tahsil olunması için gereken tüm hukuki yollar tüketilmden ve bu durum gereği gibi tevsik edilmeden davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği,ayrıca zarar verici işlem olduğu iddia edilen para transferinin 2003 yılı ortalarında gerçekleşmesi bu şirketlere ise 2004 yılında TMSF tarafından el konulması karşısında denetcinin rapor hazırlamasına fırsat kalmadan denetçilerin şirketteki görevlerinin son bulması nedeni ile denetçilerin kusurlu davrandığından da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kasa açığına ilişen temyiz itirazların yerinde görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki benttlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davacının eski yönetim, denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, mahkemece, yukarıdaki özettenden de anlaşılacağı üzere benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, davacı tarafça işletmenin kaynakları davacı şirketin ticari amaçları doğrutusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken ticari taamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle ortakların ilk sermaye apel ödemesini ödeme gücü bulunmayan dava dışı Park Medya A.Ş ne aktarılarak şirketin aktiflerinin azalmasına neden oldukları iddia edilmiş olup, mahkemenin kabulünün aksine bu olgunun şirket zararı olarak kabul edilmesi için yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu dava dışı şirket hakkında borcun takibi için harekete geçilmesinin ve bunun semeresiz kalmasının, başka bir ifade ile alacağın tahsil olunması için gereken tüm hukuki yolların tüketilmesinin davalıların sorumluluğuna gidilemesinin önşartı olarak kabulü olanaklı değildir.

Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın aydınlatılması yükümlülüğü çerçevesinde yukarıda anılan iddianın öncelikle davacı için bir zarar olup olmadığı varsa miktarının denetlenebilir bir şekilde gerektiğinde bilirkişi kurulu marifeti ile kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması, eğer bu hususun şirket için bir zarar kalemi olarak kabulü halinde bu bağlamada oluşan şirket zararından, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK.nun 336 vd maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde oluşan zarardan sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş,kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3-Öte yandan, davacı şirketin 23.01.2003 tarihinde kurulması ve TTK.nun 359 ncu maddesi hükmü karşısında kabulün aksine denetim kurulu üyesi veya üyeleri sadece yıl sonlarında yönetim kurulunun yıl içindeki etkinliği hakkında denetim kurulu raporu hazırlayan kimseler olmadığı, esasen denetim görevine ilişkin kontrol ve uyarı sorumluluğunun süreklilik arzettiği mahkemece gözardı edilerek davalı denetim kurulu üyesi hakkındaki davanın yazılı gerekçeyle reddedilmesi de keza doğru bulunmamıştır.

4-Kabule göre de, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekalet ücreti maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,(2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 17.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056210900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.