İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3987 E. 2010/5999 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faturanın tebliği↗ yazılı delil başlangıcı↗ delil başlangıcı↗ kesin delil↗ yazılı delil↗ hizmet sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ taahhütname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında davaya konu işin yapımı hususunda yazılı bir anlaşmanın bulunmadığı, davacı tarafından yapılan işin teslim edildiğine dair 20.09.2002 tarihli belgenin davalı el ürünü olmadığının anlaşıldığı, davacının sözleşmenin inkar edilmiş olması karşısında iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorunda olduğu, faturanın tebliğ edilmiş olmasının işin sözleşme ile yapıldığı ve teslim edildiğinin kanıtı olamayacağı, kaldı ki iadeli taahhütlü mektupla neyin gönderildiğinin de belli olmadığı, davacının davalı şirkete tanışıklık nedeniyle kendisi tarafından hazırlanmış sunum ve belgelerin ücret karşılığı şirkette hazırlanmasına izin
verdiğinin ispatının da davacıya ait olduğu, davalının ibraz ettiği kitapçığın EMO’ca hazırlatıldığı, davacı tarafça ibraz edilen kitapçığın ise bu kitapçığın aynı olduğu, kaldı ki, davacı şirketin yetkili temsilcisinin kitapçığın EMO’da hazırlanması esnasında EMO çalışanı olup, bu çalışması esnasında EMO adına kitapçığın hazırlanmasında yardımcı olduğu, bu durumda davacı şirket yetkilisinin bu kitapçıktaki bilgileri EMO’da çalıştığı esnada bilgisayar ortamına aktararak bir kopyasını almasının mümkün bulunduğu, MSB’na yazılan yazıdaki davacı şirketin anketinin de davalı adına davacı şirketin faturada yazılı işleri yaptığının kanıtı olamayacağı gerekçeleriyle davacının ve davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava hizmet sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının taraflar arasındaki sözleşmenin varlığını yazılı delille ispatlaması gerektiği halde bu yönde dosyaya bir kanıt sunulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de HUMK’nun 288.maddesi uyarınca senet (kesin delil) ile ispatı gereken bir hukuki işlem ancak bunun hakkında yazılı bir delil başlangıcı varsa tanıkla ispat edilebilir.HUMK’nun 292/2.maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı iddianın tamamen ispatına yetmemekle beraber, bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan belgelerdir. Dosyada bulunan ve davalı tarafından sadır olduğu taraflar arasında tartışma konusu olmayan 05.08.2002 tarihli yazının mahkemece yazılı delil başlangıcı oluşturup, oluşturmayacağı tartışılıp değerlendirilmiş değildir. Bu durumda mahkemece söz konusu yazının yazılı delil başlangıcı teşkil edip, etmediği değerlendirilerek, yazılı delil başlanıcı niteliğinde görülürse davacının tanık dinletme isteminin kabulü ile hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve noksan incelemeyle hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6808 E. 2012/6930 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… k kadar benzer olmadıkları sabit olduğundan dava konusu markaların hükümsüzlüğünü gerektirecek yasal ve hukuksal koşulların oluştuğundan söz edilemeyeceği gibi yine «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetten» bahsetmenin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… tasında davacı adına tescilli 120867 nolu ÜNALLAR markasının yazılı olması , resimlerin birebir aynı olması nedeniyle davalının TTK’nun 57.maddesi anlamında yaptığı «haksız rekabetin» tesbit ve men’ine karar verilmesini talep ettiği halde, mahkemece bu iddia üzerinde durulup değerlendirilmeden, marka hakkına yönelik olarak talep edilen haksız re …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5467 E. 2014/12258 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı reklam · sebepsiz zenginleşme · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının eyleminin TTK'nın 56 ve 57. maddeleri uyarınca «haksız rekabet» oluşturduğu, davalının «yanıltıcı reklam» verdiği, bu reklam aracılığı ile piyasada haksız bir rekabetin oluştuğu, müşteri nezdinde diğer firmalar bakımından bir kanı yaratıldığı, bu durumda haksız rekabetin tespiti ile manevi tazminatın bir tarafın «sebepsiz zenginleşmesine» sebep olmayacak şekilde makul ölçüler içinde kısmen kabulüne, söz konusu kitapçığın süreli dergi eklerinde verilmiş olması ve halen ortada süre gelen bir haksız rekabetin bulunmaması nedeniyle önlenmesi ve «ilanına» ilişkin taleplerin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalının haksız rekabetinin tespitine, 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alı …
2-Ancak, «haksız rekabete» yol açtığı tespit edilen davalı şirkete ait davaya konu kitapçığın çeşitli dergilerin eki olarak piyasaya sürülmüş olmasına göre, mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 58/c maddesi uyarınca haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun da ortadan kaldırılması hususunda karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu konudaki istemin reddi yerinde olmadığı gibi, yine aynı Kanun'un 61. maddesinde düzenlenen kararın «ilanına» ilişkin davacı isteminin de aynı gerekçeyle reddi doğru olmayıp, kararın bu yönlerden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. HD 2010/3866/2010/4729
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3866 E. 2010/4729 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. HD 2010/3866/2010/4729
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3866 E. 2010/4729 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/3987 E. , 2010/5999 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.10.2007 tarih ve 2004/179-2007/681 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2010 gününde taraf vekilleri tebligata rağmen duruşmaya gelmediğniden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı borçlunun icra takibine konu fatura içeriğindeki hizmetlerin yapılması hususunda anlaştıklarını, hizmetin davacı şirket tarafından ifa edilerek davalıya fatura edilmesine rağmen, ödenmemesi üzerine girişilen icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi ile birlikte davacının %40 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında davaya konu işin yapımı hususunda yazılı bir anlaşmanın bulunmadığı, davacı tarafından yapılan işin teslim edildiğine dair 20.09.2002 tarihli belgenin davalı el ürünü olmadığının anlaşıldığı, davacının sözleşmenin inkar edilmiş olması karşısında iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorunda olduğu, faturanın tebliğ edilmiş olmasının işin sözleşme ile yapıldığı ve teslim edildiğinin kanıtı olamayacağı, kaldı ki iadeli taahhütlü mektupla neyin gönderildiğinin de belli olmadığı, davacının davalı şirkete tanışıklık nedeniyle kendisi tarafından hazırlanmış sunum ve belgelerin ücret karşılığı şirkette hazırlanmasına izin
verdiğinin ispatının da davacıya ait olduğu, davalının ibraz ettiği kitapçığın EMO’ca hazırlatıldığı, davacı tarafça ibraz edilen kitapçığın ise bu kitapçığın aynı olduğu, kaldı ki, davacı şirketin yetkili temsilcisinin kitapçığın EMO’da hazırlanması esnasında EMO çalışanı olup, bu çalışması esnasında EMO adına kitapçığın hazırlanmasında yardımcı olduğu, bu durumda davacı şirket yetkilisinin bu kitapçıktaki bilgileri EMO’da çalıştığı esnada bilgisayar ortamına aktararak bir kopyasını almasının mümkün bulunduğu, MSB’na yazılan yazıdaki davacı şirketin anketinin de davalı adına davacı şirketin faturada yazılı işleri yaptığının kanıtı olamayacağı gerekçeleriyle davacının ve davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava hizmet sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının taraflar arasındaki sözleşmenin varlığını yazılı delille ispatlaması gerektiği halde bu yönde dosyaya bir kanıt sunulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de HUMK’nun 288.maddesi uyarınca senet (kesin delil) ile ispatı gereken bir hukuki işlem ancak bunun hakkında yazılı bir delil başlangıcı varsa tanıkla ispat edilebilir.HUMK’nun 292/2.maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı iddianın tamamen ispatına yetmemekle beraber, bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan belgelerdir. Dosyada bulunan ve davalı tarafından sadır olduğu taraflar arasında tartışma konusu olmayan 05.08.2002 tarihli yazının mahkemece yazılı delil başlangıcı oluşturup, oluşturmayacağı tartışılıp değerlendirilmiş değildir.
Bu durumda mahkemece söz konusu yazının yazılı delil başlangıcı teşkil edip, etmediği değerlendirilerek, yazılı delil başlanıcı niteliğinde görülürse davacının tanık dinletme isteminin kabulü ile hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve noksan incelemeyle hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 17.15 TL temyiz ilam harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021076000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz