Marka hakkına tecavüz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6808 E. 2012/6930 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
marka hakkına tecavüz↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hükümsüzlük talep edilen markaların kapsamları ile hükümsüzlüğü gerekçe gösterilen markaların kapsamları aynı/benzer ise de, hükümsüzlüğe gerekçe gösterilen davacı markaları ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı markalarının 556 sayılı KHK nın 7/1-b ve 8/1-b hükümleri kapsamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları sabit olduğundan dava konusu markaların hükümsüzlüğünü gerektirecek yasal ve hukuksal koşulların oluştuğundan söz edilemeyeceği gibi yine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten bahsetmenin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava dilekçesinde davacı vekili, müvekkiline ait kitapçığın davalı tarafından aynen kopya edilerek çoğaltıldığını, davalıya ait kitapçığın 22.sayfasından itibaren müvekkiline ait kitapçık ile bire bir aynı olduğunu hatta çizimlerin dahi aynı olduğunu ve özellikle davalıya ait kitapçık içinde yer alan basınç saati şeklinin ortasında davacı adına tescilli 120867 nolu ÜNALLAR markasının yazılı olması , resimlerin birebir aynı olması nedeniyle davalının TTK’nun 57.maddesi anlamında yaptığı haksız rekabetin tesbit ve men’ine karar verilmesini talep ettiği halde, mahkemece bu iddia üzerinde durulup değerlendirilmeden, marka hakkına yönelik olarak talep edilen haksız rekabetin önlenmesi talebinin değerlendirilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5467 E. 2014/12258 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… k kadar benzer olmadıkları sabit olduğundan dava konusu markaların hükümsüzlüğünü gerektirecek yasal ve hukuksal koşulların oluştuğundan söz edilemeyeceği gibi yine «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetten» bahsetmenin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… tasında davacı adına tescilli 120867 nolu ÜNALLAR markasının yazılı olması , resimlerin birebir aynı olması nedeniyle davalının TTK’nun 57.maddesi anlamında yaptığı «haksız rekabetin» tesbit ve men’ine karar verilmesini talep ettiği halde, mahkemece bu iddia üzerinde durulup değerlendirilmeden, marka hakkına yönelik olarak talep edilen haksız re …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının eyleminin TTK'nın 56 ve 57. maddeleri uyarınca «haksız rekabet» oluşturduğu, davalının «yanıltıcı reklam» verdiği, bu reklam aracılığı ile piyasada haksız bir rekabetin oluştuğu, müşteri nezdinde diğer firmalar bakımından bir kanı yaratıldığı, bu durumda haksız rekabetin tespiti ile manevi tazminatın bir tarafın «sebepsiz zenginleşmesine» sebep olmayacak şekilde makul ölçüler içinde kısmen kabulüne, söz konusu kitapçığın süreli dergi eklerinde verilmiş olması ve halen ortada süre gelen bir haksız rekabetin bulunmaması nedeniyle önlenmesi ve «ilanına» ilişkin taleplerin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalının haksız rekabetinin tespitine, 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alı …
2-Ancak, «haksız rekabete» yol açtığı tespit edilen davalı şirkete ait davaya konu kitapçığın çeşitli dergilerin eki olarak piyasaya sürülmüş olmasına göre, mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 58/c maddesi uyarınca haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun da ortadan kaldırılması hususunda karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu konudaki istemin reddi yerinde olmadığı gibi, yine aynı Kanun'un 61. maddesinde düzenlenen kararın «ilanına» ilişkin davacı isteminin de aynı gerekçeyle reddi doğru olmayıp, kararın bu yönlerden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı reklam · sebepsiz zenginleşme · ilan
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının eyleminin TTK'nın 56 ve 57. maddeleri uyarınca «haksız rekabet» oluşturduğu, davalının «yanıltıcı reklam» verdiği, bu reklam aracılığı ile piyasada haksız bir rekabetin oluştuğu, müşteri nezdinde diğer firmalar bakımından bir kanı yaratıldığı, bu durumda haksız rekabetin tespiti ile manevi tazminatın bir tarafın «sebepsiz zenginleşmesine» sebep olmayacak şekilde makul ölçüler içinde kısmen kabulüne, söz konusu kitapçığın süreli dergi eklerinde verilmiş olması ve halen ortada süre gelen bir haksız rekabetin bulunmaması nedeniyle önlenmesi ve «ilanına» ilişkin taleplerin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalının haksız rekabetinin tespitine, 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alı …
2-Ancak, «haksız rekabete» yol açtığı tespit edilen davalı şirkete ait davaya konu kitapçığın çeşitli dergilerin eki olarak piyasaya sürülmüş olmasına göre, mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 58/c maddesi uyarınca haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun da ortadan kaldırılması hususunda karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu konudaki istemin reddi yerinde olmadığı gibi, yine aynı Kanun'un 61. maddesinde düzenlenen kararın «ilanına» ilişkin davacı isteminin de aynı gerekçeyle reddi doğru olmayıp, kararın bu yönlerden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3987 E. 2010/5999 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturanın tebliği · yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · kesin delil · yazılı delil · hizmet sözleşmesi · kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu kararda… dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında davaya konu işin yapımı hususunda yazılı bir anlaşmanın bulunmadığı, davacı tarafından yapılan işin «teslim» edildiğine dair 20.09.2002 tarihli belgenin davalı el ürünü olmadığının anlaşıldığı, davacının sözleşmenin inkar edilmiş olması karşısında iddiasını «yazılı delil» ile kanıtlamak zorunda olduğu, «faturanın tebliğ» edilmiş olmasının işin sözleşme ile yapıldığı ve teslim edildiğinin kanıtı olamayacağı, kaldı ki iadeli «taahhütlü» mektupla neyin gönderildiğinin de belli olmadığı, davacının davalı şirkete tanışıklık nedeniyle kendisi tarafından hazırlanmış sunum ve belgelerin ücret karşılığı şirkette hazırlanmasına izin verdiğinin ispatının da davacıya ait olduğu, davalının «ibraz» ettiği kitapçığın EMO’ca hazırlatıldığı, davacı tarafça ibraz edilen kitapçığın ise bu kitapçığın aynı olduğu, kaldı ki, davacı şirketin yetkili «temsilcisinin» kitapçığın EMO’da hazırlanması esnasında EMO çalışanı olup, bu çalışması esnasında EMO adına kitapçığın hazırlanmasında yardımcı olduğu, bu durumda davacı şirket yetkilisinin bu kitapçıktaki bilgileri EMO’da çalıştığı esnada bilgisayar ortamına aktararak bir kopyasını almasının mümkün bulunduğu, MSB’na yazılan yazıdaki davacı şirketin anketinin de davalı adına davacı şirketin faturada yazılı işleri yaptığının kanıtı olamayacağı gerekçeleriyle davacının ve davalının «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de HUMK’nun 288.maddesi uyarınca senet («kesin delil») ile ispatı gereken bir hukuki işlem ancak bunun hakkında yazılı bir «delil başlangıcı» varsa tanıkla ispat edilebilir.HUMK’nun 292/2.maddesi uyarınca «yazılı delil başlangıcı» iddianın tamamen ispatına yetmemekle beraber, bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine «ibraz» edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan belgelerdir.
Dosyada bulunan ve davalı tarafından sadır olduğu taraflar arasında tartışma konusu olmayan 05.08.2002 tarihli yazının mahkemece «yazılı delil başlangıcı» oluşturup, oluşturmayacağı tartışılıp değerlendirilmiş değildir.
Bu durumda mahkemece söz konusu yazının «yazılı delil başlangıcı» teşkil edip, etmediği değerlendirilerek, yazılı delil başlanıcı niteliğinde görülürse davacının tanık dinletme isteminin kabulü ile hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve noksan incelemeyle hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Telif Hakkı İhlali ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9766 E. 2018/2418 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · kâr dağıtımı · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat · yasal faiz · ilan · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… si gerektiği, bunun 3 katı olan 39.000 TL’nin tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği, taraflar arasında farazi sözleşme kurulmuş olduğundan men konusunda karar «verilmesine yer olmadığı», «hakkaniyet» gereği 5.000 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle 39.000 TL «maddi tazminatın», 5.000 TL manevi tazminatın 08.06.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, taraflar arasında farazi sözleşme kurulmuş olup men konusunda karar verilmesine yer olmadığına, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Dava, eser sahipliğinden doğan haklara tecavüz iddiasına dayalı «maddi manevi tazminat» istemine ilişkindir.
FSEK 68. madde uyarınca hak taleplerinde sadece baskısı yapılmış ve «dağıtıma» tabi tutulmuş eser nüshaları yönünden davalı Belediyenin hak sahibi olacağının kabulü gerekirken davaya konu grafik eserlerin bütün mali haklarının davalı Belediyeye geçtiği varsayılarak eser bedelinin tespiti ile bu bedel üzerinden tazminat hesabı yapılarak hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davalı Belediye yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6808 E. , 2012/6930 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/03/2010 tarih ve 2009/73-2010/35 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete ait olup markalardaki esaslı unsur konumunda bulunan ÖNSOY ibaresindeki şeklin( logonun) ÖNTAR'a ait markalar ile aynı olduğunu, bu markaların ilişkin olduğu malların da aynı veya benzer olduğunu geçerli ve haklı bir neden bulunmaksızın aynı olan esaslı şekil unsuru ile birlikte marka olarak tescil edilen ÖNSOY kelimesinin ÖNTAR kelimesiyle ses ve vurgu benzerliği taşıdığını, ÖNSOY ve ÖNTAR kelimeleri farklı harfler içermekle birlikte, her iki markada başta yer alan hecenin ortak ve harf sayısının da aynı olmasının görünüm ve işitsel açıdan alıcı kullanıcılar nezdinde iltibasa neden olabileceğini, davalı tarafın müvekkiline ait kitapçık ve bunda yer alan materyalleri kullanmasının haksız rekabet niteliği taşıdığını, kitapçık ve bunda yer alan yazı ve çizimlerin izinsiz aynen kullanılması nedeniyle müvekkilinin FSEK ve 554 sayılı KHK.dan kaynaklanan taleplerinin bulunduğunu ileri sürerek davalıya ait 2005/16998 ve 2005/42827 tescil numaralı "ÖNSOY" markalarının ve özellikle bu markalarda yer alan "ÖN" ibaresinin ve/veya markanın tümüyle tescilinin, kullanımının müvekkiline ait 197672 tescil nolu ÖNTAR, 199843 tescil nolu ÖNTARIM, 2005/48468 tescil nolu ÖNTAR şekil, 199136 tescil nolu ÖNALSAN, 197788 tescil nolu ÖNERLER, 120867 nolu ÜNALLAR, 197086 nolu ÜNSALLAR ve 99/005246 tescil numaralı markalarına özellikle her iki tarafından tarım makineleri üzerinde bu markaları kullanması, çiftçi kesiminde hitap etmesi nedeniyle tecavüz, iltibas, kötü niyet ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile davalı markasındaki "ÖN" ibaresinin, bu ibarenin tek başına iptali yasal olarak mümkün olmaz ise davalıya ait 2005/16998 ve 2005/42827 nolu markaların logo dahil olmak üzere tümüyle hükümsüzlüğüne, TPE sicilindeki kaydın iptali ile sicilden terkinine, davalının TTK 57.maddesi anlamında haksız rekabette bulunduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine, ayrıca davalı şirketin 5846 sayılı FSEK ve 554 sayılı KHK hükümlerinden doğan haklarının ihlal edildiğinin tespitine, tecavüzün giderilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markaları ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hükümsüzlük talep edilen markaların kapsamları ile hükümsüzlüğü gerekçe gösterilen markaların kapsamları aynı/benzer ise de, hükümsüzlüğe gerekçe gösterilen davacı markaları ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı markalarının 556 sayılı KHK nın 7/1-b ve 8/1-b hükümleri kapsamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları sabit olduğundan dava konusu markaların hükümsüzlüğünü gerektirecek yasal ve hukuksal koşulların oluştuğundan söz edilemeyeceği gibi yine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten bahsetmenin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava dilekçesinde davacı vekili, müvekkiline ait kitapçığın davalı tarafından aynen kopya edilerek çoğaltıldığını, davalıya ait kitapçığın 22.sayfasından itibaren müvekkiline ait kitapçık ile bire bir aynı olduğunu hatta çizimlerin dahi aynı olduğunu ve özellikle davalıya ait kitapçık içinde yer alan basınç saati şeklinin ortasında davacı adına tescilli 120867 nolu ÜNALLAR markasının yazılı olması , resimlerin birebir aynı olması nedeniyle davalının TTK’nun 57.maddesi anlamında yaptığı haksız rekabetin tesbit ve men’ine karar verilmesini talep ettiği halde, mahkemece bu iddia üzerinde durulup değerlendirilmeden, marka hakkına yönelik olarak talep edilen haksız rekabetin önlenmesi talebinin değerlendirilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057789800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz