Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7782 E. 2011/7040 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ara karar↗ uyuşmazlık konusu↗ iflas↗ taşıyan↗ eksik inceleme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 1 nolu FSHHM’nin 2005/399 esas sayılı dosyasının tarafları aynı olmakla birlikte konularının farklı olduğu, davalı şirketin iflas etmesinin markanın kullanılmaması için başlı başına haklı bir neden oluşturmayacağından, davanın esasına girilerek gerekli araştırma ve incelemenin yapıldığı, davalı tarafından dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde davalı tarafın HUMMER markasını lisans sözleşmelerine konu ettiği, projelerde kullandığı 556 sayılı KHK’nin 14. maddesine dayalı hükümsüzlük şartlarının somut dava dosyasında gerçekleşmediği, davacı tarafından markanın ciddi olarak kullanımına ilişkin değişik mahkemelerden verilen kararları itiraz dilekçesine eklediği anlaşılmış ise de, hukuki gerekçenin somut dava dosyalarına göre şekillendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 Sayılı KHK'nin 14 ve 42/1-(c) maddeleri uyarınca açılan davalı adına tescilli 181840 numaralı HUMMER+şekil, 199307 HUMMER+şekil, 200022 numaralı HUMMER ve 201392 nolu HUMMER markalarının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK'nin 14. maddesine göre, markanın tescil tarihinden itibaren haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde marka iptal edilir. Aynı KHK'nin 42/1-(c) bendine göre de, 14. maddeye aykırılık hükümsüzlük nedenidir. Bu hükümlerle, tescilli marka hakkı sahibine markanın tescil edildiği mal veya hizmetler de kullanılması zorunluluğu getirilmiştir. Markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesinin müeyyidesi ise, yukarıda açıklanan hükümlerde belirtilen koşulların oluşması halinde açılacak dava sonunda markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesidir.
Mahkemece, davalı markalarının tescilli olduğu sınıflardaki mal/hizmet üzerinde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafından kullanıma yönelik olarak sunulan faturalardan uyuşmazlık konusu HUMMER markasını taşıyan emtialara ilişkin lisans ve franchise bedelinin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporunda faturalara dayanılarak davalının davaya konu markaları KHK 14. maddesi anlamında kullandığı yönünde görüş belirtilmiş ise de söz konusu kullanımın KHK 14. ve 42. maddeleri anlamında bir kullanım olarak nitelendirilmesi için ciddi kullanım olduğunun davalı tarafından kanıtlanması gerekir. Ciddi kullanımın ispatı için salt lisans faturalarının ibrazı yeterli olmayıp ayrıca lisans verilen dava dışı şirketlerinde sözkonusu ürünler üzerinde markasal kullanımları bulunduğunun ispatı gerekir. Lisans sözleşmesi sicile kaydedilmemiş olsa bile, dava konusu markaların sahibi olan davalının lisans alanlarca yapılan kullanmadan 556 sayılı KHK'nın 14. ve 42. maddeleri uyarınca yararlanması, ancak lisans alanlarında ciddi kullanımı olduğu taktirde mümkün olabilecektir. Bu durumda mahkemece davalıdan faturalarda geçen lisanslara ilişkin kullanıma dair delilleri istenilerek sözkonusu kullanımın dava konusu markaların kapsadığı emtia ve hizmetlerle örtüşüp örtüşmediği ayrı ayrı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13694 E. 2012/5264 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı markalarının tescilli olduğu sınıflardaki mal/hizmet üzerinde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafından kullanıma yönelik olarak sunulan faturalardan «uyuşmazlık konusu» HUMMER markasını «taşıyan» emtialara ilişkin lisans ve franchise bedelinin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… e göre de, yargılama sırasında davalının ticaret ünvanını değiştirerek Servis Prestij Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ünvanını aldığı belirlendiğine göre, «terkin» istemi yönünden taraflar arasındaki «uyuşmazlığın konusu» kalmadığından, mahkemece, davalının Hummer ibaresini ticaret ünvanında asli unsur olarak kullanmasının davacının tanınmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespit ve men'ine şeklinde karar verilmesi gerekirken, «infazı» mümkün olmayan terkin kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · tefrik · infaz · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · görevsizlik kararı · tebligat · terkin
Benzer bu kararda… e göre de, yargılama sırasında davalının ticaret ünvanını değiştirerek Servis Prestij Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ünvanını aldığı belirlendiğine göre, «terkin» istemi yönünden taraflar arasındaki «uyuşmazlığın konusu» kalmadığından, mahkemece, davalının Hummer ibaresini ticaret ünvanında asli unsur olarak kullanmasının davacının tanınmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespit ve men'ine şeklinde karar verilmesi gerekirken, «infazı» mümkün olmayan terkin kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
Davalı Hummer Otomotiv Tekstil Turizm Yayıncılık İth.İhr.San.A.Ş. vekili, “Hummer” ibaresinin müvekkili tarafından marka olarak değil, «ticaret unvanı» olarak kullanıldığı, kullanılan ticaret unvanının herhangi bir «iltibasa» yer verecek nitelikte olmadığını savunarak, açılmış bulunan davaların ayrılmasına, müvekkil şirkete karşı açılan davada mahkemenin «görevli» olmadığından «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… duğu ve markanın davacıya ait olduğunun bilindiği,davalının ibare üzerinde davacıya nazaran öncelik hakkı bulunduğunu kanıtlayamadığı, bu bakımdan ticaret ünvanının «terkini» koşullarının gerçekleştiği, esasen davalı yargılama sırasında ticaret ünvanını değiştirdiğinden dava konusuz kalmış ise de, «yeniden tescilin» önlenmesi için terkin kararı vermek gerektiği gerekçesi ile, davanın kabulüne, HUMMER ibaresinin davalının ticaret ünvanından terkinine karar verilmiştir.
Somut olayda, «tefrik» kararından sonra tensip tutanağı ve ilk duruşma günü, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebliğ olunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12477 E. 2014/19732 K.
Ortak:ibraz · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaCiddi kullanımın ispatı için salt lisans faturalarının «ibrazı» yeterli olmayıp ayrıca lisans verilen dava dışı şirketlerinde sözkonusu ürünler üzerinde markasal kullanımları bulunduğunun ispatı gerekir.
Benzer bu kararda… kasını ayırt edici unsurunu değiştirmeksizin kullandığı, davalının markasını ayakkabılar, ayak giysileri, botlar, spor ayakkabılar, çizmeler yönünden ciddi ve pazar «payı» yaratacak kullanımının bulunduğu, «ibraz» edilen az sayıdaki giyim eşyası numunelerinin ne zaman üretildiklerinin belli olmadığı, ibraz edilen reklam bandının markasal kullanımı ispata yeterli olmadığı, he …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · kâr payı
Benzer bu karardaDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı şirketin tamamen iptal edildiğini, kapandığını, hali hazırda hukuken geçerli bir «tüzel kişiliğinin» bulunmadığını belirterek davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığını ileri sürmüştür.
… kasını ayırt edici unsurunu değiştirmeksizin kullandığı, davalının markasını ayakkabılar, ayak giysileri, botlar, spor ayakkabılar, çizmeler yönünden ciddi ve pazar «payı» yaratacak kullanımının bulunduğu, «ibraz» edilen az sayıdaki giyim eşyası numunelerinin ne zaman üretildiklerinin belli olmadığı, ibraz edilen reklam bandının markasal kullanımı ispata yeterli olmadığı, he …
Corporation şirketinin dava konusu edilen markayı devrettiği, bu doğrultuda «müddeabihi» devralan sıfatıyla General Motors LLC şirketinin davaya iştirak ettiği görülmüştür.
Yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekli hususlardan olan taraf ve dava «ehliyeti» HMK'nın 114. maddesinde dava şartları içerisinde sayılmıştır.
-
Marka hükümsüzlüğü | Ticaret unvanından çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/621 E. 2022/4503 K.
Ortak:ara karar
İncelediğiniz kararda556 Sayılı KHK'nin 14. maddesine göre, markanın tescil tarihinden itibaren haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz «ara» verilmesi halinde marka iptal edilir.
Markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz «ara» verilmesinin müeyyidesi ise, yukarıda açıklanan hükümlerde belirtilen koşulların oluşması halinde açılacak dava sonunda markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesidir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «tasfiye» sürecine girdiği davacının dayanak markalarının GENERAL MOTORS LLC’ye devir edildiği bildirildiğinden HMK 125/2 madde kapsamında GENERAL MOTORS LLC’ davacı olarak Uyap kayıtlarına işlendiği, hükümsüzlük sebepleri arasında tanınmışlık iddiasına da dayanmakta olup, hükümsüzlüğü istenen davalı markalarının başvuru tarihinde davacıya ait markanın Türkiye'de hiç kullanılmamış olması halinde dahi HUMMER markasının Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında Türkiye'de toplumun ilgili kesimi nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaşmış bir marka vasfında olup olmadığının keza tanınmış ise bu tanınmışlığın hangi tarihte başladığı ve farklı mal ve hizmetler yönünden davacının markasının itibarına zarar verebileceği veya tescil edilen markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlara neden olup olmayacağının tespiti kapsamında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için mahkememizce «ara» karar oluşturulmuş ancak davacı vekili dosyadaki delillerin tanınmışlık incelemesi için yeterli olduğunu, bu nedenle «bilirkişi ücretini» yatırmadıklarını beyan etmesi nedeniyle dosyaya sunulan deliller dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, Paris Sözleşmesinin 1.mükerrer 6. maddesinde, KHK’nın gerek 7/1-i gerekse 8/4 maddeleri anlamında tanınmış markalardan ne anlamak gerektiği konusunda açık bir hüküm bulunmadığı, ancak yüksek mahkeme ilamlarına göre tanınmış markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yararlanma ve itibarına zarar verme koşullarının gözetilmesi gerektiğine işaret edildiği, WIPO nezdinde oluşturulan «komisyon» ise tanınmış markalarla ilgili bir kısım kriterler belirlediği, buna göre de tanınmışlığın tespitinde, markanın kullanım süresi, kapsamı ve coğrafik alanının geniş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · mükerrerlik · garantörlük · komisyon · taşıyıcı · kötü niyet · bilirkişi incelemesi · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «tasfiye» sürecine girdiği davacının dayanak markalarının GENERAL MOTORS LLC’ye devir edildiği bildirildiğinden HMK 125/2 madde kapsamında GENERAL MOTORS LLC’ davacı olarak Uyap kayıtlarına işlendiği, hükümsüzlük sebepleri arasında tanınmışlık iddiasına da dayanmakta olup, hükümsüzlüğü istenen davalı markalarının başvuru tarihinde davacıya ait markanın Türkiye'de hiç kullanılmamış olması halinde dahi HUMMER markasının Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında Türkiye'de toplumun ilgili kesimi nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaşmış bir marka vasfında olup olmadığının keza tanınmış ise bu tanınmışlığın hangi tarihte başladığı ve farklı mal ve hizmetler yönünden davacının markasının itibarına zarar verebileceği veya tescil edilen markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlara neden olup olmayacağının tespiti kapsamında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için mahkememizce «ara» karar oluşturulmuş ancak davacı vekili dosyadaki delillerin tanınmışlık incelemesi için yeterli olduğunu, bu nedenle «bilirkişi ücretini» yatırmadıklarını beyan etmesi nedeniyle dosyaya sunulan deliller dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, Paris Sözleşmesinin 1.mükerrer 6. maddesinde, KHK’nın gerek 7/1-i gerekse 8/4 maddeleri anlamında tanınmış markalardan ne anlamak gerektiği konusunda açık bir hüküm bulunmadığı, ancak yüksek mahkeme ilamlarına göre tanınmış markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yararlanma ve itibarına zarar verme koşullarının gözetilmesi gerektiğine işaret edildiği, WIPO nezdinde oluşturulan «komisyon» ise tanınmış markalarla ilgili bir kısım kriterler belirlediği, buna göre de tanınmışlığın tespitinde, markanın kullanım süresi, kapsamı ve coğrafik alanının geniş …
… ibaret olduğu, dolayısıyla da markanın korunması için benzer sınıfların 3. şahıslar tarafından tescilinin yasaklandığı, bu kurala markaların uluslararası korumasını «garantileyen» TRİPS 16 ve 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesiyle sadece tanınmış markalar yönünden belli şartlarla istisna getirilerek "markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verilebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceği, sonuçlar doğurabileceği durumlarda 3. şahısların tescil başvurularının reddedileceğinin öngörüldüğü, markanın kötü niyetle tescili durumunda da spesyalite prensibinin geçerli olduğu, ancak marka kapsamındaki aynı veya benzer sınıflar için tescili halinde marka sahibi kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük isteyebileceği, ancak tescil kapsamındaki ürün ve hizmetlerden farklı sınıflar için markanın tescili serbest olduğundan ve burada korunan bir hak mevcut olmadığından ve 3. şahısların bunları zaten serbestçe kullanım hakkı bulunduğundan, farklı ürün ve sınıflar için gerçekleşen tescillere karşı marka sahibinin ileri sürülebilir yasal bir hakkı bulunmadığından kötü niyetli tescil iddiası ileri sürülemeyeceği, çünkü marka haklarının çerçevesi yasa ve uluslararası anlaşmalarla çizilmiş olup, sadece tanınmış markalar için bir tek istisna getirildiği, hatta bu istisnanın da belli koşulların varlığına tabi tutulduğu, dolayısıyla da kötü niyetli tescil durumunda markanın farklı ürün ve hizmetler için de hükümsüzlüğünün isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle markanın davacının marka kapsamında kalan otomobil ve benzeri ürün ve sınıflar için hükümsüzlüğünün «kötü niyet» nedeniyle istenebilirse de farklı olan sınıflar için hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, bu açıdan Ankara 1.
FSHHM'nin 2006/448 E. ve 2011/235 K sayılı ilamı gerek «kötüniyet», gerek tanınmışlık ile ilgili tespitler yönünden delil olarak değerelendirilecekse de; huzurdaki davada davalının diğer emtia sınıfları için hükümsüzlük istemi yönünden haksız yarar sağlanacağı, itibarının zarara uğrayacağı ve risk altında bulundukları hususlarının farklı emtia sınıfı yönünden bu alandaki uzman bilirkişilerce değerlenderilmesi gerekli olup, davacının ise bu yönde bir inceleme yaptırmadığı gerekçesiyle davalı adına tescilli 181840 nolu markanın hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilli 199307 nolu markanın lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, deniz taşıtları ve parçaları, sandallar, motorlar, gemiler, yatlar, kotralar, botlar, feribotlar, kanolar, sandallar, gemiler için avara dişlileri, dümenler, seren direkleri, gemi gövdeleri, uskurlar, parvaneler, tekneleri indirme kaldırma ve suya indirme donanımları vb. uzay taşıtları da «dahil» hava taşıtları ve parçaları: balonlar, uçaklar, helikopterler, uzaya gönderilen roketler, paraşütler, çocuk arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler, yürüteçler, el arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli «taşıyıcılar» dışındaki tüm ürünler yönünden markanın hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilli 201392 nolu marka yönünden talebin reddine, davalı adına tescilli 200022 nolu markanı …
Dairemizin 01.07.2015 tarih 2015/2322 Esas- 2015/8775 Karar sayılı bozma ilamında, davacının iddiasına mesnet “Hummer” ibareli markasının Paris Sözleşmesi'nin 2. «mükerrer» ve TRIPS Anlaşması 16. maddeleri kapsamında tanınmış olup olmadığı hususunun tespit ve incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, dosyaya sunulan deliller itibariyle taraflar arasında görülen Ankara 1.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/7782 E. , 2011/7040 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/03/2009 tarih ve 2007/16-2009/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2011 gününde davacı avukatı.... gelip, davalı vekili tebligata rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin otomotiv sektöründe dünyanın en büyük üreticisi olduğunu ve Türkiye’de de yakından bilindiğini, HUMMER markalı araçların ilk versiyonunun 1979 yılında hazırlandığını, Amerikan ordusunda kullanılageldiğini, daha sonra sivil versiyonlarının üretildiğini, markanın tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin 5.5.2000 tarih ve 2000/8650 nolu markanın sahibi olduğunu, yine 21.3.2005 tarihinde HUMMER ibaresi için başvuru yaptığını, davalının bir dönem HUMMER markalı araçların Türkiye’deki distribütörlüğünü üstlendiğini ve bu dönemde davaya konu 4.8.1998 tarih ve 200.022 nolu HUMMER, 4.8.1998 tarih ve 201392 nolu HUMMER, 7.5.1997 tarih ve 181840 nolu HUMMER+şekil;
4. 8.1998 tarih ve 199307 nolu HUMMER+şekil markalarını kendi adına tescil ettirdiğini, davalının sadece ibareleri değil, silueti kendilerine ait araçları da marka olarak tescil ettirdiğini ancak davalının bu markaları kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli 181840 numaralı HUMMER şekil, 199307 HUMMER şekil, 200022 numaralı HUMMER ve 201392 nolu HUMMER markalarının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının İstanbul 1 nolu FSHHM’nin 2005/399 esas sayılı dosyasında da hükümsüzlüğe ilişkin talepte bulunduğunu ve davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının uzun bir süre sessiz kaldığını, MK.2 maddesi uyarınca davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin markalarını ciddi şekilde kullandığını, HUMMER markasının tescilli olduğu tüm sınıflar için kullanıldığını, projeler geliştirildiğini, web sayfalarında, kataloglarında gerek kendi gerekse lisans verdiği kimseler tarafından kullanıldığını, AR-GE çalışmaları ile resmi ve özel kurumlarda kullanıldığını, davacının kötüniyetle bu davayı açtığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 1 nolu FSHHM’nin 2005/399 esas sayılı dosyasının tarafları aynı olmakla birlikte konularının farklı olduğu, davalı şirketin iflas etmesinin markanın kullanılmaması için başlı başına haklı bir neden oluşturmayacağından, davanın esasına girilerek gerekli araştırma ve incelemenin yapıldığı, davalı tarafından dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde davalı tarafın HUMMER markasını lisans sözleşmelerine konu ettiği, projelerde kullandığı 556 sayılı KHK’nin 14. maddesine dayalı hükümsüzlük şartlarının somut dava dosyasında gerçekleşmediği, davacı tarafından markanın ciddi olarak kullanımına ilişkin değişik mahkemelerden verilen kararları itiraz dilekçesine eklediği anlaşılmış ise de, hukuki gerekçenin somut dava dosyalarına göre şekillendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 Sayılı KHK'nin 14 ve 42/1-(c) maddeleri uyarınca açılan davalı adına tescilli 181840 numaralı HUMMER+şekil, 199307 HUMMER+şekil, 200022 numaralı HUMMER ve 201392 nolu HUMMER markalarının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK'nin 14. maddesine göre, markanın tescil tarihinden itibaren haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde marka iptal edilir. Aynı KHK'nin 42/1-(c) bendine göre de, 14. maddeye aykırılık hükümsüzlük nedenidir. Bu hükümlerle, tescilli marka hakkı sahibine markanın tescil edildiği mal veya hizmetler de kullanılması zorunluluğu getirilmiştir. Markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesinin müeyyidesi ise, yukarıda açıklanan hükümlerde belirtilen koşulların oluşması halinde açılacak dava sonunda markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesidir.
Mahkemece, davalı markalarının tescilli olduğu sınıflardaki mal/hizmet üzerinde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafından kullanıma yönelik olarak sunulan faturalardan uyuşmazlık konusu HUMMER markasını taşıyan emtialara ilişkin lisans ve franchise bedelinin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporunda faturalara dayanılarak davalının davaya konu markaları KHK 14. maddesi anlamında kullandığı yönünde görüş belirtilmiş ise de söz konusu kullanımın KHK 14. ve 42. maddeleri anlamında bir kullanım olarak nitelendirilmesi için ciddi kullanım olduğunun davalı tarafından kanıtlanması gerekir. Ciddi kullanımın ispatı için salt lisans faturalarının ibrazı yeterli olmayıp ayrıca lisans verilen dava dışı şirketlerinde sözkonusu ürünler üzerinde markasal kullanımları bulunduğunun ispatı gerekir.
Lisans sözleşmesi sicile kaydedilmemiş olsa bile, dava konusu markaların sahibi olan davalının lisans alanlarca yapılan kullanmadan 556 sayılı KHK'nın 14. ve 42. maddeleri uyarınca yararlanması, ancak lisans alanlarında ciddi kullanımı olduğu taktirde mümkün olabilecektir. Bu durumda mahkemece davalıdan faturalarda geçen lisanslara ilişkin kullanıma dair delilleri istenilerek sözkonusu kullanımın dava konusu markaların kapsadığı emtia ve hizmetlerle örtüşüp örtüşmediği ayrı ayrı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028219800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz