Ticaret unvanından çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13694 E. 2012/5264 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davaların ayrılması (tefrik)↗ yeniden tescil↗ tebligat kanunu m.35↗ tefrik↗ ihtisas mahkemesi↗ infaz↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ anonim şirket↗ maddi ve manevi tazminat↗ görevsizlik kararı↗ tebligat↗ terkin↗ yetkisizlik kararı↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ temsil↗ iltibas↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2010/13694 E. , 2012/5264 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2010/34-2010/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış “Hummer” araçlarının üretimi ve pazarlanması alanında faaliyet gösterdiğini, “Hummer” ibaresinin müvekkili adına TPE nezdinde tescilli bulunduğunu, bu markanın dünyanın pek çok ülkesinde de tescil edildiğini ve çok tanınmış olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin “Hummer” ibareli markasının tanınmış bir marka olduğunun ve koruma altında bulunduğunun tespitine, davalılardan Rute İth.ve İhr.A.Ş.’ne ait “Hummer” ibareli markaların müvekkiline devrine veya markanın tanınmış olması sebebiyle iptaline ve sicil kayıtlarının terkinine, davalılardan “Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş.’nin unvanındaki “Hummer” ibaresinin müvekkilinin markasına tecavüz oluşturması nedeniyle ticaret unvanından çıkarılmasına, dilekçede yazılı maddi ve manevi tazminatlar ile diğer istemlere karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, ticaret unvanı olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir iltibasa yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin görevli olmadığından görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, Enstitü aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkemenin Ankara İhtisas Mahkemeleri olduğunu, TPE’ye başvurulmadan doğrudan doğruya mahkemeye dava açılarak markanın tanınmışlığının tespitini istemenin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Rute İth. ve İhr.A.Ş. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin yetkisizliğe ilişkin 19.09.2006 tarihli kararı, Dairenin 26.06.2008 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozulan dosya mahkemenin 2009/66 E sırasına kaydolunmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, iş bu Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. hakkındaki dava mahkemenin 22.12.2009 tarihli kararı ile tefrik olunarak 2010/34 esas sırasına kaydolunmuştur.
Yargılama sonunda, mahkemece, ana dosyaya klasör halinde sunulan delillerden, davalı şirketin ünvan değişikliğine gittiği tarihte, HUMMER markasının dünyadaki tescil sayısı, yapılan reklam ve tanıtım dökümanları, Ankara Fikri Sınai Haklar Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret ünvanını HUMMER olarak değiştirdiği tarihte, davacının HUMMER markasının tanınmış olduğu ve markanın davacıya ait olduğunun bilindiği,davalının ibare üzerinde davacıya nazaran öncelik hakkı bulunduğunu kanıtlayamadığı, bu bakımdan ticaret ünvanının terkini koşullarının gerçekleştiği, esasen davalı yargılama sırasında ticaret ünvanını değiştirdiğinden dava konusuz kalmış ise de, yeniden tescilin önlenmesi için terkin kararı vermek gerektiği gerekçesi ile, davanın kabulüne, HUMMER ibaresinin davalının ticaret ünvanından terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi temsile yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir. Aynı Yasa’nın 20. maddesinde, anılan 12 ve 13 ncü maddelerine atıf yapılarak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Somut olayda, tefrik kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi temsile yetkili kişinin o sırada tebligatı bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.
1982 Anayasasının 36. ve HUMK'nun 73. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece usulüne uygun bir şekilde taraf teşkili yapılmadan, davalının sorumluluğuna hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, yargılama sırasında davalının ticaret ünvanını değiştirerek Servis Prestij Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ünvanını aldığı belirlendiğine göre, terkin istemi yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu kalmadığından, mahkemece, davalının Hummer ibaresini ticaret ünvanında asli unsur olarak kullanmasının davacının tanınmış marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve men'ine şeklinde karar verilmesi gerekirken, infazı mümkün olmayan terkin kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7782 E. 2011/7040 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz kararda… e göre de, yargılama sırasında davalının ticaret ünvanını değiştirerek Servis Prestij Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ünvanını aldığı belirlendiğine göre, «terkin» istemi yönünden taraflar arasındaki «uyuşmazlığın konusu» kalmadığından, mahkemece, davalının Hummer ibaresini ticaret ünvanında asli unsur olarak kullanmasının davacının tanınmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespit ve men'ine şeklinde karar verilmesi gerekirken, «infazı» mümkün olmayan terkin kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı markalarının tescilli olduğu sınıflardaki mal/hizmet üzerinde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafından kullanıma yönelik olarak sunulan faturalardan «uyuşmazlık konusu» HUMMER markasını «taşıyan» emtialara ilişkin lisans ve franchise bedelinin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · iflas · taşıyan · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda… ru ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 1 nolu FSHHM’nin 2005/399 esas sayılı dosyasının tarafları aynı olmakla birlikte konularının farklı olduğu, davalı şirketin «iflas» etmesinin markanın kullanılmaması için başlı başına haklı bir neden oluşturmayacağından, davanın esasına girilerek gerekli araştırma ve incelemenin yapıldığı, dava …
556 Sayılı KHK'nin 14. maddesine göre, markanın tescil tarihinden itibaren haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz «ara» verilmesi halinde marka iptal edilir.
Markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz «ara» verilmesinin müeyyidesi ise, yukarıda açıklanan hükümlerde belirtilen koşulların oluşması halinde açılacak dava sonunda markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesidir.
Mahkemece, davalı markalarının tescilli olduğu sınıflardaki mal/hizmet üzerinde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafından kullanıma yönelik olarak sunulan faturalardan «uyuşmazlık konusu» HUMMER markasını «taşıyan» emtialara ilişkin lisans ve franchise bedelinin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14110 E. 2010/56 K.
Ortak:tebligat · terkin · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, «tefrik» kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, «ticaret unvanı» olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir «iltibasa» yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin «görevli» olmadığından «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · ilan
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı şirket bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle davanın kabulüne hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
… cının 1995 yılından beri anılan markayı tescil ettirdiği ve kesintisiz kullandığı, aynı ve benzer ürünleri yönünden öncelik hakkının davacıda olduğu, diğer markanın «terkini» isteminin süre ve esas yönünden reddi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 29.04.1997 tarihli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, hükmün «ilanına», diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12981 E. 2011/14418 K.
Ortak:tebligat · terkin · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, «tefrik» kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, «ticaret unvanı» olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir «iltibasa» yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin «görevli» olmadığından «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, YİDK. kararının iptali ile davalı şirket adına tescilli markanın 39 ncu sınıf yönünden hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» istemine ilişkin olup, 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre de, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · acentelik sözleşmesi · savunma hakkı · kısıtlılık · sicilden terkin · acentelik · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… hizmetlerin redde dayanak marka kapsamında bulunduğu, 556 sayılı KHK’nin 7/1-b bendi anlamında tescil engelinin gerçekleştiği, işarete başvuru öncesinde kullanımla «ayırt edicilik» sağlandığı yönündeki savlar doğru olsa dahi, tespit edilen mutlak red nedeninin aşılmasının hukuken olanaklı görülmediği, 556 sayılı KHK'nin 8/3-5 nci maddesi çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, ayrıca davalı şirketin 24.08.1999'dan 07.09.2004 tarihine kadar davacı şirketin «acentesi» olarak çalıştığı, davalı şirketin «acentelik sözleşmesinin» feshinden yalnızca 8 gün sonra 15.09.2004 tarihinde "MERMERLER" ibaresini marka olarak tescil ettirme girişiminin kötü niyetli olduğunu gösterdiği gerekçesiyle dav …
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı şirket bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava, YİDK. kararının iptali ile davalı şirket adına tescilli markanın 39 ncu sınıf yönünden hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» istemine ilişkin olup, 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre de, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17951 E. 2013/15258 K.
Ortak:tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, «tefrik» kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, «ticaret unvanı» olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir «iltibasa» yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin «görevli» olmadığından «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12'nci ve 13'ncü, Tüzüğün ise 17'nci ve 18'nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan Kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, dava dilekçesi ve duruşma gününü içeren tebliğ evrakı, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirketin daimi çalışanı kasiyer Gülnaz Şen'e doğrudan tebliğ edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18940 E. 2015/5549 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12477 E. 2014/19732 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · kâr payı · ibraz
Benzer bu kararda… kasını ayırt edici unsurunu değiştirmeksizin kullandığı, davalının markasını ayakkabılar, ayak giysileri, botlar, spor ayakkabılar, çizmeler yönünden ciddi ve pazar «payı» yaratacak kullanımının bulunduğu, «ibraz» edilen az sayıdaki giyim eşyası numunelerinin ne zaman üretildiklerinin belli olmadığı, ibraz edilen reklam bandının markasal kullanımı ispata yeterli olmadığı, he …
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı şirketin tamamen iptal edildiğini, kapandığını, hali hazırda hukuken geçerli bir «tüzel kişiliğinin» bulunmadığını belirterek davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığını ileri sürmüştür.
Corporation şirketinin dava konusu edilen markayı devrettiği, bu doğrultuda «müddeabihi» devralan sıfatıyla General Motors LLC şirketinin davaya iştirak ettiği görülmüştür.
Yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekli hususlardan olan taraf ve dava «ehliyeti» HMK'nın 114. maddesinde dava şartları içerisinde sayılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7056 E. 2015/548 K.
Ortak:tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, «tefrik» kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, «ticaret unvanı» olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir «iltibasa» yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin «görevli» olmadığından «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… ..., ....'nin temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, dava dilekçesi davalılar....'ni «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirketin daimi çalışanına doğrudan tebligat yapılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · dava sebebi
Benzer bu karardaDavalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen komşunun isim ve imzasının tebliğ tutanağında bulunmaması karşısında dava dilekçesinin davalı ...’na «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
1-Mahkemenin gerekçeli kararı davalı ...’na 18.11.2013 günü «usulüne uygun tebliğ» edilmiş ve hüküm HUMK'nın 432 nci maddesinde yazılı temyiz etme süresi geçirildikten sonra 04.12.2013 tarihinde temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13694 E. , 2012/5264 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2010/34-2010/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış “Hummer” araçlarının üretimi ve pazarlanması alanında faaliyet gösterdiğini, “Hummer” ibaresinin müvekkili adına TPE nezdinde tescilli bulunduğunu, bu markanın dünyanın pek çok ülkesinde de tescil edildiğini ve çok tanınmış olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin “Hummer” ibareli markasının tanınmış bir marka olduğunun ve koruma altında bulunduğunun tespitine, davalılardan Rute İth.ve İhr.A.Ş.’ne ait “Hummer” ibareli markaların müvekkiline devrine veya markanın tanınmış olması sebebiyle iptaline ve sicil kayıtlarının terkinine, davalılardan “Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş.’nin unvanındaki “Hummer” ibaresinin müvekkilinin markasına tecavüz oluşturması nedeniyle ticaret unvanından çıkarılmasına, dilekçede yazılı maddi ve manevi tazminatlar ile diğer istemlere karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, ticaret unvanı olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir iltibasa yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin görevli olmadığından görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, Enstitü aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkemenin Ankara İhtisas Mahkemeleri olduğunu, TPE’ye başvurulmadan doğrudan doğruya mahkemeye dava açılarak markanın tanınmışlığının tespitini istemenin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Rute İth. ve İhr.A.Ş. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin yetkisizliğe ilişkin 19.09.2006 tarihli kararı, Dairenin 26.06.2008 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozulan dosya mahkemenin 2009/66 E sırasına kaydolunmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, iş bu Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. hakkındaki dava mahkemenin 22.12.2009 tarihli kararı ile tefrik olunarak 2010/34 esas sırasına kaydolunmuştur.
Yargılama sonunda, mahkemece, ana dosyaya klasör halinde sunulan delillerden, davalı şirketin ünvan değişikliğine gittiği tarihte, HUMMER markasının dünyadaki tescil sayısı, yapılan reklam ve tanıtım dökümanları, Ankara Fikri Sınai Haklar Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret ünvanını HUMMER olarak değiştirdiği tarihte, davacının HUMMER markasının tanınmış olduğu ve markanın davacıya ait olduğunun bilindiği,davalının ibare üzerinde davacıya nazaran öncelik hakkı bulunduğunu kanıtlayamadığı, bu bakımdan ticaret ünvanının terkini koşullarının gerçekleştiği, esasen davalı yargılama sırasında ticaret ünvanını değiştirdiğinden dava konusuz kalmış ise de, yeniden tescilin önlenmesi için terkin kararı vermek gerektiği gerekçesi ile, davanın kabulüne, HUMMER ibaresinin davalının ticaret ünvanından terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi temsile yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Aynı Yasa’nın 20. maddesinde, anılan 12 ve 13 ncü maddelerine atıf yapılarak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Somut olayda, tefrik kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi temsile yetkili kişinin o sırada tebligatı bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.
1982 Anayasasının 36. ve HUMK'nun 73. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece usulüne uygun bir şekilde taraf teşkili yapılmadan, davalının sorumluluğuna hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, yargılama sırasında davalının ticaret ünvanını değiştirerek Servis Prestij Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ünvanını aldığı belirlendiğine göre, terkin istemi yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu kalmadığından, mahkemece, davalının Hummer ibaresini ticaret ünvanında asli unsur olarak kullanmasının davacının tanınmış marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve men'ine şeklinde karar verilmesi gerekirken, infazı mümkün olmayan terkin kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın kabul şekli itibariyle BOZULMASINA,(3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056362400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz