Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14110 E. 2010/56 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
savunma hakkının kısıtlanması↗ tebligat kanunu m.35↗ savunma hakkı↗ kısıtlılık↗ tebligat↗ terkin↗ ilan↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davacı şirketin 1992 yılında devir aldığı "...+şekil" ibareli tescilli marka ile davalının 29.04.1997 tarihinde tescilli "HACI...+şekil" markasının ortak emtiasının "baklava" olduğu, "..." ibarelerinin ayırtedici baskın unsuru oluşturduğu, diğer ibare ve şekillerin vurgulayıcı ve ayırtedici olmadığı, 556 sayılı KHK' nin 8/1-b maddesi koşullarının davacı yararına oluştuğu, davacının 1995 yılından beri anılan markayı tescil ettirdiği ve kesintisiz kullandığı, aynı ve benzer ürünleri yönünden öncelik hakkının davacıda olduğu, diğer markanın terkini isteminin süre ve esas yönünden reddi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 29.04.1997 tarihli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, hükmün ilanına, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir. Tebligat parçasında tüzel kişiyi temsile yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir. Aynı Yasa’nın 20. Maddesinde,anılan 12 nci ve 13 ncü maddelere atıf yapılarak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Somut olayda, davalı şirketi temsile yetkili kişinin o sırada tebligatı bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılmıştır.
Anayasa' nın 36. ve HUMK.'nun 73. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı şirket bakımından taraf teşkili yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle davanın kabulüne hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı şirket temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17951 E. 2013/15258 K.
Ortak:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı şirket bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle davanın kabulüne hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12'nci ve 13'ncü, Tüzüğün ise 17'nci ve 18'nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan Kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12981 E. 2011/14418 K.
Ortak:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · tebligat · terkin · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı şirket bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle davanın kabulüne hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Benzer bu kararda1-Dava, YİDK. kararının iptali ile davalı şirket adına tescilli markanın 39 ncu sınıf yönünden hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» istemine ilişkin olup, 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre de, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı şirket bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · sicilden terkin · acentelik · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… hizmetlerin redde dayanak marka kapsamında bulunduğu, 556 sayılı KHK’nin 7/1-b bendi anlamında tescil engelinin gerçekleştiği, işarete başvuru öncesinde kullanımla «ayırt edicilik» sağlandığı yönündeki savlar doğru olsa dahi, tespit edilen mutlak red nedeninin aşılmasının hukuken olanaklı görülmediği, 556 sayılı KHK'nin 8/3-5 nci maddesi çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, ayrıca davalı şirketin 24.08.1999'dan 07.09.2004 tarihine kadar davacı şirketin «acentesi» olarak çalıştığı, davalı şirketin «acentelik sözleşmesinin» feshinden yalnızca 8 gün sonra 15.09.2004 tarihinde "MERMERLER" ibaresini marka olarak tescil ettirme girişiminin kötü niyetli olduğunu gösterdiği gerekçesiyle dav …
1-Dava, YİDK. kararının iptali ile davalı şirket adına tescilli markanın 39 ncu sınıf yönünden hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» istemine ilişkin olup, 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre de, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7056 E. 2015/548 K.
Ortak:tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılmıştır.
Benzer bu kararda… ..., ....'nin temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, dava dilekçesi davalılar....'ni «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirketin daimi çalışanına doğrudan tebligat yapılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · dava sebebi
Benzer bu karardaDavalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen komşunun isim ve imzasının tebliğ tutanağında bulunmaması karşısında dava dilekçesinin davalı ...’na «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
1-Mahkemenin gerekçeli kararı davalı ...’na 18.11.2013 günü «usulüne uygun tebliğ» edilmiş ve hüküm HUMK'nın 432 nci maddesinde yazılı temyiz etme süresi geçirildikten sonra 04.12.2013 tarihinde temyiz edilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3251 E. 2012/9076 K.
Ortak:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı şirket bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle davanın kabulüne hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı bakımından taraf teşkili tamamlanmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş bölümü · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alışveriş merkezinin tahliye logarını şehir kanalizasyon şebekesine bağlayan «bölümde» meydana gelen tıkanıklık nedeniyle tahliye logarının taşması sonucu pis suların sigortalı işyerinde bulunan halılara zarar verdiği, «hasarın» 4.254 TL olarak hesaplandığı, davalının, hasarın meydana gelmesinde sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.254 TL'nin 28.03.2007 tarihinden itibar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10567 E. 2014/1891 K.
Ortak:tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılmıştır.
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. ve 13., Tüzüğün ise 17. ve 18. maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışanına tebligat yapılması doğru değildir.
Dosya kapsamında taraflar arasında nar emtiasının saklanması konusunda yazılı bir sözleşme «ibraz» edilmemiş, tespit dosyalarında da davalı «temsilcisi» veya vekili veya bir işçisinin tespit işlemine katıldığı açıklanmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · hukuki dinlenilme hakkı · depo kararı · ıslah · cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu kararda… anıtlar, yaptırılan tespitler ve bu tespitler sonucu düzenlenen raporlar kapsamına göre, davacıya ait nar emtiasının muhafazası için davalıya ait atmosfer kontrollü «depoya» bırakıldığı, depolama koşullarının yetersizliği nedeniyle emtianın tamamen bozulduğu, zarar tutarına tarafların itiraz etmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne, 120.000 TL'nin 04.03.2011 tarihinden, 195.000 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 23.11.2011 gününden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili, davanın varlığını taşınmazının «kaydına» konulan tedbir kararından öğrendiğini açıklayarak süresinde kararı temyiz etmiş, dava ve «ıslah» dilekçesinde belirtilen adresin, müvekkili şirketin adresi olmadığını, işyerinin kendi işyeri bulunmadığını savunmuştur.
1- Dava, «saklama sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava ve «ıslah» dilekçeleri davalının adresi olduğu ileri sürülen 'Develi-Kayseri Yolu üzeri 5. km'de bulunan işyerindeki işçi Özcan Ant'a tebliğ edilerek ve taraf teşkili yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13841 E. 2012/4329 K.
Ortak:tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılmıştır.
Benzer bu kararda1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · usulsüz tebliğ · hükümsüzlüğün tespiti · iptal davası · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… onu marka başvurusunda bulunan “matbaa ve ciltleme malzemeleri, badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar, büro makineleri” dışında kalan emtia yönünden kısmen «iptaline, davaya» konu marka başvurusu hükümden düştüğünden markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6315 E. 2018/1260 K.
Ortak:tebligat · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Maddesinde,anılan 12 nci ve 13 ncü maddelere atıf yapılarak, kendisine «tebligat» yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Benzer bu kararda… vaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · istifa · tescilsiz tasarım · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu kararda24.11.2015 günlü duruşmaya karşı davacının gelmemesi ve kabule değer bir «mazeret» bildirmemesi nedeniyle karşı dava dosyasının «işlemden kaldırılmasına», 3 aylık yasal sürenin sonunda da karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Usulsüz tebliğe rağmen «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ve üç aylık yasal sürede «yenilenmediği» gerekçesiyle karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı-karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; karşı davanın takip edilmediği, üç aylık yasal süre içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle «açılmamış sayılmasına», asıl davada davalı ....
Avize’ye ait 2013/03675-1, 4, 5, 7, 9, 17, 19, 23, 24, 27, 2013/03667-5, 6, 8 numaralı «tescilli tasarımların» yenilik ve «ayırt edicilik» vasıflarını haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. .../...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13694 E. 2012/5264 K.
Ortak:tebligat · terkin · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılmıştır.
Benzer bu kararda1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci, ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye,bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, «tefrik» kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, «ticaret unvanı» olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir «iltibasa» yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin «görevli» olmadığından «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · tefrik · infaz · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu · görevsizlik kararı · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… e göre de, yargılama sırasında davalının ticaret ünvanını değiştirerek Servis Prestij Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ünvanını aldığı belirlendiğine göre, «terkin» istemi yönünden taraflar arasındaki «uyuşmazlığın konusu» kalmadığından, mahkemece, davalının Hummer ibaresini ticaret ünvanında asli unsur olarak kullanmasının davacının tanınmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespit ve men'ine şeklinde karar verilmesi gerekirken, «infazı» mümkün olmayan terkin kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, «ticaret unvanı» olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir «iltibasa» yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin «görevli» olmadığından «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin «yetkisizliğe» ilişkin 19.09.2006 tarihli kararı, Dairenin 26.06.2008 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozulan dosya mahkemenin 2009/66 E sırasına kaydolunmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, iş bu Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. hakkındaki dava mahkemenin 22.12.2009 tarihli kararı ile «tefrik» olunarak 2010/34 esas sırasına kaydolunmuştur.
… duğu ve markanın davacıya ait olduğunun bilindiği,davalının ibare üzerinde davacıya nazaran öncelik hakkı bulunduğunu kanıtlayamadığı, bu bakımdan ticaret ünvanının «terkini» koşullarının gerçekleştiği, esasen davalı yargılama sırasında ticaret ünvanını değiştirdiğinden dava konusuz kalmış ise de, «yeniden tescilin» önlenmesi için terkin kararı vermek gerektiği gerekçesi ile, davanın kabulüne, HUMMER ibaresinin davalının ticaret ünvanından terkinine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14110 E. , 2010/56 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.04.2007 tarih ve 2002/191-2007/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi -davalı şirket temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin "...+şekil" markasını 09.05.1977 yılından bu yana tescil ettirildiğini ve tanıttığını, aynı sektörde baklavacılık yapan davalı şirketin 16.06.1995 ve 29.04.1997 tarihlerinde "...+şekil" markasını tescil ettirdiğini ileri sürerek, anılan markaların terkinini, davalının tecavüzünün önlenmesini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davacı şirketin 1992 yılında devir aldığı "...+şekil" ibareli tescilli marka ile davalının 29.04.1997 tarihinde tescilli "HACI...+şekil" markasının ortak emtiasının "baklava" olduğu, "..." ibarelerinin ayırtedici baskın unsuru oluşturduğu, diğer ibare ve şekillerin vurgulayıcı ve ayırtedici olmadığı, 556 sayılı KHK' nin 8/1-b maddesi koşullarının davacı yararına oluştuğu, davacının 1995 yılından beri anılan markayı tescil ettirdiği ve kesintisiz kullandığı, aynı ve benzer ürünleri yönünden öncelik hakkının davacıda olduğu, diğer markanın terkini isteminin süre ve esas yönünden reddi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 29.04.1997 tarihli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, hükmün ilanına, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir. Tebligat parçasında tüzel kişiyi temsile yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Aynı Yasa’nın 20. Maddesinde,anılan 12 nci ve 13 ncü maddelere atıf yapılarak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Somut olayda, davalı şirketi temsile yetkili kişinin o sırada tebligatı bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılmıştır.
Anayasa' nın 36. ve HUMK.'nun 73. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı şirket bakımından taraf teşkili yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle davanın kabulüne hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı şirket temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket temsilcisinin bir bölüm temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle,diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007545100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz