6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticaret unvanından çıkarılma

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13694 E. 2012/5264 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davaların ayrılması (tefrik) yeniden tescil tebligat kanunu m.35 tefrik ihtisas mahkemesi infaz ticaret unvanı marka hakkına tecavüz uyuşmazlık konusu anonim şirket maddi ve manevi tazminat görevsizlik kararı tebligat terkin yetkisizlik kararı haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi temsil iltibas görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 73

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2010/13694 E.  ,  2012/5264 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2010/34-2010/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış “Hummer” araçlarının üretimi ve pazarlanması alanında faaliyet gösterdiğini, “Hummer” ibaresinin müvekkili adına TPE nezdinde tescilli bulunduğunu, bu markanın dünyanın pek çok ülkesinde de tescil edildiğini ve çok tanınmış olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin “Hummer” ibareli markasının tanınmış bir marka olduğunun ve koruma altında bulunduğunun tespitine, davalılardan Rute İth.ve İhr.A.Ş.’ne ait “Hummer” ibareli markaların müvekkiline devrine veya markanın tanınmış olması sebebiyle iptaline ve sicil kayıtlarının terkinine, davalılardan “Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş.’nin unvanındaki “Hummer” ibaresinin müvekkilinin markasına tecavüz oluşturması nedeniyle ticaret unvanından çıkarılmasına, dilekçede yazılı maddi ve manevi tazminatlar ile diğer istemlere karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, ticaret unvanı olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir iltibasa yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin görevli olmadığından görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, Enstitü aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkemenin Ankara İhtisas Mahkemeleri olduğunu, TPE’ye başvurulmadan doğrudan doğruya mahkemeye dava açılarak markanın tanınmışlığının tespitini istemenin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı Rute İth. ve İhr.A.Ş. vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemenin yetkisizliğe ilişkin 19.09.2006 tarihli kararı, Dairenin 26.06.2008 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozulan dosya mahkemenin 2009/66 E sırasına kaydolunmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, iş bu Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. hakkındaki dava mahkemenin 22.12.2009 tarihli kararı ile tefrik olunarak 2010/34 esas sırasına kaydolunmuştur.

Yargılama sonunda, mahkemece, ana dosyaya klasör halinde sunulan delillerden, davalı şirketin ünvan değişikliğine gittiği tarihte, HUMMER markasının dünyadaki tescil sayısı, yapılan reklam ve tanıtım dökümanları, Ankara Fikri Sınai Haklar Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret ünvanını HUMMER olarak değiştirdiği tarihte, davacının HUMMER markasının tanınmış olduğu ve markanın davacıya ait olduğunun bilindiği,davalının ibare üzerinde davacıya nazaran öncelik hakkı bulunduğunu kanıtlayamadığı, bu bakımdan ticaret ünvanının terkini koşullarının gerçekleştiği, esasen davalı yargılama sırasında ticaret ünvanını değiştirdiğinden dava konusuz kalmış ise de, yeniden tescilin önlenmesi için terkin kararı vermek gerektiği gerekçesi ile, davanın kabulüne, HUMMER ibaresinin davalının ticaret ünvanından terkinine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi temsile yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir. Aynı Yasa’nın 20. maddesinde, anılan 12 ve 13 ncü maddelerine atıf yapılarak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.

Somut olayda, tefrik kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi temsile yetkili kişinin o sırada tebligatı bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.

1982 Anayasasının 36. ve HUMK'nun 73. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu durumda, mahkemece usulüne uygun bir şekilde taraf teşkili yapılmadan, davalının sorumluluğuna hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

2- Kabule göre de, yargılama sırasında davalının ticaret ünvanını değiştirerek Servis Prestij Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ünvanını aldığı belirlendiğine göre, terkin istemi yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu kalmadığından, mahkemece, davalının Hummer ibaresini ticaret ünvanında asli unsur olarak kullanmasının davacının tanınmış marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve men'ine şeklinde karar verilmesi gerekirken, infazı mümkün olmayan terkin kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.

3- Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7782 E. 2011/7040 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14110 E. 2010/56 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka Hakkının İptal İstemli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12981 E. 2011/14418 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17951 E. 2013/15258 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18940 E. 2015/5549 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12477 E. 2014/19732 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7056 E. 2015/548 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/13694 E.  ,  2012/5264 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2010/34-2010/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış “Hummer” araçlarının üretimi ve pazarlanması alanında faaliyet gösterdiğini, “Hummer” ibaresinin müvekkili adına TPE nezdinde tescilli bulunduğunu, bu markanın dünyanın pek çok ülkesinde de tescil edildiğini ve çok tanınmış olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin “Hummer” ibareli markasının tanınmış bir marka olduğunun ve koruma altında bulunduğunun tespitine, davalılardan Rute İth.ve İhr.A.Ş.’ne ait “Hummer” ibareli markaların müvekkiline devrine veya markanın tanınmış olması sebebiyle iptaline ve sicil kayıtlarının terkinine, davalılardan “Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş.’nin unvanındaki “Hummer” ibaresinin müvekkilinin markasına tecavüz oluşturması nedeniyle ticaret unvanından çıkarılmasına, dilekçede yazılı maddi ve manevi tazminatlar ile diğer istemlere karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, ticaret unvanı olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir iltibasa yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin görevli olmadığından görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, Enstitü aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkemenin Ankara İhtisas Mahkemeleri olduğunu, TPE’ye başvurulmadan doğrudan doğruya mahkemeye dava açılarak markanın tanınmışlığının tespitini istemenin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı Rute İth. ve İhr.A.Ş. vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemenin yetkisizliğe ilişkin 19.09.2006 tarihli kararı, Dairenin 26.06.2008 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozulan dosya mahkemenin 2009/66 E sırasına kaydolunmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, iş bu Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. hakkındaki dava mahkemenin 22.12.2009 tarihli kararı ile tefrik olunarak 2010/34 esas sırasına kaydolunmuştur.

Yargılama sonunda, mahkemece, ana dosyaya klasör halinde sunulan delillerden, davalı şirketin ünvan değişikliğine gittiği tarihte, HUMMER markasının dünyadaki tescil sayısı, yapılan reklam ve tanıtım dökümanları, Ankara Fikri Sınai Haklar Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret ünvanını HUMMER olarak değiştirdiği tarihte, davacının HUMMER markasının tanınmış olduğu ve markanın davacıya ait olduğunun bilindiği,davalının ibare üzerinde davacıya nazaran öncelik hakkı bulunduğunu kanıtlayamadığı, bu bakımdan ticaret ünvanının terkini koşullarının gerçekleştiği, esasen davalı yargılama sırasında ticaret ünvanını değiştirdiğinden dava konusuz kalmış ise de, yeniden tescilin önlenmesi için terkin kararı vermek gerektiği gerekçesi ile, davanın kabulüne, HUMMER ibaresinin davalının ticaret ünvanından terkinine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi temsile yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.

Aynı Yasa’nın 20. maddesinde, anılan 12 ve 13 ncü maddelerine atıf yapılarak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.

Somut olayda, tefrik kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi temsile yetkili kişinin o sırada tebligatı bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.

1982 Anayasasının 36. ve HUMK'nun 73. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu durumda, mahkemece usulüne uygun bir şekilde taraf teşkili yapılmadan, davalının sorumluluğuna hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

2- Kabule göre de, yargılama sırasında davalının ticaret ünvanını değiştirerek Servis Prestij Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ünvanını aldığı belirlendiğine göre, terkin istemi yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu kalmadığından, mahkemece, davalının Hummer ibaresini ticaret ünvanında asli unsur olarak kullanmasının davacının tanınmış marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve men'ine şeklinde karar verilmesi gerekirken, infazı mümkün olmayan terkin kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.

3- Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın kabul şekli itibariyle BOZULMASINA,(3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056362400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.